“Karanlık, Ters Yüz Edilmiş Işıktır” ne de olsa…

Bu metin, Joy of Satan Yüksek Rahibi Hoodedcobra666’nın forumlardaki yazısından çevrilmiştir.

 

Bu ifadede yalnız derinlik değil, lâkin sonsuz derinlik vardır. Beelzebul burada, en yüksek boyutlara kadar uzanan, evrenimizdeki, varoluşumuzdaki ve dünyamızdaki en derin simyasal gerçekliklerden bazılarına atıfta bulunuyor. Ve tüm bunları, bu küçük söze sığdırmayı başarıyor.

Sözün İngilizce olması sebebiyle, anlamı sınırlıdır. Ancak ben sözün en derin özünü, onu diğer dillere çevirirken keşfettim. Günlerden biri onunla iletişim hâlindeyken, bunu Antik Yunanca söylediğini duydum ve bu, sözün özüne dair daha fazlasını, aklımı başımdan alan bir şeyi, açığa çıkardı.

Beelzebul, temel olarak, insanlara, Karanlık hakkında endişe etmeyi bırakmaları gerektiğini, zira bunun Işığa karşı bir antitez olduğunu anlatmak istiyor. İnsanların pek çoğu, yanlış bir şekilde Karanlığa ya da “Karanlık Demonlar”a ve benzerlerine korku duymaktadır.

Karanlık, “kötülük” ya da “boşluk” olarak tanımlanmamalıdır. Zira ikisi de değildir. O, evrenin karanlık kuvvetidir. Erilin ve dişinin, karanlığın ve aydınlığın, biz insanlara öğretmek için ebedi bir etkileşimde olduğu, düalist bir evrende yaşıyoruz.

Her bir etkileşimleri, yaratılıştaki Yin ve Yang gibidir. Karanlığın varlığı olmaksızın, ışığın hiçbir önemi olmazdı ve dolayısıyla, aydınlanma da, karanlık olmadan var olamaz, olamazdı. Bununla birlikte, karanlık, ışık olmadan da tek başına varlığını sürdürebilir. Işık da keza kendi başına var olabilir.

Bu sebepledir ki ışık, karanlığın gerçek keşfinden veya farkındalığının kazanılmasından doğan güçtür, zira karanlık veya ışığın yokluğu, yaratılışın kaynağının temel prensibidir. Tarot’ta Ermiş’in yaptığı da budur, [Kalp Çakrasının geometrik şekline sahip olan] ışığı sınırlı bir lambayı alır ve dindarlıkla, ve tevazuyla, kendi bilincini genişletmek amacıyla karanlığı incelemek üzere bir yolculuğa çıkar.

İşte Atum gibi ilksel varlıklar, nedeni budur ki, üzerinde hiçbir varlık kırıntısı taşımayan karanlık bir evrene doğmuşlardır. Ardından, Tanrılar, ışığı, dünyayı ve benzerlerini yarattılar. Lâkin bunların hepsi, karanlıktan ve karanlığın içinde yaratıldı.

Son olarak, karanlığın gerçek özü, yaratılışın ve sonsuz aydınlanmanın duraksız döngüsünde, içe ve dışa doğru döndürülmelidir. Buradan Beelzebul, aynı zamanda, kutsal geometrinin gücünü ve tüm evrenin permütasyonunda, Üçlü Gücün ya da “Tanrı”nın, ilk ve ilksel sebebi olarak, kendini ebediyete kadar tekrar ve tekrar yenileyen yaratıcı gücün, sonsuz doğumunu göstermek ister.

İnsanoğlu için içsel olarak, karanlık ne kadar çoksa, aydınlanmaya ulaşma umudu da o kadar büyüktür. Normalde korku hissetmemiz gereken bir yerde, karanlığın içine dalmalı ve kendimizi cehaletin prangalarından kurtarmalıyız. Cehalet ne kadar büyükse, aydınlanma ihtimali de o kadar kutludur.

Dolaylı olarak Beelzebul, ayrıca insanlara şu anda sahip oldukları cehalete [karanlığa] korku duymamalarını, aksine, bunu ne kadar aydınlanma yaşayabileceklerini kavramak için bir fırsat olarak görmelerini söyler. Bu da zihnin değişimini, bir şalterin indirilmesini gerektirir…

Ve son bir not olarak, bu sözde daha da derin mesajlar saklıdır, lâkin bilinmesi şahane olacak bir başka şey de, eğer ki Antik Yunanca’da “Metanoesis” olarak bilinen ve “Ruhun/Zihnin Dönüşümü” manasına gelen şeyi yaparsak ve onu “Ters Yüz” edersek, yani algımızı kökünden değiştirirsek, düşüncelerimizi ve varoluş perspektifimizi cehalet, acı ve sefaletin kaynağından değiştirirsek, tam tersini doğurmaya başlayabiliriz: ışığı, gücü, anlayışı ve bilgeliği ve diğer tüm iyi nitelikleri…

Karanlık, ters yüz edilmiş ışıktır, ne de olsa…

Şeref ve güç ebediyen Beelzebul’a atfolsun!

-Yüksek Rahip Hooded Cobra 666

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir