Şeytan “Kendinden Olmayanları” Cezalandırır Mı?

Bir okuyucumuzun Kitab el Celve hakkında yaptığı iki yoruma cevaben yazdıklarım son derece uzayınca, ayrı bir yazı olarak yayınlayıp herkesin faydalanmasını öngördüm. “Yazıya çevrilebilecek yorumlar” konsepti bir süredir değerlendirdiğimiz bir fikir, gereğe ve talebe göre ileride de kullanabiliriz. Siz okuyucularımızı daha fazla bekletmeden, bu okuyucumuzun iki yorumunu ve ona cevabı aşağıda görebilirsiniz, yorum zincirinin tamamını incelemek isteyenler buradan ulaşabilir:

Zero rumuzlu okuyucumuz:

“Ben veririm ve geri alırım: zenginleştiririm ve yoksul bırakırım. Mutluluğa da, sefalete de ben sebep olurum. Bunları, her dönemin niteliklerine uygun biçimde yaparım. Ve kimsenin benim işleri yönetme biçimime dahil olma gibi bir hakkı yoktur. Bana karşı çıkanlara hastalıklarla acı çektiririm; ancak benden olanlar, dışarıdan olan insanlar gibi ölmeyeceklerdir. Kimse bu dünyada, benim koyduğum süreden daha uzun yaşamaz; ve eğer istersem, bir kişiyi ikinci veya üçüncü kere, ruhların göçüyle [Reenkarnasyon] tekrar dünyaya yollarım.”

Bir yoruma attığınız çeviriden alıntı. Dinde zorlama yoktur ama bana karşı çıkanlara acı çektiririm, bendense sıkıntı yok. Yanlış anlamayın ama Pislamın yaptığının aynısı. Bu gerçekse beni çok hayal kırıklığına uğratır.”

Soyga kardeşimizin ona cevabı:

“İslamın yaptığının aynısı demek, hmm. Peki o halde sözün hangi kısmında “sizden olmayanları köşeye sıkıştırın” veya öldürün yazdığını söyler misiniz?

Hiçbir yerinde. Şeytan merhametlidir, ancak bir düşman size saldırıyorsa ve sizin eliniz armut topluyorsa bu hem kendi sonunuzu hazırlamak, hem zorbaya yer vermek, hem de kendi faaliyetsizliğinizle çöküşünüzü hazırlamak olur. Bizler aptal değiliz ve savunduğunuz fikir tam anlamıyla günümüzde İslam, Hristiyanlık ve Yahudi yandaşlarının yalanlarını gün yüzüne çıkarmak yerine onlara karşı sessiz kalmak oluyor. İddia ettiğiniz gibi İslam’a benzer olsaydı Şeytan’ın “benim varlığımı sorgulayanlara acı çektiririm” demesi gerekirdi.
Günümüzde yaşanan en büyük sorunlar ve sıkıntılar her zaman insanlığın Yahudi düşüncelerine ve istilasına karşı çıkmamasından ve onları kucaklamasından dolayı meydana gelmiştir, ancak Şeytan’ın liderliğinde galibiyetimiz sonrası bu bir daha asla yaşanmayacak ve insanlık Yahudiliğin ne derece hastalıklı bir inanç/ırk olduğunun farkına varacak.”

Zero’nun son cevabı:

“Peki siz bana nerede bana saldırana acı çektiririm dediğini söyler misiniz? Ben islamla aynı mentaliteyi taşıyorsunuz demedim. Bu tutumun aynısı islamdada var dedim. Yazıda bana saldırana karşılık veririm yazmıyor ki. Bana KARŞI ÇIKANA acı çektiririm diyor. Dünya’da diktatorlerin yaptigi gibi. Bu yazilana gore ben seytanin ak dedigine kara diyemem. Yoksa hastalıklarla acı çekerim. Şeytan nasyonal sosyalist bir toplum duzeni istiyorsa hayir ben anarşistim diyemem. Yoksa ona KARŞI ÇIKMIŞ olurum ve acı çekerim. Burada yazan belli, ben buna bir cevap istiyorum. İslam, yahudilik, hristiyanlik ne yapiyor umrumda mi sizce? Ve bu durum gerçekten anladığım gibiyse, ki ne yazıyorsa onun üzerine mantık kurdum, anlamanız içinde büyük harflerle yazdım. Bu tutumun aynısından diktatorlerde, yerden yere vurdugunuz diger “dinler” ‘de de var. Şeytan kişilerin terchine karışmaz ama ona karşı bir tercihin varsa sana acı çektirir. İbrahimi dinlerde zorlama yoktur ama ona karşı gelirsen yakılırsın. Arada ki fark nerede bu durumda? Şeytan bana saldırana karşı elim armut toplamaz dememiş ki siz bana böyle bir cevap yazıyorsunuz. Umarım beni bir güzel yerin dibine sokarsınız vardığım bu sonuçtan doğru, haklıysam buna en çok ben üzülürüm.”

Öncelikle belirtilmesi gerekiyor ki “diktatör” aslen kötü bir şey değildir, en azından orijinalinde. Eski Roma’da (özellikle de acil durumlarda) “mutlak yaptırım gücüne sahip olan kişi” anlamında kullanılmıştır. Elbette ki tarih boyunca bunun (Yahudilenmiş hükümdarlar ve Yahudilerin kendisi tarafından) iğrenç şekillerde kullanıldığına şahitlik ettik, ve zaten mutlak güç kolay verilmesi veya kullanılması çok yanlış bir şey; ama bazı durumlarda işe yarayabiliyor. Bakacak olursanız Atamız da diktatördü, Hitler de öyle. Hatta Atatürk zamanında, gazetelerde ona ithafen “diktatörlüğü bitirmek için gelen diktatör” tarzından açıklamalar vardı.

Kısaca diktatör var, diktatör var. Hükümdar var, hükümdar var. İnsan var, “insan” var.

“Bana KARŞI ÇIKANA acı çektiririm diyor. Dünya’da diktatorlerin yaptigi gibi. Bu yazilana gore ben seytanin ak dedigine kara diyemem. Yoksa hastalıklarla acı çekerim. Şeytan nasyonal sosyalist bir toplum duzeni istiyorsa hayir ben anarşistim diyemem. Yoksa ona KARŞI ÇIKMIŞ olurum ve acı çekerim.”

Bu bir açıdan “doğru”, ama çok ciddi bir yanlış anlayış. Doğru olduğunu ve yanlış anladığınız açısını çözümleyelim.

Şeytan hayatımızın her alanına karışan; bizim tuvalette, yatak odasında, mutfakta ne yaptığımıza burnunu sokan, sürekli övgü, tasdik, tapınma talep eden mızmız bir bebek değildir, yani Şeytan all*h değildir. Şeytan’ın ak dediği cidden aktır. O diyor diye değil, doğru bildiği için. Tüm bilimin, tüm ruhaniyetin, özgür düşüncenin, anlayışın, mantığın, aklın Tanrısıdır. Yani sizin çizelgenizdeki Kova yerleşimleri olmadan yüzbinlerce yıl önce bu işin kitabını yazmış birisinden bahsediyoruz. Bu kadar bilge bir varlık olmasına rağmen önemli konular hariç küçük şeyleri bizim kendi zevkimize bırakacak kadar da bonkör, anlayışlı, düşünceli bir Tanrı. Kendi ırkının lideri olmasının, bütün Pagan toplumlarının Baş Tanrısı olmasının, aynı zamanda antik yazıtlarda da gerek isminin, gerek cisminin alegorik olarak “kozmik anlayışı”, “sonsuz bilgeliği” temsil etmesi zaten bunun göstergesidir.

Kısaca Şeytan’ın işi gücü olmayıp da birkaç “komünist” ilkokulluyu, vegan ahmağı cezalandıracak hali yok. Olacak olsa da inanın hastalığı geçelim, zaten göz kırpmasıyla toz olurlar. Şimdi vegan olmak dedim, ne alaka diyebilirsiniz, sonuçta vegan olmamak Satanik bir doktrin değil. Ama öyle olmasa da doğaya karşı bir hareket, ki burada da yavaş yavaş ana noktamıza geliyoruz.

Zaten dediğimiz gibi, Şeytan cidden nitelikli ve tesirli hainlik eylemleri olmadığı sürece milletin kişisel hayatında ne tarz sanrılar içinde olduğunu bizzat takmayacaktır. Tabii üst düzey bir hahamsanız ve üzerimize lanet yağdırıyorsanız Tanrıların bizzat gazabı sırf sizin değil, tüm lanetli ırkınızın içinden geçecektir, ama ne siz, ne de biz Yahudiyiz. Yine de farkı anlıyorsunuz. Tanrılar meşgul ve önemli kişiler, kişisel fikirleri için insanları lanetleyecek halleri yok. Meşgul olmasalardı bile anlayışlı ve etik canlılar, dolayısıyla zaten doğru yol bu değil. Yanlış fikirleri olan biri varsa (atıyorum siz Anarşikseniz – ki bu çok şeyi açıklar) oturup bu kişiye gerçekleri anlatmak (eğer anlayacak biriyse, ve kendi güvenliğimize tehlike oluşturmadan) zaten hepimizin görevi. Bunu “sınırlı”, “kusurlu”, henüz mükemmellikten uzak insan aklımızla bile biz anlayabiliyorken bize aklı, mantığı, bilimi, etiği zaten en başta öğretmiş kişiler olan Tanrılar doğal olarak anlıyorlar. Yani bir şeyi anlamayanı “sallandıracak” değiliz. Anlamıyorsa da kendi bilir, gelecek yeni Satanik Dünyada tutunamayacak olması kendi yaptıklarının sorumluluğu. Ama “kafa kesmek” gibi maymunca bir şey anlayacak varsa en yakın camiye gidebilir. Sadece düşünce ve davranışlarımızın sorumluluğunu almaktan bahsediyoruz. Satanizm, sorumluluk ve iradedir. Kurmaca İbrahimi gökyüzü babacığının zavallı sonsuz af veya sonsuz lanet iddialarının aksine yaptığımız iyi veya kötü her şeyin sorumluluğunu ve çürük veya leziz meyvesini tamamen bize atfeden bir din. Aslında sırf bu din böyle değil, Gerçek’ten ve Doğa’dan bahsediyoruz. Şeytan uslu çocukların Tanrısı değildir, bizim boğazımızdan aşağı toz pembe, yalanlarla dolu bir dünya görüşü sunmaz ve bizi Gerçeklerden “””korumaz”””. Evrende de hayat böyledir, etki-tepki. Nedensellik. Satanizm de evrenin, Doğa’nın mükemmel Gerçeğinin filtresiz bir şekilde insanlığın anlayabileceği, kullanıp kendini yüceltebileceği bir formudur ya zaten. İnsanlık, varlığın geri kalanı gibi iyisiyle kötüsüyle nedenselliğe bağlıdır, dinimiz sadece bunu gözler önüne seriyor.

Uyuşturucu kullanırsanız hayatınızı, zihninizi, ruhunuzu mahvedersiniz. Bundan alâ hastalık mı var? Irk karıştırırsanız hem sizin için bunun ruhani sonuçları olur, hem gelecek tüm nesiller size sonsuz lanet eder, hem de ideal bir toplumda bu yasadışı olacağı için cezalandırılırsınız. Aynı zamanda ırk karıştırmanın hem doğrudan sonucu, hem de sebebi zihin/ruh seviyesinde “hastalık” olarak nitelendirebileceğimiz sapkınlıklardır. Ruhani olarak ilerlerseniz varlığın Gerçeğini görürsünüz, güçlenirsiniz, iradenize göre hayallerinizi gerçekleştirecek gücü kazanırsınız, Tanrıları gururlandırırsınız. İbrahimi inançları takip edip Yahudi kıçı öperseniz ebediyen lanetlenirsiniz. Paranızı akıllıca kullanmazsanız büyük ihtimalle fakir kalırsınız. Çok basit, değil mi? Nedensellik. Kafanızın takıldığı nokta sadece bu. Ağır ve nitelikli durumlar hariç Şeytan’ın veya Onun altındaki Tanrıların parmaklarını bile kaldırmalarına gerek yok, Doğa zaten gerektiği şekilde haddinizden gelecektir. “Ebedi Doğa, Krallığına yapılan her tür gaspın intikamını acımasızca alacaktır.” – Adolf Hitler.

Ve tabii, Tanrıların düzeni olan Nasyonal Sosyalizm’e karşın siz, bir de Şeytan’a adandığınızı söylemenize rağmen “ANARŞÜÜÜÜÜ :-DDDDDDDDDD” yapacak olursanız “””acı””” çekersiniz, evet. Ama bu acı tamamen bu fikrin Gerçek’ten bir sapma olmasıyla, dolayısıyla da hayat kalitenizin -tükettiğiniz literatür, ihtiva ettiğiniz ve size ihtiva edilen fikirler, haşır neşir olduğunuz kişilerin kalitesi, büyük ihtimalle hayattaki başarınız, vesaire- düşecek olmasıyla alakalıdır. Bu Tanrıların değil, sizin yaptıklarınızın doğrudan bir sonucudur ve bunda Tanrıların bir eli yoktur, olsa olsa sizi doğru yola geri sokmaya çalışırlar. Ama İbrahimi inançlarda olduğu gibi ruhunuza kancalar saplayıp sizi kuklaymışcasına yönetmeye çalışmazlar, böyle bir şeye ihtiyaçları yoktur. Akılsız başın cezasını ayaklar çeker. Tanrılar “bile”, hatta özellikle de Tanrılar sizin kendi ellerinizle, kasıtlı bir şekilde hayatınızı mahvetmenizi engellemez. Onlar sadece onlarca kapı arasından doğru kapıyı gösterir, ama bu kapıdan geçmek tamamen bizim sorumluluğumuz. Eskiden aramızda olan bir kimse vardı, Yahudinin tekine “””aşık oldu”””. Bu sebepten ötürü Satanizm’e, dolayısıyla da Doğa’ya ve Gerçeğe karşı fikirler yürütmeye başladı. “O Yahudi olsa da ben onu “kurtarırım”/düzeltirim/aramıza alırım”dan başladı, “Yahudilerin ne kötülüğü var ki”ye, “Satanizm çok kötü ve nefret dolu!!!!111″ya kadar kaydı. Sonrasını hayal edebilirsiniz.

Kaygan zemin genellikle mantıksal bir hatadır, ama bizim gibi insanların durumunda çok geçerli ve çok, çok tehlikeli. “Sadece ufak bir şey” olarak düşünmeyin, özellikle de düşmanın hedef tahtasında olan bizler için bu çok daha ciddi bir durumdur. “Sadece ara sıra ot içiyorum, ne olur ki?” demeyin, o içtiğiniz otla auranız, enerji bedeniniz İsvriçre peynirine döner ve düşman size o az önce bahsettiğimiz kancaları kolaylıkla takar, sizi zevkle kukla gibi oynatır. Genellikle otkafaların, madde bağımlılarının genellikle “solcu”, “hippi”vari ideolojilere dahil olması bunun harika bir göstergesidir. Buna halüsinojenler de dahildir – ki bunun arasında “sihirli mantar” veya “ayahuasca” gibi “””doğal””” pislikler de var. Bilen bilir, morfin de “doğal”dır ve eroin de sadece morfinin daha rafine bir halidir.

Şeytan’ın ona “karşı çıkanları hastalıkla cezalandırmasına” gelince; sadece bir şeye katılmamaktan bahsetmiyoruz. Böyle bir şey yapacak olursanız, bunun zararı -zararı olur, ve neden ve nasıl olacağını zaten daha yukarılarda açıklıyoruz- kendinizedir. Kendi bileceğiniz veya bilmeyeceğiniz bir iş. Ama insanları Şeytan’ın Gerçeğine, yani insanlığı yüceltecek, sonunda zincirlerimizi kırıp doğuştan hakkımız olan aydınlanmayı, yükselmeyi kavramamıza engel olacak şekilde aldatacak, galeyana getirecek, organize edip Gerçeğe karşı savaştıracak şeyler yapanlar doğrudan Tanrıların, dolayısıyla da Doğanın düşmanı niteliğindedir ve işte böyle kişiler alenen, doğrudan cezalandırılmayı hak eder. Savaşımız böyle kişilerin oluşumuna karşı. Zaten düşman yenildikten, hastalıklı fikirlerin kaynağı yok edildikten sonra insanlığın kalanının da yanlış yoldan yürümek için herhangi bir sebebi, endoktrinasyonu, empozesi olmayacak.

Bu kimselerden kastımızın kimler olduğunu kestiremediniz mi? Açıkça söyleyeyim o zaman: Örneğin çocuklara tecavüz etmekten, insanları nitelikli-niteliksiz pasif vatan hainliğine teşvik eden, bizi birbirimize karşı kışkırtan, bölen, böldüren, öldüren, öldürten; yani kısaca ülkemizin ve daha sayısız ülkenin ense köküne kana susamış, iğrenç bir kene gibi yapışıp kanımızı, canımızı emen papazlar, imamlar, hahamlar gibi sözde “””din adamları”””, veya daha da önemlisi bunları yöneten insanlık dışı uzaylılara ne dersiniz? Bunlar cezalandırılmayı hak etmiyor mu? İnsanlığa binlerce yıldır kan kusturan, aç, susuz, sefil bırakan düşman kolektifinin ve bunlara kasıtlı şekilde yardım ve yataklık yapanların adaletin en üst ve acımasız mercilerine teslim edilmeleri; bizim gerek atalarımıza, gerekse de bizden sonraki gelecek, bu dünyayı devralacak çocuklarımıza boyun borcumuz, sorumluluğumuzdur. Şeytan’ın bahsettiği de bu aciz, tek bildiği insanları sömürmek olan alçaklar. Yani evinizde Komünist Manifestosunu okudunuz diye çarmıha gerilmezsiniz, ama inanacak kadar gerzek birileri varsa elbette oturup gerçeği anlamalarını sağlamak da iyi bir şeydir.

Yoksa bu yollarında ısrar eden, ama zararları kendileriyle sınırlı olan kayıp ruhlara nasıl davrandığımızı, muhtevalarımızdan görebilirsiniz. Gerek kendi sitemizde, gerek yorumlarda, gerek maillerde, gerek Joy of Satan sitesinde ve forumlarında bu insanları asalımlı keselimli bir dil kullanılmadığını, böyle bir şey deneyenlerin de bizden olmadıklarını zaten bakan görür.

Hem ruhsallığı, güzelliğin ve zerafetin en üst oktavını, ilhamı, idealleri, ruhaniyeti, “aşkın” sanatı; hem de aldanmayı, sanrıları, kafa karışıklığını, kişinin kendi kendini yok etmesini, deliliği, akıl hastalıklarını, uyuşturucuları ve uyuşturucu bağımlılıklarını yönetir Neptün. İnsanlara “ruhaniyet” niyetine uyuşturucu maddeleri empoze eden bir düzen var karşımızda. Bakacak olursanız hemen her tür New Age oluşumu madde kullanımını ya alenen önerir ve/veya “ruhani aydınlanma”/”olgunlaşma”/”denge”/”şefkat”/”şifalanma” için “gerekli” görür, ya da en azından onaylar. Ama sitemizi biraz olsun okuyan biri bile bilir ki ruhaniyet için ne böyle şeylere ihtiyaç vardır, ne de böyle şeylerin ruhaniyette, gelişimde, evrimleşmede, “yükselmede” yeri vardır. Tamamen yanılgı. Uranüs de teknolojiyi, metafiziği, okültü, dehayı, bağımsızlığı, orijinalliği, radikalliği; aynı zamanda anarşiyi, düzensizliği, kaosu, felaketleri yönetir.

Tanrıların bize bahşettiği bilgelikle ya ilham alıp aydınlanmanın, mantığın, bilgeliğin, dehanın en tepe noktasına varıp çağlarca güzelliği lekelenmeyecek kusursuz sanat eserleri yaratırız (buna kendi varlığımız da dahil, Şeytan’ın bizden istediği gibi), ya da yanılgının, aldanmanın, bağımlılığın, düşkünlüğün, kısaca hastalığın en dip seviyesine düşeriz. Düşmanın bizden istediği ikincisi, ve bu konuda bizi zorlamak için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar. Şeytan ve Tanrılarsa bizden ve bizim için ilkini başarmamızı istiyorlar, ama o kadar bonkör ve anlayışlılar ki bizim için mutlak iyilik olarak nitelendirilebilecek konularda bile elimizi zorlamıyorlar. Sadece bilinmesi, anlaşılması gereken bu noktayı, iyiyle kötünün varacağı nihai sonucu bize belirtmek için Şeytan bize söylüyor: “Herkesin kendi doğasının ilkelerini takip etmesine izin veririm, fakat bana karşı çıkan buna çok pişman olur.”

Bu sözlerin ilk kısmı da, ikinci kısmı da objektif olarak doğrudur, ve görebileceğiniz gibi bunun Şeytan’ın elinden bizzat çıkması gerekmiyor. Kendi davranışlarımızla kendi geleceğimizi iyisiyle, kötüsüyle inşa ediyoruz. Şeytan’ın bizim için yaptığı tek şey, bu geleceğin olabildiğince iyi, güzel, faydalı, aydın, güçlü olması için elimize ihtiyaç duyduğumuz araçları vermek. Şeytan bize bu seçeneği sunuyor, sadece sonunda bu seçimin ve seçimin sonuçlarının tamamının bize ait olduğunu belirtiyor; ve Kendi yüce imparatorluğuna dahil olan, doğrudan Kendi çocukları olan insanlığın tamamını da kendileriyle birlikte çürütmeye çalışan çürük elmalarıysa bu denemelerinin başarısızlıkla ve adalete teslim edilmeyle sonuçlanacağını bildiriyor.

O zaman sevgili, soylu Centil kardeşlerimiz, Şeytan’ın “Benden olan ve kendileri için iyi olan her konuda bana itaat eden halkımı yoksun bırakmam” sözünü de kuyruk rüzgarımız olarak alalım, yelkenlerimizi ağzına kadar şişirelim ve bütün Centiller için bolluk, bereket, mutluluk dolu yarınlara yelken açalım. Son durak olan Yeni Satanik Dünya yakındır, her birimiz emeklerimizle meydana getireceğimiz o yarınlar gelsin artık diyen herkes son gücüyle kürek çekmeye devam etsin!

“Şeytan “Kendinden Olmayanları” Cezalandırır Mı?” hakkında 42 yorum var

  1. Çizelgedeki kovayı falan özellikle sansürlemiştiniz belirttiğim yazıda ve paylaşma diye ikaz etmiştiniz. O kadar mühim değilmiş demek ki. 1 haftadır sitede aktif yorum yazıyorum ve yenk bir makale serisinin bayrağını tuttum 😄 Bu yorumumu yazdığım yerin altına bir kardeşim benim bu tutumuma anlam veremediğini, bu alıntının ona huzur verdiğini ve Şeytan’ın korumacılığını hissettiğini yazmıştı. Bir satanist olarak bende aynı korumacılığa dahil olmaya hak sahibiydim, benim de zaten karşı çıkan bir tarafım yoktu. Ama ben ben merkezci bir insan değilim. Bu biraz empatiyle ilgili birşey. Bu alıntıda beni bağlayan birşey yoktu. Ama bazı insanları bağlayabilecek gibi gözüküyordu ve ben bağlayabileceği bir insana dönüşüp yorumumu öyle yazdım. Ben anarşist değilim, bir çok şeye başka bir açıklama bulun. Burç veya değil, savunduğum fikirleri neden savunduğumu bilirim, beyan etmekten çekinmem. Ama fikirlerim sadece etiketlendi, daha fazlası olamadı maalesef. Bana karşı agresifleşildi, imkansızlıkla ilgili direkt kelime anlamına ters düşen bir bakış açısıyla yapılan yoruma verdiğim cevaba bir cevap beklerdim, sofizm olarak etiketlenmesini (ki değil, ben kelime anlamını yazdım, imkansızlıgın bir ölçütü olmadığını, bunun var ya da yok şeklinde bir tanımlama olduğunu) ve indirgenmesini değil. Bu sadece bir örnek, hepsinde demiyorum ama neredeyse hepsinde aynı tutum sergilendi. Sizin tutumunuzun bir önemi yok, ben ne kadar goz ardi edilsede cevaplarımı verdim, bunu buraya özellikle yazıyorum, çünkü bunlar hakkında bir makale yazılmayacağını biliyorum. Gerekte yok zaten, cevap istemeyi bıraktım.
    Boşuna cevap yazıyoruz demeyin, şuana kadar attığım her yorumumu onaylayıp(son attıklarımdan biri hariç, onuda onaylayacağınıza bir suphem yok) geri dönüş yaptınız, ama hepsine cevap atmadınız. Burç falan bilmem ama psikoanalizden bir ince anlarım. Gerek yazılardaki dikkat ettiğim tutumlardan, gerek mantık ve fikirlerinizden yaptığım çıkarımlarla söyleyebilirim ki bizim bir fikir üzerine tartışmamız mümkün değil, şuana kadar çok yazıştık ama geriye dönüp bakınca bunlar tartışma değildi, tartışmalar onlara benzemez. Çok hoş birşey yapmışsınız bu konuyu bir makale yaparak, kafalarda olan ve olabilecek bir soru işareti daha kalkmış oldu. Bu yorum en iyi buraya gider. Bundan sonra meditasyonda ilerleyip yardımımı tanrılardan alıp yoluma devam edicem. Siz ve ben aynı dünyalarda yaşamıyoruz, ama sizin zihninizde değersiz bir sofizm olucağını bilerek söylüyorum,ben diyeceklerimden asla çekinmem,iki taraf olarak ikimizde yaşıyoruz, aynı dünyada ya da değil. Size göre aynı dünyada, bana göre değil 😉 Her şey için teşekkürler. Siz benim kardeşimsiniz.

    1. Esenlikler,

      İşte sıkıntı da bu. Bu işlerin “size göre”, “bize göre”si yok. Fikirlere değil, Gerçeklere göre hareket edilir. En azından Satanizm’de böyle. Ha, bu tarz fikirlere kafa yorup Satanist olamam mı derseniz, eh. Yani doğrudan bir engel olmasa da bu kafa yapısıyla Satanizm’in uyumlu olmadığını görürsünüz, ondan sonra da ya ayağı daha çok toprağa basan bir pozisyona geçersiniz, veya bu fikirleri de aşırı geniş, omurgasız bünyesine kabul eden sayısız Yeni Çağcı ideoloji de var.

      Onun dışında, sansürlediğim çizelge bilginiz daha “direkt” bir parçaydı. Bir gezegenin evini paylaşmak oldukça spesifik bir bilgi. Benim dediklerim çok genel geçer şeyler. Yorumlarınızı yeterince takip eden biri hangi gezegeninizin hangi evde olduğunu yeterince kurcalarsa belki doğum tarihinize erişebilir (çok zor olur, ama dünyada psikopat az değil); ama benim dediklerimden buna ulaşmak imkansız olacaktır. Yani rahat olun.

      Bazı şeylere “[etiket] bu ya” deyip geçmemizin sebebi de aynı. İnanın zaman, şu an takdir ettiğinizden çok daha değerli. Eminim ki zamanla bu dediğime hak vereceksiniz, özellikle de meditasyonda da iyice ilerleyip modern dünyada değerli vaktimizi tüketmeye cüret eden ne kadar önemsiz, değersiz, beş para etmez kafa dağıtıcı şey olduğunu daha da güzel takdir edince. Umuyorum ki dediklerinizi “””etiketlememi””” o zaman daha anlayışla karşılarsınız, özellikle de birçok düşüncenizi etiketlememe rağmen hepsine yeterince açıklama sağlamam düşünülürse. Bazı fikirlerinize “sofistik” deyip geçmeden çok önce, neden sofizmin vakit kaybı olduğunu, daha dolu şeyler olduğunu uzun uzadıya açıkladığım yorumlarımız olduğu için öyle yaptım. Dolayısıyla kendimi tekrarlamaya gerek duymadım sadece.

      Onun dışında evet, sizin kafa yapınızdaki insanlarla genellikle tartışmıyorum. Çünkü ben elle tutulur şeylerden bahsetmeyi severim. Ama dediğim gibi, Satanizm de elle tutulur şeylerle ilgili. Bence bu yolda ilerledikçe elinize tutup yiyebileceğiniz meyvelerin tadı daha güzel gelecektir size. Sadece hiçbir konuda ciddi bir kanıtı olmayan insanlar “bilinmezciliğe” oynamayı severler, biz dünyanın ruhani eliti olarak zihin jimnastiğine girmek zorunda kalmıyoruz. Uzun vadede kalmak isteyecek olursanız siz de bu ruhani elittensiniz.

      Son olarak da, bu “””seriyi””” (aslında seri demem, çünkü çok fazla ve farklı konuda mesaj var) aylardır düşünüyorduk. En az bir-iki düzine potansiyel olarak yazı yapılabilecek mesajı stok bile yaptık. Ama biraz emek isteyecek bir iş olur, bir de tutup tutmayacağını görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bu prototip niteliğinde.

      Daha da güzel şeylerin bayrağını tutarsınız umarım.

      İyi geceler.

  2. Kusura bakmayın ama sizde yeni çağcısınız hep yeni çağcılara laf atıyorsunuz ama sizde öylesiniz ve gerçek din satanizm değildir Hinduizm gerçek ve ilk dindir.

    1. Esenlikler,

      Peki. Eğer yeni çağcılarla ortak yönlerimizi ve neden bir “yeni çağcı” olduğumuzu düşündüğüzü açıklayabilirseniz belki bu düşüncenize daha açıklayıcı bir cevap verebiliriz. Siz beyaza siyah dediğiniz için siyah olmayacaktır. O yüzden belki sebeplerinizi sunmanız daha iyi olabilir, ne dersiniz?

      Hinduizm’e “ilk” demek bile en başından yanlış değil mi sizce de? Daha hint yarımadasına insanlar yerleşmeden önce Mezapotamya’da insanlar çoktan inanç işlemlerine başlamıştı. Çoktan Uruk, Babil ve çeşitli şehirlerde tapınaklar kurulmuştu bile.

      Lütfen ortaya bir iddia sunacaksanız sebep-sonuç ilişkisi olan ve mantıklı bir iddia ile geliniz.

      İyi akşamlar.

    2. Esenlikler,

      Evet, o yüzden Şiva Satan’dır diyoruz, o yüzden Sanatana Dharma ismi bile bir şeyleri belli eder, o yüzden Tanrılığa götüren en üst yoga formu olan Kundalini (Yılan) Yoga’daki en yüksek Tanrı ismi Satanama’dır. Orijinal Hinduizm’in Satanizm, Şiva’nın Şeytan olduğunu açıklayan çokça vaaz da var. Ama günümüzde Hinduizm büyük ölçüde yozlaştırıldığı için dümdüz Hinduizm’i takip etmek, dümdüz Tengrizm’i takip etmekle aynıdır. Demişken, Hintlilerden önce Türkler ve Sümerler vardır. Bilin bakalım Tengri ve Enki yine hangi Tanrı? Evet, yine Şeytan! Yani mağrur olmayın padişahım, sizden büyük Şeytan var.

      Her halükarda zaten Lord Şiva’nın yolundaysanız bize diğerlerinden daha da yakınsınız. Meditasyondan falan da az veya çok anlıyor olmanız gerekiyor. Madem öyle, Tanrılardan, Demon’lardan, Deva’lardan (Devi-Devil bağlantısını belirtmeyeceğim bile) gelen ruhani yükselme ve gelişim bilgilerini buyrun deneyin. Sitemizdeki meditasyonları uygulamak için Satanist olmaya gerek yoktur. Deneyin ve günümüze kadar acımasızca tahrif edilmiş soylu Hindu kültüründe ucu ucuna kalmış “ruhani” bilgilerle farkı görün. Bizde sulandırılmışlık, zararlı ve yanlış öğretiler (neti, dilin altını kesme, zorunlu diyetler, cinsel riyazet, vesaire), zayıflatılmış mantralardan ötürü her şeyi yüzlerce, binlerce kere, saatler boyu tekrar etme gereği yoktur. Ha bir de, Satanizm modern Hinduizm’in İbrahimi yozlaştırmalarından ötürü yaptığı gibi siz sevgili kadınları ikinci sınıf görmüyor.

      Bu tarz bilgi yanlışlarından ötürü artık modern çağda Sanatana Dharma’nın en iyi tecellisi Spiritüel Satanizm’dir. Merak etmeyin, Lord Şiva sizi de aramızda görmekten çok mutlu olacaktır!

      Dipnot: Aynı yorumu 2 kez göndermişsiniz, lütfen tuşa hafif basın. 😅

      İyi günler.

  3. Merhaba. Anton Szandor LaVey bu kişi hakkında daha önce bir sürü açıklama yapmışsınızdır hatta okumuştum ama unuttum. Bu adamın söyledikleri hakkında düşüncelerinizi yazabilir misiniz?

  4. Müslüman babaannemin gebermesi için Şeytana dua edebilir miyim? Gerçekten bıktım artık. Hayatı boyunca babamı asalak gibi emdi, adamın hiçbir zaman kıymetini bilmedi. Her şey bir kenara bizi de kendi oğlunu da hiçbir zaman sevmedi. Sürekli kızım da kızım. Kuzenlerim ve halam hayatını yaşadı, sürekli gezip eğlendiler. Onlara hiç laf etmedi. Biz güzel bir şey yapsak hemen laf eder, hayatı bize dar eder. Kendi çocukları arasında bile ayrım yapan bir insan. Kaldı ki torunlarını da (yani beni ve kardeşimi de) hiç sevmiyor. Kaldı ki anneme yaptıklarından hiç bahsetmiyorum yoksa yorumum roman gibi olur.

    80 yaşında dersiniz ”yazık bir ayağı çukurda” ama öyle değil. Her şeye kafası basıyor ve kafası sürekli kötülüğe çalışıyor. Kendi maaşımla aldığım montu bile kıskanabilecek kadar rezil, iğrenç, kepaze, alçak, adi bir insan. Bu sene yaptığı cidden kafamı attırdı. Kardeşime oruç tuttuğu için para göndermiş inanabiliyor musunuz? Şaka gibi bir karakter. Dediğim gibi babamın malını, mülkünü yiyor hala da evinin maaşını alıyor. Tek kelimeyle parazit. En zor zamanlarımızda bile bize tek kuruş göndermeyen kadın bu sene kardeşime para yollamış. Niye? köpek all*ha itaat ettiği için!! Babam çok zor zamanlardan geçti, dünyanın borcunu ödedi. Dişiyle, tırnağıyla bir yerlere geldi. Biz de hep onun yanındaydık ama o rezil karı hiçbir zaman yanımızda olmadığı gibi köstek oldu. Akrabalar arasındaki ilişkileri bilirsiniz herkesin sevmediği, düşman olduğu akrabaları vardır. Cidden geberip gitsin artık. İyice haddini aştı. Size sorum bu insandan hallice yaratığın ölmesi için bana ne önerirsiniz? Artık ölüm büyüsü mü olur yoksa Şeytana RTR teklifi mi olur bilemem. Ölsün artık geberip gitsin yeter bize çektirdikleri!!!

    1. Öncelikle geç cevap için özür dileriz.

      Durumunuzu duyduğumuza üzüldük, Şeytan’a bağlı olsun olmasın herhangi bir Centil kardeşimizin bu şartlarda yaşaması hoş değil gerçekten. Ancak bir işin sonuca ermesi için dua etmek bir Spiritüel Satanist’in yapacağı iş değildir. Tabii bu bu konuda dua etmemeniz gerektiği anlamına gelmiyor, tabii ki Şeytan’a Standart Ayin yaparak durumunuzu Şeytan’a belirtebilirsiniz. Ancak bu konuda bir şeyler yapmak istiyorsanız bağlama büyüsü veya farklı bir lanetleme uygulayabilirsiniz. Sonuçta hiçbir Satanist kardeşimizin zorlu ailevi dönemlerden geçmesini istemeyiz. Nasıl büyü yapıldığını öğrenmek için bu linke tıklayabilirsiniz.

      Ayrıyeten, “Şeytan’a RTR teklifi” derken neyden bahsettiğinizi bilmiyoruz, ancak sizin için birisini öldürmesi karşılığında Tanrılar adına RTR yapma gibi bir durum söz konusu değil, sonuçta ticaret yapmıyoruz. RTR bizlerin kendini ve kendi gezegenini kurtarması için yaptığı bir ritüeldir.

      Yanlış anlaşılmasın, bu yine de Tanrıları mutlu etmek için veya onlara bir jest niteliğinde RTR yapamayacağınız veya yapmamanız gerektiği anlamına gelmiyor. Böyle şeylerden çekinmeyin. Fakat vurgu yapmak istediğim konu “Tanrılarla ticaret yapma” fikrinin özünde hastalıklı olduğu.

  5. Bu konu hakkında pek konuşulması gerekli değildi aslında ama güzel bir yazı serisinin başlangıcı oldu

    Bazı kelimeler artık yanlış mı geçmiş bilmem Türkçeye bilmem ama şeytanın
    Acı çektiririm diyen yerde acı çeker tabiri daha uygun sanki
    Mesela ders çalışmamak ders çalışmayan ortalama zekada bir 12.sınıf öğrencisi ders çalışmamasının acısını çekecektir şeytanın ayrıca bir eforu gerekmez yapması gerekeni yapmadığı için acı çekecektir
    cezası zaten ders çalışmadığı için kendi alacaktır birinin ona vermesine gerek kalmıyor

    1. Esenlikler,

      Evet, basit bir karma anlayışına sahip olan herkes zaten bu mantığı çok kolayca anlayabilir. Bu metinlerin yüzyıllar içinde ciddi anlamda tahrif edildiklerini ve büyük ihtimalle de düşman eline düşerse diye üstü kapalı yazıldıklarını da dikkate almak lazım, zaten Şeytan öğretilerini “kalbimize kazımamızı”, yani ezberlememizi bu yüzden istiyor. Yarın bir gün Joy of Satan kapansa, meditasyonların bilgisine ulaşamadan dımdızlak kalmak istemeyiz örneğin. Tabii bu konuda ciddi önlemler var, bu sadece bir örnekti. Ama anladınız.

      İyi günler.

    2. Mutluluğa da sefalete de ben sebep olurum diyor yazının başinda. Yani aci ceker diye cevrilse bile anlam ayni kalirdi. Dolayli yoldan yine Şeytan cektirmis oluyor.

      1. Esenlikler,

        Evet, Şeytan öyle sadece “iyiliğin”, sadece “barışın” Tanrısı değil, zaten öyle bir iddiası da yok. Kendisi bir hükümdar, ve gerektiği zamanlarda ve şekillerde adaleti yerine getirebilir. Zaten iyi bir hükümdar bunu yapmakla yükümlüdür. Ancak İbrahimilerde olduğu gibi keyfi, en ufak insanın en ufak işine burnunu sokan, özgüvensiz, aciz, ilgiye muhtaç ve cahil bir varlık değil ve böyle bir varlığın koyacağı gibi saçma, savunulamaz kurallar koymuyor. Zaten bu yüzden yorumlarda “içimize ölü balık sokmak serbest mi” (abartıyorsam başıma yıldırım düşsün) gibi sorulara rastlıyoruz ve rastlayınca da “kafir” deyip taşlamak yerine ne kadar absürt de olsa insanca cevaplamaya çalışıyoruz ya.

        Dolayısıyla merak etmeyin, imza attığınız yerde çok küçük bir puntoyla sizi bağlayıcı gizli maddeler yok.

        İyi günler.

        1. Ölü ayrıntısı çok iyiymiş 😂 Canlıyken bunu başarabiliyorsa zaten o insan bazı şeyleri aşmıştır. Tebrikler mektubunun yanında bir kılıç balığı hediye edip yüzünü güldürebilirsiniz 😂

          1. Esenlikler,

            Çok da yargılamamak lazım. Bazı insanlar sadece soruyor, bazıları da kılıç balığını yüklemiş atına, geçmiş Üsküdar’ı.

            İyi günler.

  6. Biz bu yeni satanik dünyayı inşa ederken RTR ler dışında organize olup ruhsal olmayan eylemler gerçekleştirmeli miyiz/gerçekleştiriyor muyuz?

    RTR lerden anladığım: Yapanın yaptığı şeyin ne olduğunu anladığı ve kendi menfaati için bunun yapılması gerektiğini düşündüğü gönüllülük esasına dayalı bir çeşit ibadet. (“ibadet” demek yanlışsa kusuruma bakmayın. Hakaret etmeye çalışmıyorum.)

    Peki bizim arzu ettiğimiz dünyaya ulaşmanın tek yolu bu mu? Yaptığımız işin ne olduğu önemli değil mi? Önemli ise yer yüzünde yahıdilere karşı yapılanmış bir örgütümüz, istihbarat ağımız var mı? Varsa bu örgütün eylemleri neler? Herkes dahil olabilir mi? Bizim için okul görevini üstlenen gizli veya açık herhangi bir kurum var mı?

    Sizi ve satanizmi yeni takip etmeye başladım, daha önce bunları açıkladığınız bir yazınız varsa bağlantısını paylaşmanız yeterli.
    Esenlikler

    1. İbadet Arapça kökenli bir kelimedir ve “kulluk” anlamına gelir, dolayısıyla kullanmıyoruz. Bizim amacımız kulluk etmek değil.

      Ayrıca bahsettiğiniz türden fiziksel eylemler düşünmüyoruz, sonuçta günümüz de çok ağır bir Yahudi dezanformasyonuyla kaplıyken ulu orta bu tür propaganda eylemleri yakın tarihte yapılırsa sonumuzu en optimist ihtimalle hapise, en kötü ve muhtemel olarak direkt ölüme götürür. Çin’deki Falun Gong eylemlerinde neler oldu biliyorsunuzdur, eyleme katılan binlerce insanları öldürüp organlarını çaldılar ve insanüstü düzeyde çalışmaya zorlandılar.

      https://en.faluninfo.eu/victims/deathlist

      “4225 cases of murdered Falun Gong practitioners have been confirmed. Many of these cases are deaths by physical torture. Reported cases include being beaten with wooden clubs or electric batons, burned with hot iron bars or being hung upside down for days on end. In about 10 per cent of the cases the cause of death is forced-feeding. Another common cause of death is forced labour. In these cases, Falun Gong practitioners were forced to work 20 hours per day under unhealthy conditions (fumes from glue and other chemical substances). This combined with malnutrition has left them so emaciated that they died.”

      “The report considers that between 1999 and 2006, an estimated 40,000 and 65,000 Falun Gong practitioners have been killed for their organs. Illegally harvested hearts, livers, lungs, cornea and more were sold, for huge profit, to unsuspecting transplant patients.”

      Sitenin kendisini savunmuyoruz ve bahsettiği her şey de doğru değil, ancak Falun Gong eylemi hakkında kaliteli bilgiler vermişler.

      Eğer sizler de böyle bir şey yapmaya heveslenirseniz sonunuzun Falun Gong olayından pek de farklı olmayacağı aşikar, dolayısıyla RTR’lar hem en güvenli, hem de düşmana direkt saldırı yapabildiğimiz oldukça etkili bir yoldur.

      “Peki bizim arzu ettiğimiz dünyaya ulaşmanın tek yolu bu mu? Yaptığımız işin ne olduğu önemli değil mi? Önemli ise yer yüzünde yahıdilere karşı yapılanmış bir örgütümüz, istihbarat ağımız var mı? Varsa bu örgütün eylemleri neler? Herkes dahil olabilir mi? Bizim için okul görevini üstlenen gizli veya açık herhangi bir kurum var mı?”

      Hayır, böyle bir yapılanma yok ve yakın zamanda da kurma gibi bir planımız yok. Nedenleri iste yukarıda açıkladığım sebeplerden ötürü.

  7. Öncelikle 19 Mayıs’ımız kutlu olsun. Bir şey sormak istiyorum Kitab-ı Celve direkt olarak Şeytan tarafından mı yazılmış? Yoksa ruhani boyutta Şeytan’la buluşan kişiler mi iletiyor Şeytan’ın söylediklerini? Ya da tanrılar mı iletiyor insanlara? Pek bir bilgim yok Kitab-ı Celve hakkında. Ve Kitab-ı Celve’de yazanların tümünü nerden bulabilirim?

    1. Kitab el Celve, Şeytan tarafından onun takipçileri olan Yezidilere dikte ettirilmiştir, yani yazdırılmıştır. Yezidiler zamanında tümüyle Şeytan’a bağlıydı, ancak tarih boyunca maruz kaldıkları İslamcı baskıları sonrasında değişime uğradılar ve hatta katledildiler.

      Kitab el Celve’nin tam haline buradan ulaşabilirsiniz. Zaten oldukça kısa bir kitaptır, Satanizm’in temel öğretilerini içerir. İyi okumalar.

  8. “Adem’in soyuna, yaptıklarının karşılığını veririm ve onları sadece benim bildiğim şekillerde ödüllendiririm.” Kitab el Celve’de Adem’in soyu derken ne demek isteniyor? İbrahimi inançlarda bahsedildiği gibi Adem diye bir ilk insan mı var ve biz onun soyumuyuz?

    1. Esenlikler,

      Hayır, “Adem” derken doğrudan ondan bahsedilmiyor. Ama “Adem” efsanesi zaten “””ilk insan””” olan Lord Adapu’dan çalıntıdır. Şeytan’ın oğullarından biridir, ve Şeytan’ın insanlardan eş alarak ortaya çıkardığı biridir. Dolayısıyla doğrudan Tanrı soyundan olmayan ilk kişi, bu mantıkla “””ilk insan”””. Yani Müslümanların aciz beyniyle düşündüğü gibi yeryüzünde sadece iki kişi yaşıyordu değil.

      İyi akşamlar.

  9. Yahudilerin jos u kapatmas~ durumunda reklamını yapacagı mantıklı. Ama anladigim kadariyla rahip ve rahibelerin kimlikleri gizli, ama yahudilerin internetinde siteleri, yani ikamet ettikleri yer bulunup oldurulebilirler ve kimliklerinin gizliliginden dolayi kimsenin ruhu duymaz. Daha once bunu taninan bir yonetmene yaptilar, ve butun haber ve iletisim aglarini ellerinde tuttuklari icin tabiki dikkst cekmedi. Bunu bir yonetmene rahatlikla yapabiliyorken, kimligi gizli dusmanlarinada yapmak isten olmayacaktir?

    1. Esenlikler,

      Aynen öyle. Dediğiniz bir olay gibi düzinelerce, yüzlerce, binlerce var. Yahudiler rakiplerini para gücüyle veya ruhani suikast yoluyla çok kez öldürmüşlerdir. Tabii işler bize gelince o kadar kolay değil; çünkü hem Tanrılar tarafından korunuyoruz, hem de kendimizi koruyoruz.

      İyi günler.

    1. Esenlikler,

      Evet. Bu iki isim genellikle aynı şeye işaret eder. Yer altında da Tanrıların kolonileri var, hatta Reptilian’ların üsleri de var. Buralara “rastlamak” pek mümkün değil, ama Magnum Opus’u tamamlayan insanların da gittiği bir yer.

      İyi günler.

      1. Düşman üssü de mi yer altında yani? Nasıl bir yer burası? Jules Verne’nin Dünyanın Merkezine Yolculuk romanı gibi denizlerin,canlıların kumsalın, hatta doğal ışık kaynağı olan bir yer mi? Yoksa bildiğin asansörle metrelerce inilen metal devasa bir üs mü? Madem iki taraf yer altında hiç karışmıyorlar mı birbirlerine? Birde orada tam olarak ne yapıyolar?

        1. Esenlikler,

          Şu anki şartlarda tanrı olmayanların girmesi yasak olduğu için bilemiyoruz.

          Dünya’nın ne kadar büyük olduğunu zaten biliyorsunuz. Yeraltında karşılaşmaları zaten pek mümkün değil.

          Bir tür üs gibi düşünebilirsiniz. Muhtemelen insanlara yardım için gereken işler hallediliyordur ama dediğimiz gibi içerisi hakkında bilgimiz yok.

          İyi akşamlar.

      2. Antartika’da piramitler ve eski medeniyetlere ait olabilecek bazı kalıntışar bulundu. Antarktika’da önceleri yani kıta buzlar altında kalmadan önce Tanrıların kurduğu şehirler var mıydı?
        Ve Agarta’ya giriş Antarktika’dan mı?

        1. Esenlikler,

          Orada da giriş olabilir, çünkü Şambala’ya giriş birden çok yerde var. Geçmişte orada da şehirler olup olmadığına gelince, kalıntılar varsa gayet muhtemel.

          İyi günler.

          1. eskiden komplo teorilerini falan araştırırken denk gelmiştim net hatırlamıyom ama bi pilot antartika civarlarında uçuş yaparken galiba tanrıların şehrinin girişine denk geliyo uçağın radarı bozuluyo ondan sonra uçağın kontrolünü alıp yavaşça yere indirmişler geri kalanında tanrıların şehri olmaya müsait bi yeri anlatıyodu ve dostane bi şekilde ağırlandıktan sonra geri gönderiyolardı
            bu tarz bişiler anlatıyodu tabi nekadar doğru tartışılır ama şimdi hatırlayınca ilgimi çekti paylaşmak istedim

          2. Esenlikler,

            Ha, Hava Amirali Byrd mü ne. O zırva olsa gerek, çünkü Düz Dünyacılar çok kullanıyor ve zaten düz dünya modeline göre ortaya atılmış bir “hikaye”. Onların bizimle alakası yok.

            İyi günler.

  10. Youtube ta Ali Morpheus isimli kanalın uyanış seansı serisi falan var ve verdiği bilgiler sizin verdikleriniz gibi ve destekleyici. Ama ters düşen görüşlerde var. Ne düşünüyorsunuz bu kanal hakkında? Denk geldiyseniz tabii ki daha önce.

    1. Esenlikler,

      Başka birisi daha zamanında sorduğu için kısa bir süre gözlerim kanamasına rağmen bakmam gerekti.

      Bizimle hiçbir alakaları yok, benzerlik dedikleriniz sadece yüzeysel şeyler ve insanları yalanlarının altında toplamak için ortaya atılan birkaç ufak gerçek kırıntısı. Daha önce mailine cevap verdiğim kişiye söylediklerimi de alta koyayım:

      O YouTube kanalını hiç duymadım [not: o zamanlar], ama size düzgün cevap verebilmek adına kanalını aradım. Videoları oldukça uzun, hiçbirini izlediğimi söyleyemem ancak en son videosunun ismi “UYANIŞ SEANSI•10│ “Kaynak – Baş Yaratıcı – Tanrı””, her şeyi ele vermeye yetiyor. “Kaynak” (“The Source“) tabirini Sağ Elci okültistler kullanır, sözüm ona tüm varlık tek bir “kaynağa”, tek bir “yaratıcıya” dayanıyor anlamında. Öyle bir şey yok tabii ki, bu olgu da evrenin arkaplanında bulunup her şeyi bir arada tutan bilinçsiz kuvvet olan Eter/Akaşa/Özün Özü/Monad’den bozuntudur. “Bize çok yakın bilgiler” vermekle alakası olmamakla birlikte, belli ki bu kanal tamamen Sağ Elci bir kanal. Zaten “Tanrı” tabirini tanımlamadan “her şeyin yaratıcısı” bağlamında kullananlar öyle oluyor. Neyse, olay bu. “Dinlememelisiniz” gibi bir şey demeyeceğim, Satanizm’de sorgulama ve düşünme önemlidir. Düşman fikirlerini de biliriz ki onları çürütebilelim; ama tabii daha yeni insanların önce doğruları, Gerçekleri öğrenmesini tavsiye ediyoruz. Yine de dediğim gibi, Satanizm biat dini değildir ve şunu yapabilirsiniz, bunu yapamazsınız diye bir şey diyemeyiz. Sadece bu adamın ihtiva ettiği fikirlerin daha önce duyulmamış bir şey olmadığını ve oldukça yanlış olduğunu söyleyeceğim.

      İyi günler.

  11. Eh yani adolf hitlerin görüşlerini savunmaniz cok anlamsiz ve kutuplastirici. Adolf hitlerin bulundugu psikolojik durumu ve bunlari neden yaptigini kismen anlayabiliyorum ancak kollektif bir sekilde irkciligi aklama cabaniza anlam veremiyorum. O zamanlarda acı çeken bircok cocuk vardi ve yahudi olmak bilincli olmayan kimsenin sucu degil. Aslina bakarsaniz bilinci olan bir kimse icin de yahudi olmasi suc degil. Siz bunlari tanrinizin dusmanina enerji akittigi icin suclu goruyorsunuz ama eger dininiz ve tanriniz gercekse insanlarin kendi dininize olan ön yargilarini kirmak yerine onlari kutuplastirmayi seçer ve ‘yakarak öldürmeyi’ mubah görürsünüz ki. İrkciligin veya her turlu ayrimciligin aklanmaya çalışılması cok sacma ve gereksiz.

    Veganizmin insan bedenine ne kadar zarar verdigini bilemiyorum ama gordugum kadariyla en azından et yememenin bize zarardan çok fayda getirdigi çok açık. Besin piramidindeki aktarilan enerji/toksik madde oranina asinaysaniz et yememenin biyolojik olarak gayet mantikli oldugunu anlayabilirsiniz. Ruhani açıdan da böyle. İnsanlar köle değil tanri olma yolundaysa hayvanlara (sadece evcil olanlara degil) ‘merhamet’ de seytanda oldugunu varsaydiginiz gibi insanlari da yuceltecek bir deger olabilir.

    Ayrica yazinin basinda ve yorumlarda gordugum kadariyla kitabinizda yazanlari yanlis ceviri vs. diyerek aklamaya çalışmanız da muslumanlarin tefsir saçmalığını bayağı andırıyor.

    1. Esenlikler,

      Hitler’in savunduklarının ne olduğunu ne kadar anladığınızı ve bunları neye dayanarak ”kutuplaştırmak” olarak ele aldığınızı bilemiyorum. Ancak kendisi İnsanlara Ulu Centil Yolunu tekrar getirmek haricinde bir amaç gütmemiştir. Biz sizin aklınıza ilk gelen türde ırkçılar değiliz. Biz SS’ler kendi ırkımızı sever ve yüceltiriz, çünkü bir insanın en büyük mirası ve tek hazinesinin bu olduğu bilincine sahibiz.
      Yahudi medyası ve ölüm tarikatları ile programlanmış zihinlerin ilk aklına getirdiği gibi negatif yönde ırksal ayrımcı kişiler değiliz. Şayet böyle bir düzene, mantığa sahip olsak; hem JoS çatısı altında hem de Hitler’in Waffen SS Birlikleri içerisinde yoldaş olarak Siyahi, Asyalı, Hint, Türkistanlı insanları barındırmazdık ki, böyle olsa her şeyden önce onlar bizim aramızda yer almamış ve almıyor olurlardı.

      Evet acı çeken pek çok çocuk oldu. Sibirya’nın soğuk steplerinde donarak, Pasifik’te boğularak, Dresden, Hiroşima ve Nagazaki’de yanıp, kavrularak Yahudi kutuplaştırması, kışkırtma ve oyunları sebebiyle ölen çocuklar. Ama bir saniye… Yoksa siz Holocaust masalına inanıyor ve sözde öldürülmüş olan Yahudilerden mi bahsediyorsunuz? Üzgünüm ama hangi ölüm (!) kampının içerisinde yüzme havuzları vardır söyler misiniz? Tüm bunların yanı sıra cidden altı milyon kişinin sistemli ve düzenli bir şekilde tespit edilip, yakalanıp, toplanıp öldürüldüğünü ciddi ciddi düşünüyor musunuz? Bu uygulamanın gerektireceği iş gücü, lojistik ihtiyacın ne kadar fazla olduğunu idrak edebiliyor, dile kolay altı milyon kişiyi öldürmek ile ilgilenmenin ne kadar zaman ve kaynak isteyeceğini düşünebiliyor musunuz? Dediklerinizden anlıyorum ki hayır. Sizi araştırabileceğiniz ipuçları ile uğurluyor ve bu konuda İngilizce kaynakların, yok denecek kadar az olan Türkçe kaynaklardan çok daha fazla olduğunu, nitelikli bir araştırma yapabilmek için onlardan yararlanmanız gerektiğini tavsiye ediyorum.

      İlginç ama sonunda doğru bir noktaya parmak bastınız. Evet, Yahudiler düşmanımız tarafından programlanmış olup, kendilerinde has olan Kohen Geni neticesinde çakralarının, empati yeteneklerinin eksik olması dolayısıyla binlerce yıldır Cihatlar, Haçlı Seferleri, Engizisyon gibi kontrollü ve kolektif kurban programları ile Centil çocuklarının ölümüne sebep oldukları ve bundan gelen enerji ile kendi nüfuslarına nüfus katıp daha nicesini devam ettirdikleri için onlara düşmanız. Az çok ruhaniyetten anlıyorsanız Kohen Genine sahip olup, buna bağlı olarak çakra, empati, etik yoksunu olan ve zaten böyle doğmuş, buna programlanmış kişilerin ne olduklarını bilmeleri ya da bilmemelerinin önemli olmadığını bilirsiniz. Yahudilerin gerçek yüzlerini ve amaçlarının ne olduğunu tarihsel süreç içerisinde yaptıklarına bakarak görebilirsiniz. Biz İnsanlara değil Yahudilere düşmanız ve en basitinden tarih okuyarak bunun neden gerekli bir reaksiyon olduğunu görebilirsiniz. Şeytan’ın neden savaşmayı ve mücadele etmeyi belli koşullar dahilinde mantıklı bulduğunu Yezidilerin kaderine bakarak görebilirsiniz. Kendi inançları nedeniyle öldürülen, tecavüze uğrayan Kültürleri yok edilen, İslam’ın ezmeye çalıştığı insanlar sizin gibi ”lütfen ırkçılık ve ayrımcılık yapmayın” diyerek kaderlerini bir ölüm tarikatının ellerine mi bıraksalardı?

      Veganlık ikiyüzlülüktür. Kendi sağlınız ile oynama girişimi ise beni ilgilendirmiyor. Şayet bunun sağlıksız olduğuna dair kanıt arıyorsanız oldukça fazla olduğunu belirtmem gerekli. Ayrıca bir başka noktaya parmak basmak isterim ki; bizi eleştirdiğiniz şeyler hakkında oldukça fazla kaynak var gören ve araştıran bir göz için. Bu seferlik size yine konu hakkında ufak ipuçları vereceğim ama olgun bir insan evladı olarak eleştirel tavrınızı ve egonuzu bir kenara bırakarak işin araştırma kısmını yaptıktan sonra konu üzerine ahkam kesin ki size ipuçları vererek gerçekliği su götürmeyecek şeyleri göstermek ve anlatmak hakaretini size göstermeyelim.

      https://medium.com/i-m-h-o/why-veganism-is-pure-stupidity-f996d2136e71

      https://www.nytimes.com/roomfordebate/2012/04/17/is-veganism-good-for-everyone/meat-is-brain-food

      Ruhani olarak da sağlıklı falan değildir bu arada. Şayet Antik Medeniyetlerin ve en bilinen örneği olarak Mısırlıların sebze, tahıl, meyve ağırlıklı beslenmesini buna örnek olarak verecek olursanız bu yanlıştır. Antik Mısırlılar daha çok Tarım toplumudur. Zaten oldukça zor bir coğrafyada yetiştirmesi, bakması maliyetli olan büyük baş hayvanı sadece et için tüketmek kar – zarar oranından bakacak olursak saçmadır. Bu nedenden ötürü daha çok tarlalarını sürebilecek dayanıklı ve iş gücüne katkı olacak şekilde büyük baş hayvan yetiştiriciliği yaptılar. Yiyebildikleri ölçüde hayvansal gıdayı tükettiler. Özellikle Nil’de yetişen balıkları ve yine Nil bölgesinde yetişen kuş türlerini yemeyi hep çok sevdiler. Bu insanların yoğun ve bazısı on yıllar, yüz yıllar süren kuraklıklara karşı daha çok sebze, tahıl ağırlıklı beslenmesi gayet normaldir. Etin daha az tüketilebildiği dönemlerde böyle bir besin programının izlenmesinin sebebi de budur.

      İşin ikiyüzlülük kısmına gelecek olursak. Et tüketimi ile veganlara yönelik üretilen ürünlerin ekosisteme verdiği zarar kıyaslandığında, veganların Dünya ekosistemine verdikleri zarar daha fazladır. Önlerine gelen soya sütleri ile gerçek süt ihtiyaçlarını ve isteklerini gidermelerinin her şeyden önce felsefi olarak ikiyüzlü bir hareket olmasının yanı sıra, o soya fasulyelerinin yetiştirilmesi için katledilen ormanların bilincinde olmadan soya sütlerini ve soya fasulyesinden yapılma köftelerini zıkkımlanmaları aymazlığın ve ikiyüzlülüğün bambaşka bir boyutudur. Mevcut ürünün temini için harcanacak daha fazla hammaddeye bağlı olarak açığa çıkan kaynak israfı, iş gücü ve Uluslararası Pazarda satılması için ürünün ya da hammaddelerinin spesifik noktalardan tüm Dünya’ya pazarlama ve dağıtım ihtiyacının meydana getirdiği yüksek karbon ayak izi ve diğer dolaylı etkilere kar – zarar oranından bakarsak, soya sütü tüketen minnoş veganın ”tercihi” doğaya daha fazla zarar verir. Doğal ve olması gerekeni reddeden bir bakış açısının merhametli olduğu yanılgısı içerisindesiniz ama doğa içerisinde yaşamı ve ölümü aynı anda barındırır. Bunu anlayan ve bu düzene göre yaşayan bizler gibileri ise doğa yasaları doğal olarak yüceltir.

      Ayrıca tefsir saçmalığı falan yok. Yazıyı özümseyip anladığınıza dair inancım yok ama işi basit tutup anlatacak olursam; semavilerin altında ezilen, tecavüz edilen, kültürleri yok edilen, piçleştirilen bir halka doğal olarak düşmanlarının sonunun ne olacağını ve onların bu durum içerisinde ne yapabileceklerini belirten bir rehberdir bu. Sıra dışı durumlar ve olaylar dahilinde yapılabilecek şeyleri anlatan bir rehber olarak, ilelebet değil ancak o zamanın şartları için geçerlidir. Ama evet, benzer şartların olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Yahudiler halen daha kan kurbanlarına devam ediyorlar ve onların ölüm tarikatlarına kendini adamış kimseler, kendilerini hem bedenen hem ruhen onlara kurban ediyorlar. Bir düşünce formuna enerji göndermeye ve pil olmaya kendini layık bulan insanların kendi sonlarını kendilerinin getireceği zaten açıktır. Geri kalanlara ise; onlara kendilerine layık buldukları sona ulaştırmaktan daha fazlasını yapmayacağız.

      İyi akşamlar.

      1. Siz gercekten bir grup sizofrensiniz galiba. Nazi kamplari gercekten vardir ve orada yuzme havuzlari olmadigi da açık. Buradan kacan kisilerin ifadeleri, makaleler… Emin olun arastirmak sizin sandiginiz sey degil. İnternette bircok delili olan bilgiyi dislayip da icerisinden sadece isinize yarayacagini düşündüğünüz uydurmaları ayıklamak arastirmak degildir. Zaten yazinin devaminda da bunlar yapilmis olsa bile yahudilere mubah oldugunu aciklamissiniz. Keske lafi burada gevelemeseydiniz.

        Bir dusmana o sure zarfinda cevap verebiliyorsaniz anlamli bir is yapiyorsunuz. Yoksa savas bittikten uzerinden uzun yillar gectikten sonra alacağınız intikamin hicbir anlami yok. Cunku sizin dusmanlariniz coktan öldü ve torunlari dedelerinin yaptiklarindan suclu değil.

        Bu gen meselesi ve turlu spirituel sacmaliklari da arastirdiniz mi acaba. Tabii arastirmaktan kastiniz demon falan cagirmaksa seytaniniz size yardimci olsun :d. Bu ‘arastirmalarin’ hicbir degeri ve gecerligi yok. Bence kafanizda duydugunuz sesleri boyle her yerde aciklamayin yoksa (butun kotuluklerin anasi) yahudiler sizi deli hastanesine kaldirabilir. Neyse iyi tarafindan dusunelim belki joscu ergenlerden ogrenmissinizdir.

        Ben veganliktan degil et yememekten bahsettim. Ayrica Veganligin sadece vitrin olan tarafini goruyorsunuz. Gercekten et yememeye karar vermis birisi et tadini aramaz ve soya da kullanmasi gerekmez. Bunun et yiyerek dogaya verilen zararla degil insanin vicdaniyla ilgisi var. Siz bu vicdana sahip olmadığınızı zaten yazinin cesitli yerlerinde belirttiginiz icin korkmayin sizin bir yükümlülüğünüz yok bu durumda. Onu susturmak icin sivri bir dil kullanmaniz gerekmiyor. Vicdaninizla olan meseleyi icinizde çözün.

        1. Esenlikler,

          Öncelikle; ”Her yorumumu tek tek nasil reddediyorsunuz ama. Hani sorgulamak kutsaniyordu.” demişsiniz. Belirtmek isteriz ki niteliksiz, ahmakça ve spam yorumları reddediyoruz. Yazmış olduğunuz yorumlar yayımlanmamışsa bu gerekli niteliklere sahip olmadığındandır. Benim ağzımdan ”Nazi Kampları yoktur” diye bir cümle çıkmadı. Ahmak düşüncelerinizin, kendi kişisel ahmaklığınızdan bağımsız olarak ahmakça olduğunu dile getirdiğimizde, biraz sakin olun ve kendi vahşi egonuzun vücudunuzun, benliğinizin kontrolünü ele alıp insanlara ”şizofren” demesine mani olup, ilk önce okuduğunuz şeyleri beyninizin algılamasına, idrak etmesine müsaade edin. Sakin olun, hemen cevap yetiştirmek zorunda değilsiniz biz sizi bekleriz. Hem böylece bizim demediğimiz şeyleri histrionik vari abartılı tepkiler ile dediğimizi sanarak duvara konuşmamış olursunuz.

          Kusura bakmayın ama daha şu dedikleriniz, spam yorumlarınız ve Yahudi efendilerinizin dediklerini tekrar eden biyolojik robot vari boş laflarınıza bakarak söyleyebilirim ki; ikimizin ”araştırma” denildiği vakit anladığı şey cidden farklı ve popüler medyanın sizin zihninize programladığı şeylerden daha fazlası değil. Biz sizler gibi programlanmış bireyler olmadığımız gibi kendi işimize gelen kaynakları cımbızla seçecek kadar omurgasız da değiliz. Bu ortada olan gerçekleri sizin yüzünüze vurma hakaretini kendinize yakıştırmayın demiş, tarafsız bir şekilde ve basit mantık ile böyle bir katliamın yapılmasının neden mümkün olmadığını anlatıp gerisini size devretmiştik ama anlıyorum ki yanlış ata oynamışız.

          Çünkü sizi çürütmek için bir ”havuz” dolusu delilimiz var.

          Havuz olmadığı açık ha?

          Peki Futbol takımları ve spor sahası olduğunu söylesek?

          Tüketmek için organik gıda ürettiklerini söylesek…

          At, tavşan baktıklarını ve diş kliniğinde tedavi olacak kadar yüksek yaşam standartlarına sahip olduklarını biliyor musunuz?

          At, tavşan baktıklarını ve diş kliniğinde tedavi olacak kadar yüksek yaşam standartlarına sahip olduklarını biliyor musunuz?

          Soykırımın olduğunu iddia eden kişiler kim mesela? Durun tahmin edeyim; hokka burunlu ve çirkin bir bunağın tekidir öyle değil mi? Ya da köyünün ortasında ailesi asılmış, vurulmuş (!) Ruslar mı?

          Size daha fazla hakaret etmemi ister misiniz?

          Size daha fazla hakaret etmemi ister misiniz?

          Soykırım yalanı ile Yahudiler hep kendilerini acındırarak haklı çıkmaya çalıştılar ve bunu kendilerini eleştirenlere karşı hep bir silah olarak kullandılar. ”Hep” diyorum çünkü; onlara göre her zaman ve her yerde öldürülmüş, yurtlarından edilmiş ve zulüm görmüş bir ”6 milyon Yahudi” vardır.

          Her zaman...

          Yukarıda düşmanımızın ölmediğini kafanıza iyice soktuğumu düşündüğümden dolayı bu konuya tekrar bir açıklama getirmeyeceğim. Israrla halen daha anlamakta zorlandığınız ve belki direndiğiniz bir gerçektir ki; Yahudiler programlanmış birer robotturlar. Onlar hayatlarına tek bir amaç için gelirler o da aramıza sızmak ve İnsanlığı Yahudi efendilerinin altında yaşayan köleler haline getirmektir. Biz bunu iddia ediyoruz ve bu iddiamızın arkasındayız. Bu konuda düşmanımızın bile bizi doğruladığını düşünürsek, bakalım bunu nasıl yalanlayacaksınız.

          https://www.youtube.com/watch?v=zAmiIZmeFdE

          Gördüğünüz gibi araştırmaktan kastımız bu ve sizin eleştirel zekanıza, argümanlarınıza bakıp değerlendirecek olursak, bence oldukça iyi iş çıkarıyoruz. Bir dahaki sefere kafanızı soktuğunuz kumdan çıkarıp biraz etrafa bakacak olursanız, Koşer Google’ın bile bu gerçekleri saklayamadığını göreceksiniz.

          Sanırım üçüncü paragrafı yazarken beyniniz ağzınızdan akıyordu ha? Yani normal şartlarda tartışmakta olduğum tarafı küçümsemek ile argümanlarını ve yorumlarını değersizleştirme acizliği içerisine girmem. Ama argümanlarınız ”argüman” seviyesinde olmamakla birlikte zaten değersiz olup, aslı olmayan düşünceleriniz dışa vurumundan ibaret. Size biraz tartışma adabı öğretecek olursam; kendi cahil, göreceli, fanatik düşünceleriniz üzerinden gidip, kendi bilgisizliğinizden kaynaklı sınırlı gözleminiz ile eleştirel bir yorum yapmayın. Sizin mantığınız tam olarak; ”denize gittim bir bardak su aldım ancak içerisinde balık yoktu, demek ki denizlerde balık yok” düzeyinde. Sizin yozlaşmış ruhunuzdan kaynaklı olan ruhani olgulara yabancılaşmış olma durumunuz bizim suçumuz değil sonuçta.

          Daha önce yapmış olduğum yorumda dediğim gibi ”sizin kendi sağlığınızla oynamanız beni ilgilendirmiyor.” Dolayısıyla bireysel olarak et yemiyor olduğunuz ihtimalini bilinçli bir şekilde göz önünde bulundurmayarak, kitlesel anlamda vegan diyetinin uygulanması üzerinden konuyu ele aldım.
          Olay şu ki; insanların vicdanı doğal düzeni korumaktan üstün değildir ve hepimizin evi olan doğaya karşı bu bireysel düşünceleri ön planda tutarak neyin doğru olduğuna karar vermek ise gerçek vicdan değildir.

          Bizim vicdanımız rahat. Doğadan olmayan doğal düşmanlarımız ile doğanın düzenini geri getirmek için savaşıyoruz. Sahi bu günlerde siz ne yapıyorsunuz?

          İyi geceler.

          1. Saian Battle Royale şarkısını rica etsem dinler misiniz? Saian kendi versesinde bir şeyler anlatmış, siz bu konuların içinde biri olarak belki benden daha iyi anlayıp bana anltarırsınız. Ayrıca gerçek sorgulanmaktan korkmaz deyip hangi yorumun değersiz, hangisinin degerli olduguna sizin karar vermeniz cokta durustlukten sayilmaz. Cevap verceginiz yorumlari siz secebilirsiniz ama o gereksiz yorumlarida gormeliyiz. Aksi taktirde sorgulanmak konusundaki rahatliginizin ustune golge dusuruyorsunuz.

          2. Esenlikler,

            Sorduğunuz kişi ben değilim ama ben de yorumda bulunayım. Açıkçası rap dinleyen/yapan birinin herhangi bir devrime ön ayak, gerçek ve kalıcı farkındalığa sebep olduğunu asla görmedim, büyük ihtimalle de görmeyeceğim gibi görünüyor. Bazen bir-iki tane farkındalık kırıntısı görülse de o disharmonik sesler, “muhalefet” ve “kavgacı” tavırlar ideolojik olarak pek de “yüksek” yerlere götürmeye elverişli değil insanı. Bu kadarını işin içine kişisel zevkimi katmadan, kendimi olabildiğince konudan uzak tutarak söyledim.

            Onun dışında, biz “””demokrat””” olmaya falan oynamıyoruz, lütfen yanlış anlamayın. Herkesin “eşit” söz hakkı yok, burada istisnasız herkes kendi borusunu öttüremez, bazı konularda “düşünce” “özgürlüğü” insanı sadece köleliğe götürür ve kesinlikle “her görüşe açık” değiliz. Düşünmeye, sorgulamaya, konuşmaya açığız ama bazı konularda inanın görünen köy kılavuz istemiyor, buna rağmen yukarıda gördüğünüz gibi işi zorlamaya çalışıp, bir de bilgisizliğine karşın bize ahkam kesmeye çalışan soytarılar var. Bunların bile çoğunu yayınlıyoruz, ama bloke edilen şeylere bir bakın isterseniz.

            null

            Yaptığımız şey fikirleri sansürlemek değil, bağlam sunmak. Elbette ınatla, ısrarla bağlamın dışına çıkıp bizim [siz de dahil her birimizin] burada emekle, ciddiyetle inşa ettiğimiz tapınağın içine tezek getirmeye çalışan şaklabanlar var. Bunlara neden değerli vaktimizi verelim, neden görülme hakkı tanıyalım? Yanlış anlamayın, burada bizi reddetmeye and içmiş, samimiyetten değil de düşmanlıktan ve hasetlikten itiraz sunan kişilerin söylemleri gelecekte baskılanmayacak diye düşünmeyin sakın. Demokratlar, komünistler, kültürel marksistler gibi omurgasız değiliz, her şeye açık da. Bilinmelidir ki Naziler Yahudileri asla yakmamıştır, ama Yahudilerin Alman toplumunun ahlakını köreltip zihnini lağıma döndürmekte kullandığı pornografik/ideolojik zırvalar tıpkı olması gerektiği gibi gururla yakılmıştır.

            Ha, bu böyle söylemlere asla ve hiçbir yerde yer verilmeyecek, düşünülmesi bile yasa dışı olacak değil. Ama ideal bir toplumda dejenere, akıl ve mantık dışı söylemlere çocuklar maruz bırakılmaz mesela, değil mi? Elbette “karşıt” fikirlerin de rahatlıkla ulaşılabileceği yerler olur, ama kalkıp da bu saçmalıklara sorgulama yeteneği henüz gelişmemiş kişilerin maruz kalmasını sağlamak hem istismar niteliğindedir, hem de herhangi bir amaca hizmet etmez. Yine de sık sık düşman literatürünü de inceleyen biri olarak böyle şeyler gelecekte tamamen yasaklanmalıdır, aklı olan kişiler bilerek ve isteyerek bile ulaşamamalıdır dersem bu hem Nasyonal Sosyalizme aykırı, hem de ikiyüzlü olurdu.

            Neyse, aynı mantıkla belki bir gün kabul etmediğimiz yorumları sunduğumuz bir yer olur, ama açıkçası sanmıyorum. Çünkü inanın onaylanmayan yorumların kalanı (ki %90’ından fazlası onaylanıyor – hatta şu an sitede 5000’den fazla yorum olduğunu ve otomatik botların yorumları hariç 50’den az yorumun onaylanmamış olduğunu düşünürsek oran %1’in bile altında denebilir) size yukarıda gösterdiğimden daha mantıklı, daha akılcı veya vaktimize daha çok değer değil. Reddetiğimiz yorumlar ya böyle aptalca olanlar, ya da abartısız Demon’ların ayağını yalamak isteyen… Kişilerin söyledikleri. Böyle bir şeyi de yayınlasak biz küfür etmeyiz, ama inanın siz edersiniz. Yine de genelde çok iğrençleşmedikçe insanların kişisel zevklerini, hatta sapkınlıklarını da paylaşıp çözüm bulmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Mesela ölü balık yorumu her ne kadar absürt bulunsa da yayınlanmış ve gayet normalce cevaplanmıştır. 🙄

            Bir de görüyorsunuz ya, herhalde site başında nöbet falan tutmuş ruh hastası. Spam’den farksız yorumu 8 dakika içinde onaylanmayınca direkt ikinci bir yorumu basmaya çalışmış. E yok artık. Onun dışında, yukarıdaki uzun yorumu 1 gün falan bekledi, kabul. Ama zaten bu asla olmayan bir şey değil ki; çoğu yorum ve mail cevap almadan önce saatler ve hatta bazen günler boyunca bekleyebiliyor. Verilecek cevap ne kadar uzun/detaylıysa genelde o kadar süre bekliyor. Bu herhangi bir sansür uğraşından ötürü değil [zira öyle olsa bu aptalca görüşleri en başından yayınlamazdık], tamamen tam doğru cevap verebilmek için ayrılan zamandan ötürü. Son olarak da, bazen yorumları biz cevap vermeden de yayınlıyoruz. O yüzden ille de bizim bir şey deme derdimiz yok. Yazıları ararsanız zaten böyle birçok yoruma denk gelirsiniz, merak etmeyin. Ki bazen kullanıcılarımıza güvenip soruları cevapsız yayınladığımız ve okuyucularımızın da yüzümüzü güldürdüğü oluyor. Halkımız böyleyken cidden sırtımız yere gelmez. Yani merak etmeyin, biz cevap vermesek de birileri veriyor!

            İyi geceler.

          3. Bu sürekli sorulan bi soru ve sürekli yorumlarda uzun uzun anlatmak zorunda kalıyorsunuz. Bunu yazıya dönüştürebilir misiniz? Hem bizim de elimizin altında olur.

          4. Esenlikler,

            Haklısınız ve bir süredir aklımızda. Ama Nasyonal Sosyalizm, Yahudi Sorunu, Holocaust gibi konular çok ince elenip sık dokunması gereken konular. Bir girdiğimizde tam girip, itiraza ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde işimizi bitirene kadar durmamamız lazım. O yüzden şahsen ben bu konuları o yüzden bir süredir bekletiyorum. Ama yavaş yavaş zamanı geliyor, özellikle de diğer kardeşlerimin derledikleri güzel parçaları gördükçe bunu düşünüyorum. Her halükarda, gelecekte bu konuda da yazı görebileceksiniz!

            İyi geceler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir