Hayvan Katliamı Tatiliniz Kutlu Olsun – Bu Zamanlarda Ne Yapmalı?

Sayfanın başındaki görsel için, topluluğumuz üyesi olan “Uykucu” kardeşimize teşekkür ediyoruz.

Son yazımızın üzerinden biraz süre geçti. Ancak düşmanın ve köpeklerinin en lanetli zamanlarından biri gelirken de boş duramazdık. 2 yıl önce sitemiz yeniyken bu konu hakkında yazdığımız gibi, şimdi de yazıyoruz. Bu seferki yazımızda görsel olmayacak, çünkü uyarmadan geçen yazımızdaki gibi kan ve vahşet dolu şeyler koyup hassas kişilerin midesini bulandırmaya gerek yok. “Kurban bayramı“, daha doğrusu hayvan katliamı tatili konusunda çarpıcı görseller arıyorsanız az önce linkini verdiğimiz geçmiş yazımıza bakabilirsiniz.

Bu lanetli tarih, İslam’ın mükemmel bir özetidir. (Ne kadar kurmaca da olsa, hikayeye göre) kafasında sesler duyuyor diye çocuğunu doğrayacak kadar ruh hastası ve kriminal bir psikopat, tam çocuğunu doğrayacakken gökten “melek” geliyor ve çocuğu yerine doğraması üzerine masum bir koç veriyor. Sonra da o koç katlediliyor. Hatta birçok kaynakta, bu koçun yine kurmaca olan Kabil ve Habil hikayesindeki Habil’in Jehova uğruna kesip biçtiği koçun aynısı olduğu yazar. Yani zaten ölmüş olan bu koçu geri gönderip tekrar kestiriyorlar. Güzel geri dönüşüm. Bu inançların akıl almaz aptallığını, doğadışı ve insanlığın ve mantığın düşmanı oluşlarını özetleyen güzel hikayeler. Tıpkı Hristiyanlığın kurmaca Haham İsa‘sının (ki kendisi “aynı zamanda “Jehova’nın kendisi”), insanlığa karşı olan kinini tatmin etmek için kendisini, kendi kendisine kurban etmesi gibi. Absürt, mantıksız, zırva. Bunun da üstüne kötücül, habis ve iğrenç. Bir bu iğrenç inançların hayvanlara nasıl baktığına bakın, bir de bizim dinimizin. Düşmana göre hayvanlar “sadece bizim için” var olan, yani kısaca kişilikten ve önemden yoksun “araçlar”, Doğanın dinindeyse hayvanlar da saygı, sevgi ve değer verilmeyi hak eden güzel varlıklar ve dostlarımız. Direkt hayvanlar konusunda insanlara yardım etmeye uzmanlaşmış Tanrılar olması da bunun en güzel göstergelerinden biri. Ancak insanların bizim dinimize ve onların inancına tepkileri, olması gerektiğinin tam tersi. Gerçekten de soytarı dünyasında yaşıyoruz.

Ziyaretçilerimiz arasında yaşı ve başka sebepler itibariyle bu lanetli tarihlerde “eşe dosta”, akrabaya “bayram ziyareti” adı altında bu hayvan katliamının tasdiki ve desteği eylemini gerçekleştirmek için gitmek zorunda kalacaklar vardır. Şimdiden mail kutumuzun ve yorumların bu konuda endişeli sorularla dolacağını tahmin ettiğimizden buraya yazıyorum. Bunu şimdiden hepinize söyleyeyim; bu sizin suçunuz değil. Şeytan “bayram ziyaretine” gitmek zorunda kaldınız da gittiniz diye size kızmaz, öfkelenmez, hışım duymaz, nefret etmez, sizi “aforoz etmez”. Bizim Tanrılarımız, İbrahimi inançlardan alışageldiğiniz gibi kaprisli, kolay öfkelenen, kana susamış, psikopat, talepkar varlıklar değillerdir. Güzelliğin, bilgeliğin, anlayışın, “iyiliğin” en yüksek, en kutsal tezahürü ve kutsiyetin beden bulmuş halleridir (mecazi olarak). Bu konularda içiniz rahat olsun. “Bayramlık” olarak pentagram’lı t-shirt giyip göze batmanıza gerek yok, hatta genel olarak böyle bir şey yapmayın. İçinize sinmese de, katılmadığınız takdirde size sonradan kötü yaptırımları olma ihtimali varsa bu tiyatroya katılın, zaman dışında çok bir şey kaybetmeyeceksiniz. Bu durumu mecburi olarak çekmek zorunda kalan kardeşlerimiz genel olarak yaşı daha genç, ergenlik döneminde kardeşlerimiz. Biliyoruz, “kanınız kaynıyor” ve düşmanın bu en tiksinç zamanlarından biri, ve bu bazılarınıza aslında Gerçeği insanların gözüne sokmak için en iyi zamanlardan biri olarak da geliyor. Sonuçta iğrenç bir katliam dönüyor, ülkemizin dört bir bucağı vahşet, ölüm ve acı kokuyor, etrafı kan götürüyor, bir de üstüne üstlük kendi ırkımızdan fertlerin bu konularda çocuk, hatta bebek yaştan beyinleri yıkanıyor. Tiksinç, kötücül ve lanetli şeyler kutsal, kutsal şeylerse tam tersi kötü gösteriliyor. Ne cüret, değil mi? Bizim ülkemizde, bizim topraklarımızda Yahudileşmiş Arap adetlerini uyguluyorlar, bunu milletin gözüne sokuyorlar ve ellerini kollarını sallaya sallaya yürüyorlar. Ve aslında objektif olarak bakan herkes bunun iğrenç bir insanlık suçu olduğunu görebilir. Değil mi? Ancak etrafınızdaki çoğu insan henüz öyle değil, o yüzden sabırlı olun.

Bu iğrenç zamanların, bu tiksinç inancın, böyle mide bulandırıcı ideolojilerin hepsinin yasadışı hale getirileceği, hala inatla böyle pislik pratikleri empoze edenlerin direkt kanun hükmünde cezalandırılacağı ve bu inançların evrensel olarak yergi, aşağılama ve hakir görme gibi tepkilerle karşılacağı zamanlar gelecek ve geliyor. Ancak henüz o zaman bu zaman değil, ve bu zamanlarla uyumlu hareket etmemiz gerekiyor. Bunun çözümü akrabalarınızla ters düşmek değil. Bu size anlık olarak bir tatmin sağlayabilecek de olsa hayatınızı zorlaştıracaktır, ve asıl önemli olan şekillerde dünyayı kurtarmanızı da. Aileniz ensenizdeyken RTR yapmanız çok kolay olmayacaktır, değil mi? O yüzden şimdilik ihtiyatlı davranın, bir-iki akrabanızın elini öpmeniz gerekiyorsa yapın ve sonra ille de hışmınızı almanız gerekiyorsa bunu, düşmana RTR üstüne RTR yağdırarak yapın. Öfkenizi, haklı isyan etme isteğinizi bu şekilde faydalı bir yönde süblimleştirin.

Düşmanın, 2 milyara yakın kuklası aracılığıyla dünyayı ölüm enerjilerine boğduğu bu iğrenç tarihte, zaten önemli olan da budur. Gerek kendi ruhunuzu korumak ve temiz tutmak (çünkü etraf bu aralar sadece mecaz anlamda değil, enerjisel olarak da pislik dolu), gerekse de öfkenizi düşmana kusmak için RTR’lara yüklenin, ve durumunuz ne olursa olsun mümkün olduğu miktarda meditasyon ve yoganızı nizami şekilde devam ettirin. Belki bazılarınız sabahın köründe “bayram namazı” isimli kölelik kisvesine zorla götürülmek için uyandırıldı, yine belki bazılarınız ondan sonra da apar topar masum hayvanların doğranmasını izlemeye veya belki de hatta bu tiksinç eyleme yardım etmeye götürüldü, ondan sonra da 20 tane akrabanızı tek tek gezip hepsinin elini öptürülmekten dudaklarınız kuruyup çatladı. Olsun, önemli değil. Fırsatınız olsa da, olmasa da meditasyonlarınızı yapın. Bu zamanlar özellikle lanetli ve düşman, yükseltilmekte olan ölüm enerjilerini kullanarak hem genel olarak Centillere, hem de özel olarak biz Satanistlere lanetler yönlendirmeye çalışıyor. Bu lanetleri savuşturmak ve ruhunuzu temiz tutmak için RTR’lar, ruhunuzu güçlü ve zinde, enerjinizi ve modunuzu yüksek tutmak için de meditasyon ve yogayı ihmal etmeyin. Belki her zamanki rahatlık ve kolaylıkta yapamayacaksınız, ancak yine de fırsat buldukça günlük programınızı düzgünce yapmaya çalışın. Elbette etrafınızdakiler anlamayacak insanlarsa (ki ne yazık ki çoğu zaman öyleler) yakalanmadan.

Yaşı ve/veya olanağı olanlar bu lanetli tarihlerde istediği tavrı benimseyebilirler. Erişkin yaşta insanlara ne yapacaklarını tek tek özetlememize gerek yok, bu kardeşlerimiz ve okuyucularımız da kendi şartlarına göre uygun hareketler içinde bulunabilirler. Belki aranızdan bazıları bu iğrenç pratiğin ve dolayısıyla da bu iğrenç inancın ne kadar insanlık dışı, kötü ve aşağılık olduğunu etrafındakilere “kırmızıhaplayacak” konumda; belki bazılarınız insanları arayıp veya ziyaret edip “bayramlaşmak” zorunda değil, belki bir kısmınız bizi bulmadan önce ve/veya sonra zaten İslam’a karşı alenen düşman bir tavır içindeydi. Herkesin şartları farklıdır, o yüzden şartlarınıza göre davranın. Ancak sizlere de bir tavsiyem kendi güvenliğinizden asla ödün vermemeniz. Bir kafede otururken herkesin duyacağı şekilde kendinizi ifşa etmeye ihtiyacınız yok. Bu şekilde bile belki zihnini açabileceğiniz 1-2 kişiye karşılık birkaç düzine kişinin nefretini çekmeye değmez. Bunların arasından size sorun çıkarmak için bir tane psikopat mücahit yeterli olur. Belki o an yapamaz, ama sizi gözüne kestirip daha sonra takip eder ve kuytu bir köşede sizi bıçaklar. İmkansız mı? Olmadığını gayet iyi biliyorsunuz. Böyle ciğersiz, omurgasız şerefsizlere “kurban” gitmemek için lütfen siz de ihtiyatınızı elden bırakmayın. Belki çocuk yaşta akrabalarınızı kurtarmak için bu konularda daha açık sözlü olmak isteyebilirsiniz, veya çocuk yaşta olmasa da düşünmeye yatkın başka akrabalarınızı ve sevdiklerinizi. Bu sizin seçiminiz, ancak kendi hayatınızı zorlaştıracak şeyler yapmayın. Siz bundan daha değerlisiniz, ve Tanrılar bizleri canlı ve hapishanelerin dışında istiyor.

Kısaca özetlemek gerekirse bu lanetli zamanlarda sadece görünüşte bile olsa camiye gitmeniz, el öpmeniz veya hatta istemeden hayvan katliamına yardımcı olmanız gerekirse Tanrılar bundan çok içinizi önemser. Merak etmeyin, zaten bu tarz şeyleri kalbinizden yapmıyorsanız hiçbir önemi yoktur. Sadece ruhunuzu temiz ve güçlü tutun yeter. İkinci olarak da can sıkıntısından, öfkeden, kinden kendinizi kaybetmemeye çalışın; dışarıdan çok “sorun” çıkartıp kendi hayatınızı zorlaştırmayın, RTR’larınıza her zamankinden de daha çok ağırlık verin ve ruhani gelişiminizi kesinlikle aksatmayın. Bu lanetli zamanların, hem insanların, hem de hayvanların katledilmesini, düşmana “kurban edilmesini”, küçücük çocukların bu ölüm tarikatına sorgulayacak yaştan çok daha önce endoktrine edilmesini; mantar gibi yayılan camilerin kapanmasını ve viyak viyak bağıran çirkin ezanların susmasını istiyorsanız dikkatli, akıllı ve hesaplı davranın. Unutmayın, yalnız değilsiniz. Bu sorunları bir tek siz yaşamıyorsunuz. Hepimiz bu pislik altında yetiştik ve hepimiz birbirimiz için buradayız. Düşmanın hegemonyasını birlikte yok edeceğiz, dünyayı hep birlikte kurtaracağız. Bunun için birbirimize ihtiyacımız var, bunu unutmayın.

Şeref ve Güç Ebediyen Şeytan’a Atfolsun!

“Hayvan Katliamı Tatiliniz Kutlu Olsun – Bu Zamanlarda Ne Yapmalı?” hakkında 8 yorum var

  1. Artık eski tadında kutlanılamamaya başladı bu ‘bayram’lar.Bahsettiğim o sahte ruhani mutluluk.Yavaş yavaş sönmeye başlıyor floresanlar.Kılınan namazlardan,okunan kur’anlardan da hayır göremiyorlar.Cemaatler,tarikatlar mürit yetiştiremez oldular.O mehdiler,mesihler,şeyhler,şıhlar,üfürükçüler,peygamberler de ortadan kaybolacak.İnternette ya da herhangi dijital,sosyal ortamda bile ruhaniyeti islamla karıştırıp beyin yıkayanların da nesli tükeniyor.Herkes içinde yaşamaya başladı bu buhranı ama herkes reddediyor güneşe bakmayı.Kimsenin kaybedecek bir şeyi yok Ebedi Gerçek olanla.Ama herkes sanıyor kuruyup gideceğini.Herkes tutunacak bir dal arıyor sanki dalsız sentezlenmiş gibi hayata.

    1. Esenlikler,

      Çok haklısınız. Eskiden alındığını söylediğiniz tat da zaten İslam’ın yaşanmamasından ötürüydü. Bazı popüler Ateist’lerin bir sözü var; Türkiye’de yaşanan İslam, İslam tandanslı Deist’liktir diye. Buna tamamen katılıyorum. Şu anki iktidardan önce İslam’ın vahşi pençeleri ve kan damlayan dişleri, Türklük kültürü altında törpülenerek hayatta kalabiliyordu ancak. Sadece ve sadece Türklerin ve Türklüğün Pagan değerleriyle devşirilmiş, hafifletilmiş ve araya yalnız Paganizme özgü güzel şeyler katılmış bir haliyle insanlar bu iğrenç inancı çekebiliyordu. Ama şimdi artık İslam gerçek yüzünü gösteriyor, ve gösterdikçe insanların da midesi bulanıyor. Bu yüzden Diyanet “Ateist, Agnostik, Deist nesil geliyor” diye ağlaşıyor. Ancak bilmedikleri şey şu ki asıl Satanist nesil geliyor. İnsanlar, insanlık ve özellikle de Türkler gerçek anlamda ruhani şeylere o kadar açlar ki. Büyü, ruhaniyet, kutsiyet hep kanımızda akıyor. Türkler her zaman Tanrılara yakın bir ırk olmuştur. Bunu ancak belli bir süre bastırabilirsiniz. Ne kadar bastırırsanız da, şimdi olduğu gibi o kadar şiddetli bir şekilde tekrar baş gösterir. İslam’ın materyalistik pisliği canına tak eden insanlar Gerçeği arayacak. Ve o Gerçeği onlara göstermek için burada olacağız.

      “Siz Hristiyanlar tanrınızı gökyüzüne gömmeyi bitirdiğinizde – bize gelin; biz “kafirler” size Yaratıcıyı tekrar göstereceğiz.” – Heincrich Himmler

      İyi akşamlar.

      1. Tanrılara yakın bir “ırk” olmuştur. Bu olmamış. Keza Türk ırk değil, bir millettir.

        1. Esenlikler,

          Kendine has özelliklere sahip bir millet. Ana ırklar siyah, beyaz ve asyalı, tabii, ama kendi içimizde de ayrılıyoruz. Bir Rus da beyazdır, Alman da, Türk de. Ama hepsi birbirinden ayırt edilebilir, değil mi?

          İyi geceler.

          1. Hayır, Alman ve Rus benzerdir. Türk akraba olduğu finlilerle bile benzer değil. Daha çok ortadoğu. O yüzden beyaz değildir. Joy of satan da Türklerin beyaz olduğunu söyleyin. Size gülecekler

          2. Esenlikler,

            Beyaz değilsek ne oluyoruz? Zenci mi? Asyalı mı? Araştırmalarla sabit olan bir şey, Türk ırkı Beyaz ırkın Alpin kolundan. Şu anki Araplaşmış, karışmış halkı baz almayın, almanıza da gerek yok. Biz orijinal halimizden bahsediyoruz. “Ama o halimizden artık eser kalmadı, ne önemi var ki?” demeye de gerek yok, zira ruhaniyet zaten genleri temizlemenin ve saflaştırmanın anahtarıdır. Yani ortalama, “dünyevi” argümanların bittiği ve öneminin kalmadığı bir noktaya ulaşıyoruz. Durum böyleyken elbette ideallerden bahsetmek son derece kolay. Zira bizim bahsettiğimiz şey zor değil, tam aksine kaçınılmaz. Dünya bu yolda ilerliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir