İslam – Din mi, Ölüm Tarikatı mı?

Geçen seferki Kur’an’dan da alıntılarla İslam’ın ne kadar yıkım ihtiva eden bir inanç olduğuna değindikten sonra çıtayı söz verdiğimiz gibi biraz daha yükseltiyoruz. Pek çok aydın ve yarı-aydın kişi “İslam vahşet dinidir”, “İslam terörizmi onaylayan bir dindir”, “İslam mantıksız bir dindir” der sürekli. Tamamen yanıldıklarını söyleyemeyiz ama kaçırdıkları önemli bir husus var:

İslam din değildir.

Evet, biliyoruz. Bu gerçekten büyük bir iddia. Nasıl olur da 1.8 milyardan fazla insanın takip ettiği bir ideoloji din olamaz, değil mi? Bunu burada (tabii politik ideolojiler, din olmayan ruhani ideolojiler ve başka şeylerin de bu kadar veya bu kadardan fazla takipçisi olup din olmadan devam edebilmesi gerçeğinin dışındaki sebepleriyle) cevaplayacağız.

Bir dini ne tanımlar? Ruhaniyet tabanlı olması. Ruhani pratiklere önem vermesi. İnsanı “kutsal” olanla, “ilahi” olanla bağlantıya sokması. Bu kriterlere göre Satanizm bir din diyebilir miyiz? İnsanlığın Orijinal Tanrılarıyla iletişime “elçi”siz, “arabulucu”suz rahatlıkla iletişime girmemizi sağlaması, üstüne üstlük de bizim de o Tanrılarla aynı seviyeye yükselmemiz ve böylece yaratılış amacımızı gerçekleştirmemiz üzere uyguladığımız ruhani pratikleri sağlaması ve daha nice sebeplerden ötürü cevap belli: Kesinlikle. Peki ya İslam?

Bu soruyu cevaplamak içinse tarikatın özelliklerine bakalım.

Belli, değişmez, sıkı doktrinler ve dogmalar; sorgulamaya ağır yasaklar ve sıklıkla cezalar; giyinme, beslenme ve cinselliğe ya aşırı derecede baskı, ya da aşırı derecede odak (hoş, ironiktir ki İslam‘da cinselliğe hem muazzam bir baskı, hem de küçük kızlara tecavüz edebilme, kadınlara sadece seks kölesi olarak bakılması gibi açılardan bakılırsa muazzam bir odak var), ruhaniyete değiniliyorsa bile işlevsiz veya daha da tehlikelisi, kişiye ve/veya topluma zarar veren pratikler, kanlı ritüeller (Kurban “Bayramı” ne sanıyorsunuz?) ve de tarikat toplanmalarının dışında herkesin birbirini tanıyabilmesi için vücuda yapılan izler veya yaralar (Müslümanların gururla “sünnet” dedikleri, muazzam zararlarını tahayyül bile edemeyecekleri genital mütilasyon olayı).

Herhangi bir tarikat kurmak isterseniz bu ögelerden kaçını kullanabilirseniz o kadar başarılı olursunuz. Zira İslam da bunların hepsini içerdiği için muazzam başarılı bir tarikat, ve gerçek ruhaniyetten eser bile olmadığı içinse sadece bir tarikat ve asla bir din değildir. Gerçek din bize atalarımızın atalarının atalarından, hatta direkt Tanrılardan bahşedilen ve eskiden sadece Gerçek olarak bilinen Satanizm’dir.

Sözde din olarak adlandırılan İslam sadece bir yalan ve aldatmacadan ibarettir. Kendi öğretilerini takip edenleri kandırmaktan başka hiçbir şey yapmamak üzere oluşturulmuştur. Tıpkı Hıristiyanlık gibi, İslam‘daki ve Kur’an’daki her şey bu ikisinin toplamından bile binlerce yıl eski Pagan Dinleri’nden çalındı ve bunun üzerine gelecekte yazacağımız makaleler de bu gerçeklerin kanıtları niteliğindedir.

İslam‘ın amacı her zaman için Centil (Yahudi olmayan) Halkların Gerçek ve Orijinal Dini olan Antik Paganizmi yokedip yerine yalanlar koymak olmuştur. Orijinal Tanrıların ruhani ve okült bilgileri halkın erişiminden kaldırılıp bu bilgileri ve gücü insanları kontrol ve manipüle etmek ve köleleştirmekte kullanacak sözde “seçkin”, ufak bir kesimin eline verilmiştir. Hristiyanlığın İncil’i gibi İslam‘ın da Kur’an’ı bu yalanı sürdürmek ve insanları kelimenin tam anlamıyla güçlü bir büyünün altında hipnotize olmuşçasına tutsak ve yanılgıda tutmak amacıyla okült enerjilerle efsunlanmıştır.

Okültü ve gerçek ruhaniyeti ciddiyetle araştırmak bu yanılgıya karşı kişinin gözlerini açar ve bunların hepsi fazlasıyla aşikar olur. İslam programının geneli ve Kur’an’ın da büyük çoğunluğunun temeli zaten aslen bizlere ait olan, çaldıkları ve çalındıktan sonra da Centil Halklara karşı kullanılmak üzere ağır derecede bozulmuş, şekli yitirtilmiş, çalınmış ve dejenere edilmiş Simyasal Alegorilere (benzetmelere) ve Doğulu büyü sistemlerine (buna Müslümanların kör birer köle gibi gidip tapındığı Kâbe “tapınağı”, Allah’ın kendisi (ismi ve yapısı da dahil) ve hiçbir zaman varolmamış Muhammed‘in hayat öyküsü de dahildir) dayanır. İslam‘da enerji kişinin dışına ve bu ölüm programının içine yönlendirilir. Orijinal Doğulu Pagan çalışmaları ise enerjiyi kişinin içine yönlendirir ve böylece zihni, bedeni ve ruhu güçlendirerek fiziksel ve ruhsal özgürlük sağlar. İslam bunun tam aksini yaparak kurbanlarından enerji çalar ve onları fiziksel ve ruhsal kölelere çevirir (zira İslam‘da da “herkes Allah’ın kuludur” gibi ibareler bolca var.

Yani İslam bir din değildir. Tamamen boyun eğdirme, köleleştirme ve ölümden oluşan bir  indoktrinasyon, yıkım, ölüm ve vahşet programıdır. Ruhu da, bedeni de, aklı da yok eder. Hıristiyanlığın Doğu muadili, Doğu’daki başka bir emsali de diyebiliriz.


“Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam, çoğu insanın indoktrine edildiğinin aksine oldukça yeni dinlerdir. Bu dinler insanlığı on binlerce yıl geriletmiştir. Bu üç dinsel program, insanlığı spiritüel / ökült bilgilerden uzak tutmak için ve aslında hepimizin sahip olduğu bu güçleri kendi lehlerine kullanabilmek için acımasızca işledi. “- Yüksek Rahibe Maxine Dietrich

Pek çok Müslüman bu pis hastalığın dünyanın her tarafına yayılması için onbinlerce, yüzbinlerce insanın işkence edilip öldürüldüğünü, binlerce kutsal Pagan dini yazıtlarının yokedilip tahrif edildiğini, kalan her şeyin de çalınıp genel nüfusun erişimi dışında bırakıldığını ve böylece kullanımdan kaldırıldığını ve bundan da kötüsü “İslami fetihler” ve “cihad” adına ne büyük kanlar döküldüğünü bilmez, bilse de farkında değildir. İslam‘ın temelleri masum insanların ve bu pisliği bugün benimseyen Arapların atalarının kan ve gözyaşları üzerine kurulmuştur. İnsanlık bu ölüm programının elinde tarifi imkansız acılar çekmiş ve zararlar görmüştür, ve bu program (veya biz, zira İslam‘ın bu iki ihtimalden başka şekilde durma şansı yok) yokedilene kadar bu böyle devam edecektir. Bunun yalanlarına kananların acilen uyanmaları gerekiyor.

Bu yalana inanıp enerjilerini, tapınmalarını, kanlarını ve canlarını bu programa adayan milyarlarca insan bu inanç ve Hristiyanlık gibi “kardeş” inançları yüzünden oluşan kelimenin tam anlamıyla insanlığı akılsız köleler, programın kendisini de hayatta tutan enerji girdabını besliyorlar. Bu insanlar kendi felaketlerine tapınıyorlar ve bilerek kendi yokoluşlarına doğru yürüyorlar. Ama çok daha uzun bir süre bu böyle gitmeyecek. İslam‘ın yalanları bir son bulacak!

Bir sonraki sefere kadar sağlıcakla, ışıkla ve bilgelikle kalın.

Referanslar:

Introduction to Exposing Islam – Yüksek Rahibe Zildar Raasi (orijinalinden topluluğumuzun “yeqq” rumuzlu üyesi tarafından özenle çevrilmiş, etrafına ve içine uygun görülen yerlere açıklamalar ve Türklüğün tarih boyunca İslam tarafından gördüğü muazzam hasarlardan esinlenilerek yorumlar eklenmiştir.)

“İslam – Din mi, Ölüm Tarikatı mı?” hakkında 2 yorum var

  1. İslam savunması değildir diyerek yeniden başlayayım.

    kuranda geçen akledin,sorgulayın,allah akletmeyen insanın aklına pislikler yağdırır,aklınızı kullanmaz mısınız gibi birden çok ayetler bulabiliyoruz bunun nedeni nedir?

    1. Adım 1 – Suudi Arabistan’a gidin. İslam ülkesi, İslam’ın uygulandığı bir ülke.
      Adım 2 – Kur’an’daki herhangi bir kısma inanmadığınızı, mantıksız bulduğunuzu söyleyin ve savunmanızı da “Ama Kur’an’da öyle yazıyor!” diye yapın.
      Adım 3 – Olması gerektiği gibi mürted damgası yiyin, taşlanın ve ölün.
      Adım 4 – ???
      Adım 5 – Tebrikler, artık “cennet”tesiniz!

      Kontrollü karşıtlık. Sorunuzun cevabını iki kelimede vermiş bulundum.

      İyi akşamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir