Spiritüel Satanizm: İntihar Hakkında

Kaynak: Joy of Satan forumları, Yüksek Rahip Hooded Cobra’nın aynı konulu vaazı. Bu vaazdaki “ben” diliyle kullanılan ifadeler Yüksek Rahip Hooded Cobra’nın ağzındandır.

İnsanların Şeytan’a, düşmanla alakalı inançlar, düşmanın sebep olduğu zararlı durumlar ve empoze ettiği zihinsel problemlerden ötürü ortaya çıkan felaket durumlardan kurtulmak için gelmesi çok nadir bir olay değil. Bu kötü varlıklarla ve cehalet içinde boğulan insanlarla bu sağlıksız ilişkiler ve ruhani anlayıştan tamamen yoksunluk, hayatı kişinin içinden çıkamaz bir hale geldiği bir sefalet çukuruna dönüştürebilir, ve bu gittikçe daha da yığın halinde büyüyebilir. Tabii bu herkes için geçerli değildir, ama birçok insan tam olarak bu durumda.

Bu dünyadaki herkes, güç seviyesinden, muazzam talihinden ve ruhani güç de dahil olmak üzere her tür gücünden bağımsız bir şekilde zor zamanlardan geçecek. Burada bir örnek verecek olursak, dünyadaki herkes paranın tüm sorunların çözümü olduğunu düşünür ve evet; gerçekten de para birçok sorunu, hatta son derece geniş bir yelpazedeki sorunları çözmeye yarar, ama tüm sorunları değil. Parayla çözülemeyen ve derin köklere sahip bitmek bilmez miktarlarda başka sorunlar var.

Bir tane örnek verecek olursak, yanlış hatırlamıyorsam Norveç’li Centil, Avrupalı bir milyarder, çocuklarıyla birlikte Sri Lanka’ya tatile gitti ve “şans eseri” Yahudiler tarafından, IŞİD teröristleri aracılığıyla yapılan bir terör saldırısında patlamanın etki alanında kaldılar. Bu organizasyonu Yahudilerin yarattığını biliyoruz ama bu şu anki konudan alakasız. Adam 4 çocuğundan 3’ünü bu patlamada kaybetti. Bu tarz olaylardan da anlaşılması gerektiği gibi, “para” tüm sorunların evrensel bir çözümü değildir, ve hatta yanlış kullanılırsa daha fazla soruna da sebebiyet verebilir. Bu talihsiz adam kimseye çocuklarını geri getirmesi için para veremez, para çocuklarını geri getirmeyecek, ve bu bir trajedi.

Bu hayatın acımasızlığının ve her şeyi para, zenginlik, ün veya başka tek bir araç ile “çözmenin” mümkün olmadığının bir örneği. Tabii ki elimizdeki her tür araç bize yardımcı olur. Ancak Centillere her şeyin sadece finansal bir problem olduğu söyleniyor, ki birçok durumda paranın konuyla alakası yok. Birçok insan parasal açıdan tüm sorunlarını çözmelerine rağmen bambaşka sorunlarla yüzyüzeler, ve hatta bu sorunların bazılarını “fakir ama gururlu” vatandaşlarımız tecrübe bile etmeyebilir. Bu sorunlar zihinsel, duygusal, depresyon, inanç tabanlı, yalnızlıkla alakalı veya her çeşit başka keder olabilir.

Çok basit bir şekilde anlatacak olursak, hayatımızda Tanrılarımıza ihtiyacımız var, ve bir açıdan Onlar da bizim ilgimizi ve dostluğumuzu seviyorlar. Biz Onların öğrencileriyiz ve Onların öğretileri aracılığıyla büyüyoruz. Tıpkı okula gidip çok düşük puanlar alan veya sınıfta kalan, ama yine de bir amaç için bu okula gelmiş olduğunun bilincinde olan birisi gibi, Satanizm’de bulunan bizler de performans eksikliğinin veya negatif durumların tersine çevirilebileceğini anlamalıyız.

Ama, kişisel olarak hiçbir şeyi toz pembe bir mercekte göstermiyorum ve bilmeniz gerekiyor ki, işler size ne kadar karşıysa ve her şey ne kadar kontrolden çıkmış görünüyorsa, her şeye o kadar emek harcamanız gerekecek ve hiçbir şey bedavaya, oturduğumuz yerden gelmiyor. Tabii birçok insan tembellerin yolunu tercih edebilir veya sorunlarının hiçbir çözümü olmadığını düşünebilir, ama içten içe herkes bunun bir yalan olduğunu biliyor. Mükemmellik ütopik olabilir ve daha çok “tünelin ucundaki ışık” olarak takip edilebilir, ama hayat gerçekten çok iyi ve mutluluk dolu olabilir; hele de kişi adanmışlığını kendisini düzeltme yönünde gösterirse.

Herkesin dikkatini çekmek istediğim başka bir konu da, “Hayatımızın”, bir Satanist olduğumuzda anlamla dolu bir hayat olduğudur. Çok derin ve engin bir anlamla dolu bir hayat. Başka insanların asla sahip olmayacağı bir anlam; ve aynı zamanda umutlarla ve olasılıklarla dolu, kişinin gelişebileceği, evrimleşebileceği ve başkalarının asla düzeltme şansı olmayabilecek şeyleri düzeltebileceği bir hayat. Sadık ve pratik eden Satanistlerin önünde yatan fırsatlar, hem Yüce Tanrılarımızla ilişki kurabilmeleri, hem de kendi ruhlarını kavrayıp ustalıkla evrimleştirene kadar düzeltme açısından bakacak olursak, kelimenin tam anlamıyla olağanüstü. Aşırı duygusallaşmaya gerek yok ama evet, Tanrılar bizi seviyor ve evet, Tanrılar bize zamanlarıyla, ilgileriyle, enerjileriyle ve yardımlarıyla yatırım yapıyor.

Bu hayatta çile çekmiş birçok insan var ve insanların intiharı bir “çıkış yolu” olarak görebilmelerini anlıyorum, ancak çoğu zaman, kişi bunu yaparak kendisinden başka kimseye kötülük yapmış olmuyor. İntiharı düşünen insanların çoğu bunu sadece “Kendilerini” düşünerek, hayattan beklediklerini alamadıkları algısından veya tecrübe yoksunluğundan ve dolayısıyla bakış açısı darlığından yaparlar. Bu durumda algılar son derece benmerkezci ve egoist bir modda takılıp kalmıştır.

Kişi bu düşünce biçiminin ötesine bakabilirse, ve kendisini aynı zamanda Tanrılarla, halkımızla, ırkımızla, genel olarak misyonumuzla ortak bir topluluğun, oluşumun yaşayan bir üyesi olarak görebilirse, o zaman kişi, hayattan olabilecek en iyi ve en güzel şekilde istifade edip kendisini yüceltmekle sorumlu olduğunu da anlamalıdır. Bir zincir, halkaları kendi kendini koparırsa var olamaz. Ancak bir zincir, her bir halka yanındaki halkaya yardımcı olursa daha güçlü olur, ve topluluğumuz da bu yüzden var [forumlar, vesaire]. Gerçek isminizi veya kişisel bilgilerinizi paylaşmanıza gerek bile yok, sadece kardeşlerinize hayatınızda ne gibi sıkıntılarınız olduğunu anlatabilirsiniz, ve onlar da size yardımcı olabilirler…

…Tabii siz de kendinize yardımcı olmak istiyorsanız.

Kişi Satanist olduğu zaman, alınıp kelimenin tam anlamıyla ruhani, zihinsel ve birçok durumda da fiziksel bir bataklığın içinden çıkarılıp yükseltilir. Eğer kişinin içinde bulunduğu bataklık fiziksel değilse, o halde çoğu zaman diğer iki seviyede bataklık olması garanti sayılır. Kişi cidden iyi durumda ve rahatsa bile, yine de tırmanacak çok yolu vardır.

İnsanlar sıklıkla gelip “intihar etmenin” herhangi bir şeyi “çözeceğine” inandıklarını söylüyorlar. Bu durum incelendiğinde, bir kişinin intihar “seçeneğiyle” yüzleştiği bir durumla karşı karşıya kalabilmesi için ortada ya korku, ya yığınla problem, ya da her ikisi birden gerekir. Kişi 50 yıl hapis cezası yemişse, veya kesinlikle, %200 kapana kısılmış oldukları bir durumdaysa, o zaman belki intihar tutarlı bir seçenek olabilir. Satanizm’de kişi, Hristiyanlıkta ve İslam’da olduğu gibi intihar ederlerse “daha da fazla” cezalandırılmayacaklar, ancak bu, direkt olarak intiharla birlikte gelecek doğal sorunların olmadığını göstermez.

Ruhani yasaları anlayamama, birçok insanın “intihar”ın tüm sorunlarını çözüp onları bir nevi “boş sayfa” haline getireceğine inanmasını sağlıyor. Ancak bu tamamen yanlış. Tıpkı temel algılarımızın ötesinde görünmez bir ışık tayfı ve bunu yöneten evrensel yasalar olduğu gibi, bizim de zihinsel, ruhani bedenimiz var. Bu birim, ölüm sonrası fiziksel bedenden ayrılıyor. Bu durumda şu an olduğunuz gibi olacaksınız, sadece başka bir “boyut”ta. Birçok insan ölünce veya ölüm döşeğindeyken bu ruhani bedeninin “çıkmasını” tecrübe ediyor; ve intihar edenler de hemen yanı başlarında cansız bedenlerini görüyorlar. Bu noktada da kişi, asla geri alamayacağı bir davranışın pişmanlığını yaşıyor.

Bu olduğu zaman elbette geri dönüş yok; ve kişi astral düzlemde kalmak, potansiyel olarak acı çekmek veya kaybolmak ve kendisine daha da büyük belalar gelmesini sağlamak zorunda kalıyor. Bunun dışarıdan gelen bir “ceza”yla hiçbir alakası yok; sadece çok basit bir ruhani yasa. Bu durum kişinin bünyesinin ve mizacının, astral formdayken bile kendisini negatiflik, üzüntü ve acıyla debelenme ve başka birçok çirkin şeyin kaynağına çekecektir. Birçok durumda kişinin reenkarne olabilmesi için gezegenlerin konumlarının uygun şekilde hizalanması ve uygun beden gibi şeylerin “müsait” olması gibi şeyler onyıllarca sürebilir. Dolayısıyla kişi kendini attığı bu yeni ve gittikçe kötüleşen [çünkü enerji kendine benzer enerjileri çeker] hüzün çukurunda uzun bir süre kalacak, ve ondan sonra da reenkarne olacak; ama bu hayatı da kişinin ruhunda bulunan karmik kusurlardan ötürü iyisiyle kötüsüyle [daha çok kötüsüyle, çünkü kişi öldükten sonra ruhani olarak ilerlemez, olsa olsa geriler] geçmiş hayatının bir “yeniden oynatması” olacak. Sonra kişi kendisini yine aynı döngüde sıkışıp kalmış bir durumda bulabilir.

Yukarıda bahsettiğimiz şeyin ne kadar sürebileceğinin kaba bir tahminini verecek olursak; 10, 25 veya 70 yıl, hatta yüz yıl sürebilir. Bunun kulağa çok uzun geldiğini biliyorum, ama evet, bazen reenkarnasyon için uygun durumların oluşması bu kadar uzun sürebilir, ve bu ciddi şekilde şartlara bağlıdır. Kişinin başına gelen olayların tekrar “döngülenmesi” de potansiyel olarak yüzlerce yıl ve reenkarnasyonlar boyunca sürebilir. Şimdi, bu kişinin intihar ederek gidebileceği yol. Bu cidden tüketici bir süreç. Üstüne üstlük, bundan hiçbir şey öğrenmiyor ve kazanmıyorsunuz. Bilakis, bunlar ruhu ölüme yaklaştırıyor. Ve bunu kulak arkası etmeye çalışan insanlara karşın, hiçkimse kendisi için kelimenin tam, gerçek ve mutlak anlamıyla “ölüm” istemez. Sadece sorunlarından kurtulmak ister.

Kişi, kendisini hayatta tutmanın sadece kendi için değil, başkalarıyla paylaşılan yüksek amaçlar ve hedeflerin de iyiliği için olduğunu hatırlamalıdır. Kafamıza gerçekten füzeler yağmıyorken vazife yerimizi terk etmek gerçekten rezil ve utanç verici bir şeydir. Kendinizi ve hayatınızı sevmeniz gerekiyor, ve kendinizi sevmiyorsanız, o zaman size bağlı olanları düşünün.

İnsanların sahip olduğu çoğu sorun 2 veya 3 yıllık bir süre zarfında çözülebilir, ve burada hatrı sayılır miktarda çözmekten bahsediyoruz. Buna işsizlik, iş sorunları, eğitimle ilgili sorunlar ve insanları çoğu zaman boyunlarına kadar batıran başka her çeşit problem de dahil. Bu 2-3 yıllık zaman zarfı içinde, kişi ruhu özgürleştirmek ve sıkıntı yaşadığı konularda ilerlemek için majikal çalışmalar yapabilir. Tamamen iflas edip dibe vurmak için gereken yılların sayısını hesaba katarak düşünürseniz, ilerlemek için sadece 2-3 yıl harcamak gerçekten hiçbir şey. Ondan sonra iyice ivme kazanıp gittikçe daha fazla ilerleyebilirsiniz. Bunu bir anlamda meditasyona paralel olarak düşünün.

Çok inatçı durumlarda bu çalışmaların yıllarca tekrar edilmesi gerekebilir, aynı zamanda gerekli yönde fiziksel eforun da devam etmesi gerekiyor. Ama burada püf noktası olan şey, çoğu insanın büyüme ve ilerleme yokluğundan ötürü gittikçe daha depresif hale gelmesi, ve büyüme meydana gelirse de bunun son derece motive edici olduğudur. Bütün bunların sonunda, kişinin özgüveni -belki de akla gelebilecek her durumda- hayatta kalma yeteneğinden ötürü inanılmaz derecede güçlenecektir. Çoğu sorununuzdan çıkış yolu olmadığına bile inansanız, bir yol her zaman vardır, ama bazı durumlarda Koruyucu Demon‘ınıza akıl danışmanız gerekebilir (Onları duyabilecek seviyede olmanıza gerek yok, sadece işlerin daha iyi olacağı olasılığına zihninizi açın ve çözüm aramak için kendi üzerinize düşeni yapın).

Ancak unutmayın ki hayatta yerinizi sağlama alacak en temel şey şudur: Zihninize, düşüncelerinize ve ruhunuzun enerjilerine hakim olmak. Bu temele sahip olduktan sonra yolunuza çıkacak problemlerin %99’unu aşabilirsiniz, sadece kendinizi gerçekleştirme ve özdenetim gücünüz sayesinde. Bunu edinirseniz, o zaman diğer sorunları da sadece kendinizi vererek çözebilir. Ve aslında çoğu insan dış durumların aşırı derecede trajik olduğundan ötürü çok fazla acı çekmiyor, sadece zor durumlardan ötürü acı çekiyorlar çünkü zor durumlar onlara çok güçlü bir etkide bulunuyor, zira zihinlerini sakinleştirmiyorlar. Bu korkunun ve güvensizliğin büyümesine izin verir. Sorunlarınızı çözme gücüne sahipsiniz, ve bunu kesinlikle yapabilirsiniz. İlk gereken şey kendinize çeki düzen vermek.

Bunu çok sarhoş olmuşsunuz da sonra çok sağlam bir kahve içmişsiniz gibi düşünün; kafa karışıklığı halinden uyanış çağrısına cevap vermeye bir geçiş. Sarhoşluk halindeyken önünüzü bile göremez olmuş, hayatınız ellerinizden kaymış ve sanki tek seçeneğiniz daha çok içmek gibi görünüyor olabilir. Buradaki sarhoşluk hali; bataklığa batmış olduğunuzdan ötürü hiçbir çözümü görememenize, kafa karışıklığı haline paraleldir. Bu kafa karışıklığı ne kadar dağılırsa, planlarınızı o kadar kolay kurup ilerlemek için kendinizi o kadar kolay toplayabileceksiniz. Bu da sizin siyah kahveniz oluyor.

Şeytan azim ve kararlılık sahibi insanlara değer verir, ve bu kararlılığı gösterir veya en azından toplamaya çalışırsanız, O da size yardımcı olacaktır. İnsanların merhamet hislerini harekete geçirip sadece asalaklık yapmaya çalışmayı alışkanlık haline getirmiş, veya yardım eli isteyip eli vereni de aşağı çekip sefilliğin artmasından tatmin olan insanlar tiksindirici ve aşağılıktır.

Son olarak, topluluğumuzun sorunlara yardımcı olmak ve birbirimizi desteklemek için burada olduğunu unutmayın. Çok derin bir sebepten ötürü biz bir aileyiz. Forumlarda daha fazla bilgiye sahip olanlara danışın; ve ilerlemekte olan, sorunlarını aşmış olan kardeşlerimiz, sizler de ellerinizi tıpkı Tanrıların elleri sizlere uzatıldığı gibi uzatın. Bu şekilde herkes yükselir ve hem kendimizi, hem de ortak varoluşumuzu güçlendiririz.

Koyunların durmadan ağlaması, hiçbir şeyi yoluna koymaması ve kendi koyun olma seçimlerinden ötürü üzüntü içinde debelenmesi normal.

Ancak bize gelince, bizim tek seçeneğimiz tekrar ayağa kalkmak, kurtlar olarak birleşmek ve ilerlemeye devam etmektir. Hayatınız iyileştirilebilir, bunun bilgisinde olun ve bu amaca doğru ilerleyin. İlk başta bunu başlatmak için kalkıp hareket etmelisiniz. Ondan sonra da başarısızlık endişelerine rağmen bu iyi Yolda ilerlemeye devam etmelisiniz.

Ve her zaman hatırlayın: Siz bir Satanist’siniz. Bunu her zaman zihninizin merkezinde tutun. Şeytan Kendinden olanlara yardım eder.

-Yüksek Rahip Hooded Cobra 666

“Spiritüel Satanizm: İntihar Hakkında” hakkında 12 yorum var

  1. İntihar ederken birşeyin bilincinde olduğumuzu zannediyoruz ama yanıldığımızı düşünmüyoruz intihar ederek cesurluk yaptığımızı düşünüyoruz zorlukları göğüslemenin asıl cesurluk olduğunu düşünmüyoruz.Kısa yoldan zengin olmayı aramaktan ne farkı var, zorlukları basite indirgiriyoruz beraberinde getireceklerinide umursamıyoruz asıl darbeyi hayatta o zaman alıyoruz,olanlar yetmedi birde ben kendi canıma vururum,asıl cani hayat değil kendimiz oluyoruz.Boşluktayken rehavet’e kapılıp tutunmayı reddediyoruz.Kimsenin bizi umursamadığını düşünüyoruz ama tanrılarımızı unutuyoruz yada hiç tanımadığımız insanlar ,torunların ve kazandığın insanlar olabilir.Sürekli en iyi kahramanların masallarda olduğunu düşünüyoruz en büyük kahramanlık içimizdeki canavarı yenmek yoksa bizene masallardan,gerçekler ile yüz yüze gelmek daha önemli.Umarım en kısa sürede bu gibi süreçleri atlatırız

    Elinize sağlık admin birçok insan bu gibi süreçlerden geçiyor bunları ele almanız çok sevindirici.

    1. Esenlikler,

      Güzel kelimeleriniz için sağ olun, sizin de çorbaya bir güzel tuzunuz oldu.
      Bu konuyu zaten ele almayı düşünüyordum, ama “listede” biraz gerideydi. Ama hem maillerden, hem de yorumlardan bazı kişiler depresif veya intihara yönelik şeyler yazınca bunu öne almaya karar verdim. İnsan canı bu, yeri doldurulmaz. Ben bir şeyi bir gün geç yayınladım diye biri ölürse benden de bir parça ölür.

      İyi geceler.

  2. “Şayet kendi iraden haricinde gerçekleşen herhangi bir şeye iyi veya kötü dersen, kötü şeyler olduğunda veya iyi şeyler olmadığında tanrıları suçlaman, bunların sebebi olan veya sebebi saydığın kişilerden nefret etmen kaçınılmazdır. Oysa sadece bizim irademizle bağlı şeylerin iyi ya da kötü olduğunu düşünürsek, ne tanrıları suçlamamıza, ne de insanlara düşmanca davranmaya gerek kalır.”

    Güzel yazıyı çevirdiğiniz için teşekkürler

    1. Esenlikler,

      Marcus Aurelius iyi biri ve Stoacılık felsefesinde belli inciler var, ama günün sonunda metinleri büyük ölçüde yağmalanan medeniyetlerden kişiler bunlar. Dolayısıyla her yazan şeyi mutlak gerçek olarak kabul etmemek lazım. Evet elbette, gücün ve dolayısıyla sorumluluğun kendimizde olduğunu fark edip ona göre hareket edersek çok daha sağlam bir psikolojiyle dünyaya bakarız, ama unutmamak lazım ki bazı kontrolümüz dışında faktörler de var; gezegenler ve düşman gibi. Dolayısıyla hayatımızın sorumluluğunu kavramak, ama bir yandan da kontrolümüz dışındaki faktörlere de iyi anlamda müdahale edilmesi gerekiyor.

      İyi geceler.

      1. Marcus Aurelius’un eserini okudum, değiştirilmiş olması muhtemel olduğunu çok düşünmüyorum. Çünkü eser eskiden de geleneksel görenek ve anlayışlarımız, Hristiyanlığın aksine efendi ahlakına sahip olduğumuzun bir kanıtı.

        Katolik kilisesi ve Vatikan “centillerin ve paganların sanıldığı gibi yaprağı don yapıp gezmeleri, sapık olmaları, aşağılık olmaları” gibi yanlış algıların anlaşılmasından dolayı, değiştirmeyi suistimal etmiş olabilirler, nasıl olsa toplum sadece onları ahlaklı görür. Felsefeyle uğraşan birine sorsak bile Stoizmi Hristiyanlık zamanında çıktı sananlar mutlaka olur. Tam tersi Marcus Aurelius o kadar pamuk kalpli bir adam olmasına rağmen kristo kikelere işkence ettirmiştir 😁

        Ama modern filozoflar için bunu diyebilirim, Schopenhauer, Nietzsche, bu gibi yazarlar değiştirilmeye müsait.
        Yine de bunlar büyük ufuklar açarlar, Nazi Almanyasında Nietzsche en çok popüleritesi olan, yani okunan yazardı sanırım.

        1. Esenlikler,

          “Efendi”den kastınızın ne olduğu da önemli. Efendi, İbranice bir kelimedir ve Tanrılara yakıştırmak uygun değildir.

          Ve evet, zaten demek istediğim de Stoacılığı Hristiyanlıkla bağdaştırmaya çalışan zevzekler çok fazla var. Eklemem lazım, zaten pamuk kalpli, vicdanlı bir hükümdar, kendi ülkesindeki bu tarz pisliklere işkence etmek ve kovmak zorundadır. Etik olarak.

          Nietzsche Nasyonal Sosyalist felsefesi için çok önemli bir yazar/düşünür, evet. Ve aynen öyle, Nietzsche’nin önerdiği pozitif nihilizm’in pozitifini atıp adamın güzel mesajını “hayat boş, parti yap coş” şekliyle anlayan şuursuzlar oluyor. Bilinçsizlik işte.
          Bunların hepsini değiştirmek için buradayız.

          İyi akşamlar.

  3. Sizi seviyorum gerçekten çağrıma bir cevap gibi oldu bu.. Teşekkür ederim, deniyorum. Gerçekten deniyorum umarım başarabilirim bu benim son şansım.

      1. Öğrenciyim parasızlık sıkıntısı çekiyordum bu yüzden psikolojik problemlerim var bir çıkış yolu ise gözükmüyor. İntihar etmeyi düşünüyorum hep ancak hala yapamadım.

        1. Esenlikler,

          Onun yerine ruhaniyet ve büyüyle hayatınızı düzeltmeye ne dersiniz? Yolunuz açık, bu vaazda da bundan bahsediliyor. Daha hayatınızın bağrındayken hayatınızı çöpe atmak size hiç yakışır mı? Bundan daha iyilerine layıksınız.

          İyi akşamlar.

  4. ben gerçek hayata kadınlara güvenmeyen sır vermeyen biriyim
    bir kadına aşk büyüsü yaparsam nolur satanic anlamda ben aldatılmak yada nankörlükten korkarım ve güzel kızlarla çıkmak evlenmek isteyen biriyim sizce aşk büyüs yaptığım kadından çocuklarım olursa nolur ve büyüler hakkında devam nitliğinde yazı gelecekmi ve joy of satan
    arkadaş nasıl bulurum yanlızım müslümanlar yanında sürerkli koluma yada kalbime lucifer simgesi çiziyorum bir sakıncası varmı yeni zelanda saldırısı hakkında ne düşünüyorsunuz
    iyi günler

    1. Esenlikler,

      İlgi duymadığınız birine sadece eğlencesine aşk büyüsü yapmak hem etik olarak yanlış, hem de sürdürülemez olacaktır. Yani istemediğiniz birine aşk büyüsü yaptınız, size aşık oldu, sonra? Gerisini getirmeyecekseniz bu cidden sorumsuzluk olur. Dolayısıyla ilgi duyduğunuz, tanıdığınız ve dolayısıyla anlaşacağınızı bildiğiniz birine büyü yapabilirsiniz. Ya da daha da iyisi direkt size uyacak, sizin seveceğiniz, sizi de sevecek ve aranızda güven ve sevgi dolu bir ilişki olacak bir partner çekme üzerine genel olarak büyü yapın. Bu şekilde sıkıntı yaşamanız da mümkün olmayacaktır.

      Tanrı mühürleri kutsal sembollerdir, ancak kendinizi korumak için bunun yerine Koruma Aurası ve benzeri, güç sağlayan meditasyonlar yapmanız daha uygun olacaktır.
      Yeni Zelanda saldırısı ve benzeri aptalca olaylar Yahudiler tarafından meydana getirilen olaylardır. Müslümanlardan (eklemem gerek ki tamamen haklı şekilde) nefret eden güruhlara hiçbir katkısı olmaz, aksine bu gibi olaylara “kurban gitmiş zavallı Müslümanlar”, sempati, ilgi ve imtiyaz toplayarak istila ettikleri ve yayıldıkları bölgelere daha da kök salarlar. Dolayısıyla akıllı bir insanın yapacağı bir iş değil, yahudilerin insanları koştuğu bir iş. Bu tarz olayların geneli böyledir zaten.

      İyi akşamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir