Beelzebul: Hakkında İleri Düzey Bilgiler

Bu yazı, Joy of Satan sitesindeki aslından çevrilmiştir.

 

Beelzebub: Hakkında Hiyeratik Bilgi

Bu sayfada verilen bilgiler ileri düzeydir ve Baalzebul hakkında daha detaylı bilgi edinmek isteyenler için bilgi içerir.

İlah İsimleri hakkında şunu demek gerekir ki, bu İsimler, numerolojik olarak Davet ve İnvokasyon için en uygun İlah İsimleridir.

İlah İsimleri:

  • [*]Baal-Zebul [Va-AL-ZeBul şeklinde telaffuz edilir]
  • [*]Baal-Zevulon [ Ba-AL-zevulON* şeklinde telaffuz edilir]
  • [*]Baal-Al-zevul [Ba-Al – ALZEVUL şeklinde telaffuz edilir]

*İngilizce sözcük nebula/nebulon gibi, ancak ZEbulon

İlahi Sembolleri:

  • Yıldırım
  • Sieg Rünü
  • Boğa Başı
  • Meşe Ağacı
  • Thor’un Çekici
  • Varja [Hindu]
  • Dağlar & Dağ Zirveleri

İlahi Sayıları ve Atıfları:

  • Sayılar: 40, 50, 60*
  • Rünler [önem sırasına göre]: Thurisaz, Tiwaz, Sowilo.
  • Zodyak Güç Burcu: Koç
  • İlahi Hayvan Sembolleri: Büyük Kartal, Boğa, Şahin, Yılan

Beelzebul’un İlahisi: Beelzebul’a Adanmış Onursal/İnvokasyon Amaçlı İlahi [GELECEK]

 

BEELZEBUB ayrıca BAALZEBUB, ENLİL, BEL, “PİR BUB” * BAAL ZEBUL ve BEELZEBUTH olarak da bilinir. Goetik Demon “BAEL”, Antik Yunan’da ZEUS, İskandinavlarda THOR, Hinduizmde İNDRA ve Baltıklarda PERKUNAS olarak bilinir.

Diğer İsimleri:

[*]Gündelik, sıradan konuşmalarda kendisinden Beelzebub ya da Beelzebul, hatta Zeus olarak bahsedilmesinde bir problem yoktur. Ancak, yukarıda sıralanmış hiyeratik İsimler, davet gibi spiritüel çalışmalarda en iyi iletişimi sağlayacaktır.
[*]Beelzebul, farklı Pagan Panteonlarında farklı isimlerle anıldı; Perkunas, Thor, Zeus gibi, hepsi de benzer ve alakalı İsimler. Bütün bunlar; Yasaya, Göksel ve Yersel Düzene, güçlü bir liderlik figürüne işaret eder, ancak başlıca Yıldırıma. Hindistan’da İndra, Meru Dağı’nın en tepesinde yaşar [aynı şekilde Zeus’un Olimpos Dağı’nın tepesinde yaşaması gibi], kutsal Varja’nın Yıldırımı’nı kuşanır. Ancak Adı, aynı zamanda “Yağmur” kelimesi için de bir köktür.

Doğudaki Kökenlerine ek olarak, Beelzebul, Zeus adıyla anıldığı Yunan Panteonundaki en önemli tanrılardan biriydi. Daha sonrasında bu, Antik Yunan kültüründen çıktığı bilinen Roma Panteonuna yansıdı. İskandinav Panteonunda büyük saygıyla anıldı, Slavik Panteonda da aynı şekilde. Kral anlamına gelen “Bel” ya da “Baal” genel terimi; üst düzey gücü, spiritüel hükümranlığı belirten bir onursal unvandı. Bugün bile Orta Doğu’da, terim aynı anlamını koruyor. “Baal” sözcüğü, Antik Yunan’da “Basileus” sözcüğü ile ilintiliydi, bu da aynı şekilde Kral anlamına geliyordu. Sonuç itibariyle Zeus’un yüzü [Basileus], Krallarla alakalı her objeye yerleştirildi: Paralar, Kalkanlar, Yazıtlar ve dahası.

 

 

 

 

 

Spiritüel mitlerin modern yorumlamalarına karşın, Zeus en önemli Tanrıydı ve başın tepesinde bulunan Taç Çakrasının [Gökler] sembolüydü. Enlil, aynı tanrının bağdaştırmasıydı. Tam da bu sebeple, Beelzebul’un “Gökler” ve “Yağmurun Bahşedicisi” sıfatları/terimleriyle ilişkili oluşu ya da “Düşmanlarına Yıldırımlar Yolluyor” oluşu, Zeus’un nitelikleriyle bağdaştırılıdır. Zeus, aynı zamanda yağmurun bahşedicisi olarak anıldı, bu, sembolik olarak enerjinin Taç Çakrasından aşağı akışını sembolize eder, kişide yağmurla yıkanmış gibi bir hissiyat yaratabilir. Diğer yandan Yıldırım, meditasyon sırasında kişinin biyoelektrik tarafından “çarpılması” hissiyle ilişkilidir, gerçek elektriğe oldukça benzer bir hissiyatı vardır. Yıldırımın sembolü Yıldırım ya da Sowilo rünleridir [Yıldırım rünüyle kastedilen büyük ihtimal Thurisaz].

Beelzebul’a adanmış modern sıfatlar, düşmanın İbrahimi dinler yoluyla binlerce yıldır sürdürdüğü kültürel ve spiritüel savaşın bir eseri. Hakaretin ve dezenformasyonun miktarı oldukça yüksek, ancak bu durumda bile inkâr edilemez bir biçimde zarafetin ışığı, aşırı oranda spiritüel güç, ve en yüksek otorite gözükebiliyor. Tanrıların düşmanları bile bunu fark etti. Beelzebul, Zeus olarak elinde tuttuğu “Tanrıların Kralı” sıfatından “Demonların Kralı” sıfatına geçiş yaptı. Yunanca’da, Daemon kelimesi “Tanrı” anlamına gelir, ve bu yüzden unvanı aynı şekilde kalmış oluyor. O kesinlikle Demonların Kralı. Bu gerçeklik, bir sürü düşmana ait büyü kitabında görülebilir, bu kitaplar onu tanımlarken, komutası altında “bitmek bilmez rütbeler” olduğunu anlatır. [1]

Psikolojik olarak Beelzebul/Zeus, maskülen gücün doruğunu sembolize eder. Antik zamanlarda Herküles’e ve zamanın diğer Kahramanlarına babalık yaptığı söylenir. Tüm antik dualar, açıkça onun dünyanın, ya da “kozmos”un belirleyici gücü olduğunu ifade eder, açık bir şekilde “her şeyin”.

Yargıya dahil olan en yavaş Tanrı olmasına karşın, onun öfkesi en şiddetli olandır, kutsaması da en güçlüsüdür. Antik Yunanların bununla ilgili bir sözü vardı: “gerçekleşen her şey, Zeus’un huzurunda gerçekleşir.” Bu söz, özellikle sınırlarını aşmış ve tiranlığa varmış dünyevi otoriteleri hedef gösteriyordu. Zeus, tiranların düşüşünü sağlayabilir, ancak aynı zamanda negatif güçler tarafından yerinden edilemeyecek kralları da yükseltebilir.

Onun iradesi hem Tanrıları hem de ölümlüleri yönetir. Beelzebul ayrıca savaşları başlatabilir ve bitirebilir. Evrensel bir güç olarak, o durdurulamazdır ve zaptedilemezdir. Ayrıca Hinduların Varja silahıyla ilişkilidir.

Sadece Şeytan’ın kendisi onun buyruklarından, tercihlerinden ve kararlarından üstündür. Onun iradesi, Yönetici İrade’dir. Beelzebul’un gücü Antik Dünya’nın her bir köşesinde bilinirdi, ve tüm dünyada en güçlü Tanrı olarak bilindi. İncil bile, onun gücünü Şeytan’ın gücüyle eş tutar. Yeni Ahit’teki Vahiy Kitabı’ndan bir ifade: ‘Burası Şeytan’ın tahtının olduğu yerdi’ (Vahiy Kitabı 2:13). Burada belirtilen yer, Küçük Asya’daki/Türkiye’deki Pergamon Antik Kentidir. Pergamon Altarı, arkeolojik bir merak konusu. Bu Tapınak kurtarılmıştır ve günümüzde Berlin’dedir.

 

 

 

Bir sembol olarak, Atasal Düzenin Tanrısıdır [buradaki ata, baba anlamındadır, ataerkil ifadesindeki gibi]. Oldukça yüksek otoritesinden ötürü, Yunan Panteonunun [ve dahasının] lideriydi ve Atasal, Sıkı ve Adalet odaklı yönetimin bir simgesiydi. Şeytan, Panteonların iç işlerini ve Gizemleri yönetirken ve en yüksek otoriteyi elinde tutarken, Beelzebul sık sık maddesel dünyanın yöneticisi olarak gözüktü. Zeus ayrıca “Tanrıların Babası” olarak da anıldı, çünkü o bir sürü Tanrıya babalık yaptı, ancak aynı zamanda bir sürü dünya kahramanları ve Yarı-Tanrılarla da ilişkiliydi, Herküles ya da Büyük İskender gibi. İnsanların bakışından, Zeus ayrıca “Kaderin Belirleyicisi” olarak da anıldı, ve ayrıca insanlığın yaratılmasındaki oldukça önemli yardımlarından ötürü “İnsanların Babası” olarak da anıldı. [2]

“Sineklerin Lordu” lakabı ise düşmanları tarafından Adına edilmiş bir küfür ve aşağılamadır. Bunun kaynağı Zeus’un bir sıfatından gelmektedir, “Zeus Myiagros”tan, Türkçesiyle “Sinekleri [Vebaları] uzak tutan Zeus”tan. Antik Yunanca’da “Mye” diye telaffuz edilen ve “Sinekler” anlamına gelen sözcük, bir harfin çıkarımıyla çarpıtıldı ve “Myaros”a dönüştürüldü, bu da “Sineklerden Olan”, ya da “Kirlenmiş Olan” [Ahlakın/saflığın kirlenmesi/bozulması anlamında] anlamlarına gelmektedir. [3] [4]

Yine aynı şekilde Yahudiler tarafından Beelzebul’un Adı, bir harfin değiştirilmesiyle Beelzebub’a çevrildi. Ki bu da daha önceki bilgi sayfasında açıklandı. Çoğu kez bu uygulama, Adlarını çarpıtmak ve İbranice’de etki verici bir biçimde onlara küfür etmek adına Pagan Tanrılarına yapıldı. Ona karşı işledikleri suçlar sadece Adını değiştirmekle, hakaretle, iftirayla, ve Onu olabildiğinde en aşağı biçimde tanımlamakla bitmiyor. Düşman İncilinde Beelzebul’un adı sık sık saygı ve korkunun birleşimiyle geçer. Yeni Ahit’te direkt olarak “İsa” kurmacasının karşıt düşmanı olarak anılır. O kadar engin bir etkisi ve gücü vardı ki, “İsa” kendi iyileştirme “Mucizelerini” gerçekleştirirken, kimse bunun onun tarafından yapıldığına inanmadı ve bu etkinin “Beelzebub”tan geldiğini söylediler. Yaygın olarak, bölgedeki şifa tanrısı Beelzebub idi, olağanüstü ve mucizevi iyileştirmeler gerçekleştiriyordu. Bu öykü ve incilin kendisi yalan da olsa, bu, düşmanın, Beelzebub’un ne kadar yüksek bir seviyede olduğunu ve onun olağanüstü güçteki iyileştirme yetisini anladığını gösteriyor, ancak aynı zamanda tüm Demonik varlıklar üzerindeki hükmünü de anlıyorlar. İncil’de, Şeytan’ın acınacak hâldeki Nasıralı’yı [İsa] hor görmesi gibi, Beelzebul’un İsmi de Nasıralı’nın zavallı şakalarının varlığını büzüveriyor. Bu, düşmanın yalanlarıyla doldurduğu kendi işlerinde bile böyle. Beelzebub’tan yukarıda olan tek şey Şeytan’ın kendisidir. [5]

Beelzebul’a gerçekleştirilen saldırılar, günümüze kadar sistematik bir şekilde, hem Yahudiler hem de İbrahimi bağnazlar tarafından yapıldı. 2015 yılında, bu yobazlar ve insanlık tarihinin yok edicileri, Palmira’daki Bal Tapınağı’nı yıkıma uğrattılar. Bu Tanrının yüksek gücü aynı Şeytan’ınki gibi o kadar fazlaydı ki, onun mirasını İnsanlık tarihinden silebilmek adına tahrip ve tahrifin her bir yolu denendi.
Açıkça görülüyor ki, çabaları boşa çıktı.

Beelzebul’un gücünün enginliği, sadece Şeytan’a ikinci gelir, düşmanın açıklamalarında yer edinmiştir. Yahudiler tümüyle, Beelzebul’a yaptıkları saldırıların kendi dinibütün insanlarından geldiğini biliyor. Kullanılan Spiritüel Savaş diline dikkat edin:

“Baal’a karşı yapılan spiritüel savaşın güçlü dalgaları, onu alaşağı edecek ve onu bir baş-demona dönüştürecek, ve Tanrıya karşıt olacak. Baal’a yapılan saldırılar Eski Ahit’teki yazılardan geliyor, genellikle Yahudileri Baal’a tapınmaktan caydırmak için ve onları Yahveh altında birleştirmek için yazılan yazılardan. […] Baal, gücü açıkça ortada olan, yaşayan bir tanrının adıydı. Evrensel bir tanrı olarak Baal, tek boyutlu bir tanrıdan fazlasıydı ve daha kompleksti. […] Yeni Ahit’in yazılmasıyla, Baal kesin bir şekilde gübreyle, pislikle, ve cinsel sapkınlıkla ilişkilendirildi ve Yahudi daireleri içinde Beelzebub olarak anıldı.” [6]

Not düşmek gerekirse, çoğu Yahudi o dönemde bile önemsiz ve yalan “Kendi Tanrılarını” bırakıp Pagan dinî hareketlerine sızmak istedi. Paganların aksine, Yahudiler bunu bilerek yaptı; çünkü onlar güçsüzdü, ve doğaları gereği kültürlerine ihanet edip sızmak istediler. Paganlar ise nadiren din değiştirdi, ve bunu yaptıklarında da ya toplu şekilde katliama uğrayıp zorlanmışlardı ya da soykırımdan sonra buna ortam oluşmuştu.

Beelzebul ne biçimde olursa olsun tüm vebaları savuşturabilir; bu fiziksel hastalık da olabilir [iyileştirme yetisi dolayısıyla], sosyal tehlikeler de olabilir [Adaletin temincisi], ya da başka türlü spiritüel lanetler de olabilir. Sineklerle olan ilişkisinin ve “Myiagros” kelimesinin gerçek anlamı budur. Uğultu, tıslama, ve yüksek seslerle ilişkilidir, ve hepsi de tekrarlı sözcüklerle ve titreşimlerle uyumludur; ruhu temizler ve ruha dert olmuş lanetleri kaldırır, ruhu iyileştirir.

Entomansi harici; Zeus’un “sinekler” yollama gücü hakkında başka bir gizli anlam vardır. Biyoelektrik ya da Vril hissiyatı, derinin üzerinde “böceklerin” gezinmesine benzerdir [yukarıda açıklandığı gibi ağzın uğultusuyla, tekrarlı sözcüklerle bu hissiyatın oluşumu mümkündür].

Ekron’un Şifa Tanrısı olarak Onun iyileştirmeye dair kudreti ve iyileştirici gücü, Vril’in yükselen gücüyle sembolize edilmişti, ki bu da uygulayıcının derisinde karıncalanmaya sebebiyet verir.

Zeus, ayrıca Yunan Panteonununda; gereksinimin mutlak ve amansız gücünü, hiçbir varlığın kaçamayacağı kaderi sembolize etti. Ancak aynı zamanda Zeus, Kronus ya da Satürn ile savaşandı, ve insan doğasının sıkı limitlerini ve karmayı kırarak kendini kral olarak çıkaran.

Yıldırım Tanrısı olarak ilişkilendirilmesi de yukarıda açıklanan sebeplerden ve havayı değiştirebilmesindendir. Beelzebul, Yıldırımları kuşanan İskandinav Tanrısı Thor’dur. Beelzebul’un gücüne karşılık gelen Rün, Thurisaz/Thor’dur, ki bu da Yıldırımdır. Onun ikincil Rünleri ise Sowilo ve Tywaz’dır. Bugün bile, Beelzebul’un üst düzey önemi, Thor’un isminin günümüz “Thursday”i olarak kurtulmasından görülebilir, ya da basitçe Thor’un Günü. [Burada ekstradan bir bilgi vermek gerekirse, Thursday, Perşembe günüdür ve Jüpiter gezegeninin günüdür. Lord Beelzebul, Romalılarda Jüpiter’dir.] Onun gizli hükümranlığında, o ayrıca Güneş ile ilişkilendirilmiştir, ve Güneş Kralıdır. Ek olarak, Tyr Rünü, Şeytan’ın buyruklarının Beelzebul’un eliyle uygulanmasını ve onun Adaleti sağlamasını sembolize eder.

Zeus’un Silahi, “Keravnos” adlı Yıldırım, “Keruvim” sözcüğüyle ilişkilidir, bu da Yahudi ve Hristiyan aldatmacasıdır. İbranice sözcük “Cherub”, en yüksek spiritüel rütbeye ve bir varlığın gücüne ilişkin kullanıldı, ki bu durumda bu da Beelzebul’un olağanüstü gücünü göstermek amacıyla oluyor. Orfizm’in gizemlerinde Zeus, “Yıldırım”a olan yetkinliği yüzünden sıkça saygıyla anıldı. Bu yıldırım, ruhu pasif uyuşukluk durumundan canlılığa getiriyordu.

Beelzebul/Zeus, o zamanki bilinen dünyanın neredeyse tamamını fetheden Büyük İskender’in Koruyucu Demonuydu. İskender, Mısır Tanrısı Amun ile ilişkili [Amon Ra ile ya da başka bir tanrı olan Marduk ile karıştırılmaması gerekir] Zeus Ammonas’ın bir oğlu olduğuna inandı ve bunu açıkça ilan etti. Beelzebul; iyi talihin, sağlamlığın, ve felaket zamanlarındaki iyi talihin bahşedicisidir. İskender, Orta Doğu’ya girdiğinde “Baal”ın oğlu olarak tanındı ve aynı zamanda Yunanistan’da, Zeus Ammonas’ın Oğlu olarak bilindi. İskender, genellikle “Basileus” olarak çağrıldı, ki bu da Doğuda “Bael” idi, Kral ve En Ulu Hükümdar anlamlarına geliyordu.

Aşağıda Zeus Ammonas’ın heykeli ve Büyük İskender için basılmış paralar bulunuyor. Görülebileceği gibi, benzeşim bariz, özellikle mutlak hükümranlığın bir sembolü olan boynuzlar. Büyük İskender, kendisinin anne tarafından Tanrı Beelzebul/Zeus’un soyundan geldiğine inandı, annesi de Antik Yunan Kraliyetinin soyundandır. İskender, Dünya üzerindeki süresinde geniş kesimlerce, tüm Pagan medeniyetleri tarafından Tanrının gücünün fiziksel bir vücut buluşu olarak kabul gördü. Annesi Olympiad da ayrıca son derece spiritüel bir kadındı ve okült ritüeller ve meditasyonları pratik ederdi.

   
Lord Zeus/Enlil/Bael                       Büyük İskender, Makedonya Kralı

Hristiyanların neredeyse tüm dualarını bununla sonlandırdıkları “Amen” sözcüğü, Zeus’un bir sıfatı olan Amon’dan çalıntıdır.

33 yaşındaki gizemli ölümü [kimse ona gerçekte ne olduğunu ayrıntılarıyla bilmiyor], hayatının 33. yılında Magnum Opusu tamamlamış olabileceğine dair dikkat çekici ihtimale ve böylece yaşamının “sonlandığına” gönderme yapar, fiziksel ölüme değil. Zehirlendiğine ve öldüğüne dair hikâyeler pek de doğru görünmüyor. Doğumunun miti, Yıldırım sembolünün imgelerine oldukça bağlıydı. Öyle ki annesinin “yıldırım tarafından hamile bırakıldığı” söylenirdi. Plutarhos, İskender’in öbür Pagan kültürlerine her zaman hoşgörülü davrandığını, ve tanrıların aynı olduğunun farkında olduğunu yazar. Aristoteles’ten [o zamanın Makedonya, Yunanistan’ındaki en yüksek hiyerarşide bulunan öğretmen] eğitim alan İskender, iyi eğitim görmüştü ve Simya gibi Spiritüel Pratiklerde tecrübeliydi. [8],[9],[10]

Zeus’un sembolizmi zengindir ve spiritüel alegorilerle, çok katmanlı bilgilerle doludur. Zeus’un ismi açık bir şekilde Proto-Avrupa diliyle ve Uzak Doğu’yla bağlantılıdır. O, düşmanın konuşup durduğu bir ifade olan “Göklerin Babası”dır, gerçek olandır. Çoğu zaman, onun etkisi oldukça uçsuz bucaksızdı, bu yüzden Şeytan Baba’dan farksız olarak sadece “Tanrı” ya da “Baba Tanrı” olarak çağrıldı. Zeus’un gücü genelde nedensellik kavramıyla, yaşamla, varlıkla ve eter elementiyle, bölünmeyle, benzer yapıda çoğalmayla, ve evrenin yaratılışı ve yaşamın özü için gerekli olan şeylerle ilişkilendirildi. Zeus’a atfedilen onlarca sıfat vardır, hepsi de sembolik olarak elinde bulundurduğu tüm varlığın üstünde olan çeşitli güçlere göndermeler yapar, onun eksiksizliğini ve bir Tanrı olarak mükemmelliyetini gösterir. [11]

Sümer Destanlarında insanlığı batırmış “Tufan”ı yollayan Enlil’e yönelik yalan hakkında

Yahudi Zecharia Sitchin’in önemsiz düzmecelerine karşın, Enlil [Sümerlerde Beelzebul] hiçbir zaman Enki’ye karşı gelmemiştir, dolayısıyla Şeytan ve Beelzebul’un da arasında böyle önemsiz şeyler yaşanmamıştır. Spiritüel mitolojiye dair Yahudilere ait, Tanrıları yerme ve özellikle insanları spiritüel anlayıştan uzak tutma amaçları güden derinlikten yoksun yorumlamalar var. Hayır, Enlil hiçbir zaman “insanlığı” boğmadı.

“Tufan” denilen, “insanlığı yok eden” şey, tüm Pagan kültürlerinde bulunan genel bir spiritüel mittir. Mit, Enlil ve Zeus için önemlidir, ve bu da Beelzebul’a dair başka bir direkt bağlantıdır. Tufan, Cennet Bahçesi’nden farksız olarak var olmuş spiritüel alegorilerin en önemlilerindendir. Şeytan, Cennet Bahçesi Miti’ni elinde tutarken [başka bir konu içinde detaylıca açıklanacak], Baalzebul en önemlisi olan “Tufan” mitini elinde tutar.

Yahudiler bu miti çalıp kendi dinlerinin yanlış açıklamalarıyla Nuh’un Gemisi’ne evirmişlerdir. Nuh ve “karısı”, Deucalion ve “Phyrra”dan çalıntıdır. Phyrra’nın İsmi, “Fire” anlamına gelir [Türkçesiyle ateş], Zeus tarafından ‘yollanan’ tufanda insanlığı kurtarmıştır. Yukarıda açıklandığı gibi, “su tufanı”, Taç’tan akan spiritüel enerjinin bedeni doldurup taşırmasıdır. Ateş, insanoğlunu güçlendiren Kundalini Yılanını sembolize eder.

Tufan Miti, insanın içindeki arı olmayan elementlerin boğulmasıyla ilgilidir, ve onun yerine Tanrısal spiritüel enerji ve üst düzey olgun ve asil doğa gelir. Bu, meditasyonlar ve ruhu güçlendirmeyle sağlanır. “Tufan”, spiritüel gerçekliğe göndermesi bulunan spiritüel bir alegoridir.

İda ve Pingala [Yılanın ateş ve su yanları] ruhu temizler. “Tufan”, ruhu su elementiyle taşırmayı [kendiliğinden olacak gerçekleşmesi gereken bir durum] sembolize eder. Böylece arı olmayan elementler batar ve arındırıcı ateşin sembolizmi olan Phyrra, insanlığı tufandan kurtarır. Ayrıca, Magnum Opus için başka önemli hazırlıklar da bulunmaktadır.

-Yüksek Rahip Hooded Cobra 666

 


 

Kaynaklar/Bibliyografya:

1. Dictionary of Ancient Greek, J. Stamatakos
2. Encyclopedia of Greek and Roman Mythology, Luke Roman and Monica Roman
3. In the general works of Pausanias, Zeus is referred to as the “Fly remover”, meaning he warded off pestilence and curses. More on this on: https://en.wikipedia.org/wiki/Myiagros
4. Ibid., 1, “Daimon” section
5. Hebrew Bible: Matthew 12:24, Mark 3:22, Luke 11:15 and so forth.
6. “Beelzebub: An Unfairly Demonized Deity?”, Huffington Post, https://www.huffpost.com/entry/beelzebu … _b_9759936
7. Ibid 2, Entry for Zeus.
8. Plutarch, Greek Lives.
9. “Alexander the Great as a God”: https://www.ancient.eu/article/925/alex … -as-a-god/
10. Few surviving examples exist, most of the declared to be “fake”, as they were confiscated by the Christian Church which rewrote history. An example of these texts is Secretum Secretorum
11. Ibid 2, “Deucalion and Phyrra” section

 

*Lord Beelzebul’dan direkt olarak Yüksek Rahip Hooded Cobra’ya verilen bilgiler

4 thoughts on “Beelzebul: Hakkında İleri Düzey Bilgiler”

  1. Merhaba, sitede Demonlarla ilgili bir yazıda Zeus (mammon), Beelzebub’dan tamamen bağımsız bir tanrı gibi bahsedilmiş, orası biraz kafamı karıştırdı hep.

    Perseus, Herkül gibi Zeus yarıtanrıları alegori mi yoksa gerçekten de yaşadılar mı? Yaşadılarsa doğrudan Beelzebub’ın yarıtanrıları oluyor.

    1. Esenlikler,

      O dönem Yüksek Rahip ve Rahibelerin iletişimi şimdiki kadar net değildi ve bazı şeyler doğru aktarılamadı. Bunlar günümüzdeki daha net iletişimle birlikte düzeltiliyor.

      Beelzebul’un derken ne kastedildi anlamadım. Herkül, magnum opusu gerçekleştirdi ve bir yarı tanrı oldu. Lord Beelzebul ise aynı Lord Azazel’in Apollonius’a babalık yaptığı gibi bu kahramanlara babalık yaptı ve onları manevi oğulları olarak gördü.

      İyi geceler.

      1. Merhaba, Ikinci metinde Beelzebub’ın yarıtanrıları diyerek kastettiğim şey, tıpkı Lord Asmodeus’un babasının tanrı, annesinin insan olması gibi. Mitolojide Herkül ve Perseus Zeus’un çocukları olduğu için bu kişiler gerçekten de yaşamışlarsa Beelzebub’ın çocukları oluyor diye demiştim. Kan bağı yani.

        Bu arada bağımsız olarak bir şey daha sormak istiyorum. Bütün Yahudiler olan bitenden haberdar mı yoksa büyük bir çoğunluğu doğrulardan habersiz mi yaşıyor? Eğer ikincisi gibiyse Yahudiler’in satanist olamaması ne bakımdan? Biyolojik olarak mı imkansız yoksa ahlâkî olarak mı?

        Teşekkürler!

        1. Esenlikler,

          Öyle olduğunu sanmıyorum. Tanrılar binlerce yıldır aramızda bulunmadığı için Herkül ve Perseus’un çok çok uzun zamanlar önce yaşamış olmaları gerekiyor. Benim bildiğim Yunan medeniyeti o kadar eskilere dayanmıyor, tabii ki tarihte Yahudi çarpıtmaları da olabilir, bu ihtimali dışta tutarsak Herkül ve Perseus’un direkt oğulları olmalarından ziyade manevi oğul olmaları ya da Büyük İskender gibi soyundan gelmeleri (yani atalarından birisinin Lord Beelzebul’un çocuğu olması) daha mantıklı oluyor.

          Yahudilerin hepsi tabii ki haberdar değil. Haberdar olanlar genel olarak hahamlar ve üst düzey politik yetkililer ya da başka güç pozisyonlarındaki kişilerdir. Ki onların bile Reptilian’lardan ve Tanrılardan genel olarak haberi olduğunu sanmıyorum. Onlar sadece milli çıkar olarak bakıyorlardır -kendi kanımca-. Sadece hahamların her şeyden haberi olduğunu düşünüyorum. Yahudilerin SS olamama sebebiyse kendi kanlarından ötürüdür. Zaten bizde olan 7 çakranın 7’si yok, sadece 4 tanesi var ve genetikleri Centil değil. Kanları ve ruhları gereği sadece sızmaya, yok etmeye, kötülüğe programlanmış bir ırk; tabii ki de bir SS olamaz. Biz, mutlak dengeyi ve iyiliği (burada kastettiğim yeni çağcı iyilik anlayışı değil) arzularken, onlar tam tersini yapıyorlar. Onlara yeteri kadar şans tanındı. Mısırlılar, Persler, Yunanlar, Romalılar ve nice pagan kültürü onlara acıdı ve onları barındırdı. Hitler de onlara merhamet gösterdi. Gösterilen merhametin karşılığı ne oldu? Kötülük. Ne zaman biz onlara merhamet göstersek onlar arkamızdan bıçakladı. Yani zaten içlerinde iyilik, sadakat ve Centil etiği olmadığını anlamak için fazla da düşünmeye gerek yok.

          İyi akşamlar.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *