Hilaliniz bile bize ait: İslam’ın çalmaya çalıştığı Antik Pagan ruhani sembol ve olguları

Allah’ın “99 ismi”, Kadim Sanskritçe Mantralardan çalıntı

Kur’an’a göre İslam’ın “tanrı”sı Allah 99 isme sahiptir. İslam’a boyun eğenler bu pratiğin sözde Muhammed’den geldiği zannından ötürü bu isimleri zikretmesi teşvik edilir. Her ismin bir anlam ve önemi olduğu söylenir. Rivayete göre Muhammed “Yüce Allahın 99 ismi vardır. Bunları hafızasında tutan veya zikreden Cennete girecektir.” (Sahih-i Buhari, 50:894) demiştir.

Elbette Muhammed asla var olmadı, ama bu sözün arkasındaki gerçek anlamı bilenler için bir önem yatıyor. Bu Ruhani Simyaya bir göndermedir! Kur’an tıpkı İncil gibi tonla çalıntı Simyasal mesaj içerir. Simyaya dair mesajlar Antik Pagan ruhani yazıtlarında aslen bulundukları halleriyle Ruhani Aydınlanma ve mükemmelleşme için rehber niteliğindeydiler. Ama düşman bunları eline geçirip bozunca kelimenin tam anlamıyla tersyüz edildiler ve kölelik için kullanılan araçlara dönüştürüldüler. Bunun yanında Simyasal benzetmeleri (alegorileri) kelimenin tam anlamıyla anlaşılacak şeylere dönüştürmek bu benzetme ve olguların tüm ruhani gücünü ve önemini yokeder. Örneğin Muhammed’in yukarıda bahsi geçen söylediği iddia edilen söze bakalım: “Cennet” = Taç Çakrası ve Kundalini Yılanı’nın Taç Çakra’ya yükselmesi. Taç Çakrası “Cennet”in Simyasal tahtıdır. Pek çok kişi “Yedinci Cennet” terimini duymuştur. Bu 7 ana çakradan 7.’si olan Taç Çakrasına işaret etmektedir. “Cennete girmek” – Bu Aydınlanmaya/Tanrısallığa ulaşmaktır. Düşman bunu bozup Centillerin gerçek ruhani güce ulaşmasını engellemek için literal (kelimenin tam anlamıyla, benzetmesiz) bir hale soktu. Milyonlarca, hatta milyarlarca insanın eğer ki bu sözde “tanrı”nın koyduğu her bir kurala uyarlarsa kabul edilebileceklerine inandıkları literal, “fiziksel” (İslam’da Cennetin fiziksel olmadığı bariz elbette, ama içinde olduğu bahsedilen ödüllerden tutun direkt gidilebilecek bir yer olduğu tasvir edilmesinden bahsettiğimiz için bu kelimeyi kullanıyoruz) bir “Cennet” olgusu yüzünden gerçek “Cennet”e/Aydınlanmaya ulaşma yolunda ruh üzerinde hiçbir çalışma gerçekleştirilmiyor. Bu insanlar, “kullar”, kendilerini güçlendirecekleri yerde düşman ajandasını ve amaçlarını güçlendiriyorlar.

Bu “99 ismi zikretme” olayı muazzam derecede kadim, ruhani bir pratik olan mantra titretmeden iğrenç bir çalıntı ve bozuntudur. Ses insanlığın doğuşundan beri hayatın önemli bir faktörü olmuş ve pek çok kadim kültürde yaratılışın kendisinin kökeni olduğundan bahsedilmiştir.

Kadim ruhani bilgilere daha yeni yeni yetişmeye başlamakta olan modern bilim sesin fiziksel madde üzerinde derin bir etkiye sahip olduğunu; maddeyi hareket ettirme, yeniden şekillendirme ve hatta kalıcı olarak değiştirme gücüne sahip olduğunu kanıtlamıştır. Bu mantra titretmenin gücünü ve etkisini kanıtlar nitelikte olup bunun Zihin, Beden ve Ruh üzerinde iyileştirici, zarar verici, ilerletici ve/veya güçlendirici etkilere sahip olduğunu göstermektedir. Bu konuda daha detaylı bilgiler veren şu iki kaynağı inceleyebilirsiniz ve yeterince ilginizi çekerse kendi araştırmanızı da yapabilirsiniz (veya direkt pratiğe geçip Meditasyona başlayabilirsiniz – hala başlamadıysanız!
http://undergroundhealthreporter.com/dna-science-and-reprograming-your-dna/#axzz3PLzMVbVJ
http://www.cymascope.com/cyma_research/history.html

Sesin muazzam gücünü bilen Antik Pagan atalarımız belli şekillerde ve belli frekanslarda titretilen belli güç kelimelerini kendi ruhlarını Ruhani Aydınlanmaya ulaşma yolunda ilerletmek, kendilerini ve başkalarını iyileştirmek, düşmanlarıyla savaşmak ve daha nice amaçlar için kullanırdı. Mantra titretme için en kadim ve güçlü dil, ilk ve öncelikle ruhani temelli bir dil olarak yaratılmış olan Sanskritçe’dir. Kadim Sanskritçe dini metinleri sıklıkla ruhun titreşim seviyesini yükseltmek için belli mantraların belli sayılarda sıklıkla titretilmesini tembihlerdi.

Tekrar sayısı da burada önemlidir, ve nümerolojiyle yakından alakalıdır. Aşırı detaya girip konudan sapmadan belli sayıların kutsal olduğundan ve belli güçlere sahip olduğundan bahsedebiliriz. Mesela 9 sayısı yüzyıllar boyunca ruhani metinlerde boy göstermiş bir sayıdır. Bu sayı 9 önemli çakradan gelir. Omurilik boyunca geçen 7 çakra ve 2 omuz çakrası. Diyagram şeklinde bakacak olursak bu “Ruhun Haçını” oluşturur. Hristiyanlık Haç sembolünü bu simyasal olgudan çalmıştır. Bu sayılardan sadece birinin önemidir. Aşağıda bahsettiğimiz diyagramı görebilirsiniz.

Kadim Sanskritçe yazılar en çok sıklıkla 108’i bir mantranın titretilebileceği nihai, en güçlü tekrar sayısı olarak belirtmiştir. 1 + 0 + 8 = 9. 108, 9’un bir katıdır. Mantralar aynı zamanda 9’un başka katları kadar da titretilebilir.

İslam’ın “Tanrının 99 ismi” olgusunu nasıl çalıp bozduğuna gelince. Burada da 9 sayısının kullanıldığını görüyorsunuz. Bu 9 sayısı ve mantra tekrarlarında 9’un katlarının kullanımı da Antik Pagan geleneklerinden çalınmıştır. Ki daha önce de belirttiğimiz gibi “Tanrı” Çakralar, Ruh ve Ruhani Aydınlanma için bir anahtar kelimedir. İslam “Tanrı isimleri”ni çeşitli Tanrı ve Tanrıçaların onurlandırılıp isimlerinin titretilmesinin ve bu sayede belirli frekanslara kilitlenebilmenin öngörüldüğü Kadim Sanskritçe yazılardan çalmıştır.

Bu konuda birkaç örnek:

Şiva’nın 108 ismi:
http://www.rudraksha-ratna.com/108-names-of-shiva_28.html5
Devi-Durga’nın 108 ismi:
http://www.maavaishnavi.com/2012/05/26/108-sacred-names-of-maa-durga/
Ganeşa’nın 108 ismi:
http://www.rudraksha-ratna.com/108-names-of-ganesha-in-sanskrit-hindi-108-names-of-ganesha_26.html5
Kali’nin 108 ismi:
http://www.drikpanchang.com/hindu-names/goddesses/parvati/mahavidya/kali/108-kali-names.html

Bunun daha nice örnekleri daha fazla araştırmayla rahatlıkla çıkarılabilir. Bu “Allah’ın 99 ismi” saçmalığını inceleyince bu olgunun çok daha kadim Sanskritçe Tanrı İsimlerinden çalındığını görebilrsiniz.

Buradan bunu açıklamamız gerekiyor – Tanrılar gerçek, fiziksel varlıklardır. Ama aynı zamanda kadim yazıtlarda çok önemli ruhani alegorileri (benzetmeleri) temsil ederlerdi. Tanrıların ve Tanrıçaların Sanskritçe isimleri belli çakraları ve ruhun belirli alanlarını etkileyen titreşimlere işaret eder. ORİJİNAL Sanskritçe mantralar bireyi güçlendirip onu Tanrısal bir varlık seviyesine taşıma amacı taşırdı. İslam bu olguyu çalıp bozduğu zaman niyet bireyin güçlenmesinden düşman amaçlarının güçlenmesine geçti. Yükesltilen enerjinin bireye yönlendirilmesi yerine Yahudilere ait düşman “tanrı”sına yönlendiriliyor, ki bu da tüm düşman ajandasını güçlendiriyor.

İslam gerçek Tanrıların isimlerini çalıp kendi insanlığı köleleştirme amaçlarını empoze etmek için bozmuştur! İslamın “tanrı”sını övenler ve tapanlar kendi yokoluşlarını övüp tapıyorlar!

Bunlar yetmedi mi? Buyrun o halde İslam’ın çaldığı başka sembollere bakalım:

İslam ve Kur’an’daki her şey bunlardan binlerce yıl önce gelen Kadim Pagan Dinlerinden çalıntıdır. Elbette ki semboller de buna istisna değildir ve de İslami semboller İslam’dan çok daha önce gelen orijinal Pagan versiyonlarının çirkin birer bozuntusundan ibarettir.

Semboller insan ruhu ve zihni üzerinde çok güçlü etkilere sahiptir ve bilinçaltımızda son derece derin bağlantılar kurup üzerimizde kuvvetli izler bırakabilir. Hristiyanlık, İslam ve alakalı düşman programlarının yoketmeye çalıştıkları orijinal Pagan Dinlerinden bu sembolleri çalıp kendilerinin kullanmasındaki sebep budur. Centil Pagan atalarımızın binyıllar boyunca bu kutsal simyasal sembolleri tanıyıp kullanmasından ötürü bu semboller ruhsal ve ırksal hafızamızda çok derinlerde yer edinmiştir. Düşman bunları çalıp yalan programlara bağlayarak bozunca bu semboller Centil halklarımızın bilinçaltları ve ruhlarıyla “bağ kurmaya” devam ederek düşmanın insanları kandırıp ağlarına düşürmesini kolaylaştırmıştır. Diğer herşey gibi bunlar da iğrenç bir şekilde bozulup bizlere karşı çevrilmiştir.

İnsanların gerçeğe uyanması çok önemlidir. İslam isimli pislik yalan ve milyonlarca Centil insanın üzerinde kurduğu hegemonya yokedilmelidir!

Aşağıdaki semboller Antik Paganizmden çalıntıdır:

Hilal Ay ve Yıldız
Çalıntı İslami versiyonları:

Orijinal Pagan versiyonları:

Bu sembolün İslam’dan GELMEDİĞİ çok açıkça bellidir. Hilal Ay ve Yıldız sembolü son derece kadimdir ve dünyadaki tüm Antik Pagan kültürlerinde bulunmaktaydı. Üçüncü Göze, Altıncı Çakraya ve de Ruhun Dişil Tarafına atıfta bulunan çok güçlü ve önemli bir simyasal semboldür.

İslam bunu çalıp ana sembolü olarak kullandı. Bu sembolle birlikte İslam aynı zamanda bölgenin Antik Pagan Ay Takvimini de çalmıştır. Bu yaptıkları dişil simyasal enerjilerle direkt olarak çalışıp onları yönlendirerek cahil takipçilerini köle halinde tutmaya yaramıştır.

Rub el Hizb (8 Köşeli Yıldız)
Çalıntı İslami versiyonlar:

Orijinal Antik Pagan versiyonları:

***NOT: Yüksek Rahibe Maxine Dietrich sayesinde Çakralar hakkında yeni bilgiler açığa çıkmıştır. Artık ruhun güç merkezinin Kalp Çakrası olmadığı, bu çakranın bağlayıcı görevi gördüğü anlaşılmıştır.***

8 köşeli yıldız Antik Dünyada büyük güç ile ilişkilendirilmiş kadim bir Pagan sembolüdür. Tanrıça Inanna/Astaroth’un ve de aynı zamanda Venüs’ün sembolüdür. Kalp Çakrasının güçlendirilmiş ve 8 ışın yayarak Ruhun 13 Ana Çakranın hepsini bağlarkenki halini temsil etmektedir.

Bu aynı zamanda Güç Meditasyonları yazımızın başlarında da üzerinde durduğumuz Tanrıça İnanna/Astaroth’un 8 Köşeli Ruhani Gelişim Yolu’nu da temsil edebilir.

İslam bu kutsal sembolü kendi çıkarı çin çaldı. Kur’an’daki bölümlerin sonlarında kullanılıp aynı zamanda da kurmaca “Allah”larını temsil ettiğine inanılır, ki Allah’ın kendisi de çalıntı bir olgudur.

Aynı zamanda “Rub” “Lord (Efendi)” veya “Sürdürücü/Devam ettirici” olarak çevrilmiştir. Kalp Çakrasına ve onun ruhun bağlayıcısı olarak rolüne bakıldığı zaman bu pisliğin nereden çıktığı bellidir. Kalp Çakrası ruhun bağlayıcısı görevi görerek enerjiyi varlığın içinde dolaştırmaya ve yaymaya yarar.

Daha fazla bulgu edinilecek olursa bu sayfa güncellenecektir, ama her halükarda İslam’da nereye elimizi atsak çorap söküğü gibi dağılması göz açıcı olmaya yetecektir.

Referanslar:
Bütün görseller, yazının kısa kişisel yorum ve açıklık getiren ifadeleri hariç tamamı ve bilgi için Yüksek Rahibe Zildar Raasi ve İslam’daki ruhani ve sembolojik bozuntu ve çalıntıları ifşa ettiği bu iki yazısına teşekkür ediyoruz:

https://exposingthelieofislam.wordpress.com/exposing-spiritual-corruption-in-islam-stolen-spiritual-allegories-in-the-quran/
https://exposingthelieofislam.wordpress.com/islamic-symbols-stolen-from-ancient-paganism-4/

“Hilaliniz bile bize ait: İslam’ın çalmaya çalıştığı Antik Pagan ruhani sembol ve olguları” hakkında 17 yorum var

  1. yani muhammed gerçekten yoksa allah da mı yok? şu şekilde allah gerçekte var mı, yok mu?

  2. Yazık kafanıza!
    Siz birine yok deyince o yok olmaz. Peygamberimizin Bizans’a, İran’a ve Habeşistan’a yazdırdığı mektuplar var. Mührü var, sözleri var, binlerce şahidi sahabe var. Ayrıca ne Peygamberimiz ne de Kur’an bu bizim sembolümüz olsun diye hilal veya yıldız kullanmadı. Türkler müslüman olduktan sonra bayraklarındaki hilal ve yıldızı cami kubbelerine nakşettiler. Zaten Emevi ve Abbasi bayraklarına bakarsanız düz renklerden ibarettir bazen üzerinde ayet veya kelime-i şehadet yazar.

    1. Esenlikler,

      Yok canım, hakikaten de biz birine yok deyince o ziyadesiyle yok olur. Büyü falan, bilirsiniz… Derdim de, Müslüman yaratık şu dünyada ne bilmiş ki bunu bilecek? Hele de zaten asla var olmamış biriyse bunu konuşmaya bile gerek yok.

      O mektupların hepsi yalan. Sübyancı Muho domuzu asla var olmadı, ama olsaydı da okuma yazma bile bilmiyordu ki. Ki bu mektupları tanıyan, gerçekliğini onaylayan tarihçi yok. Onu geçtim sevgili putperest kafir, sence cidden bu çocuk tacizcisi it soyu yaşamış ve Kur*n’da yazılanları yapmış diyelim, ulan bir kişicik bile mi kalkıp tarih kitabına, hiç değilse günlüğüne, hiç hiç hiç değilse duvara falan “Bugün çok fevkalade bir şey oldu, ay yarıldı ulan! İnanılmaz bir şey değil mi?” yazmaz? Bırakın allahınızı s**erseniz. Siz yapmazsanız da biz yaparız, hiiiiiç merak etmeyin.

      Sadece birkaç keçi ve çocuk tecavüzcüsü Müslümal “alim” (ki bu oksimorondur) ortaya bu aptalca iddiaları atmış, siz diğer IŞİD’ciler de yutmuş. Sizinkiler sorgulama ve beyinden yoksun olduğu için gayet normal. Sübyancı Muho’nun bokunu bulduk deseler çatal bıcak kapıp yemek için birbirinizle yarışırsınız, sidiğini bulduk deseler damacanayı kaptığınız gibi sidiğin izini kaynağına kadar sürersiniz. O kadar meczup ve şerefsizsiniz ki siz kan bile içersiniz. Bu yamyamlıklar uydurma değil, bizzat sizin kaynaklarınızdan. Allahım deseler trink diye 2,5 milyonu gözünüzden çıkarıp üstüne bir de karınızı kızınızı “ikram” edersiniz. Sistematik yalancılığa akıl hastalığı değil takiyye deyip matah bir şey gibi gösterecek kadar şerefsiz, kafa kesmeyi “günah işlemesini engellemiş olduğumuz için şefkat göstergesi” sanacak kadar kafayı yemiş, erkek aç kalırsa karısını yiyebilir diyen itlerin bunu dayandırdığı inancı takip edecek kadar midesiz, ahlaksız, kafasız ve aşağılıksınız. Kısaca yerinizi bilin, zaten şunun şurasında 20-30 yıl ömrünüz kaldı. Sizden önce biz vardık, bizler sizleri tarihin tozlu sayfalarında tezek renginde bir dipnot olmaya mahkum ettikten binlerce yıl sonra da biz olmaya devam edeceğiz.

      Sizlere sayılı günler.

      1. çok içtendi eğer ben süslüman olsaydım ve bana söylenseydi intihar ederdim herhalde 😀

    2. yazik kafana 😂😂😇😜🙌😤😍😱
      bu süslümanlarin mizah yetenegi de ortacagdan kalma

  3. İnanmasanız da dinlere saygı duymak zorundasınız. Bu yazdıklarınız saygısızca şeyler. Hangi din olursa olsun önce saygılı olmalısınız.

    1. Eğer Müslüman olmayanlar İslamiyet’e saygı duymak zorunda olsaydı sizin de aynı mantıkla dışarıda kafanızı kesmek isteyen herhangi bir bireye duymanız gerekirdi, ancak bunu yapmayacağınızı biliyorum. En basitinden bizim sizin inancınıza saygı duymuyor olmamıza da saygı duyuyor ve bu konuda ağzınızı kapamanız gerekiyor, değil mi? Yahudi inançları gibi medeniyetleri ve halkını çökerten, çocukları annelerinden alıkoyup gözlerinin önünde tecavüz eden ve Pagan halkları katleden bir “””inanca””” saygı duymak zorunda olduğumuzu söyleyebilecek bir mantıksal arka planınız yok maalesef, etrafınızdan ve medyadan duyduklarınızı papağan gibi tekrar etmeyle yetinebiliyorsunuz ne yazık ki. Size nazaran bizim İslam’ı bu şekilde eleştirmemizin savunabileceğimiz gayet mantıklı nedenleri var çünkü.

      Eğer siz direkt sizi hedef alan ve hiç kimseye faydası olmayan, Centilleri öldürmek isteyen bir ölüm programına saygı gösteriyorsanız bu sizin hatanız ve eğer herkesin inancına saygı duymak zorundaysak hiç kimse düz dünyanın tersini ispatlamamalı, İslam’dan çıkan “””hocaların””” tecavüz ettiği çocukları ve bunların Kur’an’daki kökenini gözler önüne sermemeli, Centillere tecavüzü ve Centillerin haklarını/kaynaklarını çalmayı ibadet edinen Yahudileri ifşa etmemeli ve Orta Çağ’da yaşandığı gibi bu İbrahimi inançların ivme kazanmasına izin vererek Centillerin katledilmesine sesini çıkarmamalı. Savunduğunuz ve doğru olduğunu sandığınız argümanınız ne yazık ki binlerce yıldır halkımızın sonunuzu getiriyor.

    2. Saygı duymamız gerekenler; bizleri asırlar önce kafir diyerek katleden, asanlar, kılıçtan geçirenler, değerlerimizi ve kültürlerimizi yok edenler mi? Tam olarak anlamadım. Tarihe biraz daha bakmanızı tavsiye ederim. Ne kadar yalanlarla dolu olsada. Pagan Halklarımızı ve Medeniyetlerimizi nasıl yok ettiklerini, gerçekleri bilenleri nasıl ortadan kaldırdıklarını ve bilgiyi nasıl yozlaştırdıkları gibi tarihten silemedikleri ve yaptıklarından gurur duydukları şeyler var. Saygı herkese verilen bir şey midir. Yüzlerce yıldır biz Centillere ve dünyaya neler “””yaptıklarını””” düşünürsek saygı kelimesinden bahsetmek oldukça tuhaf olur ki tarihi gerçeklerden bahsetmek ne zaman saygısızlık oldu. Biz şu dağları ya da ıssız kumları göstererek “bakın kanıt, hayat bir sınavdır. “””onlar””” tarafından başınıza gelecek her türlü belaya ve kötülüğe karşı sessiz olun ve boynunuzu eğin, bu bir sınav” demiyoruz. Ruhunuzu, hayatınızı ve karakterinizi geliştirmeniz için çabalamanızı istiyor ve “Gerçeklere” açılan kapının anahtarını veriyoruz. Tavsiyem, günde 20 dakika meditasyonlara zaman harcamanız ve dünyaya gerçekten sorgulayan bir zihin ve gözler ile bakmanızdır. Bir de inanmaktan bahsetmişsiniz. Gerçekleri bilmek ve inanmak arasında fark var. Gerçekleri bilirken niye tam tersi bir duruma “inanç” duyulmalı ki zaten merak ettim. Elbette zamanla kendini geliştiren ve sorgulayan her bir insan gerçekleri bilebilir. Sitenin en üstünde yazan “Gerçek Sorgulanmaktan Korkmaz” sözünün altında oldukça derin ve güzel bir anlam var.

    1. Ters Pentagram taç çakrasından kök çakrasına inen enerjiyi sembolize eder ve Spiritüel Satanizm’in birçok kaynağında yıldırım ile gösterilmesinin nedeni semboldeki yıldırımın Şeytan’ı ve ruhumuzdaki biyoelektriği temsil etmesidir. Yani şöyle:

      Bolt

    1. Esenlikler,

      Ibrahimi kaynaklara göre “tanrının herşeyi gören gözü” diye geçer. Lakin çalıntı bir semboldür.

      Orijinali Horus’un gözüdür. Tamamen açılmış 3. gözü ve gerçeği görebilmeyi temsil eder.

      İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir