Niçin Yaptıklarımızı Yapıyoruz?

Bu yazı, Yüksek Rahip Hoodedcobra666’nın forumlardaki vaazından çevrilmiştir. “Ben” ifadesi geçen yerler Yüksek Rahip Hoodedcobra666’ya aittir.

 

Bu dünyada dolaşan bir sürü negatiflik var. Bunların çoğu, dünyanın doğal hâlinden kaynaklanıyor. Buraya uzun zaman önce gelen Tanrılar, insanlığa bazı oldukça önem arz eden bilgiler bıraktılar, isim vermek gerekirse, Ruhani bilgiyi.

İnsanlık, Tanrılar tarafından yaratıldığında, onlara bazı araçlar verildi, böylece onlara yaklaşmaya ihtiyacı olanlar bunu yapabilirlerdi. Bu araçlar nesiller boyu aktarıldı ve birçok medeniyet inşa edildi. İnsanoğlu, bu medeniyetler içinde, artağan bir şekilde, kendi üstlerindeki yarım kalmış işi tamamlamak için çalıştılar.

“Yüksek sayıdaki” son birkaç yüzyıldır, kim olduğuna vakıf olduğumuz ve düşman diye adlandırdığımız bir kesim, bu bilginin kaldırılması ve “azınlığın” ellerine verilmesi yönünde karar aldıar. Bu da yetmezmiş gibi, “din” kavramı, sadece bizim üzerimizdeki kötü tesiri arttırmak ve kölelik idealleri ile kötülüğün süreğenliğini sağlamak için bir kurallar bütününe dönüştürüldü. Bu azınlık kişiler kendilerini “Yahudiler” ve “Kutsanmış Halk”, ve hatta “Tanrının Seçilmişleri” olarak adlandırdılar.

Uzun yüzyıllar boyu bu halk, envai çeşit suç ve kötülüklerinin bir sonucu olarak, konakladıkları Milletlerde haklı olarak deli ve terörist muamelesi gördüler ve cezalandırıldılar. Bunun kötülüklerinin bir sonucu gereği yaşandığını anlamak yerine, kıçlarına tekmeyi koymuş 100 farklı ülkedeki herkesin yanlış olduğu konusunda direttiler.

Kitaplarındaki ruhani güç, yüzyıllardır çok sayıda insana zarar vermek için kötüye kullanıldı. Bu kitaplarda koca Milletler, ırklar ve bölgeler saf bir nefretle anılıyor ve toplu kıyım istenci ile yok oluşlarının arzusu İncil’in sayfalarında geçiyor.

Yahudi halkı, tamamen dayanaksız ve tarihçiler tarafından yanlış olduğu bulunmuş iddialar üzerinden bu insanların onlara saldırmaya çalıştığı “savında bulundular”, yine de kitaplarının başka yerlerinde açıkça bir şekilde bu insanların arasında predatör gibi yaşamaya gidip, normal ve hatta mükemmel karşılık görseler bile onları kırıp geçirdikleri, çünkü bunun “Tanrının iradesi” olduğunu beyan ediyorlar.

Sayacak olursak; Mısırlıların, Babillilerin, Yunanların, İranlıların ve diğer milletlerin uğradığı katliamlar, İncil’de sanki kutlanacak bir şeymiş gibi övgülerle geçiriliyor. Dünya üzerindeki tüm dinler arasında, sadece Yahudiler, diğer ırkların ve soyların ölümünü ve yok oluşunu kutluyor. “Putlarının” ve “Tanrılarının” yok edilmesini ise bir kenara bırakıyorum.

Başka hiçbir hakiki dinî inanç bunların hiçbirinden hoşnutluk duymadı, çünkü hepimiz Tanrılar tarafından yaratılmış Sanatana Dharma veya “İlksel Yol”dan geliyorduk. Bu yüzden, bölgesel veya tarihî herhangi bir ihtilafa rağmen, dini bunun dışında bıraktık. Kültürler gelip geçti, yine de günün sonunda Centiller olarak, Tanrıların insanlık üzerindeki işini bitirmeye odaklı aynı kültürel öze sahiptik.

Buna karşın Yahudiler, her şeyi çalmaları gerektiğine ve insanlığı sadece nihai sonuna ulaştıracak yozlaştırdıkları versiyonlarını dayatmaları gerektiğine karar verdiler. Altın Çağın zirvesini aşma yolundaki insanlığı geri sürüklemek uğruna savaşlar ve fetihler, ve bitmek bilmez kan gölleri yoluyla, sırf Yahudiler nefretlerinin hırsını çıkarabilsin diye şu anda en karanlık çağları yaşamalıyız.

Bugün bile ve günlük bir şekilde, sayılamayacak kadar çok sayıdaki Yahudi, Beyazların ve tüm Centillesi ölmesi için ve Avrupa’nın, Birleşik Devletlerin yok olması için dualar ediyor. Evet, Tanrıya bunun için “dua ediyorlar”. Onların “Tanrıları” ve onların “Metafizikleri”, nedensizce saldırdıkları halklardan çalıntı. Çocuklarını bu nefret üzerine yetiştiriyorlar, onlara diğerlerine karşı av gibi bakmaları gerektiğini öğretiyorlar ve kendilerinden olmayanlara karşı suç işlerken acımasız olmalarını söylüyorlar.

Buna ek olarak, bunun “Tanrının iradesi” olduğunu söylüyorlar ve kendilerinden olanlara tehlikeli üstünlük kompleksleri aşılıyorlar, bu da günün sonunda onları suçlulara, tefecilere, veya Centil medeniyetlere sadece onları yağmalamak amacıyla sızan ve bunu İsrail’i kurma üst “Ereği” için gerçekleştiren sosyopatlara dönüştürüyor.

Elbette, hayatımda hiçbir zaman kimseye karşı özel bir nefret beslemek istemedim, ve nefreti de bir gereklilik olarak görmüyorum. Bu dünyada yaşamımı sürdürüp gitmek ve geriye daha güzel bir dünya bırakmak isterim. Yine de, ruhaniyet hakkında bilgi sahibi olmak ve tüm bu durumu kavrayabilmek, kişiye sadece iki seçenek sunuyor: ya tüm bu adaletsizliklere karşı savaşmak, ya da basitçe bir köle olarak ölmek.

Bu “halk” ve onların “kültürleri” hakkında araştırma yaptığım yıllar boyunca, belki de 2-3’ü aşmayacak sayıda iyi eğitim görmüş, halk olarak işledikleri suçların yüksek boyutu konusunda bilinçli Yahudiler ile karşılaştım. Kendi milletlerinin aşırı fazla sayıda suça imza attığını biliyorlardı, ve diğerlerinin yanı sıra karmik ceza yasalarına da hakimlerdi, suçlarının bedelini ödeyecekleri günün geleceğini biliyorlardı.

Düşmanlarıma karşı bile açık olmak istememden ötürü şunu da ekleyeceğim; bu Yahudilerden 1 tanesi, çok büyük ve korkunç suçlar işlediklerini bilecek kadar aydınlanmıştı, ve ömrünü kendi sürüngen ırkını hizaya getirmeye çalışmak için harcadı. Yine de anlayabileceğimiz üzere, bu “Yahudi”, kendi halkı tarafından dışlanmıştı, ve ona saldırdılar ve kendisini bir akıl hastası olarak nitelendirdiler.

Bu Yahudi, her şeyi durduralım bile dememişti, sadece biraz yavaşlamaları gerektiğini ve bir ölçüye kadar duraksamalarını söylemişti. Başka bir deyişle, o da neredeyse diğerleri kadar aşırıcı bir Yahudi’ydi, sadece biraz daha seyreltilmiş hâli idi – ve bu bile, dibine kadar yobaz bir terörist olmayışıyla onun parya olarak damgalanmasına yetip de artmıştı.

Tarihte, bazı doğuştan böyle olan Yahudiler bile, bunu tamamen uygulamadan kaldırmak veya en azından bir kısmını durdurmak istediler, çoğu zaman kendileriyle çelişiyorlardı. Bunu yapanlara sert sitemler edildi, lanetlendiler ve tabii ki de diğer Yahudiler tarafından saldırıldılar, çünkü bu grubun davranış biçimleri böyle.

Tabii ki haham bunu altından bir kalbi olduğundan dolayı yapmıyordu, veya diğer herkesi bu sözcükle andığı şekliyle “Goyim” için endişelenmemişti de; ancak kabahatlerinin sayısını sezmiş ve halkının bu suçlarının ve ruhani suçlarının eninde sonunda onlara pahalıya patlayacağını anlamıştı. Bu yüzden de yavaşlamalarını söyledi.

Onu tabii ki de dinlemediler. Bu kararları, Yahudilerin genel düzeyini ve dünyaya bakış açılarını sorgulattırıyor.

Centillere kıyasla Yahudiler, inançları konusunda oldukça katıdırlar. Irklarından bazılarını deliliğe sürükleyen şizofrenik inançları, onlar için çok önemlidir ve buna karşı eleştiri veya karşıt ses gelirse, o kişiyi anında imha etmek ve öldürmek için hazırdırlar. Centillerin bu konular üzerinde durmaları veya konuşmaları onlar için kabul edilemezdir. Eğer içlerinden birisi bu tarz fikirlerini beyan ederse, onu anında ezerler ve aralarından sürerler.

Tahmin edeceğiniz üzere, bu “Haham” da görmezden gelindi, ve kardeş dinleri olan İslâm ve Hristiyanlığın “Rahiplerinden” farklı olmayan diğer meslektaşları, onunla ilişiklerini kestiler. Tacizle veya nefreti yüceltmekle meşgul olmadıkları zamanlarda, nefret dolu kitaplarından nefret dolu ayetleri vaaz vermekle ve genel olarak insanlığın ve bu gezegenin gerçek yaratıcıları olan Tanrılara karşı beyhude bir cihat ifa etmekle vakitlerini geçirirler.

Hususi olarak bu Haham, eğer Yahudi halkı daha fazla “Günah” işlemeye devam ederse veya negatif eylemler gerçekleştirirse, “Armilus” veya “Deccal” gibi birinin çıkacağından ve hepsine holokost yapacağından korkuyordu. Her zaman bunun üzerine yakındıkları üzere, bu Haham ve çoğu Haham, bu olayın sadece Yahudiler dünyanın dengesini altüst ederlerse yaşanacağını biliyorlar. Ki bunu da bilinçli bir şekilde çok eski zamanlardan beri sürdürüyorlar.

Örneğin Centilleri lanetlemeye devam ettikleri ve yok etmeye çalıştıkları sürece aslında kendilerini ve ruhlarını tehlikeye sokuyorlar. Yine de görebileceğimiz gibi, bunu görmezden geliyorlar ve son uygulamaya koydukları planlarından da anlaşılacağı üzere durmadan ilerliyorlar. Sonrasındaysa çılgınca bir şey yaşanıyor ve tüm yönlere dağılıyorlar, ve genel olarak güç pozisyonlarında yükseldikçe, daha da dizginsizce azıtıyorlar.

Düşmanın kolektif olarak yaptığı tek şey, onlarla kısa süreli anlaşmaya varmış dünya dışı kötü güçleri memnun etmek. Yüzyıllar süren bu durum, insanlığın başına gelebilecek en kötü şeyleri yaşattı, ve biz sadece yeni yeni takdire değer medeniyetlerin yeniden yükselişini, Antik Tanrıların tekrardan dirilişiyle birlikte görebildik.

Bundan önce, düşman programlarının hükümdarlığında, vaaz verdikleri idealleri gerçeğe dönüşmüştü: cinayet, acı, savaşlar, bilgisizlik, cehalet, aptallık – insanların hayatları asırlar boyu bunlarla geçmişti. Ve insanlık için hiçbir umut bırakmadan, kâr etmek için bütün bunları yukarıdan yönlendiren birkaç dolandırıcı da durumdan istifade ediyordu.

Başkalarını uyarmaya çalışan bu Yahudi’ye geri dönecek olursak, onun “ırkının” tamamı, başkaları gibi yaşayamamaları ve var olamamaları bir yana, programlarında yer alan ve yanıp tutuşan nefret ile yıkımın ötesine geçmekten acizler ve hiçbir zaman da geçemediler. “İnsan Türünün Kardeşliği” hakkında atıp tutmaları, sadece öteki ırkları karıştırmak ve onları yok etmek için söyleniyor. “Kültürleri birleştirmek” adına konuştuklarında, sadece başkalarından bir şeyler çalmaktan ya da başkalarına kültürlerini kaybettirmekten bahsediyorlar, bu sıradaysa “diğerlerinden hiç etkilenmemiş” bir kültüre sahip olmaya çalışıyorlar, en azından iddiaları bu yönde.

Kendi kültürleriyse iddialarının aksine, Asurlulardan, Babillilerden, Mısırlılardan, Araplardan, Hintlerden ve Yunanlardan çalınmadır. Yine de tüm bu insanlar ve diğerleri için, kendi çalışmalarında yalnızca nefret ve hiddet dolu yorumlar bulacaksınız.
Yahudiler, Mezmurlar’da Babillilerin çocuklarının öldürülmesiyle ilgili bölümleri ve daha başka çılgınca şeyleri dans ederek kutlayacak kadar ileri giden bir ırk.

Sayısız negatif olay, akla ve mantığa davet, pogromlar, Millî sınırlardan kapıdışarı etmeler, ve hatta onları daha “barışçıl” bir inanç sistemine geçirmek için “Hristiyanlaştırmaya” çalışmalar, bunların hepsi sadece Yahudileri iyice azıttı ve agresifleştirdi. Şimdi ise, pek çok etnik Yahudi’den oluşan “Yeni Dünya Düzeni”, sürekli olarak yok etme ve imha etme isteğinden kaynaklanan köpürüklü salyalarına engel olamıyor.

Yahudilerin bir ürünü olan Hristiyanlık bile, Yahudi Sahte Peygamber İsa ile birlikte onları biraz daha frenlemek istedi, yine de Yahudilerin bu negatif yola duydukları inanılmaz ısrarlarından ötürü bu çaba da tümüyle başarısız oldu.

Diğer her şey Yahudi genetiği ya da kelimenin tam anlamıyla hırsızlık ve yıkım üzerine kurulu nefret dolu kültürleri karşısında yetersiz kalmaktadır. İçinde biraz iyilik olan herkes Eski Ahit’i okurken tiksinecektir ve içerisinde yabani kanunlardan başka hiçbir şey bulamayacaktır. Öte yandan Yeni Ahit, “Eski Ahit”in haddinden fazla ve sonsuz nefretine karşıt kutup olacak şekilde oluşturulmuş başka bir Yahudi saçmalığıdır. Bu kitapların her ikisi de var olmamaları gereken iğrençliklerdi.

Yine de bunlar aracılığıyla daha da fazla dinî ve ahlaki iğrençlik doğdu ve bunlar giderek insanlığın ruhunu yiyip bitirdi ve günümüzdeki sarkacın salınımının çürümesine neden oldu, bu da bizi küresel olarak ahlaki kural tanımamazlığa sürükledi.

Hata yapmış olabilecek çoğu insan ırkının en azından diğerlerine de bir yardımı dokunmuş olsa da, Yahudiler, ilk başta çalınmamış ve daha sonrasında parçalanarak dağıtılmamış düzgün bir şeyi başkalarına vermek söz konusu olduğunda gerekli başarıların en altındadırlar. İş ruhani bilgiyi çalıp kendi özel kullanımları için saklamalarına, veya kötülük, açgözlülük ve tiranlığa geldiğindeyse ilk sırayı çekerler.

Kişi Hristiyanlık, İslâm ve Musevilik tarihini incelediğinde, kuvvetle muhtemel karşılacağı şeyin Museviliğin ana rahminden ve onun karışık fikirlerinden başlayarak yayılan bir cehalet ve yıkım zinciri olacağını söylemeye gerek yoktur. Bunların içinde az sayıdaki “olumlu” şey, doğal olarak iyi olanı yapmak isteyen ve bu ölüm programlarının asıl öğretilerine rağmen bunu yapan Centiller tarafından eklenmiştir.

Hristiyanlık ya da bu iğrenç programlardan herhangi biri, yaklaşık 15 yüzyıl boyunca her şeyi yerle bir ettikten ve insanlar cehalet çukurundan çıkmak için her yolu denedikten sonra “olumlu” bir içeriğe sahip olabilmeye başladı. Bunu yapanlar sapkın ilan edildi. Sırf insanlık sonrasında tekrar akıllanabilsin diye bu inançların içine biraz ruhani bilgi ve mantık öğesi katarak Hristiyanlığı bir tür paganımsı bir inanca dönüştürmeye çalışıyorlardı. Ve tüm çabalarına rağmen henüz bu akıl sağlığının ucunda bile değiliz.

Böylesi bir kültüre ve kültürel geçmişe sahip, aynı zamanda küresel köleliği nihai hedefleri olarak öngördükleri konusunda bu kadar açık bir halkın dünyamızı yönetmesine izin vermenin iyi bir fikir olduğunu düşünmek için çıldırmış olmak gerektiğini belirtmek gerekir.

“Büyük Sıfırlama” ve “Yeni Dünya Düzeni” gibi tüm bu düşman ajandası hakkında ne düşünüyorsunuz? Bunlar yalnızca Yahudilerin, özellikle düşman varlıklarla işbirliği içinde olan Yahudilerin zihinlerinden ortaya çıkan menfur Yahudi fikirleridir.

Bunlar herhangi bir olumlu ya da iyi gücün planını temsil etmemektedir ve hiçbir şekilde kutsal ya da ruhani idealleri yansıtmamaktadırlar; bunlar daha ziyade Yahudilerin günümüz çağı için şekillendirilmiş yeni bir kisve altındaki hayalleridirler.

Kendi iradeleri iktidara geldiğinde yok edilecek ve haklarından mahrum bırakılacak olanların kendileri olabileceğini anlayan bazı Yahudiler bile bunu bilmekte ve bunun kendilerini ve tüm özgürlüklerini yok edeceğinin farkında oldukları için de bunu kamuya açtılar. Sonları robotlaşmak olacak. Buradaki robot ırkının, Co-Vid gribi gibi boktan bir grip yüzünden insanlara mikroçip takılmasını öneren ilk ırk olduğunu da hatırlayalım.

Ve ne yazık ki liderlerin ve Ulusların zihinlerini ve hatta bu dünyanın Tinsel bilgisini zehirliyorlar. Bunun sonuçları günümüzde dünyanın pek çok yerini etkisi altına alan etik, ruhani ve maddi kaosta güçlü bir şekilde görülmektedir.

Onların öğretileri bir yerde, bir ulusta ya da bir Anayasada ne kadar az bulunuyorsa, oranın insanları da o kadar iyi bir medeniyete ve yaşama sahip olabilirler. Onların çılgınlıklarını ne kadar çok takip ederlerse, onlar için de o kadar kötü olur.

Örneğin şu anda Co-Vid 19 için Yahudi “önlemler” çizelgesini takip eden ulusların elde ettikleri, sadece finansal olarak çakılakalmak. Avrupa bunun başlıca örneği. Onları dinlediğiniz anda hayatınız kötüye sarar.

Yahudilerin Komünizm, Sosyalizm, Hristiyanlık ya da İslâm gibi inanç ve teorilerini tutkuyla benimseyen ve bunları çok ciddiye alan ülkeler kelimenin tam anlamıyla birer bok çukuruna dönüştü. Zaten sorunları olan ve yukarıdakilerden herhangi birini benimseyenler ise eskisinden daha da kötü hâle geldi.

Bu yok oluş kara deliğinden kaçış miktarı, Centillerin Yahudi programlarına karşı gösterdikleri cehalet ve ret miktarıyla bağlantılı ve ilişkilidir. İnsanlar bunları ne kadar reddederse, kişisel veya ulusal yaşamda o kadar iyi durumda olurlar.

Durum böyle olunca, insanlığın yoluna devam edebilmesi ve gerçekten ilerleyebilmesi için bu neolitik mahlukların her türlü karar alma makamından ve her türlü ruhani nüfuzun yanı sıra maddi ve mali nüfuz sahipliğinden de uzaklaştırılması gerekmektedir. Yoksa dünya ilerledikçe ya kasıtlı olarak ya da kendi yıkıcı hataları nedeniyle onu da yıkıma sürükleyecekler.

Son olarak, sürekli olarak bu durumun sona ermesi için ne istediğimizi soranlara şunu söyleyeceğim: Bu Tanrıların elindedir ve karar vermek ise insanların ve onların uygun liderlerinin ellerine bırakılmış olacaktır. Buradaki esas nokta, insanlara bilgi ile farkındalık kazandırmak ve eksik olan adalet kavramını teşvik etmektir.

Bundan sonrasında ise, sonucun ne olacağına dünyanın kendisi ve Tanrılar karar vermelilerdir ve gerisiniyse tarih kanıtlayacaktır.

Yahudilerin bu hâlde olmadıkları ve kendileri için “kurtarılamaz” unvanını kazanmadıkları bir durumun var olmasını gerçekten isterdik, ancak durum açıkça böyle değil ve son birkaç bin yıl da aksine dair bir emare göremedik. Bu nedenle, onların saldırılarına karşı savunmaya geçmek son derece elzem ehemmiyettedir.

Yahudilerin kölesi olarak, bir Yahudi “tanrısı” altında ya da bizi sürekli olarak ırksal olarak karıştırmaya çalışan veya yarattıklarımızı Yahudilere hortumlamak üzere inşa edilmiş bir sistem altında var olmayı istemek zorunda değiliz. Özgürlük içinde, kendi yasalarımız altında ve nihayetinde Yahudiler ve onların saçmalıkları olmadan kaderimizin efendileri olarak kendi Tanrılarımız yönetiminde bir yaşamı arzulamalıyız.

Yahudiler kendi neolitik deliliklerini kendi aralarında sürdürebilirlerdi ancak kendi açgözlülükleri, kişisel kazançları ve sonunda onları da öldürmeyi planlayan bazı son derece kötücül güçlere yalakalanabilme istekleri sonucu, biyolojik ve ruhsal olarak içimize sızmaya bilerek karar verdiler. Yahudi açgözlülüğünün, deliliğinin ve aptallığının bedelini hep Centiller ödedi.

Şu anda Rusya ve Ukrayna arasında neredeyse 3. Dünya Savaşı’nı tetikleyecek olan bir savaş, açıkça kendini gizlemeyen bir Yahudi ve bir de öteki kripto Yahudi tarafından yürütülüyor. Bundan öncesindeyse Irak’ı işgâl ettik çünkü İsrail bölgeyi “daha güvenli hâle getirmek” için bunu talep etti. Dünyamız ve politikalarımız insanlığın yararına değil de, Yahudi Ulusal Bayramı olarak Babillilerin çocuklarını kayalara vurdukları günü belirlemiş bir grup manyak tarafından yön verilmeye zorlanıyor.

Bunun herhangi bir uygarlık için kabul edilebilir ya da normal bir şey olması düşünülemez. Kova Çağı’na giriyoruz ve böyle bir gidişat söz konusu dahi olamaz.

Son bir not olarak, tüm bunlar nefretten ya da özel olarak başka bir şeyden değil, gerekli olduğu için gerçekleşiyor. Bu bağlamda kimse nefret etmek istemiyor, ancak onlardan hoşlanmamakla kalıp sadece etkilerinden korunmak istemek en hafif ifadeyle aptalca bir yaklaşımdır. Tanrılar adaleti öğütler ve bunun uygulanması gerekir.

 

-Yüksek Rahip Hooded Cobra 666

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir