Du’at’ın Tanrıları Demon’lar Hakkındaki Gerçek

Not: Demon’lar hakkındaki diğer çoğu makalede olduğu gibi, burada da “ben” dili kullanılan cümleler ve ifadeler Yüksek Rahibe Maxine’in ağzındandır, bizim değil.
Kaynak: Aynı isimli Joy of Satan yazısı.

**[2002’nin sonlarından 2003’ün ilkbaharına kadar] Yüksek Rahibe Maxine, 3 Yüksek Rahip ve bir Yüksek Rahibe hep birlikte uzun aylar süren zorlu bir süreçte Demon’lar üzerinde enerji çalışması yapmıştır. Onlar canavar, yaratık, kötü ruh gibi şeyler DEĞİLLERDİR. Pekçoğu çok iyi tanınan ve sevilen MISIR TANRILARIDIR. Yüzyıllardır, Onlar, düşmanın sözde “tanrı” isimleri, 9 ayaklık çemberler ve daha başka birçok küfür, hakaret ve lanetlerden ötürü ruhani istismara uğramışlardır. Bu ve bunun gibi yöntemlerin kullanılması, Onların böyle şeyler yapan insanlara canavarmış gibi görünmesinin sebebidir. Tüm Demon’lar Hristiyanlık ve İslam öncesi Tanrılardır, yani ORİJİNAL PAGAN TANRILARI.**

DEMON’LAR KÖTÜ VARLIKLAR DEĞİLLERDİR! Günümüzde en popüler inançlar olan İbrahimi inançların iyilik ve kötülük tanımlarını bozup resmen tam tersine sokmasından ve toplumumuzun algısının her açıdan (medya, ideoloji, formal eğitim, vesaire) kontrol edilip çarpıtılmasından ötürü, pek çok insanın kafası karışmıştır.

Her halükarda tüm İbrahimi inançların aynı olduğunu, düşmanın bile eski medeniyetlerin Tanrılarının Demonlar olduklarını bildiklerini ve orijinal Tanrılarımızı lekelemeye çalıştıklarını görmeniz için, Katolik Ansiklopedisi‘nden şu alıntı çok açıklayıcı olacaktır:
“Aynı şekilde, Yunanlar ve Romalılar da kendi Tanrılarına tapınmış, onları sevgiyle görüp iyi varlıklar olduklarına inanıyor olabilirlerdi. Ancak Hristiyanlığın kutsal yazıları Centillerin tüm Tanrılarının Demon’lar olduğunu beyan etmektedir.” (“In the same way the Greeks and Romans may have worshipped their divinities, fondly believing them to be good. But the Christian Scriptures declare that all the gods of the Gentiles are demons.”)

Kimsenin Şeytan’ın Demon’larından korkması için bir sebep yoktur. Dürüst amaçlar ve saygıyla yaklaşıldıklarında, aslında ne kadar muazzam oldukları görülür.
Demon’ların ana amaçları insanlığı eğitmektir. İntikam, düşmanların cezalandırılması gibi konulara gelince, adalet olmazsa olmazdır. Düşman programlarının öğütlediği gibi “öbür yanağı dönmek” gerçek anlamda hukuksuzluğa, kaosa ve en nihayetinde medeni toplumun yıkılmasına yol açacaktır. Adalet ve intikam gerekli şeylerdir, zira kimse düzeltmezse suçlular yolsuzluklarına devam edip başkalarını serbestçe istismar etmeye devam edecektir.

Demon’larla dostluk kurduğumuz zaman, sıklıkla bize kötülük yapma niyetindeki kişilerden intikam alırlar, ve bizi kollarlar. Düşmanlarımın ve sevdiklerimin düşmanlarının benim yardım istememe bile gerek kalmadan cezalandırıldığını gördüm.

Birçok Demon, etik öğretiminde uzmandır. Bu da Demon’ların kötü olmadığı gerçeğine çok bariz bir kanıttır. Sorumluluk, sorumlu insanlara verilmelidir. Onur ve dürüstlük Şeytan için ÇOK önemlidir. Şeytan, korkaklara ve kendi davranışları için sorumluluk alamayacak kadar zayıf karakterli insanlara nefretle bakar. Şeytan, [karakteri] güçlü ve adaletli olanları temsil eder.

Demon’lar Nephilim’lerdir [orijinal Tanrılar], bazı kaynaklarda dünyaya binlerce yıl önce altın aramaya geldiği söylenen Tanrılar. Bunu açıklamak gerekiyor, çünkü düşman tüm konularda olduğu gibi bunu da çarpıtmıştır. Öncelikle Nephilim, İncil’de geçtiği gibi “düşmüş melek” anlamına GELMEZ. Nephilim’in kelime anlamı “Orion’un Oğulları” (“Sons of Orion”)dır. “Altın arama” olayına gelince; tıpkı simya olgusunda olduğu gibi burada fiziksel bir altın arayışı bulunmamakta, ve Yahudiler ve onların çevirisinde “katkısı” bulunduğu antik metinler bundan ötürü yanlış yorumlanmıştır. Sonuçta üzerinde altın bulunan tek gezegen bizimki değil, altın açısından çok zengin asteroidler de var ve konu gerçekten de değerli maddeler arandığı gibi banal ve materyalist bir şey olsaydı elmas yağmuru olan gezegenler var. Onlar dururken altın için Dünya’ya mı gelecekler?

Hayır, altın arayışı olayı tıpkı simyada olduğu gibi alegoriktir. Bu nispeten daha derin bir konu ve sadece bunun tüm detaylarını açıklamak adına gelecekte ayrı bir yazı bile yazılabilecek kadar materyal var, ama konuyu çok saptırmamak adına kısa bir açıklama yapacağız. Aslında Enki/EA’nın (Şeytan) bulmak için Dünya’ya geldiği altın, insan ruhlarını temsil etmektedir. Altın, Güneş’i temsil eden metaldir. Güneş, ortasında nokta olan bir çember ile sembolize edilir. Sol, yani Güneş, “altının” içinde saklı olan yaşam özünü temsil eden bir tabirdir. Bu öz mineral krallığında altını, insanlarda ise “parlak bedeni”, ruhu temsil eder. Konuyu saptırmamak için şimdilik bu kadarını anlatarak Tanrıların materyalist uzay Yahudileri olmadığını, Nephilim’in aşağılayıcı bir tabir olmadığını göstermemiz yetecektir. Bu konuda daha detaylı bilgi isteyip İngilizcesi olanlar, Yüksek Rahip Jake Carlson tarafından yazılan bu yazıları okuyup konu hakkında bilgi alabilir:
http://gbltthulesociety666.angelfire.com/supermen1/
http://gbltthulesociety666.angelfire.com/supermen2/

Konuya geri dönelim. Tanrılar entelektüel, fiziksel ve ruhani olarak son dereece gelişmiştir. Aralarından birçoğu insanlar arasından kendilerine eşler aldılar (ve bu sayede evrimimiz de hızlandı); ve bundan ötürü düşman kolektifi tarafından lanetlendiler. Düşman, insanlığın kendini eğitmesine veya bizi sıradan bir hayvanın, sığırın, “kul”un üstüne çıkaracak her şeyden nefret eder. Düşman bizi köle olarak görür, Demon’lar ve Şeytan Baba ise insanlara dost, öğretmen ve daha fazlası olup bizim de tıpkı kendileri gibi Tanrılar olmamızı istemişlerdir. Bu sebepten ötürü Tanrılarımız, düşman tarafından lanetlenmeye, bize unutturulmaya ve öğretileri yok edilmeye çalışılmıştır.

Demon’lar son derece insan canlısıdır. Benimle birlikte çalışmaları ve bana öğretmenlik yapmaları ayrıcalığına sahip oldum. Bana çok çeşitli konularda yardımcı olan birçok Demon ile gerçek dostluklar kurdum. Demon öğretmenlerimden o kadar çok şey öğrendim ki. Antik kütüphane ve öğrenim yerlerinin düşman ve takipçileri (Hristiyanlar/Müslümanlar, örneğin İskenderiye Kütüphanesi) tarafından yok edildiğini düşünürsek, gerçekten çok fazla bilgi “sonsuza dek” yok oldu. Demon’lar bazen kendimizi geliştirip yüceltmemiz için sıkı olabilirler, ama bu bizim kendi iyiliğimiz ve gelişimimiz için. Şeytan, Al-Jilwah’ta (Kitab-ı Celve) şunu söyler: “Ben indirilmiş/gönderilmiş bir kitap olmaksızın doğru yola iletirim.”

Günümüzde ortalama kitapçılarda bile bulabileceğiniz okült kitapları ve popüler “grimoire”lar gerçekten ciddi bir sorun kaynağıdır. Bu tarz kitaplar Yahudi hahamlar, Hristiyanlar ve düşman eksenli okültistler tarafından yazılmıştır. Demon’lar, düşman kabalistilerin iddia ettiği gibi “boş kabuklar” DEĞİLDİR. “Qlippoth” (kelime anlamıyla “boş kabuk” demektir) değillerdir. Birlikte çalıştığım Demon’lar her zaman çok güçlü ve pozitif enerjilere sahip olmuşlardır, ve son derece yaşam doludurlar. Onların üzerinde enerji çalışması yaptıktan sonra, güçlerini inanılmaz derecede arttırdılar. Birçoğunun aurası da artık son derece parlak.

Konu vampirizme, “qlippoth”a gelince, İbrahimilerin “tanrısı” ikisi için de son derece iyi bir örnektir; zira çoğu Hristiyan ve Müslüman ruhani olarak tükenmiştir. Boş kabuk arıyorsanız Katoliklerin Papa’sına veya bizdeki “dinci”lere bakın, hepsi içinde “kulluk” etmek dışında kalmayan birer boş kabuk! Çileciliği, kişinin kendisini, arzularını ve düşüncelerini inkar etmeyi, koşulsuz, sorgusuz sualsiz itaati ve “kulluğu”, baskıyı ve insanlara muazzam zararlı başka birçok fikri savunan düşman doktrinleri asıl “qlippoth”tur, onlardan daha boş bir şey yoktur. Qlippoth gibi şeylere yönelik öğretiler, düşmanın Tanrılarımızı aşağılayıp küfretmesi için kullandığı bir yoldan başka bir şey değildir.

Daha düşük Demon birlikleri de var. Kıpkırmızı gözleri ve kauçuksu kanatları olanlar bunlardır. Koruma, düşman ruhlarını uzaklaştırma gibi görevleri vardır ve daha yüksek rütbeli Demon’lara, bizim Tanrılarımıza asistanlık yaparlar. Onlar da bir uzaylı ırkıdır ve yardımcıdırlar.

Demon’ları çağırdığımız zaman, bazen kendilerini astral projeksiyon aracılığıyla (yeterince açık olanlara) görünür kılarlar. Normaldeyse, bizimle telepatik olarak iletişim kurarlar.

“Du’at’ın Tanrıları Demon’lar Hakkındaki Gerçek” hakkında 22 yorum var

  1. Kabala’ da karanlık rehber: “Qlippoth” halen Qlippothic yolda ilerlediğini öne süren okultistler var. Ve dediğiniz gibi hala yaşam ağacından temel alan okültistlerin de bildiği gibi, Qlippoth’ u etüt etmek demonlarla çalışmak değildir, parazitlerle çalışmaktır. Qlippothtta ilerleyip kafayı yiyenleri çokca duyulur. Sephirotta ilerlemekle qlippothta ilerlemenin hiçbir farkı yoktur ki kabalistler iyi bilirler asla tam olarak ne sefirotta ne de klifotta ilerlenebilir. Orta çizgiden gitmekten başka çareleri yok. İki türlü de kollektife hizmet ederler. Mayışan beyinleri bunu algılayamaz.

    Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Demonların anlatınanın aksine pozitif ve bilge varlıklar olduğunu herkesin kavraması dileğiyle.

    1. Bilgili görüşleriniz için teşekkür ediyoruz. Dediğiniz tamamen doğrudur, bu konuda JoS forumlarında da oldukça bol yazılar var. Zaten Yahudilerin kendisi de qlippothik ağaç ile çalışmazlar. Kelimenin tam anlamıyla bu “boş kabuk”. Onlar “meyvesini” yiyip Centillere boş, kof kabuğunu atıyorlar resmen, ve bunu peynir ekmek gibi yiyen çok var ne yazık ki. Sizin de dediğiniz gibi bu iki ağacın sonu da Centiller için yıkımdır. Yahudilerin Hayat Ağacı, Centiller için Ölüm Ağacıdır. Bizim gerçek Centil Hayat Ağacımız (ki zaten çakra sistemine işarettir) varken, zaten Yahudiler tüm ağaçlarını da bundan çalmışken, İbrani ruhaniyetine yönelmek anlamsızdır.

      Son olarak da zaten bu sistemlerde “gerçek aydınlanma” yoktur. Ağacın “tepe noktası” Yahudilerin yazdığına göre bir nevi “yasak”, “idrak ötesinde”, ve özellikle bunu zorlamak, delirmek için çok pratik bir yol. Onların ulaşılmaz tepe dediği, yasak gördükleri şey zaten sadece Taç Çakrasıdır, “aydınlanma” ve “kozmik bilince” açılan kapı. Ruhtaki düğümlenmiş kilit noktaları açtıktan sonra biz Centiller için açması çok kolay olan Taç Çakrası, Yahudiler için (veya en azından, daha doğru bir terimle bize direttikleri) imkansız. Yine her zamanki gibi bize yok, onlara var, öyle mi? Değil. Zaten bunları pratik eden insanların o noktaya ulaşamaması, çok zorlarsa da zihinsel problemlerle boğuşması kendi ruhlarına ters gelen bir sistemle çalıştıkları için. Bu Yahudi “ağaç”ları, Yahudi ruhunun haritasıdır. Bunu uygulamaya çalışan Centiller, kendi ruhlarını kesip biçmeye çalışıyordur. İnsanların bunu anlaması gerek, umarım bu yazı konuya biraz olsun ışık tutar.

      1. Onların pratiklerindeki hedef “Bütün” (“The All”) dedikleri Yahudi düşünce formunda “bir” olmak. Keter Sefirotuna ulaşmak bu amaca hizmet ediyor.
        Qlippoth denilen kontrollü karşıtlığı uygulayan centiller ise resmen kendilerini lanetliyor. Lucifer’ın cennetten(taç çakra) kovulup cehenneme hapsedilmesi(kök çakra) zaten centil yılanı üzerine bir lanet olması için uydurulmuş birşey. Bizi lanetleyen parazitlerin sözde ruhani çalışmalarından medet ummak kendine ihanettir.

        1. Hemen yukarıda aynı konuda benzer bir yorum olduğu için ekleyecek bir şeyimiz yok, çok güzel yazdınız demekle yetiniyoruz. Sitemize koyduğunuz tuğla için teşekkürler. 🙂

  2. Elinize sağlık, yine harika bir yazı olmuş. Yahudi inançları yeryüzünden silinecek ve insanlar tekrar özgür olacaklar. Şeref ve güç ebediyen Şeytan’a atfolsun!

  3. Faydalı bir yazı daha. Tüm Türk SS’ler size minnettar, inanıyorum ki Tanrılarda öyle. Teşekkürler.

    1. Bizi ayakta tutan sizlersiniz, biz size teşekkür ederiz. Tanrıların minnetiyse haddimize değildir, onay ve tasdikleri bizim için ziyadesiyle yeterlidir. İyi günler!

  4. Şeytan bi tanrıysa nasıl savaşta yenildi. yhvh sahte tanrı ise hiç var olmamış ise nasıl yahudiler gerçek tanrı olan şeytana karşı gelebildi okuyorum ama hiç birşey bağdaşmıyor

    1. Esenlikler,

      Yahweh bir Tanrı değildir, ama Tanrılık “her şeye kadirlik” de değildir. “Sınırsız güç” diye bir şey son derece kof ve gerçekdışı bir fikirdir, çocukların kum havuzunda “Benim babam seninkinden 2 kat güçlü!”, “Öyle mi? Benimki de seninkinden 10 kat güçlü!”, “O zaman benim babam senin babandan SONSUZ KERE SONSUZ KERE SONSUZ KAT GÜÇLÜ!” diye çekişmesini andırıyor gerçekten. Tanrılar çok güçlüdür, sonsuz güçlü değil. Öyle bir iddiaları da yok. Düşman tarafta da Tanrılara denk olan kuvvetler olunca yenilmiş oldular. Ama çatışmayı kaybetseler de savaş halâ devam ediyor, ve nihai zafer elbette bizim olacak.

      Yahweh “hiç var olmamış” gibi bir ifade kullanmıyoruz. Sadece Tanrılar gibi fiziksel, hiçbir şeye muhtaç olmayan, kudretli ve bilge bir varlık, bir birey değildir diyoruz. Kendisi sadece onu besleyenlerin enerjisiyle varlığını sürdürebilen bir düşünce formudur, bir enerji çiftliğidir, düşman bu yapıyı bizi lanetlemek dahil çeşitli emelleri için kullanır, hepsi bu. Yahweh’in “kim” veya “ne” olduğuna dair bir yazımız mevcut, bu varlığın kimlerden beslendiğini ve bu besleyenlere ne olacağına dair yazımız da. Umarım bu bir şeylere açıklık getirmiştir, açık olmayan bir kısım varsa elbette yazmaktan çekinmeyin. İyi günler.

  5. .”Onlar canavar, yaratık, kötü ruh gibi şeyler DEĞİLLERDİR. Pekçoğu çok iyi tanınan ve sevilen MISIR TANRILARIDIR.”
    Burada Maxine’in ve Rahip dostlarının çalıştığı varlıkların genellikle Mısır Tanrıları olduğu mu belirtilmiş,yoksa Nephilim gibi alay ve hakaret edilen Demonların genelde Mısır Tanrıları olduğu mu ?Yoksa genel olarak insanlığın bir çok Demonu Mısır Tanrılarından olduğunu mu?Kendi tecrübelerime göre Türk medeniyetinde de çok ve zengin Demonlar hissediyorum.Ancak tabii ki ”benim demonum,senin demonun” felsefesi uygun olmaz hepsi bizim değerlerimiz.

    1. Esenlikler,

      Orada bu ifadenin kullanılması, aslında bu Tanrıların korkulacak canavarlar değil, aksine sürekli ismini ve methiyelerini duyduğumuz popüler Tanrılar olduğunu açıklamak için. Mısır Tanrıları ile Sümer Tanrıları, İskandinav Tanrıları, Türk Tanrıları hep aynıdır. Sonuçta Demon’lar, tüm Pagan dinlerinin Tanrılarıdır, tıpkı söylediğiniz gibi. Ancak emin olmak için ufak bir ekleme yapayım. Düşman “Nephilim” ifadesine de kötü bir isim vermiştir (tıpkı başka birçok terime yaptıkları gibi), ancak yazıda da belirtildiği gibi bu aslen iyi ve güzel bir kelimedir.

      İyi akşamlar!

    2. Hislerinizde haklısınız, bayrak Türklerde. Mu-Atlantis-Antik Mısır-Türkiye. Enkarne.

  6. Pagan tanrılarının demonlarla özleşmesinin nedeni Hristiyanlık ve Musevilik deniliyor

    1. Esenlikler,

      Zaten öyle. Daha doğrusu, Demon’lar zaten Tanrılardır. Demon kelimesi de Tanrısallık içerir. Ama Demon’ların kötü gösterilmesi sadece İbrahimi inançların eseridir, evet.

      İyi akşamlar.

      1. Kelimenin tam anlamıyla bu demonlardan sadece melekçiler bahsediyor ve bu demek oluyor ki bu 72 ruha tanrı diyip onlara tapmak için bile “düşmanlarımızın” bilgilerine muhtacız.

        1. Esenlikler,

          Yoo.

          İyi günler.

          Aslında yukarıdaki kadarını yazıp bırakacaktım, çünkü cidden asılsız ve temelsiz bir iddia ve ne maksatla yazdığınız çok belli. Temelsiz bir iddia yine sıfır temelle reddedilebilir. Ama yine de daha sağlam bir şekilde çürütmek adına şunu da ekleyeyim. Düşman köpekleri, ki burada Yeni Çağ’cı “melekçi” köpeklerden değil, direkt düşmanın daha yeni yeni dünyada kök saldığı zamanlardan bahsediyorum, üç bin yıldan çok daha eski değiller. Bizim medeniyetimizse binlerce, hatta onbinlerce yıllık. Kim kimin nesine muhtaçmış? Kimden kim çıktı? Varoluşunun yegane tanımı Satanizm karşıtlığı olan bir avuç çapulcudan bahsediyoruz, biz olmadan kendini tanımlamaktan aciz kimliksiz bir köpek sürüsünden. Eğer “sadece ruh” olan şeyler arıyorsanız düşmandan öteye bakmayın. Elimizde şu an bütün bilgilerin %100’ü yoksa bu da yine bizim değil, bütün kütüphanelerimizi yakıp medeniyetlerimizi yıkan düşmanın soysuz soyunun suçudur.

          İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir