Holocaust Yalanı

Tüm Okuyucularımıza Esenlikler.

Birçok okurumuzun da bildiği üzere Holocaust hiç yaşanmadı ve bu iddia 100 yıldan uzun bir süredir insanları kandırmak için Yahudilerin elleriyle yaratılmış bir zırvalık. Neden mi böyle söylüyorum? Çünkü aslında Holocaust’un aslında hiç yaşanmadığına dair onlarca kaynak, araştırma ve mantıksal çözümleme var. Hem de istemeyeceğiniz kadar fazla.

Günümüz (((popüler medya)))sında Adolf Hitler ve Nazizm hakkında tarihi çarpıtma olması insanları doğanın gerçeği olan Nasyonal Sosyalizm’den uzaklaştırıyor, ve Yahudilerin bin yıllardır yaptığı şey de tam olarak bu. Ancak bizler de tüm bu yalan bilgileri ifşalayıp gerçeği gün yüzüne çıkaracağız. Direkt konuya girizgah yapıyorum.

Başlangıç olarak sizlere tamamıyla Türkçe olan Holocaust ve 6 Milyon Yahudi Miti başlıklı yazıyı bırakıyorum, buradan Holocaust hakkında ihtiyacınız olan temel bilgilere erişebilirsiniz. Makale genel olarak Nazilere ve Hitler’e yapılan bu iğrenç karalamanın özünde geçersiz olduğunu tamamen tarihi belgelerle kanıtlıyor.

Kısa bir beyanat: Linkteki makalenin yazarı bizimle bağlantılı birisi değil.

“Holocaust”u herkes ya internetten duyar, ya bir başkasından kulak misafiri olur, ya televizyonda veya filmlerde görür ya da okuldaki derslerinden aşinadır. Ancak bize anlatılmayan karanlık tarihte Stalin’in 6 milyondan daha fazla sayıda Ukraynalıyı ölüme terk ettiğini bilen insanların sayısı “Holocaust”u “bilen” insanların yarısı kadar bile etmiyordur.

 

Eğer gerçek bir “Holocaust” arıyorsanız Holodomor’a bakın. Sizce neden insanlar durmadan Yahudilerin medyada dayattığı Holocaust yalanından bahsediyor da kimse Holodomor’dan bahsetmiyor? Stalin’in 40 milyona yakın insan öldürdüğü kanıtlanmış ve bilinen bir gerçekken neden Stalin günümüzde “barış yanlısı” “tamamen halkı için savaşan bir devrimci” gibi sıfatlarla anılıyor, ama Hitler halkı için kötü olan hiçbir şey yapmamasına rağmen her medya basınında kötü adam olarak çiziliyor? Bu tür soruları kendinize sordukça bize dayatılan tarihin tamamen Yahudi yönetimli bir zihin kontrolü olduğunun farkına varmaya başlıyorsunuz.

Eğer sizlere “Holocaust” hakkında yukarıda gösterdiğimiz kaynak yeterli gelmediyse bir de “6 milyon Yahudi katledildi” iddiasının tarihte 140 kez görülmesine göz atın. Bu adamlar hani dünyanın %1’ini kapsıyordu, yoksa 6.000.000 x 140 yine 6 milyondan az mı ediyor? Hepsini geçtim, böyle bir şeyin tarihte gerçekleşmesi ne derece imkansız tahmin edebiliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Tabii ki bu sözde “soykırım”ların arkasında da yaşandıklarına dair herhangi bir kanıt yok.

 

Bir başka sözüm ona “Holocaust” da Rusya’dan. İddiaya göre 1890’da tam olarak diğerlerinde de olduğu gibi 6 milyon Yahudi Rusya’da “öldürülmüş”. Bu konuda bir fetişi olmadığı müddetçe hiçbir ırk 140 kez fütursuzca 6 milyon kişi toplanıp katliama uğramaz, eğer her yıl düşük bütçeli Holodomor parodisi canlandırmıyorlarsa.

Bunca insanın Holocaust’un yaşandığına dair hiçbir kül kalıntısı, kemik veya ceset bile olmamasına rağmen gerçekleştiğine inanması tam anlamıyla bir çılgınlık. Peki sözde 6 milyon ölü nereye gitti? İnsanların “Holocaust” iddiasına inanmalarındaki başlıca neden hem medyanın, hem kitapların, hem filmlerin ve hem de okulların bizlere “tarihi” bu şekilde yansıtması ve fotoşoplu görsellerle bir jenerasyonu koca bir Yahudi yalanına boğmasıdır. Örneğin onlardan birkaçı:

Sağdaki görseller öncesi, soldaki görseller ise fotoşoplanıp halka sunulmuş hali.

Peki her şey bir kenara, işin en komik kısmı ne biliyor musunuz? 1940 civarlarında bırakın Almanyayı, tüm Avrupa’da bile 6 milyon Yahudi yoktu! Yoksa sözü edilen 6 milyon Yahudi’yi bulup bir de yakmak için griler gökten Yahudi mi yolladı? Attığım link aynı zamanda matematiksel olarak böyle bir yükselişin ne derece akıl dışı olduğuna da değiniyor, hani ihtiyacınız olursa diye.

Tabii ihtiyaç duysanız ne yazar, en nihayetinde zaten bizim 6 milyon Yahudi’nin öldürülmediğine dair 66 kanıtımız ve tarihi/matematiksel hesaplamalarımız var. 6 Milyon Yahudi’nin “katledildiği” hiçbir zaman akılcıl değildi, ve hiçbir zaman da olmadı. Tüm bunlar Yahudilerin binyıllardır yaptığı gibi İslam, Hristiyanlık ve yarattıkları diğer aptal inançlarla insanları kandırması gibi bir yalandan ibaret.

Pekii, tüm bu kanıtların yanı sıra, Auschwitz diye bahsedilen güya “toplama kamplarının” olduğu bölgede gerçekten ne yapıyorlardı?

Seracılık ve hayvan bakımı/yetiştirmeciliği.

Görselden de anlayabileceğiniz gibi “toplama kampı” diye bahsedilen yerlerin ne ölümle, ne yakmayla, ne de gaz vermeyle herhangi bir alakası yok. Yüzme havuzları, futbol sahaları, diş klinikleri iyi güzel de hani ölüler, açlıktan ölen Yahudiler nerede? Yok. Sadece Adolf Hitler’e laf atmak günümüzde oldukça dile dolanmış bir şey ancak hiç kimse bu kanıtlanmış belgeleri ve görselleri inkar edemez. Edemiyorlar. Ederlerse durumun onlar için ne derece korkutucu olacağını bildikleri için Yahudilerin verdiği en direkt karşılık medyayı fütursuzca engellemek, önüne geçmek. Ne yazık ki Centil kardeşlerimizin bu tip Yahudi yalanlarıyla manipüle edilmesi akıl almaz derecede korkutucu. İnsanlığın artık bu tür yalanlardan uyanması gerekiyor. Siz çocuklarınızı böylesi bir dezanformasyonun içerisinde büyütmek istiyor musunuz? Tahmin ediyorum ki hayır. O halde gerçeklere uyanın ve uzun zamandır ne tür bir aldatmacanın pençesinde olduğunuzun farkına varın. Çünkü ne bizler, ne de herhangi bir Centil, Yahudi peri masallarına kanıp onlara kurban gitmeyi hak etmiyor.

Bu konuda daha fazla kaynak için:

https://web.archive.org/web/20170221095917/http://josministries.prophpbb.com/topic7105.html

http://www.takeourworldback.com/holohoax.htm

http://www.holohoax101.org

Şeref ve Güç Ebediyen Şeytan’a Atfolsun.

“Holocaust Yalanı” hakkında 5 yorum var

  1. Sizin yahudilere duyduğunuz nefret sembolik mi? Tarihe baktığımız zaman Firavunun, Babil kralı Nebukadnezarın yahudileri katletmediğini, soykırım uygulamadığını görüyoruz. Aynı durum Hitler’de de söz konusu. Siz Naziler yahudilere dünyayı altın tepside sundunuz. Sizin yarattığınız korku sayesinde Avrupa’daki yahudiler Filistin’e göç edip İsrail’i kurdu. Ayrıca onlara muhteşem bir soykırım kartı verdiniz. Kendilerini acındırmak, soykırım tazminatı almak, güçlü devletlerde yükselmek (özellikle Fransa, İngiltere, Amerika) için sürekli soykırım kartını oynuyorlar. Hitler olmasaydı Avrupa’da konfor içinde yaşayan yahudiler rahatlarını bozup Filistin çöllerine göç etmezdi.

    Aranızda sembolik bir karşıtlık ve nefret elbette olacak. Ama siz düşman kardeşlersiniz. Aslında ikinizde İblise hizmet ediyorsunuz. Ne hikmetse İsrail’de Satanizm yasal. Tevratta yasaklanmasına rağmen eşcinsellikte yasal. Onlar sizden nefret etseydi dininizi yasaklardı. Ayrıca tüm Semavi dinlerde yasaklanmış olan eşcinselliği yasaklardı. Kim ne der ki İsrail’e? İstediğini yapar. Çocukları öldüren İsrail’e tepki göstermeyen dünya Satanizmi yasakladığı için mi tepki gösterecek?

    Siz tarih boyunca hiç yahudileri katletmediniz. Onların soyunu kurutacak gücünüz vardı ama yapmadınız. Onlarda hiç sizi (Satanistleri) katletmediler. Yahudiler sizinle hiç uğraşmadılar. Bugün Müslümanlara kan kusturan yahudi sermayedarlar, onların kontrol ettiği politikacılar, silah şirketleri nedense hiç Satanistleri katletmedi. Yahudiler istese Amerika’da, Avrupa’da Satanizmi yasaklayacak güce sahip. Ama bunu yapmıyorlar. Müslümanlara kan kusturan İsrail Satanistlere hiçbir şey yapmıyor. İsrail istese kendi topraklarında yaşayan tüm Satanistleri bulup öldürebilir. Ama yapmıyor. Diyeceksin ki ”şeytan bizi koruyor” O zaman neden Müslümanlar yezidileri katlediyor? Ya da Ortaçağ’da cadı avında Hristiyanlar cadıları öldürebiliyor? Şeytan onları korumuyor mu? Hristiyanlar, Müslümanlar Satanistlere zarar verdi tarih boyunca. Ama yahudilerin Satanistlere zarar verdiğini hiç göremedik.

    İngiliz Kraliyet Ailesinin yahudi olduğunu söylüyorsun. Ama İngiltere İsrail’in başkenti Kudüs olması konusundaki oylamada İsrail’in aleyhine oy kullandı. Birleşmiş Milletlerde yapılan oylamada İsrail’e destek olmadı. Ayrıca İngiltere en başta İsrail’in kurulmasını istemedi. Yahudiler Haganah, Irgun gibi terör örgütleri kurup İngilizleri öldürdü. İngiltereyi yöneten İngiliz Kraliyet Ailesi yahudi olsaydı İngiltere daima İsrail’i desteklerdi. Ama böyle bir durum söz konusu değil. İngiliz Kraliyet Ailesi yahudiyse neden İngiltere daima İsrail’i desteklemiyor?

    Sitenize saldırıların olduğunu, yahudilerin sizle uğraştığını söylüyorsunuz. Ama sitenize saldıranların Müslüman olmadığını nereden bilebilirsiniz? Türk Ayyıldız Hack Team adında gerzek, islamcı hacker grubu var büyük ihtimalle onlar DDOS saldırısı falan yapıyorlardır. İslam karşıtı yazılar yazdığım blog siteme de saldırmışlardı. Yani ben yahudilerin sizinle uğraştığını hiç sanmıyorum. Mossad istese ip adresinizden site kurucularını bulur ve öldürür. Aynı durum JOS İngilizce sitesinin kurucuları ve yüksek rahibeleri için geçerli. Mossad gibi güçlü bir istihbarat örgütünün sizi bulması ve öldürmesi çok kolay. Ama yapmıyorlar. Çünkü neden yapsınlar? Sizin nefretiniz sembolik, düşman kardeşlersiniz. Eğer gerçekten yahudilerden nefret etseydiniz onlara yönelik katliam, saldırı, darp, ibadethanelerini kundaklama gibi çağrılar yapardınız. Bu arada İslam’da deccalin yahudi olduğunu yazan hadisler var. Hatta deccal çıktığı zaman yahudilerin ona itaat edeceği de yazıyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Şeytandan geldiği iddia edilen hiçbir kitapta ”yahudi ırkından nefret edin” denmez. İblis gerçekten yahudilerden nefret etseydi gönderdiği her kitapta tüm Satanistlere ”yahudilerden nefret edin” derdi. Ama demiyor. Çünkü yahudilerden nefret etmiyor. Yahudilerin soyunu kurutabilecek güce sahiptiniz. Ama yapmadınız. Babil ve Antik Mısır döneminde Satanistler çok güçlüydü. Ama yahudilerin soyunu kurutmadınız. Neden? Çok büyük ve güçlü devletleri yönetiyordunuz ama yapmadınız. Aslında günümüzde de güçlüsünüz ama gücünüzü gizliyorsunuz. Derin devlete, büyük şirketlere, ordu ve polis teşkilatlarına Satanistlerin sızmadığını kim inkar edebilir? Hoş Fetöcü or*spu çocukları sızacağına siz sızın devletlerin içerisine daha iyidir. Neyse çok uzun yazdım. İyi günler.

    1. Esenlikler,

      Yazdıklarınız ciddi çelişkiler içeriyor ve bundan da öte düşmanın bizi kamuya tanıttığı şekilde bizi tanımlıyor olmanız ise işin daha üzücü bir şekilde yanıldığınız kısmı. Evet 2. Nebukadnezar ve Hitler yahudileri katletmediler çünkü katliam, soykırım, işkence yaparak insan öldürme şenlikleri düşmana mahsustur. Bunu yahudi kontrolünde olan Katolik Kilisesinin Orta Çağdaki işkence fantezilerinin çeşitliliğine, Nebukadnezar ve üç yahudinin hikayesine, Sovyet seyyar gaz kamyonları, toplu tecavüzlerine, Dresden Katliamına, Hiroşima’da, Nagasaki’de yaşanmış trajedilere ve tüm bu iğrenç yahudi eylemlerine referans olan ibrahimi kitaplarına bakarak görebilirsiniz. Bu sistemleştirilmiş şiddet ve vahşet eylemleri düşmanın olup, asla Ulu Centilin yolu değildir ve etik Centil değerlerine sahip olan Ulu Önderleri tabiatları gereği zıt oldukları şeyleri yapmamak ile yargılamak omurgasızlık olur.

      Olmamış ve yapılmamış olan soykırım ile nasıl soykırım kartı verildiğini merak ediyorum doğrusu. Onlara soykırım kartını veren Nazi Almanyası ya da Hitler değildi. Onlara bu fırsatı veren, kendi egemenliğini onların eline teslim etmiş olanlardır. Kendi Çarları yerine bir yahudinin yahudi ideolojisini takip eden ve masum çocukları ile birlikte Çarlarını yine yahudi olan bir infazcıya kurban ettiren Ruslardır. Tüm dünya’ya çok övündükleri o güneş batmayan yahudi tiranlığı ile acı çektiren, sömüren, köleleştiren İngilizlerdir. Öncesinde koşer bir ihtilal ile kendi aristokrasisini yok eden, sonrasında ise Centil değerlerine bağlı olan ve bunu savunma ideali ile ortaya atılmış olan İmparatorlarının arkasında duramayıp, yahudi bankerlerini ilahları belleyen Fransızlardır. Kendi kurucu babalarının izinden gitmeyen, bu değerleri yüceltip izinden giden Konfederasyon ile savaşan ve kendi kandaşlarını yahudi emelleri doğrultusunda katleden Amerikalılardır. Onların yönetimi ve kontrolü altına girenler, onlara dünya’yı yönetme fırsatı verenler, onların iddialarını meşrulaştıran aşağılık goyim olduğuna göre, baş kaldırıp direnen Hitler mi suçlu? Soykırım acıtasyonu ve anti-semitizm tarihte ilk kez Nazi Almanyasının Avrupa’daki etkileri neticesinde ortaya çıkmamıştır ve temeli daha eskiye dayanarak yahudiler tarafından pek çok kez ortaya sürülmüş olan bir karttır. Bu nedenle bu iddialara temel kazandıran kişi Hitler ve Nazi Almanyası’da değildir. Her zaman ortaya attıkları ve hatta bir noktada Osmanlı’ya atmak istedikleri bir iftira olarak yahudi soykırımı iddiaları, doğrudan yahudilere bu hakkı veren goyimin hatasıdır.

      İsrail’de Satanizm yasal falan değil. Bir şeyin yasak olmaması onu ”yasal” yapmaz. Çünkü konu hakkında ”Satanizm dini artık İsrail’de yasaldır” şekilde İsrail’in Satanizmi kabul edilen resmi bir din olarak ele aldığı yasa yoktur ve yasal kelimesinin anlamı; yasası bulunmayan bir konuyu yasa içine alma, belli konularda yasalar çıkarma, belli konuları yasayla düzenleme demektir. Keza eşcinsel evlilik sizin iddia etmiş olduğunuz gibi İsrail sınırları içerisinde yapılmamaktadır. Diğer bağlayıcı yasalar gereğince İsrail diğer ülkelerde kendi vatandaşlarının yapmış olduğu eşcinsel evlilikleri tanımak zorunda kalmıştır. Bunun üzerine İsrail devleti yasama organı Knesset bu mahkeme kararının üst mahkemece bozulmasına olanak sağlayan bir yasa tasarısı sunulacağı ilan edilmiştir. Yani İsrail’de gerçekleşen onur yürüyüşüne bakarak bir yargıda bulunmayın. Onlar bunlara izin verirler çünkü lgbt aktivistleri zaten onların kendi istekleri ve amaçları doğrultusunda ortaya çıkmış olan karşıtlıklardır.

      Yahudileri katletmemiş olmalarına dair örnek verdiğiniz kişiler ve toplumlarca soykırım uygulanmamış olması onlar ile savaşmadığımız anlamına gelmiyor. Onlarla dünya üzerinde savaşmadığımız toprak parçası yok ve dünya tarihinden aramızdaki bu çatışmanın ve mücadelenin yazdığı kısımları çıkartsaydık, geriye hiçbir şey kalmazdı emin olun. Yahudilerin yok olmamış olmasının tek sebebi Centillerin onlara soykırım yapmaması değildir ve aslında bazı Centil topluluklar Centillerin hak ettiği merhameti yahudilere göstermemiştir ki bu da onları öldürmediğimiz gibi salak bir iddiayı yalanlar niteliktedir. Hayır yani okuması yazması olan birisiniz. Mısırlıların ve Roma’nın bu ibrahimi domuzlarını nasıl sallandırdıklarını, çarmıha gerdiklerini de mi okumadınız? Ya da bizzat düşman programları ile ilhak edilmeye çalışılan Orta Doğuyu Büyük İskender komutasındaki Centil Ordularının kan ve adalet ile geri aldıklarını da mı okumadınız? Hak eden yahudilerin idam edilerek ya da hak eden yahudi unsurlarının savaşılarak yok edildiği açık. Ancak soykırım yolu öncesinde demiş olduğum gibi düşmana aittir, etik değildir ve ayrıca düşmanın stratejisi gereği boşa bir uğraştır. Vatansız yahudi diye bir tanım vardır belki bilirsiniz. Yahudilerin sürekli bir göç içerisinde olmasının sebebi, onları tamamen yok etme reaksiyonu göstermemize karşı alınmış bir önlemdir. Bu göçlerin amacı kaçmak ve onları tanımayan ya da yaptıklarını unutmuş olan toplumlar arasında yeniden organize olmaktır. Yani siz tüm Orta Doğu’da bulunan yahudileri yok ettiğinizde Hindistan’da ya da bambaşka bir bölgede tekrar kanserli bir hücre gibi hortlayacakları kesindir ki tarih yine bunun örnekleri ile doludur. Yani sizin arzuladığınız ve haklı olarak hak ettiklerini düşündüğünüz soykırım taktiği vatansız olan, sürekli göç eden bir toplumu yok etmekte işe yaramaz. Bu konuda ki fikrimi merak edecek olursanız; yahudiler artık daha derli toplu bir şekilde yaşıyorlar. Her ne kadar halen daha dünya’da oldukça yaygın bir şekilde varlık gösterseler bile önde gelen yahudilerin kim oldukları ve olası bir savaş durumunda hangilerini hedef almamız gerektiği gayet bellidir. Yani sizi temin ederim ki Türk Irkdaşlarımız Gerçeği gördüklerinde ve bu kudrete gayet mukadder olarak Türk SS Düzeni bünyesinde kendi ülkemizi yapılandırdığımızda, yahudiler doğada karşılaşılaşabilecek en büyük gazap olan Türk Ordularının öfkesi ile burun buruna gelecekler. O hokka burunlu kertenkeleleri bu gezegenden kazıyıp atacağız. RTR’lar ile bunun minimum yıkım ile gerçekleşmesini istiyor ve şu noktada fiziksel bir mücadele içerisine girmiyoruz. Ama son darbeyi indirme zamanı ve yahudiler için kefaret günü geldiğinde, artık o kadar da masum olmayan ve düşmanının merhameti hak etmediğini bilen Centiller, gerekli bir kötülük olarak gerçek kötülük olan yahudiliği bu dünya’dan silmek konusunda bir taviz göstermeyeceklerdir. Buna emin olabilirsiniz.

      Açıkçası yine biraz ikileme düşmüşsünüz. İlk önce ”yahudiler sizi hiç katletmedi” deyip sonrasında ”o zaman neden hristiyanlar cadıları katlediyor” ve ”müslümanlar yezidileri nasıl katlediyor” demişsiniz. Bizzat koşer ve yahudi olan Papalığın Orta Çağ’da psişik açıklığı yüksek olan Centillere karşı bir insan avı başlattığı açık. Bu durumda ilk iddianız olan ”yahudiler sizi hiç katletmedi” iddiası, zaten aynı paragrafta ve garip bir şekilde kendinizi yine siz yalanlıyorken, yanlış olduğu konusunda yine sizinle fikir birliğine vardığımız iddianızdır da. Cadılar katledildiler ancak verilen gizli mücadele ve direniş sayesinde düşman Centil ruhunu, köklerini Avrupa’dan atamadı. Sonrasında pek çok Centil, Pagan kökenli oluşumların ortaya çıkmasından da bu mücadelenin bir başarısızlık olarak yorumlanamayacağını görebilirsiniz. Bizim ruhani bir yapılanmamız olduğu kadar düşmanında var ve bunun neticesinde her iki taraftan da kayıpların olması gayet doğal bir durum. Ancak savaşın o cephesinde bizim kazanmış olduğumuz tarihe baktığınızda görülebilir. İşin yezidiler konusu ise küçük bir toplum ve onların politik hamleleri ile ilgili. Bu konuda başarısız olunmasının sebebi doğrudan onların politik hamleleridir. Şeytan kendi evlatlarını gözeten bir Baba, Tanrı olarak onlara rehber olsun diye gönderdiği kitapta gelecek olan tehlikeye karşı onları uyarmış, mücadele etmeleri gerektiğini, gizlenmeleri gerektiğini onlara söylemiş, ancak onlar mantıksız hamleleri, pasif ve barışçıl olmanın yok olmalarına engel olacağı düşüncesi ile şekillenen politik, askeri hamlelerinin sonucu olarak yüz yıllar süren tecavüz, işkence, zulüm ve asimilasyona maruz kalmışlardır. Şeytan ve Tanrıların bizleri aktif olarak koruduğunu hepimiz biliyoruz, gördük, deneyimledik ve onlara güvenimiz tam. Ancak gelecek olan tehlikeye karşı pasif kalıyorsanız ya da doğrudan bunun üzerine koşuyorsanız, aptalca kararlarınız mesulü olarak kendinizden başkasını sorumlu tutamazsınız. Tanrılar bizi tehlikelerden korur ancak kişi aptalsa zaten bizzat kendine düşmanıdır ve kendi aptallığından, kendinden onu kimse koruyamayacaktır.

      Yahudilerin bugünlerde neden bize saldırmadığına ve saldırsa bile neden yenemeyecek olduğuna gelecek olursak.
      Karanlık Çağlar boyu pek çok Centil hareketi baş gösterdi. Roma, Mısır ve Kutsal Romayı ele geçirmek için pek çok iç mücadele ve çatışma verildi karşılıklı olarak. Bu çatışmaların haricinde yahudi tiranlığına karşı doğrudan savaş eylemi olan ve tabiatları gereği bu tiranlık ile taban tabana zıt olan Centil uyanışları vardır. En ünlülerinden olan Napolyon’un Fransız İmparatorluğu ve Nazi Almanyası en yakın örnekleridir bunların. İşte düşman en çok bu tip uyanışlardan korkar ki Nazi Almanyasının ortaya çıkışı da onları derinden sarsmış ve ürkütmüştü. Sonrasında yine benzeri bir Centil hareketinin baş göstermesi ihtimaline karşın kendi elleri ile süper güçler yarattılar. İkinci dünya savaşından çok sonra bile ”Naziler tekrar geri gelecek” diye pek çok propaganda görürsünüz ki bunun amacı bu tip hareketleri, Centil değerlerini ibrahimi programlarının da yardımıyla öcüleştirmek, toplumu gerçek Centil değerlerine yabancılaştırmaktır. Silah depolarını ağzına kadar doldurdular, füze silolarını nükleer silahlar ile doldurdular, halkın bilincini programladılar ve ”barış, eşitlik, kardeşlik” gibi doğal olmayan düşünceler ile insanların zihnini kirlettiler. Artık Nazi Almanyası gibi bir Centil hareketinin ortaya çıkmasına engel olabilecek olan her şeyi planladılar. Yenilemeyeceklerini ve artık bir centil başkaldırısının olmayacağı ve olsa bile başarıya ulaşamayacağına inandılar. Düşman benzeri bir karşı harekete hazırdı. Ancak tüm bu stratejilerini, planlarını Nazi Almanyası gibi bir Centil hareketinin baş göstermesi durumuna karşın yaptılar. Bunun üzerine Tanrılarımız strateji değiştirdi. Tanrılarımız; yahudi tiranlığını kırmak için bize yardım ellerini tekrar uzattılar ve RTR gibi bir silah verdiler. Bugün dünyanın her yerinde bulunan, her ırktan ve ülkeden SS, kendi halklarının nihai kurtuluşu ve zaferi adına bir mücadele içerisine girdiler. Tahmin edersiniz ki böyle dağınık bir kuvvet ile savaşmak ve saldırılarına cevap vermek pek güç olacaktır. Bugün yahudilere eskiden onların bize uyguladığı taktik ile saldırıyoruz. Dünya’nın her yerinden onların kalbi ve tüm otoritelerinin kaynağı olan lanetli dillerine saldırıyoruz. Buna rağmen onlar kendi otoritelerinin olduğu ülkelerde Satanizmi yasaklayamazlar. Çünkü bunu yapmak, bizim onların karşıtı ve düşmanı olduğumuzun dolaylı yoldan kabulü olur. Bizde düşmanda bu politik oyunu nasıl oynamamız gerektiğini biliyoruz ve bu karmaşık stratejileri anlayamayıp gerçeklerden habersiz olan zihinlerin bunu anlamasını beklemiyoruz.

      İngiltere’nin Kudüs konusunu desteklememesi sizi neden bu kadar şaşırtıyor? Kendisi bizzat yahudi taşeronu olan liderlerden bile doğrudan yahudi karşıtı ifadeler duyuyoruz zaman zaman. Ancak olayları daha iyi yorumlayabilen biri olsaydınız bunun bir kontrollü karşıtlık eylemi olduğunu ve tarafların dedikleri ile yaptıkları şeylerin çok farklı olduğunu bilirdiniz. Düşman her konuda karşıt tarafları bile destekleyip, bu konuda hakem olup, iki tarafı da birbirine düşürmek suretiyle yine bu iki gücü kontrol altında tutmuş olur. Yahudi Protokollerini bilseniz tüm bu ve bunun gibi olayların bir tezgahtan ibaret olduğunu bilirdiniz.

      ”Protokol No.9/2: …Bugünlerde eğer herhangi bir devlet bize karşı bir itirazda bulunur, protesto ederse bu durum bizim önceden verdiğimiz yetkiyledir, tamamen bizim yönetimimiz altındadır.”

      ”Protokol No.3/15: “O zamandan (Fransız İhtilali) beri halkı bir hareketten diğerine sevk ediyoruz. En sonunda, Dünya için hazırladığımız Siyon kanından gelen kral lehinde, bize de sırt çevirmelidirler. “
      ”…Dünya için hazırladığımız Siyon kanından gelen kral lehinde, bize de sırt çevirmelidirler” kısmını çok iyi yorumlayın.

      ”Bize karşı saldırıda bulunanlar arasında kendi kurduğumuz örgütler de olacaktır. Ancak onlar sadece bizim önceden değiştirmeyi planladığımız noktalara saldıracaklar.”

      11. “…Gerçek düşmanlarımız sahte karşıtlığı kendilerindenmiş gibi kabul edip bize kartlarını gösterecekler.”

      14. “Bu saldırılar başka bir amaca daha hizmet edecek: İnsanlar konuşma özgürlüğü olduğuna inanacak ve ajanlarımız, bize karşı çıkanların boş konuşmacılar olduğunu kanıtlayabilecek çünkü onlar bizim emirlerimize karşı çıkmak için sağlam kanıtlar bulamayacaklar.”

      “Karşıtlığı kontrol etmenin en iyi yolu ona bizim liderlik etmemizdir.” – V. Lenin

      Yahudi terör örgütleri konusuna gelecek olursak.
      Tarihi oldukça yüzeysel bir şekilde yorumluyorsunuz. Çok daha komplike bir mevzu olan yahudi terör örgütleri ve bunların saldırılarının detaylarını bilmek konusunda da epey bilgisizsiniz. İngiliz General Edmund Allenby ve Lloyd George dönemi İngiliz hükumetinin Kudüs’ü ele geçirdikten sonra yaptıkları ilk iş Balfour Bildirisini yayınlayıp Kudüs’ü yahudi yerleşimcilere açmak olmuştur. İngiltere Dışişleri Bakanı James Balfour bizzat Edmund de Rothshild’a sanki onun emir eri gibi şu mektubu yazmıştır.

      “Saygıdeğer Lord Rotschild,

      Majestelerinin Hükumeti adına kabineye sunulan ve kabul edilen Yahudi Siyonist isteklerini sempati ile karşılayan müteakip deklarasyonu iletmekten memnuniyet duyarım.

      “Majestelerinin Hükumeti, Filistin’de Museviler için bir milli yurt kurulmasını uygun karşılamaktadır ve bu hedefin gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak için elinden geleni yapacaktır. Filistin’deki mevcut Musevi olmayan toplumların sivil ve dini haklarına ve başka ülkelerde yaşayan Musevilerin sahip oldukları hak ve politik statülerine zarar verecek hiçbir şeyin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır.”

      Bu deklarasyonu Siyonist Federasyonunun bilgisine sunmanızdan memnuniyet duyacağım.

      Saygılarımla Arthur James Balfour.”

      Durum ilk günden beridir İsrail’in kurulması olup, koşer İngiliz Parlamentosunun bunun önüne taş koyma düşüncesi hiç bir zaman olmadı. İngilizler Haganah’ı ve diğer terör gruplarını resmi olarak tanımadılar ancak gruba yahudi militanların katılmasının, silahlandırılmasının ve bunların İngiliz askerleri tarafından eğitilmesinin doğrudan taşeronluğunu yaptılar. Haganah 1936-1939 Filistin Arap Ayaklanmasın’da İngilizlere yardım etmiştir mesela. Sonrasında Haganah’ın saldırma yetkisi olmaması sebebiyle örgüt içerisinde yer alan bazı yahudiler İrgun’u kurmuşlardır. Sonrasında İngiliz mandasından kurtulmak isteyen bazı İrgunlular ise Alman yanlısı kisvesi altında Lehi’yi kurmuşlardır. Haganah yahudileri bölgeye gerekirse kaçak olarak göç ettirme faaliyetini yürütürken, İrgun ve Lehi Araplara, İngilizlere karşı savaşmak ile görevliydi. Tüm bunlar düşmanın danışıklı dövüş stratejinin çok güzel bir örneğidir. İngilizler ile savaşmadıklarını hem iddia edip hem amaçlarının bu olduğunu söylemem sizi şaşırtmasın ve çeliştiğim şüphesine düşürmesin. Bu saldırıların esas hedefi zaten koşer olan İngiliz siyasetçiler değil, İngiliz Ordusu ve bölge yöneticileri içerisinde yer alan yahudi karşıtı Centil kurmaylarıdır. Bizzat bu amaç doğrultusunda Kral David Oteli bombalanmış ve Baron Moyne olarak da bilinen Walter Edward Guinness suikaste uğramıştır. Bizzat Baron Moyne’un kendisi İsrail yerine bir Arap Federasyonun kurulması gerektiğini söylemiş, yerel faaliyetleri bu amaç uğrunda desteklemiş ve yahulerin Araplar ile karşılaştırıldıklarında saf olmadıklarını, kırma olduklarını Lordlar Kamarasında dillendirmiştir. Bölgeden sorumlu yetkililer İsrail’in kurulması adına bölgede bir bölünmenin meydana getirilmesinin doğru bir karar olmadığını düşünmüşler ve bu bölünmeye engel olacak resmi adımlar atmışlardır. Bunun üzerine koşer parlamentodan Dışişleri Bakanı Anthony Eden bu konuda muhalefet oluşturmuş ve alınan kararları kınamıştır. Kararın alınacağı haftada Baron’un öldürülmesi ve izleyen yıllarda onun fikirlerini paylaşan diğer yoldaşlarının karargahına bombalı saldırı düzenlenmesi tesadüf değildir. Bu eylemler topyekün İngiltere’ye karşı yapılan bir saldırılardan ziyade, yahudi yandaşı olamayacak kadar onurlu olan adamların, yahudi olan politikacılarının icazeti ve göz yumması sonucu öldürülmesidir.

      Doğrudan, yoruma kapalı ve şüphe götürmeksizin yahudiler olduklarını biliyoruz. Bu saldırıların stratejik olarak hangi zamanlarda yapıldığına baksaydınız, bu eylemi rastgele bir zamanda ve eline geçen ilk fırsatta yapacak olan bir müslümalın yapmadığını anlayabilmiş olurdunuz. Şiddetle anlamanızı, aklınıza sokmanızı isterim ki bizler geri zekalı değiliz. Kendimizi nasıl korumamız gerektiği iyi bir şekilde biliyoruz ve bu korunma yöntemlerine materyalist bir goyimin anlayabileceğinden daha öte olan, ruhani korunma yöntemleri de dahildir ki işin o kısmını idrak edebileceğinize dair inancım yok.

      Şayet durum sizin dediğiniz gibi olsaydı ve biz yahudiler ile danışıklı dövüşüyor olsaydık bu yorumunuzu hiç yayınlamamayı seçerdik. Kardeş kuruluşumuz olan (!) Mossad’dan yardım isterdik. Onlarda geleneksel infaz yöntemleri ile; susturucu takılmış 22lr Beretta ile kafanıza yakın mesafeden sıkarak tüm oyunu bozan (!) ve saklı gerçekleri öğrenmiş olan (!) sizin işinizi bitirirdi. Ancak yahudi medyasını kaynak olarak bellemiş kişilerden biri, düşmanın yaratmış olduğu kontrollü karşıtlığa ve ifşaya kanmış birisi olarak; sizi temin ederim ki hangi hikayeye inanırsanız inanın, Mossad sizin için kafanıza sıkma zahmetine girmez. Çünkü onların yaratmış olduğu kontrollü karşıtlığa kanmanız dolayısıyla zaten onların yalanları kafanızın içerisine işlemiş durumdadır. Düşman kendi işlediği tüm suçları, katliamları on yıl öncesine kadar kimsenin haberdar olmadığı bir tarikata yükledi ve tarikatın üzerine Satanist sosu dökerek siz goyim olanlara servis etti. Sizde bunu afiyetle yemiş olup, onların hedef kitlelerinden, müşterilerinden daha fazlası değilsiniz. Cihatlar ile insan kurbanı veren, her yıl düzenli olarak adaklar adayan ve hayvanlara acı çektirerek öldüren, tecavüzü, pedofiliyi sistemleştiren ve meşrulaştıran adamların zaten onlara referans olan, yüzlerce yılın en çok satan koşer kitapları kaynak edindikleri belliyken, bu adamların bilinçli olarak ifşaladıklarının kendilerinden başkası olmadığını ve bu boktan düzenin karşısında yer alan Deccal gibi bir figürün asla tabiatı gereği bir yahudi olamayacağını, Deccal’in bir yahudi olmadığını ve aramızdan daha önce Deccallerin çıkmış olduğu biz SS’lerin ise böylelikle bu yahudi düzeni içerisinde öcüleştirilen, ibrahimi dinlerde düşman olarak lanse edilen kişiler olduğumuzu bilin ve yahudi kertenkelelerin doğal düşmanları olduğumuzu zaten bizzat onların kendisi de itiraf ediyorken, aramızdaki düşmanlığın gerçekliğine dair olan şüphelerinizi bir kenara bırakın.

      Kendimizi toplumda yanlış bir şekilde kabul gören, kedi kesen ve insan kurban eden sahte Satanist kimliğinden ayrı bir noktada konumlandırmaya ihtiyacımız varken, neden şimdi de kendimize ”terörist” dedirtme fırsatını düşmana altın tepside sunalım? Bizden önce nasıl bir sözde Satanist ile karşılaştınız bilemiyorum. Ancak Şeytan’ın kitapları yoktur. Kastettiğiniz kitaplar şu pdf olan kitap serisi ise, onlar bizden olmadığı gibi daha çok habis düşmanımıza yakındırlar. Şeytan’ın kitabı denilebilecek sadece El-Cilve vardır. Yezidilere gönderdiğini söylediğim kitaptır. Ancak o da zaman içerisinde oldukça bozulmuş, yok olmaya yüz tutmuş ve geriye çok az bilginin kaldığı, zamanın şartları dahilinde izlenilebilecek öğütlerin yazılmış olduğu bir eserdir ve ana fikri düşman ile dost olmamak, mücadele etmek, gizlenmektir.

      Dünya yahudilerin yönetimi altında kaldığı bu sürecin sonuna doğru daha kaotik, distopik bir yer haline gelecek. İşleri biz ele aldığımızda ve güneş bizim inşa ettiğimiz dünya üzerinde doğduğunda aramızda ak ile kara kadar fark olduğunu görecek, bu iki vizyonun ne kadar farklı olduğunu anlayacaksınız. Dünya avucumuz içerisinde, her yerde biz varız ve sessizlik içerisinde insanlığın nihai hürriyeti için savaşıyoruz. Doğru zaman geldiğinde Kutsal Hell düşmanın üzerine çökecek ve ibrahimi masallarında bizi öcüleştirdikleri, bize atfettikleri rolü hakkıyla, büyük bir tutkuyla oynayacak, zebani ya da iblis nasıl olunuyormuş onlara göstereceğiz ve düşman olan yahudiler bu gösteriyi en ön sıradan izleyecekler. Gösterinin son perdesi ve en görkemli kısmı oynamak üzere. Spoiler verip keyfinizi kaçırmak istemezdim ama sonunda kertenkelelerin hepsi yok oluyor bayım.

      İyi günler.

  2. “Doğru zaman geldiğinde Kutsal Hell düşmanın üzerine çökecek ve ibrahimi masallarında bizi öcüleştirdikleri, bize atfettikleri rolü hakkıyla, büyük bir tutkuyla oynayacak, zebani ya da iblis nasıl olunuyormuş onlara göstereceğiz.”

    Okurken gözlerimin içi güldü. Savaşın galibi olacağımızı onlarda gayet açıkça biliyor. Yoksa neden lanetli kitaplarında o günden yana “Kıyamet günü” derler. Onlardaki “Kıyamet Günü” Satanizmde “Kurtuluş günü” olacak. O günle ilgili rivayete göre Mehdi geldiğinde Dünya’daki bütün teknolojik aletler duracak. O pislik asırlarca gelişen Dünya’yı yüzlerce yıl öncesine götürecekmiş. Ama o zaman gelecek olan Deccalimiz onu öldürecek, Şeytan ve Tanrılarımız da Allahı yok edecek. Ondan sonra Altın Çağ başlayacakmış. Ama evrende zıtlıkların var olması gerekmez mi? Allah/Reptilianlar öldükten sonra ne olacak? Biri gider biri gelir. Evrende zıtlıkların olması gerek. Yani galibiyetimiz sonsuza kadar mı sürecek yoksa bir kaç yüzyıl sonra yeni düşmanlar gelir mi? Bu bahsettiniz zaman 2100 yıllarında sanırım. Kova Çağında yani.

    1. Esenlikler,

      Dinlerde bulunan kıyamet inancı aslında onların elinden çıkma, onların amacına hizmet etmektedir. İnsanlar bir düşünceye inanır, onun gerçek olduğunu düşünüp o kolektif düşünceye yeterince enerji gönderirlerse, Astral düzlemdeki etkisi gerçek dünya’da varlığını göstermeye başlar yani gerçek olur. O yüzden tüm insanların bu düşüncelerden sıyrılmaları ve özellikle SS olan bireylerin buna itimat etmemeleri gerekiyor. Tek gerçek kıyamet olgusu ve bunu deneyimleyecek olanlar sürek avı ile avlanacak olan yahudilerdir. Ben ibrahimi dinlerde olan kıyamet inancını doğrulamıyorum, itimat etmiyorum ancak yahudilerin kıyameti yaşayacağı zamanların ve dolayısıyla sadece yahudiler için olan bir kıyamet vizyonunun gerçekleşmesini istiyor ve kutsuyorum. İkisinin arasında ciddi fark vardır.

      Evren ve doğanın kendisi akıllar, karakterler ve kapasiteler arasındaki eşitsizliği meydana getirmiştir. Tüm bu farklı fraksiyonlar ise kendi çıkarları için savaşırlar ve birbirlerinin karşıtıdırlar. Yani Evren var olduğu sürece bu karşıtlıklar hep olacak. Ufukların ötesinde ve evrenin bilmediğimiz bölgelerinde halen daha keşfetmediğimiz farklı medeniyetler, akıllı varlıklar var. Bazıları bilge ve medeni iken bazıları işgalci ve sömürgeci. Reptilianları yenmek sonsuz galibiyeti getirmeyecektir. Reptilianlar şu an Tanrılaşmamız önünde büyük bir engel teşkil ediyor ve onları yenip Tanrılaştığımız sonsuz yaşamımızda, birkaç yüzyıl kadar erken olmasa bile günün birinde yeni düşmanlar, rakipler, mücadeleler ortaya çıkacaktır. Reptilianların sonuç olarak yok edileceğini düşünüyorum. Ancak Evrenin sonsuzluğu pek çok yeni düşman ile karşılaşmamıza bizi gebe bırakacağından ötürü sonsuz galibiyetten ziyade, Tanrılaşacak olmamızdan ötürü sonsuz gelişimin beraberinde getireceği potansiyel sonsuz galibiyet vardır. Bu potansiyeli değerlendirip sonsuz kılmak ise sonsuzluğa uzanan gelişimimizde ne kadar iyi yol alacağımız ve bu potansiyeli ne kadar iyi değerlendirdiğimiz ile alakalı olacaktır.

      Gelecek taşa kazınmış değildir. Düşmanın yaptırımlarına ve buna karşı bizim gösterdiğimiz mukavemete doğrudan bağlı olarak Altın Çağ belirtilen yıllarda değil tam olarak gelmesi gereken zamanda gelecektir. Bu zafer bizim göstereceğimiz kararlı azim ve saldırılar neticesinde daha erken ya da aksi söz konusu olduğunda geç bile gelebilir.

      İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir