Çakra Hizalama

Kaynak: Joy of Satan‘da Çakra Hizalama ve Çakra Hizalama Hakkında Daha Fazla Bilgi sayfalarıdır.

Bir konuyu çok açıkça belli etmek isteriz. Bu belgeyi/sayfayı okuyan herhangi bir Satanist olmayan kişi; ister “Yeni Çağcı”, ister “Mistik”, ister başka bir şey olun; bu bilgilerin Şeytan ve Mısır Tanrısı Thoth’tan geldiğini unutmayın. Thoth, Du’at’ın Kuvvetlerinin tarafındadır.

Tüm ruhani bilgiler ve semboller gibi haç da Hristiyanlık tarafından iğrenç bir şekilde bozulmuştur. Kolları eşit uzunlukta haç örneğin ritüel sırasında Du’at’ın 4 Veliaht Prensi’ni invoke ederken kullandığımız 4 köşeyi/çeyreği ve yönü simgeler.

Haç aslında bir OLGUDUR ve pek çok Tanrının Sigilinde/Mühründe de görülür. Çakraların doğru hizası bir TERS HAÇ şeklindedir. Hristiyan haçı ruhani yozlaşmadır ve Tanrılara küfürdür. Aynaya bakar halde durup baktığınızı farz edersek çakralarınız kolları 666 Güneş Çakrasından uzanan bir ters haç şeklinde hizalıdır. Bununla alakalı illüstrasyonu hemen aşağıda görebilirsiniz.

 

 

 

 

 


Ters haç uzun süredir çok da iyi bir sebeple Satanizm’deki sembollerden biri olmuştur. Üçüncü Çakra, veya öbür bilinen ismiyle “Solar” veya “Güneş” Çakrası, yani muazzam öneme sahip ‘666’ çakrası [zira 666 Güneş Kabalistik Karesidir] aynı zamanda Güneş’in kadim sembollerinden biri olan Swastika ile de temsil edilir. 666 Çakrası ruhun dinamosudur, Kalp Çakrası DEĞİL. Bu Hristiyanlık ve İslam’dan önce gelen kadim dillerin Güneş’e odaklanmış olmasının ana sebeplerinden biridir. “Yeni Çağ” yelpazesindeki tüm öğretiler kalp çakrasına odaklanır, bu sayede de bunlara kapılan herkes ruhani güçten mahrum kalır ve daha kötü şeyler de olur. Kalp Çakrası cinsiyetsizdir ve ana özelliği üst dişil ve alt eril çakraları bağlamasıdır. Thor’un Çekici de bir ters haçtır ve bu olguyu sembolize eder. 6. Çakra/Epifiz bezi için doğru kök titreşim [THAUM’a uzayan ] “THA”dır, ve 666 Çakrası için doğru kök titreşim de [RAUM’a uzayan] “RA”dır. Birisi bu iki titreşimi örneğin bir bağlama rünüyle olduğu gibi birleştirdiği zaman ortaya çıkan titreşim “THOR”dur. Güneş Çakrası hayat iksirini tutan Lucifer’ın Kâsesi’dir.

 

 

Çakralarla ilgili halihazırda bulunan popüler bilgiler sadece muazzam derecede yanlış olmakla kalmaz, aynı zamanda tehlikelidir de. Kalan 6 çakra 3’erli eril ve dişil eşlerdir ve birlikte çalıştıklarından ötürü eşlenmelidirler. Bilebileceğiniz gibi Taç Çakrası “bin yapraklı lotus” olarak da bilinir. Lotus da aynı zamanda zambak (“Lily”) olarak bilinir. Lily = Lilith. Her Demon’un yaşayan, gerçek birer varlık olmasının yanında her bir Demon’un da kendi ruhani mesajı vardır. Lilith Annemiz Taç Çakrasını yönetir. Şeytan Kök Çakrasını yönetir. Kök ve Taç Çakrası eril ve dişil bir eştir ve birlikte çalışırlar. Bu onların en önemli ruhani mesajlarından biridir. Eril ve dişilin bu birleşimi hem erkek, hem de dişi organlarına sahip Baphomet tasvirinin arkasındaki sembolizmde de mevcuttur. Aynı zamanda Antik Mısırlı Akhenaton da başka bir hermafrodittir.

Şimdi Yeni Çağ öğretilerine kanan ahmaklar Kalp Çakrasına mütemadiyen ağırlık vermekte [bu insanları gerçek ruhani güç ve en önemlisi de ciddi herhangi bir ruhani güç kazanmaktan alıkoymak için bilinçli bir şekilde yapılır]. Ama kişi meditasyon ve psişik yeteneklerde yeterince ilerlediği zaman Yoni şekilli Kalp Çakrasının cinsiyetsiz olduğunu fark edecektir. Yoni de soldaki Tarot Kardında da gösterildiği gibi vajina şeklindedir. Hristiyanlar bunu bozup yan yatırarak o ahmakça ve rahatsız edici balık sembolüne dönüştürmüşlerdir. Bu da yine her zaman yaptıkları gibi gerçek ruhaniyete karşı bir küfürdür ve o pislik programdaki diğer her şey gibi çalıntı, yozlaştırılmış ve yanlıştır.

 

 

 

 

“…yedi kule – Şeytan’ın Kuleleri [Ziarah’lar] – 6 tanesi ikizkenar yamuk şeklinde, ve Laleş Dağındaki “merkez” olan bir tanesi de keskin, oluklu bir uca sahip.
— Anton LaVey’den Satanik Ritüeller

Yukarıdaki alıntı da bir alegori/benzetmedir ve “ortada” olduğu söylenip diğerlerinden farklı olan da Kalp Çakrasıdır. Kalp Çakrası da belli bir miktar güce sahiptir ama ruhun en güçlü Çakrası değildir, bu Çakra 666 Güneş çakrasıdır. Kalp Çakrasının gücüyse buna kıyasla son derece düşüktür. Düşmanın ana akım kitaplarında ve halkın tüketimine her yerde hazır ve açık bir şekilde bulunan Yeni Çağ dogmasında bu çakranın çığırtkanlığını yapma sebebi de budur.

 

Her bir çakranın enerji girişi/alımı geniş uçtandır ve enerji çıkışı da ‘bindu’ olarak da bilinen sivri uçtandır. O yüzden Üçüncü Göz gibi çakraların [bunu Altıncı Çakrayla KARIŞTIRMAYIN, o Üçüncü Gözün ARKASINDA bulunur] geniş taraflarının enerji emebilmek için dışarı bakıyor olması gerektiği de son derece mantıklıdır.

Bu durum tüm ikincil çakralar için kesinlikle böyledir. Çakralarınızı doğru hizaladıktan sonra daha dengeli ve merkezlenmiş olduğunuzu hissedeceksiniz ve şifa ve büyü çalışmaları da daha kolay gelecektir.

 

 

Kişinin tek yapması gereken 666 Güneş Çakrasını sivri ucu [bindu’su] AŞAĞI bakacak şekilde döndürmektir. Swastika Çakrası, Güneş Çakrası budur. Hristiyanlıktan ve İslam’dan önce gelen tüm Pagan dinleri yoğun bir şekilde Güneş’e odaklanmıştır. Ruhun dinamosu, güç merkezi budur. Thor’un Çekici de orijinal olarak ters haç şeklindeydi. En ilk başlangıçlarımız ve hayatımız göbek deliğimizden gelir, ve hayat ve güç bahşeden Güneş Çakrası göbek deliğinin arkasında bulunur. Bu ana hayat enerjisi/cadı gücü/vril/chi depomuzun bulunduğu yerdir. Güneş Çakrası dişil olan ve “komuta merkezi” olarak da bilinen 6. Çakra ve 3. Göz ile eştir.

Şimdi, popüler yazılar Kalp Çakrasının “duyguların merkezi” olduğunu çığırtmaktadır. Bu da çok büyük bir yanlış kanıdır. Duyguların merkezi olan yer Boğaz Çakrasıdır. Üzgünken ve ağlayacak gibi olduğumuzda bu his boğazdan gelir, kalpten değil. Konu mutluluk olunca da sıklıkla aynı drum söz konusudur. Bunun farkında olun. İki çeşit duygu da boğazdan gelir.

 

İşte o muazzam popüler kalp şekli, tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. Bu kalbe ait bir sembol bile değildir. Durmadan bunun kalp için bir sembol olduğu iddiasının yapılması da yine ruhani bir bozukluk ve yozlaşmadır. Bu sizi yanlış yönlendirmek için. Aslında bu sembol kesişen yılanların, ruhun ida ve pingala nadi’lerinin birleşiminin sembolüdür. Bu ikisi Boğaz Çakrasında kesişir ve sonra burnun ucunda buluşmak ve yüzü kaplayacak şekilde mükemmel bir “kalp” şekli yapmak üzere tekrar ayrılıp bükülürler. Aynı zamanda o popüler kalbi delip geçen ok sembolü de yükselmiş olan  Şeytan’ın Yılanı’nı (yani yükselmiş Kundalini’yi) simgeleyen “enerjiyi ayarlama” sembolüdür.

 

 


666 sayısı, ters haç ve Şeytan’ın tüm sembolleri inanılmaz derecede kutsaldır ve gizli mesajlar taşırlar.

Şimdi, büyü çalışmaları ve diğer zihin çalışmaları gibi şeyler için enerji yönlendirirken çakralar enerjiyi ulaştırmak için geçici olarak uç noktaları dışarı bakacak şekilde döndürülebilir. Ama aklınızda bulundurun; asla negatif enerjilere (örneğin kara büyü yaparken ortaya çıkan enerjilere) bağlanmayın. Başka bir deyişle negatif enerji asla içinizden geçmemeli ve her zaman için sizden harici bir durumda, dışınızda bulunmalıdır. Ama pozitif enerjiyle çalışıyorken, örneğin arzularınızı kendinize çekerken (para, aşk, bereket, güç, vesaire) çakralarınızı dışarı döndürüp bağlamak iyi bir fikirdir. Ama her “iyi” ya da “pozitif” çalışma sadece pozitif enerji içermez. Örneğin birisine iyileşme çalışması yapıyorken de o kişiye bağlanmak iyi bir fikir değildir; zira hemen hemen tüm hastalıklar enerji bedeni ve aurada kirlenme ve bozukluklara da yol açar. Bu hasta kişinin enerjisine direkt olarak bağlanmak sizin enerjinizi de bozup sizde de sorunlara yol açabilir. Yani çalışmanın niyeti çoğu zaman ortadaki enerji türünü belirlese de bazı durumlarda mantığınızı kullanıp bağlanıp bağlanmayacağınıza akılcı bir şekilde karar vermelisiniz.

Herhangi bir çeşit çalışmadan sonra her zaman çakralarınızı doğru bir şekilde hizalamayı unutmayın. Doğru şekilde çakra hizalama önemlidir. Çakraların yanlış şekilde hizalanması cadıgücünüzü/prananızı/yaşam enerjinizi azaltır.

 

Araştırma ve Thoth’tan gelen dikteler, gerçek 8. ve 9. çakraların omuz çakraları olduğunu göstermiştir. Bu çakraları açmak ruhu hizalar ve avuç çakralarına giden enerji yollarını da ciddi bir şekilde açarak onları büyük ölçüde güçlendirir. Omuz çakralarınızı açmak için tek yapmanız gereken onları sağdaki illüstrasyonda olduğu gibi imgelemektir. Birkaç dakika onlara odaklanıp meditasyon yapın. Bir ağrı ve/veya basınç hissi onları başarılı bir şekilde açtığınıza dair pozitif bir işarettir. Bu his kollarınıza kadar uzanıp kollarınızın “uyuyakaldığı” hissini verebilir. Omuz çakraları tamamen güçlendiği zaman ruhun kanatları ortaya çıkar.

 

 

 

 

Çakraları Hizalama Meditasyonu

Hep aklınızda bulunsun; çakralarınız başarılı bir şekilde açıldıkları ve aktif oldukları zaman onları hissedersiniz. Bu his genellikle bir basınç hissi, hafif bir ağrı veya karıncalanma şeklinde olabilir. Çakralarınızı doğru şekilde hizalamak ruhani gücünüzü ciddi bir şekilde arttıracaktır. Çakra hizalama böyle yapılır:

1. Kök Çakranızla başlayın ve koni şeklindeki çakrayı bir piramit gibi yukarı bakacak şekilde döndürün.

2. Sakral Çakrası [2. Çakra] için de aynısını yapın.

3. Şimdi 666 Güneş Çakranıza odaklanın ve onu da ucu aşağı bakacak şekilde döndürün.

666 Çakrası hayat iksirini yakalayan ve depolayan kâsedir.

4. Altıncı ve Boğaz Çakralarınız için de aynı şeyi yapın – ikisini de uçları aşağı bakacak şekilde döndürün.

5. Şimdi Kalp Çakranıza odaklanın ve tıpkı aşağıdaki şekildeki gibi iki noktanın bir araya gelip kesiştiğini imgeleyin.

6. Dikkatinizi Taç Çakranıza odaklayın ve onun ucunu da aşağı döndürün.

7. Şimdi omuz çakralarınıza odaklanıp onları da içe bakacak şekilde döndürerek işinizi bitirin.

 


Lord Azazel‘ın Mührü de Kalp Çakrasını temsil eder niteliktedir.

Lord Set’in mühründe de görülebilen üç eşit uzunlukta haç 3 çakra eşini temsil eder.

Aynı zamanda bunun Giza, Mısır’daki 3 piramidin mesajı olduğuna da inanıyoruz, zira onlar da çakralarla aynı şekildeler.

Leydi Astaroth’un sigili bu olguyu iki tarafta da çubuklarla göstermektedir.

 

Bel çakraları da iki tarafta da aynıdır, yan durur ve içe bakarlar. Tıpkı omuz çakraları gibi. Bu sanat eserlerinden de görebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

Şakak çakraları solda da gösterildiği gibi şakakların hemen arkasında, kulağın ucundan biraz daha öne gidince bulunur.

Bu çakraları başarılı bir şekilde açıp hizaladığınızda bir basınç hissi veya haif bir ağrı hissedeceksiniz, tıpkı Üçüncü Göz veya başka çakralarda olabileceği gibi. Bu bu çakraların doğru bir şekilde bulunup aktifleştirildiğine dair olumlu bir işarettir.

“Çakra Hizalama” hakkında 40 yorum var

    1. Esenlikler,

      Yahudiler, bizden apayrı bir tür olduklarını birçok yerde vurguluyorlar. Gerek ruhani, gerekse de fiziksel açıdan bizden bambaşka birer canlı olduklarını, bizi insan yerine bile koymadıklarını belirten birçok sözleri var. Buna ileri gelen Yahudi “dini” liderlerinin sözleri de dahil, Tevrat’tan direkt alıntılar da. Bununla birlikte Yahudilerin Reptilian’lar tarafından yaratılan istilacı, infiltratör bir tür olduğunu da bilmekteyiz. Dolayısıyla insan olmadıklarının bilgisine kanıtlarıyla sahibiz. Kulağa tuhaf geldiğini biliyorum ama gerek ruhen, gerek fiziksel olarak, gerek de “kültür” açısından insanlara ve insanlığa bu kadar ters, “öteki” ve hatta “uzaylı” gelen bir türün insan olmadığını iddia etmekte herhangi bir sorun görmüyorum. İnsan olmanın tek şartı insan görünümlü olmaksa çocuk tecavüzcüleri bu fikrinizden çok memnun olacaktır örneğin.

      İyi günler.

      1. Peki bir Yahudi, Yahudi olarak yetişse dahi, daha sonradan Spiritüel Satanist olursa ne olur?

        1. Esenlikler,

          Bir zenci, “zenci olarak yetişe” (artık nasıl oluyorsa) dahi, daha sonradan beyaz olursa ne olur?

          İmkansız, değil mi? Bu da böyledir. Elbette Satanist’lik bir ırk değildir, ve insan din değiştirebiliyor. Ancak Yahudilik bir ırktır, ve asla değişmez. “Yahudi olarak yetiştirilme”nin en temel ve ayrılmaz parçası, Tevrat okutularak ve öğretilerek yetiştirilmedir. Bu Tevrat’ta ise Yahudi olmayan bütün insanların sığır, Centillerin Tanrılarının (Pagan Tanrıları, Demon’lar) canavar, ucube, yaratık ve kendilerine kötülük yapan “kötü ruhlar”, Centillerin dinlerininse kendilerinden aşağı olduğu yazar. Yani “Yahudi olarak yetiştirilen” biri asla ve kati surette Satanizme merak duymaz. Zaten Yahudi ırkının düşmanı Şeytan’dır. Zaten Yahudilerin seküler olanları bile Şeytan’a, Pagan Tanrılarına ve bizim Centil ruhani geleneklerimize içgüdüsel bir tiksinme ve nefret duyar. Çünkü Yahudileri yaratanlarla bizi yaratan Tanrılarımız düşmandır, ve Yahudiler de düşmana ayrılmaz bir şekilde bağlıdır. Bir Yahudi asla Satanist olamaz, olmak da istemez. İçgüdüsel olarak Tanrılardan nefret eder, Tanrılar da onlardan.

          İyi günler.

  1. Joyofsatan yerel gücü yetersiz gibi gözüküyor. Yahudilerin ticaretle olan ilişkisi ve hakimliklerinin yanında joy of satanın şansı yok. Yahudiler internet donamınana sahip iki tuşla isteseler siteyi kapatırlar. Küçük engellemelerin kasıtla yapıldığı bariz, her şey net olarak yalan bence

    1. Esenlikler,

      Günümüzde aptal kutusu dediğimiz televizyonu bile izleyen, gittikçe artan sıklıkla İsrail’e atıfları görecektir. İsrail ve Yahudilere yapılan eleştirileri de. Düşmanın ifşası belki çok dar bir bakış açısından bakarsak yavaş veya eksik gelebilir ama düşmanın binyıllardır üzerimizde hüküm sürdüğünü düşünürsek birkaç onyılda bile insanlığın toplu bilinçaltının Yahudilere karşı bu kadar farkındalık geliştirmiş olması aslında son derece takdire şayan ve olağanüstüdür. Düşünsenize, binyıllara onyıllar. Verim gerçek anlamda yüzlerce kat. Ve Yahudiler “iki tuşla isteseler siteyi kapatacak” durumda olsalar zaten biz savaşı çoktan kaybetmiş olurduk. Eğer öyle olsaydı, eğer Yahudiler gerçek anlamda sonsuz ve mutlak güce zaten sahip olmuş olsalardı hala milyonlarca kişinin Yahudileri eleştirebilmesini ve geceleyin onları istihbarat ekiplerinin alıp götürmemesini, hepimizin Big Brother ayarında izlenip en ufak bir yanlış hareketimizde gulag’lara kapatılmamamızı, kısaca dünyanın global Komünizme düşmüş bir çöplük olmamasını nasıl açıklıyorsunuz?

      Düşmanın gücünün mutlak veya mutlağa yakın olduğu zamanlar vardı, evet. Mesela Orta Çağlar. Peki o zamanlarla içinde bulunduğumuz zamanları gerçekten bir mi tutuyorsunuz? Evet, birçok şey ideal değil ama o zamanlara kıyasla hepimiz deyimi yerindeyse “cennette” yaşıyoruz. Tabii ki objektif açıdan hala eksik, korkunç ve iğrenç durumda olan birçok şey var ama düşmanın gücünün mutlak veya sonsuz olduğunu söyleyebileceğimiz günlerden çok uzaktayız. Her geçen gün insanlık uyanıyor. Gün bazında bakacak olursak yavaş bir uyanış gibi görünebilir ama tarihi de dahil eden bir bakış açısıyla bakarsak bu uyanışın baş döndürücü bir hızda olduğunu görebiliriz. 10-20 yıl sonra bile çok farklı bir dünyaya bakacağız. Yani birçok insanın ömründe görebileceği bir sürede. Durumlar böyleyken “her şey net olarak yalan” demek çok pesimistik kalıyor. Her şey umutsuz falan değil, aksine yarın sadece umutla dolu. Bu şekilde düşünmeyin, pasparlak bir gelecek bizi bekliyor.

      İyi günler.

      1. Dediklerinizi anladım ve katılıyorum fakat bu sefer de aklıma bir başka soru takılıyor.

        Yeni doğmuş bir bebek Yahudi ailesinde doğmuş ve yetişmişse ve kurtuluş onun için hiç yoksa bu ona bir nevi haksızlık olmaz mı? Yani demek istediğim pek tabii bizler de bir Yahudi ailesinde doğup, Yahudi olabilirdik o zaman bizler için de kurtuluş hiç olmaz mıydı?

        Teşekkürler.

        1. Esenlikler,

          Yeni doğmuş bir sivrisinek nasıl büyüyünce ne olursa olsun sivrisinek olacaksa, Yahudiler için de aynı şey geçerlidir. Örnek kulağa ekstrem gelebilir ama Yahudiler de bizden apayrı bir türdür. Siz bir Yahudi ailesinde doğup Yahudi olamazdınız, bu tamamen imkansızdır. Ruhların da ırkı vardır ve insanlar hep aynı ırka reenkarne olurlar. Yukarıda nasılsa aşağıda da böyledir. Bu yüzden ırksal saflık çok önemlidir; çünkü insanlar melezleştikçe insanların ruhlarının reenkarne olabileceği saf bedenler azalıyor ve ruh ile beden arasındaki uyuşmazlık problemlere sebebiyet verebiliyor. Fiziksel açıdan da bakarsak melezlerin yaşadığı birçok psikolojik ve sağlık açısından problem var. Neyse, konuyu dağıtmayalım.

          Kısaca siz asla Yahudi olamazsınız, ve Yahudiler de asla bizden olamaz. Bunun adaletsizlikle veya haksızlıkla ilgisi yok, düşman onları bu şekilde yarattı. Mayalarında bizlik yok. Onların ruhani yazıtlarında Magnum Opus gibi ruhani mükemmelliğe ulaşmaya yarayan ruhani simya bilgileri de bulunmamakta, genel olarak kaderleri (büyük ihtimalle ruhları sönene kadar) reenkane olup durmaktır. Onları eksik ve noksan yaratan düşmandır. Zaten tek amacı bir gezegeni istila edip üzerindeki tüm halklara parazitlik, şerefsizlik, haysiyetsizlik ve bölücülük yaparak gezegeni birbirine katmak olan bir halka tam ve eksiksiz beden ve ruhani yapılar bahşetmek gereksiz sarfiyet olurdu; ve belki de bir gün içlerinde vicdan yeşerip de pislik olmayı bırakırlardı. Dolayısıyla düşmanın onları eksik ve hastalıklı birer parazit ve pislik olarak yaratması mantıklıdır. Size hiçbir şey yapmamış, en ufak bir suçu bile olmayan bir halka karşı kötülük yapmalarının hiçbir sebebi olmadığını durup düşünecek vicdanları olmaması, düşman için “en verimli” çözümdür.

          İyi günler.

  2. Soruyu sanırım buradan soruyoruz

    İSA yahudi midir bu nerede geçiyor? çoğu yahudi düşmanı insanlar onu sembolizmi halina getiriyor belki de sizn dedikleriniz gerçekdışı

    1. Esenlikler,

      Bu konuya daha önce sitemizde detaylıca değindik, alakalı yerlerden bilgi alabilirsiniz. Bizim dediklerimiz kurmaca olan İsa karakteri hakkındaki mevcut tüm bilgilere dayanıyor, aksi en ufak bir bilgi mevcut değildir. Dolayısıyla dediklerimizin gerçekdışı olması mümkün değil. İsa’yı Yahudi bir haham dışında tasvir etmek yanlıştır, bu kaynaklarla sabittir. Elbette İsa asla var olmadı, ancak biz burada İsa’nın kurmaca karakterinden bahsediyoruz.

      İyi günler.

  3. Doğu ve Güneydoğu Avrupa (Aşkenaz) Yahudileri, ırk olarak Hazar Türklerine dayanıyor; bunlara özgün Yahudi ırkı denilemez diye düşünüyorum. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz. Esenlikler

    1. Esenlikler,

      Aşkenaz Yahudilerinin sözde Hazar Türklerine dayanması yalanı, Yahudiler tarafından “anti-semitizmi bitirmek” için ortaya atılan bir yalandır. Yahudilerin de “beyaz olduğu” yutturulabilirse “aslında o kadar farklı olmadığımız” fikrinin temelleri atılacak, bu sayede de Yahudiler aramıza çok daha kolay sızılabilecek ve kimse bu konuda şikayet edemeyecektir. Ama bu konuda basit Google araştırmaları bile kısa sürede ciddi sonuçlar sunabiliyor, buna en basit örneklerden bu sayfayı size sunabilirim. Deliller, mantıklı argümanlar ve çürütmelerle Yahudilerin hiç de bizden olmadığını açıklar nitelikte.

      İyi günler.

      1. Vay be ! teşekkürler ! Ben de zaten Koestler’in 13. kabileyi okuyarak bu düşünceyi edinmiştim. David Duke’un yazısı ilginç. Peki o zaman bu Doğu Avrupa Yahudileri de Filstinden mi oraya yayıldılar ve Hazar Türkleri özgün değilse bile Yahudi dinine mi bağlıydılar. Tarih kitaplarından öyle biliyorduk.

        1. Esenlikler,

          Hazar Türklerinin Yahudilerle gerçekten bir bağlantısı olduğuna inanmıyorum. Cidden rastlantı eseri onlar arasından da Museviliğe geçenler varsa bilemem ama kolektif olarak Hazar Türklerinin Yahudilikle direkt bir bağlantısı olamaz. Zira biz insanız ve beyazız, onlarsa Yahudi ve uzaylı. Hazar Türkleri de Türk olarak insandır. Yayılmalarına gelince, Joy of Satan’da birçok vaaz ve kaynak aslında Yahudilerin Doğu’da ortaya çıkıp Doğu’ya da kirlettikten sonra başka coğrafyalara yayıldıklarından bahsediyor. Bu konuda daha detaylı bilgi için forumlara bakabilirsiniz bence. Tarih kitaplarında elbette birçok doğru da var, ama yanlışlar da.

          Ve Tahsin Bey, sitemizdeki 666. yorumumuzsunuz! Tebrik ve teşekkür ediyorum! Size hediye olarak bir SURYA mantrası titreteceğim! 😁

          İyi günler.

          1. 666. yorum çok anlamlı çok sevindim ve ayrıca hediye için teşekkürler Şeytan her an yanınızda olsun 😀 iyi günler

          2. Esenlikler,

            Tabii hediye işin şakası; cidden mantranızı titrettim ama bir titreşim ciddi bir fark yaratmayacaktır. Sadece sürekli ilginize takdir ve teşekkürümü belirtmek istedim!

            İyi günler!

    1. Esenlikler,

      Aryanları Şeytan’ın orijinalinde yarattığı beyaz ve saf halk olarak tanımlayabiliriz. Aynı zamanda “Aryan” kelimesinin kökeninde ruhani gelişmişliği de temsil eden “Ari” de bulunur. Kısaca Şeytan’ın ve Tanrıların yarattığı, gözettiği ve bilgi ve aydınlanma bahşettiği, Doğanın yolunda ilerleyen, ruhunu geliştiren ve ırksal olarak saf halklar olarak düşünebiliriz. Tabii günümüzde artık çoğu kimse o ya da bu miktarda melezleşmiştir. Ancak meditasyon ve yoganın bize genetik olarak etki ettiğini biliyoruz; bu ve dünyayı kurtardığımızda daha da ilerleyecek genetik (ve diğer her türlü bilim) sayesinde her birimizin gerek ruhumuzu, gerekse de bedenimizi ve genetiğimizi saflaştırmamız çok daha kolay olacaktır. Gerek Şeytan’ın beyaz ırkı, gerekse de diğer tüm onurlu Centil ırkları saflığına ve yüceliğine tekrar kavuşacaktır.

      İyi günler.

      1. ehehehh saçmalamayın lütfen semitik halklar-slavlar-asyalılar untermensch türü olarak tanımlandı. Bunun için vikipediya girmeniz yeterli . Bunlar sadece iddiaa nazi alm.daki ırk tezlerine bakın

        1. Esenlikler,

          Ah, Wikipedia’da öyle mi yazıyor? O zaman çok üzgünüz, kesinlikle öyle olmalı. Hatta madem öyle, biz sitemizi de kapatalım. Elbette ki AIPAC’in, ADL’in paralı ve (((gönüllü))) köpeklerinin internette içerik değiştirme çalışmalarının olmasının hiçbir önemi yok, Wikipedia’da ne yazarsa doğrudur! Hadi kendi ideolojimizi düşmandan öğrenelim!

          Eleştirel düşünme nedir bilir misiniz?

          Birbirimizden nefret etmemizi isteyen tek güruh düşmandır. Şeytan bütün Centil ırkların Yaratıcısıdır ve Tanrıların niyeti, her birimizin ayrı evrimleşmemiz ama dostane ilişkiler içinde olmamızdı. Zaten düşman etkisi olmadan önce böyleydi ve düşman sürüldükten sonra da böyle olacak. O yüzden birbirimize Untermensch demek, gerçek Untermensch’liktir. Untermensch’liğin en geçerli tanımı, boynuna ilmek geçirilip istenilen yere sürülen bir sığır gibi düşmanın kontrolünde olup onların yalanlarına kanmaktır. Kişinin kanının nereden geldiğinden çok kanını ne uğruna akıttığı önemlidir. İsterse birisi 70 kuşak safkan Aryan bir nesilden gelsin, ruhunu Haham Yeşua’ya veya Sübyancı Muhammed’e yok pahasına sattığı anda değersiz ve şerefsiz bir soysuz olmuyor mu? Evet, oluyor. Bununla birlikte atalarının hataları yüzünden melezliğin en son raddesine ulaşmış birisi Şeytan’ın Gerçeğini bulup hem dünyayı, hem kendini kurtarmaya ve ilerletmeye çalışsa, bu kişi ilk örnekteki goy’dan çok daha soylu olmuyor mu? Bunlar basit şeyler. Kan önemlidir, evet, ama doğduğumuz şartları biz belirlemedik. Genlerimizi meditasyon ve yoga yoluyla değiştirebilir ve saflaştırabiliriz tabii, o yüzden bu konuya çok takıntı yapmaya gerek yok. Kandan daha önemli bir şey varsa o da onurdur. Tanrılar onura çok önem verirler, ve onursuz bir kimsenin soyu ne olursa olsun hiçbir değeri yoktur.

          İyi günler.

          1. Sözün en güzeli, söyleyenin doğru olarak söylediği, dinleyenin de yararlandığı sözdür.
            Ben sanırım cahillik etmişim kardeşim pardon ama vikipediaya da öyle yazıyor

          2. Esenlikler,

            Atatürk’ün dediği gibi, bilmemek değil öğrenmemek ayıptır. Kusura bakacak bir durum yok.

            Ve elbette farkındayım, internette “herkesin değiştirebileceği” veya “belli bir otoriteye” bağlı neredeyse tüm bilgi kaynakları bu şekildedir. Doğal, çünkü dediğim gibi düşman gerek paralı, gerek gönüllü bir köpek ordusuyla internette dezenformasyon savaşı vermekte. Bunun önünde de biz varız işte.

            İyi akşamlar.

  4. Pagan tanrılarımız dediğiniz tanrılarınmızdan Zeus’un ahlaksızlık hikayeleri, athena’nın pis hikayelerini neyle örtüyorsunuz. Bunlar nasıl tanrı? Böyle tacizkar hikayeler ıuydırmuşlar

    1. Esenlikler,

      Sitemizde de pek çok yerde belirttiğimiz gibi bu tarz hikayeler tamamen alegoriktir. Tanrıların “ensest” hikayeleri, birbirlerini katletmeleri gibi olaylar aslında sadece gerçekte bundan bahsetmeyen hikayelerdir. Bu alegorik hikayeler aslen ulvi ruhani olgu ve gerçeklere işaret eder. Genellikle bu hikayelerdeki Tanrılar özellikle de çakralara işaret etmektedir. Örneğin direkt kendi mitolojimizden atıfta bulunayım; Tengri’nin göğün “6. Katında” yaşayan Ay Han diye bir oğlu olduğu söylenir. Ancak biliyoruz ki gök 6-7 katlı falan değildir. Bu bariz bir şekilde 6. Çakraya işarettir. 6. Çakra ve onun uzantısı 3. Göz, Ay tarafından yönetilir. Örneğin sizin dediğiniz Athena’ya bakalım. Athena’nın Zeus’un alnından, “aklından” doğması da Kundalini’nin yükselip Üçüncü Göz’den çıkmasını temsil eder. Çok basit, değil mi? Tüm mitolojik hikayeler de böyledir. Hepsi o ya da bu şekilde ruhani gerçeklere işaret eder; ve insanlar binyıllar sonra bile unutmasın diye de hikaye şeklinde kodlanmıştır. Hepsi bu. Gerçekten örtbas arıyorsanız en yakın camiye bakabilirsiniz, kuvvetle muhtemelen o ya da bu noktada o ya da bu imam veya cami müdavimi tarafından çocuklara tecavüz edildiğinin üstünü kapatıyorlardır. Zaten ırkımızı, vatanımızı ve varlığımızı yıkmaktan başka hiçbir işlevi olmayan bu binalarda bu iğrenç ve aşağılık şeylerin yapılması da son derece normaldir. Yeni nesli olabilecek her açıdan yaralayıp felç etsinler ki inançları durmak bilmeden yayılabilsin, değil mi?

      İyi günler.

  5. Sorduğum sorunun saçmalığı için beni mazur görün,
    Reenkarne olduktan sonra kişiliğimiz veya cinsiyetimizde bir değişiklik olur mu?

    1. Esenlikler,

      Sorunuz hiç de saçma değildir, özellikle de bu konu hakkında adım başı dezenformasyon olduğu düşünülünce. Yeni Çağcı kaynakların söylediğinin aksine, her reenkarnasyonunuzda resmen piyango oynar gibi tamamen rastgele şekilde reenkarne olmazsınız. Şimdi Anıl Bey’siniz, bir sonraki yaşamınızda Afrika’nın kabilelerinden bir kadın, sonrasında da Asya’da bir hermafrodit olarak doğmak gibi bir şey kesinlikle yok. Bu ve benzeri saçma fikirler hem Gerçekliği gözardı etmekte, hem de yine alttan alttan ruhani komünizm propagandası yapmakta, “hepimiz biriz” gibi saçmalıklar. Tabii ki işler böyle değil. Yukarıda nasılsa aşağıda da öyledir. Genlerimizin ruhani karşılığı da vardır. Maddesel gerçeklik ile ruhani düzlem birbirlerini sürekli etkilerler. Meditasyonlarımız da bu yüzden bu kadar işe yarıyor ve bizi genetiğimize kadar etkiliyor ya zaten. Dolayısıyla cinsiyet ve ırk istisnai durumlar haricinde aynı kalır. Ancak Yahudilerin bize lanetleri arasında “kendimizi unutmamız” da yer alır; zaten reenkarnasyondan sonra her şeyi unutmamız ve anılarımızı geri kazanmamızın genelde bu kadar zor olmasının büyük sebeplerinden biri de budur. Öldükten ve yeni bir bedene girdikten sonra eski kişiliğimiz bilinçaltımıza saklanıp mühürlenir. Ancak elbette bu yeni enkarnasyonumuzda bambaşka birisi olacağız demek değil bu, “temelimiz” aynı ve “orada duruyor” sonuçta. Ve elbette belli egzersizlerle geçmiş hayatlardaki yeteneklerimizi, bilgilerimizi ve anılarımızı geri edinmek son derece mümkündür. Ve unutmayın, Spiritüel Satanizm’in amacı ölümü ebediyen yenmektir; o yüzden yeterince ilerleyenler için böyle şeyler sorun bile olmayacaktır!

      İyi günler.

  6. Merhabalar sitenizi tamamen okudum. Bazı forumlarda muhabbetiniz de dönmüştü hatta. Anlattıklarınız aşırı abartılı geldi bana. “Olağan üstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir.”

    Fakat maalesef kanıt sunmuyorsunuz. Meditasyonunuzu istemeyerekde olsa uzun süre devam ettirip tanrı çağırmayı defalarca denedim ve başaramadım.

    Örneğin size anne adım, baba adım, eski sevgilimin adı gibi şeyleri sorsam yanıt verebilir misiniz? Bu son ümidim eğer veremiyorsanız bir çok inanışı deneyip başarısız olduğum gibi sizinkini de başarısız sayacağım. Tabi yanlış anlamayın hem biraz kırgınlığım da var. Kızgın değilim fakat.

    1. Esenlikler,

      Sitemizin tamamını okuduysanız, kanıt sunduğumuz yazıları da görebilirsiniz. Bizimkisi kanıt sunması bakımından sıradan ve köhne bir “inanış” değil, Gerçek’tir. Eğer “kanıt” isteyen biriyseniz o zaman zihniniz sorgulayıcı düşünüyordur. Bu çok güzel, demek ki bilimin onayladığı şeyleri tasdiklemeniz gerekiyor. Ruhani fenomenler, yoga ve meditasyonun faydaları ve zihin gücü hakkında sunduğumuz, sunacağımız ve kendinizin de bulabileceği tonlarca araştırma var. Eğer ki bunların hepsine “değersiz” deyip sadece kendi anekdotal tecrübelerinize göre hareket ediyorsanız, o zaman “iman eden” kitlelerden ne farkınız kalır ki? Bilim ırk karıştırmanın da kötü ve zararlı olduğunu net ve kesin bir şekilde kanıtlıyor, bunu kabullenmek ille de zenci bir kadınla evlenip doğacak melez çocuğunuzun birçok açıdan geri kalmasını izlemek mi zorundasınız? Eğer bu soruya verdiğiniz cevap hayırsa o zaman ruhani fenomenlerin farkı ne? Ki bu konudaki bilimsel araştırmalar da tıpatıp aynı kesinliktedir.

      Bununla birlikte, meditasyon ve yoganın tek amacı “Tanrılarla iletişim” değildir. Kişinin varlık seviyesini yükseltmesi, kişiyi daha yukarı ve ötelere taşımasıdır. Eğer meditasyonları yarım yamalak yaptıysanız veya yaparken kendinizi sabote ettiyseniz zaten alacağınız faydaların sulanması son derece normaldir. Elbette meditasyonların işe yaraması için inanmanıza gerek yoktur, ancak en azından nötr bir zihinle yaklaşmanız faydalı olacaktır. Sonuçta meditasyona otururken içinizden “Bu olmayacak, bu işe yaramaz, hiçbir faydası yok” diye kendinizi doldurursanız yaptığınız şeylerin ne anlamı var? Ve tüm yazılarımızı okuduysanız, Tanrılarla fiziksel dünyadaki insanlarla görüştüğünüz kadar net şekilde görüşecek psişik açıklığa gelmenin yıllar sürebileceğinden bahseden bir yazımızı da okumuşsunuzdur. Meditasyonlar konusunda sunduğumuz iddialar, meditasyon ve yoganın kişinin sağlığını, dinçliğini, enerjisini, mutluluğunu geliştirdiği yönünde. Bu olağanüstü bir iddia değildir, ve öyle olmuş olsa bile zaten kanıtlarını ziyadesiyle sunuyoruz. Kanıtlamadığımız tek bir iddiamız bile yoktur.

      Yani kısaca hem bu işe “kanıt” isteyecek şekilde “bilimsel” yaklaşıp hem tüm bilimsel kanıtları gözardı etmek, hem kişisel olarak çok araştırıcı bir kişilikte olduğunuzu ima edip sizin işinizi bize veya başkalarına yaptırmaya çalışmak yanlıştır; Satanizm hem pastanızın duracağı, hem de karnınızın doyacağı bir din değildir. Siz ruhani olarak ilerleyip başka insanların anne adını, baba adını, eski sevgililerinin adını öğrenmek istiyorsanız bunu yapabilirsiniz; ancak zaten belli yeteneklere sahip insanlar vakitlerini bu konuda olabilecek en kaba ve verimsiz “kanıt”ı isteyen insanlara harcamayacaktır.

      Satanizm bireysel bir dindir. Biz bu ve başka birçok yeteneğin edinilebileceğini kanıtıyla sunuyoruz, isteyen bu yetenekler üzerinde çalışıp istediği “kanıta” bu şekilde ulaşabilir. O vakte kadar da bilimsel araştırmalar, hükümet belgeleri gibi şeyler herhalde yetecektir.

      İyi geceler.

    1. Esenlikler,

      Klasik olarak Hitler’i Yahudi düşmanlarıyla bir tutmak için uydurulan yalanlara benziyor. Yok Hitler aslında Yahudiydi, yok Hitler Rothschild ajanıydı, öyleydi böyleydi. Bunları çok gördük, hepsi gülünç derecede acınasıdır. Bu konuda birçok iddia var, hepsine cevap vermeye çalışsak Satanizm hakkında yazamayız. İnternette biraz araştırma yapan, veya hatta aklını kullanan herkes görebilir ki bu iddialar tamamen boştur.

      İyi geceler.

  7. Sümer tabletlerinde geçen Anu gerçekten Enki ve Elil’in babası mıdır ve lider midir; Anu hakkında bilgi verebilir misiniz. Esenlikler

    1. Esenlikler Tahsin Bey,

      Bu tabletlerdeki “Anu”, sadece alegoriktir ve ruh ile ilgilidir. Anu, Enki ve Enlil bir üçleme oluşturmakta ve yine bu da alegorik oluyor, kelimenin gerçek anlamıyla algılanmamalıdır. Daha önce bahsettiğimiz ve bildiğiniz üzere antik metinlerde bazen Tanrılar sadece Tanrıların Kendilerini değil, ruhani olguları ve gerçekleri de temsil eder ve Tanrıların “hikayeleri” ruhani mesajlar içerir. Aynı zamanda “Anu” ve “An”, tıpkı “El” gibi Tanrısallığa işaret eden bir unvandır ve Tanrıların unvanları/isimleri için de kullanılır – en güzel örneği olan SatAN gibi.

      İyi sabahlar!

  8. esenlikler
    Enki/Satan/Şeytan insanı ne için yarattı; bilimsel bir merak ya da ArGe gibi nedenle mi yoksa başka bir neden mi var. Bilimsel bilgilerimize göre homo erectustan homo sapiense dönüşüm yaklaşık 150 bin yıl önce başladığı söyleniyor. S S ye göre Dünyada ilk yaratılış ne zaman başlamıştır.

    1. Esenlikler,

      Tanrılar için sadece laboratuvar projesi değiliz elbette. Sebebi(miz) çok basit aslında. İnsan neden çocuk yapar?

      “Yaratılış”a gelince, Satanizm bilimi reddetmez veya bilimle çatışan iddialarda bulunmaz. Tanrıların bizi onbinlerce yıl önce yarattığını biliyoruz, elbette ondan önce de daha gelişmemiş bir halde vardı.

      İyi akşamlar!

  9. Herşey tamam çok güzel aydınlatma.İslamiyete rabıta adı altında nasıl girdi peki hiç düşündün mü.Tecrübelerini sorduğumda cevapları hep aynıydı sürekli bir göz görüyoruz demişlerdi ama korkarak biz başlangıçtan beri burdayız.Sözde cennetten kovulana hizmet etmen beni mutlu etti.Devamını getir ne kadar gidebildin görelim

    1. Esenlikler,

      Hristiyanların -kara büyü aracılığıyla belli hedefleri saf dışı bırakmada da kullanılan, ağır tarikatçı- Jesuit veya Cizvit örgütüne majikal eğitim bilgileri nereden geldiyse, İslam isimli ölüm tarikatına “rabıta” saçmalığı da oradan gelmiştir. Örneğini verdiğim Jesuit’lerin kurucusu ve lideri Yahudiydi, içlerine giren ve kendilerini ezoterik konularda ilerletmek isteyen insanlar da düşman kolektifinin tiksinç ve zararlı enerjilerine bağlanarak belli egzersizler uygularlardı. Bunun ucu çıkmaz sokaktır, sonunda da kişi ruhunu düşmana tek lokmada yedirecektir. Dolayısıyla gözmüş, başından beri orada olmaymış… Bunlar çocuk hikayeleri. İslam 1400, Hristiyanlık 2000’den fazla olmayan yaşlarda, yani insanlığa ve Kadim Pagan Dinlerimize kıyasla bebek yaşında olan, sonradan görme, dış kapının dış mandalı ve dağdan inip bağdakini kovan bir avuç mağara adamı inancıdır ve ebediyen de öyle kalacaktır. O yüzden bu inançları bir şey sanmayın, hiçbir şey değiller ve saihp olduklarını iddia ettikleri istisnasız her şey bizden geliyor. Bu dünyadaki güzel her şeyin tek kaynağı Pagan’lık ve Pagan’lardır. Kovulmak şöyle dursun, Dünyanın tek ve nihai Lord’u ezelden ebediyete kadar Şeytan’dır, bunu bir avuç Yahudi ve onların köpekleri değiştiremeyecektir. Biz bu işin “devamını” dünyanın tamamında 4. Reich kurulana kadar getireceğiz, düşman tarafına hizmet edenler düşünsün.

      İyi günler.

      1. Esenlikler

        Ben ibrahimi dinlere tabi olan bir piyon değilim.Neden ibrahimi dinlerin bir uydurması olan şeytana tapıyorsunuz.Anladığım kadarıyla iyiyi kötü kötüyü iyi gösteren sözde doğanın kanunu adı altında işledikleri haltlar sebebi ile sizlerin gerçekleri insanlara yansıtabilmeniz.Ne kadar uğraşsakta onlar gibi bir insanız daha fazlasına ulaşabilmek için en sevdiklerinden vazgeçmek gerekli.Pagan görüşüne katılıyorum lakin zamanında öyle böyle diyenler ayin yaparken iliklerine kadar soğuktan faydalanıp bu bedeni terk ederek bedel ödemişler.Peki bu yaşamın amacı ne bize verilen bir hediye mi yoksa gerçekten eleme için mi

        1. Esenlikler,

          Siz çok yanlış gelmişsiniz. Şeytan’ın İbrahimi inançların uydurması olmadığı bahsettiğimiz en temel şeylerden. Size tavsiyem sitemizi biraz daha detaylı okumanız. Satanizm kötülük, karanlık, ölüm, umutsuzluk veya mutsuzluk ile ilgili bir din değildir. Burada “eleme” yapmak istediğimiz tek güruhlar, insanlığın düşmanları.

          “Hayatın anlamı kendini ve evreni geliştirmektir.” Şeytan Baba

          Ve bir yandan kendi ırklarını, vatanlarını, gezegenlerini yok pahasına satan ve düşmana hizmet eden veya direkt düşman olanlar, bir yandan da dünyayı bu insanlara rağmen kurtarmaya çalışan bizler varken, “onlar gibi” kıyaslamasını kabul etmiyoruz. İnsanlık sadece iki ayak üstünde yürümek değildir. İnsan olup “hayvandan düşük” yaşayanlar da var. Satanizmin amacıysa insanlığın doğuştan hakkı olan Tanrısallığa ulaşmaktır.

          İyi akşamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir