Çalıntı Kabala

Kabala‘nın kökenleri Yahudilere dayanmaz. Yahudiler Kabala‘yı Mısırlılardan çalıp değiştirdiler. “Kabalah” (Türkçe’ye son harfi düşerek “Kabala” diye geçmiş bu kelimenin büyük sıklıkla kullanılan “orijinal” formlarından biri) kelimesi bile “KA BA ANKH” kelimesinden devşirmedir.

Kabala‘nın Mısırlı kökenlerinin daha da altını çizmek gerekirse bu kelimeyi parçalarına ayırabiliriz:
Mısırlıların dini bizim ruh dediğimiz şeyi üç ayrı parçaya bölmüştür: KA, BA ve ANKH. Eski Mısır bilimcileri (iki yukarı kalkık kol ile temsil edilen) “KA”yı bir bireyin “yaşam gücü” veya “ruhani ikizi” (burada “ikiz” kelimesi kendimizden ayrı bir kişi değil, hemen az ileride açıklaması var) olarak karakterize eder. Firavunların çok sayıda “KA”sı olabilirdi, ama “sıradan ölümlüler”in sadece bir tanesi vardı. “KA” kişiden ayrı bir “ikizi” ifade etmez, buradaki “ikiz” ifadesi “KA”nın kişinin fiziksel bedeninin, şimdi veya çok yakın geçmişteki halinin imajına sahip eterik kopyası olduğunu belirtmeye yarar. “BA”, “ruh”tur. Kişinin bedeninin imajıyla hiçbir alakası yoktur, çünkü hayatlar arasında bedenden bedene reenkarne olur. Tanrılara çok yakın olan firavunların çok sayıda “KA”ya sahip olabilmesi kuvvetle muhtemel olarak astral projeksiyon sırasında şekil değiştirebilme kabiliyetinden gelmektedir. Bu yetenek Tanrısaldır.

“ANKH” ise kişinin hayat gücü, aurası, “ışıktan bedeni”dir.

Pek çok okült cemiyetin törenlerinde kullandığı İbranice harfler ve benzerleri düzmecedir, zira İbranice kesinlikle orijinal bir dil değildir. Kontrol amacıyla yaratılmış ve kullanılmaktadır.

Sahtekar Hristiyanlığın ve İslam’ın orijinal dinlerin yerine geçtiği gibi İbranice de aynı şekilde kadim dillerin yerine geçmeye çalışmıştır; ama Hristiyanlık ve İslam Yahudilerin elinde birer araç olduğu için daha da kötüdür. Yahudilerin aralarına sızması sebebiyle Yahudi harfleri ve mistisizmi okült topluluklara empoze edilmiştir (bunun iyi bir örneği Hür Masonlara yapılan şeylerdir). Bunun Hristiyanlık ve İslam’ın halklara zorla kabul ettirilmesinden bir farkı yoktur. Onların kontrol tarzı bu şekildedir. Defalarca söylediğimiz gibi iki tarafı da ortaya karşı kışkırtmaya ve oynamaya bayılırlar. Bir taraftan Centilleri İbrahimi kontrol programlarıyla denetim altında tutup diğer taraftan da gizli cemiyetlerin arasına sızarak halka gerçek anlamda hiçbir alternatif bırakmıyorlar. Okült topluluklarının arasına sızarak “Paganizm” ve “Satanizm”i de büyük ölçüde kontrol etmeyi başardılar. İki taraf da diğerini kanlı bıçaklı düşmanı olarak görür. Bu dikkat dağıtma ve hedef şaşırtmadan başka bir şey değildir; Centili Centile kırdırıp Yahudiler de yeterince zayıflamamız için uygun zamanı beklerler, bu sayede kendileri hiçbir engel olmadan ilerleyip dünyayı ele geçirebildiler. Günümüzde bu “gizli cemiyet”lerin bile tamamı İbrani arketipleri, sembolizmi, sahte tanrısal figürleri, dilleri, yazıtları ve çalıntı, bozuntu, kendilerine hiçbir şekilde ait olmayan “kültürleri” ile boğazına kadar doludur.

Ateist ve “özgür düşünce” organizasyonları bile Yahudiler tarafından kontrol ediliyor. Buralarda sıklıkla Yahudi icadı olan Komünizm empoze edilmektedir. (Ruhaniyetin tanınmadığı) Komünizm Hristiyanlık ve/veya İslam gibi programlardan Kosher bir “çıkış noktası”dır. Kişi yalanlar, bozuk hurafeler ve ahlaksızlıklar empoze edildikten sonra her şeyi sorgulayıp ruhani olan her şeyi reddettikleri bir noktaya geldiğinde (zira ülkemizde de geçerli olan acı durum ortalama insanın “ruhaniyet” denilince “Allah”a dua etme, tapınma gibi şeylerden öte bir şey tahayyül edemeyip çok daha üstün, farklı yolların olduğunu bilememesidir) böyle kurum ve ideolojiler onları kucaklamaya hazır bir şekilde beklerler. Zaten İslam ve Hristiyanlıktan başka bir şey öğretilmeyen insanların ruhani çok az şey tecrübe etmesi veya hiçbir şey tecrübe etmemesi de gayet normaldir; zira bu Yahudi tabanlı inançlar düzmecedir ve tamamen materyalizme dayanır, bu yüzden bunların içinde ruhaniyetten eser yoktur.

Runik Kabala kaybedilmiştir. Runik Kabala rünleri kullanmak için anahtardır. Druid’ler Runik Kabala‘yı yoğunlukla kullanmışlardır. Ama Engizisyon tarafından hepsi katledildi ve rünleri kullanmanın veya bulundurmanın cezası ölümdü. Tüm ruhani bilgiler sistematik olarak yokedildi.

Rünler takımyıldızlara dayalıdır ve orijinal halleri şu an olmasa da çok yakın halleri Tanrılar tarafından bizlere bahşedilmiştir. Rünler kadim çivi yazısı harflerinin şekillerine pek çok açıdan benzemektedir. Harflerdeki çizgiler takımyıldızlardaki her bir yıldızı birbirine bağlayıp en nihayetinde belirli bir şekil yaratır.

Neyse, konuyu çok dağıtmayalım. “YHVH” tüm bu bilgiler ışığında kesinlikle “gerçek”, kendi başına bir varlık değildir; aksine 4 elementten bozuntu ve çalıntıdır.

Bu da diğer her şey gibi çalıntı ve İbranileştirildi.

Yahudilerin “Yod Heh Vau Heh”ine hiçbir şekilde ihtiyacımız yok. Centiller için gerçek güç Rünlerden gelir, İbrani harflerinden değil. Yahudiler orijinal Kabala‘yı bozdular, kirlettiler, istismar ettiler ve kendilerininmiş gibi gösterdiler. Druid Rahipleri gibi gerçek Kabala‘nın bilgisine sahip Centil halklar vahşice öldürülene kadar işkence edildi ve katledildi.

  • Tanrılarımız iğrenç bir şekilde küfre ve hakarete uğradı ve sahte Yahudi kopyalarıyla değiştirildiler. İsa isminin, “Jesus”un, “Yeshua”nın gerçek anlamı “İsmi silinip yokolsun.”dur.

“Consequently, centuries ago he was called by the name Yeshu, a “play” on His correct name that is actually an acronym standing for Yimmach Shemo Ve-zikro—May his name and memory be blotted out.”

Türkçesi:

Sonuç olarak, yüzyıllar önce o (İsa) Yeshu adıyla anılırdı; bu onun asıl ismi olan Yimmach Shemo Ve-zikro’yla alakalı bir kelime oyunuydu, bunun anlamı da “Adı ve anısı sonsuza dek karalansın/silinsin/yokolsun”dur.

Kaynak:
https://jewsforjesus.org/newsletter-mar-2008/yeshua-or-yeshu/

İsminin bu anlamı da bu kurmaca Yahudi karakterinin sahtekar bir taklitçi olduğunu göstermeye yeterlidir. Yahudiler tüm Tanrılarımız ve özellikle Şeytan/Satan olarak bilinen Yaratıcı Tanrımız hakkındaki tüm bilgileri yoketmek ve onların yerine yalanlar getirmek için çalışmışlardır.

  • Öğretilerimiz ve kutsal yazıtlarımız bizden çalındı, bozuldu, kirletildi, istismar edildi ve kökenleri Yahudilere dayanıyormuş gibi gösterildi.

 

  • İnsanlarımız, Yüksek Rahiplerimiz ve yüce ruhani öğretmenlerimiz Yahudi aracı olan Hristiyanlık ve İslam ile yokedildi.

 

  • Kutsal günlerimiz ve kutlamalarımız kirletildi ve kurmaca Yahudi karakterlerin ve olayların kutlandığı ve tapınıldığı, bu olurken de Gerçek Tanrılarımızın küfre uğrayıp lanetlendiği İbrahimi pisliklere dönüştürüldü.

 

  • Ruhaniyetimiz değiştirilip Yahudi yalanları ve materyalizmiyle bozularak gerçeğinin içi boşaltılarak mantıksız, elle tutulmaz, gülünç bir şey gibi gösterildi.

 

  • En kötüsü de Yahudilerin Hırsızlık yaptığı her halk ve ulus, sonrasında Yahudilerin İncil ve Kur’an gibi kurmaca yazıtlarında aşağılanmış ve iftiraya uğratılmıştır. Onların bu boşboğazlı yazılarında Yahudiler özellikle firavunları ve Mısır halkını son derece alçak ve şerefsizce aşağılayıp, fazla şişmiş bir enerji çiftliği/deposundan başka bir şey olmayan kurmaca “tanrı”larının (YHVH/YHWH) da sayesinde Mısır halkına tarifsiz acılar yaşatmışlardır! Parazitlik yapan Yahudiler, onlara ev sahipliği yapan ulusları yok ettikten sonra bir de bu şekilde yaralarına tuz basıp onurlarını lekelemeye çalışmışlardır, öyle ki bugün İslam’ın boyunduruğu altında bulunan Türkler bile despotik, tiran kişilikleri aslında üstün ve halkına değer veren, yüksek ruhaniyetli liderler olan firavunlarla karşılaştırırlar! Yahudiler bunların da üzerine her seferinde, profesyonel kurbanlar olarak kendilerini suçsuz ve sanki olaylardaki asıl kurbanlar gibi göstermeye çalışmışlardır, tıpkı kendi icatları ve kurmacaları olan Nazırali İsa figürü gibi.

Tüm Centil okült bilgileri zorla çalınmış ve bunları Tanrılarımızı, halklarımızı ve uluslarımızı bağlamak ve köleleştirmek için kullanan Yahudilerin eline teslim edilmiştir. Artık bize ait olanı geri alma ve gururla, dimdik durma vaktimiz geldi de geçiyor! Şeytan’ın kendisi de bu olanlara son derece öfkelidir.
“Zira bunlar intikam zamanları ve bu halkın üzerine çok büyük gazaplar olacak.”

Gerçek ruhani muharebe için ihtiyacımız olan güç, kadim öğreti ve yazıtlarda mevcuttur. Düşmanın en çok korktuğu şey de budur. Yahudiler halklarımız üzerindeki kontrollerine sadece kandırılanlar onların sembollerini kullandıkça, yalanlarına inandıkça, kurmaca “tanrı”larına tapındıkça ve onları “seçilmiş halk” olarak kabul ettikçe devam edebilirler. Ama bu kontrol de her geçen gün zayıflamakta. Artık bize ait olan her şeyi geri almalıyız, ve alacağız da!

Şeref ve Güç Ebediyen Şeytan’a Atfolsun!

Referanslar:
Exposing Christianity sitesindeki Çalıntı Kabala makalesi, gereken yerlerde her zamanki gibi anlatımı kolaylaştıracak yorumlar, açıklamalar ve uyarlamalar eklenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir