Joy of Satan Tamamen Sansürlendi – Online Orta Çağlar Başlıyor… Tüm İnsanlığa Karşı Bir Savaş

Kaynak: Joy of Satan forumları, Yüksek Rahip Hooded Cobra’nın vaazı.

Tüm JoS ile alakalı web sitelerine dair kısa bir internet araması, Şeytan/Satanizm/Forumlarımız hakkındaki tüm bilgilerin arama motorlarından kaldırıldığını gösteriyor.

ABD Anayasası, adalet, bu tarz şeylerin artık hiçbir önemi kalmadı. Işığa doğru yükselmeden önce karanlığın içine gireceğiz. Bu şu anda oluyor ve devam da edecek.

Kendi ayakları üzerinde durabilen bu Gerçekler tüm tarih boyunca saldırıldı, yok edildi ve kirletildi. Amerika artık ifade özgürlüğünün ülkesi değil.

Aldatıcı iddiaların arasında, tüm geçmiş insan ilerlemesini ve bilgisini yiyip bitiren kurtçuklar kuvvetlerini yeniledi ve insanlığa karşı bir kez daha savaş açtılar.

Onyıllardır, hatta yüzyıllardır “””komplo teorisi“”” denilen şey, artık herkesin önünde dokunaçlarını ifşa ediyor ve tüm insanlığı gırtlaklıyor. Bu noktada sadece bu örtüsü kaldırılmış komploya tamamen boyun eğen ve kasten destekleyenler bunun varlığını reddedebilir.

İnsanların geri kalanı, bu komplonun meyvesine, yani insanların lanetlenmesine ve mahvedilmesine, artık tamamen maruz kaldı.

Düşman insanların bilgilenme, toplanma, fikirlerini beyan etme ve bilgiyi yayma veya bir şeyleri sorgulayabilme imkanlarına eşit ve özgürce erişim hakkını yok etti.

Joy of Satan, artık resmen Google arama motorundan resmen tam sansür ve silinmeye maruz kaldı. Siteleri kasten ismiyle aramadığınız sürece hiçbir şey çıkmıyor. Bu tüm alakalı siteler için geçerli ve bu durum küresel olarak aynı.

Sitelerin açıklamaları tamamen kaldırıldı, bazı sayfalar sonuçlarda hiç çıkmıyor bile. Çıkan şeylerse karalama ve başka işe yaramaz şeyler.

Bu, bütün ruhani bilgilerin halkın elinden zorla alındığı Orta Çağlardan farklı değil.

İnsanlar okumamışlık içinde, hiçbir şekilde tepki veremez bir halde, kilisenin ve kilisenin insanlıktan nefretinin batıl inançlarının önderliğinde, kendilerini 7/24 gaddarlığa ve istismara maruz bırakan acımasız bir dünyanın sınırları içinde tutsak bırakılmışlardı.

Günlük yaşam dayaklardan, batıl inançlı domuzlar tarafından işlenen vahşi suçlardan ve günümüz dünyasında en kötü radikal İslamcı bok çukurlarının bile kıyasla harikalar diyarı gibi görüneceği bir hayat tarzından ibaretti.

İnsanların %99’u gaddar ve asla bitmeyen bir kölelik haline indirgenmişti, %1’se sürekli sadece yağmalama ve çapulculuk halindeydi. Bu durum yüzyıllar boyunca sürdü. Gerçeği bilen insanlar gizlendiler, asla bitmeyen bir ölüm zinciri içinde dünyaya ve insanlığa karşı işlenen bu suçlara karşı savaşabilmek için her gün hayatlarını riske attılar.

Aydınlanmış insanlar yeni keşfettikleri bilgilerin ışığında fedakarlık yapmaya, görünürde her şeye gücü yeten ve durdurulmaz bir düzene karşı gelmeye ve Gerçeği korumak için canlarını vermeye karar verdiler.

Bu insanlar, günümüzün kölelerinin aksine geleceği düşünüyordu. Şüphesiz ki bu cesur insanların ruhları yeniden, bu zamanlarda yine hayatta. Önlerine baktıklarında gördüklerine rağmen, daha iyi bir dünyanın geleceğini düşündüler. Tek bildikleri şey acı ve ıstıraptı.

Ancak buna rağmen daha iyi, daha açık ve daha adil bir dünyanın hayalini kurdular; İbranilerin, ve Kilisenin mütemadiyen üzerlerine yağan kamçılarından ve işkencelerinden ziyade insanların hayranlık duyup örnek alabileceği bir şeylerin olduğu bir dünyanın.

Düşmanın amaçları için büyük aksaklıklar meydana geldi, ve artık düşmanın emelleri çoğunlukla kendi ağırlıkları altında yıkılıyor. Bunu aydınlanmış insanlar, tüm imkansızlıklara rağmen meydana getirdi. Kendi zamanlarında tüm ümit kaybedilmiş gibi görünüyordu, anlamlı bir mevcudiyetin neredeyse her şekli yok olmuştu.

Düşman, insanların hiçbir şey bilmesini istemiyor. Teknokratik İbrani derebeylerimize muhalefet olan her tür bilgi, gözlerimizin önünde devasa bir tasfiye ve silinmeye uğradı. Bilgilenmiş ve kendi başına düşünebilen bir nüfus her zaman için nefret ettikleri şey oldu. Tüm komploların sadece tek bir korkusu vardır: Gün yüzüne çıkarılmak.

Bundan geri dönmek yok, ve bu artık oldu. Düşman tam bir ifşadan geçti. En köleleştirilmiş insanlar bile bu gerçeklerle yüzyüze kaldı ve en sonunda tüm özgürlükleri ellerinden alındığı zaman başlarına ne geleceğinin ilk ve en yumuşak hallerini görüp yaşadılar.

İnsanlığı ezip yerin dibine batırmak için son bir deneme olarak artık dünyadaki herkesi daha önce görülmemiş bir ölçüde sansürlüyorlar. Bilginin son cephesi olarak, Tanrılardan bize bir hediye olup büyük bir vizyona sahip insanlar tarafından insanlık için yeni bir bilgi boyutu olmak üzere yaratılan İnternet kaldı.

Düşmanın İnternetin en büyük segmentlerini ele geçirmesi ve bu segmentlerde insanlığın öğrenme ve karşı koyma arzularını ezmesi yaklaşık 20 yıl sürdü. Orta Çağlardaki baskı imparatorluğu dijital oldu. Halâ “düşmanlarına ait” “şehirler” ve bölgeler, haritadan silindi.

Diğer insanlara da bu yerlerin varlıklarının peri masalı olduğu söylendi ve insanlar bulundukları yere hapsedilmeye ve sınırlandırılmaya, toplanma ve bilgi alışverişinde bulunma yetenekleri alınmaya çalışıldı. Pandemik durumunun gerçekliği, yalan krallıklarını ilerletmekte kullanıldı ve artık kayda değer bir şeyler söylemeye çalışan en son yerler de insanlığın hafızasından silinmeye çalışıldı.

Ancak Gerçek de ilerledi ve bu zamanlarda seri bir şekilde yayıldı. O kadar seri ki, düşman geçtiğimiz onyıllarda, hatta belki de yüzyıllar boyunca eşi benzeri görülmemiş bir zorbalık ve güç gösterisinde bulundu.

Bizim Kadim Geçmişimiz de aynı zorbalıklar altında acı çekti.  Bu yüzden bu forum, Joy of Satan forumu, “Kadim Forumlar” olarak adlandırıldı. Çünkü bu forumlar insanlığın doğuştan sahip olmaya hakkı olan bilgiler sağladı, ve Antik Medeniyetlerin insanlığın ruhani bilgi mirasını muhafaza etme görevini bugün yerine getirme amacı taşıyor.

Her şeyi kaydettiğinize emin olun, başkalarını online olarak bilgilendirmek için elinizden geleni yapın, tüm bilgileri yerel olarak sistemlerinizde tutun [bilgilerin güvende olduğuna emin olmamızın tek yolu artık bu, internette her şeyi özgürce arayıp bulabildiğimiz günler sona erdi]. Gerçek, artık sadece buradaki insanların elinde hayatta kalabilir.

Ne olursa olsun, Tanrıların Gerçeği her birinizin içinde yaşıyor. Asla çürüme ve yok olma kuvvetlerinin sizi içinizdeki ışıktan ve Kadim Tanrıların Gerçeğinden caydırmasına izin vermeyin.

-Yüksek Rahip Hooded Cobra 666

“Joy of Satan Tamamen Sansürlendi – Online Orta Çağlar Başlıyor… Tüm İnsanlığa Karşı Bir Savaş” hakkında 32 yorum var

  1. Bu sayfayı kapatma ihtimalleri varmı varsa kaydetmemizi yani ansiklopediyi indirmemizi öneriyor musunuz yada not edelimmi şahsen bu yazıdan sonra burdaki her şey değerli ama öncelikli olanları kayıt etmek istiyorum ve defter kitap gibi bişey alıp kitap yapacağım

    1. Esenlikler,

      Hiçbir şey imkansız değildir; Joy of Satan bile defalarca kapatılmışken bize asla bir şey yapamazlar demek sadece hava cıva olacaktır. Biz de düzenli olarak yedek alıyoruz, ama tavsiyem çok da panik yapmadan, uygun bir zamanınızda yedekleyebileceğiniz her şeyi yedeklemek ve bunu da alışkanlık haline getirmektir. Çağ cidden bu çağ.

      İyi geceler.

  2. Biriside çıkıp demiyor düşman internet sitesine saldıracak kadar salak mı ? Direk sizi yok eder istese ki öyle bir düşman da yok Şeytan Babamız ekollerin düşman olmasını istemiyor birbirinize düşman olmayın diyor tüm Satanistler birlik olmalı kavga istemiyoruz artık YETER! Her Satanistin tek bir düşmanı var oda yahweh

    1. Esenlikler,

      Evet, tüm argümanlarımızı çürüttünüz, teşekkürler. O zaman siteyi de kapatalım biz.

      Cidden işleri bu kadar basite indirgeyen insanlar bunu kasten mi yapıyor, yoksa cidden kendileri de söylediklerine inanıyor mu bilmiyorum ama internet sitelerine saldırmanın salaklıkla ilgisi yok. Bu, Joy of Satan tarihi boyunca çok kez yapıldı. Bir site kapatmak mı sanıyorsunuz olayı? Kapatılan sitelerde o kadar fazla bilgi kaybedildi ki, ne kaybettiğimizi bile sıralayamıyoruz. Mesela kapatılan eski forumlarda binlerce, belki onbinlerce thread vardı, bunların çok büyük bir çoğunluğu bir daha geri gelmemek üzere düşman tarafından tahrif edildi. Kısaca işler düşündüğünüz gibi basit değil. Geçmişin Pagan tapınakları ve kütüphaneleri, bugünün web siteleri ve arşivleri. Fark yok.

      Devam edecek olursak; ortada “ekol” diye bir şey yok, kendini marjinalleştirmeye veya Satanizm’i ve Şeytan’ın Yüce İsmini kendi sapık, sapkın, aptalca fikirlerine alet etmeye çalışan ahmaklar var. Yoksa Gerçek birdir, değişmez ve en başından beri savunduğumuz bu Ebedi/Mutlak Gerçeği, ebediyete kadar da savunmaya devam edeceğiz. Ama biz %80 Gerçek’çi, %90 Gerçek’çi, hatta %99 Gerçek’çi de değiliz – tamı tamına %100 Gerçek’çiyiz. Çeşitli geçersiz dallanıp budaklanmaların istisnasız hepsinde ortaya atılan fikirler az veya çok yanılgıda olduğu için, bu insanlarla tamamen aynı eksende olmamız imkansızdır.

      Yine de Satanizm’i geçtim, kendine sırf Pagan diyen insanlar bile (aptalca fikirlere kapılmadıkları ölçüde) Şeytan’ın gücü altındadır. Zaten kendine Satanist deyip bize düşman olan, olabilen olmadı ki asla; düşmanımız İbrahimiler ve onların efendileri Yahudiler. Tabii kendine Satanist demeye cüret edip Şeytan’ın Joy of Satan’ına laf atmaya çalışan akılsızlar var ve bir süre daha olmaya devam edecek, ama bu hiçbir şey değiştirmiyor. Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış. Dolayısıyla bu bıkkınmış gibi gelen tonunuz nereden geliyor bilmiyorum ama ortada bir “kavga” yok. Bizim hakkımızda atıp tutan aptallara karşı her zaman için yaptığımız tek şey, sadece iki gün burada olacak olan varlıklarını görmezden gelip cidden de iki gün sonra yok olmalarını görmek oldu. Dolayısıyla söyledikleriniz trol veya melodrama değilse bunu bizim karşımızda durmaya çalışanlara söylemeniz büyük ihtimalle zamanınızın daha iyi bir kullanımı olacaktır. Ama zamanınızı en iyi nasıl kullanırım diyorsanız, o zaman sizin de kabul ettiğiniz düşman olan Yahweh’in beline kızılcık sopasıyla vurabilirsiniz. Kendi ellerimle takdim edeyim sopayı, buyrun.

      Son olarak, zaten okült gerçeklerin farkında olup, Şeytan’ı da tanıyıp doğrudan Spiritüel Satanist olmayan insanları anlamak çok güç aslında. Ruhani fenomenleri tanıyorsunuz, Şeytan’ın Gerçek Tanrı olduğunu biliyorsunuz, Yahudi sorunundan haberdarsınız ama ne dünyayı kurtarmak, ne de kendinizi geliştirmek için ruhani disiplinlerle ilgilenmiyorsunuz, öyle mi? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu. Saçma değil mi? Böyle ilginç insanlar az ama var. Her halükarda, Şeytan’a hainlik ve amaçlarımıza kösteklik yapmaya çalışmayanlara, Gerçeği gördükleri zaman bir şey demiyoruz. Herkesin Gerçeği görmesi farklı zamanlar alabiliyor. Ama çok da gecikmeyin derim, ruhani gelişim bir gecede gelmiyor.

      İyi geceler.

      1. Yahudilere düşman değiliz dinlerine karşıyız biz onlarda insan sonuçta tanıdığım 3 4 yahudi arkadaşım var fakat paganlar ve çok iyi birileri

        1. Esenlikler,

          Veeee işte Kosher Satanistlerin koptuğu nokta. Yahudilere, tamamen ve kolektif bir ırk olarak karşı ve düşmanız. Sizin “din” dediğiniz, aslında sadece çocuk tecavüzü ve kan içmeye dayalı bir ölüm tarikatı olan inançları sadece işin küçük bir kısmı. Olay tüm lanetli kültürlerinde, kişiliklerinde, içgüdülerinde. Bunu anlayıp %100 Gerçeği kavradığınız zaman YHWH kolektifine ve Yahudi ırkına karşı mücadelemize katılabilirsiniz. Bunu yapmazsanız da binyıllardır Paganları katleden ve katlettiren yegane lanetli uzaylıların “Pagan” veya “””iyi insanlar””” olabileceğine kendinizi inandırabilirsiniz – ama burada değil. Burada kertenkeleye kertenkele denir.

          Yahudiler hakkında Şeytan bunu söyler: “Onlar benim halkım DEĞİL.”

          İyi geceler.

        2. yahudiler sizmak ve icten cokertmekte ustadirlar cunku akillari ve ruhlari bu yonde programlanmis bio-robotturlar. bu yuzden cogu centil isim ve soyadlarini aldilar, onlardan cocuk yaptilar, hatta kendi din(!)lerindeki fenomenler bile centil pagan dinlerindekilerden caldilar. hatta cogu pagan inancini da yozlastirdilar. koskoca devletleri, topluluklari, kuruluslari, boyle yok ettiler ya da ele gecirdiler. bir yahudi sizinle yakin olmak istiyorsa bilincli ya da bilincsiz bir sekilde kotulugunuzu istiyordur. sahsen bir tanesi bana cinsel cekim hissetti ve yakinlastik (o zamanlar satanizmde yeniydim ve bilgim sifir idi bu yuzden tereddutte bulunmadim)… iyi ki sekse yurumedi yoksa ruhum güme gidiyordu. bir yahudiyle 7 sene yakin arkadas olmuslugum da var fakat aramizi termine ettikten sonra farkettim ki birkac aylik omru olan arkadasliklarim bile cok daha yararli olmustu bana. fakat ikisi de bilincsiz yahudiydi muhtemelen. turkiye maalesef gen acisindan corba gibi bir cografyada bulundugu icin bilincliden cok bilincsiz yahudi coktur diye dusunuyorum buralarda.

          yahudiler rol yapmada cok iyidir o yuzden size cok iyi gorunmeleri cok olasi bir durum… ayirt edip edememek tamamen size bagli ama gercege bagli bir satanist olmadiginiz icin radarinizin gelismis olmamasi da cok olasi bir durum… o arkadas saydiklariniz muhtemelen iclerinden ”meshuggah’ya bak ha bu kivama celdu bu gece sigerum ben” diyorlardir.

          kohen geninin virus gibi yayilmis oldugu bu dunyada koskoca anli sanli bir centilsiniz (muhtemelen), genlerinizi pisletememisler ama dusuncelerinizi pisletmelerini saglayip yerinizde saymaniza cidden olanak mi vereceksiniz ?

          aslinda yahudilerin takacagi butun celmeleri atlayip gecmissiniz ama en sonuncusuna takilip yere dusmussunuz. buralara bile gelecek kadar iradeniz ve hissiyatiniz varsa gercegi bulmak icin de hayli hayli olur diye dusunuyorum. nacizane bir spirituel satanist olup her seyin cok daha iyisini size garanti ederekten sizi son celmeyi de atlayip gercegi bulmaniza davet ediyorum.

          ama meyve, sebze, et, tavuk gibi dogal ve saglikli seyleri ”dilimleyip catalla yemek” varken yahudi rektumu ve negatif enerjisi emcüklemek de tercih meseleniz.

          1. Esenlikler,

            Çok doğru söylediniz. Parmak bastığınız ve altını benim de çizmek istediğim bir nokta ise Yahudilerin içgüdüleri. Sizin de dediğiniz gibi, Yahudiler ne olursa olsun hem ruhen, hem de genetik olarak düşman kolektifine bağlı ve düşman uzaylılar tarafından, sadece ve sadece bizi fethetme ve insan medeniyetini alaşağı etme amacıyla yaratılmış canlılardır. Her bir Yahudi, insanlık dışı yaratık veya uzaylı olduğunun farkında olmasa bile içgüdüsel olarak bulunduğu her toplumu yozlaştırmaya, hile hurda ile yukarı tırmanmaya ve edindiği nüfuz ile çöküşümüzü sağlamaya yönelir. Bu, onların içine kodlanmış en temel yazılımları gibidir. Nasıl sivrisinekler kan emerse, Yahudiler de yok eder. Ha hoş, aralarında pek fark da yok aslında.

            null

            Üstüne üstlük, bu “insanlara” normal, hatta ve hatta “iyi” demek, tüm insanlık tarihini ve ulusumuzun, Halkımızın geçmişini çöpe atmak demektir. Şu an üzerimizde olan, olmuş ve olacak her türlü belanın yegâne sorumlusunu reddetmek, hem atalarımıza, hem de bizden sonra geleceklere hakaret niteliğindedir. Aynı zamanda da kişi kendi elleriyle tasmasını boynuna geçirip, zincirini de Yahudilere vermiş demek oluyor. Biz, Gerçek Satanizm’de bunu yapmayız. Zincirlerimizi kırıp ayaklarımızın üzerinde dimdik dururuz. İncil’de, kurmaca Haham Yeşua’nın bile dediği gibi; bir insanın iki sahibi olamaz. Herhalde cımbızla alınacak milyonda bir doğru ifadelerden.

            Biz işlerin böyle olmasını istemezdik, ama düşman zorla böyle yaptı: Taraf olmayan bertaraf olur.

            İyi günler.

  3. Siteleri imha etmenin reklam yapacağı ve mantıksız olacağı söylemi siteler imha edilene kadarmış sanırım. Öncesinde bir yorumda bahsettiğim tam olarak buydu ve bunu yapamayacaklarını söylemiştiniz, teoride mantıklı ama pratikte çöp bir kanıymış. Sokratesin bir koruyucu demonu olduğunu söylediğinizi okumuştum ve Büyük İskender’in öğretmeninin öğretmeni olması ve en tanınan filozoflardan olması nedeniyle fikir ve düşüncelerini inceledim. Gerçekten bazı sözlerinde net bir şekilde satanizme atıflar vardı ve yanlış bulduğum bir fikri yoktu. Aksine bana felaket bir ilham verdiler ve bazı fikirlerimi geliştirmemi sağladılar. Demem o ki Sokrates’in kimse isteyerek kötü değildir şeklinde bir sözü var. Düşününce aslında yahudilerde kötü veya iyi değiller, tıpkı bizim gibi. Onlar bize göre kötüler ve bu sizinde desteklediğiniz gibi yapılarının bir sonucu. Yani bize göre kötü olmak ZORUNDALAR. Bir kurdun koyuna göre kötü olması gibi. Herşey bittiğinde kalan yahudilere ne yapılacak? Ne yapılırsa yapılsın bizle aynı şartlar altında değerlendirilmeyip ötekileştirilirlerse (ki öyle olacağı kesin) onlardan ne farkımız kalıcak. Yumruğa yumrukla cevap ver iyi hoşta bu durumda iki tarafta aynı seviyelerde olduklarını kanıtlamış olurlar, ötesi yok. Yahudi savunuculuğu yapmıyorum, sadece iyi ve kötü kavramlarına tamamen karşıyım artık. Saf kötü ve saf iyi diye bir şey yok, birbirleri olmadan bu iki kavram var olamaz. Demek istediğim buna bizim iyi adamlar olmak gibi bir kaygımız yok diyerek kestirip siz de tokatı yapıştırabilirsiniz. Ama eğer olacak olan buysa kendinizi iyi onları kötü olarak yaftalamayın. İki tarafta aynı, kendi doğrularını yapıyorlar. Sokratesin de dediği gibi;(sözü tam hatırlayamıyorum ama aşağı yukarı şöyle birşey)

    Kötülük gören kötülükle karşılık vermemelidir çünkü hiçbir şey zulmetmeyi doğru kılmaz.

    Ve

    Kişiye göre değişen ve hissi değerler üzerine kurulu bir ahlak sistemi sadece bir yanılsamadan ibarettir ve aslında mantıklı ya da gerçek hiçbir şey ihtiva etmeyen kaba ve çirkin bir fikirdir.

    1. Esenlikler,

      “Bize göre”, “size göre” söylemleriyle [türümüzü ilgilendirdiği kadarıyla] evrensel etik olgusunu tanımsız, nihilist bir borg’a dönüştürmek, tam da ahlaki görelicilerden beklenecek bir hareket. Hayır efendim, o öyle değildir. Bu işin “bize göre”, “size göre”si yok. Yahudiler gerçek anlamda bebek yiyen, kan içen yaratıklarken “Ama yargılamayın abisi, o sadece bize göre kötüüü!” diyen de, bu pislikleri yapan Yahudiyle tıpatıp aynı şiddette yargılanır. Hatta Yahudinin seçeneği yok, doğası gereği bunu yapmak zorunda ama Centillerin seçeneği var.

      Dediğinizin bir kısmı, teknik olarak doğru ama pratik açıdan ele gelmez bir düşünce biçimi. Yani evet, teknik olarak gezegenimize meteor düşüp bütün yaşamı sona erdirse bile buna “””mutlak””” bir “””ölçütte””” kötü demek teoride yanlış olacaktır.

      …Ama hepsi bu. Yani, teknik olarak evrendeki tüm varlıkları bağlayan bir ahlak olgusu olmaması, bizi neden bağlasın ki? Ne zaman bağladı ki? Asla. Ancak, 21. yüzyılın Yahudi postmodernizmiyle birlikte “””her şey””” “sorgulanabilir” oldu. Belki çok ilkel diyeceğiniz onbinlerce yıl önceki mağara adamları bile, çocuklarına kast eden olursa buna verilecek tek ama tek doğru cevabın çocuklarımıza tehdidi olan organizmanın en ufak bir izi bile kalmayana kadar savaşmak olduğunu bilirdi. Bunun aksini iddia edenlerle de açıkçası bırakın aynı dini paylaşmayı, aynı gezegeni paylaşmak bile utanç verici olurdu. Elbette çok uzun süre paylaşmayacağız.

      Biz insanız; elbette ki insanlık, Doğa ve Dünya için iyi olan şeyleri umursamak zorundayız. Öyle “size göre”, “bize göre” lafları, ortada tüm ölçütlere göre savunulması imkansız, mutlak bir kötülük varken son derece havada kalıyor. Dolayısıyla hayır, Yahudiler kötü. Hem de mutlak kötü. Yüzüklerin Efendisi serisini okuduysanız ya da izlediyseniz oradan düşünün, iyi ork var mı? Yok. Niye? Çünkü mayaları öyle değil. Aynı mantık. Siz, doğası öyle olduğu için kanınızı emen bir sivrisineğe tepki göstermiyor musunuz? “Tıpkı yılanların en iyilerinin bile başları ezilmesi gerektiği gibi, Centillerin en iyileri bile öldürülmelidir.” diyen hahamları el üstünde tutan, toplumlarının “lideri” ve “rehberi” olarak gören öteki, düşman, uzaylı bir ırktan bahsediyoruz burada. Tabii el üstünde tutacaklar, adam kendi “””kutsal””” kitaplarını alıntılamaktan başka bir şey yapmamış ki. Sonuçta Talmud’da da Centillerin öldürülmesi, boyunduruk altına alınması, sömürülmesi gerektiği, defalarca ve mütemadiyen vurgulanıyor. Bir mücahit kapınızı baltayla kırıp evinize girdiğinde, sizi bağlayıp gözünüzün önünde anne-babanıza tecavüz edip ondan sonra da öldürdüğünde de “Aman canım, bana göre kötü bu. Aslında ortada bir şey yok” diyebilir misiniz? Diyemezseniz o zaman bu konuda da atıp tutmanız, sadece ikiyüzlülük olur. Çünkü Yahudilerin bize, türümüze, kolektif olarak çağlar boyu yaptığı şey bundan en ufak bir farka bile sahip değil. Azıcık tarih okuyun, gerçek hayat modern felsefe kitaplarından çok farklı.

      Dolayısıyla Sofistlik yapacaksanız lütfen az ötede yapın. Bu tarz “iyi ve kötü çok boş yuaa” fikirleri tamamen değersizdir; ve fildişi kulelerinden (ya da artık çağımızın fildişi kuleleri olan telefonlardaki, bilgisayarlardaki sosyal medya çöplüklerinden) başını azıcık kaldırıp gerçek dünyaya bakan kimse bu tarz gerçeklikten uzak, kendi dünyasında yaşayan fikirlere itimat etmez. İyilik de vardır, kötülük de. Bunu laf cambazlığıyla istediğiniz kadar reddetmeye çalışabilirsiniz, ancak bu fikre inanacak tek “insan” tipi (insan denebilirse, ki denemez) zaten psikopatlıklarını yaşamaya bahane arayan andavallar olacağı için arkanızı kollayın derim.

      Son olarak, “kötüye kötülük yapmak sadece bizi de onun seviyesine indirir” tamamen geçersiz bir fikirdir. Daha az çizgi roman okuyun. O çizgi roman karakterlerini, çizgi romanlara has çocuksu ahlaki görüşleri, elle tutulmaz fantezileri kimin yaratıp Centil popülasyona empoze ettiğini de araştırın isterseniz.

      Sizin gibi düşünen insanların tüm itirazlarına karşın hayır, “bizim iyi adamlar olmak gibi bir kaygımız yok”un tam aksini söyleyeceğim – zaten Mutlak İyilik budur. Kötülüğe omuriliksiz insanların “kötülük” diye nitelendirdiği şekilde karşılık vermek, sadece adaletin temelidir. Adalet de mülkün temelidir. Bize her yumruk atana yumruk atmak zorunda değiliz, Centiller olarak daha iyi bir yol biliyoruz. Ama Yahudilerin yaptığı şey yumruk atmak değil. Sizin örneğinizden gidersek yumruk atmaktan ziyade binlerce yıl boyunca, doğmuş ve doğacak olan istisnasız herkesin kolunu, bacağını kesip gözlerini oymak, veya bunu yapabilmek için elinden geleni ardına koymamak. Böyle bir konuda ne pazarlık, ne barış, ne merhamet olabilir.

      Hayvanlardan farkımız olmadan yaşayalım diyorsanız sizi en yakın ormana bekleriz, ama ne yazık ki sizin beyninizin bu tarz gerçekdışı fikirler düşünebilecek kadar fazladan kaynağa sahip olabilmesinde bile doğal seleksiyonun türümüz içerisinde baskılanması rol oynadı – Sizse kalkıp bu sizi ve sizin farazi fikirler oluşturacak kadar uzun süre var olmuş kafanızın hayatta kalmasına izin veren yegane oluşum olan insan medeniyetinin direkt karşısında, zararında fikirler öne sürüyorsunuz. Gerçek şu ki, dünya sizin dediğiniz gibi olsaydı -ki zaten Yahudiler Avrupa’ya tecavüzcü mültecileri yığarak bunu yapmaya çalışıyor- ilk başta sizin gibi göreliciler öldürülürdü.

      null

      Fikirleriniz gerçek dünyada bu kadar ağırlığa ve bu etkiye sahip olabilir sadece. Tabii karikatürde “radikal” İslam yazdığına bakmayın. Gerçek İslam bu. Ve gerçek Musevilik. Ve gerçek Yahudiler. Irk olan. Sevseniz de, sevmeseniz de. Kafanızı kuma gömseniz de, gömmeseniz de.

      Satanizm’de pratikte geçersiz, akıldan ve mantıktan uzak fikirlerin yeri yok diye boşuna demiyorum. Gerçekten o dediğiniz zaman adanma ayininizi yaptınız mı ondan bile emin değilim; ama cidden yaptıysanız da geçmiş olsun. Bu fikirlerle “Şeytan sadece bir dostum”cuların arasında daha çok kabul görürsünüz, onlar da okültizmden anlamayacağı için spiritüel bir ritüel yapmanıza hiç mi hiç gerek yok.

      Onun dışında da, size tavsiyem “Seri çocuk katillerini öldürmek sadece bizi de seri çocuk katilleri kadar kötü yapar!” gibi fikirlerinizi toplum içinde kendinize saklamanız – Türk toplumu birçok açıdan yozlaşmış olabilir ama alenen bu kadar yanlış olan düşüncelere halâ nasıl tepki verilmesi gerektiğini biliyorlar. Ve bu yaşta parmakla gösterilerek gülünmek, gururunuza dokunacaktır. Ama belki de ayaklarınızın sağlam toprağa basması için dokunması lazımdır. Kim bilir.

      İyi günler.

      1. Bu mantığa göre vücudumuza girip yavaş yavaş tüketerek en sonunda bizi öldüren kötü huylu mikroorganizmalara karşı savaşmamız da etik dışıdır. Yani sonuçta doğası bana zarar vermek ve beni öldürmek. Yani hayattaki amacı bu… Çevresine zarardan baska etkisi olmayan her şey mutlak kötüdür. İsteyerek yapsa da istemeyerek yapsa da mutlak kötüdur.

        1. Mutlak etik diye birşey yoktur diyorum, gerçekten etik olmadığından karşılık verilmemeli dediğimi mi anladınız?

          Bizim iyi olmak gibi bir kaygımız yok derseniz derken bu tarz bir karşılıktan bahsediyordum ve bir sorun gormedigimi, sadece iyi kotu etiketi yaparak taraf tutulmamasini istedigim icin iyi kotu diye siniflandirmayin dedim, yorumda mutlak iyi mutlak kotu olarak siniflandirilmis bile😄

          Bunu sana bana goresi nasil olur anlatayim. Kurt koyunu yedigi icin koyuna gore kotu, ama dogasini takip ettigi icin kendine gore dogrudur. Koyun cimeni yedigi icin cimene gore kotu, ama o da kendisine gore dogrudur. Bu demek degildir ki koyun karsilik veremez cunku etik degil. Ben ortada bir etik yok diyorum siz bana ne anlatiyorsunuz. Laf cambazligiyla suclanmisim bir de😅

          Benim hakkimda varsayim yapmayi cok sevdiginiz asikar fakat gereksiz bir sevda. Nasıl desem önyargı pekte etik değil mi desem 😗

          Herneyse kendimi daha iyi bir şekilde ifade edeyim, görünüşe göre betimleme olmadan anlayamayacaksınız, e sizinde 50 tane merkur karesi yapmanizi beklemek sorun olur, uzerime duseni yapayim.

          İyi ve kötü insan yapımı ve doğal olarak göreceli kavramlardır. Bunda bir sofizm yok, anlayacağınız şekilde konusucaksam bu gerçek. Mutlak, baki, ebedi, sarsılmaz, cizilmez, paslanmaz bir gerçek. Evrende tek bir iyi vardır bilgi, tek bir kötü vardır cehalet. Dolayısıyla size kötülük yapan yahudilere sizinde kotuluk yapmanizi engelleyecek etik kurallar yok. Yazdigim seviye dusurme, ayni seyin laciverti olma gibi ithamlar gunumuzun kaliplasmis etik kurallari perspektifinde oyleler. Tanrı sizi durdurmuyorken kim durduracak oyle degil mi, vurun gitsin! Sahsen bende durdurmam. Ama tokat atana gul veya tekme atmak tamamen kisinin ozgur iradesindedir ve kisiden baska kimseyi ilgilendirmez.

          Uzun lafın kısası benim rahatsız olduğum tek şey iyi ve kötü diye gökten inme kavramları kültüre açık şekilde empoze edip çocukların beynini yikamak. Belirtmek zorunda hissediyorum, siz empoze ettiniz demiyorum ama herşey bitince acik sekilde siz de ediceksiniz. Bunun yerine iyi ve kotu kavramlarinin aslen ne oldugunu ogretin. Arada ki fark su. İyı ve kotuyu ogrenen cocuk bu bilgiler esliginde buyuyucek ve yetiskinlikte bunun bir geri donusu olmayacak. Bunun sonucunda da ogrendigi “ahlak” kurallarını bir robot gibi yerine getirecek. Ama iyi ve kotu kavramlarinin ne oldugunu ogrenen cocuk dogal olarak Sokrates’in ahlakla ilgili sozunde ne demek istediginide kavrayacak ve zihnen tamamen ozgur olabilecek.

          1. çocuğun gelişimi sonucunda çocuğun kafasında tabular oluştu ve empati yeteneği köreldi. Ona neyin adil olup neyin olmadığı öğretildi, kavramların yapısı gereği öğretmenlerine göre! (Sorun da burda)

          2. çocuk tarafsız bir bakış açısı kazandı ve tabuları yok. Hala kendisine yapılan bir kötülüğe nasıl karşılık vereceğini biliyor fakat bunu kendi yaptığını iyi olarak empoze edip kutuplaşmaya yol açmıyor. Neyi neden yaptığı biliyor çünkü ne yapacağına kendi karar verdi. Kimse ondan hesap soramaz, çünkü haklı bir gerekçesi var. Ha burada tekrardan bir mudahalede bulunayim, yoksa sonuclari belli, dediklerimin anarsizme benzedigini fark ettim ama tam olarak ayni degiller cunku ortada Nasyonel Sosyalist bir toplum, doğal olarak toplum düzeni için bir adalet kavramı var. Olmamasını savunduğum şey bir etik, ahlak kavramı. Tarih okuyun demişsiniz, gayet yararlı bir tavsiye tesekkur ederim ama okudugum kadariyla bildigim bazi seyler var. Tarih boyunca envai hukumdar kendi ahlak kurallariyla toplumunu manupule etmistir. İyi kötü tıpkı 1 ve 0 gibi ve 1 ve 0 larla robotlar kodlanır, insanlar değil. Kişi hükümdarın adalet yani toplum düzenine onun toplumunda yaşıyorsa uyucak, ama kendi ahlakına kendisi karar vericek. Böylelikle toplum düzenide korunur, insanlarında gözü açık olur ve manupule edilmeye musait koyunlar olmazlar. Sorgulamadan yasanan bir hayat yasamaya degmez. Sokrates afedersinizde boş insan değilmiş, onun sozlerine kafa yordum ve ulastigim sonucta bir sorun yok. Son yazdigim paragraftan rahatsiz olacak birşey bulduysanız tekrardan belli olur ki sorun betimlemede degil beyinde. Onunda ilaci bende yok.

          Simdi diyeceklerinizi tekrardan bir ongoreyim bakayim, toplumumuzu seytan yoneticek ve bizim manupule gibi bir endisemiz yok. Manupuleye karsi tedbirli ve pak bir beyine sahip olmak icin manupule tehlikesi gibi bahanelerede ihtiyac yok. Eminim Şeytan halkının kendisini geliştirişinden rahatsızlık duymaz. Sadece ruhani değil, aynı zamanda felsefik ve bilimsel.

          Bana karşı onyargili oldugunuz acik cunku o yazdigimdan direkt o sonuca atlamanizin merkur karesi meyvelerinden biri olmadigi kesin, siz bundan daha iyisiniz. Madem bana tarih okumakla ilgili bir oneride bulunmussunuz bende size bulunayim. Bulabildiginiz kadar farkli kaynaklardan ozellikle Sokratesin sozlerini ve dusuncelerini okuyun. Sizin internet caginin sonucunda ulastiginiz bilgilere internetin i sinin ustundeki nokta yokken ulasmis, bunu sozlerinde net bir sekilde belirtmenin yaninda yansitmista bir adam. Modern felsefe kitabindan ibaret bir insan degil. Bir şans verin belki sizden daha fazla birşeyler biliyordur, belki yani sadece. Size egonuz yuksek demek istemiyorum, yoksa sizin bana yaptiginiz gibi varsayim yapmis olucagim(ki ben cinsiyetiniz hakkinda bile varsayim yapmiyorum, benim aksime sempati duydugunuz bazi kardeslerimin aksine), ama hani yuksekse de kendinizi tutun ve dedigime bir sans verin. Boylelikle ne demek istedigimi anlar, belki cok begenip anlatirsiniz da. Sofizmin ne olup ne olmadiginida tam olarak ogrenmis olursunuz tadindan yenmez☺

          Esenlikler.

          1. Esenlikler,

            Siz koyun da değilsiniz, kurt da. Dolayısıyla kurtlardan ve koyunlardan bahsetmenize gerek yok. Ama hayvanlar bile (genel olarak) yavrulara tecavüz etmez. Dolayısıyla yine yandı iddianız. Eğer cidden “etik yok” gibi mutlak olarak savunulamaz bir pozisyonu savunmanızı kurta kuzuya dayandıracaksanız, bu laflarınızı da onlara anlatmanız uygundur. İyi ve kötü etiketi, yaftası, unvanı türümüz için ve türümüz içerisinde sadece geçerli değil, gereklidir de.

            Bize inceden hakaret etmeye çalışmalarınız, ne yazık ki “etik” ve “ahlak” kavramlarını karıştırıp anlamamanızdan ötürü elinize yüzünüze bulaşıyor. Burada önyargılı olan biz değiliz, bu iki kavramın aynı şey olmadığını anlamayan sizsiniz.

            Başka bir sorununuz da, sözüm ona “kutuplaşmaya” mutlak olarak karşı olmanız. Ne olursa olsun, ne pahasına olursa olsun (çünkü sizin gerçekdışı dünya görüşünüzde bunun pahası epeyce yüksek olur) “ılımlı” olmak, “yafta”lardan, “etiket”lerden kaçınmak, ne olursa olsun, karşı taraf her ne kadar kelimenin tam anlamıyla çocuk yiyen uzaylılar olsa da kendi pozisyonunu mutlak olarak görmeyi reddetmek… Çitin tam üstünde yaşamak nasıl bir his, batmıyor mu?

            null

            İronik olan şu ki ısrarla “ortayı” savunmak da bir çeşit aşırıcılıktır. Hem de en tiksinç, samimiyetsiz ve savunulamaz aşırıcılıklardan biri. Kimliksizliği kimlik edinmek. Çok ilginç bir meta. İlginci tamamen negatif anlamda kullandım tabii. Saydığınız durumlar hakkında düşünmek yersiz bir vakit kaybı olacak, çünkü düşman kategorik olarak sadece ve sadece ilkinden anlıyorken biz de muhtevamız gereği zaten sadece ikincisiyle sınırlıyız. Dolayısıyla yine pragmatik olarak hiçbir amaca hizmet etmeyen bir düşünce deneyine daha imza attığınız için sağ olun.

            Sokrates’e ve başka antik filozoflara gelince. Felsefe sadece düşünce işi değildir. Fütursuzca alıntılamaya çalıştığınız filozoflar hakkında gerçekten ne biliyorsunuz? Size söyleyeyim, neredeyse hiçbir şey. Merak etmeyin, biz de öyle. Ama az sonra açıklayacağım gibi eser okumaktan bağımsız olarak bilgimizin daha derin olduğunu söyleyebilirim. Her halükarda, gerçek felsefeyi ve filozofları aslında bilemememizin suçlusu kim mi? Yine ve yeniden savunduğunuz ve desteklediğiniz Yahudiler. Şimdi “onları savunmuyorum” diyeceğinizi duyar gibiyim, ama tekrar edeyim, savunuyorsunuz. İnsanlığın mutlak düşmanını mutlak olarak lanetlememek bile, savunma eylemidir. Bir de bunu laf cambazlığıyla haklı çıkarmaya veya “makul olanmış” gibi göstermeye çalışmak, düpedüz samimiyetsizliktir. Tekrar söyleyeyim, başınızı felsefe kitaplarından kaldırın da azıcık tarih okuyun. Tarihi okuduğunuzu söylüyorsunuz ama vardığınız sonuçlar olabilecek en sığ sonuçlar. Dediğiniz gibi hükümdarların insanları baskılaması, sömürmesi falan doğrudur, ama ee? Bunun altına, arkasındaki sonuçlara inmeyecek miyiz? Tarih biliminin bir amacı da budur, bir şeylerin sebebini ve sonucunu kesin ve keskin bir şekilde teyit etmek. Peki derine inince ne göreceğiz? Yine birkaç lanetli hokka burunlu. Mesela Şarlman iti kime biat ediyordu? Ya Konstantin? Sultan Süleyman? Clinton? Bush? Bizim mahalledeki Tayyoş isimli Gürcü Yahudisi uzun abi? Peki büyük felaketler kimin eseri? Roma’nın düşmesi? Karanlık Çağlar? Kara veba? İslam? Hristiyanlık? Komünizm? Atom bombası? Doların 7 lira olması [tamam, en son 15 gün önce 7 liraymış da 6,77’ye az diyen de çıkmaz herhalde]? Sayayım mı daha? Gerek yok, değil mi?

            Kısaca tarihi izole olaylar halinde ele almayı bırakmanız gerekiyor. Tüm olayların, tüm kötülüklerin, tüm zulmün, tüm düşüklüğün ve düşkünlüğün arkasındaki hokka burunu görene kadar yeterince derine bakmıyorsunuzdur.

            Ve felsefe okumakta ısrarcıysanız şunu da belirteyim, Hristiyan istilasından sonra o çok sevdiğiniz filozoflara dair çoğu bilgi tahrif edildi, kalanlar da yozlaştırıldı. Bu yüzden günümüzde felsefeyi sadece “düşünce” işi sanıp koltuktan kıçını kaldırmaktan bile aciz andavallar “ben filozofum” diye geziyorlar. Özellikle de modern çağa yaklaştıkça bunu çok daha rahat görüyoruz.

            Ama yok, tekrar tekrar söylediğim “felsefe düşünce işi değildir”in altını doldurayım biraz. Filozof tabirinin bile nereden geldiğini biliyor musunuz? Evet, sıradan anlamını biliyorsunuz. Ama aslında bu bile ruhani bir tabirdir; Sofya’nın, yani bilginin, bilgeliğin Sevicisi, Sevgilisi. Antik Yunanistan’da da -başka neredeyse her yerde olduğu gibi- bilgeliğin sembolü yılandı. Yılanın yükselmesi, kişiye gerçek “bilgeliği”, “uyanmış bilinci” veren şeydir. Filozof da, Antik Yunanlar gibi alenen ruhani bir toplumda doğrudan ruhu üzerinde çalışıp, bu mutlak “bilgeliğe” ulaşmak için uğraşanlara deniyordu. Sanıyor musunuz Gymnasium’larda sadece spor yapılırdı, veya fikir dünyasındaki şeyler konuşulurdu? Halâ ve halâ, ısrarla reddettiğiniz ama antik toplumların tamamen farkında olduğu bir de üçüncü boyut var. Sadece düşünerek de, sadece hareket ederek de hiçbir yere varılamaz. Bize bugün unutturulmuş olabilir ama varlığın bambaşka ve diğer her şeye de doğrudan, derinden etki eden boyutu da var. Antik Yunanlar bunu biliyordu. Sözlerinin sizin elinize geçen kadarı, olsa olsa sadece bu ruhani gelişmişlikleriyle gelen birkaç gözlem niteliğinde olabilir; o da kilisenin bu bilgelerin yazıtlarını ne kadar yozlaştırdığını hesaba bile katmadan. Dolayısıyla bu insanların sözlerini bırakın, pratiklerini bile anlamadan ahkâm kesmeniz, tekrar söyleyeyim ki sofizmden başka bir şey değildir. Görünüşe göre sofizmi bırakın, gerçek felsefeyi de başından öğrenmeniz gerekecek. Size birkaç ufak başlangıç vereyim. Bu da konu hakkında daha fazla bilgi alabileceğiniz bir vaaz.

            Yani kısaca, “filozofların yolundan gidiyorum” diyecekseniz önce elle tutulmaz, gerçek dünyada uygulanamaz fikirleri bırakıp Sofya’nız, gerçek bilgelik veren yılan enerjiniz üzerinde çalışmanız gerekiyor. Sayısı ne kadar olursa olsun, birkaç kitap okuyarak “özgür düşünür” olunmuyor. Hele de dünyamız üzerinde ruhani baskı ve beyin yıkama bu kadarken bu imkansız. Ruhani gelişim her şeyin başı ve sonudur. Okumak çok güzel şey ama sadece okuyarak dünya değişmez. Günün sonunda yapmak da en az o kadar önemlidir. Unutmayın ki günde 10 saat, toplamda kütüphanelerce kitap okurken gününüzün bir-iki saatini bile bedeninize, ruhunuza ayırmadan edineceğiniz tüm bilgi ve kültür sadece potansiyel enerji olarak kalır. Atatürk’ün dediği gibi, sağlam kafa sağlam vücutta olur. Ben de naçizane bir ekleme yapayım, en sağlam vücut ruhaniyetle terbiye edilmiş vücuttur.

            Ve madem vereceğim bu cevapların az çok farkındasınız, o zaman neden zamanızızı ve zamanımızı harcıyorsunuz? Dedikleriniz doğru. Madem bunu anlıyorsunuz, o zaman sorun ne? Yani evet, ruhani gelişim ve ruhani aydınlanma zaten bu dünyevi kafayla düşünüp düşünüp bir türlü cevap bulamadığınız sayısız konuya eforsuzca cevap bulmaya yarayan yegane yol. Gözlerinizi hayatınız boyunca açmadan görmeyi tarif etmeye çalışmak gibi bir şey yapıyorsunuz. O işler gerçekten öyle çalışmıyor. O yüzden bu iddiaları ciddiye almıyoruz ya zaten. Çünkü ruhani olarak ilerledikçe gerçekten vakit harcamaya değecek şeylerle değmeyecek şeyleri ayırt ediyorsunuz ve belli konulardaki Gerçekler öyle ya da böyle, isteseniz de istemeseniz de size “malum oluyor”. Bu yol takip edilmezse de kişi istediği kadar çabalayıp didinsin, belli şeyler kavranmıyor. O kadar çaba gösterme arzusuna sahipseniz zaten bu iyi bir şey, ama bunu daha verimli şekilde kullanın. Size ağaç kesmek için 8 saat verilmiş, ama bu işi yapmanız için verilen balta çok kör ve keskinliğini yitirmiş. Bir de bileme taşınız var. Niye önce birkaç saat baltayı bilemeden ağaca saatlerce balta sallıyorsunuz ki? Ağaç o şekilde düşmeyecek, baksanıza.

            Ağacı kesmek, kendinize ve sevdiklerinize yakacak odun toplamak istiyorsanız bunun tek yolu belli. Artık “kıvrak zekâlı” çözümler, “akıllıca” itirazlar bulmaya harcadığınız bu kadar zamanı ve enerjiyi en önemli boyuttan gelişiminize harcarsanız zaten bu anlattıklarımızı doğrudan, kişisel olarak tecrübe edeceksiniz. Bu kadar sözü kötülüğünüz için söylemiyoruz, ciddiye almadığımız ve karşı çıktığımız şeylere öyle davranmamızın bir sebebi var. Devam eden görür, siz ederseniz siz de ziyadesiyle göreceksiniz.

            İyi günler.

    2. Peacock ın yazdığını okumadan önce şu yazdığınıza cevap vereyim. “Kötülük gören kötülükle karşılık vermemelidir çünkü hiçbir şey zulmetmeyi doğru kılmaz.”
      O zaman bi yahudi sizin çocuğunuza tecavüz etsin onun psikolojisini bozup hayatını karartsın. siz de
      ‘sevgili yahudiii bu senin suçun diğiiiiiil, bu senin doğanda varrrr, ben sana kızmıyoruuummm(sarılır), Kötülük gören kötülükle karşılık vermemelidir çünkü hiçbir şey zulmetmeyi doğru kılmaz, ne de olsa sana göre iyi bana göre kötü birbirimizi yadırgamamalıyııız, çocuğumda büyüyünce bunu mutlaka anlıycaktır, makatını hastanede diktiririz geçer, bu yüzden ben sana hiç bi şekilde zarar vermiycem,seni polisede şikayet etmiycem bu seferlik ben seni affediyorum çünkü aynı zamanda ben bu kadar gurur, vicdan, onur, şeref, zeka yoksunu haham yeşua tarafından beyni yıkanmış bi aptalıımmmm.’ dersiniz. Tabi bu olay sonra kaç defa daha tekrarlanır onu siz bilirsiniz herhalde.

      1. Gerçekten okuduğunu anlama sıkıntısı var sanırım sitenin 😕 Bakın belkide cümle yapısı devrik bir şekilde olunca noktaları kafanızda birleştiremiyorsunuzdur, o yüzden tane tane yazmak gerekiyordur. Anlayışla karşılayıp sizede kısaca açıklayayım. Yazıda açık bir şekilde siz de tokat atabilirsiniz diyorum. Sonra bunu dediğim için de mantık kurabileceğinizi düşünerek Sokrates’in ilk yazdığım sözüyle günümüz ahlak sisteminin çelişkisine ironi yapıyorum. Kabul ediyorum ilk bakışta sizin anladığınız gibinanlamak mümkün. Ama şöyle bir bakınca yorum yazan 3 kişinin 3’üde önceki yazanlardan mantık kuramamış. Önyargılı bir insan (bkz: Satan’s Peacock) size şuan aptal etiketini yapıştırmıştı. Ama okurken farkında olmadan cümlelere cımbızlama yapmanızın daha derin bir sebebi var; anlamak istememeniz. Dostoyevski bunun hakkında şöyle demiş.

        “Kişi bir soruyu 2 sebeple sorar. Ya inanmak için, ya da çürütmek için.”

        Sizin durumunuzda soru sormuyorsunuz da okuyorsunuz. Tek fark bu. Şurda ss bir insansınız. 3’ünüzde meditasyon yapıyor, ne bileyim büyü, merkür karesi falan yapıyorsunuz. Bu kadar basit psikolojik durumları aşamadınız mı? Bir cümleyi anlayabilmeniz için tane tane maddelemek mi gerekiyor? Tamam kabul ediyorum yazının dolaylılığını ama ne bileyim Dünya kurtaran insanlar okuduğu cümleyi 2 cümle öncesiyle bağdaştırıp fikri kavrayacaktır diye düşündüm. Durdenizm akımından çıkma eserler okuyup dolaylı yoldan, başka bir deyişle şiirsel olarak empoze edilen fikirleri kavramayı öğrenin, bunun içinde tabii yazıda böyle bir anlatım olabilme ihtimalini gözden çıkarmamalısınız, başka bir deyişle karşınızdakini küçümsememelisiniz.

        Ha çok uçuk bir ihtimal olarak anlatmak istediğimi tam olarak anlayıp güvenimi boşa çıkarmadıysanız, ama yinede bu yorumu yaptıysanız Merkür karelerine asılmanın vakti gelmiş demektir.

        Esenlikler.

        1. Esenlikler,

          Yok, dediklerinizi başından beri anlıyoruz. Sadece reddediyoruz. Aslında sizin de bunu anlamanızı beklerdim.

          İki cümle başında yazarları, edebiyatçıları, filozofları alıntılamak ne yazık ki argümanlarınıza bir meşruluk kazandırmıyor. Bilinen evrendeki en bilge varlıkları bile biz, bu kadar alıntılamıyoruz.

          Bir de bu kadar (aslında ne kadar olduğu da belli değil) eser okumuş olup hala Türkçenizin demografiğinize göre çan eğrisinin tam ortasında alması çok tezat değil mi? Normalde bunun çok önemi olmazdı ama iddialarınızın ne kadar büyük bir kısmının alıntı olduğunu ve de Türkçenizin halini düşünürsek… Okuduğunuzu anladığınıza emin misiniz?

          Biz SS’te “inanma”yı sevmeyiz, soru soruyorsak bilmek içindir. Ama evet, bazen sürekli alıntıladığınız ama belli ki yeterince anlamadığınız güzel filozofun Sokratik metodunu kullanmak için de soru sorarım. Tabii antik filozofların eserleri, uzun yorumunuza cevap verirken de büyük ihtimalle üzerinde duracağım gibi günümüze kadar gelirken tahrife de uğramıştır ne yazık ki.

          Neyse, Sokratşk metod demiştik. Mesela, basit konseptleri anlamamakta ısrar ettiğiniz için ben de tekrar edeyim. “Mutlak iyilik kötülük yok” diyorsanız, çocuk istismar etmenizi engelleyen tek şey yasalar ve “fırsat” yoksunluğu mu? Değilse o zaman?

          Pozisyonumuz (reddiyecilerimiz için) ne yazık ki oldukça mutlak. Karşımızda duranlar kategorik olarak ya cahil, ya aptal, ya da ahlaksız olmak durumunda kalıyor. Bu tarz kendi ağırlığı altında yıkılan ve gerçek dünyada karşılığı olmayan, elle tutulmaz argümanları ille de ele almak zorunda bırakılmak hem size, hem bize, hem de topluma hakaretken bu tarz fikirlerinize “eşit” yaklaşmamızın mümkün olmamasını, bu konuda elbette ve doğal olarak önyargılı olmamızı anlayabilmelisiniz. Etik olan pozisyon bu. “Mutlak iyilik kötülük yok yiaaaa. Kendi Tanrılarınızı bırakın, Haham Yeşua’ya birbirinizi kesin, çocuklara tecavüz edin, ne olacak ki? kiMe gÖrE nEYe göRE kÖTü?!” diye toplumlarımızın içine sızıp kontrolü eline aldıktan sonra da sistematik olarak hem ideolojik, hem etik tüm değerlerimizi yerin dibine sokanlar Yahudiler. Şu an bize pazarlamaya çalıştığınız fikirler de Yahudi fikirleri. Dolayısıyla bu hastalıklı görüşler doğal olarak karşı olduğumuz, elbette önyargılı olacağımız ve tabii ki hiçbir şart altında kabul etmeyeceğimiz fikirler. Kısaca pozisyonlarımız denk değil. Kategorik olarak sizin kanıtlamakla yükümlü olduğunuz, ama hepimizin insan doğasından ötürü kanıtlamanız fiziksel olarak imkansız fikirler var.

          Duruşunuzun sıkıntısı bu. Dolayısıyla bize ahkam kesmeniz bu yüzden yersiz. Bir de bunun üstüne bize ahkam kesmeye çalışınca bunun uzaktan nasıl göründüğünü anlıyorsunuzdur. Yani buraya bir Sübyancı Muho’cunun gelip, hiçbir muhtevamızı anlamayıp, bir de İsl*m “ahlakını” tamamen içselleştirmiş bir domuz olduğu için bırakın anlamamayı, tahayyül bile edemeyip bir de üstüne kendi çarpık, sapkın görüşünü haklı sanması gibi. Sizin tek farkınız daha zeki olmaya oynamanız. Eğer bir keçi tecavüzcüsünden daha zekiyseniz öyle davranıp kafanızı insanlığın ve dünyanın yararına kullanın. Yoksa atom bombasını yapanlara (bu arada hangi ırk olduğuna bakın isterseniz, Manhattan Projesi) “çok zekiler yuaa, ondan ötürü yaptılar. Şimdi de zekalarının sonucu olarak dünyayı bok çukuru haline getirecekler!” demek kelimenin tam anlamıyla aptallıktır.

          Durden hakkında konuşulur ama azıcık Dresden’ı araştırın. Geçmişini bilmeyenin geleceği olamaz.

          İyi günler.

          1. Bari anladığınızı iddia edip kendinize hakaret etmeseydiniz. Mektup yazmadigim icin istanbul turkcesi kullanacak degilim, ne yazdigi belliyse sikinti yok. Ustteki yazida 2. cocugun empati yetenegininde artip tarafsiz bir bakis acisi kazanacagini yazdim. Buna ragmen bunu yaziyorsunuz ve anladiniz ha 😕 Gercekten bir cocuga tecavuz etmemek icin toplum tarafindan dayatilan bir ahlak sisteminin cobanligina ihtiyac duyuyorsaniz gudulmeye devam edin, bu noktadan sonra ne diyeyim ki ben size, bazi seylerin ilacina sahip olmadigimi belirtmistim hatirlarsaniz.

            Esenlikler.

          2. Esenlikler,

            Evet, cidden bazı şeylerin tedavisi yok. Daha az önce belirttiğim gibi, etikle ahlakı aynı şey sanıyorsunuz.

            İsim vermeyeyim ama iyi niyetli ama naif bir Bezirgan da devletle hükümeti aynı şey sanıyor mesela, bunun üzerinden verip veriştiriyor, giyip giydiriyor. Ama gelin görün ki tüm iddiaları sadece hükümet bazında geçerli. Sizin yaptığınız da tıpatıp aynı, en temel seviyede anlayışsızlık. Bunu halâ anlamamış olmanız mümkün değil, trol olduğunuzu düşünmeye başladım. Değilseniz ve çobanlara laf edecekseniz de bu itirazlarınızı gidin camilere yapın; ki zaten o camiler çocuklara tecavüz edilebileceğini söylemenin merkezleri. Yani duruşunuz yine yüz üstü düştü. Güdülen halkı uyandırmak için uğraşan zaten biziz.

            Yok, halâ bu yolunuzda ısrar ediyorsanız tamam, siz “tarafsız” olmaya oynayın. Biz dünyanın tamamını seve seve, gururla, doğal olarak taraflı yapacağız. Sanmakta ısrar ettiğiniz gibi toz pembe bir dünyada yaşamıyoruz. Taraf olmayan bertaraf olur. “Biz” ve “Onlar” kesinlikle var, ve siyahla beyaz gibi. Bunu görmeyecekseniz kertenkele efendileri uğruna uzayda fink atan bir Gri olmakta serbestsiniz.

            İyi günler.

          3. zero rumuzlu kişinin yorumlarını okurken cidden zorlandım açıkcası ben emrenor44 rumuzlu trolle benzettim yorumlarında sizi aşağılamaya çalışan ifadeler kullanmış ilerde birgün “tanrıları çağırdım joy of satan yalanmış ondan piyangoyu kazanmayı istedim ve kazandım” gibi bi ifade kullanırsa hiç şaşırmam umarım bişileri öğrenmek istiyodur ama hiç öyle durmuyor gerçekten değerli vaktinizde yazdıklarını sabırla okuyup ve üstüne cevap verebilcek kadar hoşgörmeniz bile çok önemli birşey

          4. Esenlikler,

            Özünde aynı, ama sonuca varma şekli farklı kişiler. Birisi emin olabilecek kadar kişisel pratik yapmaktan acizdi, öbürü de hareket etmek yerine konuşmayı tercih eden birisi. Gördüğünüz ve görmediğiniz yorumlardan konuşursak net söyleyebilirim ki ya zaten en başından niyeti iyi değil, ya da düşman bellemesi gereken kişilere bu sivri dillilik denemelerini yapamadığı için kinini asıl düşmanlarına değil, bize kusmaya çalışan bir insan.

            Zaman konusundaysa haklısınız, cevap verilmesi bile bizim için hakaret niteliğinde görünen köylere kılavuz olacağımıza herkesin yararına içerik hazırlamak çok daha verimli olur. O yüzden şimdilik bıraktım. Niyeti iyiyse zaten sakinleşip Gerçeği ve Gerçeğin bükülmez doğasını görür; değilse de sıkıntı yok, kendisi hariç herkes için örnek olur. Her halükarda bizim insanımız kazanır.

            İyi günler.

      2. Bu örnekte çocuğun tecavüze uğramasına izin verme durumu hiç tartışılmadan intikam almamanın yanlışlığı vurgulanmış ama görmediğiniz nokta sen çocuğun tecavüze uğradıktan sonra intikam alsan da çocuğun tedavi görmek zorunda almasan da. Sen çocuğuna tecavüz edilmesine fırsat sunacak kadar rezil bir insan ol sonra da intikam alıp çocuğunu akla gibi bir dünya maalesef yok. Eğer sen zaten en başta yeterince güçlüysen çocuğun böyle bir şey yaşamaz ve intikam kadar manasız bir amacın peşine düşmessin. Dolayısıyla yalanladığınız söz gayet doğru bir söz. Ahlak sistemlerinin saçmalıkları üzerine bir çok düşünürün bir çok aforizması vardır. Bu noktada bunu savunan tüm filizofları yahudi olarak etiketleyip fikirlerini önemsizleştirmeye çalışmak gibi bir seçeneğiniz de yok çünkü aforizmalar sahibinden bağımsız bir şekilde değerlendirilmek zorundadır. Kimsenin ırkı, cinsiyeti veya eğitim seviyesi gibi nitelikleri sözlerinin doğruluğunu belirlemez. Dolayısıyla bu konuda Nietzsche’nin fikirlerine göz gezdiren bir insan olayın gerçek yönünü kolaylıkla kavrayacaktır. Özellikle bu konu üzerine yazılmış benim bildiğim bir tane, bilmediğim belki de daha fazla kitabı var. “İyi ve Kötünün Ötesinde” isimli kitabı bu tartışmayı sonlandırmak için yeter ve artar bile. Bazı aforizmalar anlamak için zeka gerektirse de bir maymun bile olsanız anlayacağınız mantık yürütmelerde mevcut.

        Son olarak adminler olarak sizlere yazıyorum bunu:

        Yorumumun onaylanması için İlkokul çocuğu sorusu mu sormalıyım? Biraz zorlayıcı bir soru veya cevap görünce hemen sansürlüyorsanız kendinize biraz saygınız olsun da şu “Gerçek Sorgulanmaktan Korkmaz” sözünü sitenin tepesinden kaldırın.

        1. Esenlikler,

          Aynen, suçu suçlu hariç herkese atalım zaten. Dedikleriniz doğru da, yine de suçun aslan payı suçu işleyene ait değil mi? Kişinin kendini/sevdiklerini koruyamaması, elinde fırsat varsa ve kullanmamışsa apayrı bir suç ama bu, asıl suçlu için hafifletici sebep falan değildir. Yani yok, yalanladığımız sözler halâ yalan.

          Devam edecek olursak; tüm filozoflar Yahudi değildir ama burada yanlış olduğunuzu belirtmem lazım. Eğer bu dediklerinizi söyleyen tüm “filozoflar” (ki Yahudiden filozof zaten olamaz, oksimoron) Yahudi olsaydı dediklerini düşünmeden reddetme hakkı değil, sorumluluğu doğardı bizde. Bir fikrin nereden geldiği de önemlidir. GBT’sinde tüm ırklara karşı suçluluk ve düşmanlıktan başka bir şey barındırmayan bir halktan, başka herhangi bir şey beklemek hata olurdu. Neyse, bu farazi bir konuşma. Ama yine de birinin ırkı, cinsiyeti, eğitim seviyesi ve çok daha fazla niteliği, sözlerinin doğruluğunu dolaylı olarak kesinlikle etkileyebilir, hatta bazı durumlarda belirleyebilir de. Beyaz erkeklere düşman olduğu bilinen ağır feminist, ırkçı [yani her açıdan beyni Yahudi pisliği tarafından yıkanmış] bir zenci kadının sözlerini üzerine fazla düşünmeden reddedebiliriz mesela. Size daha önce çok söylediğim gibi, her argüman teker teker, en ufak detayına kadar ele alınmayı kesinlikle hak etmez. İşimiz gücümüz var.

          Her halükarda, filozofları aşırı derecede alıntılayıp otoriteye başvuru mantık hatasında bulunmanızdan, bir şey sansürlemememize rağmen aksini iddia etmenizden, sivri ve alttan alttan laf sokmaya çalışmanızdan yola çıkıyorum ki isminizi ve mailinizi değiştirerek tekrar elle tutulmaz, gerçek dünyada örneği ve karşılığı olmayan fikirlerle vakit harcamaya geldiğiniz sonucuna varıyorum. Tekrar hoş geldiniz, ama spam olmayan ve dolayısıyla yayınlanmasına izin vereceğimiz yorumlarınıza artık verdiğimiz cevapların aynı miktarda emeğe sahip olmadığını görürseniz üzülmeyin!

          İyi günler.

  4. Tamamen sitenizi objektif olarak takip ediyorum.Sadece görüşlerimi paylaşacağım.Şu virüs muhabbeti başladığından beri ruhsal değişimleri anlatsam inanamazsınız.Ama konudan bağımsız olarak telefonlardan sosyal medyadan internetten ya da herhangi bir kitlesel iletişim aracından sürekli homoseksüel bilinçaltı mesajlar alıyorum.Yani bilinç düzeyim arttığı için bunu hissedebiliyorum.Netflix denen platformu izliyorum.Dizilerinde efektler farklılıklar çok olsada bir ruhsuzluk var.Bayağılık var.Yani robotik bişey gibi.Izlerken tam bir tad alamadığımı farkediyorum.Birde bu matrixin yazarı Lana wachowkski elon muska küfürlü tweet atıyor.Elon musk paylaşım yapıyor.Iste kırmızı haplı falan.Bu Lana da fuck you falan diyor.Matrixin yönetmenleri zaten Yahudi.Birde Elon musk çocuğuna saçma sapan bir isim veriyor.Robot ismi gibi.Sonra açıklama yapıyor.Iste bi kaç sene içinde herkes konuşmadan anlaşabilcek falan diyor.Yani acayip olaylar dönüyor.Birde şu son zamanlarda böyle ülkemizde islami kıpırdamalarla lgbt fikriyatı arttı.Yani garip bir dönemden geçiyoruz.

    1. Esenlikler,

      Bu “garip” dönem sadece gerek düşmanın oyunlarının, gerekse de bizim onlara verdiğimiz ruhani karşılığın etkisinin gün yüzüne çıkacak kadar barizleşmesidir. Bahsettiğinizin yanında bunun on katı, yüz katı kadar daha “oynanan oyun” var. Bizse burada sadece bunların bilincinde olmakla kalmayıp, işlerin seyrini genel olarak türümüzün istifade edeceği şekilde yönlendirmek için mücadele ediyoruz. Yükseliş, kurtulma, aydınlanma ve güçlenme, Satanizm’in özü budur. Virüs ve karantina ne kadar kötü şeyler olsa da bir iyi tarafı oldu; o da insanların okuma, araştırme, öğrenme ve düşünme fırsatı oldu. Bu bile birçok kapıyı açmaya yeter.

      İyi geceler.

  5. Şimdi size bir soru sormak istiyorum bu yolda Joy of Satan yolunda ilerliyorsunuz peki Tanrılarla iletişime geçip gerçek olup olmadığını sordunuz mu ? Şöyle cevap verecekseniz ne gerek var bildiğimiz şeyi sormaya derseniz bunu kabul etmiyorum kanıtınız var mı elinizde ? Demonlarla veya Satanla iletişime geçip sordunuz mu ? Ruhani bir kanıt istiyorum.

    1. Esenlikler,

      Yaptığınız yorum çarpık, yanlış anlaşılmaya müsait söylevlere ve tamamen yanlış bir mantık üzerine kurulu.
      Mesela ”Tanrılarla iletişime geçip gerçek olup olmadığını sordunuz mu” demişsiniz. Burada neyin gerçekliği üzerine soru sorup sormamış olduğumuzdan bahsediyorsunuz? Tanrıların mı yoksa JoS düzeninin onlardan olduğunu mu? Şahsen kendi adıma cevap verecek olursam evet ve evet. Gerekli ruhani açıklığa sahipseniz ve sahip olursanız sizde sorabilirsiniz ki; hem Tanrılar hem de JoS düzeninin onlardan geldiği su götürmez bir gerçektir.

      Yorumunuzun, mantığınızın yanlış ve çarpık olduğu noktaya gelirsek… Kanıt istediğiniz ruhani olgular kişiden kişiye değişmekte olup o kişiye özeldir. Gerek doğum haritasına, gerek geçmiş yaşamlarına bağlı olarak insanlar farklı ruhani açıklıklara sahiptir. Bu nedenle ruhani pratiklerin farklı insanlar üzerinde ne denli, ne boyutta ve ne kadar çabuk etki göstereceği kişiden kişiye değişmekte olup, yine değişken faktörlere bağlıdır. Bu nedenden ötürüdür ki; 2+2=4 eder gibi herkes tarafından test edilebilir sabit bir materyalist gerçeklik algısı ile ruhani fenomenlere yaklaşımda bulunmak mantıksızdır. Böylesine değişken bir fenomeni test eden iki kişi farklı sonuçlar elde edecekler ve elde ettikleri bu sonuçlar birbirlerinden farklı, kendilerine has deneyimler olacaktır. Durum böyleyken kendi kişisel deneyimlerimizi size anlatmamızın bir mantığı yoktur. Şayet kanıt istiyorsanız, adanmaya henüz hazır olmasanız bile sitede bulunmakta olan pratiklere ve programlara uyarak ruhani olarak kendinizi geliştirebilir, dediğimiz şeylerin gerçekliğini bizzat kendiniz test edebilirsiniz.

      İyi günler.

      1. Durmadan meditasyon diyorsunuz 4 ay yaptım hayatımdan boşa birsürü saat gitti. Madem tanrıdan bu meditasyonlar yaparken neden sıkılıyorum? Etkisi de olmuyor. Umarım spirituelsatanizm org kısa sürede kapanır

        1. Esenlikler,

          4 ay içerisinde saatler ile ölçülecek kadar az meditasyon yapmışsınız. Metanet yoksunu biri olup sıkılmanızı, bu pratiklerin Tanrılardan gelmediğine yorup, böyle yüzeysel bir bakış açısıyla pratiklerimizin işe yaramadığını iddia etmişsiniz. Sizin durumunuzu çok iyi betimleyen bir Rus Atasözü vardır; ”dikkatsiz insan, ormanda yürür de yakılacak odun görmez” diye. Olgun, sorumluluk sahibi bir insan olun ve kendi hatalarınız nedeniyle yaşadığınız başarısızlıkların faturasını başka insanlara kesmekten vazgeçin. Aynı çocuksu tavrı sergilemeye ve kendi acizliğiniz için bizi suçlamaya devam da edebilirsiniz ama şu bir gerçektir ki; köpeklerin havlaması bulutlara zarar vermeyecektir. Normalde ruhaniyette gelişemediğini söyleyen ve bizim pratiklerimizin bu bağlamda ne kadar işe yaradığını mantıklı, medeni ve bize yalancı ithamında bulunmaksızın sorgulamasını yapan insanlar ile bizde medeni bir şekilde konuşmasını biliriz. Ancak sizin gibi ”çamur at izi kalsın” mantığı ile hareket ettiği gayet belli olan ve içi boş sebeplerle bizi eleştiren, manidar bir isim ve uydurma bir mail adresi ile bu söylevlerde bulunan bir kişinin amacı cidden birilerinin köpekliğini, propagandasını yapmaktır ve bizde size buna göre muamele gösteririz.

          İyi günler.

  6. zero denen şahıs bi yorumunda pisleyip öbür yorumunda bunu sıvayan, okuduğunu hatta kendi yazdığını anlayamayan, bizim bi kaç dakika vaktimizi çalmaktan başka vasfı olmayan, sıradan twitter aktrolü zeka seviyesine sahip sıradan bi trol. aktrolsün demedim bak sen bi de bunun aktrollükle ne alakası var dersin şimdi. Sahi en azından cümlenin ortasına geldiğinde başını hatırlayabilecek zeka seviyesine sahip misin zero. is*tapar sığırların olduğu grupta bu takma adı kullanan üst seçkin grubunda olan “başseçkin”(😂😂😂) vardı, bir de şahsı tanıdığını iddia eden biri bu kişinin kasıtlı olarak bu siteye trol yorum yapacağını yorumlarda yazmıştı, muhtemelen bu arkadaş odur. “EYYYYYYYYY “YÜCE” BAŞSEÇKİN!!1!1! BUGÜN! BİZİM BİR İKİ DAKİKAMIZI ÇALABİLDİĞİN İÇİN, haham yeşu*n SANA KAÇ GÖK SİKKESİ BAHŞETTİ!?!?? YA DA DÜNYAYI KURTARMA ORGY Sİ AYİNİNDE SANA BİR SEFERLİK EN ALTTA OLMA HAKKI MI TANIDI. LÜTFEN TÜYOLARINI BİZİMLE DE PAYLAŞ NASIL BU KADAR DÜŞÜK OLUNABİLİR?!?!?

    1. Esenlikler,

      Güzel güldüm. Bu dediklerinizi bilmiyordum, doğal olarak. Eğer olay dediğiniz gibiyse iş daha da komik. Çünkü zaten öyle bir durumda bu kişinin yaptığı tek şey kendi kendini şaklaban konumuna düşürmek ve ideolojimizin sağlamlığını kendisi kalın kafasına sokamasa da gören, okuyan diğer herkese sunmamız için kendini ibretlik hale getirdi resmen. Yani niyetimiz bu değildi ama dediğiniz doğruysa olay buna gidiyor, sonuçta samimiyetsizce gelen birinden ikna olmasını bekleyemeyiz. Ama cidden bizi “trollemeye” gelip sonra da gerçekten trollenecek hiçbir şey olmadığını gören, Gerçeğe aşık olup aramıza katılan kişiler de oldu. O yüzden kim bilir. Her halükarda, biz işimizi yaptık. Bu kişinin bir-iki tane daha zırva niteliğinde yorumu var, ama birkaç dakikadan daha fazla vaktimi harcamak istemediğim için onları karantinada tutuyorum. Bu kişi dediğiniz gibi trolse ve bunu kabullenme yürekliliğini gösterirse bunu alenen kabul etmesine izin veririm ama, hiç şüpheniz olmasın!

      İyi geceler.

  7. Esenlikler,

    Katy Perry’nin E.T. şarkısıyla ilgili yaptığınız yorumu okudum. Şarkıda Yahweh’den bahsedildiğini bu insanların Satanist olmadığını söylemişsiniz. Şarkı sözleri Yahweh’den ziyade Şeytandan bahsediyor bence.

    1- Katy Perry eğer düşman Yahweh’e tapıyorsa neden şarkısında ”you open my eyes” desin ki? Zaten Hristiyanlığın baskın olduğu Amerika’da doğdu? Hristiyan kültürüyle büyüdü? O şarkıyı Yahweh’e yaptıysa niye şarkısında ”gözlerimi açtın” desin? Zaten Yahweh kültürüyle yetişti. Orada gözlerimi açtın ifadesi Şeytanı daha çok ifade etmiyor mu? Gözlerimi açtın, gerçeği gördüm anlamında. Eğer hristiyanlığı gerçek olarak kabul ediyorsa neden bu cümleyi kullansın zaten doğduğundan beri hristiyanlığa maruz kaldı. Sonradan gözlerinin açılması gibi bir durum söz konusu değil. Ama gerçeği Şeytan olarak kabul ediyorsa elbette sonradan bunu öğrenmesi, anlaması, gözlerinin açılması söz konusu.

    Şarkıda ”they say be afraid” diyor. Korkmamı söylüyorlar diyor. Dünya’da sürekli korkmamız gerektiği söylenen varlık kim? ŞEYTAN. Sürekli bize Şeytanın kötü olduğu, korkunç olduğu empoze ediliyor. Ondan korkmamız gerektiği söyleniyor. Tıpkı Katy’nin şarkısında bahsettiği varlık gibi. Ayrıca şarkıda ”they dont understand you” ifadesi de geçiyor. Seni anlamazlar. Dünya’da pek çok insan Şeytanı anlamıyor. Şeytanı anlamazlar. Onu yanlış anlarlar onu kötü zannederler. Bu ifadeler birebir Şeytanı tarif etmiyor mu?

    2- En önemli kısım Dark Horse şarkısının klibinde. Klipte allah kolyesi takan bir adam toza dönüşüyor. Antik Mısır mimarisi, kıyafetleriyle çekilmiş bir klip. Katy’nin oturduğu yerin üstündeki heykel allah kolyesi takan adamı toza dönüştürüyor. Bu insanlar Yahweh’e tapsaydı böyle bir sahne koyarlar mıydı? Çok tepki aldığı için şimdiki klipte allah kolyesini kaldırmışlar. Ama ilk izlediğim zamanlarda gayet net o kolyeyi gördüm. Hatta başka videolarda o sahnenin kesitini bulabilirsiniz asıl klipte kaldırılsa bile çoğu yerde kesilip başka yerlerde yayınlanmış. Allah/Yahweh aynı varlık değil mi? Ona tapsa Katy Perry neden klibinde allah kolyesi taşıyan adamı toza çevirsin? Bu insanların ibrahimi tanrısından nefret ettiği gayet açık değil mi?

    Dünyanın eliti Şeytanı takip etmiyor düşman yahwehe hizmet ediyor demişsiniz. Öyle olsaydı Türkiye gibi Müslüman nüfusun çoğunluklu olduğu devletler İran gibi Kurandaki kanunlarla yönetilirdi. Ya da Hristiyanların çoğunluk olduğu Avrupa, Amerika tıpkı Ortaçağ Avrupası gibi Kilise tarafından yönetilirdi.

    1. Esenlikler,

      1) Makul derdim ama açıkçası öyle değil. Açıkçası böyle düşünmek istediğiniz için böyle düşünmüşsünüz. Zaten Hristiyanlar, Müslümanlar, Kur’an, İncil “Biz yanlışız, kötüyüz, melunuz, yalanız” demiyor, değil mi? Ve işi Hristiyanlık olarak niye düşünüyorsunuz ki? Doğrudan düşman uzaylıları, İbrahimiliğin dışındaymış gibi görünen ama halâ dibine kadar içinde olan New Age tarikatları (ki buna uzaylıları tanıyan, ama tarafları kritik şekilde karıştıran inançlar da dahil) ve çok daha fazlası da var. Dolayısıyla bize gelene kadar çok durak var, ve bu insanların ünlü ve nüfuzlu olmalarından mütevellit, kesin olarak zaten düşman tarafında olan, olmak zorunda olan kişilerden bahsediyoruz.

      Her halükarda, söylediğiniz şeyler sadece kontrollü karşıtlık. Medyada temsilimizi beklemek, medyatik kişilerin bizim tarafımızda olduğunu düşünmek sadece hüsnükuruntudur.

      2) Tekrar söyleyeyim, kontrollü karşıtlık. Zaten İlluminati’nin, Mason’ların bizim sembollerimizi, bize ait tabirleri kullanmaları ne yeni bir şey, ne de medyanın gelişiyle oldu. Uzun bir süredir bize ait kutsal Pagan sembolojisini kullanıp kontrollü karşıtlık ve kontrollü ifşa yapıyorlar. İnternetin ve global kültürün gelişmesiyle artık düşman, gizli cemiyetlerini tamamane saklayamayacağını kesin bir şekilde anladı ve bu yüzden de kendilerine uyan bir şekilde ifşaat yapıyorlar. Düşmanın, insanlara ne sunarlarsa ondan nefret edeceklerini ve korkacaklarını bilmesine rağmen kalkıp da kendi sembollerini, kendi tabirlerini kullanmalarını bekleyemezdiniz, değil mi?

      Yine çok kültürlü, bilgili bir kardeşimizin sitesinde konuyla alakalı bu makaleyi de öneriyorum.

      İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir