Satanizm Nedir, Şeytan Kimdir?

Son zamanlarda nispeten daha gelişmiş konularda, en azından zaten insanların ön bilgisi olduğunu farzettiğimiz konularda yazıyoruz. Ama hem yeni ziyaretçilerimizi ihmal etmemek, hem de Satanizm hakkında bilgisi olan insanlar için, bilgi tazelemesi yapmak için soru-cevap şeklinde bazı konuların üzerinden tekrar geçeceğiz ve bazı konulardan da daha detaylı şekilde bahsedeceğiz. Yeni konularda bilgi de bulabilirsiniz! Hadi başlayalım.

Satanizm nedir?

Satanizm, insanlığın orijinal dinidir. Başta Şeytan olmak üzere insanlığa orijinal olarak “Gökten Gelen Tanrılar” tarafından bahşedilen, ruhani, kişisel ve nihayetinde toplumsal aydınlanma, ruhani gelişim ve güçlenme, ve de özgürlük yoludur. Bize Tanrılardan geldiği haliyle orijinal Satanizm’in nihai amacı; güç meditasyonu, yoga gibi belli ruhani simya (kökenli bir şekilde ruhani dönüşüm sağlayan) teknikleriyle ruhumuzun ve zihnimizin güçlerini uyandırmak, ve en nihayetinde Tanrılarla aynı seviyeye yükselerek fiziksel ve ruhani mükemmellik kazanmaktır. Popüler medyada tasvir edildiği gibi bebek (veya keçi, veya yavru keçi) kesmekle, kanlı ayinlerle, sebepsiz yere karanlık ve depresif olmayla, cinsel sapkınlık, düşkünlük veya takıntılarla ilgisi yoktur. Hatta aksine dinini hakkıyla icra eden Spiritüel Satanistler genel olarak parlak, etik açıdan sağlam, onurlu ve diri insanlardır. Bir dipnot olarak da eklemek gerekirse, Satanizm denilince akla birçok ekol, fikir, “inanç” ve yol gelebilir.

Gerçekten de, Satanist olsun olmasın kendine Satanist diyen birçok insan ve ideoloji var. Şeytan’ı gerçek bir varlık olarak bile tanımayan, sadece bir sembol olarak gören Ateistik Satanizm (örneğin LaVey’ciler), geniş bir yelpazeyi kaplayan Luciferian’cılık, Spiritüel Satanizm ile aynı şey olmayan ve yine geniş bir inanç yelpazesini kapsayan Teistik Satanizm ile bizim sitemizde temsil ettiğimiz Spiritüel Satanizm aynı değildir. Genel olarak bu saydığımız farklı ekollerin ideolojileri oldukça subjektif olmakla birlikte tarihçeleri de Antik Pagan dinlerine ve doğal Gerçeklere dayanmamaktadır. Ancak gerçek Spiritüel Satanizm içindeki tüm iddialar, fenomenler ve düşünceler objektif ve bireysel olarak kanıtlanabilir Gerçeklerdir. (örneğin yaptığımız güç meditasyonu gibi ruhani pratiklerin işlevselliği). Ve adından da anlaşılabileceği gibi, Spiritüel Satanizm (orijinal dinlerin olduğu gibi) ruhaniyete çok daha odaklı bir dindir.

Şeytan kimdir?

Şeytan, dünya dışından gelen “Gökten gelen Tanrıların” (gerek Zacharia Sitchin’in bilerek yanlışlar katarak çevirdiği, dünyanın en eski medeniyetlerinden olan Sümerlerin Tabletleri, gerekse de tüm Pagan mitlerinde olsun, Tanrılar “göklerden” gelir) lideri, insanlığın yaratıcısı ve Baş Tanrısıdır. Yahudilerin yarattığı İbrahimi inançlardan önceki tüm Antik Pagan dinleri orijinalinde Satanizm’dir, ve tüm Antik Pagan Baş Tanrıları (Odin, Ptah, Enki/EA, Melek Taus, Şiva, Tengri, vesaire) da aslında Şeytan’dır.  “Kötülüğün efendisi” falan değildir, Satanistler Ona sanıldığı gibi tapınmaz. Şeytan, sanıldığı gibi kökeni sadece İbrahimi inançlar gibi iki bin yıl kadar kısa ve kanlı bir tarihe dayanan mitolojik bir varlık değildir; aksine dünyadaki tüm Pagan medeniyetlerin Şeytan’ı Baş Tanrı olarak kabul ve takip ettiği arkeolojik, tarihsel ve mantıksal kanıtlarla sabittir.

Satan, yani Şeytan, dünyanın en eski dillerinden biri olan Sanskritçe’de “Ebedi/Mutlak Gerçek” anlamına gelir. Bundan hareketle Satanizm, Ebedi ve Mutlak Gerçek-izm anlamına gelir. Bazılarınızın Kur’an, İncil gibi eserlerden tanıdığı Şeytan tasvirinin gerçek Şeytan ile ilgisi yoktur. Bu kitapları yazan ve bu kitaplara bağlı inançları yayan Yahudiler, Şeytan’dan temsil ettiği değerler (özgürlük, bilim, ilerleme, düşünme, mükemmellik, vesaire.) ve bizim için yaptıklarından ve yapmaya devam ettiklerinden (bizi yaratması, kadim uygarlıklara bilim, matematik, felsefe, mimari, sanat, ruhaniyet gibi önemli bilgileri bahşetmesi, günümüze kadar O ve Ona tabii olan uygarlığının tamamının acımasız ve adaletsizce kötülenmelerine rağmen hala bizimle birlikte olup bize yardım etmeleri, eğitmeleri, yanımızda olup bizimle savaşmaları, vesaire) ötürü nefret ederler. Hatta bu nefret o kadar ileri gitmiştir ki İbranice, yani Yahudilerin dilinde “Satan” “Düşman” anlamına gelmektedir. Bu yüzden Satan’ın bir kelime anlamı da “Yahudilerin Düşmanı”dır.

Aynı zamanda Enki, EA, Odin, Tengri, Ptah, Wotan gibi isimlerle de tanınan Şeytan’ın bize bahşettiği ideolojiye Satanizm gibi karalanmış bir isim yerine Odinizm (böyle bir ideoloji var ama otantik Satanizm ile alakasızdır) veya Enki-izm denmemesinin sebeplerinden biri de budur. Zira “Yaşasın Şeytan!” (Hail Satan) demek, buraya kadar verdiğimiz bilgilerin ışığında  “Yaşasın Yahudilerin Düşmanı olan Ebedi, Mutlak Gerçek!” demektir. Yani hem ismin kendisinde kadim ve en kutsal bir anlam var, hem de düşmanımızın kimliğini ve özelliklerini vurgulamaya yarıyor. Aynı zamanda Satanizme yılmadan Satanizm demek düşmanlarımızın bizi tanımlamasına da izin vermemektir.

Hayatın anlamı nedir?

Hayatın amacı büyümek ve evrimleşmektir. İlerlemenin en son adımı ise, “çoklubeden kompleksini” (enerji bedeni, fiziksel beden, vesaire.) mükemmelleştirmektir. Mükemmelliğe ulaşmak Tanrılığın GERÇEK anlamıdır ve her zaman için aslen bu anlama gelmiştir. Her şeyi kaplayan bir gökyüzü babacığıyla, herhangi bir şeye “kul” olup tapınmayla veya benzeri bir şeyle hiçbir ilgisi yoktur. Kadimlerin hepsi, Tanrılığın kişinin kendisini mükemmelleştirmek anlamına geldiğini biliyordu. Satanizmin amacı mükemmelliğe ulaşmaktır – bu kişinin mükemmelleşmesi, türün mükemmelleştirilmesi, çevrenin mükemmelleştirilmesi ve en nihayetinde mükemmelliğimizi başka türlere ve güneş sistemlerine yaymak anlamına gelir. Büyümek bu demektir. Şeytan’ın da dediği gibi “Hayatın anlamı, kendini ve evreni iyileştirmektir.“.

Tanrılarımız da bizi kendi mükemmelliklerini başka galaksilere ve güneş sistemlerine yayma uğraşları sırasında yarattılar. Bir nevi onların tohumuyuz. Ama ne yazık ki binlerce yıl önce güneş sistemimiz başka bir uzaylı kollektifi tarafından işgal edildi, ve onların amacı bizim büyümemize yardım etmek değil, köleleştirmekti. Onlar yüzünden Tanrılarımız adaletsiz bir şekilde tiksinç canavarlarmış gibi gösterilerek aramızdaki bağ kopartılmaya çalışıldı. Buna rağmen tamamen başarılı olamadılar, olamayacaklar da. Yaratıcılarımız olan Demon’lar ile aynı amaca sahibiz – kişinin, çevrenin ve türün büyümesi, evrilmesi ve mükemmelleştirilmesi. Bu yolun ismi Satanizm’dir çünkü biz Şeytan (Satan) tarafından yaratılmış olup Onun genetik ve metafiziksel esansına sahibiz. Onun sayesinde Tanrılığa ulaşmaya kadar giden ilerleme potansiyelimiz var.

Tüm otantik, meşru ruhani pratiklerin (yani orijinal dinlerin) nihai noktası da insan evriminin tamamlanmasını sağlamak, yani çoklubeden kompleksinin mükemmelleştirilmesidir – buna Magnum Opus, yani Büyük/Yüce Uğraş/Yapıt denir. Her halükarda Satanizm, Magnum Opus’u tamamlayıp Tanrılığa ulaşmanın en etkili, verimli ve rafine edilmiş yoludur. Hatta Satanizm, kadim atalarımızın -Paganizm gibi farklı isim ve kültürler altında- pratik ettiği şeyin ta kendisidir. Tanrılığa ulaşmak için günümüzde başka bir “yol” bulmak zor veya imkansız olacaktır, zira dünyamızı saran İbrahimi kontrol programlarından ötürü bir nevi “hapishane gezegende” yaşıyoruz ve elle tutulur şekilde ruhani ilerleme yapmak “sıradan insanlar” için “yasak”tır. O yüzden tek başına ilerlemeye çalışmak, kişiyi insanlığı aşağıda tutmak isteyen düşman kollektifinden herhangi bir etkiye ve saldırıya açık ve çoğunlukla savunmasız bırakacaktır. Buna kıyasla Satanizm hem kişiyi Tanrıların koruması ve rehberliği altına alır, hem de tüm insanlığın özgürlüğü için mücadele etme, bu mücadelede kendini de daha da özgürleştirme imkanı kazanır. Zaten kişi o ya da bu şekilde Satanizm dışında ilerlemeyi başarsa bile, insanlığın geri kalanına hiçbir katkı sağlamayacaktır. İnsanlık olarak sosyal bir türüz ve ya birlikte yükseliriz, ya da birlikte batarız. Satanizm sadece kişinin değil, toplumun da bekâsını öngören en iyi sistemdir.

Ve tekrar söyleyelim; hayır, Satanizm kötücüllük, sapıklık, kurban verme veya kırmızı derili, boynuzlu bir keçi adama ve hatta başka herhangi bir şeye tapınmakla veya gereksiz yıkımla ve ölümle ilgili değildir. Hatta Şeytan’ın Kendisi de hak eden tüm canlılara saygılı olunması ve herhangi bir şeye düşüncesizce zarar vermekten sakınmamızı öğütlemiştir. Satanizmin çekirdek niteliğinde özeti, bu üç soruya verilen cevaplarla budur; çoklubeden kompleksini mükemmelleştirirken aynı zamanda doğaya, insanlara, hayvanlara saygı göstermek ve bunlara elimizden geldiğince destek vermek. Gerçek “İlahi Logos” budur.

Güç Meditasyonu nedir?

Güç meditasyonu, günümüzde konuyla haşır neşir olsun olmasın ortalama insanın aklına “meditasyon” denilince gelen şeyden farklı bir olgudur. Güç meditasyonu derken sadece oturup “zihni boşaltma” (ki buna Boşluk/Farkındalık Meditasyonu denir) pratiğinden bahsetmiyoruz. Sadece bu meditasyonun da iradeyi güçlendirmek gibi belli faydaları olsa da, meditasyonun asıl amacı bu değildir. Aslen meditasyon, kişinin ruhunun ve zihninin güçlerini uyandırma amacı taşımaktadır. Farkındalık Meditasyonu da kişinin irade ve odak gücünü arttırma gibi yararlar sağlar tabii, ancak nasıl spor yapmaya zihinsel olarak hazırlanmak kişinin kaslarını güçlendirmiyorsa sadece, Boşluk/Farkındalık Meditasyonu da kişinin enerji bedenini güçlendirmez.

Asıl yapılması gereken, Tanrıların bize antik çağlarda da öğrettiği gibi enerji merkezlerini açmak, bedenimizin etrafındaki biyoelektrik alanını (aurayı) güçlü ve temiz tutmak ve bedeni, zihni ve ruhu daha da gelişmiş, dönüşümsel ruhani çalışmalar ve tecrübeler için hazırlamaktır. Bunlar sadece popüler anlayışıyla “meditasyon”la değil, Güç Meditasyonu ile olur. Bu konuda en sağlam, güvenli ve dengeli çalışmalar da bizde bulunmaktadır, ve uygulamak için Satanist olmanız gerekmemektedir. Neyden bahsettiğimizi deneyin görün, pişman olmayacaksınız.

“Normal” Meditasyon ile Güç Meditasyonunun farkı nedir?

“Normal” meditasyonun güç meditasyonundan farkı güç meditasyonunun metafiziksel etkileşimin tüm temel yönlerini ele almasıdır. “Normal”, güç meditasyonu olmayan meditasyon genel olarak size anlamı bilinmeyen, tuhaf sesli kelimeleri zikretmenizi söyleyecektir. Belki başka, felsefi bir yaklaşım size bir şey imgelemenizi söyler. Bunların yanında başka bir yaklaşım ise size sadece bir şeyler hissetmenizi ve yukarıdaki diğer hiçbir şeyi yapmamanızı söyleyebilir.

Güç meditasyonu farkını burada belli eder. Güç meditasyonunda imgelemeyi, zikretmeyi ve hissetmeyi (ve daha fazlasını) aynı anda yaparsınız. Bunların hepsi yapmakta olduğunuz ruhani çalışmaya özel faydalar ve özellikler katar. Görselleştirme (yani imgeleme) tinsel, akışkan diye tanımlanabilecek “madde”nin (buna sadece prana, vril veya enerji de denebilir) çalışmanızın başarılı olması için gereken metafiziksel yolu oluşturmasına izin verir. Zikir çekmek (veya aramızdaki deyişiyle mantra titretmek) ise tinsel bedenin (yani ruhun) organlarına dimdirekt bir şekilde titreşim vermek ve bu sayede biyoelektrik ve belli özelliklere (kullanılan rüne/mantraya göre değişen) sahip enerjiler yükseltmenin bir yoludur. Son olarak da hissetme, etkilemek istediğiniz vücut organı veya nesneye farkındalığı yöneltmeye yarar. Bu önemlidir, zira enerji dikkatin gittiği yere akar. Bazı güç meditasyonlarında aynı zamanda nadi‘leri (basit tabiriyle enerjetik “damarlar”, yollar) bağlamak için belli mudra‘lar (el hareketleri) da kullanırız. Bunların hepsi Astaroth’un 8 Yönlü Yolu‘na dahildir (buradaki linkte hem güç meditasyonları, hem de Astaroth’un 8 Yönlü Yolu hakkında bilgi bulunmaktadır), bunlardan ne kadarını pratiğimize dahil edersek o kadar hızlı ve güçlü gelişebiliriz. Genel olarak sunduğumuz güç meditasyonları bunları genellikle içeren egzersizler sunuyor.

Aynı zamanda güç meditasyonlarına olan, sadece Spiritüel Satanizme has bu odak -ve bunların uygulayan istisnasız herkesin de her şekilde tasdikleyebileceği şekilde bu meditasyonların işlevselliği ve kişinin sadece gücüne değil; sağlığına, mutluluğuna, zihinsel berraklığına ve genel ruh haline etkisi de düşünüldüğünde- bu yolun ne kadar otantik olduğunu kanıtlar nitelikte. Aynı şekilde bizle benzer veya aynı çizgideymiş gibi görünen ama ruhani gelişime özellikle odak sağlamayan, bir tür olarak içinde bulunduğumuz ruhani savaşı tanımayan veya tanısa da bu savaşı insanlığın lehine döndürmeye yönelik uygun çalışmalar yapmaya tembellikten, bilgisizlikten, zayıflıktan veya direkt habislikten ötürü tenezzül etmeyen güruhlarla aramızdaki en büyük fark güç meditasyonları ve günlük hayatımızın parçası olmuş, “öteki” ve “öte”leştirilmeyi, çok “ulvi” ve “nadiren olacak” bir şeymiş gibi gösterilmeyi bırakmış majikal (büyüsel) çalışmalarımızdır.

Kesin olduğunu nasıl anlarım? Bunlar saçmalık veya placebo değil mi? Modern bilime göre böyle iddialar saçma değil mi?

Değil. Satanizme giriş olarak yazdığımız ilk yazımız Spiritüel Satanizm 101‘de biraz dokunduğumuz işin bilimsel kısmına burada daha da dokunabiliriz.

Modern bilim gerçekliğin tam ölçeğini hesaba katamaz, çünkü günümüzde fiziksellik ve materyalistik bir paradigmayla sınırlıdır. Bu durum insanlığı dejenerasyon ve anti-evrim durumunda tutmak isteyen pek çok kesim tarafından empoze edilmiştir. Neden mi? Çünkü kendine bakabilen ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir insan çok iyi bir devlete dayanan köle olmaz. Bu materyalistik tavır hayalgücünün veya düşüncelerin tam olarak kanıtlanamamasının ve açıklanamamasının sebebidir, çünkü insan zihni hakkında çok kritik anlayış eksiklerimiz var. Materyalistik bilim asla uzaktan izlemenin (Remote Viewing) nasıl ve neden işe yaradığını anlayamayacak, çünkü bu fizikselliği kullanarak çalışmıyor. Bunların hepsi kasıtlıdır. Modern bilimsel topluluk tinsel enerjileri algılamak ve ölçümlemekte kullanılan doğal duyulara sahip olmadığımız için fiziksellikle sınırlıdır.

Ama olay şu: Her şey enerjidir, evrenimizin her bir parçası. Bunların hepsi fiziksel parçalar değil, ve bazı enerji türleri fiziksel şeylerin içinden kolaylıkla geçebilir. Ve de bu enerji türlerinin hepsi fiziksel odaklı duyularımız tarafından fiziksel olarak algılanamaz. Ama tinsel enerjiye dayanan (astral) duyularımız tarafından kolaylıkla hissedilebilir. Ama bunlar da mütemadiyen saldırı altında ve son birkaç çağdır da aynı şekilde saldırı altında olmaları sürmekte. Yakın zamanda insan bedeninin imgeleri ve olayları meydana gelmeden önce sezinlediğini gösteren bir bilimsel araştırma yapıldı. Katılımcılara bilgi verilmedi ve bir seri imaj gösterilmeden kısa bir süre önce bedenleri gösterilecek olan imaj türlerine tepki vermişti. Bu imajlar cinsel imajlardan doğal bir tepki yaratmayan sıradan imajlara kadar bir yelpaze içeriyordu.

Bu ve bu gibi araştırmalar tinsel duyuların test edilip gözlemlenebildiğini gösterir nitelikte. Ama bu materyalistik fiziksel paradigma tarafından düzgünce açıklanabilir mi? Hayır; çünkü o paradigma doğanın ve gerçekliğin tinsel, fiziksel olmayan karşılığını hesaba katmıyor.

Bu tinsel enerjilere erişim, eskiden sahip olduğumuz bilinçli bir yetenekti. Ama binlerce yıllık ruhani ihmal ve yozlaşmadan ötürü bu yetenek tamamen sulandırıldı ve atıl duruma geçti. “Karanlık çağlar”ı ve kilisenin tinsel enerjilerle etkileşip onları yönlendirebilen herkesi sistematik olarak yok ettiği gerçeğini unutmayın. Bunun yüzünden milyonlar öldürüldü. Bu yeteneğe sahip olan bütün soyların öldürülmesi gerekti ki kurulan bu kötücül düzen ruhaniyetten kopmuş insan üzerindeki egemenliğini sürdürebilsin.

Bir şeyi izleyerek daha kolay anlayabilenler için, meditasyon ve yoganın beynimizde (yani sadece zihnimizde değil, organ olan beynimizde ve onun fiziksel yapısında) değişiklikler yarattığını da biliyoruz.

Bu ve bu tarz araştırmalar görebileceğiniz üzere bilimsel araştırmalardır, ve bilimsel araştırmalarda kontrol grubu denen denekler sayesinde herhangi bir “müdahale”nin (yabancı literatürde intervention diye geçer, bu konuşma dilindeki müdahale değildir. Örneğin bir ilacın faydasını ölçmek için deneklere o ilacın verilmesine bir “müdahele” denir. Yani kısaca denek üzerinde etkisi ölçülmek istenen uyaranlara müdahale deniyor. Meditasyon veya yoganın faydasını ölçmek isteyen araştırmalardaki müdahale, meditasyon ve yogadır) etkilerini placebo veya ortamdaki başka uyaranlar gibi etkilerden tamamen izole bir şekilde ölçme imkanı doğuyor. Kısaca bilim dünyasında kanıtlı şeyler genellikle “uydurmasyon” değildir “placebo etkisidir yaa”yı zaten bilim adamları düşünüp placebo olmadığına emin olmak için önlemler almıştır. Bilim bu şekilde ilerler. Materyalistik eğilimlerinden ötürü modern bilim belli sorunlara sahip olsa da bilimsel yöntemi uygulamak, hemen her konuda işe yarar bir yöntemdir. Sunduğumuz verilerin meşruiyeti de buna dayanıyor. Bu olguya rağmen ısrarla “bana ne, bunların hepsi placebo’dur, kesin ip var” diyecek herhangi bir insan, bu noktada artık ya kötü niyetlidir, ya da bilimsel araştırmanın, bilimsel sürecin nasıl işlediğini bilmiyordur. Bu tarz dogmatizmlerden uzak durmak hayatınızı çok daha zengin kılacaktır, garanti ediyoruz.

Bunun üstüne bir de Şeytan’ın ismini zikretmenin bizi daha mutlu, zeki, hatta “genç” yaptığı gerçeği de cabası. https://wholesomeresources.com/1862/1862/

Aynı zamanda çok önemli bir noktaya gelecek olursak, sadece zihnimizin gücünü kullanarak “ışık” yaratabildiğimiz de yadsınamaz bir bulgudur. Bir araştırmada, denekler sadece zihinlerinin ve ruhlarının gücüyle bir bölgedeki fotonların (ışığı oluşturan temel parçacık) sayısını iki katına çıkarıyorlar. Bu “bölge” de öyle aynı odada, aynı binada falan değil, 7,330 kilometre uzakta. Bu araştırmaya da şuradan ulaşabilirsiniz: https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2625527

“Ee, ateş böceği gibi ışıyormuşuz. Havalıymış, ama ne önemi var?” diyebilecekler olabilir. Tabii, aslında materyalistik ideoloji ile açıklanamayacak ve tek başına bile bu tarz bir dünya görüşünü zorla genişletecek bir araştırma da olsa tek başına bizim argümanımızı fazla desteklemiyor. Ama şimdi, zihnmizle/ruhumuzla ışık yayabildiğimiz gerçeğini kafamızın bir köşesinde tutup devam ediyoruz. DNA’mızın ışığa duyarlı olduğunu ve ışıktan etkilendiğini biliyor muydunuz? Ve siz sormadan söyleyelim, bu da söylediğimiz diğer her şey gibi “inanç” değil, Gerçektir. Bu iddianın alakalı kanıtları:
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/21457072
Şimdi, ikiyle ikiyi toplayalım bakalım. DNA’mız ışıktan etkileniyor, zihnimizin ve ruhumuzun gücüyle de ışık yayabiliyoruz. Demek ki zihnimizin gücüyle DNA’mızı değiştirebiliriz. Hatta zihnimizin ışık yayabilmesi olgusu direkt olarak sadece DNA’mıza değil, gerçekliğe de etki edebildiğimizi gösterir. Spiritüel Satanizm’de yaptığımız yoga, meditasyon ve büyü gibi şeyler de zaten bundan başka bir şey değildir – zihnimizin ve ruhumuzun yetilerini eğitip güçlendirmek ve türümüzün doğuştan beridir hakkı olduğu mükemmelliğe doğru pozitif ve doğa ile uyumlu evrimini sağlamak. İkiyle ikiyi toplayamayan veya toplamak istemeyenler de olabilir, ömür boyu endoktrine edildikten sonra böyle Gerçeklerin bir anda fazla gelebildiğini anlıyoruz. Ama bu tarz insanlar için “üzgünüz” ki meditasyonun bize moleküler düzeyde etki etmesi sadece bizim vardığımız, mantıkta akılcı olmayan sıçramalarla elde ettiğimiz bir sonuç değildir. Direkt bu konuyu işleyen, sizi böyle mantık işlemlerinden “kurtaracak” bir araştırmayı da size sunarak bu konudaki tezimizi sizlerin emrine amade ediyoruz. Meditasyon ve yoga bize genetik (ve dolayısıyla moleküler) düzeyde etki eder ve DNA’mızı “onarır”:

Satanizmin İslam’dan farkı ne?

Günümüzde, yüzyıllardır ruhaniyetten tamamen soyutlanarak yaşadığımız, yaşatıldığımız için belki burada anlatılanlar özellikle de daha “rasyonel”, materyalist insanlara tuhaf, olağandışı, imkansız, deli saçması gibi gelebilir. Veya sık sık duyduğumuz gibi “Al işte, Satanizm dediğin de İslam/Hristiyanlık/[Başka bir İbrani ölüm tarikatı] ile tıpatıp aynı, en ufak bir fark bile yok!” gibi çıkışlar yapabilirler. Önce ikinci iddiaya cevap verecek olursak; Şeytan adına canlı bombalar yok, kadınları evlerine kapatma veya küçük çocuklara tecavüz etme yok, kör bir şekilde boyun eğme veya köle gibi tapınma yok. İnanç bile yok. İbrahimi inançlara din dememe sebeplerimizden biri de budur. Orijinalinde din, doğal ve Ebedi Gerçeklere dayanan, objektif olarak kanıtlanabilen, bilimi destekler ve bilim tarafından desteklenir nitelikte ruhani sistemlere denirdi. Bunları savunan Satanizm ile dünyaya acı, baskı ve ölümden başka hiçbir şey getirmeyen İbrahimi inançları aynı kefede tutmak cehaletten de öte hakarettir. Bu tarz söylemlerde bulunan insanların bir kısmı hala iyi niyetli olabilir, böyle konuşmalarının sebebiyse “din” diye tek öğretildikleri şey olan İbrahimi inançlardan zaten canları bezip ayrıldıktan sonra “din” adı altında başka her şeye kapanıyorlar, ve nispeten haklı olarak deli saçması buluyorlar. Doğal, çünkü bu tarz insanlara din adı altında kölelik, baskı ve vahşet dışında hiçbir şey gösterilmedi.

Ancak Spiritüel Satanizm’de biz böyle yapmıyoruz. İster Satanizm ile içli dışlı olun, ister Satanist olmayın, açık fikirlilikle sunduğumuz egzersizleri ve teknikleri denerseniz (bilimsel verilerin de gösterdiği üzere) kesinlikle fayda sağlayacaksınız. Satanizm’in amacı da budur, doğal kanunlarla uyumlu bir şekilde hem kişinin, hem toplumun pozitif bir şekilde, gerek ruhani, gerek de maddesel olarak dönüşümü ve yükselmesi. Bu yüzden şüphelerinizi ve bezginliğinizi anlıyoruz, ama deneyip görmek veya ebediyen sizden “yüksek” güçlerin egemenliği altında, onların yoksun merhametinde kalmak tamamen sizin seçiminiz. Biz Satanistler insanları kesinlikle zorlamayız, ama düşman için aynı şeyi söyleyemeyiz. Tavsiyemiz, hala şüphedeyseniz kendinize bir iyilik yapın ve en azından meditasyonu istikrarlı bir şekilde deneyin. Pişman olmayacağınızı garanti ederiz. Katılmazsanız da kafanızı kesmeyiz, YHWH kollektifi gibi ruhunuzu yemeyiz, cizye almayız, söz! 🙂

Zion (Siyon)/YHWH/Jehova nedir?

Yahweh Kollektifi tarafından kendi amaçları için kullanılan tinsel enerji vorteksinin ismi Zion’dur. Buna bazen Yahweh, YHWH, YHVH, Jehova, Yehova, ve Allah da denir. İncil’de “Tanrının Şehri” ve “Cennet” diye geçen şey de budur. Bu yapının ana amaçları; içinde hapsolan tüm ruhların Prana’sını (yani hayat gücünü, enerjisini) emmek ve de ona tapanlardan farklı metodlarla (dua etme, namaz kılma, tapınma, inanç sebepli savaşlarda ölenler, Kosher ve Helal adı altında “dini” kurbanlar (ki bunlar hayvandan gelen acı ve ölüm enerjisini maksimize etmek için hayvana uzun süre can çekiştirmeyi gerekli gören hayvan öldürme yöntemleri) ve ritüelistik kurbanlar) sömürülen enerji ve bu insanların ruhları için kapasitör görevi görmektir. Yahweh Kollektifinin amaçları ve bu amaçlarına ulaşmaları için anahtar görevi gören bir yapıdır, zira bu yapı onların gezegenlerarası fetih uğraşlarını hayatta tutan Prananın ana kaynağı olup aynı zamanda da onlara tapınarak ölenlerin ruhlarının asimile olacağı yerdir de.

Homoseksüellik, biseksüellik falan, bunların olayı ne?

Bu bireylere (GBLT) genel bir terim olarak Üçüncü Cinsiyet (gerçekten üçüncü bir cinsiyet olmadığının farkındayız, bu kalıplaşmış bir tabirdir) deriz. Üçüncü Cinsiyet kadim toplumlarda her zaman için yüksek, onursal pozisyonlara sahiplerdi. Bunun sebebi ruhlarındaki eril ve dişil enerjetik özelliklerin dengesindendi(r). Heteroseksüellerin üreme gibi işlerle meşgul olduğu sırada Üçüncü Cinsiyet bireyleri de orijinalinde yaratıcılıklarını sanat, bilim veya felsefe gibi çok önemli ve yüce uğraşlara akıtırlardı. Aynı zamanda azılı, kudretli, cesur savaşçılar oldukları bilinirdi. Heteroseksüeller de, Üçüncü Cinsiyet bireyleri de çok önemli. Cinsiyetler arası denge mükemmelleştirilmiş bir toplum için çok önemlidir, ve bu Üçüncü Cinsiyeti de içerir. Üçüncü Cinsiyet bireylerin genellikle “çocuk yapmadığı” için “türümüzün devamına katkı sağlamadıkları” gibi iddialarda bulunacaklar dünyadaki insan nüfusuna bakabilirler. 76 kişi değiliz, 7,6 milyar kişiyiz. Soyumuzun tükenmesi gibi bir durum söz konusu değil, dünyayı kurtardığımız sürece de asla olmayacak. Bununla birlikte, insanlık sadece sol beyin (mantık, materyalizm) ve acımasızca pragmatizm ve verim odaklı bir makine değildir, zerafet ve yaratıcılık da çok önemlidir. Kaldı ki türümüzün bekâ sorunu olarak önümüzde sadece belli bir etnik grup bulunmakta, dünyayı onların demir pençesinden kurtardığımız sürece kim kimle hangi yatakta ne yapıyor gerçekten bizi bağlamaz.

Düşman programları (İbrahimi inançlar dahil) tam da bu yüzden Üçüncü Cinsiyet bireylerini ve kadınları bu kadar aşağılayıp baltalamaya yönelmiştir. Aynı zamanda da LGBT (bizim aramızdaki Üçüncü Cinsiyet bireylerine GBLT deme sebeplerimizden biri de bu Yahudi odaklı toplulukla Satanik, doğal ve Gerçek halini ayırmaktır), feminizm gibi yine tamamen kendi tekellerinde ve kontrollerinde olan topluluklarla da kadınlara ve Üçüncü Cinsiyet bireylerine özgürlük ve eşitlik sağlayacaklarını vaat edip onları kendi amaçlarına alet etmişlerdir. Bir yandan “ibnelerin” sapık canavarlar, kadınlarınsa kontrol edilmezlerse çocuk veya egoist birer pislik olduklarını -elbette ki sadece kendi düşünceleri, ve Satanizm’de böyle şeylere tolerans yoktur- söyleyen İslam ve benzeri ideolojiler, bir yandan da bu tip insanları alıp gerçekten de bu sahte “din”lerin çizdiği nefret portresine çok benzer şekillere sokup onlarla kapıştıran feminizm veya Kültürel Marksizm gibi ideolojiler. İki tarafı da ortaya karşı kışkırtmak – Yahudilerin tipik böl ve yönet stratejisi. Ama aslında “Yahudilenmemiş” bir toplumda “üç” cinsiyetin arasındaki denge de sağlam, güçlü ve birbirini destekler niteliktedir. Hayvan krallığında da sıkça gördüğümüz bu çeşit eğilimlerden nefret edenler varsa, üzgünüz ama bunun tek sebebi İbrahimi/Yahudi programlanmanızdır. Ve istisnasız diğer her Yahudi programlaması gibi, bundan da kurtulmanızı tavsiye ediyoruz.

Seksin ruhani etkileri nedir?

Seks iki ruhun ve bunların biyo-enerjetik alanlarının ve devrelerinin birbirine karıştığı, yüksek derecede metafiziksel bir olaydır. Bu çoğu bağdan daha derin enerjetik bağlar yaratır. Tinsel enerjileri görebildiğiniz seviyeye çıkınca bu bağları kendiniz de görebilirsiniz. Sadece öpüşmenin bile böyle enerjetik implikasyonları vardır. Bu tekeşliliğe yönelmiş kişiler için sorun yaratabilir, zira varolan bağlar yeni bağlar kurmayı veya kurulan daha yeni bağlara güvenmeyi zorlaştırabilir. Günümüzde pek çok ailenin disfonksiyonel olması bu yüzdendir; zira geçmişten kalan enerji bağları bir çiftin gerçek anlamda bir “çift” olmasını neredeyse imkansız kılmaktadır.

Herkesle ve herhangi bir kimseyle seks yapmak Yahudiler tarafından özellikle de Batı kültürlerinde empoze edilen bir şeydir, çünkü onlar bunu biliyor. Ama bu bizim ülkemizde de etkilidir. Basit bir kanıt isterseniz radyoyu açıp Goldberg Plak Şirketinin (lütfen Google’da böyle bir şirketi aramayın, Goldberg popüler bir Yahudi soyismidir ve medyanın her alanında üst düzey koltukları tutmuş olan Yahudilere gönderme yapıyoruz) çıkardığı en yeni siyahi “sanatçının” seks ve madde kullanımı hakkındaki sanatsal, “süper”, “patlıyooo”, “aşmış” son rap şarkısını dinleyebilirsiniz. Böyle şarkılardaki sözler zihne afirmasyon (olumlama) şeklinde etki eder. Bu yüzden savunma mekanizması zayıflamış “dışarıdakiler” de şarkı sözlerini birebir taklit eder; yani kulüplere gidip ruha, zihne ve bedene zararlı maddelere gömülüp ondan sonra da yakaladıkları ilk insanla seks yapmak şeklinde.

İnsanların cinselliklerini nasıl yaşadığı, demin bahsettiğimiz gibi bizi çok bağlamamaktadır. Ama her açıdan zararlı bir davranış söz konusu olduğunda insanları uyarmak ve mümkünse daha sağlıklı, en nihayetinde daha mutluluk verici ve doğal yollara yönlendirmek bizim görevimizdir. Nihai olarak bu tarz konularda seçim kişinin kendisine aittir. Tasdiklemediğimiz bir şey olsa bile, toplumun bekâsına tehdit niteliğinde bir şey olmasa bile, sadece bize ters geliyor diye kimsenin kafasını kesmek gibi bir derdimiz veya olayımız yoktur. Sorumluluğu sorumlulara verin (“Responsibility to the responsible”).

Succubus/Incubus nedir?

Satanik Demon’lar Tanrılığa ulaşmış, uzaylı Nordik Tanrılarıdır, ve Tanrılık da evrimin en üst basamağıdır. Succubus’lar ve Incubus’lar orijinal tanımlarıyla insanlarla ilişkiye girmeye müsait Satanik Tanrılardır. Pek çok açıdan insanlarla ilişkiyle karşılaştırılabilir ama Tanrı olduklarını düşünürsek sıklıkla daha iyidirler. Aşk, sevgi, ilgi, yakınlık, düşüncelerin paylaşımı, muhabbet gibi şeylerin hepsi -psişik olarak açık olunduğu takdirde- vardır. Cinsellik de dahil, eğer dileğiniz buysa. Tanrılarla bir ilişki kurmanın faydaları da muazzamdır. Birincisi size değer verdikleri için ruhsal gelişiminize ve en nihayetinde onların seviyesine çıkmanız yolunda size yardımcı olurlar. Astral hislerinizi açmanıza ve bu şekilde onları görüp hissetmenize yardımcı olurlar. Tabii yararlar burada bitmiyor, ama söylediğimiz gibi ruhani olarak gelişip Tanrılığa ulaşma yolunuzda size yardımcı olurlar. Bu modern succubus tanımına (yani ruh emen, seks ve enerji bağımlısı, hayvandan pek de zeki olmayan nemfoman parazitler) zıt zıtta terstir. Bu tanım da zaten YHWH kollektifi sayesinde, İbrahimi kaynaklardan böyle şeyler görüp kanacak kadar tecrübesiz ve bilgisiz zihinleri kirletip köleleştirmek için yayılmıştır. Tanrılarımız ve Tanrıçalarımız ruh yiyen, cinsel enerji içen yaratıklar olmak şöyle dursun, kutsiyetin ve güzelliğin en üst oktavından varlıklar olmalarına rağmen bizi kusurlu insan halimizle kabul edecek kadar zariftirler de.

Tanrılarla bu şekilde ilişkiler kurmayı, kendisine “çok absürt” gelmesinden başka hiçbir sebep olmamasına rağmen tamamen reddeden, imkansız gören, dalga geçen insanlara genelde Türkiye’de Satanik olduğunu iddia eden bazı kişi ve güruhlarda rastlanabilir. Genellikle bu tarz kişi ve güruhlar, gerek pratikleri (veya pratik yoksunlukları), ideolojileri ve genel hayata bakışları itibariyle Spiritüel Satanizm’le alakaları olmamalarına rağmen Satanizme ilgi gösteren insanların içine şüphe düşürebiliyorlar. Tanrılarla romantik ilişki demenin biraz sıradışı olduğunun tamamen farkındayız; ancak küresel çapta faaliyet gösteren veya yurtdışında kabul gören, tanınan Sağ veya Sol Elci neredeyse hiçbir ekole böyle şeyler ters veya imkansız gelmemektedir. Tanrılarla düzenli, hatta sık iletişimin, ve uygun görürlerse onlarla ilişki kurmanın normal ve olağan şeyler olduğu dünyadaki okültistler tarafından biliniyor kısaca. Ancak galiba içinde bulunduğumuz kültürden ötürü tuhaf bir fikir gibi gelse de, bu vardır. Doğru şartlar altında evokasyon (“çağırma”) yapıldığı sürece iletişimde pek bir sınır olmadığı gerek küresel çaptaki Spiritüel Satanistlerin, gerek başka okültistlerin bildiği bir gerçektir.

Bu olguya “inanmayan” Türkler arasında o ya da bu sebepten ötürü genellikle Ayetler ve Gerçekler Kitabı gibi kitaplara tamah eden insanları görüyoruz, diğer çoğu insan gerekli araştırmayı yapınca durumu anlamakta. Bu kitaba ve benzerlerine inananlar içinse size durumu kendi kitabınızdan da tasdikler cümle bütünleri bulunmaktadır, örneğin Gerçekler Kitabı, 2. Bölüm 19 gibi. Burada mecazi konuşulduğunu düşünenler olursa direkt birinci tekil kişi kullanılan 2. Bölüm, 17. ayet fazlasıyla yetip artacaktır.
Ve hazır bu kitapların konusu açılmışken…

“Kutsal” kitap algısını reddetiğinizi duydum, ama Satanizmin belli kutsal kitapları (Satanik İncil, “Gerçekler Kitabı/Ayetler Kitabı/İsa Kitabı” üçlemesi, vesaire.) varmış. Bunların doğruluğu nedir o hâlde?

Güzel soru, özellikle de günümüz Türkiye’sinde yeni yeni düzgün bir şekilde yayılmaya başlayan düzgün Spiritüel Satanizmin bir inanç değil de din olduğundan bahsedilince zaten İslam’dan muzdarip olan halkın otomatikmen kitabımız olup olmayacağımızı soracağını düşünürsek. Kısa cevap bu kitapların Satanizm üzerinde bir otoriteye, tekele veya mutlak bir meşruiyete sahip olmadığı. Ama zaten kısa cevaplar isteseydiniz buraya kadar okumazdınız. Uzun cevap ise yine aynı başlıyor. Bu kitaplar, Satanizm üzerinde herhangi bir otoriteye sahip değildir. Satanik İncil (Anton LaVey tarafından yazılan “Satanic Bible” olan) zaten direkt LaVey’cilerin kitabıdır, ondan burada bahsetmeye gerek yok, zira Spiritüel Satanizm ile LaVey’ci Satanizm çok farklı şeylerdir ve birbirlerini fazla ilgilendirmezler.

Ama Gerçekler Kitabı, Ayetler Kitabı ve İsa Kitabı üçlemesinden bahsedecek olursak (ki bu noktadan sonra kolaylık olsun diye bu kitaplara zaman zaman “GK”,”AK” ve “İK” diye de gönderme yapılacaktır) Şeytan’dan gönderildiğine inanılan bu kitaplarda Satanizme dair bazı temel bilgiler ve birtakım kötü olmayan ifadeler bulmak mümkündür. Tıpkı aynı şekilde İslam’da da “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”, Hristiyanlıktaki görünürde barışseverlik gibi öğretilerin ve ifadelerin bulunmasının mümkün olması gibi. Ama bu bir kitabın tamamını meşrulaştırmaya kesinlikle yetmez, özellikle de konu “kutsal” diye tabir edilen kitaplarsa. Zaten Satanistler olarak Kur’an ve İncil gibi kitaplara biat etmememiz tam da bu yüzden. Bir güzel görünen ifade diğer 100 insanlık dışı ifadeyi kurtarmaya yetmiyor. Üstüne üstlük eğer bir kitaba “kutsal” yaftası verilmeye çalışılıyorsa; o kitaptaki öğretilerin kusursuz, kolayca açıklanabilir, her devre uygun ve mantığa dayalı, hatta mümkünse istisnaya tabii olmayacak kadar genel ve genelley(ebil)ici olması gerekir. Kur’an ve İncil’de elbette bunlar yok, ve özellikle Kur’an konusunu sitemizde ve başka yerlerde rahatlıkla okuyabilirsiniz, konumuz bu değil zaten. Kur’an ve İncil’i nasıl bu “mükemmel” mantıklılık ve çelişen ifadeler olmaması standardına tabii tutuyorsak bunu GK, AK ve İK için de yapmak durumundayız.

Bu kitaplardaki olması kesinlikle meşruiyetine gölge düşürmeye yetecek bilgi yanlışlarına bakalım: Bir Tanrının Tanrı olmak için ona tapınan olması gerektiğini savunma[1] (tamamen Sağ Elci bir düşüncedir, Sol Elcilik en temelinde kişiyi kendi kendinin Tanrısı yapmayı ve Tanrılığın hiçbir şeye muhtaç olmamak olduğunu savunur), İncil ve Kur’an’da da bulunan Adem ve Havva ve Cennet yaratılış hikayesinin biraz daha katmerli ama yine aynısının gerçekmiş gibi sunulması[2] (ki bunun yanlış olduğu Adem isminin bile Sümer’lerdeki “Adimu” hikayesindeki Cadmos’tan çalıntı olmasıyla, “Adam” veya Adem’in sadece “insan” anlamına gelmesiyle kanıtlanıyor. Tıpkı her şey gibi burada olan şey de Yahudilerin ruhani konseptleri veya mitolojik olguları çalıp, bozup gerçek birer olguymuş gibi bize pazarlamaya çalışmalarından başka bir şey değil), aşırı derecede cinsellik odağı[3] (bu tam olarak bir bilgi yanlışı olmasa da aydınlanmanın, bilimin, ilerlemenin ve rasyonel düşünmenin Tanrısı Şeytan bu kadar basit bir konuda uzun uzun konuşma gereği duymaz, cinselliğe aşırı odağı olan tek kesim iblistapar diye nitelendirdiğimiz, sadece kilise veya İslam yasaklıyor diye yasaklanan şeylere aşırı odak gösteren, tersten Müslüman/Hristiyan da diyebileceğimiz kesimdir.)…

Bu özellikle can alıcı bir nokta. Bu tarz söylemlerle Satanizmi sanki yalnız, umutsuz insanlara “pazarlanacak” bir şeymiş gibi bir hale sokmaya çalışıyorlar. Aslında ucuzluğu ve onursuzluğu bariz olan bu tarz yaklaşımlar ne yazık ki daha genç yaşta gerçeği aramaya başlayan, ama bir yandan da kişisel hayatlarıyla boğuşan ergen kardeşlerimiz üzerinde etkili olabiliyor. Biraz laubali olacak ama “Satanizmde kızlar teklif ediyormuş” kafasıyla gelip bu kitaplara bu yüzden bel bağlayanlar ve Gerçek Satanizmden bu sebepten soğuyanlar, hatta öğrenmeyi bile istemeyenler var. Gerçekten de, Satanist olmayıp bu kitapları bilenler bu kitaplara “seks kitabı” diyor, tüm Satanistleri de bu kitaplardan ötürü “sapık” veya “ahlaksız” zannediyorlar. Elbette Satanizmde (mantıklı olduğu düzeyde) isteyen istediğiyle istediğini yapar, tabii ki (akılcı derecede) özgürlüğü savunuyoruz. Ama bu, sözde “kutsal kitap”ta mütemadiyen, durmadan cinsellik empozesi yapmanın itici, yanlış ve manipülatif olduğunu değiştirmez. Öyle ki, dinimiz “Satanizm zevkin dinidir” kadar basit, banal bir anlayışa indiregenmeye çalışılıyor. “Şeytan’a ibadeti” seks yapmak, zevk almak sanmak nedir? [4] İsterseniz orgy yapın, Satanizm bunu kısıtlamaz, ancak bunu “ibadet”le karıştırmayın. Tanrılara “ibadet” etmek gibi bir kavram Satanizmde pek yoktur, ama onlara hizmet etmek isterseniz boş işlerle uğraşmayıp dünyayı kurtarmaya ve kendinizi güçlendirmeye yönelin. Özellikle de genç okuyucularımız, aramıza katılmak isteyenler ama bu kitapların bu konudaki odağına çekilmekten kendini alıkoyamayan arkadaşlarımıza söylüyoruz: Zaten bu doğru uğraşlara vaktinizi ve enerjinizi yönlendirdikçe göreceksiniz ki hayatınızın gerek cinselliğe, gerekse de başka aklınıza gelebilecek her şeye dayanan alanları gittikçe şekillenecek, daha mutluluk verici bir hale gelecek ve tüm hayatınız dönüşecektir. Kısa yollar arayıp kendinizi harcamak yerine uzun vadede en sürdürülebilir, akılcı, sağlıklı, soylu, zevkli ve insanı sadece kaba ve fiziksel bir şekilde değil (ama isterseniz elbete o da dahil, hiçbir şey kaybetmiyorsunuz), her açıdan doyuran yaşam tarzının Spiritüel Satanizm olduğunu anlayacaksınız.

Hayvanlara işkencenin ve zulmün bizde (ve akla, vicdana sahip her yerde) olduğu gibi katiyyen yasaklanmak yerine sadece Satanizm adına yapılmasının yasaklanması, böyle şeylerin “kızılacak veya kınanacak şeyler olmaması”, kanlı ayinlere hayır denmemesi, ve de üstüne üstlük isteyenin “Sadistse” bu hasta pratiklere kişisel olduğu sürece devam edebileceğinin vurgulanması, bu kitaptaki Şeytan’ın bu konudaki tavrının “ben aldırmam istenenin yapılmasına” şeklinde olması[5] (ki Tanrılar doğaya herhangi bir şekilde saygısızlıktan nefret eder, sanmayın ki “tabiatınız böyle” (ki öyle bir şey yok ve olamaz, Yahudi ideolojileriyle kirletilmemiş hiçbir Centil doğal olarak böyle şeyler isteyemez. Zihni ve ruhu bu noktaya kadar kirletilmiş insanlar için de en iyi rehabilitasyon ve şifa yine ruhani gelişimden geçer.) diye savunmasız hayvanlara işkence etmenizi tolere edecekler – ve zaten halkın gözünden silmeye çalıştığımız kedi kesen Satanist imajımızı daha kirletmenize Tanrılar göz yumsun.), isteyenin istediğiyle ilişki kurmasını öngören Satanizm’de bilerek ve isteyerek ilişkiye girdiğiniz kişi eğer “dışarıda”ysa (yani Satanist değilse) istenildiği gibi aldatılabileceğini söylemesi ve hatta bunun yapılmak zorunda olduğunun belirtilmesi[6], üstüne üstlük aynı cümle bütününde dışarıdakilere “istenilenin yapılabileceğinin” belirtilmesi[yine aynı cümle bütününde]. Bu kadar ucu açık bir cümle, o yüzden kesinlikle masumane yorumlanmasına gerek yok, özellikle de şiddete bu kadar yumuşak bakan bir kitapta geçiyorsa. Bunu okuyan yeterince sadist bir insanın (ki bu kitapların “Sadistlere” yeşil ışık yaktığını bundan bir önceki örnekte görebilirsiniz, o yüzden kesinlikle olmayacak iş demeyin. İmkansız değil, kaçınılmaz.) yanına kalırsa dışarıdaki birini öldürebileceğini bile düşünüp çok daha yapıcı veya yapıcı olmak zorunda olmasa bile mantıklı çözüm yolları varken “nasıl olsa kutsal kitabım böyle diyor” diyip cinayete sürüklenmesi işten bile değildir. Elbette biz Satanistler ahmak değiliz, zulmedildiğinde de öbür yanağını dönen pasif varlıklar da değiliz ve bizimle uğraşan cezasını bulur; ama kutsal kitap niteliğinde olduğu söylenen bir metnin böyle kışkırtıcı bir ifade kullanması kesinlikle kabul edilemezdir.

Üstüne üstlük “bazı durumlarda” “Şeytan’a yakın olmak için” kanlı ayinler yapılabileceği vurgulanıyor (burada “Şeytan” bunu istemediğini söylese de kesin bir dille yasaklamak gibi mantıklı bir yol yerine “yapan yapsın, bu da yapılır” diyor. Bildiğiniz istemem yan cebime koyculuk.)[7], ve bu noktadan önceki birkaç cümlenin de kurduğu bağlama bakacak olursak hiç de parmaktan kan damlatma gibi bir “kanlı ayin”den bahsedilmiyor burada. Şeytan’ın kan isteyen veya bunu kabul eden bir Tanrı olduğu tamamen İbrahimi inançların çarpıtmasıdır ve kanlı ayinler sadece Jehova’nın takipçilerine mahsustur, diğer inançlara Yahudilerin kanlı, kurbanlı ayinlerinden geçmiştir. Şeytan ve insanlığın Gerçek Tanrıları böyle şeyleri asla kabul etmez. Tek başına bu cümle bütünü bile bu kitapların bize ait olmayacağını, olamayacağını gösteriyor aslında.

Cinsellik hakkında da “Lucifer” insanın “asla tekeşli bir canlı olmadığının” altını ısrarla çizmiş[8], romantik olarak tek eşe odaklı olunsa bile “3-4 yıl içinde cinselliğin öleceğini ve eşlerin ondan sonra birbirini istemeyeceklerini”[9], “bunu engellemek” için de “şartlanmışlıklardan arınmayı” ve bunun için de her halükarda çokeşli olmayı ve birden çok cinsel partnere sahip olmayı öğütlemiş[10]. Cinsellik hakkındaki ufak kırmızı hapımızı okuyanlar seksin metafiziksel (ve aynı zamanda psikolojik) implikasyonları hakkında fikir sahibi olmuşlardır zaten, şimdi bu empozelerin mantıkla ne kadar tezat olduğunu görüyor musunuz? Aynı zamanda isteyen tekeşli olur, isteyen çokeşli diyen bir ayet de var, bunu kullanarak savunma yapabileceklere de hatırlatırız; Kur’an’da da bir ayet “Senin dinin sana, benim dinim bana”dır. Peki bu hangi gerçek Müslümanı kafa kesmekten alıkoymuştur? Sonuçta burada “nötr” gibi görünse de başka yerinde apaçık öldürün diyor. Bir yerde etkisiz eleman, öbür yerde direkt negatif. İkisini toplarsanız negatif eder. Bu kitapların da bir yerinde “serbest” bıraksa da başka bir yerinde apaçık böyle yapın diyor. Eğer bunlar size yeterince iğrenç gelmediyse en ağır gülleyi en sona sakladık – bu kitaplar ensest gibi iğrenç ve her açıdan zararlı, hiçbir tarafı savunulamayacak bir cinsel pratikte en ufak bir sorun görmüyor [11]. Zaten biliyorsunuz, özellikle AK’da ısrarla, sürekli, durmadan “kural olmadığının”, “her şeyin serbest” olduğunun itelediğini ve böylece her tür dejenere, onursuzca, insan doğasına aykırı harekete de kapıyı açık bıraktığını düşünürsek hiç de iyiye yormaya gerek yok, zaten iyiye yorulabilecek bir şey de yok. [12] Beyni ve vicdanı olana tek başına bu bile yeter aslında, ama daha çok var.

Bu noktada şunun belirtilmesinde fayda var; zaten buraya kadar okuyan herkes rahatlıkla görecektir ki biz farklı cinsel eğilimlere negatif ayrımcılık yapan bir grup veya din değiliz. İsteyen homoseksüel olur, isteyen transseksüel, isteyen harem kurar (deneyecekseniz iyi şanslar, ihtiyacınız olacak 🙂 ) ve isteyen de sadece tek eşiyle, hatta ilk eşiyle ilk el ele tutuşmasından hayatındaki son cinsel birlikteliğine kadar her şeyini paylaşır. Satanizm’de elbette ki, alakadar olan herkes aklı başında, erişkin ve memnun olduğu sürece buna karşı bir kural yoktur. Ama cinselliği bu kadar vurgulamak, üstüne üstlük de tıpkı cinsel kimlik ve oryantasyon gibi kişiden kişiye değişebilen tekeşlilik-çokeşlilik durumunun ikincisini herkese empoze etmek; İslam’da aynı şeyin sadece erkeklere tanınmasından ve heteroseksüel olmayanların öldürülmesinden ne kadar farklıdır? Bu kitaplardaki, ve diğer (çünkü bu kitaplar da İbrani kontrol programıdır) tüm İbrani kontrol programlarındaki sorun bu. Belli (, doğa dışı ve zararlı) bir standardı herkese empoze etmek. Son olarak da bu kitaplara biat etmeyenlerin “hepsine” (burada özellikle 3 İbrahimi inanca dem vurulsa da hepsine ifadesi bu kitaplara inanmayan herkese yönelik olduğu şeklinde yorumlanabilir, kitabı yazan sığırın aksine Türkçemiz var) lanet ediliyor[13]. Sadece bu cümle bütününden 3 İbrahimi inanca yönelik bir lanetleme olduğu düşünülebilir belki, ama bu cümle bütününden bir öncekine bakılırsa bu kitapları kabul etmeyen herkese (zira sadece Yahudiler, Müslümanlar ve Hristiyanlardan bahsedilmiyor) irili ufaklı hakaretler ve küçümsemeler giydirildiğini açıkça görebilirsiniz.

Satanizmin yolu diğer insanları ezmek, küçümsemek veya “onlara istediğimizi yapmak” [6] değil, Gerçeklerle aydınlatmaktır. Kendinden olmayanlara “istediğini yapmak” (ki tecavüz etmek, öldürmek veya başka herhangi bir şeye çekilebilir ve çekilecektir. “İstediğinizi yapabilirsiniz” gibi bir ifadede sınır yoktur, masumane yorumlamaya gerek de yoktur), diğerlerini güdülecek koyun veya sığır gibi görmek Satanizmin ve insanlığın yolu değil, Yahudilerin yoludur. Yahudi ırkından olmayan “goyim”lere, Yahudilerin istediklerini yapabilecekleri, bizi öldürebilecekleri bile (ama bizim onlara “vursak bile ölüm cezasına vurdurulacağımız” [Talmud, Sanhedrin 58b], bir Centil bir hahamın sözlerine karşı gelirse ölümü hak ettiği ve “cehennemde kaynayan pislikler içinde kalacağı”[Talmud, Eruvin 21b], vesaire) apaçık bir şekilde Talmud’larında yazılıdır. Yani kısaca diğer insanların henüz öğrenmediği bir şeyi biliyoruz diye diğerlerini aşağılık varlıklar olarak görmek, onlara istediğimizi yapmak, aşağılamak, öldürmek gibi şeyler Satanizmin değil, Yahudilerin yoludur. Böyle köşeli olmak isteyenler, Order of the Nine Angles gibi kelimenin tam anlamıyla cinayet tarikatlarında şanslarını deneyebilirler. Ama bilinsin ki Gerçek Satanizm’in kapıları böyle şeylere tamamen ve ebediyen kapalıdır.

Ha bir de direkt ağır bilgi yanlışlarından birini daha unutmamak gerek; bu kitapta “Şeytan”ın kendisinin Seth de olduğunu iddia etmesi de cabası[14]. Lord Seth, Şeytan’ın 7 oğlundan biridir, Şeytan’ın kendisi falan değildir. bunu bu adresten rahatça görebilirsiniz. “Ama sen de amma JoS’çusun Seytın’s Pikak yiaaa!” diye bağıranlar olabilir; o konuda da bu sayfadakinin kanıtı için Seth’in kişisel olarak evoke edilebileceği ve bu durumun sorulabileceği (zaten bu kitapları yalayıp yutmuş, ötesini ve başka şeyleri göremeyenler genelde bu olayı [Tanrılarla iletişim kurulabileceğini] da reddeder, ama biz bir-iki kenar mahalle düzeyindeki kitaplarla değil, Satanist olsun olmasın tüm okült dünyasınca kabul gören işlemlerden bahsediyoruz), buradaki bilgilerin JoS’a has olmadığı ve eski “grimoire”larda da Tanrılara dair -hakaret içerseler de- bilgilerin hatrı sayılır bir kısmının bulunabileceğini ve de Şeytan ile Seth’i aynı varlıkmış gibi gösteren tek kaynakların bu kitap ve ağır Sağ Elci kaynaklar olduğu gerçekten dikkat çekicidir. Hafif Sağ Elci veya nötr kaynaklar bile Seth ve Şeytan arasında en fazla bir paralel görür, bakınız basit bir Google aramasıyla bile bulunabilecek bu sayfa: https://werdsmith.com/genesology/AtMFm0PBM

İsa Kitabı konusuna burada detaylı bir şekilde değinmeyeceğiz bile (ama yine de onun çürütmesini de isteyenler aşağılarda bulabilir), zira bu konuda zaten en aşağıda kısa ama son derece öz şekilde bilgi veriyoruz. Ve zaten kısacık kitap, isteyen okuyup kendi gözleriyle görebilir. Çok daha fazlası var, bu kitaplar derinlemesine analiz edilebilir ama nasıl Kur’an’daki ve İncil’deki her hatayı buraya dökmeye çalışsak kitap olursa (ki yapan var), bu kitaplardaki hataların hepsini gözden geçirmeye çalışmak da oldukça büyük bir belge yaratacaktır. Zaten görecek gözü olanlar için bu kadarı bile yeter de artar, kendini bilerek ve isteyerek kör edenler için ise yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur.

Şimdi, bunların hepsini geçsek bile okuyan herkesin dikkatini bu şekilde çeken, sorgulanması ve yanlışının olduğunun belirlenmesi bu kadar kolay cümle bütünlerine sahip bir kitabın bilimin, aklın, zekanın, kritik düşünmenin Tanrısı olan, derinliğini bizim tahayyül bile edemeyeceğimiz bir bilgeliğe sahip olan Şeytan’ın elinden çıkması mümkün müdür peki? İslam’ın kitabı Kur’an kadar kolay bir şekilde, “biz ölümlülerin” yanlışlarını gün gibi açık ettiği bir kitabın, zerafet, bilgelik ve akılda en üst noktadaki Şeytan’ın elinden çıkması imkansızdır. Kur’an’daki gibi kana susamış, sorgusuz sualsiz itaat isteyen bir Tanrı tasviri yoktur zaten Satanizmde; kişinin kendisinin araştırıp sorgulanması beklenir. Ve araştırılıp sorgulandığında barizce görülüyor ki, bu kitaplar Gerçeğin ışığına maruz kalınca güneşe çıkmış vampir edasıyla yanıp kül oluyorlar. Bu noktada bu kitaplara inanmak veya inanmamak tabii ki size kalmış, ama bilin ki artık doğruluğunu savunmak imkansızdır ve cümlenin başında da söylediğim gibi bunlar sadece inançtır. Ve inanç gibi güvenilmez bir şeyin Ebedi/Mutlak Gerçek-izmde gerçeklerle desteklenmediği sürece en ufak bir yeri bile olamaz. “İnançlar hakikat düşmanları olarak, yalanlardan daha tehlikelidir.” – Friedrich Nietzsche

Akla ve mantığa inatla bu gibi anti-hayat ve anti-doğa öğretilerinin peşinden giden isterse 20 kere kanla “adanmış” olsun, onları bizden ve Satanist olarak saymak tıpkı aramızda yeterince uzun süre bulunanların da barizce görebildiği ve size anlatabileceği şekilde bizle amaçları uzaktan yakından kesişmeyen alakasız kontrollü karşıtlık ajanlarının aramıza karışmasına ve dinimizi yeni yeni keşfeden Centil kardeşlerimizin kafalarını bulandırmalarına izin vermekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır. Bu gibi öğretileri utanmadan, arlanmadan ve bilinçli bir şekilde insanlara en yüce doktrin olarak pazarlamaya çalışanlara hak ettikleri tüm saygıyla (yani hiç) bunu arz ederiz. Zafer, Ebedi ve Mutlak Gerçeğin olacaktır, birkaç kenar mahalle tarikatının değil.

Hafif konuşma dilli dipnot: O kitabın ve bölümlerin sonundaki huşu içinde verilen Amen ne lan? O da mı gözünüze batmıyor? Hristiyan kilisesinin kullandığı, kutsal AUM mantrasından bozma olan bu ibarenin bu kadar şaibeli bir kitapta yer verilmesi de mi batmadı size? Hadi AUM’a, hatta OM’a bile tav olurduk da Amen ne? Bu Şeytan’sızlar bildiğin kendi kuyularını kazıyor, cık cık cık. Bir de kendi kendine Amen demek ne? Kur’an’da amin yazmıyor, İncil’de amen yazmıyor ama sözüm ona Şeytan kendi kendine Amen mi diyor? Cehalet! Rezalet! Gülünç! Hala inanır mısınız bre Müslümanlar “””Satanistler”””?
Zaten Satanus’un Latince Şeytan olduğu düşünülür ama bu konuda kaynak son derece sınırlıdır, isteyen araştırabilir (bu kesinlikle yanlış demek değil, ancak kesinlikle Satanas’tan çok daha az emin demektir). Bunun aksine Satanas, tamamen kabul gören gerçek isimdir. Bununla birlikte Satanus Şeytan’a ithafen kullanılan bir isim bile olsa, Latince’dir ve Latince, Satanizm için çok özel bir dil değildir. Örneğin titrettiğimiz güç kelimeleri (mantralar) genel olarak Sanskritçe kökenlidir, Latince’den çok daha eski bir dil. Amen, yine AUM’dan bozma, yozlaşmış ve kesinlikle bizle ilgisi olmayan bir kelimedir. Yani bu “dua başlangıcı” ifade kıyıdan köşeden “Satanik” gibi gelse de değildir, hatalıdır. Hatta “Amen” içerdiği için küfür niteliğinde bile denebilir. Bunların hepsine ek olarak bir de, SATANAS mantrasını ciddi miktarda enerji yükseltmek için kullanıyoruz, “Satanus” diye bir mantra da bulunmuyor. Ruhani Gerçekler kendi adına konuşur.

Ayetler Kitabı 4. Bölüm, 25’te, Şeytan’ın “bilimin tanrısı” olduğu yazıyor (ve bu kitaplardaki cımbızla alınabilecek, eser miktardaki doğrulardan bir tanesi denebilir); ancak “””Gerçekler””” Kitabı gibi iddialı ve azametli bir isme sahip kitabın tamamı, tek bir bilimsel gerçeğe bile dayanmayan, sıfır kanıtla absürt hikayeler anlatmaktan çekinmiyorlar. [15] Eğer yazarın bilimden anlayışı buysa ilkokula geri göndermek gerekiyor. Sadece bu bile bütün bu kitapları tamamen ekarte etmeye yeter. Bir yandan Şeytan’ın bilimin Tanrısı olduğunu kabul edip öbür yandan 5 yaşında çocuklara layık masallar anlatılamaz.

Gördüğünüz gibi okuyucular, Ayetler Kitabı ve “””Gerçekler””” Kitabı’nın saçmalıklarını saymakla bitmez. Daha birçok detay var. Sadece birkaçına örnek vermek istersek tıpkı Kur’an’daki gibi, aynı ayarda ve kesinlikte çelişkiler bulunması[16] (bir tarafta katiyyen, kesin bir dille hayvanların kurban olarak görülemeyeceği yazıyor ve bu tarz insanlara lanet ediliyor, bir tarafta da “yapsanız da olur, yapın gitsin” ayarında konuşuluyor. Tıpkı Kur’an’da bir yerde “dinde zorlama yoktur”, pek çok yerde ise “kâfirleri öldürün!!!” olması gibi.); yazan kimse imladan, Türkçenin kurallarından bile anlamaması ve gereksiz derecede virgül kullanması, yerli-yersiz pek çok kelimenin baş harfini sanki unvan veya özel isimmişçesine büyütmesi, pek çok özel isim olmayan isme gelen eki özel isimmiş gibi kesme işaretiyle ayırması [kitabın tamamında rahatlıkla örnek bulunabilir, ama özellikle göze batan örnekler için 17] gibi ortaokul dil bilgisinden (ve hayal gücünden) öteye gidemeyen kitaplar, yine aynı kesimden insanlara hitap edecektir. Hatta bu kadar bilgiye maruz kaldıktan sonra, genç yaştaki okuyucularımızın çoğunun da Gerçeklerin farkına varıp Gerçek Satanizm, yani en doğru yol eksenine gireceklerini düşünüyoruz.

Son olarak İsa kitabından da bahsetmek gerek. O kitap için teker teker yanlışlar saymaya gerek yok, zira “””Gerçekler””” Kitabı gibi sıfır kanıtla mitolojik hikayeler anlatılıyor. Geçmişte var olduğunu gösteren hiçbir kesin delil yokken ve aksine çok kanıt ve bulgu varken, Yahudi İsa karakteri sanki asil, özverili, sevgi dolu bir karakter, bir şehit, romantik bir kahraman, roman baş karakteri gibi gösterilmesi gerçekten gülünçtür, ve bu kitap üçlemesinin tamamında olduğu gibi sadece inanacak bir şey, tutunacak bir dal arayan ve Gerçekleri önemsemeyen, sadece bir şeyin kulağa nasıl geldiğini umursayan insanları etkileyecektir. İsa’nın bu İsa Kitabı isimli fanfiction‘daki tasviriyle, İsa’nın (var olmamış olabilir, ama var olmuş olsaydı bile sözde hayatı hakkında bilgi alabileceğimiz tek kaynak olan) İncil’deki tasvirini karşılaştırmak, bu kitabın helakı reddiyesi için yetecek de artacaktır. Bunun için de yıllar önce bu konuyu düşünüp güzel bir karikatür hazırlamış Luciferian Libertarian Front’tan şu karikatürün Türkçesini size sunuyoruz:

 

Bunların hepsinin üzerine bir de ruhani olarak gelişmemiş veya zayıf bireylerin genel olarak bu kitapları bu tarz önbilgiler olmadan okuduklarında aşırı duygusal tepkiler vermeleri (okuduğunda ağladığını ileten kişilere rastlamışlığımız var, acaba ensest “ayetleri”nin sapkınlığına dayanamayıp mı ağladılar 🙂 ) ve mantıksal bir sebebi olmadan bu kitapları çok hayranlık verici, aslında oldukça sıradan ve hatta banal kelamlarını çok “etkileyici” bulmaları son derece dikkat ve kuşku çekici. Bu fenomen ve buna ruhani olarak güçlü ve/veya güç meditasyonlarını aksatmayan bireylerde rastlanmaması ve bu tarz insanların genellikle bu kitapları herhangi bir şekilde ciddiye almaması, bu kitapların inandırıcılığının arttırılması için (tıpkı Kur’an ve İncil gibi) efsunlanmış olabileceği ihtimalini de gözler önüne getiriyor. Tabii ki bu olsa olsa anekdotal kanıt olduğu için en sona ekliyoruz ve ikna edici, gerçeğe dayalı argümanlarımıza dahil etmek yerine sadece mantığınızdan sonra sezginize hitap etmek, ve bu gerçeğe dikkat çekip düşman literatürünü araştırmak isteyebilecek kişilerin dikkatli olması için ufak bir uyarıda bulunma yolundan gitmek çok daha Gerçekçi olacaktır.

Son olarak yukarıdakiyle birlikte düşünebileceğiniz çok önemli bir nokta da şudur. Hadi bu kitaplar “Satanizm” ile ilgili kitaplar diyelim. İyi, güzel, tamam. İsteyen düzinelerce farklı “Satanik” ekol bulur, hepsi de kendine o ya da bu şekilde “Satanist” der. Peki kim hangi akılla, ne sebeple, nereden esti de bu kitaplara Spiritüel Satanizmin kitabı dedi? Bunu hiç düşündünüz mü? Kim, Joy of Satan menşeili bu tabiri alıp, kitapların hiçbir yerinde en ufak bir bahsi bile geçmemesine (ve spiritüelizmden tamamen uzak olmalarına rağmen) bu kitaplara Spiritüel Satanizmin kitabı dedi? “E ama kitabı olan Satanik ekol de az, ondan olmasın?” ve benzeri argümanlar da yersiz ve mantıksal olarak yanlış. Birincisi kitap olgusu Spiritüel Satanizm’de hiçbir zaman güçlü bir yer etmemiştir. Tamam, bir Kitab-ı Celve’miz var ama çok merkezi bir yer tutmuyor ki bizim ideolojimizde. Ama kitapçı her tarikata bakıyorsunuz, işleri varsa yoksa bu kitap. Ötesi yok. İkincisi de inanın, “Satanik kitap” olgusu hiç de öyle daha önce görülmemiş bir şey değil. Bunun gibi yurtdışında, tıpkı aynı delilik seviyesinde (hatta bazı açılardan daha bile kötü) Liber Azate’ci “Anti-Kozmik Satanistler”i var. İnananları “Şeytan ve Demon’lar “”anti kozmik tanrılar”” (o ne demekse), onlar geri gelince hepiniz öldünüz oğlum! Sizi kurban edeceğiz!” ayarındalar, gerçekten abartımız yok. Onlar kendilerine Spiritüel Satanist demiyor, bu kitap üçlemesine inananlar nereden diyor? Bu fikri ortaya kim attı? Neden kimse sorgulamıyor? İnananların kendileri bile bilmiyor. Bu ve içindeki şeylerin Gerçek Spiritüel Satanizme tamamen ters olması gibi sebeplerden ötürü, akla gelen tek olasılık bu fikri ortaya atan kişinin bunu kötü niyetle yaptığıdır, tıpkı bu kitapların yazılması gibi. Bu kadar çürütmeden sonra yine inanan yine inansın (sonuçta Kur’an hakkında iki kelime yazınca her okuyan inanmayı bırakmıyor ne yazık ki), ama bu inananların kendine durduk yere Spiritüel Satanist demesi çok saçma ve yersizdir. Müslümanların kitabı İncil’dir diyemeyeceğiniz gibi, Spiritüel Satanizmin kitapları da bunlardır diyemezsiniz. Böyle element uydurmasını bilenler, bir zahmet kendileri için o ya da bu Satanisti yaftasını da uydurmasını bilsinler, yoksa bu devirden sonra aklı olan kimse tarafından ciddiye alınmayacakları barizdir.

Bunları kamu olarak sizlere sunuyor, Şeytan’ın en kadim halklarından olan Türk’lerin Türkiye’sinde Satanizm ayaklar altına alınamaz diyoruz. Son olarak, “Bu kitaplara giydirip sonra Kitab-ı Celve’yi niye kutsal sayıyorsunuz?” diyecekler olursa da cevap çok basit. Tanrıların, bilhassa da Şeytan’ın ağzından çıkan her söz, kelimenin tam anlamı ile KUTsaldır. Ve bu çöplük kitaplarla, Kitab-ı Celve gibi temel yönergeler ve dikteler sunan kısacık bir broşür niteliğindeki kitabı karşılaştırmak gerçekten absürt olur. Ve Satanizm bu kitapla başlar, devam eder, sonu ve sınırı da budur gibi bir olay da kesinlikle söz konusu değil, Spiritüel Satanizm’de uyguladığımız her şeyi birçok başka kaynaktan da tasdikliyoruz; bu yüzden biz meditasyonun bilimsel faydalarını tasdikleyen araştırmaları size sunarken başkaları “Meditasyon rahatlamadır ya” veya “Placebo onlar” der, ki değil. Şeytan “doğru yola kitapsız götürür”, bunu unutmayın. Aydınlanma için bir kitaba, bir peygambere, bir “kahine”, kısacası hiçbir “anahtar figüre” bel bağlamamız gerekmiyor. Satanizm’de arabuluculuk yoktur.

Referanslar:
[1]: “””Gerçekler””” Kitabı 1. Bölüm/1.
[2]: “””Gerçekler””” Kitabı 1. Bölüm/50.
[3]: Bu konuda verilebilecek nokta atışlı bir referans yok (aslında var, azıcık daha okuyun), ama GK ve AK’nin genel tablosuna bakılacak olursa cinselliğin ve çok spesifik türde cinselliklerin (çokeşlilik, grup seks ayinleri, vesaire) empoze edildiğini rahatlıkla görebilirsiniz. Ama bu kitaptaki Şeytan tasvirinin cinselliği bu kadar yoğun bir şekilde vurgulamasının asıl sebebini görmek için Gerçekler Kitabı 1. Bölüm/83’ten itibaren okuyabilirsiniz. Görünüşe göre özgürce yapılan seks Şeytan’a “ibadet”miş (!), ve hatta burada uzun uzun anlatılan tasvire göre “Adem ve Havva”‘nın seksinden Şeytan resmen kafa olmuş ve bununla “beslenmiş” (!!!). Baştanrımızı bu şekilde aşağılayıcı ve basitleştirici bir hale sokan bu ahlaksız, seviyesiz tasvir, Şeytan’a yakışmaz. İnsanların duygularından ve yarattıkları enerjilerden beslenen tek varlık türü astral parazitlerdir. Yahweh de bunlardan biridir, dev boyutta bir astral parazit olsa da parazittir.
[4]: Ayetler Kitabı 4. Bölüm/24.
[5]: Ayetler Kitabı 5. Bölüm/56, 57.
[6]: Ayetler Kitabı 3. Bölüm/80.
[7]: Ayetler Kitabı 5. Bölüm/56.
[8]: Ayetler Kitabı 3. Bölüm/43, 44.
[9]: Ayetler Kitabı 3. Bölüm/45.
[10]: Ayetler Kitabı 3. Bölüm/44, 51. (Not: Böyle şeylere imkan tanınması kötü değil, ama zaten Satanik ilişkilerde tabu algısı pek olmayacağından tekeşlilerin tekeşlilerle, çokeşlilerin çokeşlilerle birleşmesi beklenir, zira birinin cinsel tercihlerini öğrenmek ve bunu da eş seçme kriterleri arasına almak Satanistler arasında burada büyütüldüğü gibi olağanüstü bir olay değildir, sadece temel insan etiği ve anlayışıdır.)
[11]: Ayetler Kitabı 3. Bölüm, 58.
[12]: Ayetler Kitabı 3. Bölüm 63, 7. Bölüm, 34, vesaire.
[13]: Ayetler Kitabı 3. Bölüm 40, 41.
[14]: Ayetler Kitabı 1. Bölüm, 1.
[15]: Açıkçası Gerçekler Kitabı’nın tamamı.
[16]: Ayetler Kitabı 5. Bölüm, 62.
[17]: Ayetler Kitabı 8. Bölüm, 1, 5, 7, 10. Özellikle 5’te apaçık ve amatörce yazım hatası bulunuyor, 10’da ise hem Şehvet, hem Getiren ayrı ayrı özel isim olarak kullanılmış (!!!). “Şehveti Getiren’im” yerine “Şehvet‘i Getiren’im” yazmasından görebilirsiniz. Yeterince dilbilginiz varsa özellikle bu kısmı okurken cringe‘lendiğinizi biliyoruz, aynı cringe’i sizinle paylaşıyoruz. Artık geçti, güvendesiniz. 🙂

Goetia Nedir?

İnsanlığın Tanrılarının Demonlar olduğu ve onların faydalı ve yardımsever varlıklar oldukları antik zamanlarda açıkça biliniyordu. Sadece ve sadece İbrahimi (Yahudi) inançlarının ortaya çıkışıyla Demon’lara kötü bir ışıkta bakılmaya başlandı. Bu iğrenç paradigmanın bir parçası da Goetia pratikleridir. Tanrılar Goetia’da korkunç canavarlar, hayvanlar veya yaratıklar olarak sunulmuştur, ki bu da Yahudi emellerine -yani Centil insanlığın Tanrılarıyla gerçekten bağlanmasını engellemek- uygun bir şekilde popüler kültüre kaynamıştır. “Goetia” terimi Grekçe gerçekte “Büyülü Güzelliğe Sahip olan” (“He of Magickal Beauty“)/”Tanrılarla İşbirliği/İlişki/Görüşme İçinde olan (“He Who Associates with the Gods“)”/”Büyücü (“The Magician“)” anlamlarına gelen “Goetis/Gois” kelimesinden gelmiştir. Grekçe “Γοης”[Go-yis]” kelimesi bunla bağlantılıdır ve günümüzde Yahudiler tarafından kullanılan hakaret dolu “Goy” kelimesinin kökenidir. Ama asıl, kadim anlamı “Tanrıların/Demonların Büyücüsü (“Magician of the Gods/Demons“)”dür. Kadim zamanlarda Goetes kelimesi Tanrılarla ilişkisi olan kişileri belirtmek için kullanılırdı. Goetes’ler Paganlardı, Orpheus (Grek/Orphik gizemlerin) öğretmenleriydiler ve muazzam derecede güçlü büyücülerdi. Bu kelime İbranice’ye (inançlarında, kültürlerinde ve dillerinde olan diğer her şey gibi çalınarak) türetildi ve anlamı “bihaber yaratık”/”aptal hayvan” anlamına çevrildi, ki bu da Yahudilerin aramızdakilerin en iyileri hakkında bile ne düşündüklerini gösteriyor.

Ars Goetia ve benzeri ruhani istismara dayalı Demon çağırma metodları; hakaretlerle ve istismarlarla dolu, düşman bir Yahudi “Grimoire”ıdır. Centil/Pagan Tanrıları hakkında yalanlarla doludur ve Demon’ları bağlamak ve istismar etmek için teknikleri anlatır. Bu kitaplar Yahudi büyüleriyle doludur ve bunların içindeki teknikleri kullanmak felaket davet etmekten başka bir şey değildir. Bu kitaplardaki metodları kullanarak bir Tanrı/Demon çağırmak için Yahudi “Tanrı”sının sürüyle ismini anıp ona dua etmek, tapınmak ve övünmek gerekir. Ondan sonra çağrılmaya çalışılan Tanrıyı/Demon’u lanetleyip “Yahudi “Tanrı”sının adına” ortaya çıkmasını talep etmek gerekir. Ars Goetia “9 ayaklık çember”ler, Tanrıların/Demon’ların “gitmek için izin”e ihtiyaç duymaları, ve Demon’ları pirinçten yapılma bir objenin içine “mühürleme”ye çalışma gibi tekniklerin çıkış noktasıdır. Bu teknikler eskiden nispeten işe yarıyor olsaydı bile kelimenin tam anlamıyla Tanrılarla aşık atmak gerçekten hiç sağlıklı değildir, zira tüm ömrünüzü “koruyucu çember” içinde geçirmeyeceksiniz. Ve bu işin ölümü ve öldükten sonra istismar etmeye çalıştığınız bu Tanrılar tarafından intikam alınması kısımları da var.

Çağrılmak istenen Demon’a (Tanrıya) olabildiğince düşman YHWH kollektifinden, o Tanrıyı çağırmak için “yardım istemek” ve bunun için kanlı kurbanlar vermek ne kadar akıllıca? Pek çok popüler Demon çağırma rehberinde, sanki dünyanın en normal şeyiymiş gibi bunlar sunuluyor. İnsanlığın düşmanı olan kolektife yalvarmak size batmıyorsa, çağırmaya çalıştığınız varlıklara da düşman olması ve bu durumun absürtlüğü batsın. O da batmıyorsa, Tanrı dediğimiz varlıkları çağırmak için ne hikmetse canlı bir hayvanı katletmek, mühürlerini kanla çizmek gibi iğrenç şeyler batsın. Satanizm bu değildir ve Demon’lar, böyle varlıklar değillerdir; böyle metodlara cevap vermezler.

ÖNEMLİ NOT: Ars Goetia’nın metodları etkili olmayı TAMAMEN BIRAKTI, çünkü Demon’lar Yahweh kollektifinin kötü etkilerinden on yılı aşkın bir süredir tamamen özgür bırakıldı. Bu metodları kullanmak sadece sizi köleleştirmek isteyen, sahtekar varlıklarla iletişim kurmanıza yarayacaktır. Güvenilir, saygılı, kolay, ve tavuk kesme gerektirmeyen bir şekilde kadim Tanrıları davet etmek varken böyle dejenere yöntemler hem aptalca, hem tehlikelidir.

Baphomet Nedir veya Kimdir?

Evet, ünlü Baphomet. Bu da aslında yanlış yorulmaya çalışılan sembollerden biri. Şeytan’ın sembolü (veya yerine göre Şeytan’ın kendisi) olduğu, direkt bir Tanrı olduğu gibi şeyler anlatılır. Aslında çok basit. Baphomet bir “varlık” değil, bir semboldür. Ruhani mükemmelliğin sembolü.

Dikkatli bakarsanız Baphomet tasvirinde hem eril (geniş omuzlar, kaslı kollar), hem de dişil özellikler (göğüsler, ince bel) vardır. Bu ruhun hem eril, hem de dişil enerjilerinin mükemmel dengeye ve rafine bir seviyeye ulaşmışlığını simgeler. Tanrı olmak için gereksinimlerden birisi bu enerjiler üzerinde tam hakimiyet ve denge kurmaktır. Beyaz ve siyah aylar da (bazen Güneş ve Ay şeklinde de olabiliyor) yine zihnin ve ruhun eril ve dişil yarılarını temsil eder. “Birlik” anlamına gelen Yoga bile, hem kelime, hem de olgu olarak bununla alakalıdır. Ruhun “kutuplarını” “birlik” haline getirmel.

Boynuzlara geçelim. Üç boynuz var; ikisi iki tarafa giden, biri de tam ortadan yükselen ve ucunda alevler olan. Bu da çok bariz bir şekilde hepimizin vücudunda bulunan dişil ve eril (sırasıyla) Ida ve Pingala enerji kanallarını simgeler. Ortadaki alevli boynuzsa Sushumna enerji kanalını simgeler. Bu da “ateşli” Kundalini enerjisinin yükseldiği enerji kanalı. Aynı zamanda da Baphomet’in bacaklarının arasındaki aynı semboloji de yine buna işaret eder. Ida, Pingala ve Sushumna kanalları böyle iç içe geçmiş yılan şeklindedir. Bu aynı zamanda Tanrı Hermes’ın asasının (bizim Tanrılarımızdan biridir yine) da sembolü Kadüseye çok benzer.

Yani boynuzlar ve yılan sembolojisi ruhun mükemmelliğe ulaşmasındaki son adım olan Magnum Opus’un (Latince’den “Büyük Uğraş”/”Büyük Yapıt” [“The Great Work”] diye çevrilebilir) bir sembolüdür. Kanatlarsa aslında biraz düz mantık. Her ruhun kanatları vardır ve güç meditasyonunda ilerledikçe ruhunuzun bir anda kanat çıkardığını görebilirsiniz. Kanatlar, ruhani gücün ve özgürleşmenin de sembolüdür.

 

Keçiyse sadece Şeytan’ın hayvanlarından biri. Kötülükle, kurbanlarla, kesmeyle biçmeyle alakası yoktur. Keçi, aynı zamanda iradesi, zekâsı ve (yabani olmayanlarının) insanlara dost olabilmesi itibariyle, Hristiyanların ve Müslümanların sevdiği ve kendilerini özdeşleştirdikleri koyunun aksine Centillerin hayvanıdır. Aynı zamanda boynuzlarındaki sembolizmi zaten açıkladık.

Son olarak da eller. Biri yukarı, diğeri de aşağıyı gösterir. Bu da okültte ve ruhaniyette çok ünlü bir prensip olan “Yukarıda nasılsa aşağıda da öyledir”i simgeler. Yani tinsel düzlemlerde nasılsa tensel düzlemlerde da öyle zuhur eder. As above, so below.

Peki Satanizm’deki karanlık olayı ne iş? Tanrılar parlak, güzel varlıklar, dinimiz doğanın dini falan diyorsunuz ama kesin kedi kesiyorsunuzdur!

Satanizmin “karanlık” ile olan ilişkisi tamamen çarpıtılmıştır. Bu öcüler, iskeletler, zombiler veya bu tarz başka saçmalıklarla alakalı değildir. Satanik “karanlık”, “yang”daki (ışıktaki) “yin” (karanlık) ile ilgilidir. Bu ruhun dişil tarafını, meditasyon ile eriştiğimiz bilinçaltını temsil eder. Şeytan’ın Yılanı (Kundalini) ruhun dişil tarafındandır. Ruhun eril tarafı mantıklı tarafıdır – sol beyin. Dişil taraf beynin sağ tarafıdır. Ruhun hem pozitif, hem negatif kutupları vardır. Eril de, dişil de birlitke çalışmak zorundadır. Mantıksal erkek tarafı; yani sol beyin dişi tarafı düşünce ve irade ile yönlendirir. Ruhun dişi tarafı ise ruhun güç merkezidir. Dişil taraf, mantıksal eril tarafta üretilen fikirleri ve düşünceleri meydana getirir. Dişil taraf aynı zamanda ruhun yaratıcı tarafıdır; rüyalar, müzik, duygular ve sezgiler. Kişinin “kaderi”ni yönlendirme gücü ve bununla birlikte gelen ruhani özgürlük ruhun dişil tarafından olduğu için Hristiyanlık, İslam ve benzeri programlar kadınları alçak bir imaja sahip göstermeye çalışıyorlar; örneğin İncil’de kadınlara durmadan edilen hakaretler ve İslam’daki… Herhalde söylememize bile gerek olmayan sınırsız miktardaki aşağılamalar, tehditler ve aşağı görme, vesaire. Üstüne üstlük bunların hepsi bilinçaltına, sübliminal seviyeye ruhun dişil gücünü reddedip bastırmak üzere yansır.

Üzerimize yüzyıllardır empoze edilen bu gerçek ruhaniyeti yok etmekten başka amacı olmayan çöplük niteliğinde ideolojilerden ötürü ruhun dişil tarafı ve onun güçleri de azalıp küçüldü. İnsanlığın ve bu dünyanın bu kadar çirkin sorunlarla yüzleşmesinin sebeplerinden biri de budur. Bu nesilden nesile geçen, çok ciddi bir dengesizlik kurmuştur. Satanizm, ruhun dişil tarafını güçlendirerek tekrar denge edinmek ve ruhani sağlığımızı geri kazanmak, aynı zamanda da bireyi güçlendirmek üzere güç meditasyonuyla çalışır.

Kadim medeniyetlerde ve Satanik simyada siyah, boşluk meditasyonu ve dönüşüm adımını temsil eder.

“Karanlık sadece ışığın tersyüz olmuş halidir.”Beelzebub
“Işık Güçtür.”Lilith

Uyuşturucuların etkileri nedir? Madde kullanıp 3. Gözümü açabilir miyim mesela?

Yapay psikoaktifler, veya daha sık kullanılan ismiyle uyuşturucular, günümüzde bile pek çok insanın içgüdüsel olarak özlemini duyduğu ruhani tecrübelerin eksikliğinin yarattığı boşlukları doldurmak için Yahudi sponsorlu, Kosher bir alternatiftir. İşin doğrusu ise bu maddelerin enerjetik bedene çok büyük yıkıcı etkileri olduğudur. Örneğin uyuşturucu madde kullanımında, kişinin biyoelektrik alanı (aurası) aşırı hızlı ve dengesiz bir şekilde genişler. Bu kişinin biyoelektrik alanını bir örümcek ağıyla karşılaştırılabilir bir şekle sokar – çünkü aurada kelimenin tam anlamıyla delikler açar. Auradaki bu delikler kötü amaçlı varlıklar, negatif enerji girdapları ve hastalıkların bireyin (enerjetik veya maddesel) bedenine girmesi için açık kapı gibidir.

Hemen her psikoaktif bu etkiye sahiptir. Bedenin biyoelektrik alanı fazla hızlı genişler, aurada delikler meydana gelir ve tebrikler, artık ele geçirilmek için müsait bir ev sahibi bedensiniz! Bu maddelerin kullanımından ötürü kişinin hafızasında “kara delikler” (o süre zarfında yapılan ve yaşanan hiçbir şeyin hatırlanmadığı boşluklar) oluşması veya kişinin kişiliğine çok aykırı davranabilmesi tesadüf değildir. Alkolün bile eski İngilizce’deki karşılığı “ruhlar” anlamına gelen “spirits“tir.

Kısaca uyuşturucularla gerçek ruhaniyet el ele yürümez. “Ayahuasca içip Üçüncü Gözümü açayım” düşüncesi, “Stereoid kullanıp hızlı kas yapayım” düşüncesiyle aynıdır. İkisi de tembellikten/bilinçsizlikten/çarpık önceliklerden çıkma bir kısa yol arayışıdır, ikisi de insanı sonunda başladığından bile kötü duruma götürür. En nihayetinde seçim hakkı kişinin kendisine aittir, kafa kesenler biz değiliz; ama bu şekilde madde kullanarak zihninizi ve ruhunuzu tahrip edici zararlara açacak olursanız bunun tüm sorumluluğu da, seçim hakkı gibi size aittir. Bunun ruhaniyetle uzaktan yakından herhangi bir alakası olduğunu düşünmek hata etmektir. Zaten ihtiyacınız da yok, biraz pratikle göreceksiniz ki meditasyon ve yoga, herhangi bir maddeden çok daha iyi “””kafa yapıyor”””; hem de tamamen sağlıklı, sürdürülebilir, ve zararlı olmamak şöyle dursun, faydalı ve mutluluk verici bir biçimde.

Satanizm ahlaka nasıl bakıyor?

İnsan ahlakı veya etiği kişinin, çevrenin ve türümüzün gelişimi ve büyümesi prensibine uyup uymadığıdır. “Büyüme” ruhta zaten varolan metafiziksel yapı planına doğru gelişmek, rafine olmak ve evrimleşmektir. DNA’yla karşılaştırılabilir, ama ruh seviyesindedir. Ruhani olarak gelişmek kişiyi daha “iyi” bir insan yapacaktır ve aynı şekilde neredeyse evrensel olarak “kötü” diye tanımlayabileceğimiz insanların gelişmiş ruhları olamaz; çünkü insan türünden bireyler olarak gelişimimiz, kelimenin tam anlamıyla türümüzü umursayarak yapılmak zorundadır. Burada ahlakı katı, asla değişmez, akılcılıktan uzak ve keyfi kurallar olarak algılamamak lazım. Önemli olan haklılığı mantıksal düzeyde hiçbir şekilde savunulamayacak olan davranışlardan kaçınıp yine mantıksal olarak yapılması uygun olan davranışlara yönelmeye çalışmak. Örneğin -ve bu aşırı örnek için kusura bakmayın ancak vermek istediğimiz mesaj için evrensel olarak katılınabilir bir örnek vermemiz gerek,- bir bebeğe tecavüz etmenin hiçbir haklı açıklaması veya bahanesi olamaz, ve neredeyse her insan böyle insanlık dışı bir eylemi gerçekleştirmektense haklı olarak ölmeyi yeğler. Zayıfları baskılayıp onlar üzerinden haksız kazanç elde ederek gelişen bizler değiliz, kertenkelemsi uzaylı türü olan Reptilian’lar ve resmen onların burnundan hık diyip düşmüş, onların genlerine sahip Yahudiler.

Bunu sadece nefret yaratmak için söylemiyoruz, ama en basit bir örnek verecek olursak sadece onlardan çıkmış “sünnet” isimli inanılmaz kanlı, acılı ve ömür boyu gerçekten büyük bir fiziksel ve zihinsel travma ve sorunlar yaratan kan kurbanı ayini de onlardan çıkmıştır, ve hatta onlarda bu bir haham tarafından bebeklere yapılır ve sonra haham bebeğin kanayan cinsel organını emerek “””temizler””” (!!!). Evet, bu gelenekleri. Hayır, en ufak bir abartı bile yok. Araştırabilirsiniz, buraya bununla ilgili görsel falan koymayacağız. Hahamın uçuk hastalığına yakalanmış olduğu zamanlar bunu bebeğe geçirip bebeğin öldüğü, bunun haberinin yapıldığı vakalar bile olmuştur. Eminiz ki bu kısmı okurken midenizde size o insan olmanın verdiği doğal etikten ötürü yadsınamaz bir tiksinme hissi oluşmuştur. Hissettiniz, değil mi?

İşte gerçek ahlak budur. Bu hissi oluşturacak şeylerden kaçınmak ve bu hissin tam tersi olan kutsiyet, yücelik, mutluluk ve özgürlüğü birey, toplum ve tür seviyesinde arttıracak davranışlarda bulunmak ahlaktır, etiktir denebilir. Bundan ötürü bazı durumlarda adam öldürmek bile gayet normal olduğu için (özünüzü, toplumunuzu, vatanınızı, ırkınızı savunmak gibi) böyle bir şeye direkt ahlaksız demek yerine durumu göze almamız gerekir mesela, bazı temel şeyler hariç katı ve değişmez kurallar, esnek ve değişken insanlık için uygunsuzdur. Ahlak kelimesini kullandığımız için Satanistler pasif zannedilmesin, zira Satanistler hiçbir şart altında istismara göz yummaz. Kötü örneklerden sonra da iyi örnekler basit. Yardıma (her türlü; entelektüel, duygusal, fiziksel, enerjetik, vesaire) ihtiyacı olan ve bunu hakeden bir insana eğer ki bunu sağlamak mantıklıysa destek olmak da örneğin ahlaki bir davranıştır. Kısaca bizdeki ahlak tanımı toplumda kemikleşmiş ahlak tanımından çok sadece “gece kendinle kaldığında deliksiz uyuyabileceğin şekilde davranmak”tır denebilir. Bu etik duygusu zeka ve ruhani açıdan hayvanlardan üstünleştirilmiş bizlere Tanrılar tarafından bahşedilmiştir, aynı zamanda da hayvanlarda bile bulunan kendi türünü koruma içgüdüsüdür. Bunları takip ettiğiniz sürece herhangi bir “kutsal kitap”a bağımlı kalmanıza gerek yoktur.

Alternatif Sağ (“Alt-right”) akımı nedir?

Yahudiler yakın zamanlarda insan halklarından onların planlarını saptırıp güçlerini düşürebilecek, büyük çapta bir tepki gelebileceğini biliyor. Yahudi Marx, sentez/karşıtların birleşimi ve bunun sayesinde yeni formların ortaya çıkma idealinin Yahudiler tarafından kontrol edileceğini söylemişti. Ki zaten bu sentez de Yahudilerin bulundukları toplumları yozlaştırmalarının anahtar bir prensibidir. Örneğin Yahudi kontrolünü destekleyen bir Yahudi “dini”/politik hareketi olan Hristiyanlık, Paganizmin Musevilik ile sentezidir. Bu “alternatif sağ” akımı da artık iyice yaklaşan büyük çapta Centil başkaldırısını kontrol etmek için bir sentez. Trump da Rockefeller’lar ve Rothschild’lar gibi Yahudi elitleri için bildiğiniz paravan niteliğinde şirketlere sahip olan, Yahudi kontrolünde bir ajandır. Ve alternatif sağın yeni maskotu olan Trump da Kosher, neo-Cohen, -Yahudi değerlerine dayalı- “modern” bir Nasyonelizm ilkesini iteleyerek yaklaşan uyanışı eritip dağıtmak için yerleştirilmiştir.

Bu, daha önce Soğuk Savaş zamanlarında Yahudi Rockefeller’lar John Birch topluluğunu kurduğunda da yapıldı. Aynı Yahudiler Amerikan Komünist Partisi’ni de kurup para desteği vermişlerdir. Bu olay zamanın sağcılarına güçlerini kaybettirmiş ve Komünizmin (yani Yahudi Globalizminin) ilerlemesine izin vermiştir. Ve şimdi de günümüz halkları tekrar daha geleneksel değerlere geri dönüş yapacakken Yahudiler yeni sentezi bunu kontrol etmek için empoze ediyorlar, yani Alternatif Sağı. Alternatif Sağı destekleyen kamu figürleri de genel olarak şüphelidir, ve pek çoğu Yahudidir veya Yahudi bağlantıları boldur, yani kontrollü karşıtlıklardır, örneğin alternatif sağın poster çocuğu niteliğindeki Ben Shapiro, veya Milo Yiannopoulos. Kamusal bir karşıtlığın etkili olmasının sebebi de içine sızdığınız grubun ivmesini kullanıp kendi hedeflerinizi ilerletebilmenizdendir. Bu sayede sadece rakiplerinizi baltalamakla kalmayıp kendi amaçlarınızı da daha da ilerletmiş olursunuz. Sağ demişken…

Sağ El Yolu/Sol El Yolu nedir?

Özellikle ülkemizdeki anlayışıyla Sağ El Yolu “iyilik yolu, hak yolu, ahlaklı” yol; Sol El Yolu ise “şeytani, kötücül, bencil” yol olarak düşünülür. Ancak bu böyle değildir. Ahlak, antik toplumlarda aramızda yaşamış olan Tanrılarımızın bize tarım, felsefe, bilim, sanat, ruhaniyet gibi çok önemli şeylerin yanında öğrettikleri bir şeydir. Aslında ahlaktan ziyade etik diyelim. Bunun en büyük kanıtı da yüksek rütbeli Demonlar arasında bile insanlara etik öğretmeye uzmanlaşan Demonlar olmasıdır. Burada ahlak yerine etik deme sebebimizse ahlakın genel tanım olarak dışarıdan empoze edilen ve mantıklı olmak zorunda olmayan değerler bütünü olması (mesela İslami “ahlak”a göre küçük kızlara tecavüz etmek serbest ve hiçbir sorun yok); etiğinse genelde kendi içimizden gelen, vicdana, mantığa, onura ve inceliğe dayanan bir anlayış olmasıdır. İçimizdeki vicdan tamamen onlardan, ve bu vicdanı nasıl kullanabileceğimizin bilgisi de. Tabii bu farkındalığa sahipseniz ister ahlak, ister etik, ister elma armut diyin, fark etmez. 🙂

Yani Satanizm Sol El Yoludur, ama Sol El Yolu “kötülük”, Sağ El Yolu da “iyilik” üzerine kurulu değildir. Bundan alakasız bir şekilde Sağ El Yolu sözde kendinden yüce bir varlığa boyun eğmek, pasifçe tapınmak, “egoyu yenmek” veya “nefsi köreltmek”, kişisel arzu ve istekleri doğadışı bir şekilde baskılamak ve başka envai çeşit keyfi kurallara dayalı yollara denir. Aynı zamanda Sağ El Yolu ideolojilerinde “sevgi”, “evrensel uyum” ve “barış”a doğadışı, yapmacık denilebilecek miktarlarda bir odak da olabiliyor, tamamen bireyleri uyuşturup pasifize etmek adına. Sol El Yolu ise kişinin kurtuluşunu, yükselişini ve güçlenmesini kendi ellerine aktif bir şekilde almasına ve dıştan gelen doğadışı dayatmalara boyun eğmemesi anlamına gelir. Güç meditasyonu uygulayan ve belli bir varlıktan medet ummak yerine kendi gücünü kendinde bulan, kendi kurtuluşunu kendinden başka kimsede görmeyen ve kendini gereksiz yere sınırlamayan herkes o ya da bu şekilde Sol El Yolu pratisyeni demektir.

Yani iyilik-kötülük değil, pasiflik ve aktifliktir. Şunu da eklemek gerekiyor, Sağ El Yolunu takip edenler insanlığın ve bu gezegenin düşmanlarına ister istemez hizmet etmekte. Düşman, onlardan ve tapınanlarından aldığı enerjiyle gezegene ve tüm insan halklarına hayatı dar etmekte. Bunun “ahlak” ile hiçbir alakası yoktur. Bunun aksine biz Satanistlerse, Sol El Yolunu takip edip kendimizi güçlendiriyoruz, ve sorumluluğu üzerine alan bireyler olarak kendimizi gezegenimizden, halkımızdan da sorumlu, elimizden geldiğince onlara da yardımcı olmakla yükümlü hissediyoruz. Sağ El Yolu takipçileri dünyanın talan olmasına katkı sağlarken, biz Sol Elciler ise kelimenin tam anlamıyla dünyayı kurtarmak için özveriyle çalışıyoruz. Eğer bundan daha iyi bir “iyilik”, daha ahlaklı bir “ahlak” tanımınız varsa önerilere açığız.

İnsanlığın zorla dejenere edilmesi.

Yiyeceklerimiz bizi sürekli bir hastalık halinde tutmak için durmadan kirletiliyor. GMO’lara bakın – doğadışı adaptasyonların tepe noktası. Bu yetmezse sadece sıradan bir kutu meyve suyunun içeriğine bakıp boğazınızdan aşağı, direkt beyninize ve iç organlarınıza gönderdiğiniz yapay, toksik maddeleri öğrenebilirsiniz. Bu yıkıcı nörotoksik karışımları milyonlarca insan isteyerek tüketiyor.

Hava gibi yeri doldurulamaz bir şey bile -hatta özellikle o- kipkirli. Saatte birkaç kez kafamızın üzerinden geçen uçaklar hepimizi kanser hücrelerinin büyümesini destekleyen, ciğerlerimize kadar giren ultra küçük partiküller altında duş aldırıyor resmen. Ve bu partiküller akciğerlerimizden diğer organlarımıza dolaşım yoluyla yayılıp daha pek çok hastalığın habercisi oluyor.

Aşılara da bakmak lazım – cıva gibi nörotoksikliği bilimsel olarak kanıtlanmış ölümcül metallerle dolu olup yine de insan bağışıklık sisteminin kaldırabileceği dozajların kat kat üstünde miktarlarda bu ve başka ölümcül maddelerle dolular. Bunlar zayıf, çok küçük çocukların bedenlerine enjekte ediliyor, ki onların bağışıklık sistemleri böyle enfeksiyonları daha da az kaldırabilecek düzeyde. İçlerinde doğurganlığı azaltan ve hatta DNA seviyesinde zararlar açan başka kimyasallar da var. Bu kelimenin TAM anlamıyla dejenerasyon.

Bu kötü mü sanıyordunuz? Özellikle Amerika’da olmakla birlikte ülkemizde de su stoklarının florür gibi toksik kimyasallarla kirletilmesine ne dersiniz? Ki bu kimyasalın epifiz bezine, yani “ruhun tahtı” ismi de verilen, Altıncı Çakrayla direkt alakalı olan organa yapıştığı kanıtlanmıştır. Türkiye’de durum ABD gibi yerlere kıyasla nispeten daha iyi olmakla birlikte musluk suyu içen insanlar burada da var, ve bu bu metalleri çok daha iyi bir alternatifiniz bile olmadan -zira şişe suların çoğunda da florür vardır- vücudunuza alıyorsunuz demektir. Sulara florör katılması da onyıllarca önce bir bilimadamının dişlere iyi geldiği iddiası üzerine -ki bu bahane- yapılmıştır – ama bunu kanıtlar nitelikte tek bir araştırma bile yok. Hatta aksine, flor zehirlenmesine sebep olduğu kanıtlanmıştır – araştırabilirsiniz.

Bunlar, biyolojik tüketim seviyesinde bile doğal evrimin yolundan nasıl saptırıldığımıza dair sadece birkaç modern örnek. Bu insanlık ve doğa karşıtı programların çalışmayı da bıraktık, gelişip zenginleşmesinin sebebi de global Kapitalizmdir. Nasyonel Sosyalist bir sistem altında bunların olması imkansızdır – zira liyakata dayalı bu sistemde hiçbir şirketin insan hayatına kastederek kâr sağlamasına izin verilmez. Bu yüzden Yahudiler Nasyonel Sosyalizme karşılardır; çünkü Nasyonel Sosyalizm onların globalist, Komünist taktiklerini tamamen dışarıda tutar.

“Ama Seytın’s Pikak, hiçbir şeyi değiştiremeyiz ki…”

Katılmıyorum. Bu yenilgiyi kabullenmeden, hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimizi “kabullenip” pes etmekten başka bir şey değildir. Gerçek şu ki, bir fark yaratabiliriz. Eğer herkes şu an bizim burada bildiklerimizi bilseydi insanlar küresel çapta isyana başlarlardı. Gerçek doğamızdan, temel haklarımızdan ve aynı zamanda ruhsal özgürlüğümüzden, gerçek tarihimizden ve kutsiyetimizden gerçekleri bilen birinin kanını donduracak seviyede mahrum bırakıldık. Örneğin Yahudi-Hristiyan Kilisesi (aa, yine Yahudiler. Rastlantı mı acaba?) Orta Çağ zamanlarında Paganlara (yani Centillere, Hristiyanlar ve Yahudiler için bu iki kelime hemen hemen aynı anlama gelir) toplu katliamlarda bulunmuştur. Türklerin İslam’a “geçmesi” bile anlatıldığı gibi barışçıl şekilde değildir, Talkan Katliamını araştırabilirsiniz. Kültürümüzün ve geleneklerimizin silinmesi, ruhani soylarımızın ve pratiklerimizin yok edilmesi ve koca nesillerin katledilmesi gerekti. Neden mi? Çünkü atalarımızın bilgileri ve uyguladıkları pratikler direkt olarak güçlenmeye ve özgürleşmeye sebep oluyordu. Bir hapishane gezegeninde bunların olması hiç hoş olmaz (!), değil mi?

Gerçek şu ki bu kadar baskılanmamızın sebebi düşmanın bizden korkmasıdır. Bizden korkuyorlar, çünkü herhangi bir zamanda uyanacak olursak onların görünmez imparatorluğunu yerle bir ederiz. Ve şu an insanlık olarak uyanıyoruz. Geçmişte birçok kez olduğu gibi, ama bu sefer Bilgi Çağının, Şeytan’ın Çağının, küresel çapta tüm insanlık olarak iletişim kurabilmemizin sayesinde bu uyanış nihai ve tastamam olacaktır. Bırakın umutsuzluğu, gelecek umutla dolu. Şu an insan ömrümüzde çok uzun görünebilecek, ama aslında tüm tarihin açısından bakarsak göz kırpma kadar kısa birkaç on yıl içinde, düşmanın binlerce yıllık hasarını düzeltmek için uğraşıyoruz. Aslında bakarsanız bırakın umutsuz olmayı, biraz daha geniş düşünürseniz işleri düzeltmenin bozmaktan çok daha kısa süreceğini görebilirsiniz. Devrimimiz sadece şanlı ve görkemli değil, aynı zamanda da verimli olacak! 🙂 İnsanlığın kurtuluş mücadelesine katılmak için yapmanız gerekense tüfeği kuşanıp savaşa gitmek değil, kendi evinizin güvenliğinden bile insanlık olarak davamıza yardımcı olabilirsiniz, olmanızı da tavsiye ederiz. Sadece dünya için değil, kendiniz için de son derece faydalı olacaktır.

RTR nedir? O da neymiş, kim uğraşacak onunla? Ne faydası var ki hem?

Güzel soru demek isterdik, ama aslında cevaplanmasının bu noktada gerekmemesi bile gereken bu soruyu ara sıra duyuyoruz. Buna net bir cevap getirmek gerekiyor. “Kim uğraşacak” diyenler içinde bulunduğumuz ruhani savaşın bazen farkında olmadan kafalarını kuma gömüyorlar, bazen farkındalar ama bencilce takmamayı seçiyorlar, bazen de yaptığımız çalışmaların etkisinin olmayacağına inanıyorlar. Bunların hepsine cevaplar var.

İçinde bulunduğumuz ruhani savaşın farkında olmayanlar en basidinden Orta Çağ’da katledilen milyonlarca Pagana bakabilirler, veya İslam’a Talkan ve Cürcan Katliamı gibi vahşetlerle zorla geçirilen hasbehas kendi ırkımıza ve milletimize. Ruhaniyetle uzaktan yakından herhangi bir alakası olan kişilerin sadece kendileri değil, tüm soyları yok edildi. Sizce büyü veya ruhaniyet o kadar küçümsenecek bir şey olsa Hristiyanlar ve onların Yahudi efendileri böyle muazzam önlemler almaya çalışır mıydı? Zaten okült çevrelerde bilinen bir şey; bir düşünce formunu veya büyüyü bozmanın en etkili yollarından birinin o şeyi meydana getiren isimlerin, güç kelimelerinin vs. ters çevrilmesidir. Yahudi hahamların kendileri bile, “tanrı”ları dedikleri düşünce formunu “meydana getiren” şeyin Tevrat olduğunu kabul ediyor, ve Şeytan’ın Tevrat’ı yok ederek Yahudileri yeneceği konusunda Yahudileri uyarıyorlar. Peki biz Ters Tevrat Ayinlerinde neyi ters çeviriyoruz? 🙂

İçinde bulunduğumuz savaşın farkında olup takmamayı seçenler de nadir bir kesim olsa da Satanizmde tek tük rastladığımız türden insanlar. Bunlara verilebilecek bir çok cevap var, ben en medenisini sunacağım: Takmaya takmaya nereye kadar? Yine aynı örnekle gidersek düşmana karşı koymayacak olursak tekrar bir Orta Çağ cadı avına dönülmesi işten bile değil. Savaşı kapınıza gelene kadar takmamayı mı düşünüyorsunuz? Peki ya ondan sonra? Yahudiler ve “mücahit” Müslüman kuklaları kapınıza baltayla girdiği zaman, annelerinizin ve kız kardeşlerinizin ırzına geçerken; erkek kardeşlerinizin, babalarınızın kellelerini uçururken, bunların hepsini de sizi tutup, yere yatırıp izlemeye zorlarken yaptıkları zaman mı Yahweh’in 72 ismini ters çevirmeye çalışacaksınız? O zaman mı Tanrıların otoritesini güçlendirme ayini dökülecek dudaklarınızdan? Boynunuza o kılıç vurulmadan saniyeler önce mi aklınız başınıza gelecek? Peki sizce ne bizi, ne de sizi o noktadan sonra herhangi bir şey kurtarabilir mi? İster bencil olun, ister özverici; şu an elimizdeki tek seçenek insanlığın istisnasız tamamını tehdit eden bu parazite karşı tek vücut halinde savaşmak ve mücadele vermek. İstediğiniz kadar bencil olun; insan sosyal hayvandır ve birbirimize ihtiyacımız var. Ya birlikte yükseliriz, ya da birlikte batıp yerin dibine gireriz. Bu insanlara son sözümüzü, Şeytan’ın ilettiklerini bencilce sırf kendisi için kullanıp yine Şeytan’ın Kendisini ve diğer Tanrıları yok sayanlar hakkında söylediği tam olarak şu sözlerle kapatıyoruz: “Onların benim için hiçbir değeri yok.

Çalışmalarımızın, Ters Tevrat Ritüellerimizin etkisi olmadığına inananlara gelince. Bu insanlar istisnasız bir şekilde bu ayinlere katılmamış, katıldıysa da elinin ucuyla yapmış insanlar oluyor. Zira bu ayinleri birlikte yaptığımız zaman katılmadan dinleyen kişiler bile -hatta bunlar arasından bazen dinlemesine müsaade ettiğimiz adanmamış bireyler bile- enerjileri hissedebilirken, yapan herkes de etkisinden tam olarak eminken, hatta bunun üzerine size karşı tepki vermek için siz bu lanetleri çözerken üzerinize nefret ve negatif enerji kusan Yahweh kollektifinin pislik enerjilerini çökerttikten sonra auranızı bir süre temizlemezseniz başınıza talihsiz olaylar veya hastalıklar gelebilecek olması ve bunları yapan herkesin de bunun açıklanmasına bile gerek kalmadan hissetmesi varken bu kadar şüphe neden? Biz size söyleyelim, düşman manipülasyonu. Tıpkı meditasyon yapmanızı engellemeye çalıştıkları gibi RTR yapmanızı da engellemeye çalışırlar. Daha yeni, tecrübesiz veya şüpheli olanları bunların etkililiği konusunda şüpheye düşürmeye çalışırlar, daha tecrübeli olanları ise bu gibi oyunlara gelmeyecekleri için günü kurtarmak niyetiyle o gün, o hafta, o ay yapmaya üşendirmeye, enerjilerini ve motivasyonlarını almaya çalışırlar. Konu başka herhangi bir sorumluluk iken gayet çalışkan ve ilgili olan kişilerin meditasyon ve/veya RTR konularında bazen ortaya çıkan ilgisizliklerinin en uygun açıklaması budur.

Peki bu durumların hepsini nasıl düzeltiriz? Çözüm basit, sıkılmadan ve gerekirse kendinizi de biraz zorlayarak düşmanın beline beline vurmaya, kendi ruhani gelişiminize de daha da sıkı sarılmaya devam edeceksiniz. Zaten ilk ayinden, ilk meditasyondan sonra bu gibi etkilerin hızla dağılmaya, çözülmeye başladığını görürsünüz. Koruma ve temizlenme meditasyonlarını yeterli güçte ve uzunlukta tutmak da böyle etkileri azaltacaktır aynı zamanda. Belli bir seviyeden sonra artık ne düşmanın yalanları sizi kandırabilir, ne de motivasyon eksikliği çalışmalarınızı ve hem kendinize, hem ırkınıza ve türünüze sorumluluklarınızı yerine getirmenizi engellemeye yetebilir. Unutmayın, Du’at’ın Kuvvetleri en çok kendi gelişimi ve türü için savaşan bireyleri ödüllendirir. Paylaştığımız 40 günlük meditasyon programını düzgünce uygulayıp ardından çalışmalarınızı aksatmadan devam ettirirseniz, bir de bunun üzerine RTR’larınızı aksatmadan yaparsanız (ki bunların toplamı bile günde o kadar vakit alacak işler değil; günde 6 saat oyun oynamasını, anime izlemesini ve sosyal medyaya gömülmeyi bilen kişiler için hele de) bakın görün hayatınız nasıl muazzam bir şekil alıyor. Şeytan ve Tanrılar kendilerinden olanları, hele de kendilerinden olup gerçekten kendilerinden olmanın tüm önemini takdir ve takip edenleri özellikle kollayacaktır sevgili kardeşlerimiz ve kardeşimiz olmayı düşünenler.

Elbette bunların hepsini de geçtik, hala (((nereden))) geldiği belli olmayan şüphelerini yenememiş kardeşlerimiz için son derece bariz bir örnek daha gösterelim: Bir süre önce geçirdiğimiz tam Güneş Tutulması gününde Yüksek Rahiplerin Yahweh’e o zamana kadar hiç vermediğimiz kadar zarar verebileceğimiz, Güneş tutulmasının da gücüyle normalden yüzlerce kat etkili olacak ayinleri paylaştığı gün Joy of Satan forumlarının kapatılmasına ne demeli? Elbette bu bizi durduracak değil ve kesilen sakalımız daha da gür çıkar, ama durum bariz. Düşman elini belli ediyor. Düşman onlara teşkil ettiğimiz tehdidin farkında. Düşman bizim hakkımızda en ufak bir şüpheye bile sahip değil. Yanılgıya düşmeyin, şüphede olan kişileri olan tek taraf bizleriz. Düşman bir hamamböceğinin sebatıyla yılmadan, erinmeden, üşenmeden, çekinmeden her yıl lanetlerini bizim üzerimize yağdırmaktan geri kalmıyor. Düşman her yıl o sembolik gibi görünen ama aslında bizim gözümüze perde indirmeye, bizi zayıf ve fakir tutmaya, onların insanlığa karşı suçlarını mazur görmemize yarayan lanetlerini ve ayetlerini üzerimize salıyor. Bunun üzerine Yahudiler bize söyledikleri yalanlardan, ettikleri yalan yeminlerden, bize karşı işledikleri suçlardan “arınmak”, kurtulmak için her yıl Yom Kippur isimli bir “bayram”a sahip. Ve (orijinali Yahudilerden çıkan) “günah keçisi”nin Yahudilerdeki ismi ne acaba? Azazel. Bakın Tanrılarımıza, geleneklerimize, ırklarımıza, soylarımıza, kollektif olarak insanlığın ruhuna nasıl hakaretler, lanetler ve aşağılamalarda bulunuyorlar.

Düşman sizi tanıyor dostlarımız, siz de düşmanı tanıyın. Esenlikler.

“Satanizm Nedir, Şeytan Kimdir?” hakkında 190 yorum var

  1. Sonunda beklenen yazı. Satanizme, kökenine, birey üzerindeki etkisine çok güzel değinilmiş. Aynı zamanda yahudi asalakların oyunlarıda net bir şekilde gün yüzüne çıkarılmış. Umarım Satanizm’ i kulaktan dolma bilen kesimin de realiteyi görmelerini sağlar. Elinize sağlık.

  2. Tek kelimeyle mükemmel , uzun zamandır beklediğim konular ele alınmış. Artık anlatmak yerine link atacağım 😄

  3. Yorumlarınız için teşekkür ediyoruz. Alp beyin söylediği gibi “Yahudi sorunu”na da bazı yerlerde biraz değindik burada, ama zaten on bin küsür kelime olan, birkaç haftadır ekleme yaptığımız bir yazıyı artık alıkoymak yerine kamuya sunmak gerektiğini düşündük. Direkt bu sorun hakkında söylememiz gereken çok şey olduğu ve bunları teker teker eklemenin uzun süreceği için, bunu (yakın) gelecekte ayrı bir yazıda ele alacağız. Onun dışında Satanizm hakkında akla takılan sorulara cevap olduğumuzu umuyoruz, esenlikle kalın.

    1. JoyOfSatan’ın Türklere bakış açısı nasıl, açıklayıcı bir şekilde yazarsanız sevinirim.

      1. Esenlikler,

        Joy of Satan’da Türkler de dahil olmak üzere herhangi bir milletin tüm fertleri hakkında fazla genelleyici konuşulmaz. Tabii Yüksek Rahipler de insan, onların da kişisel fikirleri ve belki daha az hoşlandıkları milletler olabilir ama Yüksek Rahipler Tanrılar değil, sadece öğretmen pozisyonundalar. Görevleri bize bilgi vermek, ama Tanrıları direkt olarak temsil ediyorlar veya bizim patronlarımız değiller. Neyse, kısaca cevap vermek gerekirse Türklerin tamamını İslamist sananları vardır belki, onların sevmemesini anlayabilirim ama kendim de dahil olmak üzere Türk olduğunu apaçık bir şekilde belli eden birçok SS kardeşimiz, forumlarda Yüksek Rahiplerle de dahil olmak üzere pek çok kişiyle rahatlıkla konuşabiliyor, bilgi alış-verişi yapabiliyor. Örneğin biz Türkler arasında Arapları sevmeyen çok kişi var, takdir edersiniz. Türk Satanistler arasında bile böyle kardeşlerimiz mevcut. Ama Arap birisi “Ben de sizin gibi Spiritüel Satanistim, esenlikler” dese hiçbirinin ters bir cevap vermeyeceği de doğrudur. Spiritüel Satanizm’de “ırkçılık” diye bir olguya pek yer verilmiyor açıkçası.

        1. Size birşey soracağım. Ben hiçbirşeye inanamıyorum. Burdakilere inanmak istedim ama insan uydurması gibi. Demonu hayal etcekmişim o şekilde görüncekmiş bilmem ne çıksın göstersin benim hayalime ne gerel var. Resmen beynimi buna inandırmam lazım öyle olursa kendi mabadımdan da bir karakter uydurur gerçek olduğunu düşünürüm. Eğer gerçeklerse kendi suretlerinde gözüksünler bizim hayalimizle değil. Ayrıca reptilian teorisi çok saçma. Yani bu zamana kadar öyle bir ırk var olacak ama hiç gerçek yüzünü göstermeyecek. Ben kanıt istiyorum. Beynimi kandırmadan elle tutulur kanıtlar. Bana yardımcı olursanız sevinirim.

          1. Esenlikler,

            Hiçbir yerde Tanrıların hayal edeceğimiz şekilde geleceğini yazmıyoruz, Kendi görünüşleriyle geliyorlar. Buna tek istisna Succubus/Incubus gibi Demon sevgili olduğu durumlarda olabilir, o da istisnai bir durum ve kişisel ilişkileri ilgilendirir zaten.
            Yaptığımız tüm pratikler için gerçekten yığınla bilimsel ve tarihsel kanıt mevcut, hatta gizliliği kaldırılmış hükümet belgelerinde psişik fenomenlerden zengin bir şekilde bahsediliyor. Özellikle bu yazımızda bu kanıtların birçoğuna değiniliyor.
            Tarih boyunca Tanrılarla ve düşman varlıklarla görüşülmesinin de dökümante edildiği çok olgu var; ve bunun üstüne bir de evrende gerçekten yalnız olduğumuzu bu çağda düşünmenin mağara adamı derecesinde cehalet olacağını eklersek sizi tatmin etmeyen nedir anlamıyorum.
            Günün sonunda koltuk okültizmi yapıp okumaktan ve konuşmaktan başka bir şey yapmayanlara ne kadar kanıt sunsak da faydasız; ancak oturup yapanlar eninde sonunda Gerçeğin tatlı meyvelerini yiyebilir. Bu bir “inanç” değil, Gerçek meselesidir.

            Yani kısaca yazılarımızda referansını verdiğimiz bilimsel araştırmaları kontrol edin, evet, lütfen edin. Hata bulmayacağınıza, bir tane yazıda paylaştığımızdan daha da fazla kanıt olduğuna sizi temin ederim. Ama bütün gün üzerine düşünmek yerine 10-15 dakikanızı ayırıp objektif bir şekilde yaklaşarak bu pratikleri yapacak olursanız zaten kısa bir zaman içinde kendi iç dünyanızda da değişiklikleri fark edeceksiniz. Yani objektif kanıtımız çok fazla, evet; ancak günün sonunda subjektif olarak da belirli bir efor çıkarmanız gerekiyor. Sonsuza kadar bu işlere uzaktan, soğuk, aşırı analitik bir tavırla yaklaşmak size bir fayda sağlamayacaktır. Bilimsel makaleleri yalayıp yuttuktan sonra lütfen oturun ve YAPIN. Bu işin en tatmin edici hali bu şekilde olur.

            İyi geceler.

      1. Esenlikler,

        Yeterince iyi değil. Sadece ulus odağı olursa Yahudiler bile “bu ülkenin vatandaşları” olarak görülebilir, ama öyle bir şey yok. Asıl olay ırk. Uluslara anlam veren, ırksal topluluklardır. Dolayısıyla komünizmle falan kıyaslanamaz bile tabii, ama bazı noktalarda çok eksik kalıyor.

        İyi günler.

  4. Yine güzel bir yazı olmuş. Emeğiniz takdire şayan insan ırkının (ve dolayısıyla Türk Irkının) uyanışında büyük bir payınız olmasını diliyorum.Işıkla kalın!

  5. Sonuna kadar soluksuz okudum. Müthiş bir emek var. Yabgu’nun da dediği gibi, insanlığın uyanışına çok büyük bir katkınız var ve eminim ki bu emeğinizle tanrıları muazzam şekilde onurlandırıyorsunuz. Teşekkür ederiz.

    Dipnot: Yazıda birkaç yazım hatası var.
    Örneğin “Gerçekler Kitabı/Ayetler Kitabı/İsa Kitabı” başlıklı kısmın 16. paragrafında “Türkçenin” yazarken kesme işareti kullanmayız. Yapım ekinden sonra gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.
    Onun haricinde, “ünvan” değil “unvan” olmalı.
    “Dil bilgisi” ve “hayal gücü” ayrı yazılır.
    “Satanizm ahlaka nasıl bakıyor?” başlıklı kısmın 3. paragrafında ise “entellektüel” değil, “entelektüel” olmalı.

    Fark ettiklerim şimdilik bu kadar. Yazım hatalarına dikkat etmeniz çok güzel. Arada böyle küçük hatalar olabilir, insanız sonuçta. Bilmemek değil öğrenmemek ayıptır. Uğraşınız için tekrar teşekkürler, yeni yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

    Bu arada, bir yazara/çevirmene ihtiyacınız var mı? Yabancı kaynaklardan çeviri yapıp yardımcı olabilirim.

    1. Önerileriniz için çok teşekkür ediyoruz. Özellikle dil bilgisine kötü dediğimiz bir şeyi eleştirirken kendi yazımımızın hatalı olması biraz ironik oldu, neyse ki “kutsal kitap” yazmamışız. 🙂

      Gösterdiklerinizi şu anda düzeltmiş bulunuyorum. Hepsi dikkatimden kaçmış ama ne yalan söyleyeyim, unvan gerçekten de “ünvan” diye yazılıyor sanıyordum! Tekrar teşekkürler, bu çok dikkat ettiğimiz bir konu ve sizin gibi açığımızı görüp kapatan insanlar olması çok güzel.

      Yazarlık veya çevirmenliğe gelince, sitenin tek yazarı benim. Yardımcı yöneticilerim var, sağ olsunlar, onlar olmasa site yönetimi daha zor olurdu, ama yazı kısmıyla ben ilgileniyorum. Zaten bu yüzden sürekli yeni yazı paylaşamayabiliyor, birkaç sefer yazılarımızın arasına aylar bile sokabiliyoruz. Ya da sokabiliyorduk diyelim, bu yeni sitede öyle bir şey yapmamayı umuyoruz. Neyse, konuyu dağıtmayalım. Eğer ki görünüşe göre sizin de takip ettiğiniz yüksek Türkçe standartlarına uyan, hitabeti yüksek dökümanlar edinebilirsek bunları yayınlamaktan da memnuniyet duyarız. Özellikle yabancı materyallerin çevrilmesi konusunda ne yazık ki bu işe kollarını sıvamaya çalışan birçok kişi genelde uzun süre edit’ledikten sonra anca yayınlayabileceğim işler çıkardılar. Emekleri sağ olsun tabii ki, ama öyle olunca pek bir anlamı kalmıyor. Eğer bu konudan anlıyorsanız elbette seve seve yardımınızı kabul ederiz, anlamıyorsanız özgün, sadece Türkçe yazılara da hayır demiyoruz ve onlar da bizim için kıymetlidir. Böyle bir düşünceniz halâ varsa buradan, isterseniz de mail aracılığıyla iletişim kurabiliriz.

      Not: Eğer mail atarsanız ve bir süre cevap gelmezse belki mail’de sorun olabilir. Normalde olacağını düşünmüyoruz ama bir okuyucumuza ulaşamadık. Büyük ihtimalle sorun onların tarafından kaynaklanmakta ama düşük de olsa böyle bir ihtimal var demek istiyoruz. Öyle bir durum olursa lütfen yorum veya iletişim formu aracılığıyla bildirmekten çekinmeyin.

  6. Her zamanki gibi faydalı bir yazı olmuş, elinize sağlık. Kontrollü karşıtlık noktasında da haklısız zira bu kitapçıların peygamberi kişilik olarak çok şüpheli birisi. Herkes bilir ki biz Satanistler inanmayız , biliriz. Bu yüzden Şeytan’la aramıza düşmanla çalışan, havasçı, üçüncü sınıf okültistleri peygamber olarak sokmayız. Bunların kitapları toplam 90 sayfaysa en az 90 sayfalık bir reddiye yazısı yazılabilir ama anlayabilen için bu yazı yeterde artar bile. Hayat ağacı-Yılan-Adem üçlemesini aynı yahudi efsununa uğramış piller gibi algılamaları, “Efendimiz bahçeye gizlice girdi Havva’yı azdırdı” gibi yorumlar yapmaları, okültün ilk adımlarından olan alegorik mitleri yorumlamaya bile çok uzak olduklarını gösteriyor. Aslında bu Subhuman’ları adam yerine koyup cevap vermek bile bir ızdırap ama aptallıklarını kendilerine saklamıyorlar ve kontrollü karşıtlıklarını ergenliklerinin verdiği boşluğu kullanıp, azimle icra ediyorlar. Bize de düşen kurtarılabilecekleri kurtarmak ve daha fazla insanı bu aptallıktan korumak oluyor. İlerleyen zamanlarda uygun bir vakit bulursam bununla ilgili uzun bir bülent kısa,Şeytandan geldiğini iddia ettikleri kitapları, düşman enerji girdabına bağlayan okült çalışmaları, ve bu enerjilerle çalışmanın getirdiği delilik yüzünden (çoğu düşman okültist gibi) yaptığı saçma sapan açıklamaları hakkında uzun bir belge hazırlamayı düşünüyorum. Sizinde böyle bir düşünceniz varsa birlikte çalışmaktan memnuniyet duyarım. Esenlikler…

    1. Kendi anlayışınızı da sunduğunuz için teşekkür ediyoruz. Dediğiniz gibi, böyle inançları irdelemek bile can sıkıcı olabiliyor ama bir kez tam yapıp bir daha asla yapmaya gerek kalmaması en uygunu bence, o yüzden emeğimiz işte burada.

      Ruhu dejenere eden, deliliğe kadar götüren, melun ve zararlı düşman ruhani pratikleri konusunda haklısınız; gerek insanlara önbilgi ve gerekli uyarıyı bile vermeden yıldızların, gezegenlerin, elementlerin enerjisini aşırı derecede fazla invoke etme, gerek de dediğiniz gibi direkt olkarak YHWH kollektifine bağlanarak bu iğrenç enerjileri evinize kadar çağırma. Popüler okült kaynaklarda ne yazık ki böyle şeyler çok yaygın, ve artık “norm” haline getirilmiş. Zaten bunun önüne geçmeye çalışıyoruz. Bülent Kısa gibi kontrollü karşıtlık, hatta karşıtlık bile olmayan ve öyle gösterilmeye çalışılan şarlatanları ifşa etmeye gelince; sadece Türkiye çapında aktivite gösteren bu tip insanlar hakkında derin bir araştırmam yok, başka bir Sağ Elci ekolün de kurucusu olduğunu öğrenince (Kblan Tragna) zaten hiçbir meziyeti olmadığını gördüğümden uğraşmadım. Sizin de dediğiniz gibi, bu tip “manifesto”lar 90 sayfa olsa en az 90 sayfalık reddiye yapılabilir, ama bir noktadan sonra harcanılan emek verimsiz oluyor. Buna rağmen eğer kendi elinizde buna dair kaynak, bilgi gibi şeyler varsa en azından analiz etmenize, daha da düzgün bir dille ortaya sunmanıza destek olmaya çalışabiliriz. Ama bir yandan da kişisel tavsiyem, 3(00)-5(00) kişinin hokkasına düştüğü kıyıdan köşeden ekollere fazla takılmamak. Sonuçta bu işin O9A’sı da var, Altın Şafağı da var; düşman örgütü çok. Her birini teker teker ele alacak olursak hem zaman kaybı olur, hem de fark etmeden bunların reklamını yapmış oluruz. “Ama varsa bir kininiz ve Sadistseniz” (🙂) dediğim gibi, uygun yerlerde el atmaya çalışırım. Sonuçta bir elin nesi var, iki elin sesi var.

      Esenlikler.

    2. Yazıyı yarısına kadar okudum yorumlara göz atıyordum ve bülent kısayla alakalı bahsettiğiniz “Şeytandan geldiğini iddia ettikleri kitaplar” cümleniz dikkatimi çekti. Birkaç ay önce path of lucifer sitesini incelemiştim ve discord kanallarına girdim. Bülent kısanın şeytanın elçisi (ya da öyle bir şey) olduğunu söylemişlerdi kitaptaki yazılarda şeytanın ağzındanmış. Pdf olarak bülent kısa aracılığıyla dünyaya gelmiş. Doğrusu bu bana çok saçma gelmişti, neden dünya dili olan ingilizce yerine türkçe olarak yazılmış diye sorduğumda “neden türkçe olmasın, türkçenin nesi varmış” gibi saçma bi cevap vermişlerdi. Bu kitabın satanizmle ve şeytanla alakası yok mu yani? Eğer öyleyse satanizme bakış açım farklı bir boyut kazanır sanırım.

      1. Esenlikler,

        Geç cevabım için üzgünüm, birkaç haftadır şehir dışındaydım ve yorumlara bakamadım.

        Evet; Bülent Kısa, onun ne “ekolü” ve ne “eseri” varsa boş. Kişisel fikrimce Crowley’den çok daha hallice bir adam değil, yazdığı şeyler aynı dejenerelikte. Satanizm hakkında yazdıkları ne Gerçeklerle, ne de birbiriyle örtüşüyor. Açıkçası ben okültizmi araştırmayı yabancı kaynaklarla yaptım, Satanizmi de öyle buldum. Sonra işi Türklere ve Türkçe’ye getirince bu ne idiği belirsiz adama rastladım ve ne hikmetse resmen tapınanları olduğunu gördüm. Onun “yazdığı” söylenen kitaba baktım; ne insanlığın yaratıcısı Şeytan’dan beklediğimiz ve bildiğimiz bilgeliğe sahip herhangi bir kelam var, ne de o çok övdükleri, “nesi varmış”, “neden olmasın” dedikleri Türkçe’si yerli yerinde. Ben göz ucuyla okuyarak bu kadar saçmalığını çıkardım, eminim bu işe birkaç saat değil de birkaç gün veren birisi daha da güzel çürütür. Ama gerek de yok tabii.

        Kısaca evet. Kısa’nın da, bu kitapların da Şeytan’la da, Satanizm’le de ilgisi yoktur. Bu kitaplara bakmak isteyenlere her zaman kendilerini küresel kültürle bilgilendirmelerini söylüyorum. İnsan yurtdışı okült çevrelerinde ne saçma kitaplar döndüğünü ve ne kadar inananı olduğunu görünce (çok basit bir örnek Liber Azate, bu kitap üçlemesinden bile saçma denebilir) kendi coğrafyasından çıkan saçma kitaplara da tamah etmiyor. 😄

        Bilirsiniz, Satanizm’in birçok kolu vardır; LaVey’ciler bile kendilerine Satanist diyor ama aslında sadece Ateistler ve Şeytan’ı da “sembol” olarak kullanıyorlar. Ama bunlar bile kendilerine Satanist diyorlarsa “kitapçı” diye adlandırdığımız camia da diyebilir. Tek isteğimiz biraz ötede demeleri. Kitaplara inanan Spiritüel Satanist değildir, olamaz, bu tabir bize aittir ve antik Pagan dinlerinin modern restorasyonuna işaret eder; kültürsüz ve İslamcı bir onursuzun yazdığı saçmalıklara değil. Bizim sunduğumuz şey gerçek Satanizm, biz buna Spiritüel Satanizm diyoruz. İsteyen istediğine inanır, bizim söylediğimiz şeyi lekelemesinler yeter. İnanın sizin gibi birçok insan oldu ve birçoğu sizin gibi sormasını bile bilmeyip direkt yanlışa atlıyorlar. Umuyorum ki bu azalarak bitecek, bunda sizin gibi bakış açısını genişletmekten çekinmeyen insanlar da önemli bir rol oynuyor.

        İyi akşamlar.

  7. İnsanlığın zorla dejenere edilmesi adlı başlığın altında florürün epifiz bezine yapıştığından bahsetmişsiniz. İnternetteki diğer kaynaklarda da diş macunundaki florürün insanı aptallaştırdığından ve diş macununa bilerek konulduğundan bahsediliyor. Sigara, alkol, uyuşturucu vb. maddelerin auraya zarar vermesi gibi florür de düzenli meditasyon yapan kişilerin epifiz bezine zarar verebilir mi?

    1. Esenlikler,

      Flörürün diş macunlarına koyulması, flörürün “diş sağlığını koruduğu” şeklinde bir iddia sonucuyla olmuştur. Bu iddia ise TAMAMEN asılsızca yapılmıştır, ve durumun cidden böyle olduğunu gösteren tek bir bulgu bile bulunmamaktadır. Bununla birlikte florürün son derece toksik bir madde olduğu bilinmektedir, hatta pek çok florürlü diş macununda yanlışlıkla yutulması durumunda doktorla görüşülmesi veya hastaneye gidilmesi yönünde talimatlar vardır. Dünya çapında sağlık sektöründe çalışanlar ve hekimler tarafından referans olarak kullanılan Merck Manual’da da florürün ölümcül oranda toksikliğe sahip olabildiğini görürüz. Ortalama florürlü diş macunuyla günlük 1-1.5 gram florür alınıyor, ve vücut ağırlığının kilogram başına tam da bu oranı toksik etkiler yaratmaya müsait. Yani aslında ortalama insanın satın aldığı bir tüp diş macununda, onu öldürmeye yetecek kadar florür bulunuyor. Zaten bu yüzden de bazılarının uyarılarında çocukların erişiminden uzak tutmak gerektiği yazıyor, şeker sanıp hepsini yerlerse… Geçmiş olsun.

      Neyse, konuyu çok uzatmayalım. Evet, florürün insan IQ’sunu düşürdüğü ve davranış değişikliklerine yarattığı da biliniyor (hatta 1. Dünya Savaşında, insanları aptal ve uysal kılmak için florürlü su verildiği söyleniyor). Beyinde biriktiğini de biliyoruz, yani epifiz bezinde toplanması çok yeni bir olay değil. Epifiz bezi de deyimi yerindeyse “ruhun merkezi”dir, o yüzden bu tarz diş macunlarının ne kadar zararlı olabileceğini görüyoruz. Ve tekrardan söyleyelim, florürün diş sağlığına faydası olduğu kanıtlanmış bir şey değildir, hurafe bile denebilir. Ancak Amerika gibi yerlerde hala suyun kendisine bile florür katılıyor. Konu hakkında kısa bir araştırma yapınca bile bu olayın hiç de komplo teorisi olmadığını görebileceğimiz makaleler karşımıza çıkıyor.

      Her halükarda evet, meditasyon ve yoga kişiyi yükseltir ve her şeyden diğer insanlar kadar kolay etkilenmemesini sağlar, ancak meditasyon yapıyorsunuz diye vücudunuza kelimenin tam anlamıyla zehir almayı tolore edebilirsiniz diye bir şey yok. Kendinizi riske atmayın. Kişisel tavsiyem florürsüz diş macunu kullanmanız. Çoğu aktarda, hatta eczanelerde de bulunabiliyor. Tadı oldukça güzel, temizleyiciliğinde hiçbir fark yok ve fiyat da hemen hemen aynı, ve çok çeşit var. Kişisel olarak uzun bir süredir florürsüz diş macunu kullanmaktayım.

      1. Tavsiyenizi dikkate alacağım. Zaman ayırıp sorumu cevapladığınız için teşekkürler. 🙂

    1. Bu konuda biraz daha direkt bir müdahale uygun olacaktır. Meditasyon veya büyü yerine astral projeksiyonla kişiye gidip o şekilde rüyasına girmek, aklıma gelen en mantıklı cevap. Elbette büyü şeklinde de yapılabilir ama buna uygun büyü çalışması çıkarmadım.

  8. Bir kaç gündür satanistliği araştırıyorum ve sitenizle karşılaştım ne hikmet ise yazıyı sonuna kadar okudum gayet bilgilendiriyorsunuz çok güzel ama merak ettiğim birkaç husus var türklerin toplantığı bir yer varmı ?,ayinler ne sıklıkla yapılıyor?,bunun (herzaman irdelediğiniz güçlenme gelişme demonlarla iletişimi) kanıtlarını internet üzerinden görebilirmiyiz

    1. Esenlikler,

      Takdir edersiniz ki “ana akım”a bu kadar ters olan bir dinin takipçilerinin fiziksel ortamlarda toplaşması hem çok tehlikeli, hem de gereksiz olur. Bu yüzden internet üzerinden görüşsek de fiziksel olarak “toplandığımız” bir yer bulunmamakta, ama isteyen istediğiyle görüşüyor elbette.

      Ayinlerden kastınız Şeytan’a veya başka Tanrılara yapılan ayinler ise bunu kişi istediği şekilde ve kadar yapabilir, bunlar “dinin gereklilikleri” olarak nitelendirilmiyor. Ancak Ters Tevrat Ayini dediğimiz çalışmaların günlük olarak yapılması gerekmektedir. Ha yapılmazsa “ceza” var mı derseniz dinimiz öyle işlemiyor; ama bu ayinler hem kişiye, hem de dünyaya faydalıdır. O yüzden en doğrusu kişinin elinden ne kadar geliyorsa hem kendine, hem gezegenine o kadar yardımcı olmaktır.

      Son olarak da belli yeteneklerini uyandırmış insanlar genelde kalkıp bunu YouTube’a falan koymak istemezler, takdir edersiniz ki bu hem akıllıca olmaz, hem de çok tehlikeli olabilir. O yüzden havada durma veya alevtopu atma gibi şeyler internette pek mevcut olmasa da, güç meditasyonu ve yoganın sağladığı faydalar da zaten okumuş olduğunuz yazıda kanıtlı olarak mevcut.

      İyi geceler.

  9. Merhaba güzel insan. Merakım olduğundan birkaç gündür bu sitedeyim, ve okurken keşfetmemiş olduğum çok şey varmış diyorum, ve yazılarınız beni heyecanlandırıyor, meraklandırıyor. Size birkaç soru sormak istiyorum, nereden ulaşabilirim?

    1. Esenlikler,

      Sorularınız özel değilse yorumları sık sık kontrol ediyoruz, özelse mail de var. Anlık chat platformları da olmasına karşın genellikle böyle konuları mail üzerinden halletmek daha kolay oluyor.

      İyi günler.

  10. Esenlikler

    Yazılarınızda toplu ritüel/ayinlerden bahseder misiniz? 4 kişiyiz sevgimizi ve saygımızı sunmak için böyle bir şey yapmak istiyoruz. bilgilendirirseniz çok seviniriz. Ayrıca da böyle toplu bir invokasyon ritüel var mıdır?

    1. Esenlikler,

      Toplu olarak ayin yapmanın bireysel ayinden çok farkı yoktur. Sadece normalde tek kişi yapılacak şeyleri birden çok kişi hep birlikte senkronize bir şekilde yapabilirsiniz, mesela her biriniz bir kadeh yudumlayabilirsiniz. Şeytan’a İnvokasyonu okurken ‘ben’ dili yerine ‘biz’ dili kullanabilirsiniz kolay bir çözüm olarak. Örneğin “…bana yüce güçlerini bahşetmeleri için davet ediyorum” yerine “…bize yüce güçlerini bahşetmeleri için davet ediyoruz”. Tabii kafanızın karışmasından endişeleniyorsanız normal haliyle okuyun, sıkıntı olmaz.

      4 Veliaht Prens’e saygılarınızı takdim ettikten sonra ayinin tepe noktası olarak ister majikal çalışmalar yapabilirsiniz, isterseniz de (önceden enerji yükseltip) en iyi saygı ve şükran göstergesi olarak topluca RTR yapabilirsiniz. Birlikte RTR yapmanın tadı da başkadır, bizden söylemesi. 🙂

      Bunu yaparsanız ardından da hep birlikte veya ayrı temizlenme yaparsınız, veya Lanetleri Geri Çevirme çalışmasını uygularsınız (veya ikisini birden – yani ışığı vücudunuzdan geçirirken SURYA mantrası titretmek, kişisel olarak 3 turda toplam 111 kez titretiyorum. 36-36-36 ve son, son ve kısa bir turda da 3 tekrar), sonra da hem Şeytan’a hizmet vermiş olmanın, hem de hissedeceğiniz enerjilerle paslarlak olmanın verdiği vecit haliyle ritüeli sonlandırırsınız.

      İyi günler!

      1. Esenlikler

        Dediğiniz şeyleri bir kişi yapsa örneğin yine “biz” dili kullanarak çanı ben çalsam ve diğerleri meditasyon pozisyonunda otursalar ve mantra titretseler (veya sadece hissetseler) olur mu?

        Diğer bir konu ise sizin de bildiğiniz malum olaydan ötürü bir daha parazit varlıklara yem olma korkusu var. Ruhsal olarak korku değil bu. Yine birini kullanır ve kullandığı kişide büyük ölçüde hasar verirse diye endişeliyim. Bu konuda yapabileceklerim nedir?

        Bir diğer konuda da sizden yardım almam lazım. Bir arkadaşımız var ve bu arkadaş bizden değil. Ona dadanan bir parazit varmış.(eskiden) Gördüğü sembolleri not kağıdına yazmış. İbrani alfabesine baktım ve 4 kelime çıktığını gördüm. ‘Arap kabilesi’
        Bu şey her neyse onun doğru yol olmadığını söyledim. (Kabullenemiyor. Arkadaş bununla güçlğ olduğunu ve daha da güç istediğini falan söylüyor ki gerçekten psişik olarak açık bir arkadaş.) Bize dediğine göre bir ara çakraları siyaha bile dönmüş. Onu aydınlığa sürüklemeye çalışmak istemiyorum ama onu uyardım bu konuda. Sizce ona nasıl yardım edebiliriz? (Parazit varlık onunla ilişkiye girmiş ve hatta spermini zor tuttuğunu söylüyor son anda kurtulduğunu vs.) Bu konuda onu zorlamamız bize mi zarar verir yoksa artık onu kurtarmamız kabil değil mi?

        1. Esenlikler,

          Olur tabii, ritüeli bir kişi yönetebilir. Diğerleri içlerinden bile tekrar edebilir İnvokasyonu mesela. Esnek olabilirsiniz, böyle ufak lojistik farklar olur mu olmaz mı diye düşünmenize bile gerek yok.

          Ritüelden önce iyi bir şekilde güç meditasyonu ve/veya yoga yapmış olun, kendinizi geldiğini hissettiğiniz her varlığa açmayın. Zaten bir Tanrı teşrif etse bile Onların varlığını ve enerjisini zamanla diğer varlıklardan ayırt edebilirsiniz. Tanrıların varlığı gerçekten başka varlıklara benzemez. Yeterince enerjiye sahip her varlık sizi enerjisiyle boğabilir; ancak her varlık Tanrılar gibi üstün, soylu, huzur verici ve gerçek anlamda kudretli değildir. Bunu kelimelere dökmek cidden zor. Ama pratikle kavrayacaksınız.

          Her halükarda her gelen varlığa gardınızı indirip deyimi yerindeyse kollarınızı açıp kucaklamayın. Demon olduğunu söyleyen olursa Şeytan’dan gelen bir Demon olduğuna, Şeytan’ın adına yemin etmesini isteyebilirsiniz. Şeytan’ın adını böyle ağzına alan bir varlık, yalan söylüyorsa kolayca def edilir. Zaten aynı sebepten fiziksel bedene sahip yahudi hahamlar bile Şeytan’ın adını ağızlarına almamak için ellerinden geleni yaparlar, farklı farklı kelimeler ve rumuzlar kullanırlar.

          Yine deyimi yerindeyse her koyun kendi bacağından asılır. Arkadaşınız, değer veriyorsunuzdur, anlıyorum ama Satanizmin yolu insanları zorlama değildir. Bizim elimizden bir tek insanlara bilgi verip Gerçeği açıklamak gelir. Ama bundan sonra bile bile batağa sürüklenenler için elimizden bir şey gelmez. “Güç” istiyorsa bunun yolu da Satanizm’dir, ama bunu tanıyıp tanımaması lna kalmış.

          Ama ille de zamanınızı ve enerjinizi buna harcamak isterseniz, bu arkadaşınızın bu tarz negatif varlıklara ve parazitlere olan bağlarını koparmak, onu temizlemek için ritüel veya büyü yapabilirsiniz. Lanetleri Geri Çevirme çalışmasındaki derin aura temizliği, yardım için bir Demon teşrif etse de etmese de çok etkilidir. Hele de mantrayla birleştirilirse gerçekten son derece güçlü bir hal alıyor.

          Yani kısaca yapabileceğiniz şey çok. Ama unutmayın, bunların hepsi sizden enerji, zaman ve emek olarak masraf. Onun için neyi ne kadar harcamak istediğinizi iyi düşünün. Arkadaşınız da olsa ruhunu kurtarmak için bir zorunluluğunuz yok, herkes kendi ruhunu kurtarır.

          Son olarak da, arkadaşınız kendine gelse de (gelmese de), sonrasında aklı başına gelip kendi ruhunu güçlendirip koruma için çalışmalara kendi başlamazsa yine benzer durumlara düşebilir. Psişik yetenek, kontrol altına alınmazsa kötü sonuçlar doğurabiliyor, sizin de gördüğünüz gibi. Kontrolsüz güç, güç değildir. Şeytan’sa bize yeteneklerimizi hem güçlendirmeyi, hem de kontrol etmeyi öğretir. Pirokinezi (ateşi kontrol etme) yaparken en önemli şey nesneleri ısıtma veya alev aldırma yeteneği değil, alevi söndürmedir.

          İyi akşamlar.

  11. Bütün demonların görünüşü insanımsı mı? Örneğin Şeytanın resmi gayet insana benziyordu. Yoksa aslında bambaşkalar ama bize mi insan olarak görünüyorlar?

    1. Esenlikler,

      Tanrıların her biri “insansı”dır, daha doğru söylemek gerekirse de her insanın görünüşü “Tanrımsı/Demon’ımsı”dır. Türkçe’yi katletmeye biraz ara verecek olursak demek istediğim şey basit. Tanrılar bizi Kendi genleriyle yarattılar, elbette biz Onlara benziyoruz ve insana benzemeyen insan yok, değil mi? Veya daha da basit bir şey sorayım; aslana benzemeyen aslan var mı? Tanrılar da fiziksel bir canlı türü. Ve Kendileri hem ruhani, hem fiziksel olarak mükemmelleşmiş varlıklar olduğu için insanlarda ve başka hayvanlarda çok nadiren de olsa olan mutasyonlar gibi şeylere tabii de değiller. Dolayısıyla evet, Tanrıların hepsi bizim görünüşümüze benzer; sadece çok daha güzel, zarif ve mükemmel olarak.

      Bir de daha düşük Demon birlikleri olarak “Lesser Demon’lar” var, bunlar ayrı bir tür ve Onlar insana benzemiyor, ancak Onlar da son derece güzel varlıklardır.

      İyi günler.

  12. Şeytana inanan ve güvenen satanist bir birey meslek seçimini yaparken demonlardan yardım almalı mıdır? Örneğin Irkımıza yada topluma fayda sağlamak için asker olmak veya polis olmak uygun gözükmekte. (Aslında polislerin zihniyeti malumunuz biliyorsunuz öyle bir yerde onlara uyum sağlamak imkansız gibi.)

    Elbette doktor gibi meslekler de topluma fayda sağlar ancak Satanizmin tercih edip önerdiği yada Tanrıların önceliğe koyduğu bir meslek var mıdır? Teşekkürler.

    1. Esenlikler,

      Öyle genel geçer bir meslek olduğu söylenemez, herkesin dharma‘sı, yani yolu farklıdır. Herkesten asker, polis, doktor, avukat, mühendis olmayacağı gibi herkesten ressam, müzisyen, aktör de olmaz. Herkesin yatkınlıkları ve ilgi alanları farklıdır. Evet, kişi meslek seçimi gibi hayatlarının büyük kararları konusunda Tanrılardan destek alabilir ve almalarını öneririz de. Bizim bilmediğimizi, görmediğimizi Onlar görebilir, ve bizi bizden iyi tanırlar. Bizim en iyi nereye yakışacağımızı da bilirler. Her halükarda Tanrılar genellikle bizi etkin ve yetkin olabileceğimiz alanlara yönlendirir. Mutsuz ve başarısız olacağımızı bile bile asker, polis veya doktor olmanın anlamı olmaz, değil mi? Her mesleğin, her disiplinin yeri başkadır, ve hiçbirinin yeri doldurulamaz. Kendimize, toplumumuza, ırkımıza, vatanımıza ve en sonunda da tüm dünyaya faydalı olabildiğimiz her meslek mübahtır.

      İyi sabahlar.

  13. Merhaba. Öncelikle alakasız bir şey soracağım için üzgünüm. Yazılarınızı kaynak belirterek wattpad hesabımda paylaşıyorum ve satanist olmak isteyen bir kaç insanın ilgisini çekti. Kaynak belirttiğim için siteye de bakabiliyorlar. Yazılarınızı paylaşmamda bir sakınca yok değil mi?

    1. Esenlikler,

      Özür dilemenize gerek yok, insanların genel olarak soru sorabileceği bir başlık olmadığı için herhangi bir yerde sormanız da uygundur.
      Gerek Wattpad’de, gerek başka sitelerde içeriğimizi kaynak vermeden direkt çalarak yayınlayanların da olduğunu düşünürsek, direkt bizden ve bizimle olan birinin bu işi kaynak göstererek ve daha düzgün bir şekilde yapması sakınca olmak şöyle dursun, bizi mutlu edecek bir harekettir. Onur duyarız. Lütfen çekinmeyin, içeriğimizi fütursuzca yeniden yayınlayabilirsiniz! 😀

      İyi günler.

  14. Yahudilerin insan olmadıklarının bilimsel kanıtı var mı? yoksa bu inandırıcı olmayabilir

    1. Esenlikler,

      Var oldukları her şeye ne dersiniz? “Kültür”leri deseniz insan kültürüyle hiçbir alakası yok, dünya bakışları deseniz tam birer uzaylı gibi, görünüşleri deseniz gerçekten insanca değil. Genetik olarak da diğer insan ırklarında bulunmayan genler taşıyorlar. Son ve belki de en önemlisi, kendilerinin el üstünde tuttuğu liderleri hep aynı şeyler söylüyor, uzaylı olduklarını alenen kabul ediyorlar. Bunun üzerine binyıllardır biz Centillere yaptıklarını ve dünyaya saldıkları kötülükleri düşünürsek, bunlara insan diyenin aklından şüphe etmek gerekir.

      İyi geceler.

      1. Teşekkürler…cevap için…

        Bu iddiaların yanı sıra ben bilimsel dna kanıtı beklemiştim,mesela hangi genetikler??

        1. Esenlikler,

          Elbette Yahudi yönetimi altındaki akademi ve bilim camiasından “Yahudiler uzaylı çıktı!!!1111” diye bir yayın beklemeyin, daha ince düşünmek gerekiyor. Dediğim gibi, kendileri de bizden bambaşka bir halk olduğunu çığırtıp duruyorlar. Devam edecek olursak, sadece Yahudilerde görülen Kohen geni mevcuttur ve İsrail’e vatandaş olarak kabul edilmek için de bu “Yahudi geni” esas alınır. Devam edecek olursak, Yahudileri diğer tüm halklardan ve bariz bir şekilde insani bir görünümden ayıran fiziksel özellikleri vardır, ve sadece Yahudilere has hastalıklar da, ki bunların birçoğu Yahudilerde ciddi deformasyona sebep olur ve gayet bariz bir şekilde uzaylı görünümlerini ortaya koyar. Bunlar hakkında bilgileri Yahudileri ayırt etmeyi kolaylaştırmak için yapılmış bu kılavuzdan alabilirsiniz.

          İyi geceler.

  15. İnsanın beyninde tasarladığı ve obsesyon haline getirdiği psikolojik sanrıları düşmandan gelen enerjiler ve mesajlar olarak tanımlamak bana saçma geldi. Müslümanların ve diğer 2 inancın aaa bak şeytana uyma, demesinden farksız bu!

    1. Esenlikler,

      Fark basit. Onların hiçbir kanıtı yok ve “kanıt” diye ortaya sundukları şeyler insanları aptal yerine koyan şaklabanlıklardan ibaret (lütfen videodaki hokkayı yutan varsa sitemizi okumayı bıraksın); bizse bilime ve mantığa dayanırız. Psişik fenomenler, ruhani pratiklerin geçerliliği ve ruhaniyet hakkında çok fazla bilimsel araştırma, gizliliği kaldırılmış hükümet belgesi ve anekdot var ki, hangi birinden başlasak şaşırdık. Ancak konu hakkında son derece muazzam bir bilgi zenginliği var. Elbette birçok olguyu kişinin kendi kendini sanrıya uğratması olarak yorumlayabiliriz ve zaten insanları bu konuda uyarıyoruz; ancak bunlar ruhani gelişim yolunda ilerledikçe çözülecek şeyler ve tüm ruhani tecrübelerin kaynağı bu değildir elbette.

      Kısaca entelektüel samimiyet ve merak ile yaklaşan herkesin göreceği gibi; İslamcılar sapkın, aşağılık, sanrı içinde, zırdeli ve kriminal manyaklar olduğu için otomatikman diğer herkes de öyle olmuyor. Pozisyonlarımız denk değil, karşılaştırılamaz bile.

      İyi geceler.

  16. 36. Günde meditasyonu bırakıp biraz ağır cümleler kurdum. Küfür/Hakaret/inkar gibi Şeytana karşı. Fakat belirli bir süre sonra içim rahat etmedi. 100. Güne kadar meditasyona başlamaya karar verdim ki aklıma Şeytanı inkar edip/hakarrtler savurup boşverdiğim geldi. (Bunları yaparkende açık konuşayım belirli şeylere tanık oldum, uyarma / korkutma gibi) neyse yani sözün özü her şeye rağmen hani islamda “tövbe” anlayışı vardır ya. Şeytan tanrı büyüklük ve saygı içinde “inkar veya hakaret edilse bile” affeder mi?

    (İnisiyeli değilim iyikide olmamışım bazen çok kafam karışıyor)

    1. Esenlikler,

      Tabii emin olana kadar adanmayı düşünmeyin. Onun dışında, İslam gibi pislik inançlardaki “tövbe” anlayışı, kişiye taktıkları kancayı o ya da bu şekilde orada tutma ihtiyacındandır. Bizim durumumuzdaysa buna kesin bir cevap veremem. Kişinin Tanrılarla ve Şeytan’la ilişkisi kendisiyle Tanrılar arasındadır. Eğer yaptıklarınızdan cidden pişmansanız Şeytan’dan, Tanrılardan resmen özür dileyebilirsiniz, isterseniz ayin düzenleyebilirsiniz. Bundan sonra da tavrınızı, davranışlarınızı, düşünce biçiminizi Ebedi/Mutlak Gerçek ile aynı hizaya getirirseniz gerek yaşamınız, gerek dünya bakışınız, gerekse de ruhani seviyeniz ve yetenekleriniz doğru şekilde gelişecek, Tanrıların küfür edilecek değil, sonsuz saygıya değen varlıklar olduğunu göreceksiniz. Bu şekilde yaparsanız Tanrılar da samimiyetinizi görecektir.

      İyi geceler.

      1. Nasıl bir ritüel yapılması lazım yani ritüel in nasıl yapıldığını biraz daha açabilirmisiniz. Teşekkür ederim

          1. Tanrılardan özür dileme yazmışsınız isterseniz ritüel yapabilirsiniz diye onu merak ettim böyle bir yazınız varmı acaba

          2. Esenlikler,

            Hayır, o isimli bir ritüel yok. Tanrılara/Şeytan’a resmi bir şekilde ayin yapıp kendi kelimelerinizle özür dileyebilirsiniz.

            İyi günler.

  17. Yahudiliğin sembolü ile satanizmin sembolü benziyorlar bunla ilgili bir aydınlatma yapabilirmisiniz ?

    1. Esenlikler,

      “Yahudiliğin” sembolü olan “Davut’un” Yıldızı, yine Pagan sembolü ve dolayısıyla Satanik sembol olan Vişnu’nun Yıldızı’ndan direkt çalıntıdır, ondan olmasın? Yahudilerin kendilerine ait hiçbir şeyleri yok, dolayısıyla çaldıkları ve kendilerine uydurdukları bir sembolün bizim sembolümüz olması veya bizim sembollerimize benzemesi işten bile değildir. Hristiyanlığın “düz” haçı bile, orijinal ters haçtan çalıntıdır. İslam’ın hilali bile bize aittir.

      İyi geceler.

      1. Küçükken hep sürekli komşunun evine gidip nuhun gemisini falan okurdum takıntılı denecek kadar.Peki bu olay hakkında ne biliyorsunuz söyleyebilir misiniz ? Bu olay gerçek çünkü merak ediyorum meraklanmamı mağdur görün 🙂

        1. Esenlikler,

          Her bir Yahudi karakterine sormanıza gerek yok; hiçbiri asla var olmadı. Tufan olayı gerçek, ama Nuh hikayesi, diğer tüm Yahudi hikayelerinin olduğu gibi dibine kadar aptalca, akıl almaz derecede saçma ve safsatadır. Konuyu daha çok açıklamaya gerek yok, isteyen her şekilde internetten gerekli çürütmeleri bulabilir.

          İyi günler.

          1. Aslında buraya yazmamın bir sebebide birkaç formda bir satanist arkadaşımızın nuh tufanı olarak bahsetmesi yoksa direk tufan derdim beni linç etmeyin rica ediyorum 😅.Sahte olan birşeyin mucize yapmasını beklemem sümerlerde yazan bu olayın kopyalandığını bende az çok biliyorum.Bu olay aslında sitede yazılacak kadar değerli bir olaya benziyor tabi sizin ne diyeceğinizi bilmeden birşey söylemek zor.Her yorum attığımda bu adam benden ve benim yorumlarımdan bıktı yazmasam mı diye düşünmeden edemiyorum 😃

          2. Esenlikler,

            Satanist birinin buna “Nuh Tufanı” demesi hiç yakışmamış. Kimden bahsettiğinizi bilmiyorum ama Satanist olduğu ne kadar kesin acaba, ve ne Satanist’.

            Neyse. Bu konuda bir yazı yazmaya neden değsin ki? Bunlar çocukça masallar. İşin sadece tufan kısmına bakacak olursak da “Göklerdeki Savaş”‘ı ele almam gerekir; o da hem oldukça uzun bir konu, hem de zaten almış olanlar var.

            İyi günler.

          3. Esenlikler,

            Kitab-ı Celve’deki kullanımından bahsediyorsanız, “insanoğlu” demenin şiirsel bir şekli olarak kullanılıyor. İbrahimilerin “Adem ve Havva” hikayesini çaldıkları, aslında Şeytan’ın insanların türünden “ilk” “oğlu” olan Lord Adapu’ya da gönderme olduğu söylenebilir.

            İyi akşamlar.

    1. Esenlikler,

      Buyrun, hayhay. Ama Instagram sizi banlarsa uyarmadı demeyin; düşman platformlarında bizim çok yayılmamız zor. O yüzden böyle bir şey olursa üzülmeyin.

      İyi günler.

  18. Esenlikler, dinimizin ismi Joy of Satan mı, yoksa Spiritüel Sataniz mi? Bana Joy of Satan daha mantıklı ve dil kuralına uygun geliyor.

    1. Esenlikler,

      Spiritüel Satanizm, dil açısından ne gibi bir soruna sahip ki? Dinimiz Spiritüel Satanizm’dir; Joy of Satan takip ettiğimiz ve öğretileriyle bilgilendiğimiz organizasyondur.

      Yani düşmanın inançlarından birinin Hristiyanlık olması ve bunların Katolik branşlarının Vatikan’ı takip etmesi gibi.

      İyi günler.

        1. Esenlikler,

          Hinduizm. Budizm. Jainizm (her ne kadar düşman programı olsa da). Şintoizm. Ateizm (evet, din değildir, şakasına söylüyorum). Herhalde bir an boşluğunuza gelmiş olacak, yoksa sizin de bildiğiniz gibi birçok yolda -izm var.

          İyi geceler.

  19. Lovecraft hakkında ne düşünüyorsunuz, yahudi düşmanı, ama yahudi kadınla evleniyor. Josta kendisinden olumlu bir şekilde bir çok kez bahsedilsi

    1. Esenlikler,

      Forumları özellikle taradım da, hakkında öyle aşırı olumlu konuşulmamış. Necronomicon’u popülerleştirdiği için biraz iyi bahsediliyor, ama bir Yahudiyle evlenmiş olması gibi şeyler de biliniyor. Bizim için çok önemli bir karakter değil zaten.

      İyi akşamlar.

  20. Sadece nordik ırk aryan-white değil mi? En saf olanları onlar diye biliyorum ben

    Hatta satanist varg Vikernes in youtube kanalı vardı orada söylüyordu

    1. Esenlikler,

      Varg Satanist değil, primitivist bir soytarıdır. İnsanların taş devrine geri dönmesinin iyi bir şey olacağı gibi aptalca fikirlere sahip, Yahudileri “Şeytan’ın adamları” sanıyor (tıpkı Hristiyan “truther”ların yaptığı gibi), yani tam da Yahudilerin kölelerinin yaptığı gibi “Satanist ve bu yüzden kötücül Yahudiler” meme’ine inanıyor. Fikirlerinden çoğu yanlış, bir kısmını da cımbızla alırsak en temel seviyede, hiçbir şey bilmeyen insanlara düşük seviyede farkındalık kazandırmak için uygun diyebiliriz.

      Ve genel olarak beyaz ırklar Aryan ırklardır. Sonuçta kahverengi gözlü olsun, mavi gözlü olsun, yeşil gözlü olsun, hepsi beyaz ırktan. Ama yine de herkesin kendi grubunda kalması daha da ideal.

      İyi günler.

      1. Siz sadece internetten ibaret değilsiniz çoğu insan internetten ırkçılık oynuyor ve temelde yanlışlar dediğiniz gibi
        Ama sizin bir hayat planınız var ve fikirleriniz buna uyarlı hiç gerçek paranormal bir olay yaşadınız mı cinnet geçirme, kötücül varlık? ara rastlama bunlar gerçek midir yanikafam çok karısık şimdi bütün tanrılar beyaz mı? Sorularım çok lütfen cevaplayın demiyorum kusur abkamyın

        1. Esenlikler,

          Neden ruhani olaylar denince aklınıza sadece kötü olaylar geliyor? Satanistler olarak biz zaten ruhani pratiklerimizle kendimizi böyle negatif olaylardan ve varlıklardan koruruz. Hemen her Satanist’in başına “””paranormal””” olaylar gelmiştir ve geliyor, ancak pratik yapanlarının başına saydığınız gibi kötü olaylar pek nadir gelir.

          Onun dışında, “sadece internetten ibaret”ten kastınızı anlamadım. Gerçek dünyada “buluşmalar” falan düzenlemiyoruz, çünkü takdir edersiniz ki bu son derece riskli olur. Ha “yazdıklarınızı yaşıyorsunuz” gibi bir anlamda dediyseniz evet, elbette. Yazdıklarını uygulamayan birisi nasıl böyle bir tutkuyu 3 yıl aralıksız sürdürebilir ki?

          Tanrılara gelince; Nordik ırkı beyaz Tanrılardan oluşur. Ama başka ırklardan Tanrılar da mevcut elbette. Siyahi ve Asyalı Tanrılar da var. Ve Şeytan’ın İmparatorluğunda direkt başka uzaylı ırklarından Tanrılar da vardır.
          Ama şunu da ekleyeyim, olmasa da bir şey değişmezdi. Sonuçta Tanrılar bütün insan ırklarını yarattılar; doğal olarak buna siyahiler ve asyalılar da dahil. Hepimiz Onların eseriyiz, hepimizi Onlar yarattı.

          İyi geceler.

  21. Şamanizm gerçek midir? Gerçekliği varsa Şamanik seyahatlerin ve davulun bizdeki yeri nedir?

    1. Esenlikler,

      “Şamanizm” diye bir din aslında yoktur. Bu, Türklerin orijinal dini olan Tengrizm’in ruhban/büyücü sınıfına verilen isimdir. Halk ağzında Tengrist yerine Şamanist diye oturmuş nedense.
      Her halükarda, antik Türklerin uyguladığı Tengrizm elbette Pagan bir din olarak doğrudur. Ama günümüze yaklaştıkça, diğer her Pagan yolda/toplumda olduğu gibi bizde de bozulmalar gözlemleniyor. Örneğin “Tengri”ye kan kurbanı verme veya ritüel sırasında uyuşturucu maddeler kullanma gibi şeyler, hep bozulmaların eseri.
      Şamanik “seyahat”lere şimdi de çıkabilirsiniz, bunun için ayahuasca çayı içip beyninizi kulaklarınızın arasından akıp gitmesi vasıtasıyla kaybetmenize hiç mi hiç gerek yok. Astral projeksiyonda ustalaşmanız yeterlidir. Davula gelince, toplu ayinlerde ritmik ses/müziklerin insanların transa geçmesini kolaylaştırdığını söyleyebiliriz. Ama bir yandan da, derin bir transtayken yüksek sesler rahatsız eder, o yüzden bunu evde denemeyin.

      İyi geceler.

    1. Esenlikler,

      O ufak klibi daha önce gördüm, ancak bende herhangi bir tepki yaratmadı. Hitler’in ruhani bir Usta olduğu dökümante edilmiş, kanıtlı ve yerleşik bir bilgidir. Bildiğiniz (veya öbür yorumunuzla ruhaniyete yeni girmeye başladığınızı görüyorum; o yüzden göreceğiniz diyeyim) şekilde ruhani gelişimle uyuşturucular, birçoğu uyuşturuculara (toksisite, bağımlılık yaratmaları, vesaire) denk olan psikiyatrik ilaçlar ne birlikte yürür, ne de yürümesi gerekir. Zaten bu yolda ilerleyen kişiler, sorunlarını hiçbir kimyasala bağlı kalmadan kendi kendilerine çözme yeteneğine, gücüne ve bilgeliğine sahiptir. Biz bile (bileden kastımız; çoğu Hitler’in o zamanlarki seviyesine yakın bile olmayan ama aynı yoldan giden kişiler) belirli majikal çalışmalar, ruhani pratikler, meditasyonlar sonucunda geçici olarak ciddi fiziksel tepkiler yaşayabiliyoruz; bu özellikle de ciddi değişimler sırasında ve/veya o an sisteme fazla gelen bir enerji yükseltildiğinde olan bir fenomendir. İleri-geri, sağa-sola sallanmalar, titremeler, sıcaklık/soğukluk/elektrik hisleri ve benzeri şeyler son derece normaldir. Kendimden, Satanist kardeşlerimden, okültizmin pislik tarafı dahil hemen her tarafından kimseden bunu bilirim. Ruhani ilimlere az biraz dahil olup da bunu reddedecek kimse olduğunu zannetmiyorum.

      Dolayısıyla evet, Tanrı olduğuna ziyadesiyle eminiz.

      İyi akşamlar.

    2. Bu tür sallanmalar ruhani çalışmalar yapan birisi için gayet doğal şeyler. Ben bile meditasyon yaparken(daha ilk günlerdeyim) genelde sallanıyorum ve bazen çok odaklandığımda attığın videodaki derecede bile olabiliyor. Hitler’in de ruhani açıdan büyük çalışmalar yaptığını düşünürsek sunduğun tez kökünden çürümüş oluyor.

  22. Vikingler Satanist miydi? Daha önce Şeytanın Vikingleri sevdiğini okumuştum. Yani sevdiği derken elbette Dünya halklarından özellikle sevdiği halklar olmuştur herhalde. Sonuçta Vikingler Hristiyanlara kan kusturmuştu. Düşmana karşı savaşan halklar Şeytan tarafından sevilir ama Vikingleri özel yapan ne? Günümüzde bile torunları küçük nüfuslarına rağmen hayat standartları çok iyi.

    1. Esenlikler,

      Bütün Pagan’lar orijinalinde Satanist’tir, çünkü Satanizm sadece antik, orijinal Paganizm’dir. Dolayısıyla o veya bu halk diye teker teker seçip göstermeye gerek yok.
      Hayat şartlarına gelince; bir ulus İbrahimi inançlara ve başka tür Yahudi pisliklerine ne kadar düşerse o kadar zayıf, güçsüz, hasta, fakir ve zavallı olacaktır. Örneğin İsveç son zamanlarda (tarihi perspektifle “son zamanlarda”) bolluk ve bereket içinde ulu bir beyaz diyarı olmaktan; dünyanın tecavüz, darp ve dejenerelik “başkenti” olmaya gidiyor. Müslüman ve siyahi mülteciler Yahudilerin emri ve desteğiyle ülkeye akın ve tecavüz ediyorlar. Boşu boşuna Yahudi sorunundan kurtulmak için mücadele etmiyoruz.

      İyi akşamlar.

  23. SS hakkında kafama takılan bazı sorular var.
    1. https://images-ext-1.discordapp.net/external/Zye7LhVelv7aMjV5aR82ZdvZeH9TZjhCEgAf4uVf4ic/https/cdn.discordapp.com/attachments/486571392008192010/536660614307643393/unknown.png?width=664&height=300 Burada JoS rahiplerinin Atatürk için yahudi dediği söyleniyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

    2. İslamda allah kendini göstermiyor çünkü bizi sınava soktuğu söyleniyor. Peki demonlar, tanrılar neden kendilerini göstermiyorlar? Güç meditasyonları yaparak varlıklarını hissedebileceğimizi anlıyorum ama şimdi gökten bir tanrı inse ve insanlığa seslense neredeyse tüm insanlık satanist olmaz mıydı?

    3. Büyü ile kişiler lanetlenip ölüme kadar götürülebiliyorsa bazı düşman ünlülere neden kimse bir şey yapmıyor? Mesela tüm JoS aynı anda İsrail başkanını lanetlese bu adama zarar gelmez mi?

    1. Esenlikler,

      1) Bin yıl önceki davalar. Böyle şeyleri paylaşan andavallar çok münasip bir şekilde bu post’ları gönderenleri, bu post’ların tarihlerini gizlemeyi, screenshot’larına dahil etmemeyi çok iyi becerirler.
      Hitler hakkında olduğu gibi Atatürk hakkında da çok fazla yalan, dezenformasyon ve karalama var. Gelin görün ki Yüksek Rahip’lerin hiçbirisi Türk değil, ve Türk tarihini de oturup ansiklopedilere gömülerek araştıracak vakitleri yok. Eh, Türklerin Batı’da nasıl tanındığı da malum. O yüzden eskiden Yüksek Rahip’ler arasında Ulu Önder’i Yahudi sanan vardı. Bu köprünün altından çok sular aktı ama, o zamandan bu zamana bu yanlış anlaşılmayı çoktan düzelttik.

      2) İşler o kadar basit değil, bu çok sığ bir yaklaşım. Bu dediğinizi düşman yapamıyor mu? Şu an savaş o şekilde bir vaziyette değil, fiziksel olarak nispeten daha soğuk bir savaş var. Bu noktada ani bir hareket yapan taraf çok daha fazla kaybeder. Ki insanlık bu haldeyken uzaylıları görse bu işi Kur’an’a, İncil’e bağlayacak, düşman programlarına daha da bağlanıp destekleyecek inanan çok fazla olur. Ne yapalım, yüzmilyonlarca kendi insanımızı mı öldürelim? Hadi tamam diyelim (ki demiyoruz), hangi orduyla?

      3) Çünkü bu savaş sadece bir veya iki “kilit” birey üzerinden yürümüyor. Atıyorum Netenyahu ölse ne olur? Cidden bir şey olacağını mı sanıyorsunuz? O gider, yerine başka bir Yahudi gelir. Bunların bini bir para. Bu pozisyonlardaki Yahudiler ve Yahudilerin köpekleri, sadece kukla niteliğindedir. Düşman bir kolektiftir, teker teker bireylerden ziyade tüm yapılarına ve varlıklarına karşı savaşıyoruz. Dolayısıyla tek tük kişilere saldırmak bize bir şey kazandırmaz, sadece vakit kaybı olur.

      İyi akşamlar.

  24. Yahudilerin elinden çıkmayan, porno olmayan, cinsel çıplaklık içeren video ve resimler de mi bize yahudilerin pornosu gibi zarar verir? Çünkü sadece çıplaklık içerdiği için ruhaniyetimize gerçekten zarar gelir mi? Irk karıştırma yönelimi de olmaz çünkü o pornoda oluyor başka milletten kişileri izliyorsun.
    Yahudileri dışlama nedenimiz onların bizi köle gibi görmesi mi? Yani onlar bize tokat atıyor biz daha ağırını atmaya çalışıyoruz sanırım.

    1. Esenlikler,

      Olay sadece “çıplaklık” falan değil; bu işin bütünüyle apayrı fizyolojik ve psikolojik bir boyutu var. Pornonun tamamı zararlıdır. Buradan daha fazla bilgi alabilirsiniz.
      Ve, profesyonel pornonun birçoğunda ırk karıştırma empoze edildiği için bu kişinin bilinçaltına işler, o yüzden o daha da zararlıdır.

      Ve hayır, Yahudilere düşman olmamızın tek sebebi bu değildir. Bizi sadece gördükleri biçim değil, tarih boyunca yaptıkları sayısız ve akıl almaz kötülükler. İnanın bana, Yahudilerin tarih boyunca bize attıkları tokatların binde birini bile atmayı başaramayız, çünkü dünyadaki Yahudi nüfusunu düşünürsek biz, onlara borcumuz olan acı ve ölümün binde birini bile “ödeyemeden” zaten Yahudi nüfusu tamamen tarih olur, o yüzden “daha ağır” tokat atma falan yok. Ha, tabii ki burada katliam, ölüm, yıkım propagandası yapmıyorum, örnek verdim. Ama ne dediğimi anlıyorsunuz.

      İyi geceler.

  25. 2022-24’te ne olacak? Bazıları Demonlar dünyaya gelecek diyor, bazıları çağ atlayacak. Aslı nedir?

    1. Esenlikler,

      Böyle bir şey yok. “Kova Çağı”na girdik diyenler var, giriyoruz diyenler var, zaten girmekteydik diyenler var… Kova Çağı da güzel bir konu. Bu iddialar tamamen asılsız değil, ama bir gece yatıp kalkıp ertesi gün bambaşka bir dünyaya uyanacağımızı düşünenler varsa (ki var) çok yanılıyorlar. Yepyeni bir dünya bizi bekliyor, evet, ama bu sadece bizim emeklerimiz, çabalarımız ve mücadelemiz sonucunda bizim için pozitif bir hal alabilir. Ki ekleyeyim, Demon’ların dünyaya gelmesi daha en az 20 yıl civarı bir süre için masada bulunan bir konu değil. Ondan sonrası düşünülür tabii ki. “Çağ değişimi” konusuna gelince, o zaten bir süredir olmakta olan bir şey. Bu konuda bir vaaz var, ileride paylaşabilirim, ama şu anlık bu kadarını söylemek yeterli olacaktır.

      İyi günler.

      1. İslamcılar 2023’te Lozan Antlaşması bitecek, Türkiye’ye Şeriat gelecek, kafirler ezilecek diyorlar..

        1. Esenlikler,

          Türkiye’ye şeriatin gelmesi mümkün değildir, bunun için çok fazla köklü anayasal değişikliklere gidilmesi gerekir ki, değişmesi gereken kanunların bazıları da “değiştirilemeyen” kanunlardandır. Hepsinden öte, eğer ki böyle aptalca bir kanun gelirse, olan önce onlara olur. O yüzden meraklanmayın. Cahile rüyası anı gelirmiş.

          İyi akşamlar.

  26. Yeşil gözlü ve siyah saçlıyım. Karadenizliyim. Ben beyaz mı oluyorum yoksa melez mi? Meditasyonla ı3kımızı saf yapabiliyor muyuz??

    İsveçliler Norveçliler beyazların en saf olanları gibi bir iddiam da yok. Size göre aryan ne demek ve beyaz kimler bu terimler uyuyor orta asyalı Türkler melez mi antik yunanlar sarışın m?

    ı çünkü sorduğum herkes beyaz ırk sarışın açık tenli diyor
    Siz sarışın mısınız?

    1. Esenlikler,

      Başka ırklara ait gözle görülür fenotipik bir özelliğiniz yoksa beyazsınız, bu kadar basit. İngiliz-Alman “””karışımı””” da %100 beyaz oluyor örneğin.
      Ve evet, meditasyon araştırmalarla sabit bir şekilde genetiğimize kadar etki eder. Ruhani olarak ilerledikçe ırkınızın daha saf bir bireyi haline gelmeniz son derece mümkün.
      Genel olarak bozulmamış beyaz halklar Aryan olarak kabul edilir, yani öyle sırf sarı saçlı, mavi gözlü tipler sanmayın. Hitler’in kendisi siyah saçlıydı yani, öyle düşünün. 😀 Böyle şeylerin pek önemi yok.
      Ki, bunu çok takmanıza gerek yok. “Aryan olmayanlar” “Untermensch” değildir, her ırk saflığı korunduğu sürece güzel, temiz, pürüzsüz ve kutsaldır. Hepimiz Tanrıların eseriyiz. Günün sonunda kişinin kanının nereden geldiğinden çok, ne uğruna akıttığı önemlidir. Dünyadaki en “kırma” kimse, eğer vatanı, milleti ve dünyası için elinden geleni ardına koymadan çalışıyorsa bu kimse, doğuştan Nordik tipli, “mükemmel” “Aryan” tipli ama kendisi, ırkı, ulusu, dünyası için kılını bile kıpırdatmayan, uyuyan, hatta belki düşmana bilerek veya bilmeyerek hizmet eden birinden kıyaslanamayacak ölçüde üstündür. Meziyetçilik, Nasyonal Sosyalizm’in ve dolayısıyla Satanizm’in ayrılmaz bir parçasıdır.

      İyi akşamlar.

  27. Şeytanın varisi var mı? Yoksa ebediyen yönetimini sürdürecek mi? Şeytanın bilinen çocukları var peki yakın geçmişte ya da gelecekte çocuğu olacak mı? Satanizmde Judas’a bakış açısı nedir? Yahuda İsa’nın ölümününe sebep olduğu için Yahwey’in cehenneminde mi Yoksa Şeytanın krallığında mi?

    1. Esenlikler,

      Şeytan’ın ve Tanrıların “””çocukları””” da Tanrı olur, en azından günümüzde Kendilerine insanlardan eş alıp “Yarı Tanrı” çocuklara sebebiyet vermezler. O yüzden etrafta gezip “Ben Şeytan’ın oğluyum”, “Ben Astaroth’un kızıyım” falan diye gezenlere aldırış etmeyin, kendi kafalarında kurdukları dünyada yaşayan insanlar.

      Şeytan’ın yönetimini devretmesi gibi bir konu söz konusu değil. İleride isterse yapabilir ama yapması için bir sebep görmüyorum. Tabii bu en çok Kendisini ilgilendirir ve en iyi Kendi bilir.

      İsa kurmaca olduğu gibi, Judas da kurmacadır. Ki zaten, Cehennem diye bir yer de yoktur.

      İyi geceler.

  28. Esenlikler. Daha õnce mantra okumadım.sitede mantralar titreştirilerek okuması söyleniyor.bu bütün mantralar içinmi geçerli.örneğin varahi mantrası okumak istesek 108 kez titreştirilerek mi okunacak .her zamanmı böyle okunacak.sorularım bu konulardaki bilgisizlikten. Teşekkür ederim.

    1. Esenlikler,

      Mantra okunmaz, titretilir. Ve evet, arada fark var. 108’e gelince, 108 Satürn’e dayalı bir sayıdır ve çoğu zaman onun yerine 111 tekrar daha iyidir. Ve evet, bütün mantralar titretilir. Titretmeden söylemek, normal “okumak”, fısıldamak, sadece düşünmek ve benzeri her şey mantraların gücünü azaltır ve sulandırır, ve tarih boyunca yozlaştırılmış bilgilerden biridir. “Varahi mantrası” dediğinizi de bilmiyorum, Varahi bir Hindu Tanrıçasıymış ancak hangi mantrayı ne amaçla titrettiğinizi bilseniz iyi olur; ve anlamını bilmediğiniz şeyleri titretmeyin. Kadim Hindu bilgileri diye bozulmuş, yozlaştırılmış modern şeyleri size yutturmaya çalışabilirler, ki bunların çoğu ya etkisiz, ya da zararlıdır.

      İyi geceler.

      1. Kabala yahudilerin değildir, otantik halini kullanıyorlar ve onlara ait değildir!!! . 5 ayrı kabala vardı ve bunların farklı ugulamaror spiritüel vs vs. Michael Laitman üst dünyalar kitabını okuyabilirsiniz. Belki dar bakıyorsunuz diyeceğim ama yok saygısızlık olur. Bir de Demonlarla iletişim kuruyorsanız neden size dikte ettiği bir şeyler yok. Tanıdığım satanistler berduş gibi bir adam gibi siz varsınız

        1. Esenlikler,

          Sadece Kabala değil, hiçbir şey Yahudilerin değildir. Bu dünyada güzel olan her şey Pagan’lara aittir. Ama bunu bizden başka bilen, söyleyen, farkında olan yok. Dışarıda “Kabala” denince Yahudilerin çakma, zararlı, yozlaşmış versiyonunu kullanırlar. Zaten biz hariç dışarıdaki okültizmin neredeyse tamamı, Yahudi kıçı yalamaktan ibarettir. Dolayısıyla söylediğinizin herhangi bir ağırlığı yok. Ki bunları söyleyip, ardından Yahudilerin uzaylı olduğunu alenen kabul eden bir Yahudinin kitaplarını önermeniz ayrı acı. Bence böyle şeylerden uzak durun.

          “Dar” baktığım doğru. Bundan gurur duyuyorum. Doğru ve Gerçek olan sadece bizimkiyken dışarıdaki envai çeşit yanılgılara bakma, tamah etme, üzerinde düşünme gereği hiç duymuyorum, duyanları da hor görüyorum. “Her şeyi denemeye”, “her fikri değerlendirmeye” gerek yoktur. Satanist’ler “hümanist”, yani günümüzdeki anlamıyla omurgasız, kimliksiz sığırlar değildir.

          Tanrıların bana bir şey dikte etmesine gerek yok; ama hadi ettiler diyelim, bana söylenen şey sizi ne ara ilgilendiriyor? Kamuya yönelik bilgileri zaten sitemizde paylaşıyoruz, ama kişinin Tanrılarla ilişkisi kendisiyle Tanrılar arasındadır.

          Son cümlenizi anlamadım, Türkçe dil yapısına uymuyor. Lütfen ne demek istediyseniz tekrar deneyin.

          İyi günler.

          1. Kardeşim tamam laf sokma, sen zeki bir adamsın, soru sormazdım yoksa bişiyoesn. Ama hor görme olayını anlamadım gerçek sorgulmaktan korkmaz yazıyor ben de ona uygun davrandım ne yani çelişki olmuyor mu ya bu? Hor görülmekme falan?
            Ezoterik bilgileri internetten yaymak ve dünya bizim olacak biz kazanacağız demek doğru mudur ben normal bir insan olarak bunlara anlam veremiyorum. Maxine nın arabasının altında bomba olması olayının gerçekliği de yok ki bunu da açıklamadınız laf cambazlığı yaptınız eski rahiplerin uyuşturucuya sarılması o mükemmel denilen tanrıların her şeye kadir olmadığını gösterir şimdi diyeceksiniz tanrılara sonsuz güç anlamı yüklemiyoz vs vs zaten öyle demiyoruz ama siz epey laf cambazlığı yapıyorsunz Meditasyon herkese dayatılmaz dağın arkasında bir canavar olduğu söylemini duydunuz diyelim? O dağa tırmanır mıydınız. Meditasyon yapmakta böyle bir şey tanrıları görmek için normal hayatımızdan kaliteli yaşamamınzdan vazgeçnemizem böyle büyü müyü işlerine girişmemize lüzum yok. Sizi de umarım yolumuzdan döndürürler kendinizi kandırıp bu siteyi açmanız ve dünya dolusu bilgi vermeniz büyük psikolojik sorunları olduğunuzu gösterir ve payrıcam plasebo olduğunuzu

          2. Esenlikler,

            Tekrar edeyim, Türkçeniz olabildiğince bozuk ve tavrınızı, samimiyetsizliğinizi ve niyetinizi düşünürsek sadece size cevap vermek için kriptograf, linguist veya zoolog tutmayı düşünmüyorum. Bir de, zaten vermek istediğim mesaj yerine ziyadesiyle ulaşmış olmalı.

            Lütfen bizi eleştirmeden, yermeden, reddetmeden önce herhangi bir maddenin etkisi altında olmadığınıza emin olun, çünkü yazış tarzınız kendi bilinciyle mücadele eden bir müptelanınki gibi. Şayet ayıksanız durum daha da kötü; daha önce zaten cevapladığımız şeylere saygısızca “laf cambazlığı” deyip ayık kafayla bile oldukça sade tutmaya çalıştığımız açıklamaları anlamadığınız anlamına geliyor. Eh, ne diyelim. Biz görevimizi yaptık, ama her koyun kendi bacağından asılır.

            İyi günler.

  29. Kabala hakkında ayrıntı yok…Bu büyü fukarasını kullanmak gerek dünyadaki tüm güçler onu kullanıyor biz hala RTR yapalım yerimizde sayalım…

    Aklımda bir sürü sorular var. Sitenizi sürekli okusam da bir zaman sonra o tatmin ediciliği gitti. Güzel bir dizinin son bölümleri gibi sıkıcı bir hal almaya başladı yani. Kendine satanist diyen züppeler yok laveyan yok şu bu? Şeytan’ın kendini modern dünyaya böyle duyurması şart mıydı. Lavey yahudi güç alması, ne yani zengin bir centil bu dini yayamaz mıydı. Biz inanmayı biliriz diyorsunuz ama reptilianlar bir komplo teorisi ve buna inanıyorsunuz, çünkü hepiniz evinizde yatağınızda veya koltuğunuz üzerinde oturup dünyanın bu şekilde idame ettirildiğini düşünüyorsımuz, düşünüyoruz.. Demonlarla iletişim kurmakta öyle harika mucizevi bir olay olmamalı sonuçta demonların sözleri veya talimatları yok demonlara hazırlatıldı diye denilen doğum haritaları bilgileri kendine yüksek rahip diyen çok zeki ve bilgili kişilerce hazırlanmış olabilir. Meditasyon yapın gelişin olayı da bana cazip gelmiyor, devam ediyorum meditasyonlara hep ancak yalan gibi. Demonlarla ilk konuşunca bir şey hissetmesini diyorsunuz ama biz tanrılara konuşuruz hemen gibi insanlara propaganda yapıyorsunuz… Maxine’nin arabasının altına bomba koyulması da insan çekmek için vasat ama iyi bir hamle tabii olay doğruysa. Sizce doğru mudur bunların hepsi? Büyük İskender ve Hitler demonmuş onlarla neden iletişime geçemiyoruz neden sadece rahipler geçiyor meditasyon yapan herkes bu hiyeyarşiye erişemez mi? Demek erişemez ve her şey yalan. gerçekten aklım almıyor artık çok sorguluyorum bir şeylere açıklık getirebişir misiniz? Jos ta şunu da farkettim paganlıkla biraz alakası olan herkesi şeytnist yapmışlar yani aşırı komplo geldi. Abraham Lincolnden Michael Jackson a… Ve şeytanın mısır ve sanskritçe dilinden başka kullanıldışk yer var mı? Satanama sata kelimeleri direkt günümüzdeki karşılaşığına. Mı gelir? İnsanlık böyle nereye gidiyor, ne olacak bu halimiz?sfıfır umut pesimist gibiyiz. Şeytanın bu olaylar karşısındaki duruşu nasıl?!

    1. Esenlikler,

      Kabala çöplüğü, düşmanın tezeğidir. Yahudiler kadar iğrenç bir ırkın bir de burunlarından düşen sümüğü yutmak istiyorsanız lütfen önden buyrun; ama aklı olan kimse ne zehir içmek, ne de başkalarına sunmak ister. Yahudi Kabalası zehirdir. Yerimizde saymaya gelince, gerçekten gülünç bir yorum. 3 yıl gibi kısacık bir süre içinde, okuyucu sayısı yüzlerce, belki de bin katına çıkmış bir siteye yazdığınızı bilmenizi isterim. Böyle büyümeler genellikle katlanarak olur, ama nezaketen bunun yerine lineer bir hesap yaparsam… 30 yıl sonra Satanist bir Türkiye’ye bakıyoruz. Bunlar sadece benimki gibi alelade bir sitenin verileri; Türkiye’nin geneline ve dünyaya bakacak olursak da yaygın ve yoğun bir uyanış görüyoruz. Görmeyen, başını kuma gömmüş demektir. Artık ortalama insanın bile Yahudilerin her şeyi yönettiğinin farkında olan bir dünyadan bahsediyoruz.

      Sitemize gelelim. Sitemizi yazarken herhangi birini etkileme derdimiz; sosyal medya ve teknoloji bağımlılığından ötürü dikkat süresi bir-iki dakikaya inen dopamin bağımlısı kitlelerin ilgisini sürekli daha yeni, daha parlak, daha cafcaflı, daha ilgi çekici, daha seksi içeriklerle üzerimizde tutmaya ihtiyacımız yok. Siz tüketici olabilirsiniz, ama biz marka veya işletme değiliz. İçeriğimizin kalitesini her zaman aynı standartta tutmaya çalışıyoruz dersek yalan olur, çünkü gözümüz mütemadiyen daha yükseklerde. Derdimiz şov yapmak değil, Gerçekleri sunmaktır. Şov isteyen için dışarıda bir sürü sirk var.

      LaVey’ciler, tarikatçılar, soytarılar bizi bağlamaz. Bağladığını asla söylemedik, eğer Gerçek Satanizm ile alakası olmayan bu tiplerden ötürü bizimle bir sorununuz varsa kendi kendinize gelin güvey olmuşsunuz. LaVey’e gelince, hayır. O zamanlar Yahudiler şu andakinden bile daha imtiyazlı bir konumdaydı, ve Şeytan’ın ismini linç yemeden sadece bir Yahudi ağzına alabilirdi. Sizi gerçek anlamda katletmeye gelen bir halktan parayla kaçamazsınız; hadi kaçtınız diyelim, o zaman da yaymak istediğiniz fikrin lekelenmesinden kaçamazsınız.

      Reptilian’lar komplo teorisi değil. Tekrar edeyim, biz inanmayız, biliriz. Uzaylıların gerçek olduğu tartışmaya açık bir konu değildir, artık böyle şeyleri reddetmek gerçekten moronların da en moronlarına kalan bir şey. Reptilian’lara gelince; tarihsel ve modern birçok dökümantasyonları var. Görünen köy kılavuz istemez, ve bazı şeylere de gereğinden fazla kılavuz olmamız hem sizin zekânıza hakaret, hem de bizim zamanımıza israf olur. Ziyadesiyle araştırılmış ve kanıtlanmış fenomenlerden bahseden, bir de üstüne bizim bunlardan nasıl faydalanıp dünyayı daha iyi bir yer haline getirebileceğimizin detaylı talimatlarını sunan bir kaynağa karşı asılsız, zaten bin kere çürütülmüş, keyfi, mantıksız, yani kısaca çocukça taleplerde ve itirazlarda bulunmak “evinde yatağında veya koltuğunun üzerinde oturup”, dünyanın kafanızdaki yanlış şekliyle idame ettirildiğini düşünmek değilse o zaman bizimki hiç değildir, merak etmeyin. Ama öyle olsa da, evlerimizin konforundan ve güveninden bile düşmanla savaşabilme ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilme hakkını, fırsatını, imtiyazını bize sağlayan, bunu kazanmak için dişiyle, tırnağıyla mücadele edip kan, ter ve gözyaşı döküp can veren Pagan atalarımızı biz onurlandırıyoruz… Siz aynısını söyleyebilir misiniz?

      Demon’larla iletişim kurmanın “mucizevi” olduğunu zaten söylemedik. “Mucize” kavramına nasıl baktığımız aslında oldukça açık. “Mucize” dediğimiz şeyler Tanrıların meydana gelmesini sağladığı şeyler değillerdir. Tanrılar böyle şeyleri aşmıştır. Onların dünyası “mucize”lere ihtiyaç duymayı, hatta böyle bir anlayışa sahip olmayı bile aşmıştır. Mucizeler bizden gelir. Biz hiçbir şeyi ulaşılmaz, “ötede”, “beride” gibi göstermiyoruz, dinimizin tanımı ve özellikleri gereği zaten böyle anlayışlara karşı ve düşmanız.

      Binlerce yıldır tüm insanlık tarafından -başka birçok güzel şeyin yanında- Astrolojinin ve Astrolojiyle yakından ilintili olan ruhani simyanın Tanrısı olarak bilinen Tanrıdan bahsediyoruz. Bunları biz uydurmadık, eminim ki sırf Yahudiler yazıyor diye tamah edeceğiniz düşman grimoire’larında ve İncil’de bile bilinen şeyler. Ki, Joy of Satan Astroloji bölümünde, internette diğer hiçbir yerde bulunmayan keskinlikte astroloji bilgeliği olması, ve bizim astrolojimizin yalanlardan, sıcak havadan, abartıdan, zırvadan arındırılmış olması tesadüf değildir. Ve ekleyeyim, astroloji sadece “doğum haritaları bilgileri” değildir, çok daha fazlasıdır. Yüksek Rahipler de kendilerine Yüksek Rahip demez, zaten öylelerdir.

      Meditasyon yapma size cazip gelmiyorsa sizin kaybınız, sizi ikna etmek için dil dökmemi beklemeyin. Ruhunuz için yemek ve egzersiz niteliğinde. İster yapar ve güçlenir, açılır, yükselir, yeşerir, parıldarsınız; isterseniz de yapmaz ve çürürsünüz. İki seçeneğiniz var, başka yok. İsminizde “sorgulayan” yazmaya cüret edip bu kadar bilimsel veriye rağmen meditasyona yalan diyecekseniz de o da sizin kaybınız olur.

      Ondan sonraki cümlenizi anlamadım, neyin propagandasını yapıyoruz? Sanırım birçok şeyi yanlış anlamışsınız… Propaganda kelimesi, sizin sandığınız anlama gelmiyor. Onun dışında cidden neden bahsettiğinizi anlamadım, çünkü baştan sona yanlış bir ifade. Ama sanırım tahminimce bizim üstün yeteneklere sahip olduğumuzu, Tanrılarla konuşmanın bizler için çocuk oyuncağı olduğunu söylediğimizi ima ettiniz… Gerçek bundan daha uzak olamazdı. Birincisi böyle bir şey asla olmadı, ikincisi de tam tersi oldu. Yüksek Rahiplerin bile her zaman %100 netlikte olamayabildiklerinden bahsederken -basit bir örnek için kısa bir arama sonucu çıkan bu yorum var-, elbette ki kendimiz onlardan daha başarılı olduğumuzu falan düşünmedik, düşünmüyoruz. Daha gidecek çok yolumuz, görülecek çokça güzellik var. İsteriz ki kandaşlarımız, yurttaşlarımız da bu güzel yolculukta bize katılsın, onlar da gelişsin. Ama lütfen akıllı olanlar katılsın. İlle de zeki olmak zorunda değil, ama akıllı olanları tercihimizdir.

      Yüksek Rahip ve Rahibelerin anlattıkları olaylar, sizin veya başka herhangi birinin iğneleyici bir şüpheye tabi tutabileceği veya “vasat” diyebileceği kadar bayağı değildir. Kamu işçisi statüsünde olan bizler bile sizin anlamsız, geçersiz ve cidden göz ardı etsek bile olacak yaygaralarınıza cevap veriyorsak terbiyenizi takının.

      Olay hiyerarşi değil; ama Demon’lar da canlı ve her bilinçli canlı gibi Onların da kişilikleri ve zevkleri vardır. Bazıları herkesle iletişim kurmaya yatkın değildir. Örneğin Lilith Annemizi de önüne gelen çağıramaz. Bu gayet normaldir, bu konuda daha fazla açıklama gerektiğini düşünmüyorum. Ama evet, elbette, çalışan ve Tanrıların değerli gördüğü kişiler uygun gördükleri şekilde mükafatlandırılacaktır. Satanizm liyakat dinidir. Bundan tamamen tam tersi sonuca varıp bir de “demek ki her şey yalan” demeniz… Yani, yorumlarda genelde profesyonel olmaya çalışıyorum ama siz şansınızı oldukça zorluyorsunuz diyelim.

      Pagan’lıkla alakası olan şeyleri Satanist yapıyoruz değil, zaten öyleler. Madem o kadar araştırıp sorguluyorsunuz, çok kez altını çize çize bahsettiğimiz bu temel bilgiden neden bihabersiniz? Spiritüel (yani Gerçek) Satanizm, Antik Orijinal Paganizm’dir. Pagan’lığın her şeyi başından sonuna dek bize aittir. Ve en eski uygarlıklardan olan Mısır ve Sümerler yetmediyse tabii, Şeytan’ın ne kadar kadim ve Gerçek olduğuna dair biraz daha bilgi için buradan başlayın. Ve evet, Şeytan her zaman için en yüce, en ulu, en Mutlak/Ebedi Gerçeği temsil etmiştir.

      Bu halimizin ne olacağına gelince, sizi bilmem ama biz halimiz üzerinde çokça çalışıyoruz. Hem kendi halimiz, hem de gezegensel olarak halimiz. Buna ister katılırsınız, ister umursamazsınız. Şeytan’ın tavrıysa, binlerce yıldır yanımızda olmasından ziyadesiyle bellidir. “Hayatın anlamı, kendini ve evreni iyileştirmektir” der Şeytan.

      Kısaca çoğu şeyi yanlış anlamışsınız, geri kalanlarını da yanlış biliyorsunuz. Tavsiyem, sevmediğiniz sitemizi daha iyi okuyup anlamanız ve günde yarım saat yatar pozisyonda Facebook’ta, Twitter’da ve Snapchat’te vakit harcamaya ara verip bir zahmet oturur pozisyona geçip ruhunuz üzerinde çalışmanız. Bunlar olmadan elbette size her şey zırva, peri masalı, abartı, efsane veya saçma gelebilir; özellikle de belli ki sizin de dahil olduğunuz bilimin ikna etmediği kitledenseniz.

      İyi günler.

      1. Klavyeye bastığınız her harf adeta bir kurşun niteliğinde olmalı. Muazzam bir cevap. Hayranınızım Mr. Peacock 🙂

  30. Satanizm mi birisine anlatığım da bunları nerden biliyorsun? diyor kaynak gösteriyorum ama onların şizofren olmadını nerden biliyorsun diyorlar

    1. Esenlikler,

      Durun tahmin edeyim, bunu diyen de Kur’an’a falan inanıyor, değil mi?
      Cevap evetse böyle biriyle ne konuşmanıza gerek var, ne de argümanlarını ciddiye almanıza. Sonuçta şizofreni arıyorsa kriminal deliliğin en uç, en hastalıklı, en pislik seviyesi olan bu kitaba inanan kendisi. Kanıt yükü bize değil, kendisine ait.

      Bizse bilime, antik tarihe, mantığa dayanıyoruz. İddia edip de temellendirmediğimiz, kanıt sunmadığımız hiçbir şey yok ki. Meditasyon veya büyü derseniz bilimsel araştırmalar, Paganizm derseniz tarihsel, mantıksal ve etik kanıtlar, Yahudi Sorunu derseniz dışarıya çıkıp 5 dakika gezmeniz yeterli… Kanıtlamadığımız ne var ki böyle zavallıca bir şekilde bizi reddedebilsinler?

      İsteyen kafasını kuma sokabilir, Dünya düz diyebilir, ama bu Dünya’nın şeklini etkilemeyecektir.

      İyi günler.

      1. İsa isimli yahudi dünyaya gelmedi varolsa bile suratının tahmin ediyorum da. çirkin esmer yahudiye benzer sakallı Arap fenotipinde biriydi kesin. Bu portleri nasıl bu kadar yakışıklı çizmişler aklım almıyor tanrılarımıza benzetmeye çalışmışlar olmalılar, isanın resimleri hep aynı uzun saçlı sanatsal bir duruş. Her insan etkilenir harbiden.

        1. Esenlikler,

          Hristiyanlık sürüngen gibidir, girdiği kabın şeklini alan sinsi bir ideoloji. Zenci/reggae’ci İsa var, Asyalı/Budist İsa var, New Age’ci İsa var… Yani var oğlu var. Var derken, tasvirleri var. Her kültüre kancayı takmak için bunu yapıyorlar. Ama normalde çirkin, çöl kaçkını Yahudinin teki. İsa olsaydı şuna benzerdi diyenler çok var. Ve evet, o “Aryan İsa” tiplemeleri hep Tanrılardan çalıntı. Sonuçta insanların bilinçaltına öyle empoze etmeye çalışmak daha kolay. Ama bu Gerçekleri değiştirmiyor.

          İyi geceler.

          1. Esenlikler,

            Ermeni soykırımının koca (ve Yahudiler tarafından itelenen) bir yalan olduğunu, ve burada bahsedilen her şeyin bu sözde soykırım kökeninden ilerleyip bu olmuşçasına konuştuklarını düşünürsek, oldukça taraflı, subjektif ve fikirleri geçersiz bir sayfa var elimizde. Hiçbir Centil ırk durup dururken “kötü” olmaz.

            Ermeni’leri “””pis””” yapan nedir? Sayacağınız o ya da bu özelliğin kaynağı nedir peki? Birçok insan Arap’lardan, Suriye’lilerden, zencilerden falan da nefret ediyor/sevmiyor/antipati duyuyor. Bunların nedenleriyle benzer şeyler sunacağınıza eminim. Peki, makul diyelim. Peki bunun kökeni ne? Arap’ların kadınlara sığır gibi davranması neden? Zencilerin Amerika nüfusunun %13’üyken şiddetli suçların %52’sini oluşturması neden? Ermeni’ler hakkında söyleyebilecekleriniz nereden geliyor? Bu ırklar böyle mi doğmuş? Sizce ezelden beridir, veya Altın Çağ’da falan da mı böylelerdi?

            Tabii ki hayır! Unutmayın. Dünya üzerindeki büyük-küçük, istisnasız her tür kötülüğün tek, bir, biricik kaynağı vardır, o da Yahudilerdir. Kötülük, pislik, alçaklık, kalleşlik, önyargı, kana susamışlık onlara, iyilik, güzellik, zerafet, ahlak, akıl, mantık bize hastır. Zencilerin birçoğunu şu an kriminal bir duruma dejenere eden de, onları alıp Amerika’ya köle olarak getiren de (bütün köle gemilerinin sahipleri ve çoğu köle sahibi Yahudiydi), Arap’ların İslam’a batmasının (sonuçta İslam’ı yarattılar), Ermeni’lerin Hristiyanlığa düşmesinin sebebi de kim? Hepsi aynı, hepsi bir, hepsi all*htan! Birbirimizden nefret etmeye çalışmak, birbirimizi kırmak için mücadele etmek, birbirimizin boğazına yapışmak sadece ve sadece hokka burunlu Schlomo’nun hizmetinde olmaktır. Yahudi de bunu ister. Böl ve yönet zaten onların politikasıdır. Yiğitçe savaşacak cesarete, güce ve ahlağa sahip olmayan bir ırkın dünyaya saldığı bir taktiktir. Onların oyununa gelmeyin, şan ve gurur fışkıran isminizin hakkını verin.

            İyi akşamlar.

          2. Çok büyük yanılgıya gelmişim. Doğru söylüyorsunuz. İnsanların üzerinde hassas olarak durmadığı bir nokta daha var çok meme olur hatta. Yahudiler armenoid – ermeniler de armenoid ve kanca burunları var. Kanca burun bir yahudi özelliği karakteristiği değil midir? Jostaki kardeşlerimizin yani forumda gördüğüm bazı insanlar kanca burunlu oldukları yüzünden yahudi oldukları yanıglgısına düşmüşler. Cobra da çok güzel açıklamış düşmanın saldırısı diye. Aynısı bana da oldu, bunu düşman mı yapıyor? 😠Bir de bulamadım ve zahmet olursa kaynak verir misiniz zenciler iköle olarak Amerika ya götüren yahudilerin yani tarihsel kaynakları? Eğer yoksa doğrudur ama ben bunu ileride kullanırım bana da kaynak gerekecek çünkü ü inanmıyor millet.biz onlara göre paranoyak ve deliyiz. İsmimin hakkını vereceğim teşekkürler düzenli meditasyon yapıyorum, her şey yolunda. İyi günler

          3. Esenlikler,

            Kanca burun sadece Yahudi özelliğidir diye biliyorum. Kemerli veya büyük bir burun ile Yahudi gagası aynı şey değildir. Yahudi burnunu ayırt etmek oldukça kolay. Yahudiler armenoid falan değil; birçok ırktan toplama özellikleri olabilir (örneğin saçları siyahilerinki gibi, taşıdıkları siyahi genlerinden ötürü öyle) ama bu Centil ırklarla bir ortak bağları olduğunu göstermez. Yahudiler insan geni de taşır, Reptilian geni de. Ama onları “””özel””” ve aşağılık kılan ikincisi. Yoksa Araplara da “Sami [“Semitik”] halk diyorlar, Yahudilere de. Bu Arapları Yahudi kılmaz. Yahudileri gerek fiziksel, gerek “zihinsel” veya “””kültürel””” (şahsen anti-kültürel demeyi tercih etsem de) özellikleriyle ayırt etmeyi, “Jew-dar”ınıza ince ayar çekmeyi arzularsanız bu rehber işinizi görecektir. Şimdilik İngilizce ama hiç anlamasanız bile görsellerle destekli.

            “Ben Yahudi miyim” gibi paranoyalar düşman kökenlidir, evet, ama unutmayın ki JoS forumlarına sızmaya çalışan gerçek Yahudiler de var. Düzenli olarak “Yahudi olsam ne olur, düşmana karşı savaşıyorsam Şeytan beni kabul etmez mi ki?” algısını empoze etmeye çalışıyorlar mesela… Ama kimse yemiyor. Her halükarda, kişi düzenli olarak RTR yapıyor da hayatı kaymıyorsa Yahudi falan olamaz. Çok basit ve etkili bir ölçüt bu.

            Yahudilerin siyah ırkı dejenere etmesi, köleliğin arkasında olması ve benzeri konular için buraya bakabilirsiniz. Gerek kölelik konusunu [konu konu sıralanmış bağlantılardan üçüncüsü], gerekse başka birçok konuyu ele alıyor. Elbette insanlara bu Joy of Satan yan sitesini referans olarak göstermek zorunda değilsiniz, ama burada sunulan bilgileri kendiniz araştırıp hem doğrularsınız (ki doğru), hem de insanlar “””korkmasın diye””” Joy of Satan dışında bağlantılar, referanslar sunabilirsiniz.

            İyi akşamlar.

  31. İyi günler. Size evlilik ve yahudi ürünleriyle ilgili sorularım olacaktı. Satanist olmayanlara sevgili olmamız ya da evlenmemiz sakıncalı mıdır? Elbette Satanistlerin Semavi dinlere inanan kişilerle birlikte olmaması gerektiğinin farkındayım. Ama Ateist, Agnostik, Deist kişilerle evlenebilir miyiz ya da birlikte olabilir miyiz?

    Evlilik konusunda ırk ne kadar önemlidir? Örneğin evleneceğim adamın Türk olması gerekli midir yoksa beyaz ırka mensup olması yeterli midir? Avrupa’da yaşıyorum ve buradaki Türklerin çoğu maalesef müslüman. Açıkçası her tanıştığım insana Satanist olup olmadığını soramam zaten çok şüphe çeker. Ama en azından politik, dini görüşlerini sorabiliyorum. Arkadaş çevremi ve sevgililerimi dinsiz kişilerle sınırlı tutuyorum.

    Son olarak yahudi ürünlerini boykot etmemiz için bir liste paylaşmayı düşünüyor musunuz? Bir sürü yahudi markası var. Araştırdıkça insan gözlerine inanamıyor. Google, Youtube, Facebook, Instagram, Whatsapp daha neler neler… İş nedeniyle Whatsapp kullanmak zorundayım her türlü duyuru whatsapp grubunda paylaşılıyor. Bu tanrılarımız için sorun olur mu? Onun dışında kendi imkanlarımla tüm yahudi ürünlerini boykot ediyorum. Birde Android telefonlarda Google Play Hizmetleri var. Ve bunu kapatınca telefonunuz doğru düzgün çalışmıyor. Buna alternatif olarak ne önerirsiniz? Cevaplarınız için teşekkür ederim. Tüm Satanist dostlarıma sevgiler.

    1. Esenlikler,

      “Sakıncalı” derken “””yasak””” mı diyorsanız, teknik olarak bizde öyle şeyler yok. Ama mutlu olmayacağınız ve doğacak çocuklarınıza da çok büyük kötülük edeceğiniz garanti olacağı için etik olarak yanlış diyebilirim.

      Evlilik ömür boyu olan bir hayat birleşimidir. Sizinle en basit, temel ve önemli değerleri bile uyuşmayan bir insanla ne kadar mutlu bir hayat sürebilirsiniz ki? Elbette açılma potansiyeli olan insanlarla olup, emeğinize değeceklerini düşünüyorsanız onların zihinlerini açmaya yardımcı olabilirsiniz, ama Ateist’in yobazından da yangından kaçar gibi kaçarım açıkçası. Size de kişisel olarak kaçmanızı öneririm, tabii seçim sizin.

      Sadece evlilik değil, genel olarak cinsel birliktelik konusunda ırk elzemdir. Elbette aynı ulustan olmak en idealidir, sonuçta uluslar da alt-ırklar denebilir; ama aynı genel ırktan olduğunuz sürece kritik bir sorun olacağını düşünmüyorum. Elbette Avrupalı bir Pagan/Satanist, gerçeği görmeyi aktif bir şekilde reddeden Müs*üman bir “Türk”‘ten bin kat iyi ve değerlidir. Onun dışında, kendinizi açık etmeyin ve kimlere dininizi açıkladığınıza çok dikkat edin, ama uzun dönem birlikte olmayı düşündüğünüz kişilerle de aynı “tarafta” olduğunuzu garantileyin derim ben. Evlilik için bunları söylememe bile gerek yok, tekrar belirteyim ki doğuracağınız çocukların her birine karşı sorumluluklarınız var. Bilinç ve farkındalık sorumluluk getirir, ve siz bilinç seviyesi açısından insanlığın en üst katmanında yer alıyorsunuz. Buna göre hareket edin. Türklere atalarına “tapmanın” neden haklı bir hareket olduğunu hatırlatmak varken mezarımıza tükürmesinler.

      Yahudi ürünlerine/şirketlerine gelince, internette bu konuda birçok bilgi var. Açıkçası hepsini derlemek hem emek ister, hem de eminim ki yapmış birileri vardır. Bulursanız paylaşabilirsiniz, ama tekerleği tekrar icat etmek gibi bir alışkanlığım yoktur. En azından şu an buna ayırabilecek bir zamanım yok. Bir de bu konulara çok takıntı yapmayın, Yahudi ürünlerinden/şirketlerinden tamamen ayrı yaşamak neredeyse imkansız. Ama elbette durup dururken, hiç gerek yokken paranızı, zamanınızı ve bilgilerinizi bu şirketlere vermek de hiç akıl kârı değil. Facebook’a cidden ihtiyacınız var mı mesela? WhatsApp’e var, ama bu tüm sosyal medya uygulamaları için aynı değil. Onun dışında, kılı çok kırk yarmayın. Android telefonunuzda Google programları/hizmetleri var diye (((hükümet))) telefonunuzu bombaya çevirip kulağınıza tuttuğunuzda patlatabilecek diye bir şey yok. Daha doğrusu, böyle bir şey olacak olsa da bundan sırf Google kullanmayarak kurtulamazdınız zaten! Tanrılara gelince, böyle şeyleri takacak değiller. Tabii kalkıp gereği yokken Yahudi şirketlerle, gruplarla, organizasyonlarla çalışıp bunların emellerini aktif bir şekilde, kasten ilerletirseniz o ayrı. Ama telefonunuzda kullandığınız programlar ile bu çok çok başka kulvarda şeyler.

      İyi geceler.

  32. İsa ve buda çok benziyor bence. Budizm hakkında ne düşünüyorsunuz? Olumsuz yanları neler, forumda şeytanın protipi deniyor

    1. Esenlikler,

      Orijinal Budizm bize aittir, Budizm’in gerçek öğretileri de ruhani gelişim ve “reenkarnasyon döngüsünden kurtulma” üzerinedir. Ama daha sonra düşman bunu bozdu ve tıpkı dediğiniz gibi, günümüzde Budizm ile Hristiyanlık arasında pek bir fark kalmadı denebilir. Tabii Hristiyanlık başından beri pisliktir, böyle bir fark mevcut. Ve evet, orijinal Budizm Satanizm’dir. “Prototip”ten ziyade, zaten aynı şey.

      İyi günler.

  33. Kali Yuga çağı: Bereket ve dindarlık, tamamen ortadan kalkıncaya kadar günden güne azalacak. İşte o zaman yalnızca mülkiyet mevki sağlayacak. Sadakatin tek kaynağı zenginlik, kadın ve erkeği birleştiren tek bağ arzular olacak. Davalarda başarının tek yolu yalan olacak; kadınlar yalnızca şehvani zevkin objeleri olacak. Dünya sadece bağrındaki maden hazineleri sebebiyle sevilecek; Brahmanların giysileri kişinin brahman olmasına yetecek. Sadece dış görünüş mevkiler arasındaki ayrımı oluşturacak. Sahtekarlık evrensel bir geçim kapısı olacak. Güçsüzlük bağımlılığın sebebi olacak, tehdit ve küstahlık öğrenimin yerini alacak. Cömertlik düşkünlük, basit temizlenme manevi arınma, karşılıklı rıza evlilik; iyi elbiseler asillik, ıssızlıklardaki sular kutsal pınar olacak. Kast ayrımı olmaksızın güç sahibi kişi yönetici olup pek çok hataya düşecek. Açgözlü yöneticilerin hükümleri altındaki aciz insanlar dağlara sığınacak ve yaban balı, bitkiler, kökler, meyveler, çiçekler ve yapraklarla beslenmekten memnuniyet duyacaklar; tek giysileri ağaç kabukları olduğundan soğuk, rüzgar, güneş ve yağmura maruz kalacaklar. Hiçbir insanın ömrü yirmi yılı aşmayacak. Böylelikle Kali çağı sürekli zevale doğru ilerleyecek ta ki insan ırkı yokluğa yakınlaşıncaya dek.

    Bunları nasıl tahmin etmişler, çok ilginç, sanki bir tanrının buyruğu? Yani anlamadığım, yahudiler yokken dünya altın çağdaysa ve insanlık bu kadar berbat bir döngü yaşamadıysa böyle şeyleri söylemek neyin alameti?

    Sizinle bu konular hakkında gmailden başka konuşacağımız yer var mı? Gmailden konuşmayı sevmiyorum, buraya teker teker yazsam olur mu siz cevap verince?

    1. Esenlikler,

      Evrendeki çağlar döngüseldir, düşman da bizi istila ederken geçirdiğimiz çağların “enerjilerinden”, “trendlerinden” istifade ettiler zaten. Tabii sanmayın ki bizim tekrar geri getireceğimiz Altın Çağ sınırlı süreli falan olacak, tabii ki hayır. Gelecek olan Sata Yuga ebediyen sürecek. Ama düşmanın ilk başta avantajı eline geçirmesinin arkasındaki faktörlerden biri de bu. Ama onun dışında, bu tarz “uyarılar” aslında literal değildir. Eski kutsal yazıtlardaki çoğu şey alegoriktir ve kelimenin tam anlamıyla algılanmamalıdır.

      Aşağıdaki kısım hemen hemen tamamen, Yüksek Rahip Mageson’ın bu post’undan alıntıdır. Sizin için fırından taze:

      Tantra’larda Kali’ye adanmış yazıtlarda bahsedilen şeyler, bu çağı da temsil ediyor. Ancak Kali hakkındaki her şey, zamanı (/zamanın yıkıcı etkisini) aşma gücünü temsil eder. Kali’nin betimlemesinin birçoğu zamanın yıkıcı gücüne, ve kişinin ruhani yoldan ilerleyip Kali’nin gücüyle “zamandan kaçıp” özgür kalmasına dayanır. Kali bir çağın sonundaki yıkımı temsil eder, ve bir çağın sonu “zamanın sonu”dur da. Kali’nin sağında ve solunda takınmış olduğu silahlar pozitif ve negatif davranışları, Karma davranışlarını temsil ediyor. Kali karmadan ve zamandan özgür kalmadır. Kafalar zamanın kuvveti olan ilüzyondan, sahte egodan özgürlüktür. Sahte ego ve bunun davranışları, yılanın yükselmesini temsil eden samskara’ları temsil eder, dolayısıyla bunları yok etmek Yılanın ateşiyle onları yakıp Yılanı yükseltmektir.

      Yuga’lar, dört elementi ve elementlerin arınmasını temsil eder. Kali’nin çağı, kişiyi Sat Yuga’ya götüren çalışmanın son aşamasının arınmasıdır. Sat, çalışmayı bitirmedir, ruhani altındır, saflaştırılmış özdür. Bu aynı zamanda Batı’da da dört aşama, veya dördüncü aşamaya giden üç aşamayla bilinir. Kali Şiva’nın enerjisidir, ve Şiva da zamanı yok ederek zamandan özgür bırakır, bu da ruhun yakmayan ateşle son kez arındırılmasıdır. Bu yüzden Kali’ye “öfkeli” ve “saldırgan” bir mizaç atfedilmiştir, bunlar ateşin ve dolayısıyla ruhun arındırılmasının özellikleridir. Kendisi ateşli bir haleyle ve uzun saçlarla tasvir edilir, bu ateş yılanıyla (yani Kundalini enerjisiyle) aktifleştirilmiş enerji bedenini temsil eder. Kali’nin tasviri tamamen Ateşin Yılanı aracılığıyla ölümü yenmekle alakalıdır.

      Dolayısıyla Kali; zamanın gücünü, “posayı” yok eden yılan ateşi anlamına geliyor. Kali hakkındaki her şey, yılan ateşinin enerjisiyle ilgilidir. Rengi de masmavidir, arındırılmış ruhun ve tamamen açılıp temizlenmiş sushumna kanalının, dolayısıyla da tüm varlığın rengidir.

      Dolayısıyla “Kali” (ki zaten Kali, Lilith Annemizdir) korkulacak bir şey değildir, ve “Kali Yuga” da daha çok alegoriktir. Ama gerek insanlık olarak kolektif bir biçimde, gerekse de bireysel olarak Sat Yuga’ya, Gerçeğin hüküm sürdüğü çağa ve hâle ulaşacağız.

      Son olarak, mailler ve burası dışında özellikle kullandığım bir yer yok, sosyal medyada yokum. Dolayısıyla mail kullanmak istemiyorsanız kişisel olmayan meseleleriniz için yorumlar da gayet işlevsel olacaktır.

      İyi geceler.

  34. https://youtu.be/Qis9pI8Yr1Q

    Sizce bu adam deli mi yoksa ne yaptığını bilen şeytan tarafından görevlendirilmiş ruhani olarak üst biri mi? Forumlarda güzel şeyler yazılmış hakkında. Yahudilerle baya savaştığı biliniyor

    1. Esenlikler,

      Evet, forumlarda biraz bilgisi olanlar adamın tarihini anlatmış. Eğer cidden komünizme, yani Yahudilere karşı savaştıysa takdire şayan birisi. Onun dışında, bizzat “Şeytan tarafından görevlendirilmiş” sıfatını yakıştıracağınız bir şey yaptıysa bahsedin, çünkü ben görmedim.

      İyi günler.

  35. esenlikler,size birkaç sorum olacak

    1-Onca Tanrı varken neden şeytanı baş olarak görüyoruz
    2-Şeytan bizim ona ibadet etmemizi istemiyor mu
    3-kıtab ı cilvedeki her söz şeytan ın sözü mü

    1. Esenlikler,

      1) Onca Bakan varken neden bir de Cumhurbaşkanı var? Tabii ekleme yapayım; işin şu an ve pratiğe dökülmüş haline göre demiyorum, teorik ve en idealinde olması gerekene göre demek istiyorum.

      2) Siz çocuklarınızın size “””ibadet etmesini””” ister misiniz? Sizden çıkan bir varlığın onuruna, şerefine yakıştırabilir misiniz bunu?

      3) Evet.

      İyi geceler.

  36. 15 yaşındayım sizce Spiritüel Satanizm’e başlamak, kendimi Şeytan’a adamak için çok mu erken? Dinler ve inançlar hakkında çok fazla araştırma yaptım. Spiritüel Satanizm için de sizin sayfanızdan hâlâ araştırmalar yapıyorum. Aklımda birçok soru var ama şu an hepsi uçmuş gibi 🙂 Aklıma geldikçe size mail atarak soru sormam sizin için bir sakınca olur mu?
    Aklımda bulunan bir soru var şu an: Yahudilerin hepsinin içinde mi kötülük bulunuyor? Hiçbir Yahudi gerçeği fark edip, kendini Şeytan’a adamaz mı? Veya Yahudiler Satanist olamaz mı? Saçma sorular biliyorum ama nedense aklıma takıldı. Şimdiden teşekkürler 🙂

    1. Esenlikler,

      İbrahimi inançlar size, bize ve bu güzel vatanın tüm evlatlarına doğduğumuz andan itibaren zihin ve ruh tecavüzü girişiminde bulunuyor; o yüzden 15 yaşında Gerçeği bulmanız ne abartı, ne abes, ne de “fazla erken”. Girerken Tanrılar kimlik istemiyor, merak etmeyin. Sadece girmeden önce yürümek istediğiniz Yolun bu olduğuna emin olun yeterli.

      Sırasıyla sorularınızın cevapları: Evet; daha doğrusu hepsi zaten bunun bilinçli olarak farkında olsa da, olmasa da içgüdüsel olarak saf kötüdür, ve bilinçsizce bile olsa en “sıradan” Yahudi bile Centil medeniyetlerini yıkmak, nüfuzlu Centil ailelerin arasına karışıp onları bozmak ve kısaca bizi alaşağı etmek için çalışırlar; ve her biri içgüdüsel olarak kendilerini bizden apayrı, “üstün” bir tür olarak görürler.

      İmkansız. Ama sizi kandırmak için öyleymiş gibi yapmaya çalışabilirler. Yerseniz. Yemeyin.

      Asla olamazlar.

      Saçma sorular değil. Ama biz nasıl ırksal ve ruhani olarak Tanrılarımıza bağlıysak, onların ırksal kolektifi de aynı şekilde kendi uzaylı yaratıcılarına bağlıdır. Bu asla kırılmaz bir bağdır.

      İyi günler.

      1. Teşekkürler zaman ayırıp cevap verdiğiniz için 🙂 Araştırmaya devam edeceğim bu sayfa için de ayrıca teşekkür ederim. Mantıklı geliyor ve büyük ihtimalle Satanist olacağım. Aklıma takılan sorular oldukça sizlere mail atarak sorabilir miyim? Sizi sıkmak istemiyorum çünkü fazla sorum oluyor ve birçoğu saçma olabilir 😀 Tekrardan teşekkürler. 🙂 <3

        1. Esenlikler,

          Mail de atabilirsiniz, yorum da yapabilirsiniz. Özel olmayan konular için yorum yaparsanız herkes faydalanabilir.

          Ve, cevabını sitemizde bulamadığınız şeyleri sorduğunuz, yani önce sorularınızın cevapları sitemizde var mı diye araştırırsanız beni “sıkmış” olmazsınız.

          İyi günler.

          1. Bir şey daha sormak istiyorum. Yahudiler neden kendilerini yaratan uzaylılara değil de, kendilerinin uydurduğu şeylere (Allah, Hz. İbrahim, Hz. Muhammed vs.) inanıyorlar? Yani onların yaratıcıları neden buna engel olmuyor?

          2. Yahudiler yaptıkları ritüellerle direkt olarak uzaylı atalarına enerji sağlıyorlar ve durumun farkındalar, uydurdukları şeylere de inanmıyorlar. Tam tersine, uydurdukları şeylere (enerji formlarına) enerjetik köleleri olan Müslümanlar, Hristiyanlar ve diğer yarattıkları inanç türevleri inanıyor.

          3. Esenlikler,

            Zaten cevap verecektim, ama kardeşimizin dediklerine ekleme de yapayım. Düşmanın kendi programlarına “””inanması”””, aslında sadece göz boyamadır. Birincisi dikkatleri kendi üzerlerinden çekip insanları birbirlerine düşürmek için yapıyorlar. Ana fikir goyim’lerin Yahudiler hariç her kim olursa olsun onu düşman bilmeleri. Bu onlar için çok kritik. Dolayısıyla kendilerinin de bu maskeli baloya katılıyormuş gibi görünmeleri bazen önemli. Buna birkaç örnek vereyim. Mesela “””Brother Nathanael””” diye bir it var, kim olduğunu arayıp görürsünüz. Kısaca Hristiyanlığa soyunmuş bir Yahudi. Ara sıra da bazı Yahudileri “ifşa ediyor”muşcasına konuşuyor, bu “Hristiyan Truther” tayfasına yaranmış oluyor. Aynı zamanda kendi de bir Yahudi olduğu için onu takip edecek kadar aptal kimselerin kafasına bir de aptalca fikirler sokuyor. Bunu görüp hokkasını yutanlar “Ulan tüm Yahudiler kötü değil, bizim dostumuz olanlar da var. Bak Nathanael Kardeş’e, kötü Yahudilerin oyunlarını nasıl bozuyor! İsa M*sih’in gücüyle bu imtihanları aşacağız inşjehova!” moduna giriyor.

            Buyrun başka bir tane daha Yahudi, Sid Roth. Televizyon programı var, sözüm ona “doğaüstü” olayları inceliyor. Ama zaten azıcık izlerseniz görürsünüz ki tamamen beyni yıkanmış Hristiyanlara yönelik, bu sığırları düşman zehrine daha da batıracak düşman propagandasından başka bir şey değil. Mesela programlarının bir bölümlerinde “””Eski Satanist””” bir “””Yüksek Rahip””” çıkarmışlar, bu adam da millete “””Şeytan’ın oyunlarını ifşa ediyor”””. Cidden rezalet, bildiğiniz ayı oynatıyorlar. Mideniz bulanmayacaksa buyrun bakın.

            İslam’da da aynı şey geçerli. Mesela Menzil tarikatı diye bir şey var, kesin duymuşsunuzdur. Bu soysuzların lideri olan mega soysuzun tipine baktınız mı hiç? Yüzünü all*h görsün, sizi bilmem ama ben buna insan demem. Üzerine derin bir araştırma yapmamamla birlikte görünen köy kılavuz istemez, bu it de bariz bir şekilde bir Yahudi.

            Kısaca Yahudiler düşman programlarında “takipçi” rolünde değiller, sadece bazen insanları daha yakından ve kişisel olarak gütmek için çobanlık yapıyorlar. “””İnanıyormuş””” gibi yapan Yahudiler de aynı pozisyonda. Kontrollü karşıtlıktan başka hiçbir şey değil.

            İyi akşamlar.

          4. Yahudilerin bu kadar insanı kandırmaları ve hatta büyük oranda başarı sağlamaları beni üzüyor gerçekten. Gönderdiğiniz videoyu izledim biraz. Harry Potter gibi bir seriyi Satanizm’le bağdaştırmasından çok saçma bir video olduğu belli ve neredeyse bu videoyu izleyen herkes de söylenen şeylere inanmış. Cevaplarınız için çok teşekkürler. Umarım herkes gerçeği görebilir.

          5. Esenlikler,

            Bu tarz şeyleri izleyenler zaten belli, beyni yıkanmış bir kitle. Yoksa kimse kalkıp bunları özellikle arayıp izlemez. O yüzden oradaki “çoğunluk” şevkinizi kırmasın, insanlığın geneli uyanıyor.

            İyi geceler.

    1. Esenlikler,

      Kendisinin Kozmoteist mantığını detaylı bir yorum getirecek kadar incelemiş değilim. Ancak yahudiler hakkında dediklerine baktığımda ve dünya algısına incelemiş olduğum genel hatlara göre bir yorum getirdiğimde; Pagan ve Centil değerleri üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum. Ama kendisini, Kozmoteist bakış açısını geniş ve detaylı bir şekilde incelememiş olduğumun tekrar altını çizerim.

      İyi günler.

      1. Ben bu yorumu önceden yazdığım soru için yazmıştım zaten cevapladınız 🙂 İlginiz için teşekkürler.

  37. Benim burada kullandığım mail adres, gmail hesabı olarak bulunmuyor yani kendim uydurdum, mail atma işlerinde de pek anlamam. Bana bir şey yolladığınız söylemiştiniz? Sanırım özel bir şey link falan olmalı, ama bakamıyorum, üzgünüm

      1. Neden yorumuma cevap vermediğinizi anlamadım. Çok mu saçma bir soruydu? Öyleyse bunu yazabilirdiniz hiç kırılmam. Umarım yorumum gitmediği için cevap vermemişsinizdir ya da gözünüzden kaçmıştır. Üzülmemin sebebi adanma ayinini düşünüyor olmam. Adanma ayinini yapabilmek için de %100 emin olmam gerekiyor. Bunun için de saçma veya saçma olmayan aklımdaki tüm soruları sormam gerektiğini düşünüyorum. Ama siz cevap vermiyorsunuz. Aklımda sorular kaldıkça hiç Satanist olamam ki. Umarım cevap verirsiniz.

        1. Esenlikler,

          Yorumunuz saçma falan değildi, vereceğim cevap birazcık detaylanacağı için uzayabilir. O yüzden hak ettiği ilgiyi göstermek için sonlara bırakıyorum. Kişisel bir şey yok, tam aksine sizi doyuracak sağlamlıkta bilgi sağlamak için uygun zamanımın olmasını bekliyorum. Lütfen sitemizdeki son duyuruyu okuyun.

          Beklettiğim için özür diliyorum, ama beklediğinize değeceğini düşünüyorum. Acil bir durum olursa tabii bunu belirtin de gereken hızda ilgileneyim.

          İyi günler.

          1. Asıl ben özür dilerim sabırsız davrandığım için. Acil bir durumum yok istediğiniz zaman cevap verebilirsiniz üzerinizde baskım olduğunu düşünmenizi istemem. Teşekkürler ilginiz için 🙂

          2. Esenlikler,

            Anlayışınız için teşekkür ederim. Diğer kısa cevap isteyen yorumlardan ve diğer işlerimden zaman bulunca size de geleceğim. Aslında sizinkinin açıklaması da basit, ama biraz dallandırmam gerekebilir işte.

            İyi günler!

  38. merhaba ırklar arası ilişkiyi onaylanmıyor peki eşcinsel ilişkiler içinde mi geçerli bu? ben hiç zenci bir erkekle olmadım ama kesinlikle deneyeceğim. filmlerde falan kaslı, duş alan ya da boxerla uyuyan zenci adamları görünce tahrik oluyorum. O büyük bedeniyle beni misyoner pozisyonunda domine etmesi, sevişirken sırtını okşadığımda o “sahiplenme” hissini düşündükçe deliriyorum. of çok kötü oldum devam edemicem.
    yani zenci adamla sex yaparsam sorun olmaz dimi

    1. Esenlikler,

      Tebrikler, porno sizin de beyin kimyanızı bozmuş!

      Tabii özellikle de homoseksüel yurttaşlarımızın cinselliklerini özgürce yaşayamadıkları için pornoya dönmeleri, nispeten biraz anlaşılabiliyor. Ama sadece biraz. Hiçbir bireyin pornoya ihtiyacı yok.

      Size Yahudi pornolarında dayatılan kaslı, güçlü ama bir o kadar da centilmen, kısaca “mükemmel mega-zenci” arketipi çoğunlukla zırvadır. Öyle ne kadar siyahi adam varsa beyaz erkek de var; hatta nüfus oranını düşünürsek beyaz çok daha fazla var. Amerika’da bile nüfusun sadece %13’ünü oluşturuyorlar, Türkiye’deyse kim bilir hangi tek basamaklı sayı. Ki ekleyeyim, ırk karıştırma eylemine katılacak (her iki ırktan) kişi (de), ırkının en alt seviye, en Untermensch bireyleri olmaya mahkumdur. Dolayısıyla bırakın hayallerinizdeki gibi mega zencileri, size en kötüleri gelir ve siz de bu batağa düşerseniz zaten bu en kötülerini anca hak edecek bir kişi olmuşsunuz demektir.

      If you burn the coal, you gotta pay the toll.

      Ülkelere (Yahudiler tarafından) zorla doldurulan siyahilerin çoğunlukla suçlu unsur haline geldiğini, getirildiğini de unutmayın. Yani domine edileceğiniz kesin, ama büyük ihtimalle bıçak ucunda.

      Bunların hepsinin yanında ırk sadece fiziksel değil, ırksal bir olgudur da. Başka ırktan insanlarla yatan kişiler sadece olası çocuklarını değil, kendilerini de etkilerler.

      Ruhani saflığınızı zehirlemek, zaten bu düşmanın lanetlediği güzel gezegenimizde gereksiz derecede zorlaşmış olan ruhani gelişiminizi iyice baltalamak istiyorsanız, toplumun olması gerektiği tek ırka dayalı yapısını daha da bozmak sizin için sorun değilse; kısaca dünyanın yanmasını ve kendinizin de kül olmanızı izlemek istiyorsanız buyrun, “sorun olmaz”.

      Yok, dediklerimden biraz rahatsız olduysanız porno bağımlısı olmayı bırakın, biraz dışarı çıkın, biraz da meditasyon yapın. Bu tarz fikirler kendilerini kafanızdan atacaktır. Bu fikirler doğal değildir ve sadece işleyip ışıldamayan dimaklarda kök salabilir, kişi zaten “fazla gidik” değilse (ki herhalde değilsinizdir) üzerindeki örümcek ağlarını elinin tersiyle şöylece temizleyip tekrar zihninin ve ruhunun motorlarını tekrar çalıştırmaya başladığında bu fikirler ucuz bir serapmışcasına dağılacaktır.

      İyi günler.

      1. Ben asyalı bir kadınla cinsel ilişkiye girmek istiyorum. Hatta evlenmek çocuk yapmak istiyorum. Dünya önemli değil ben mutlu olayım yeter. Tek sıkıntı öldükten sonra ruhum yok olursa geçmiş olsun şimdiden. Keşke ırklarası ilişki serbest olsa, başka dinlere girmeye çalıştım ama olmadı. Ben aşk yaşamak istiyorum, kafa dengi kız ülkemde bulamadım. Yıllarca aradım. Onunla sohbet ederken %100 aynı olduğumuzu fark ettim. Ruh halimiz, araştırıp sorgulamamız, felsefeyi sevmemiz, giyiniş tarzımız, dinlediğimiz müzikler, kitap okumayı sevmemiz, karamizahı sevmemiz, İnternetin en dip, “tuhaf” yerlerinde takılmamız, kıskanç olmamız… O yüzden bana Joy of satanın bir mezhebi lazım. Öyle bir şey varsa çok iyi olur. Kuralları değiştirilmiş mesela. Yada Şeytana hizmet edip farklı düşünceden olan Tanrılara sevgi saygı duysak nasıl olur? Bu da olmaz derseniz Joy of satandan sonra önerebileceğiniz bir din var mıdır? Yani siz josla hiç karşılaşmasaydınız, öyle farz edin, hangi dini seçerdiniz? Eğer yine olmaz derseniz sanırım işimi şansa bırakacağım. Artık agnostik olarak ölürüm ruhum yok olur büyük ihtimal sonsuz uyku.

        1. “Dünya önemli değil yeter ki ben mutlu olayım” tarzı hastalıklı ve Yahudileşmiş fikirlere kapılıp en başta kendi hayatınızı ve sonrasında da çocuğunuzun hayatını tehlikeye atmak istiyorsanız ırklar arası ilişki tam size göre. Ayrıca bu bahsettiğiniz özellikleri mi hiçbir Türk kızında veya beyaz bir kızda göremediniz? Peki kendi ırkınızdan tanıdığınız kızların sayısının bir eldeki parmakların sayısını geçtiğine emin misiniz?

          Gerçek sizlerin tersini sanmasıyla veya tersine inanmasıyla bozulmaz ya da değişmez. Öyle bir durum söz konusu olsaydı Kadim Tanrı Şeytan değil, Allah olurdu. Böylesine hastalıklı bir düşünce yapısıyla ilerleyerek ırkınızı tehlikeye atmak söz konusuyken bir aşk büyüsü yaparak sizin için uygun olan aynı ırktan bir karşı cinsi (cinsel yöneliminizin heteroseksüellik olduğunu düşünerek karşı cins diyorum, eşcinseller de kendi yönelimleri şeklinde olumlamanın bu kısmında oynama yapabilir) kendinize çekmeniz çok daha sağlıklı, mutluluk verici ve uygun olur, değil mi? O halde neden “ben dünyayı umursamıyorum” düşünce yapısıyla ilerleyerek ırkınızın refahını ve geleceğini tehlikeye atıyorsunuz? Siz bunu yaptıktan sonra da Şeytan’ın varlığını bilen “””Satanizm””” kökenli ancak yanlış yola sapmış herhangi bir dine girdiğinizde de Tanrılara bilmiyormuş taklidi mi yapacaksınız? “Aaaa, ırklar arası cinsellik yanlış mıymış? Tüh tüh… ama iş işten geçti artık, değil mi?” mi diyeceksiniz? Gönlünüzü bu şekilde mi “rahatlatacaksınız”?

          Elbette Tanrılar farkında olmadan ve gerçeği bilmeden yanlış davranışlarda bulunmuş insanlara hak ettikleri merhametle yaklaşır, ancak bu yaptığınız hem kendinizi, hem de ırkınızı bile bile tehlikeye atmakken onlardan nasıl size karşı sevgi dolu olmasını bekleyebilirsiniz?

          Umarım bizden size yanlış yola sapmış ancak ruhaniyeti de azıcık ucundan bilen (ve elbette bilgi yetersizliğinden dolayı bireyin kendini koruması da öğretilmediği için rahatlıklarla parazitler için yem fabrikası haline gelmiş) bir din tavsiyesi vereceğimizi düşünmediniz. Öyle düşündüyseniz de hata etmişsiniz, çünkü biz bahsettiğiniz hastalıklı fikirlerin aksine ırkımızı tehlikeye sürüklemiyoruz.

        2. acilen hentaiyi bırakmalısın kokoş 😃

          kendimce uzun bir cevap yazmak istedim ama cidden usendim, soyga bey’in sabrına kurban ol tenezzul ederek iyi bile yaklasmis bence.

          ama sunu diyeyim, 2+2’nin 4 oldugunu BİLİYORKEN neden 3 ya da 5 olduguna inanmaya calissin insan ?

          Tanriliga erisip -kelimenin tam anlamiyla Tanri guzelliginde romantik partnerinle ya da cinsel partnerinle/partnerlerinle- sonsuza kadar inanilmaz derecede hissiyat, harmoni, guven ve daha sayamayacagim bircok sey iceren cinsellik yasamak varken neden y*hudilerin gida maddeleri ve kimyasallari tarafindan maksimum 60 yila indirilmis hayatini kendi irkindan bile olmayan, yasanilan zevkin deluzyondan ibaret oldugu bir cinsellik yolunda yok etmek isteyesin ki ? bari irk karistirmayip dunyada cehennemi yasatmayacagin bir cocuk yap da oyle yok ol.

  39. Esenlikler. Kundalini yılanı taç çakraya ulaştıktan sonra tekrar omurga boyu kıvrılarak kök çakraya dönmelimi.Çift yılan omurgaya dolanmış olarak resimleri var.Nedersiniz.Teşekkür ederim.

    1. Esenlikler,

      Evet, Kundalini’nin tüm çakralarda sirkülasyon yaptığı söyleniyor. Yani hareketsiz kalma gibi bir durumun söz konusu olduğunu düşünmüyorum. Şunu da belirteyim, zaten Kundalini’niz yükseldiğinde bu konularda Tanrılardan bizzat talimat alabileceğiniz için bunu sormanıza gerek kalmayacak, ne yapacağınızı çok iyi bileceksiniz. Yani merak etmeyin.

      İyi akşamlar.

  40. Yaklaşık 2 hafta önce inisiye oldum o zaman bazı şeylerden ötürü güç meditasyonlarını yapamadım ama elimden geldiğince hatha yoga yapıyordum haftada 6 veya 5 kez her gün 1 tane ama bazen kaçıyordu isteksiz oluyordum ama bugünden itibaren düzenli başlıyorum sorum şu ben 40 günlük meditasyonu indirdiğimde hatha yoga çakraları açtıktan sonrayı ve ben tam açmamıştım yaptığım yoga boşuna mı gitti gitmemiştir de yani açılmayan çakra nasıl güçlensin gibi bir şey oluyor yinede faydası olmuştur demi ruhani açıdan

    1. Durumunuz neydi bilmiyorum, ancak güç meditasyonlarınızı yapmanın önündeki en muhtemel engel 7/24 gözetim altında tutularak herkesin sizin meditasyon yapmadığınızdan emin olmaya uğraştığı bir noktada gerçekleşebilir. Sonuçta gözleri kapatarak meditasyon yapmak herkesin yapamayacağı bir şey değil. Ancak yine de ekliyorum; durumunuz neydi bilmiyorum o yüzden kesin yorum yapmak istemem. Düzenli başlamaya karar vermeniz de hoş olmuş, meditasyon düzenli pratik edilmesi gerekilen bir uğraştır.

      Yoga sadece açılmış çakraları uyarıp güçlendirmez, çakraları direkt olarak uyarır ve güçlendirir. Yalnızca tıkanıklığına veya açıklığına göre etkisi daha az veya çok olabilir. Ancak bu yogadan etki almadığınız vesaire anlamına gelmiyor, yoga çakralar herhangi bir güç veya güçsüzlük durumundayken başlanabilir ve sadece çakraları uyandırmanıza değil, ruhunuzdaki tıkanmış enerji noktalarını da uyarmanıza ve ruhu, biyoelektriği zaman içerisinde güçlendirmenizi sağlar. Yoga boşa gider diye bir durum hiçbir şekilde söz konusu değil, tabii yogi olduğunu iddia eden ancak asıl hedefi arka cebinizdeki 250 dolar olan insanlardan bilgi almıyorsanız.

  41. İlk magnum opusu tamamlayan şeytan mıydı değilse şeytan tanrıların lideri olmadan önce kim liderdi ilk magnum opus nasıl keşfedildi ya da bulundu umarım sorularımı saygısızca bulmazsınız bu saatte bir sürü soru yazdım ama aklımdaki sorular azaldıkça daha çok azimleniyorum

    1. Esenlikler,

      Şeytan’dı. Düşman müdahalesine uğramadan özgürce evrimleşebilen her medeniyetin keşfedeceği gerçekler aslında bunlar, sadece bizim türümüz Şeytan sayesinde birçok ara adımı atlayabildi. Ya da daha doğrusu atlayabilecekti, düşman olmasaydı. Olmayınca atlayabilecek!

      İyi geceler.

  42. Müslümanlıkda sol elle yemek yersen şeytanda beraber yer denmesinin nedeni nedir.Sol elin satanuzmde yeri nedir.Öyle denilerek acaba birşeyi saklamayamı çalışılıyor?

    1. Esenlikler,

      Müslüman denilen yaratık akılsız, anlayışsız ve batıl inançlı bir mahluktur. Her yaptığında mantık, domuz pisliğinde boncuk aranmaz. Bu yüzeysel hareketin kendi başına bir anlamı yok, ama Sağ ve Sol El ayrımları var. Bir de vücudun solu beynin, zihnin sağına, yani dişil tarafa bağlıdır. İbrahimi inançlar da dişilliğe düşmandır ve bastırmaya çalışır.

      İyi günler.

  43. Bugün aklıma bir şey takıldı hani köpekler ezan okununca uluyolar ya pislamda şey diyorlar cinlerin kaçtığını görüyolar bunun yalan olduğunu hepimiz biliyoruz ama aslı varmı acaba lanet filan mı yağdırıyolar ya da ne bileyim??

    1. Esenlikler,

      Köpekler başka köpekleri duyunca ulur, hepsi bu.

      Bu gömmemin bütünlüğünü bozmak pahasına da olsa ekstra bilgi vereyim; hayvanlar şu anki halimizle enerjiye karşı bizden daha hassaslar. İbrahimi enerjilerin ne kadar iğrenç ve tiksinç olduğunu biliyorlar. Ezan okununca o imam denen beyinsiz, vatan haini mahluklar enerji yayıyor demek istemiyorum, bu dediğimi genel olarak algılayın. Hayvanlar İbrahimileri, İbrahimiler de doğayı ve hayvanları sevmez.

      İyi günler.

    2. Materyalist bir bakış açısıylada köpekler ezanlarda havlamaz, sabah ezanında( ismini doğru mu biliyorum bilmiyorum, yatsıdan sonra olan işte) havlarlar. Bunun sebebi ise gecenin sessizliğinin aniden yüksek ezan sesleriyle bozulmasıdır. Detayına gerek yok fakat isterseniz bunun köpeklerdeki içgüdüsel sebeplerini araştırabilirsiniz. Pislamda ise yatsı ezanından sonra cinlerin azdığına inanılır. Sabah ezanıylada geri çekilirler.

  44. Ben ara sıra dejavu denilen olayı yaşarım birinden duymuştum şey demişti beynin sağ tarafı sol tarafından mı sol tarafı sağ tarafından mı küçük bir miktar geride çalışınca oluyomuş öyle bişey demişti göz görüyo ama beyin sonradan algılıyo felan filan neyse bende emin olmak için soruyorum dejavu olayı geleceği görmek mi yani geliştirilebilir mi eğer geliştiriliyorsa teknikleri neler söyleyebilirmisiniz bu aralar sorularım neredeyse bitti ve herhangi bir kişinin bana spiritüel satanizm nedir dediğinde düzgünce anlatabilecek ve sorularını hepsini olmasada cevaplayacak duruma geldiğime inanıyorum ve ayrıca bizi aydınlatıp gerçeği görmemizi sağladığınız için teşekkürler peacock bey

    1. Esenlikler,

      Deja vu bazen daha önce geleceği görmüşseniz ve onu hatırlıyorsunuz olabilir veya sadece çok benzer bir anınız vardır. Geleceği görmeyi geliştirmek için 6. çakra, 3. göz ve diğer astral duyu noktaları önemlidir. Her türlü, meditasyonlarınızı aksatmazsanız zamanla gelişecektir.

      İyi günler.

  45. Elimizde gök tengrinin satan olduğuna dairbir bilgi var mı bir arkadaşıma anlatıcam da tabi knka spiritüel satanizm diye bişey var böyle böyle demeyeceğim astral seyahat olaylarına meraklı filan konunun bir yerinden gireceğim türklerdeki gök tengri satanmış diyeceğim ama hemen girmeyeceğim belli başlı şeyleri öğrettikten sonra hatta siteyide gösteteceğim asıl sorun gök tengrinin satan olduğuna dair belge

    1. Öncelikle minik bir uyarı: Ne kadar yakın eş, dost, akraba olursa olsun bu tür konularda (örneğin insanlara Satanizm’i anlatmak gibi) dikkatli olmakta fayda var. Tanıdıklarınıza bu konulardan bahsetmeden önce sitemizi iyice tabiri yerindeyse yalayıp yutmuş olmanızı öneririz. Sonrasında eksiksiz bir şekilde bir başkasına Satanizm’den bahsederseniz hem pişman olabilirsiniz, hem de muhtemel bir tehlike yaratırsınız.

      Tengri’nin özünde Şeytan olduğuna gelecek olursak; evet. Bu konuda bolca kaynağımız var ve gömdermiş olduğum kaynakta da bu konuya dair oldukça detaylı açıklamalarla ve belgelerle Tengri’nin neden Şeytan olduğu açıklanıyor. Dolayısıyla “asıl sorun gök tengrinin satan olduğuna dair belge” gibi bir durum söz konusu dahi değil. Ayrıca sadece Tengri değil, Antik Pagan Baş Tanrıları (Odin, Ptah, Enki/EA, Melek Taus, Şiva, vesaire) da aslında Şeytan’dır.

  46. Daha önceki bir yazıda okumuştum kendi sigilimizi oluşturabilirmiyiz demişdi bir okuyucu sizde evet demiştiniz bu sigil bizim sonsuza dek kullanacağımız bişey mi olması gerekiyor anlamlı felan diğer sorumda mesela biri haksızlık yapıyo diyelim yada herhangi biri kötülük yapıyo aklıma hemen şu geliyo ileride tanrı olursan insanların seni böyle tanımaması lazım onu durdur diye bir fikir geçiyo sizce doğrumu yapıyorum aslında bu iyilik ve kötülük kavramının neye göre yapıldığının cevabıdır değil mi yazılarım anlaşılması için elimden geleni yaptım umarım anlamışsınızdır

    1. Esenlikler,

      Mühürler sonsuza dek kullanılmak zorunda değildir, isterseniz sadece bir büyüde kullanmak amacıyla da bir şey yapabilirsiniz. Kendinizi tanımlamak için bir şey yapacaksanız nispeten daha kalıcı olması gerekir ve bunun için de üzerine daha çok düşünmeli ve daha bilgili olmalısınız ama, evet. O yüzden böyle bir şey için tavsiyem oldukça ilerlemiş olmak.

      Ve Satanizm’de öbür yanağını dönmek yoktur. Adalet, medeni bir toplumun en önemli direklerinden biridir. Dolayısıyla kendinizi baskılamayın, belli bir kalıba sokmaya çalışmayın. Bakış açınız güzel, gelecekte kendinizden gurur duyacağınız şekilde davranmalısınız, kesinlikle katılıyorum ama bunu sakın herkesin istismarını çekmek şeklinde yorumlamayın. Aşırı derecede vahşi ve saldırgan olup en ufak şeye patlamak olarak da düşünmeyin. Makul ve akılcı olun. Yürüyüşünüz yumuşak olsun, ama taşıdığınız sopa da büyük. Çoğu insanın aksine adaleti doğrudan sağlama gücünüz var, elbette bu güçle gelen bir de sorumluluk. Sokakta size omzu çarpan birine kara büyü yapmak aptalca olacağı gibi, sizi/sevdiklerinizi tehdit eden, zarar vermeye çalışan birinin de elini kolunu sallaya sallaya istediğini yapabilmesi de absürt olacaktır. Her halükarda yargı inisiyatifinize, vicdanınıza, etik duygunuza bağlıdır. Bu duygu bize Tanrılardan bahşedilmiştir. Düşmanın ahlak konusunda da bol bol olan beyin yıkamalarını üzerinizden söküp attıkça bu duygu gittikçe daha net ve doğru sonuçlar veren bir pusulaya dönüşecektir.

      İyi geceler.

  47. Bişi sorcam biz ölünce duat a gidiyoruz biliyorum ama akli olarak engeli olan insanlar aklını kullanıp satanizmi uygulayamaz aklı olmayan insanlar için satanızm ne diyor ?

    1. Esenlikler,

      Herhangi bir yargı yok. Bu olayları “cennet” veya “cehennem” algısı olarak düşünmeyin; Tanrıların tarafında olup Onlarla birlikte çalışanlar, ruhlarının korunması ve iyi bakılması amacıyla Du’at’a gider ama geri kalan insanlar coyur coyur yonocok diye bir şey yok. Tabii düşmanın götürdüğü ruhlar da var, ama bu işlerin doğal düzeninin bir parçası değil ve sadece düşman zorlamasıdır. Düşman ortadan kalkınca böyle bir durum olmayacak.

      İyi geceler.

  48. Dediklerim biraz kurgu olabilir dünyaya meteor çarpsa bütün ölen insanların ruhları ne olacak zaten ileride olacakmış ama çok uzun zaman sonra ruhlarımız başka galaksilerdeki türlerin içine mi girecek bu arada kafama takıldı ismimde bir sakınca yok değilmi hani düşünce formunun askerlerine denilen isim melek ya bende işte karanlık melek olsun dedim onlara karşı diye umarım sakınca yoktur ki olsaydı önceden söylerdiniz veya farketmediniz herneyse

    1. Esenlikler,

      Çok farazi düşünmeye gerek yok. Ama dünya şu anda yok olursa bu herhalde türümüzün sonu olur. Her şey, herhangi başka bir şey olarak reenkarne olamaz. Irkın önemi de bu yüzden elzem ya zaten. Ve böyle bir felaket şu anda pek olası değil, dünya kurtulup tekrar Altın Çağ’a ulaştığımızda ise bu tarz şeyleri önleyecek gücümüz/teknolojimiz olacaktır.

      İsminize gelince. Yani, biraz… Şey işte. Şey. Anlarsınız ya.

      Bu arada belirteyim, “Melek” (“Angel”) kelimesinin orijinali de bize ait. Ama düşmana referans olarak kullanmanızı önermem; ya da en azından onların öcülerinde havalı herhangi bir şey olduğunu düşünmenizi.

      İyi günler.

  49. Succubus/incubus lar hakkında soru sormuştum
    Sorumu gördünüz mü bilmiyorum succubus/incubus sayfasına sordum
    Not:Darkangel46 benim artık bu ismi kullanıyorum

  50. Sizin discord gurubunuza gelmek istiyorum e postamı da değiştirdim bu arada artık ne darkangel46 yı kullanacam ne de o e postayı

  51. Sorum şu microsoft yahudi ürünü müdür bayadır
    önceki hesabıma girmiyordum ve girmesem bile burdaki yorumlarım o e postayla atmıştım ve bugün girdim kilitlenmiş benden doğrulama istiyor zaten buraya mesaj yazmak için açmıştım ama kendi e postamı şimdi yazdım ve önceki yorumlarıma da dönerseniz sevinirim

    1. Esenlikler,

      Yani Bill Gates iti tamamen düşman ekseninde çalışan biri, Windows işletim sisteminde hükümete ve büyük ihtimalle de belli şirketlere açık birçok “backdoor” var. Microsoft’un diğer ürünlerini ele alabileceğim kadar çok şey bilmiyorum ama araştıran çok şey bulacaktır. Her halükarda daha güvenli alternatifler var.

      İyi geceler.

  52. Yazının tamamını okudum. Emeğinize sağlık. Ancak algılayamadığım tek bir konu oldu. Bu inancın en eski ve köklü din olması ve böyle güçlü bilge tanrıları olmasına rağmen bir avuç insanın kitaplar uydurarak birkaç yüz yılda sizi ekarte edip insanlığın baş düşmanı ilan edebilmeleri biraz mantıksız kalmıyor mu? Hadi tanrılar doğrudan bu sapmaya müdahale etmedi diyelim. Hiç değilse inanan insanlar tanrılardan yardım alarak galip gelmeyi neden başaramadılar? Bir avuç kitap yazarı yahudi bu ismi geçen bilge tanrıları nasıl yenebildi de bugün biz bu haldeyiz? Teşekkürler.

    1. Esenlikler,

      Kaba kuvvet. Savaştan bahsediyoruz, savaş ne yazık ki her zaman kimin haklı olduğuna göre sonuçlanmıyor. Her zaman bileği daha güçlü olanın aklı, karkteri de daha güçlü olmuyor. Binlerce yıl önceden bahsediyorsak, binlerce yıl önce Altın Çağ sırasında düşmanın bizi istila etmesiyle çıkan “Göklerdeki Savaş”tan da bahsetmeliyiz; ki bu savaşın ilk safhasında Tanrılarımız yenilip dünyadan uzaklaşmak zorunda kaldıkları için dünya bir nevi düşmana kaldı zaten. Yoksa “müdahale etmediler” gibi bir durum söz konusu değil, sadece o zaman düşman galip geldi. Bu zamandaysa bizim tarafımız geri dönüş yapıyor ve galip olan biz olacağız.

      İyi akşamlar.

  53. Selam benim sorum şu: Ben ruhanilik ile ilgili Joy Of Satanı bildiğimden beri gelişme gösteremedim. Joy Of Satanı ilk duyduğum zaman anlamakta zorlansam da ilginç geldi. O zamanlar İngilizce’m nasıl desem pek iyi değildi hatta temeldi. Mesela o zamanlarda bir forumda tanıştığım arkadaş bana meditasyonların çevirisini yollamıştı. O zamanlar yapmaya kalkıştım ve hep boş verdim. Aradan yıllar yılı geçti. Alkolizm, ot, 0 çalışkanlık içinde yıllar yılım geçti. Bu yıllar ardından sizin sitenizi gördüm. Önce önyargılı davranıp dedim kesin şu new age tarikatı kuran aptal ergenler olmalı. Siz bilirsiniz kim olduklarını. Ama içeri girince ağzım açık kaldı. Ciddi ciddi Türkçe Jos sitesiydi. Yazılarınızı okuyunca fark ettim. Yani yıllar önce de fark ettim ama uzun bir süre boş vermiştim. Gerçekten ölümden sonram şansa kalıyor. Beynimi uyuşturup bloke etmek için elimden geleni yapıyorum. Drug bağımlılığım var. Ruhaniyetin uzun sürmesinin beni üzmesi sonucu bu yola başvurdum. Kısa sürede mükemmel olsa da uzun sürede modum çok değişti. Yani eski ben yok. Bir ara kardeşim videomu çekmiş dışardayken. Onu bile fark etmemişim. Videoyu izletti bana. O yürüyüş, depresiflik, ölüm gibi. Sorunum hayatım değil aslında. Sorunum ölüm. Bu ölümdeki allaha yem olmama, kötü tanrılara yem olmama, hiç olmama paylarını azaltmak için ne yapabilirim bilmiyorum. Druglar ile karşılaştırdığımızda meditasyonlar maalesef çok daha yavaş ve etkisi uzun geliyor. Zaten drug kullanmadan önce bile meditasyona üşenen biriydim artık gram yapma motivasyonum yok. Oysa düşüncem Şeytan gerçek. Ama dediğim gibi. Meditasyon yap gibi cevaplar aldım çoğu Joy Of Satan bireylerinden. Bazıları bağımlılık için rün, farklı meditasyonlar önerdi. Ama ben bunun yerine durumu kabullendim. Kendimi mahvettim. O yüzden şansımı arttırmak istiyorum. Ne yaparsam ölümden sonra reenkarne olma şansım artar? Ufak da olsa artsa bile yeter.

    1. Uzunca bir mesaj yazmışsınız, ben de teker teker cevaplayayım.

      1-“Gerçekten ölümden sonram şansa kalıyor.”
      Buradaki hiç kimsenin amacı ölümden sonrasını bir şekilde garantiye almak değil, her birimiz ölümsüzlük için çaba sarf ediyoruz ve etmeliyiz. Şansa bıraktığınız an kendinizi grilerin kollarına atıyorsunuz demektir. Dolayısıyla bu ihtimali aklınızdan çıkarın ve asıl amacınız ölümsüzlük olsun.

      2-” Beynimi uyuşturup bloke etmek için elimden geleni yapıyorum.”
      O halde burada ne işiniz var?

      3-“Drug bağımlılığım var. Ruhaniyetin uzun sürmesinin beni üzmesi sonucu bu yola başvurdum.”
      Nasıl yani, ölümsüzlüğün “sırrını” bulduğunuz ve tüm ırkınızla birlikte yücelebileceğinizi öğrendiniz diye hemen ot sarmaya ve damardan şırıngayla eroin enjekte etmeye mi başladınız? Ruhani gelişimin bir anda gökten zembille ineceğini sanıyorsanız sizi bahsettiğiniz Yeni Çağcı hippilerin yanına alalım. Birkaç ay sonra ottan mallaşmış ve odadaki perdeyle konuşan bir sub-human köleye dönersiniz zaten.

      4-“Sorunum hayatım değil aslında.”
      Tabii canım, damardan uyuşturucu alıp ot içerek ruhunuzu YHWH’e 15 liralık döner ayran menüsü gibi sunmanın ne gibi bir “sorunu” var. Değil mi?

      5-“Bu ölümdeki allaha yem olmama, kötü tanrılara yem olmama, hiç olmama paylarını azaltmak için ne yapabilirim bilmiyorum”
      Öncelikle “kötü Tanrı” diye bir şey yok, YHWH veya All*h bir “Tanrı” değil, negatif enerji bataryasıdır. Fiziksel bir formları yok. İkinci olarak da ruhunuzu lolipop gibi emdirmek istemiyorsanız kötü alışkanlıklarınızı bırakıp gerçekten meditasyona başlayabilirsiniz. Sitemizde temel niteliğinde neredeyse her şey var.

      6-“Druglar ile karşılaştırdığımızda meditasyonlar maalesef çok daha yavaş ve etkisi uzun geliyor.”
      İstiyorsanız karnınıza bıçak dayayın ve bir anda saplayın, o da ölüme birçok şeyden daha hızlı gidiyor. Neyle neyi karşılaştırıyorsunuz? Pozitif bir sonuca göre karşılaştırıp gerçekten uyuşturucuların meditasyondan daha faydalı olduğuna inanıyorsanız burayı ziyaret edebilirsiniz.

      7-“Zaten drug kullanmadan önce bile meditasyona üşenen biriydim artık gram yapma motivasyonum yok. Oysa düşüncem Şeytan gerçek.”
      Şeytan’ın gerçekliği bir “düşünce” değil, bilinçtir. İstediğiniz kadar Şeytan’ın gerçeğini kabul edin, eninde sonunda ölme yolunda ilerliyorsanız ve ne kendiniz, ne de evren adına hiçbir şey yapmıyorsanız bu tamamen boş. Yani koca evrende tam anlamıyla bir 0’sınız. Eğer üşenmeyle alakalı problemler de yaşıyorsanız bu yazıma göz atabilirsiniz.

      8-“Meditasyon yap gibi cevaplar aldım çoğu Joy Of Satan bireylerinden. Bazıları bağımlılık için rün, farklı meditasyonlar önerdi. Ama ben bunun yerine durumu kabullendim.”
      YHWH’e bilerek ve isteyerek köle olup “Ben Şeytan’danım” demek de güzel halk komedisiymiş gerçekten.

      9-“Ne yaparsam ölümden sonra reenkarne olma şansım artar? Ufak da olsa artsa bile yeter.”
      “Ölümden sonrasını kurtarayım” düşüncesi bize tamamıyla ters. Yazının başında da bahsettiğim gibi.

  54. Yukarıda florür hakkında bir yorum yazdım. Yeni yazdım ama önce de bir yazınıza da yorum yapmıştım. Yorumlar sizde görünüyor mu sanki bana o yaptığım yorumlar gitmedi gibi geldi. Bir de mailinize hermetik bilgiler hakkında sorular sormuştum. Biliyorum çok meşgulsünüz. Sadece merakımdan…

    1. Esenlikler,

      Florür konusundaki öbür yorumunuz duruyor, bir ara ben veya başkası cevap verip yayınlayacak. Boş konuşmadığınız için makul şekilde ele almamız lazım.

      Ve evet, tamamen meşguliyetten. Kişisel bir şey yok, merak etmeyin.

      İyi geceler.

  55. Merhaba satanizmi araştırmaya başladım ve sormak istediğim şeyler var konuşmalarınız bana biraz dogmatik ve agresif geldi. Diğer inançlara ve semavi dinlere karşı duruşunuzu merak ettim yazıdan tam anlayamadım onların tam karşısındasınız onu anlıyorum ama sonuçta her insanın inancına saygı duymak gerekir.Bu konuda ne düşünüyorsunuz

    1. Esenlikler,

      Dogmatik değiliz, çünkü sorgulamaya kapalı değiliz. Ama evet, belli konularda asla eğilip bükülmeyiz, ki zaten niye bükülelim ki? Siz dünya düzdür diyen her salağa kulağınızı açıp değerli vaktinizi, emeğinizi ve enerjinizi harcıyor musunuz? Harcıyorsanız da lütfen harcamayın. Doğru birdir.

      “Agresif”liğimize gelince. 20-30 yıl sonra halk bunun hiçbir mübalağa olmadan bin katını gösterecek. Bizimkisi agresiflik değil, binyılların birikmiş, haklı nefreti ve kini. Akan her damla kanımız için düşmana on, yüz, bin, onyüzbin damla kan kusturmak hem Türk’ün, hem Beyaz’ın, hem de insanın, Centil’in yoludur. Adalet mülkün temelidir, adalet olmayan bir toplumda hiçbir insan hakkından bahsedilemez, ki güzel Türkiye’mizin toplumunda da hakların bir bir azalması bundan ötürüdür. Biz bunu düzeltmek için geliyoruz. Ama güzel şeylerin inşa edilebilmesi ve yaratılabilmesi için önce o güzel şeylerin yerini çalıp işgal eden kokuşmuş, pis, köhne, kof şeylerin acımasızlık ve keskinlikle son toz tanesine kadar yok edilmesi gerekir. Sanayi atığının içine çiçek dikilmez.

      Bir konuda ufak ama önemli bir düzeltme de yapmam gerekiyor, İbrahimi inançlara “semavi din” denmez. Çünkü bu inançlar din değil, ölüm tarikatıdır. Öyle din olmaz. Ve bu inançların ait olduğu yer semalar, yani gökler değil; yerin, balçığın dibidir.

      “İnançlara saygı duymaya” gelince. Bu hiçbir açıdan savunulamaz, her açıdan ahlaksızca, etik dışı, mantığa sığdırılamaz bir harekettir ve bu durumun farkında olup hala yapılırsa da nitelikli vatan hainliğidir bile diyebiliriz. Bu konudan daha önce ziyadesiyle bahsettik; konusu açılınca da tekrar tekrar değiniriz. Tonumuz şimdilik size ağır geliyorsa merak etmeyin, Gerçekleri gören herkesin keskinliğinden başka bir şey değil. Yoksa nefretimiz sevgimizden, ve barış için savaşıyoruz. Ki zaten ne nefretimiz umumi halka, ne de savaşımız bu ülkenin mevcudiyetiyle. Böyle bir şey arıyorsanız en yakın camiye, kiliseye, sinagoga bakabilirsiniz.

      Son olarak, İngilizceniz varsa bu ‘inanca saygı’ konusunu daha “felsefi” ve “mantıksal” bir açıdan ele alıp tarumar eden bu videoyu da öneriyorum. Bize de içi boş saygı duymayın lütfen. Analiz edin, didikleyin, kötü bir şey bulursanız yerin yedi kat dibine sokabilirsiniz. Ama bulamayacağınız için zaten biz saygıyı hak ediyoruz; ama onlar bize denk değil ki. Sübyancı Muho’nun asla yaşamadığı için söylemediği gibi; hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? ☺️

      İyi günler.

  56. https://www.youtube.com/watch?v=yT7Dxm0J_t8

    Para karşılığı gençleri Hristiyan yapmışlar. 100 dolara karşılık ruh satmak ucuza gitmiş ama buna evet diyenler sanırım durumun ciddiyetini düsünmeyip 100 doları almak için yapmıslar. Hristiyan olduktan sonra geri dönüş var mı? Buna maruz kalanlar için yani. Satanizmdeki adanma bağlayıcıdır. Geri dönüşü yoktur. O halde adanmış bir Sataniste böyle bir teklif gelirse parayı almak için kabul ederse misyonerler vaftiz etseler de kişi Satanist kalır. Misyonerler de Hristiyan yaptık diye sanarlar. Öyle değil mi? Satanist olup vaftiz olursak enerjilerimize zarar verir mi? Bu arada işin ironik kısmı alçak Hristiyanlar Şeytan’ı güç ve zenginlik vaadiyle müriti yaptığını söylüyor ama kendileri 100 dolara karşılık ruh istiyorlar 🙂 Bu itiraftan sonra içimdeki nefret katlandı. Bu arada Satanik gelecekte bu alçakların ibadethaneleri yıkılacak diyorsunuz. Peki Sent Antuan Kilisesi gibi tarihi yapılar nasıl yıkılacak? biraz zor gibi.

    1. Esenlikler,

      Kişinin adanmış bir Satanist olması vaftiz töreninde negatif enerjiye maruz kalmayacağı anlamına gelmiyor. 100 dolar karşılığında auranızın gri enerjilere maruz kalmasını ve o iğrenç kiliselerinin içine girmeyi karlı buluyorsanız başka tabi.

      Evet, ruhunu satmakta bunlarda, insan ve hayvan kurbanı da bunlarda. Zamanı geldiğinde insanlar bu yapıların bu aşağılık amaca hizmet ettiğinin farkına vardığında ve bu yapıların insanlığın karanlık tarihinin bir parçasına ait olduğunu anladıklarında, bu golem üretim tesislerini ait oldukları karanlık geçmişte bırakıp tarihe ve toprağa gömecekler.

      İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir