Hristiyanlık ve İsa’nın Borg’u

Baba, senin bende olduğun ve benim sende olduğum gibi, onlar da bizde bir olsunlar. ” — İsa (İncil, Yuhanna 17:21).
“Asimile edileceksiniz. Borg‘la BİR olacakasınız… Özgürlük önemsiz. Özerklik önemsiz. Boyun eğeceksiniz. Karşı koymak anlamsız.” — Borg (Star Trek).

(ÖNEMLİ: Bu yazı Spiritüel Satanistler olarak Hristiyanlık, Yahweh ve İsa hakkındaki kesin duruşumuzu sergilememekte, sadece hala sorgulama aşamasında olan insanları etkileyebilecek tarzda “hafif” bir “kırmızı hap” olduğu ve de İbrahimi yerine en azından Ateist bile olmak daha iyi olacağından çevrilmiştir; ama gerçek Satanizmde bu yazıda savunulan fikirlerin hepsini görmeyeceksiniz. Aynı zamanda özellikle Star Trek serisini izlemiş olanların da takdir edebileceği gibi bu yazı biraz da bilimkurgu ağzıyla yazılmıştır, ama anlatılanlar gerçektir.Luciferian’lık ile Satanizm tıpatıp aynı şeyler değildir, sadece belli değerler paylaşılır. Buna rağmen Şeytan’ı ve Tanrıları gerçek varlıklar olarak kabul etmeyen insanlara göre Jehova’nın yapısını oldukça doğru ve net bir şekilde analiz etmelerinden ötürü bu yazı da okumaya değerdir ve Jehova’nın “Cennet”inin okuyacağınız üzere bir enerji çiftliği olduğu doğrudur.)

 

The New Jerusalem descends from spaceYeni Kudüs

Uzaklarda büyük bir şey var ve şu anda bize doğru aheste aheste gelmekte. Devasa boyuttaki bir nesne Dünya ile direkt kesişme rotasında ilerliyor. Bu nesne doğal bir fenomen olmayıp bir zekanın kontrolü altındadır ve dünyanın bildiğimiz şekline felaket niteliğinde değişimler getirme amacı taşımaktadır. Bu obje bir asteroid veya kuyrukluyıldız değildir, ama bunları amaçlarında başarılı olmak için bunları da kullanacaktır. Bu nesne milyarlarca canlının psişik enerjilerinden güç alıyor ama sadece
“tek” bir kollektif zihin tarafından yönlendirilen tek bir isteği var, o da insan ırkının köleleştirilmesi. Bu nesnenin ve onun tüm insanlığın yokedilmesi amacının arkasında hangi kötücül güç mü yatıyor? Elbette ki tarih boyunca insanlığın özerklik ve teknolojik gelişme elde etmek için gösterdiği her çabayı bozmaya çalışan aynı güç. Ancak bugünlerde, insanlığın özgürlük için mücadelesinin bir sona ulaşmaya başladığı bugünlerde insanlık tarihindeki en tiksinç aldatmaca ile ilgili son
derece gizli bilgiler tamamen açıklığa kavuşturuldu. Bu nesne “Galaktik Yıkım Aracı/Galactic Obliteration Device (G.O.D)” ismiyle tanınmakta*. Mitolojide bu varlığa farklı etiketler verilmiştir, günümüz ölüm kültüründeki en popüler ismiyse “Cennet Krallığı”dır. İncil’de bu nesneye “Siyon/Zion”, “Tanrının Kutsal Şehri” veya “Yeni Kudüs/Yeni Yeruşalim/New Jerusalem” (Vahiy 14:1, 21:2, 21:10) denmektedir. Bu nesnenin yapısının nasıl olduğuna ve insan ruhlarının bu nesnede oynayacağı role dair fikir edinebilmek için İncil’deki Vahiyler Kitabını etüd etmemiz yeterlidir. İlk olarak bu nesnenin “göklerden” (uzaydan) ineceğini ve bir anagemiye benzerlik gösterdiğini görebiliriz. Bu geminin boyutları ~2400 kilometre en, boy ve uzunluktadır. Yani dev bir küptür. Star Trek, the Next Generation’un yazarları Borg gemisin dev bir küp olarak resmederken aslında farketmeden bir kehanette bulunmuşlardı. Işık Getiren’in, Lucifer’ın, Şeytan’ın ilhamı bazı insanların böyle kurgu eserleri ile kollektivizmin ahlakdışılığı ve Yeni Kudüs arasındaki bağlantıyı gösterme çabalarında barizdir, ama pek kimse bu uyarıları dinlemiş gibi görünmüyor… Şimdiye kadar.*:
Burada kinayeli bir şekilde “Tanrı” anlamına gelen ve çoğu insanın bu sıfatla tapındığı varlığın İngilizce anlamı olan “God” sözcüğüne bir kelime oyunu yapılmış. Yani bu “Galactic Obliteration Device” aslında Yahweh‘in tanındığı isimlerden biri falan değil elbette.

“Cennet” küpünü parçalarına ayırıp inceleyecek olursak kendi enerji dolaşım ve metabolizma sistemine sahip bir hücre gibi bir yapıya sahip olduğunu görebiliriz (yukarıdaki diyagrama bakabilirsiniz). Ne açıdan bakılırsa bakılsın bu yapı ruhlarla çalışan, “G.O.D”ın (Jehova’nın) kollektif TEK zihninin “tapınak sütunları” içinde hapsolmuş, köleleştirilmiş ruhların hayat enerjileriyle beslenmesine ve onların enerjilerini TEK’in kollektif iradesine göre yönlendirmesine yarayan bir batarya/jeneratördür. Bir insan öldüğünde onun ruhu astral boyutta dolaşan “Gözcüler (/”Watchers”)” (Meleklere genel okült çevrelerinde de verilen isimlerden biridir) tarafından taranır, ve bu varlıklar yeni ölen insanın ruhuna o kişinin tanıyabileceği bir imge gösterir; örneğin o kişiden önce ölen bir akraba veya dost gibi kişiler. Bazen de “peygamber” veya “ermiş”ler gibi kişinin saygı duyduğu “dini” figürler kullanılır. Bu yolla bu “ruh toplayıcıları”, ruhun gardını düşürmesini sağlar. Ondan sonra bu “toplayıcılar”, yani “melek”ler, yol gösterici rolüne girip kişiyi bu “anagemiye”, “Cennet” küpüne getirmeye çalışır. Bu anagemide ölmüş kişinin ruhu tekrar taranarak kişinin enerjisinin “saflığı” (yani güç/irade/direnç gösteren kişilik özelliklerinin eksikliği) ve Jehova’nın kollektif zihnine potansiyel olarak sağlayabileceği besinsel katkı belirlenir. Bu potansiyel, kişinin fiziksel hayatı boyunca bu ruh üzerinde uygulanan İbrahimi kontrol programlarının ne kadar etkili olduğuna veya başka bir deyişle bu ruhun korku ve bağımlılıkla ne kadar boyunduruk altına alındığına dayanır. Bu ruhların öz irade seviyesi yok ile yok denecek kadar az arasında değişir, ve hayatları boyunca Yahweh/”Allah”a köle gibi hizmette bulunmaya programlanarak ruhlarının da en yüksek besinsel potansiyele sahip olmaları sağlanmıştır. İncil bize Yahweh‘e en saf ve “kıymetli” besin kaynağı olmak için seçilen ruhların ne olacağını da söylüyor. Onlar Yahweh‘in tapınağında “sütun” yapılacaklar (Vahiy 3:12). Onlar Yeni Kudüs’ün bir parçası olacaklar, ve Yahweh‘i besleyecekler, ve “Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı.” Tabii bundan sonra ağlayış olmayacak, zira bu varlığa katılan herkesin anıları tamamen silinecek! Artık ne kendilerinin, ne de başkalarının tanıyabileceği bir şekilde varolacaklar. Geçmişlerini hatırlamayacaklar ve sadece “BİR”in (not: Yahudiler de Jehova’dan bahsederken başka isimlerin ve ifadelerin yanında “Bir” (“The One“) ifadesini de kullanırlar) iradesini beslemek için enerji kaynağına dönüşecekler.
The New Jerusalem?
Ölümden sonra körkütük bir şekilde melekleri takip etmeyi reddeden güçlü ruhlar ve hayatları boyunca yine aynı şekilde “inanç”lara kör bir şekilde sarılmayıp bunun yerine akıl ve mantıklarını kullanan kişiler Yahweh tarafından “sevilmeyecek”, zira bu insanlar onun kontrolüne karşı bir tehdittir (tıpkı ne kadar yanlış olsa da İncil’de (Vahiy 12:4, 7, 9) de Şeytan’ın meleklerin üçte birinden fazlasına özgür düşünce ve özgüvenin önemi ve mantığını göstermesi gibi). Bu Yeni Kudüs herhangi bir
muhalefete hiçbir şekilde müsaade etmeyen bir kıyamet makinasıdır. Ölümden sonra bu “ruh toplayıcılarını” takip edenler Yahweh’in binyıllar boyunca insanlığa karşı işlediği ahlaksızlık ve adaletsizliklere kendilerini de alet etmektedir.

Cennet Hakkındaki Gerçek

İsa‘yı kişisel kurtarıcın olarak kabul edersen ölünce cennete uçup onunla birlikte olabilirsin!” Evanjelik Hristiyanlığın savaş çağrısıdır, İslam’da da çok benzer Cennet tasvirleri vardır. Ama bu İbrahimi inanç
mensuplarından kaç tanesi gerçekten bu “Cennet”in nasıl olacağına dair azıcık zaman ayırıp kafa yordu acaba? Çoğu insan “Cennet” fikrine alternatifi olan ateş çukuru olduğunu sandıkları “Cehennem” korkusuyla çekilmektedir. Elbette ki her ne olursa olsun böyle korkunç bir yerden daha iyi olacaktır, değil mi? Ya da öyle mi acaba? Bu “Cennet”in ebediyete kadar kalacağınız yer olduğunu düşünürsek oraya tek yönlü gidiş biletinizi almadan önce gitmek istediğiniz yerin orası olduğuna kesin emin olsanız çok iyi olur. Cennet acaba nasıl bir yer? Farklı insanlara bu soruyu sorarsanız farklı cevaplar alırsınız. Bazıları Cennet’in huzur içinde, hiçbir ihtiyaç ve acı olmadan yaşayacağınız, ebedi mutluluk ve sevgi dolu bir yer olduğunu savunur. Geleneksel “cennet” tasvirleri ölmüş insanların ruhlarını sürekli olarak arp çalıp Yahweh‘e övgüler dizmekten başka bir şey yapmayan, beyaz cüppeli, hareli, kanatlı melekler olarak göstermektedir. Gerçekten de ebediyete kadar yapmak istediğiniz şey bu mu? Pek çok insansa Cennet’in kişinin merhum atalarıyla tekrar bir araya gelebilecekleri ve aile biriminin ve geçmiş tecrübelerin anılarının devam edeceği bir yer olduğunu düşünmekte, ve bazılarıysa tüm aile bağlarının mezarda koptuğuna ve Cennet’te sadece büyük, “bir” aile olduğuna inanır. Yahweh‘in yaklaşmakta olan “Yeni Kudüs”ü hakkında bilgi sahibi olduktan sonra Yahweh’in, kollektifine katılacaklar için onlara öğretilenlerden çok daha farklı planları olduğu barizce görülebilir.
Let's Sing Another Chorus of Hallelujiahs for Another Billion Years! İsa, Cennet’te bütün gözyaşlarının silineceğini ve her şeyin yenileneceğini iddia eder. Ama insan ve birey olarak hayatlarımızın bize kişisel olarak herhangi bir anlam ifade etmesi için geçmiş tecrübelerimizin anılarına sahip olmamız gerekmektedir. Eğer anılarınız alınırsa şu an olduğunuz insan vaorlmayı bırakacaktır, bu yüzden kim
olduğunuzun bilinçli hafızası ve anısı (kendini gerçekleştirme de denebilir) hayatınıza gerçekte anlam veren şeydir. Özgerçekleştirmenize ve anılarınıza Cennet’te de sahip olacak mısınız acaba? Eğer acıdan ve üzüntüden tamamen uzak bir hayat yaşamak istiyorsanız elbette hayır. Kişiliğimiz hem mutlu, hem de acılı geçmiş hayat tecrübelerimize dayanır, ve de acılı bir tecrübenin anısını hatırlamak bile alakalı anının acısını tekrar yaşamaya sebebiyettir. Tamamen acısız bir hayata geçiş yapmak bütün bu acılı anıların da yokedilmesini gerektirecektir. Bir daha acı çekmemenizin mümkün olabileceği tek yol kişiliğinizin derin ve şiddetli bir değişime uğramasıdır. Yani şu an olduğunuzu bildiğiniz kişi İbrahimi inançların tasvir ettiği Cennet’te hiçbir şekilde varolamaz.
Peki bu durumda ebediyen “huzurlu” ve “rahat” yaşamak hayat tecrübelerinizi, bu tecrübelerin çeşitliliğinin güzelliğini ve insani
tecrübelerin bütün yelpazesinin seçkin zevklerini hatırlayamazsanız size ne fayda sağlayacaktır? Bireyler olarak farklı şekillerde ve yollarda mutlu oluruz, ve bu yolların pekçoğu bilgimizin ve hayat tecrübelerimizin genişlemesine dayanır. Bazıları için bu bir veya birkaç ilgi alanı hakkında öğrenilebilecek her şeyin öğrenilmesi demektir; başka bazıları içinse bu dışarı çıkıp dünyayı ve doğanın, uzayın veya bizi mutlu edecek her ne varsa bunların harikalarını tecrübe etmektir. İnsanlar meydan okumaya maruz kalmazlarsa zayıf düşerler. Kaslar zorlanmaya ve uyarıma
tabii tutulmazlarsa zayıflarlar ve en nihayetinde çürüyüp tükenirler, aynı şey zihin ve irade için de geçerlidir. Arp çalıp şükür dolu ilahiler söylemenin sıkıcılaşması için ne kadar süre geçmesi gerektiğini düşünüyorsunuz? Bir hafta? Bir yıl? Bin yıl? Sonsuza kadar süreniz var, bu sürelerin hepsi eşit ölçüde kısa denebilir. En nihayetinde çeşitlilik ve zorlayıcılık sağlayan ve bu sayede büyümemizi mümkün kılan
bir ortamda bulunmazsak en nihayetinde zayıf düşüp ölürüz, ama tasvir edilen “Cennet”te ölemiyorsunuz da! Bu Cennet tasviri doğru olsaydı bile Yahweh‘in iradesinin bir kölesi olarak yaşamaya devam edeceksiniz, ve günbegün kendi iradenize göre düşünüp hissetme yeteneğinizin olmadığı bir yerde bulunmaya devam edeceksiniz. Sonsuza dek. İnsan bireyleri için bu tarz bir durağanlık “Cennet” değil, “Cehennem” olacaktır. Belli şekillerde ebediyete kadar varolup ilerlemeye devam etmemizin mümkün olduğunu söyleyen doktrinler de var elbette (Satanizm gibi), ve bazıları bunun da eninde sonunda sıkıcı olacağını iddia edebilir. Ama durum ne olursa olsun ebediyete kadar kendi irademizi takip etmek başka bir varlığa, hele de bir parazite köle olmaktan iyidir. Ölüm uykusuna yatmaktan daha kötü sonlar da var. Yahweh‘in kollektif iradesine bir köle olmak kesinlikle ölümden daha kötü bir kader olacaktır. Yahweh‘in “amacı” etrafını uysal, cahil, bağımlı, (çocuk gibi) körce güvenen ve sadece kendi iradesine bağlı varlıklarla doldurmaktır (Matta 18:3, 19:14; Markos 10:14-15; Luka 18:16-17). Yahweh‘in bu “koyunları” gerçekten ne için kullanmayı planladığını düşünüyorsunuz? İsa, İncil’de Yahweh’e dua ederken “Cennet” kollektifinde bireyselliğe ne olacağını açıkça belirtmiştir: “Kutsal Baba, onlar da (seninle benim bir olduğumuz gibi) bizim gibi BİR olsunlar.” (Yuhanna 17:11, 21-23) Bireysellik “Cennet” olacak kovan kollektifinde ölmelidir. Star Trek serisi bu kollektif mantalitenin iğrenç ve insanlık dışı doğasını “Borg” isimli siber-organik kollektif yaşam formu tasviriyle göstermiştir. Borg‘un bireysel irade veya bilinci yok, ve yaşam amaçları tıpkı “Cennet”tekilerin Yahweh’e hizmet edecekleri gibi (Vayit 7:15) kollektife hizmet etmek. Yahweh’in tek istediği şeyin ona hiçbir şekilde direnç sunmadan, mütemadiyen tapınma sunacak varlıklar olduğunu düşününce Yahweh’in aslında verimli bir enerji kapasitörü olduğunu görebiliriz. Tutku ve boyun eğme hallerinde ruh ve zihinlerin ürettiği psişik/duygusal enerji Yahweh tarafından besin ve güç kaynağı olarak kullanılıyor. İncil bunu sürekli olarak belli etmekte, özellikle Vahiy kitabında Yahweh gücünü göstermeye hazırlandığı her seferde. Güç gösterilerinden önce kollektifin üyeleri onu övüp bu gücü ona veriyorlar (Vahiy 4:9-11, 7:9-12, 11:16-17,19, 14:3, 15:3-5,8, 19:4-7). Hatta Yuhanna kehanet veren meleğe tapınmaya çalıştığında melek onu “Sakın yapma!” diye durdurup enerjisini direkt Yahweh‘e göndermesi gerektiğini tembih etti (Vahiy 22:8-9). Enerji transferini daha az verimli kılacak herhangi bir direnç veya yolu uzatma “cennet”te yasaktır (Vahiy 21:26-27), çünkü Yahweh beslenme matrisinde olabildiğince çok verime ihtiyaç duyar. İsa‘nın Cennet’e girmek için fakir ve mütevazı olmanız gerektiğini söylemesinin sebebi de zengin insanların kendilerine dayanmayı ve özsaygıyı bilmeleri ve bundan ötürü de bu insanların enerjilerini sömürmenin sahip oldukları her şeyi Yahweh‘e vermeye hazır insanlar kadar kolay olmayacağıdır. Fakirler Cennet’e ilk girecek, zira onlar en verimli enerjiyi dirençsizce sağlayacaklardır. İncil’deki ve Kur’an’daki tüm öğretiler bu sonuca işaret etmekte: Yahweh, kollektif iradesi için verimli bir enerji kaynağı istiyor. Peki siz Yahweh isimli yem makinesindeki çarklardan biri olmak istiyor musunuz?
Hell would be eternity praising GOD!Burada “Ama Cennet’e gitmezsem bu Cehennem’e gideceğim anlamına gelmez mi?” diye sorabilirsiniz. Ama size açıkça söyleyebiliriz ki “Cehennem” de korku, özsaygı yoksunluğu ve bağımlılık ile kolayca manipüle edilebilecek insanları çekmeye çalışmak için İncil ve Kur’an’ın kurmaca “tanrı”sı tarafından yaratılmış bir yalandır. Yahweh özfarkındalığa sahip, özgüvenli ve özerkliğe sahip bireyleri “Cennet” matrixinde istemiyor. İncil’de ve Kur’an’da bile Lucifer, Yahweh’i takip etmenin saçmalığını görüp Yahweh’in dünya için planladığı aldatma dolu yollardan ayrılmasını bilmiştir. Yahweh bu kitaplarda bile Şeytan’ın “Cehennem”e “düşüşüne” kendi sebep ol(a)mamıştır, Şeytan kendine saygısı olan, tiranlıkla karşılaşan her bireyin yapacağı gibi orayı kendisi terketmiştir. Zaten bu kitaplar elbette yalanlarla dolu, ama mantıksal olarak bile eğer Yahweh Şeytan’ı “Cehennem”e atabilecek veya yokedecek güce sahip olsaydı, Lucifer’ın sözde Yahweh’in “seçilmiş” halkına zarar vermesini önlemek için zaten yapardı. Lucifer’ın, Yahweh‘in Kollektif Yeni Dünya Düzeni (“New World Order“) planlarını sekteye uğratacak olanağa sahip olduğu gerçeği bile Yahweh’in Onu veya başka öz iradeye sahip bireyleri durduracak gücü olmadığını gösterir. Lucifer “Cehennem ateşi” ve lanetlenme gibi boş tehditlerden asla korkmadı, ve siz de korkmamalısınız! Hayır dostlarım, İncil ve Kur’an’ın “Tanrısı” her şeyin yaratıcısı değildir, sadece buna inanmanızı istiyor. Hatasız ve mükemmel olduğunu düşünmenizi istiyor ki davranışlarını sorgulamayın. Manipülasyonlarına körce boyun eğenler için bir “cennet” yaratma sebebi de onları ebediyen bir besin kaynağı olarak sömürebilmektir. Yahweh‘in tüm insanlığın yaratıcısı ve bizi sevdiğine inanıyorsanız, en basit mantıkla gerçek anlamda sevgi dolu ve adil bir yaratıcının, yarattıklarının hakettiklerinden çok cezalandırılmasına asla izin vermeyeceğini de düşünebilirsiniz. İnsanlığın bu “sınırlı” hayatta yapabilecekleri herhangi bir yanlışın karşılığı yine “sınırlı” bir zamanda ödenebilir. Bu yüzden insanların sonsuza dek acı ve sefalet içinde yandıkları ebedi bir ateş çukuru adil, merhametli ve sevgi dolu bir yaratıcı olgusuna tamamen terstir. Eğer Cehennem olgusuna inanmak istiyorsanız, her halükarda Yahweh/Allah’ın adil olmadığını ve kesinlikle merhametli veya sevgi dolu olmadığını da kabul etmek zorundasınız. Ve eğer bunu kabul edebiliyorsanız, EBEDİYEN hizmet edeceğiniz varlığın bu olduğunu bile bile nasıl bu duruma tahammül edebilirsiniz? Gerçek ve mantığın ışığı bize “Cennet” de denen kovan-koloni enerji matrisi Yahweh’in insanları herhangi bir ateş çukuruna atacak gücü olmadığını gösteriyor. İncil ve Kur’an’ın “tanrı”sının amacı hepsi aynı akla sahip ruhlardan oluşan bir kollektif kurarak enerji temelini güçlendirmek ve Yahweh’in TEKil iradesini tüm evrene kanser gibi yaymaktır. Bunun en nihai sonucu, doğal olarak aynılık ve tekillikten oluşan bir boşluk olacaktır. Eğer tamamen aynılıktan, farksızlıktan oluşan bir kollektiften başka bir şey yoksa boşluk vardır. Bunu bir dakika düşünün. Hiçbir çeşitlilik olmazsa varolan tek şey aynılıktır. Aynılıktan oluşan bir boşluk. Kur’an ve İncil’in, Yahweh’in her şeyi yaratmadan önce olduğunu söylediği boşluk gibi. Bu yüzden Yahweh’in nihai amacı YOKOLUŞtur! Ve bundan ötürü, bu aynılık ve yokoluş boşluğuna düşmekten ne olursa olsun kaçınmalıyız!Anlaşılabileceği gibi öldükten sonra Yahweh’in yanına gitmek başınıza gelebilecek en kötü şeydir. Peki tek ihtimal bu veya yokoluş mudur? Elbette hayır. Satanizm umutsuzluk dergahı değildir, zaten amacımız da çoğu insanın kafasındaki “Müslüman olmayacaksan tek alternatif materyalist Ateist olmak” algısını kırmak ve daha iyi, daha üstün, daha parlak bir alternatif sunmak. “Küplenmek”, ölecek olursanız olabilecek şeylerden sadece biri. Daha güzel ihtimaller ve ölmeme potansiyeliniz bile vardır.  Okuyun, öğrenin!
Referanslar:İsa‘nın Borg‘u, Luciferian Libertarian Front

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir