“Ama İslam bizim kültürümüz!”, Satanist Olup İslama “Geri Çekilenler” ve Başka Yanılsamalar

Bu yazının başındaki görsel için topluluğumuzdan “Hypnotize” isimli kardeşimize teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Ara sıra bazı insanların Satanizm’e girmelerine veya sıcak bakmalarına rağmen, İbrahimi inançlara karşı hala içlerinde bir “çekim” olduğunu söylediklerini görüyoruz. Bunun sebeplerinden biri çok basittir. Kişi hazır olmamasına, kendi içinde bazı olayları çözmemiş olmasına rağmen acele bir şekilde Şeytan’a adanma ayinini gerçekleştiriyor. Evet, şevkli olmak güzel bir şey ancak yol bu değildir. Kişi Satanizmi keşfettiği zaman, sonuçta hepimizin orijinal dini olduğu için çok pozitif duygular ve büyük bir şevk içinde olabilir. Bunda sorun yok. Ancak kişi eğer ki bu yola girmek istiyorsa ama gerekli araştırmayı yapıp Satanizm’in gerçekten kendisi için bir yol olup olmadığını irdelememişse, veya Satanizm’e girmeden önce eski düşman inançlarından zihninde kalan şeyleri iç tahlili yapıp yok etmediyse böyle şeyler olabiliyor. O yüzden Şeytan’a adanmanızı yapmayı düşünüyorsanız bunu yapmak istediğinize ve İbrahimi inançları tamamen geride bırakmaya hazır olduğunuza emin olun. Bu çok önemlidir. Bir gün, bir hafta, hatta bir veya birkaç ay bile araştırmaya, düşünmeye, irdelemeye ve iç tahlili yapmaya devam edebilirsiniz; adanma ayini bir yere kaçmıyor. Ama hazır olmamanıza rağmen bu dine balıklama atlarsanız uykularınız kaçabilir. Bu sebepten ötürü bu konuda çok dikkat etmelisiniz.

Bunu aradan çıkarttığımıza göre, bugün asıl işleyeceğimiz ve daha büyük, bazen de daha derin olan sebebe gelelim. Düşmanın üzerimize saldığı lanetlerin yanında, bu işin bir de sosyal yanı var. Bugün de bundan bahsedeceğiz. İbrahimi inançlar, özellikle de güzel ülkemizin durumunda İslam, insanlara “kültürümüz”müş gibi lanse ediliyor. Bunu daha da körüklemek için aile, eş, dost gibi sevilen ve aramızda ciddi duygusal bağ olan insanlarla paylaşılmış “geleneksel” aktiviteler var. Aileyle “oruç açmalar”, “bayram namazları” gibi şeyler. Hele de çocukluktan beri bu sahte inançlar ve değerler bize empoze edildiği için, insan kendi içinde bu sorunu aktif bir şekilde çözene kadar bu tarz duygusal bağlar aynı zamanda (düşmanın da istismar edip kişiyi manipüle etmekte kullanabileceği) enerjetik bağlar da oluyor. Burada insanın gerçekten farkındalığını ve mantığını kullanması gerekiyor. Bunu yaparken de duygularını işin içinden çıkarmasına hiç gerek yok, aksine duygusal insanların İbrahimi inançların vahşetini daha da iyi hissedebilmesi gerekiyor.

Düşünün, siz küçükken ailenizle “oruç açın” diye bu topraklara virüs gibi yayılan inançtan ötürü kaç insan açlıktan öldü? Açların halini anlama mı? Hadi ama, bu masalları her birimiz onlarca yıl önce duyuyorduk, bunlara kanmadığımız için buradayız. Ülkemizde İslam arttıkça fakirliğin, ahlaksızlığın, şerefsizliğin, hayasızlığın arttığını görmüyor musunuz? Gerçek anlamda açlıktan ölenlerin, açlık sınırında yaşayanların da arttığını.

Peki ya “bayram” dedikleri vebalı günlerde, küçükken babanızın sizi güzel uykunuzdan kaldırıp bu Yahudi putu önünde eğilmeye götürdüğü lanetli binalarda kaç küçük çocuğa tecavüz ediliyor, bunu düşünmüyor musunuz? Onların acılarını hissetmiyor musunuz? Kim bilir, belki bir tanıdığınız bile benzer bir durumdan geçmiştir!

Ya “kurban bayramı” adına en vahşi, en barbar, en ilkel yöntemlerle acı çektirile çektirile katledilen hayvanlar? Bütün bu acılar babannenizin “kurban eti kavurmasını yemeye” değiyor mu?

Bu inanca hala çekilenler varsa bunları bilmeli, farkında olmalı. Hepimiz bu badirelerden gerek kısa, gerek uzun sürede geçtik ve bunları atlattığımız için buradayız. Kişisel düşüncelerimiz ve hislerimiz dünyanın geniş ve genel seyrinde hiçbir şey ifade etmiyor, üzgünüz ama bunun söylenmesi gerekiyor. Sizce bir Müslümanın “iftar pidesi”yle karnını tıka basa doldurup sonra da ertesi akşama kadar aç kalmayı marifet sanmanız mı önemli, yoksa İslam yüzünden sefil bir şekilde yaşayan abartısız yüzmilyonlar mı? Duygusal insanın kalbi geniş olmalıdır, o halde kalbinize bu insanları da alın ve bu sayede bu inançların çekilecek bir tarafı değil, itilecek, yakılacak ve yok edilecek her tarafı olduğunu görün.

“Gelenek” mi istiyorsunuz? Geçmiş nesilleri gelecek nesillere bağlayacak ortak değerler mi istiyorsunuz? O zaman Yahudilerin düşman ve uzaylı tarikatında eğilip kalkarak düşmana güç vermek, gelecek nesillerle bağ kurmayı bırakıp onların direkt yok oluşuna zemin hazırlamak yerine has be has kendi değerlerimizi tekrar benimseyin. Aileyle gidilen bir “bayram namazı”nda gerek “rahatladığınızı” düşünün, gerekse sadece “görev” olduğunu hissettiğiniz için gitmiş/gidiyor olun, sonuç aynı. Sonuç sizin ve oradaki diğer herkesin enerjilerinin sömürülerek düşmanın güzel dünyamızı, yüce ırkımızı, bir tanecik ulusumuzu yok etmek için sizi kullanması olacak. Değdi mi? Elbette hayır. Peki buna herhangi bir şey değebilir mi? Elbette hayır. Bu balçığa, bu kriminal derecedeki deli ve hasta inanca “saygı duymak” bile yersiz, ahmakça ve hatta hainlikken bir daha mı bataklığa batacaksınız?

Şu an önünüzde bu kokuşmuş, sahte “gelenek”lere karşı hiçbir alternatif olmadığını düşünebilirsiniz; zira ne tarafa bakarsanız bakın neredeyse herkes düşmanın eksenine kapılıp gitmiş gibi görünüyor. Ancak bu durum böyle değil. Özgür düşünen, İbrahimi inançlar ve Yahudi Sorunu hakkındaki iğrenç gerçeklere uyanan ve nispeten daha doğru yollara giriyorlar. Müslüman veya Hristiyan olmaktansa Ateist olmak daha iyidir örneğin, veya Ateist olmaktansa Pagan olmak daha iyidir. Kişi Gerçeğe ne kadar yakınsa hem düşmana o kadar zararlıdır, hem de bizim bu gibi insanlara ulaşıp Gerçeği tamamen görmelerine yardım etmemiz daha kolaydır. Bununla birlikte direkt biz Spiritüel Satanistlerin sayısı da artmakta. Yani aslında durumumuz umutsuz değil, aksine tarihte daha önce hiç olmadığı kadar umut ve güç doluyuz, ve ivmemizi durdurmaya düşmanın gücü yetmiyor. Bunu görmek için doğru yere bakmanız yeterlidir.

Durum buyken yapmanız gereken şey, düşmanın köhne, yosun kaplı ve batmakta olan gemisine, sizi ne kadar veba ettiğini bildiğinize rağmen inatla tutunmak değildir. Hayır, “topluluk”, “uyum”, “bağlılık”, “aile”, “birlik” gibi şeyler isteyenler ve Gerçeği bilenler, bunu doğru yerde aramalıdır. Israrla işe yaramayan ve zararlı bir yalana tutunmak zayıflığın göstergesidir, ve Satanizm gücün ve güçlülüğün dinidir. Bundan daha iyisine layıksınız ve bu aşamayacağınız bir şey değil.

Gerçekten “kültür”, “gelenek”, “atalarımızdan miras” gibi şeyler isteyenler arasından gözlerini balçığın dibinden azıcık yukarı kaldırıp bakanlar, birkaç yüz yıldan daha eskiye giden tüm tarihimiz boyunca soylu ve kutsal Pagan’lar olduğumuzu görecekler. Gerçekten atalarını onurlandırmak isteyenler için yol, Gerçeği bile bile sadece birkaç duygusu öyle söylüyor diye camiye gidip zavallı bir köle gibi düşmanı beslemek ve kafasını kuma gömmek değil, atalarının dinini yaşayıp bundan aldığı güçle hem kendini, hem de dünyayı kurtarmaktır. Kültürel miras istiyorsanız Yahudi icadı İslam’ın lanetli kitabını okumanıza gerek yok, meditasyon ve yoga yapın. Şamanlığın günümüzde lanse edildiği gibi halüsinojen otlar içip ruhu çürütüp beyni kızartmaktan başka hiçbir işe yaramamak olduğunu mu sanıyorsunuz? Kadimler de bilirdi ki bu tarz maddelerin ruhaniyette yeri yoktur. Aksine kadimler, bizzat Tanrıların bahşettiği gerçek bilgileri kullanırlardı. Günümüzde biz Spiritüel Satanistlerin de büyü yapmada kullandığı rünler bile İskandinavlardan önce bizde vardı, atalarımızın Gerçek ve Ebedi mirası bu!


Kadim Türk Alfabesi

 

Elder Futhark Rünik Alfabe

Kelimenin tam anlamıyla göklerden gelen Tanrıların bize bahşettiği ruhani bilgilerimiz, büyümüz, hatta alfabemiz varken İbrahimi inançlara “Semavi Din” demek bile onları gereksiz yere yüceltmek oluyor. Bırakın bu inançlara çekilmeyi veya içimizde şüphe olmasını, bunları artık oldukları şey gibi çağırmak gerekiyor – yani birer ölüm tarikatı. Gerçek anlamda Semavi, yani Göksel Din arıyorsanız Spiritüel Satanizm’den öteye bakmanıza hiç gerek yok, ve bu tabire de kelimenin tam anlamıyla en iyi Spiritüel Satanizm uyar. Yahudilerin pisliğinde inci aramamıza hiç gerek yok; yerin dibinde, tüm vücuduyla balçığa batmış bir mahluğu alıp sadece ağzınızla bile olsa göklere çıkarmaya da. Unutmayın, kullandığınız dil zihninizi ve bilinçaltınızı şekillendirir. Bu bile uzun vadede düşmana açık kapı bırakabilir. Daha dünyevi ve sıradan bir açıdan bakacak olursak da; bir Satanist’in ağzına bu İbrahimi inançları “alışkanlık”tan da olsa övmek yakışır mı? Bunlara “yasak”, “günah”, “haram” düşüncesiyle bakmayın, biz kafa kesen taraf değiliz. Ancak içinize siniyor mu? Bir Satanist’in “inşallah” demesi ne kadar uygunsa bizce İbrahimi inançlara da “semavi din” denmesi o kadar uygundur. İki kelimesi de ayrı ayrı yanlış. Ne din, ne de semavi. Her şeyimizi çaldıkları gibi bunu da çaldırmayacağız, aksine kendi kültürümüze ve sadece kendi kültürümüze daha da sıkı bir şekilde bağlanmamız lazım. Aslında ruhumuzun, kalbimizin aradığı da bu Yahudi kontrolündeki dünyada bulamadığı her şey kendi kültürel mirasımızda var. Gerek bireysel, gerek toplumsal.

Toplu bir aktivite mi istiyorsunuz? Topluca meditasyona, yogaya, hatta ayine veya RTR’a (ki bunlar düzenli yapıldıkça -tek başına veya grupla olması hiç fark etmez- kişinin düşmanla olan enerjetik bağlarını da kırar) ne dersiniz? Düşmana ruhunuzu yok pahasına tükettirmekten ziyade kolektif olarak özgürlüğünüz ve gücünüz için en mükemmel fayda. Bu şekilde yükselteceğiniz enerjiniz ve varlık seviyenizle ailevi, dostane ve başka tür bağlar çok daha sağlam kurulmaz mı sizce de? Elbette bu ailenize Satanist olduğunuzu söylemeniz için bir teşvik değil, herkes kendi durumu nasılsa ve nasıl davranmak güvenliğine hiçbir şekilde zarar vermeyecekse o şekilde davranmalıdır; ancak bu yolda ilerledikçe çoğu insan dışarıdan da olsa Satanist veya Satanizme ilgili tanıdıklar ve dostlar edinir. İlle de topluca bir faaliyette bulunmak, kültürünüzü yaşamak, hayatınızı geleneklerimizin zenginliğine boğmak istiyorsanız yol Yaratıcı Tanrımız Şeytan’ın bize bahşettiği gelişim ve türsel evrim yolu olan Spiritüel Satanizm’dir, çürümek ve çürütmek değil!

Doğayla iç içe olmak isteyenler için de yol masum hayvanları katletmek değildir. Doğanın dini Satanizm’de, doğanın yolunu takip eden biz insanlarda böyle bir iğrençlik düşünülemez bile. Neden hayvan kesmek yerine hayvan sevmiyorsunuz? Ki biz Satanistler, hayvanlarımızla dışarıdaki insanların yapabileceğinden de çok daha özel ve yakın bir bağ kurabilecekken sorun nedir? Hangisi daha çekici? Hangisi daha doğru?

Bangladeş’te Kurban “Bayramı” sırasında çok sayıda hayvan katledilmesi, üzerine de ağır yağış sonrası sokakların aldığı hal. Büyüklü küçüklü herkes, kelimenin tam anlamıyla kan gölü olmuş sokaklarda dolaşmak zorunda kalıyor. Photoshop değil, bu vahşet gerçek.

Kültür demiştik değil mi? Kültür nesilden nesile aktarılan değerlerden oluşur. O zaman gelecek nesil olan çocuklarınızın hangisini öğrenmesini istersiniz? Unutmayın, sadece birini seçebilirsiniz. Satanizm ile başka inançlar karışmaz.

Bunların hepsi elbette sadece İslam değil, tüm İbrahimi inançlar için de geçerlidir. Hristiyanlık da tıpatıp aynıdır. Meditasyon, yoga, RTR yapma, büyücülük, hayvanlarla büyülü bir dostluk içinde olma ve çok daha fazlası elbette ceset tarikatçılığı, düşman düşünce formuna övgüler dizerek güç verme, yine hayvan, kadın ve çocuklara acımasızlık ve yine ruhunu, ırkını ve vatanını satmadan çok daha iyidir. Bu iğrenç şeyler, tüm İbrahimi inançlar tarafından paylaşılan temalardır, ancak bizim ülkemizin bekâ sorunu İslam olduğu için ona odaklanmamız gerekiyor, hepsi bu. Ama sonuç değişmiyor. Sonuçta İsa da bir Yahudidir, Muhammed de (her ikisi de kurmaca karakterler olsa da böyle tasvir edilmişlerdir) Bir tarafta bildiğiniz ve sevdiğiniz her şeyin yıkımı, tecavüzü ve yok edilmesi; öbür taraftaysa bütün bu şeylerin korunması ve her geçen gün daha da üst bir seviyeye taşınması, hep birlikte omuz omuza yükselme, evrimleşme, gelişme ve dünyayı kurtarma.

Evet o zaman, ne istiyorsunuz? Dünyanız, vatanınız, ırkınız ve ruhunuz pahasına birkaç kokuşmuş “adeti yerine getirmeye” devam etmek, bu köhne tarikatlardan bağlarınızı koparamamak ve bunları yaparken ülkenizin, ailenizin ve kendinizin, gözünüzün önünde eriyip gittiğini görüp hiçbir şey yapmamayı mı? Yoksa biraz daha “zor” bir yol gibi görünse de -ki aslına bakarsanız hiç değil, Satanizm İslam’dan çok daha “kolay”dır- soylu, Gerçek ve Ebedi olanı mı tercih etmek? İkisine birden sahip olamazsınız – hem pastam dursun, hem karnım doysun gibi bir şey söz konusu değil. Savaşacak mısınız, yoksa köpek gibi ölecek misiniz? Swastika’yı mı seçiyorsunuz, yoksa “Davut’un” Yıldızı’nı mı?

““Ama İslam bizim kültürümüz!”, Satanist Olup İslama “Geri Çekilenler” ve Başka Yanılsamalar” hakkında 32 yorum var

  1. İslami eğitim veren bir vakıfta çocuk tacizi yaşandığı gibi okullarda da yaşanabiliyor. Google’a “tacizci öğretmen” yazınca bile bir sürü sonuç çıkıyor. Yani çocuk tacizi her yerde yaşanabilir.
    Bir doktor, dans öğretmeni, film yönetmeni bile çalıştığı kişileri taciz edebilir. Şimdi böyle bir olay yaşandı diye tüm doktorlar, yönetmenler tacizci mi diyeceğiz? Tacizciler hasta ruhlu insanlardır ve hayatın her köşesinde karşımıza çıkabilirler.

    Koyun, keçi, dana gibi hayvanların sonu bellidir. Kurban bayramının olmadığı İsviçre gibi ülkelerde hiç hayvan kesilmiyor mu? Şuan tüm Türkiye olarak kurban bayramını bıraksak bile o hayvanlar gene kesilecek. Kurban bayramının tek farkı hayvanların topluca kesilmesi. Yani dünyadaki hayvan katliamı İslamla ilgili değil.
    Mesela bugün hala eski Türk inancına göre yaşayan göçebe Türkler var ve onlar da her türlü hayvanı kesiyor.
    Yahudi dinlerinden haberi olmayan Afrikalı, güney amerikalı yerliler de hayvan kesiyor.
    Nüfusunun büyük bir kısmı ateist olan Japonlar, hayvanlara bira içirip kobe bifteği yapıyorlar.
    Amerikalıların 1 yılda kestiği hayvan sayısı, tüm Müslümanların kurbanda kestiği hayvan sayısından çok daha fazla.

    “iftar pidesiyle karnını tıka basa doldurup” demişsiniz ama İslamda “sofradan doymadan kalk” diye meşhur bir hadis olduğunu biliyorum.

    Bunlar bana pek mantıklı gelmedi. Eğer İslam gerçekten kötülük ve vahşet getiriyorsa bir şeyleri çarpıtıp, bakılabilecek en kötü yönünden bakıp zorlama örnekler vermeye gerek yok. Mesela kurban bayramı sayesinde birçok fakir sevinmiş oluyor çünkü kurban etleri fakirlere de dağıtılıyor.

    1. Esenlikler,

      İslam gibi vahşi bir ölüm tarikatının apolojetikliğini yaptığınıza göre bir Müslüman olmalısınız. Her bir iddianıza ayrı ayrı cevap vereceğim, zira İslam konusunda çürütülemeyecek en ufak bir şey bile yoktur.

      “İslami eğitim veren bir vakıfta çocuk tacizi yaşandığı gibi okullarda da yaşanabiliyor. Google’a “tacizci öğretmen” yazınca bile bir sürü sonuç çıkıyor. Yani çocuk tacizi her yerde yaşanabilir.
      Bir doktor, dans öğretmeni, film yönetmeni bile çalıştığı kişileri taciz edebilir. Şimdi böyle bir olay yaşandı diye tüm doktorlar, yönetmenler tacizci mi diyeceğiz? Tacizciler hasta ruhlu insanlardır ve hayatın her köşesinde karşımıza çıkabilirler.”

      Çok doğru, çok haklısınız. Tacizciler hasta ruhludur, ve her yerden de çıkabilirler. Ancak elbette her tacizci tacizci doğmaz, hatta birçoğu şartlardan ötürü öyle olur. Dediğiniz gibi çok çeşitli meslek ve güruhlardan insanlar da tacizci olabilir. Ancak kritik derecede yanıldığınız veya bilerek gözardı ettiğiniz bir nokta var:

      Doktorların, dans öğretmenlerinin, film yönetmenlerinin meslekleri için “kutsal kitap” olarak saydıkları, kelimenin tam anlamıyla sübyancılık onaylandığı bir kitap yok. Bütün doktorların, dans öğretmenlerinin veya film yönetmenlerinin örnek aldığı, “mükemmel ahlağa” sahip olduğunu söylediği ve evrensel olarak sübyancı bir soysuz olduğu bilindiği bir figür yok. Yani putlaştırıp “en yüce örnek/emsal” olarak gördükleri, ve aslında karaktersiz ve şerefsiz, ahlak yoksunu bir ırz düşmanı karakter mevcut değil. İslam’daysa bu ikisi de var. Eh, popüler bir söz var, bilirsiniz. “İmam gaz çıkarırsa cemaat”… Gerisini siz biliyorsunuz. 🙂

      Yani sonuç nedir? Doktorluğun, dans öğretmenliğinin, film yönetmenliğinin kendisi sübyancılık, tacizcilik, vahşilik değildir, sadece doktor, dans öğretmeni veya film yönetmeni olmasına rağmen, veya olmasıyla tamamen alakasız bir şekilde sübyancı, tacizci, vahşi olanlar vardır; ancak İslam’ın ta kendisi sübyancılık, tacizcilik, vahşiliktir. Farkı görüyor musunuz? Size ille de İslam’da pedofiliyi tasdikleyen Kur’an ayetlerini saymak zorunda değilim, değil mi? Veya Muhammed’in (ne kadar kurmaca da olsa, sözde) hayatını? Bunları biliyorsunuz. Bilmiyor gibi yapmayın, burada buna inanacak hiçkimse yoktur.

      Dolayısıyla tüm doktorlar ve yönetmenler tacizci değildir, ama TÜM gerçek Müslümanlar teröristtir, ve sübyancıdır. Bu kadar basit. Neden? Çünkü İslam’ın ve dolayısıyla Müslümanlığın tanımı öyle emrediyor. Siyah-beyaz. Hepsi bu. Müslüman olduğunu söyleyip kafa kesmeyen veya kafasını keseceği kimse yoksa bile en azından kafa kesilmesini tamamen ve sonuna kadar tasdiklemeyen, sadece İslam tandanslı Deist’tir ve ironik bir şekilde, tüm gerçek İslam ülkelerindeki şeriat kanununa göre öldürülmesi gerekir.

      “Koyun, keçi, dana gibi hayvanların sonu bellidir. Kurban bayramının olmadığı İsviçre gibi ülkelerde hiç hayvan kesilmiyor mu? Şuan tüm Türkiye olarak kurban bayramını bıraksak bile o hayvanlar gene kesilecek. Kurban bayramının tek farkı hayvanların topluca kesilmesi. Yani dünyadaki hayvan katliamı İslamla ilgili değil.”
      Tek farkı mı? Kimi kandırıyorsunuz? Evet, dünyadaki et endüstrisi gerçekten hayvanları… Hayvan yerine bile koymadan şefkatsiz, insanlık dışı ve acımasız şartlarda büyütüp öldürebiliyor, doğru, ve elbette biz bunun da karşısındayız. Ama bunun böyle olmasının tek sebebi Yahudi veya Yahudileşmiş şirketlerin bu masum ve güzel canlıların hayat kalitesini değil, sadece kârı düşünmeleri ve hatta doğadan aktif bir şekilde nefret etmeleri. Bunu böyle yapmak zorunda değiller, ve işler değişince böyle olmayacak. Ancak İslam “değişemez”, eğilip bükülebilen bir şey değil. Sadece kırılabilir, ve elbette kırılacak da. Her halükarda konuyu dağıtmayalım. Demek istediğimiz şey hayvanlara İbrahimi ölüm tarikatları dışında her yerde iyi bakılabilir, bunun önündeki tek engel insanların kendisidir; ancak İbrahimi inançlarda bu engelin kendisi direkt ve direkt bu insanların inandığı, değişmez, bükülmez ve karşı çıkamayacakları, çıkarlarsa “kafir” olacakları şeydir. Farklı şeyler, anladınız mı? Kişi Müslümansa hayvanı uyuşturup öldüremez, “kurban” dediğiniz şey hayvanın boğazını kesip ayık ayık, zavallıca, acı içinde can çekişmesine göz yummaktır. Gerek insanlara, gerek hayvanlara vahşet, İslam’ın ta kendisidir (uyarı, hassas insanlar videoyu izlemeden önce iki kez düşünsün). O yetmediyse bunu da izleyebilirsiniz. Hayvanı uyuşturmak yerine bu şekilde can çekiştirmek, ancak kriminal derecedeki deli İslam’ın hasta “aklından” çıkabilir.

      “Mesela bugün hala eski Türk inancına göre yaşayan göçebe Türkler var ve onlar da her türlü hayvanı kesiyor.
      Yahudi dinlerinden haberi olmayan Afrikalı, güney amerikalı yerliler de hayvan kesiyor.
      Nüfusunun büyük bir kısmı ateist olan Japonlar, hayvanlara bira içirip kobe bifteği yapıyorlar.
      Amerikalıların 1 yılda kestiği hayvan sayısı, tüm Müslümanların kurbanda kestiği hayvan sayısından çok daha fazla. “

      Öncelikle, din olmayan şeylere (İbrahimi inançlar (örneğin burada Yahudi inançları) din, gerçek din olan şeylereyse inanç demeniz gözümden kaçmadı. Bilerek mi yaptınız bilmiyorum ama bilerekse duruşunuzu gösteren bir dokunuş. Neyse, devam edelim.

      Bunların hiçbirinin herhangi bir önemi yok. Biz et yemeye karşı değiliz. İnsan olarak sağlıklı bir şekilde hayatta kalabilmek için hayvansal gıdalar tüketmek zorundayız. Elbette Satanizm’de kişinin nasıl bir diyeti olacağı kendi tercihidir ve bu konuda, İbrahimi inançlardaki gibi keyfi, mantıksız, gereksiz ve aptalca kısıtlamalar bulunmamaktadır. Ancak gerçekçi konuşursak, elbette hayvansal gıdalara ihtiyacımız var. Ve konu “kaç” hayvan kesildiği değil, bu hayvanların “nasıl” kesildiğidir. Dediğim gibi, hayvanlara her tür insanlık dışı muameleye karşıyız. Ancak bu Amerika veya başka yerlerde belli şirketlerle sınırlıyken, konu İslam olunca İslam’ın tamamını kapsamakta. Son olarak da, sayılar aslında önemli olmasa bile gerçekten elinizde her yıl Müslümanların kaç hayvanı katlettiğine dair istatistikler yoksa böyle iddialarda bulunmamalısınız. Kişisel görüşümce de doğru bir iddia olma ihtimali vardır; ancak dünyadaki Müslüman sayısını ve Müslüman ülkelerin her yıl o iğrenç zamanlarda kelimenin tam anlamıyla kan gölü olduğunu düşünürsek, sonuç iki şekilde de olabilir.

      ““iftar pidesiyle karnını tıka basa doldurup” demişsiniz ama İslamda “sofradan doymadan kalk” diye meşhur bir hadis olduğunu biliyorum.”

      Gerçekten hadis mi konuşmak istiyorsunuz? Bence denemeyin. Konu hadis de olsa, Kur’an’ın kendisi de olsa, kaybeden her zaman Müslümanlar olacaktır.
      Şekil A.
      Şekil B.
      Şekil C.

      Yetti mi? Yetmediyse bizde bol bol var, merak etmeyin.

      “Bunlar bana pek mantıklı gelmedi. Eğer İslam gerçekten kötülük ve vahşet getiriyorsa bir şeyleri çarpıtıp, bakılabilecek en kötü yönünden bakıp zorlama örnekler vermeye gerek yok. Mesela kurban bayramı sayesinde birçok fakir sevinmiş oluyor çünkü kurban etleri fakirlere de dağıtılıyor.”
      Bir yanda hayvanların acı ve işkence çektirilerek katledilmesi, öte yanda da “fakirlerin sevinmesi”. Sahte ikilem sunuyorsunuz, yine tutmadı. Fakirleri sevindirmek güzel bir şey elbette, ancak bunun için bu barbarlık şart mı? Elbette değil. Fakirlere her zaman para veya yemek verilebilir, ve tarihte İslam’dan çok önce de veriliyordu. Bizden daha talihsiz durumdaki insanlara iyilik yapmak için çocuk tecavüzü ve terörizmin yahudi putuna tapmamıza gerek yok, bu zaten içimizde olan bir şey. Biraz daha derine de bakacak olursak daha da tezat görürüz. Zaten insanlara fakirliği, cehaleti, yoksulluğu, sağlıksızlığı, mutsuzluğu getiren şeyin ta kendisi İslam’dır. İslam ülkelerinin dünyadaki en yoksul ve ahlaksız ülkeler olması da bu sebeptendir. Ve bir ülke İslam’a ne kadar batarsa o kadar yoksul ve ahlaksızlaşır. Elbette güzel ülkemizi bu bataktan biz kurtaracağız, kurtarmak için durmadan mücadele ediyoruz. Ama bu, bu gerçeği değiştirmiyor. Bir gün Türkiye için verilen savaş tamamen kaybedilseydi ve ülkemiz Suudi Arabistan gibi tamamen İslam çöplüğüne batsaydı, halkımız o zaman şimdikinden de daha büyük yoksulluğa ve cehalete boğulurdu. Tabii ki böyle bir şey olmayacak ama.

      Her halükarda, verdiğiniz örnek ve sunduğunuz argümanlar tamamen yanlıştır. Bahsettiğiniz nokta alakasızdır. Bizim yaptığımız şeyde en ufak bir çarpıtma bile yoktur, ve bakılabilecek en kötü yerden değil, tek yerden bakıyoruz. Çarpıtma varsa lütfen gösteriniz, ama olmayacağı için bir şey beklemiyoruz. Görünen köy kılavuz istemez. Yaşanan İslam budur, gerçek İslam da. Kağıtta da, pratikte de İslam vahşettir, caniliktir, ahlaksızlıktır, yolsuzluktur ve deliliktir.

      Tonumuzdan şikayet edecekseniz dikkatinizi çekmek isterim ki, dilimizin sivriliği şahsınıza değil inancınızadır. Düşük bir ihtimal Müslüman olmayıp Müslümanları savunan vatan hainlerinden olma ihtimaliniz bile var hatta, böyle bir ihtimalde zaten alınabileceğiniz hiçbir şey bulunmamakta. Her halükarda şahsınıza bir hakaret etmediğimizi zaten görüyorsunuz; bizim saygısızlığımız, bu saygısızlığı sonuna kadar hak eden ölüm tarikatınadır. Zaten Müslüman da olsanız buraya kadar gelip sorgulamaya cüret etmişsiniz, samimi olduğunuz sürece hakaret değil, övgü size daha uygundur.

      Sizin de Gerçekleri görüp artık bu yahudi putperestliğini terk etmeniz, kendi ırkınızın soyluluğuna yaraşır şekilde güzel ve aydın bir hayat yaşamanız dileğiyle,

      İyi akşamlar.

      1. Amacım İslam savunuculuğu yapmak değil sadece bazı kısımları kendimce sorguladım

        1. Esenlikler,

          Ne olduğunuz bizi değil, sizi ilgilendirir. Her halükarda biz yine de cevap ve açıklama sunmaktan çekinmeyiz, işimiz dogmatizm değildir. Şüphelerinize ses vermekte sorun yoktur. Ama bilmeniz gerekiyor ki konu düşman tarikatları gibi hassas konular olduğunda, kesinlikle sıfır tolerans politikasıyla hareket edip en ufak şüpheyi bile mantığın ve Gerçeğin ışığıyla aydınlatmamız gerekiyor.

          İyi günler.

  2. Bu islama itilme meselesini belkide kötü varlıklar yapıyor da olabilir aslında. Çünkü siz de sanırım bir yazınızda belirtmiştiniz satanizme ilgi duyan veya girmek isteyenlerle uğraşırlar diye.

    1. Esenlikler,

      Elbette “yapıyor olabilir” değil, düşmanın da çok büyük bir payı da var. Bundan yazımızda da biraz bahsediyoruz, başka yazılarda da bolca değiniyoruz. Sadece bu yazının konusu daha toplumsal olduğu için odağı farklıydı hepsi bu.

      İyi geceler.

  3. Bu tam benlik bir yazı olmuş şu an satanizme gireli daha 1,5-2 ay oldugu halde üzerimden atamadım şu elohimin inançlarını, sürekli aklıma geliyorlar sülük gibi yapıştılar yanlış olduklarını kendine telkin ediyor satanizm in gerçek oldugunu söylüyorum meditasyon da dua da ediyor ama zerre geçmiyor bu his, çok yoruldum bundan 😔

    1. Esenlikler,

      Yazıda da belirttiğim gibi, bu içinizde çözmeniz gereken bir sorundur. İşin ruhani tarafını elden bırakmayın, aynı anda da içsel muhakeme yoluyla üzerinizdeki bu ölü toprağını atın. Bunu yapabilecek olan bir tek sizsiniz. Bilinçaltınızı kontrol etmek kendi elinizde.

      İyi günler.

  4. Bu ne güzel bir yazı, anlatım ve hitabettir. Gerçekten güç verici ve motive edici. Emeğinize sağlık. Gösterdiğiniz çalışmalar hep bizlerle olur umarım.

    1. Esenlikler,

      O sizin güzel bakan gözleriniz, idrağa sahip aklınız ve Gerçeğin dokunmasına izin verdiğiniz kalbinizdir. Biz Şeytan var olduğu sürece burada olacağız – yani ebediyen. Sizin de okuyan gözlerinize sağlık.

      İyi günler.

  5. Ben 14’ünde -1 yıl önce- Satanist olmuştum. İlk başlarda içimde eski dine dair bir şey yoktu. Ama şu sıralar çok ufak da olsa bir şeyler hissetmeye başlamıştım. Ama yazınız sayesinde tekrar aydınlandım ve bu düşüncem aklımdan çıktı. İyi ki varsınız, benim gibi çaylaklara yardımınız çok oluyor. Ve son olarak; yakın zamanda anneme dini görüşümü söyledim ve ona her şeyin gösterildiği gibi olmadığını fark ettirmek istiyorum. Ne yapmam lazım? Şimdiden çok teşekkürler.

    1. Esenlikler,

      Öncelikle siz çaylak değil, inisiyesiniz. “Çaylak” lakabı, okültizmde henüz bir yola inisiye olmamış kişilere denir. Nispeten biraz yeni de olsanız Tanrıların onurlu yolunda ilerleyen bir Satanist’siniz, o yüzden kendinizi küçük görmeyin.

      İkincisi de yazılarımızın ve özellikle bu yazımın size yardımcı olabildiğine sevindim. Teşekkürler, bizi onurlandırıyorsunuz.

      Son olarak, her zaman söylediğimiz gibi söz gümüşse sükut altındır; ancak altını elden kaçırdığınıza göre artık size yüksek ayarlı gümüş dağıtmak düşer. 😄

      Şaka bir yana çok elzem olmadıkça insanların (en azından kendi hayatları üzerinde henüz tam kontrolü olmayan kardeşlerimizin) kendilerini açık etmemelerini öneriyoruz, ama artık ok yaydan çıktığına göre durumu kendinize zararı olmayacak ve mümkünse annenizi de aydınlatacak bir şekilde yönlendirmelisiniz. Size tavsiyem sitemizde sunduğumuz bilgileri (özellikle de daha temel olanları) iyice etüd edin, bu sayede annenizle konuşacağınız zaman onu gerek İslam’ın gerçekleri konusunda aydınlatabilir, hem de daha iyi bir yol olduğunu gösterebilirsiniz. Sorabileceği birçok soru, sunabileceği birçok savunma olacaktır. Bunların her birine karşı hazırlıklı olursanız kendisini de etkileyebilirsiniz. Siteden aldığı bilgilerle hemen her tür argümana cevap sunabilip ailesini etkileyen birçok Satanist’in hikayesini bizzat ben dinledim.

      Tabii bir günde İslam’a inanan (veya inandığını düşünen) bir kadını Satanist yapmayı beklemeyin, istisnai durumlar hariç böyle bir şey imkansız olacaktır. Ancak yine de nispeten kısa bir sürede İslam’ı ifşa edip ruhani Gerçekleri aktarmaya başlayabilirsiniz. Eğer anneniz böyle şeylere yatkın bir kadınsa ona meditasyon ve yoga da öğretebilirsiniz, tabii bunları yapınca otomatikman Satanist olunmadığının altını çizerek. Anneniz de çoğu Müslüman gibi Kur’an okumuş bir kadındır herhalde; ve elbette Kur’an okumanın kişiye hiçbir şey katmadığını hepimiz biliyoruz. Buna kıyasla meditasyon ve yoga pratiklerinin kısa sürede etkisini göreceğini biliyoruz. Fayda gördüğü şeye daha sıcak da bakacaktır.

      Son olarak, İslam’ı sadece mantıksal olarak çürütmeden ziyade (ama bunu da yapmalısınız), aynı zamanda İslam’ın tamamen Pagan dinlerinden (dolayısıyla Satanizm’den) çalıntı olduğunu gözler önüne seren yazılarımızı da iyice inceleyip bu tarz bilgileri de sıradan bir insanın anlayabileceği şekilde basitçe anlatabilirsiniz. Ateizm propagandası yapmak başka, bir şeyin aslen kökünün tam olarak nereden geldiğini göstermek başka. İnsanların ikincisini çok daha doyurucu bulduğunu tecrübe ettim.

      Kısacası her şeye hazırlıklı olun, dersinize iyi çalışarak girin, anlayışlı ve sabırlı olun. Unutmayın, siz annenizle Satanizm’i açık açık konuşabiliyorsanız bu büyük bir lütuftur. Anlar veya anlamaz, bir şeyler öğrenir veya öğrenmez; ancak 2019 yılında olmamıza rağmen Satanizm’in S’sinden bile bahsederse evlatlıktan reddedilecek, eve kapatılacak, beyni yıkanacak, “cinci hoca”ya götürülüp “okutulacak” durumlarda yaşayan birçok insan var. Aileniz anlayışlıysa değerini bilin, çok kırıp dökmeden ilerleyin.

      İyi geceler.

  6. Ufak bir sorum olacak yakın zamanda Türkçeye Hz.İdris diye geçen “peygamber” in yazdığı kitap hakkinda bişeyler öğrendim. Dünyaya gelen düşmüş melekler, onların büyüleri, devler, hatta demom listesinde ismi gecen bir çok demonla ilgili bilgi içeriyor. Mükemmel düzeyde bağdaşan bilgiler denebilir mi emin degilim ama alakalılar ne kadar düşünürsem düşeneyim mantik çerçevesine oturtamadim yardim edebilir misiniz? Saygılar

    1. Esenlikler,

      Bu tarz şeyler İncil’de de yer alıyor. Nephilim’leri “düşmüş melekler” olarak tanıtıp içeriye de bazı doğru bilgiler (Tanrıların insanlardan eşler alıp çocuklar yapması gibi) yerleştiriyorlar. Bu sadece kontrollü karşıtlıktır, hepsi bu. “Mükemmel düzeyde bağdaşmak” şöyle dursun, Tanrılara çok ciddi hakaretler içeriyor bu bilgiler. En basitinden sizin dediğiniz gibi Tanrılara “düşmüş melekler” demeye cüret ediyor bu düşman şerefsizleri. Tanrılar düşmüş değil, yükselmiştir. Düşman yok edemediği bilgiyi yozlaştırıyor, insanların bu bozulmuş ve kendilerine hizmet eden halini öğrenmesine izin veriyor sadece. Klasik Yahudi taktikleri, çok kafanızın karışmasına değecek bir olay söz konusu değil kısaca.

      İyi geceler.

      1. Zamanınızı ayırdığınız için teşekkürler. Bilincimi daha açık tutup bu tarz bilgileri dikkatte almamaya daha büyük özen göstereceğim ve bunları yalanlayacağım. Saygılar. İyi geceler.

        1. Esenlikler,

          Okuyup düşündüğünüz için biz size teşekkür ederiz. İlerlemekten vazgeçmeyin, ebediyen ileri gidin.

          İyi günler, kendinize iyi bakın.

  7. Merhaba iyi günler. Sormak istediğim bir soru var size, Şeytan eğer eski inançlarda örneğin Odin ise neden İskandinav paganlar insan kurban ediyordu ve savaş onlar için bu kadar kutsaldı? Ve eğer Mısır mitolojisindeki baş tanrıysa Mısırlılar neden köleler kullanıp (bildiğim kadarıyla) benzer insan kurbanları veriyordu? Beni aydınlatırsanız çok sevinirim şimdiden teşekkürler.

    1. Esenlikler,

      Kan kurbanları genel olarak Pagan dinlerine sadece İbrahimi inançların istilası sonrası girmiştir, onlardan önce böyle şeyler yoktu. Eski Mısır’da dediğiniz gibi insan kurbanı yoktu, varsa da bunu Yahudiler yapıyordu. Örneğin Aztek’lerde de ilk başlarda insan kurbanı yoktu, ondan sonra YAH-OLT (bir yerden tanıdık geldi mi?) isimli bir varlığın rahiplerden kan kurbanı istemesiyle başladı. Yani kısaca kan kurbanı tamamen Yahudi işidir ve orijinal Pagan dinlerinde yasaktır. Savaşa gelince, savaşın kutsal olmasının da günümüzde bozulduğuna eminim; ancak vatanını ve ırkını savunmak elbette kutsal bir eylemdir.

      Eski Mısır’daki sözde “köleler” ise, günümüzün “maaşlı kölelik” diye tabir ettiğimiz şartlarından çok daha iyi durumdaydı. Aslında köle değil de, hizmetçi demek daha doğru olur. Elbette bu insanlar zorla işe koşulmuyordu ve iyi bakılıyordu, sağlık sigortaları vardı ve birçok masraflarını devlet karşılıyordu. “Köle” denince beklendiği gibi günde 16 saat çalışma gibi şeyler de söz konusu değildi. Kısaca bu da klasik göz boyama taktiklerinden.

      İyi geceler.

  8. ”…O zaman şunu anladım. Bütün enerjisini kinden alan bir doktrin karşısında bulunuyorduk. Bu doktorin, kendi zaferini kazanmak için en ufak detayı hesaplamıştı. Zafer kazanıldığı zaman insanlığa öldürücü bir darbe indirilecekti” -Kavgam’dan

  9. Merhaba, ben yaklaşık 3 ay önce bu siteyi gormus çok etkilenmiş ve en sonunda satanist olmuştum. Fakat gerek meditasyonlariniz gerekse ritüelleriniz veya demon çağırmak için herşeyden once imgelemek, zihinde canlandırmak gerek. Ancak bende Aphantasia hastalığı var ve gözümü kapattigimda gordugum tek şey karanlık. Bunu demonlardan yardım alarak nasıl düzeltebilirim?

    1. Esenlikler,

      Gerçekten çok ilginç bir konsiyonunuz var, aylar önce bu hastalığa sahip bir grafik sanatçısının görsel ve animasyon yoluyla bu hastalığı anlattığı bir video izlemiştim. Gerçekten hiçbir şekilde hayal kuramıyorsanız, o zaman hissetme yoluyla çalışın. Enerjiyi olumlamalarınızla da yönlendirin. Örneğin büyü çalışması yapıyorken, olumlamalarınızı söylerken yaptığınız çalışma sonucunda hissedeceğiniz duyguları hissedip sanki istediğinize kavuşmuşsunuz gibi hareket edin. Kısaca, hayal kurma kısmı hariç kalan her şeyi yapabileceğinize göre onları daha da şevk ile yapın. Her halükarda ilerleyebilirsiniz.

      Tanrılardan bu konuda yardım alarak nasıl düzeltebileceğinize gelince… Bilmem, biz Tanrı değiliz, bize değil Onlara sorun! 😄

      İyi geceler!

  10. Öncelikle harika yazılarınız için teşekkür etmek istiyorum, bu siteyi 1 haftadır takip ediyorum ve bir çok şeyin farkına varmaya başladım, içimde çocukluğumdan bu yana enjekte edilen parazitleri yok etmek için çabalıyorum, yazılarınız bana ilham verip doğru yolu gösteriyor, asla hız kesmeyin ve insanlara doğru yolu göstermek adına sürekli paylaşımlarda bulunun, açıkçası bu siteye zarar gelmesinden veya sizin bırakıp gitmenizden korkuyorum kalıcı ve sonsuz bilgi içerisinde olsun ve büyüyelim istiyorum. Araştırmalarıma ve yazılarınızı okumaya devam edeceğim, inisiye olmak için kendimi en iyi şekilde hazırlamak istiyorum acele edip dediğiniz gibi hatalar yapmak istemiyorum, dün akşam önerdiğiniz gibi Hatha Yoga ya YouTube üzerinden videolar ile başladım fakat şişman bir vücudum olduğu için bayağı zorlandım ilerde bunları aşacağıma inanıyorum yavaştan ustalığa ilerlemek istiyorum, meditasyonlarada kısa sürede başlayacağım, ben ingilizce bilmiyordum ve bu bilgileri bu şekilde anlamam çok zordu harika işler yapıyorsunuz, son olarak bir önerim olacak kendinize ait bir YouTube kanalı açıp o kanalda meditasyon ve yoga bunun yanında spiritüel satanizmle ilgili diğer bütün paylaşımları yaparsanız daha çok kitleye ulaşacağınıza ve bize daha fazla yardımı olacağına eminim, meditasyon ve yogaları sesli bir biçimde bize öğretebilirsiniz beraber eşlik etme şeklinde yapıp öğrenebiliriz çünkü bazen okurken ne yapacağımı anlayamayabiliyorum. Her şey için teşekkür ederim. Esenlikle kalın.

    1. Esenlikler,

      İlginiz için çok teşekkür ediyorum, teşekkürü hak edenler Gerçeği yılmadan ve korkmadan arayan sizlersiniz. Size yardımcı olabiliyorsak ne mutlu. Hiç merak etmeyin, sebat ettiğiniz sürece sonunda ruhunuz da, zihniniz de tertemiz olacaktır.

      Biz hiçbir yere gitmiyoruz, hiç merak etmeyin. Düşman güçlü olabilir, ancak evrendeki en büyük ve kudretli arka bizde var. Sitemize saldırılar oluyor olsa da tüm içeriğimiz emin ellerde; bir gün bu sitemiz kapatılırsa 2 tane daha açarız, hiç problem yok.
      YouTube’daki yoga ve meditasyon bilgilerine çok dikkat etmenizi öneririm. Bazı güzel pratikler olabilir, ama ideolojik açıdan hepsi aynı. Pasifizm, vejeteryanizm (veya veganizm), öbür yanağı dönme gibi Yeni Çağ fikirlerini neredeyse herkes empoze etmekte. Yeni rutinler ve hareketleri görsel olarak öğrenmek için videoları kullanabilirsiniz ama bu tarz ideolojik zehirleri almayın. Aslında (yakın zamanda güncellediğimiz) 40 günlük programla sunduğumuz kaynaklarda Hatha ve Kundalini Yoga, ve 5 Tibetli Yoga Rutini de sunuyoruz, isterseniz kontrol edebilirsiniz. Yakında bunların hepsi sitemize de koyulacak elbette.

      YouTube kanalına gelince. Hiçbir yere gitmiyoruz dedik ya; ismimizi, cismimizi, yüzümüzü ifşa edersek asıl o zaman bizi bir yerlere götürebilirler. 😅 Bir Spiritüel Satanist’in kendini bu şekilde açık etmesi kabul edilebilir değil. Yüksek Rahip/Rahibeler bile en fazla seslerini açık ediyor. Bunun üstüne YouTube gerçek anlamda Satanik olan her şeye karşı, sonuçta Yahudilerin ellerinde. Bununla birlikte, yeterli güvenlik önlemleri ve/veya uygun bir konseptimiz ve gerekli kaynak, zaman ve insan gücümüz olduğu zaman video ortamını da yalnız bırakmayı düşünmüyoruz. İnternette çok fazla yanlış bilgi var, YouTube’da da öyle. Uygun şartlar oluşunca elimizden geldiğince videoya da el atmayı istiyoruz.

      İyi günler!

  11. İki yıl önce spiritüel satanizmin varlığından haberdar oldum ve gerçek olduğu belliydi. İki yıla yakın süredir islamın saçmalıklarından kurtulamadığım için değil, sanırım daha reşit olmadığım için ailemle yaşadığımdan ve beni sürekli saçma şeylere zorladıklarından psikolojik olarak kötüyüm ve sadece materyalist bir ateist olup ölmek istiyorum. Birkaç kere meditasyon programına başlayıp bıraktım (neden bıraktım ben de bilmiyorum) ama şu an hayatta çok tıkanmış hissediyorum ve son umut olarak bir daha başlamalıyım. Ama ailem üzerimdeki baskılarına devam edicek. İnisiyasyon ayini için gerekli malzemeleri nasıl sağlayıp ailem görmeden yapabilirim bilmiyorum. Neden bunu yazdığımı da bilmiyorum. Hayatta bir anlamı olan tek şey buymuş gibi geliyor. Belkide ölüp başka bir hayatta denemeliyim.

    1. Esenlikler,

      Hayatın anlamı ölmek değildir, ve ölüm hiçbir şey için değildir çözüm. Ve öldüğünüzde de yanınızda karmanızı taşırsınız, en az bu kadar kötü şartlar yine karşınıza çıkar. Dolayısıyla kaçmak yerine kalıp bir şeyleri çözmek daha iyidir.

      Belki dışarıdaki insanlar “hayat şartlarının”, doğumlarındaki “talihlerinin” merhametine kalmış olabilir ama biz ruhani simya bilgilerine sahip insanlar için durum aynı değildir kesinlikle. Her tür negatif etkiyi üzerimizden uzaklaştırabilir, temizleyebilir ve pozitif şeyleri üzerimize çekebiliriz. Başka insanlar için “ömürlük”, ciddi sorunlar bile sıkı çalışan bir Satanist için 2-3 yıl çalışmayla çözülebilir. O yüzden bu kadar karamsar olmayın. Sizi zorlamalarını umursamayın, ruhani gelişiminize bakın. Her şeyinizi düzeltmek sizin elinizde. Asla umudunuzu kaybetmeyin.

      Son olarak, Tanrılar ayinlerde kullanılan malzemeler konusunda son derece anlayışlıdırlar. Marifet siyah mumda değil, o mumu yakan sizdedir. Elinizden geldiği ölçüde gerekli malzemeleri sağlayabildiğiniz sürece gerisi önemli değildir, en önemli şey niyet ve samimiyettir. Fiziksel olarak hiç olanağınız yoksa da astral tapınakta adanmanızı yapabilirsiniz, fiziksel şartları sağlayabildiğiniz duruma gelene kadar bu da tamamen geçerli olacaktır.

      İyi günler!

      1. Ah bu cevap ne kadar umut ve ilham verdi anlatamam. Bu yorumu yazdığım gün hayatımda yeni bir sayfa açmaya karar verdim. Reşit olana kadar onları tatmin edicek kadar istediklerini yerine getiricem, ne kadar islami “ibadetleri” yapmaya zorlasalar da onlara karşı çıkararak özgürlüklerimi riske atmıyacağım. Saçımı kestim. İki gündür meditasyon programını takip ediyorum. Bu sefer bırakmayacağım ve ilk fırsatta inisiyasyon ayinini elimden geldiğince fırsatlarla gerçekleştireceğim. Bu site, mükemmel yazılar ve her soruma anında verdiğiniz cevaplar için çok çok teşekkürler. İyki varsınız. İyi günler :))

        1. Esenlikler,

          Size yardımcı olduğumuza sevindim, bu yorumunuzun bile şimdiden daha parlak olduğuna da. Ailenizin baskı yaptığı konularda kendinizden de fazla ödün vermeden, yaparak kurtulabileceğiniz minimum şeyleri yapıyor gibi görünüp (namaz kılma, kendini aç bırakma gibi lanetli adetleri uygularken ilkinde zihninizden düşmanı lanetlemekten veya başka şeylere odaklanmaktan, ikincisinde de yakalanmayacağınıza emin olduğunuz fırsatlarda vücudunuzu besinsiz bırakmamaktan çekinmeyin) onun dışında da kendi gelişiminize odaklanın. Böyle itici şeylerden sonra derinlemesine bir aura temizliği ve isterseniz de RTR yapmak sizi hem bileyleyecek, hem de güvende ve güçlü tutacaktır. Ruhani gelişim bir gecede gelmez. Ancak daha gençsiniz, önünüzde uzun ve görkemli yıllar var. Daha çok şey geçireceksiniz. Bundan 10 yıl sonra bile hala gencecik olacaksınız, ancak bu 10 yıl boyunca bir de ruhani gelişiminizi özenli ve sebatlı bir şekilde devam ettirmiş olursanız hem varlığınız, hem de hayatınız dopdolu, mutlu, huzurlu, amaç dolu ve görkemli olacak. Bu gelecek için savaşın, sizin doğuştan beri hakkınız olan şey için. Hazır olduğunuzda da resmen ailemize katılmaktan çekinmeyin, yalnız değilsiniz.

          Şeref ve Güç Ebediyen Şeytan’a Atfolsun!

          İyi günler.

          1. Bu yazıyı okuduğuma çok sevindim gerek Satan peacockun yardımı Gerek 🙂 dostumun yazdıkları beni etkiledi. Benim de ailem bana büyük bir baskı yapıyor hatta bu tarz durumlar yüzünden bana ”Değişik, aykırı, farklı” gibi şeyler diyorlar. 😀 Şöyle söyliyim okuduğum kitaba bile imkanları varsa karışıyorlar karışmasalar bile laf söylüyorlar. Sırf İslama karşı bir kitap diye.

            Şeref ve Güç Ebediyen Şeytana Atfolsun

            🙂

          2. Esenlikler,

            Böyle şeyleri çok kafaya takmayın. Hayatınızı zorlaştırmayacak ve size de batmayacak ölçüde dinliyormuş gibi görünüp kendi bildiğinizi de okuyabilirsiniz. Eğer sivri olmanıza alışmış, tepki göstermeyen bir aileniz varsa daha sivri olmayı düşünebilirsiniz ama yoksa şansınızı zorlamaya gerek yok; ruhani gelişiminiz ailenizin hakkınızda ne düşündüğüyle olmuyor. Onları takmayın, yolunuza devam edin.

            Şeref ve Güç Ebediyen Şeytan’a Atfolsun.
            İyi sabahlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir