Trans Nedir, Transa Nasıl Girilir?

Kaynak Trans hakkındaki Joy of Satan yazısıdır.

Derin bir trans, bilinçaltına erişmemizi ve onu istediğimiz gibi programlamamızı mümkün kılar. Beynin aktif sol tarafı bilinçaltının oturduğu yer olan pasif sağ tarafa yapılan her türlü erişim denemesini engellemeye çalışır. Bu durumu aşmak için transa girmek, bir oda veya binadaki elektrik tesisatını düzeltmek adına elektrikleri kesmeye benzer. Beynin sağ tarafı zihnimizi programlayıp gerçeklikte istediğimiz şeyleri meydana getirmesini sağlayabileceğimiz kısımdır.

Transa girmek pratik ister. Unutmayın, her birimiz ayrı bireyleriz ve bazı insanlar bu çalışmayı diğerlerinden daha kolay bulabilirler. Önemli olan şey düzenli ve istikrarlı bir şekilde çalışmak ve kendinize karşı sabırlı olmanızdır. Sabır ve istikrar burada her şeydir.

Transa girmeden önce nefes egzersizleri yapmak (örneğin Tam Çakra Meditasyonunda çakralar için ayrı ayrı verilen nefes egzersizleri, ki bunları gelecekte sitemizde ayrı bir bölümde yayınlayacağız) şiddetle tavsiye edilir, zira bu sinir sistemini doğal olarak sakinleştirecektir.

  1. Rahatça oturun. Yatmayın çünkü uyuyakalabilirsiniz [en azından ilk başlarda].
  2. 6’ya kadar sayarak nefes alın, sonra 6’ya kadar sayarak nefesinizi tutun ve ondan sonra da 6’ya kadar sayarak nefes verin. Tamamen rahatlayana kadar bu şekilde nefes alın. İdeal olarak vücudunuzu artık hissedemediğiniz bir noktaya kadar böyle yapmak en iyisidir.
  3. Karanlıkta bir merdivenden aşağı tırmandığınızı [merdivenden kasıt el merdiveni] hayal edin. Gerçekten de merdiven imgelemeyin, sadece tırmandığınızı hissetmeye çalışın. Nefes verirken merdivende bir ya da iki basamak aşağı tırmandığınızı hissedin. Nefes alırken merdivende inmeden hareketsiz bir şekilde durduğunuzu hissedin.
  4. Bunu bir süre yaptıktan sonra merdiveni bırakın ve serbest bir şekilde aşağıya düşün. Eğer başınız döner veya kafanız karışık ve huzursuz bir hale girerse bunun durması için sadece dikkatinizi vücudunuzun ön kısmına odaklamanız yeterli olacaktır. Bu zihinsel düşme etkisi, derin bir rahatlama ve zihinsel sakinlik haliyle de birleşince sizin transa girmenize sebep olacaktır.
    • Burada ihtiyacınız olan şey zihninizin içinde bir düşüş etkisidir veya hissiyatıdır. Bu beyin dalgalarının aktivite seviyesini uyanıklık durumundan (Beta) uyku (Alfa) veya derin uyku (Teta) durumuna sokacaktır. Beyin dalgası aktiviteniz Alfa dalgalarına ulaştığında transa girmiş olacaksınız. Ağırlık hissi yakaladığınız zaman zihinsel düşme egzersizine son verin. Eğer merdiven benzetmesi hoşunuza gitmiyorsa, kendinizi bir asansörde hayal edin (gerçekten imgelemenize gerek kalmadan) ve nefes verirken aşağı inip alırken durduğunuzu hissedin. Veya bir tüy olduğunuzu ve nefes verirken aşağıya doğru süzüldüğünüzü ve alırken de aynı yüksekliğinizi koruduğunuzu hissedin. Yani şekil önemli değil, önemli olan şey beyin dalgası aktivitenizin seviyesini düşürmek için zihinsel bir düşüş etkisi/hissi yakalamak.
  5. Bunu ne kadar uzun süre gerekiyorsa o kadar yapın. Transa girmek için gereken süre derin rahatlama ve zihinsel sakinlik halleriyle olan tecrübenize göre değişecektir.
    • Bir transta olmanın hissi şöyledir: Her şey daha sessizleşir ve sanki çok daha büyük bir yerdeymişsiniz gibi hissedersiniz. Vücudunuzda çok hafif bir “uğultu” hissi vardır. Her şey farklı gibi hissedersiniz. Biraz da karanlıkta kafanıza karton bir kutu geçiriyormuşsunuz gibi hissettiriyor, atmosferin değiştiğini hissedebiliyorsunuz. Her şey puslu veya birazcık bulanık gibi hissedebiliyorsunuz. Trans halindeyken herhangi bir şiddetli ses acı vericidir.
  6. Kendinizi transtan çıkarmak için:
    Parmaklarınızı veya ayak parmaklarınızı hareket ettirmeye konsantre olun. Bir el veya ayak parmağını hareket ettirebildiğiniz zaman ellerinizi (veya ayaklarınızı) gerip kasın, kollarınızı hareket ettirin, kafanızı sallayın, yani kısaca vücudunuzu “yeniden canlandırın/uyandırın”; sonra kalkıp birkaç dakika yürüyün.

Bu egzersiz ne yapar:
Psişik güçte ilerlemek için zihnimizi eğitmemiz gerekmektedir. Trans haline girdiğimizde, beyin dalgalarımız hatrı sayılır şekilde yavaşlar. Beynin iki tarafı vardır, soldaki mantıksal/entelektüel eril taraf ve sağdaki yaratıcı/sezgisel dişil taraf. Sağ taraf bilinçaltının merkezidir. Burası zihnin telkine ve programlamaya açık kısmıdır ve astral gücümüzün merkezidir. Beynimizin sol tarafı aktif ve düşünmekteyken sağ tarafına erişemeyiz. Trans hali sol tarafı susturur ve bu sayede sağ tarafa (bilinçaltına) erişip onu programlayabiliriz.

Derin bir trans haline girebilmek pratik ister. Derin trans halleri her zaman gerekli değildir, ama bazı özel çalışmalar için çok önemli olabilir. Zihnimizi gittikçe daha derin translara girme konusunda eğittikçe, artık transa girmek de gittikçe kolaylaşır ve biz ustalaştıkça daha az zaman almaya başlar. Zihin bir kas gibidir ve çoğu insan için bu egzersiz, zihinlerinin daha önce hiç erişmedikleri bir kısmıyla karşılaşma niteliğinde olacaktır.

Bir trans halinden, özellikle de derin bir transtan şok edilip uyandırılmamanız çok önemlidir; bu yüzden bunu yaptığınız oda veya yerde rahat bırakılacağınızdan ve telefonunuzun kapalı olduğundan emin olun. Trans halinden ürkütülüp yanlış bir şekilde çıkarılmak muazzam derecede acı verici olabilir ve bu acı günlerce bile sürebilir, özellikle de trans halinde enerji çalışması yapıyorduysanız.

Trans halindeyken her çeşit sesin çok acı verici olması normaldir. Bunun sebebi bu haldeyken duyularımızın olağanüstü derecede keskinleşmesidir.

Ustalar kendilerini derin bir trans haline saniyeler içinde sokabilir, pratikle herkes bu konuma gelebilir. Son olarak da, zihninizle çalışmak için her zaman derin bir transa girmeniz gerekmediğini bilin. Trans hali zihninizi eğitmek için kullanılır. Çok zor veya önemli çalışmalar için, derin bir transa girmek sıklıkla gereklidir. Astral projeksiyon gibi tamamen ruha odaklanılması gereken çalışmalarda da etkilidir.

 

“Trans Nedir, Transa Nasıl Girilir?” hakkında 23 yorum var

  1. Transa girdiğimde tam olarak nasıl bir şey oluyor ? Bilincim açık oluyormu yani ne yaptığımı falan falan yada yapmak istediğim şeyi rahatça yapabiliyormuyum ? Yada örnek olarak sarkacımı kullanırken sadece ona odaklanmak için transa girersem sarkacımdan başka odamdaki diğer eşyalar kararıp sadece sarkacımımı görürüm ? Hiç denemedim denemek istiyorum ama nasıl bir duygu onu bilmiyorum , en merak ettiğim transtayken istediğim şeyi mesela sağ kolumu hareket ettirip yerdeki kalemi rahatça alabilirmiyim ?

    1. Esenlikler,

      Deneyin, görün. Ama özellikle daha uzmanlaşmamışken trans hallerinde bedeninizi yönlendirmek zor olabilir ve/veya odağınızı bozabilir. Dolayısıyla sarkaçla falan uğraşırken değil, elinizde bir şey yokken yapmanız daha iyi olur.

      İyi günler.

  2. İyi geceler.

    Az önce bir kaç dakikalığına denemek istedim ve basarılı oldum. Merdivenden sırt üstü aşağı düştüğümü imgeleyip Gözlerimi açınca dikkatimi önüme verdim ve karşımdaki obje önce çift göründü sonra normale döndü ve bulanıklaştı etrafım. Bir de uğultu vardı. Soruma gelirsem: Demon ritüelinde ayin ortamını hazırlayıp mum, tütsü yakıp sonra transa girdikten sonra demonun mührünü gözüm kapalı imaje edip ismini zikredersem olur mu? Olur dan kastım daha etkili olur mu? Afyon içip ritüel yapanlar gibi.

    1. Öncelikle afyon içip ritüel yapmak ahmakların işidir, bizim öyle bir şeye veya herhangi bir maddeye “daha fazla etki almak için” ihtiyacımız yok. Ayrıca bunların ekstra bir etkisi de yok.

      Bahsettiğiniz Tanrı/ça’nın ismini zikir de edebilirsiniz, direkt titrete de bilirsiniz. Aranızdaki telepatik iletişime ekstra bir yarar sağlayabilmesi mümkündür ancak telepatik iletişim ruhaniyette belli bir derece deneyiminiz olduktan sonra kesin etki verir. Eğer meditasyonlarda veya ruhaniyette yeniyseniz bunun bilincinde olun ve kesin etki alamazsanız bunun geçici bir dönem olduğunu, geliştikçe çok daha rahatlıkla kesin şekilde telepatik iletişimler kurabileceğinizi bilin.

  3. “Trans hali sol tarafı susturur ve bu sayede sağ tarafa (bilinçaltına) erişip onu programlayabiliriz. “

    Bilinçaltı programlamak da nasıl oluyor? Ne konuda mesela?

    1. En basit örneğiyle çocukluğunuzda yaşadığınız herhangi bir travmatik olay çok rahatlıkla bilinçaltınıza yerleşir ve bu bilinçaltı mesajıyla (transa girip bilinçaltınızı temizlemek ve benzeri çalışmalar yapmazsanız) hayatınız boyunca yaşayabilirsiniz. Birçok obsesif takıntının kökeninde bilinçaltı yatar. Örneğin bir kişi çocukken çok ciddi bir cinsel travma yaşamış olabilir ve bu yüzden tüm hayatı boyunca cinselliğe kötü yaklaşabilir, ancak cinsellik de önemlidir. Kişinin bunu bilinçaltı seviyesinde temizlemesi gerekir.
      Tabii bu sadece bir örnek ve akılda kalıcı olması için bu kadar travmatik bir olaydan örnek vermek istedim, çok daha hafif fakat akılda kalıcı olaylar dolayısıyla da bilinçaltınızın kirlenmiş olması mümkün. Ki yaşadığımız dönemde bu bilinçaltı mesajları Jewtube’un trendler sekmesinde dizi fragmanı görmek kadar yaygın karşılanan bir şeydir.

        1. Esenlikler,

          Zaten yapılan meditasyonlar ve yoga, pasif olarak ruhu ve dolayısıyla da bilinçaltını temizler. Bu konunun üstüne özellikle yoğunlaşmak isteyenler için aktif olarak yapılabilecek çalışmalar da var tabii. Bunları yapacaksanız ruhani olarak biraz ilerlemiş olmanızı ve pratiğinizin düzenli olmasını şiddetle tavsiye ederim ama.

          İyi günler.

  4. Ramazandan önce transa girmeyi denemiştim,çok kolay ve kısa bir sürede başarabilmiştim ama 4-5 gündür (ramazan zamanında)transa girmeye çalışıyorum çok zor giriyorum ve çok fazla zaman alıyor ,sizce bunun ramazan da ki enerjiler ile bir alakası var mıdır?

    1. Esenlikler,

      Temzilenmenize ve korunmanıza daha çok dikkat edebilirsiniz. Onun dışında zaman doğal olarak rahatsız edici olsa bile bu size büyük bir engel yaratmamalı. Temiz ve korunuyor olduğunuz sürece, sebebi muhtemelen psikolojiktir. Rahatlayın ve kendinize inanın. Çok kolay bir şekilde girebiliyormuşsunuz zaten, bir daha niye yapamayasınız?

      İyi akşamlar.

  5. Okullar basliycak malum din dersleri var.
    Hocalar dua okutuyo hocaya satanist olduğumu söyleyip duayı okumamalimiyim yoksa sadece okumak için mi okumalıyım.
    Sizin fikrinizi almak istedim.
    İyi akşamlar

  6. Agartadaki dostlarim ile gorusmem gerekiyor.Trans ile astral projeksiyonu nasıl gerçekleştiriyoruz. Ruhumuzun bedenden ayrıldığını imgelememiz gerekiyor mu transa girince

    1. Esenlikler,

      Agarta, Şambala’dır. Tanrılar’ın yaşadığı ve başkalarının girmesine izin olmadığı bir bölge. Astral seyehat ile girmeniz mümkün durmuyor. ‘Dostlarınız’ kimse çağırma veya telepati ile iletişime geçiniz.

      İyi günler.

  7. İyi günler,

    Sizinle aynı inancı paylaşmıyorum. Yine de birkaç konuda bana cevap vereceğinizi umuyorum.

    Benim sevgilim öldü. Kendisi İskoç atalarının eski dinini ve Amerikan yerlilerinin öğretilerini takip ederdi. Koyu Hristiyan ailesiyle pek anlaşamıyordu. Kendini bir Şaman, Druid ve Wiccan melezi olarak tanımlıyordu. Eski hayatlarından parçalar hatırladığını da söylerdi. Ölmeden kısa süre önce onsuz bile olsa mutlu olmamı, benimle tekrar karşılaşmaya çalışacağını söyledi. Bir gün uyudu ve bir daha uyanmadı.

    O gittiğinden beri berbat haldeyim. Her yerde onu arıyor gözlerim bulamayacağımı bildiğim halde. Uyanınca elim günaydın yazmaya gidiyor, sonra hatırlayıp göz yaşlarına boğuluyorum. Ailesi bana cevap vermiyor bile. Muhtemelen cenazesini kendi adetlerine göre yapacaklar. Hristiyanlar gibi gömülmek istemiyordu. Elimden bir şey gelmiyor. Bir okyanus var aramızda.

    Ne aşka ne de evliliğe inanan ben deli gibi aşık olmuş evlilik hayalleri kuruyordum. O gitti, gerçekleşmesi imkansız hayallerimiz ve ben kaldım. Ruh eşi olduğumuzu ilk söylediğinde inanmamıştım. Şimdi inanıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum.

    Sizce bir insan öleceğini nasıl bilebilir? Veda eder sevdiğine? Teselli eder? Bir ay önce sorsalar imkansız derdim. Şimdi kafam çok karışık. Kaybolmuş hissediyorum. Bir sonraki hayatında karşılaşacağımıza inanıyordu. Bilmiyorum. Çok imkansız geliyor. İçimde bir boşluk var gibi hissediyorum. Onu çok özlüyorum.

    İnançtan çok umutla meditasyona başladım. Belki başka bir boyutta bulurum onu diye. Çok başarılı değilim. Daha gençken yaşadığım lucid rüyaları ve düşme hissini çok net hatırlıyorum. Ancak o zamanlar bilinçli değildi. Çocuktum neredeyse ve garip bir rüya olduğunu düşünüp geçmiştim. Son senelerde rüyalarımı hatırlamıyordum bile. Sanırım maddesel dünyaya çok bağlandığım için.

    Meditasyona başladıktan sonra rüyalarım geri geldi. Daha doğrusu ben onları hatırlamaya başladım. Ancak rüyalarımın çıkış noktaları ve sembolleri hep günlük yaşantıyla ilgili. O gün cam şişe kullanmanın daha sağlıklı olduğunu düşünüp akşam cam şişeleri takas ettiğim bir rüya görmem gibi. Fiziksel dünyadan bir türlü kurtulamıyor gibi hissediyorum.

    Bana ilginç gelen şeylerden bir tanesi bedenimi rahatlatırken daha önceden sakatlık ve rahatsızlık yaşadığım yerler karıncalanıyor, kasılıyor ve ısınıyor. Diz kapağımla ilgili sorun yaşadığım dizim ve bir bileğim gibi. Bu başkalarının da yaşadığı bir şey mi yoksa ben mi hayal ediyorum? Şimdi çakra olduğunu öğrendiğim bazı yerler de rahatsız hissettiriyor, hatta acıyor. Çakralarla daha önce hiç ilgilenmemiştim. Özellikle de sakral çakra ve kalp çakrası… Belki de yakın zamanda bir kayıp yaşadığım içindir.

    Meditasyonu doğru yapıp yapmadığımdan bile emin değilim. Rehberlik etmesi için güvenebileceğim kimse yok. Geceleri yatmadan önce bir saat boyunca meditasyon yapıyorum. Transa giremedim hiç. Ama uyku halinde çok az da olsa daha bilinçli, etrafımın daha farkında olduğumu hissediyorum. Ya da hayal ediyorum, bilmiyorum.

    Bedeni rahatlatıp bilinç açıkken bedenin uyuması durumuna ulaşmak ilk amacım. Sonra astral seyahat yapabilmeyi umuyorum. Yavaş yavaş ilerliyorum. Hazır olduğumda olur, demek ki henüz hazır değilim. Bir de geçmiş hayat meditasyonu yapıyorum. Belki sevgilimi geçmiş hayatlarımda bulabilirim diye düşünmüştüm. Henüz beyaz duvarın kenarındaki yeşil çimenler, toprak üzerindeki çıplak ayaklar gibi birkaç sahneden ileriye gidemedim.

    İçimden bir ses sürekli, ”hayal ediyorsun, öyle bir şey yok, gördüğün o sahne aslında şu zaman yaşadığın şeyden, geçmiş hayat diye bir şey yok, trans mı saçmalama, astral seyahat saçmalık” diyor. Aslında size yazmamın asıl sebebi de o sesi susturma ve devam etme gücü verecek bir şeyler duyma umudu.

    Hoşça kalın.

    1. Esenlikler,

      Öncelikle baş sağlığı dilerim.

      Sakatlık ve rahatsızlık yaşanan yerlerin karıncalanması, fiziksel bir durum gibi gözüküyor. Çakralar ise ön uzantıları vasıtasıyla dış dünyaya tepkiler verirler. Kişi üzüldüğünde boğazının düğümlenmesi, duyguları yöneten boğaz çakrasıyla alakalıdır. Ancak acı durumuna gelirsek, büyük ihtimal yüksek güçlü mantralar titretildiği ya da yüksek tekrarlara çıkıldığı için yaşanan bir durum olabilir. Bu şekilde yapılması, silahla vurulan birinin kurşunu çıkarmadan direkt yarayı dikmesine yakın bir durumdur. Herkesin buraya gelmeden önce yarası vardı. Çakraları kapalı, negatif enerjilerle dolu ve güçsüzdü. Önce temizlenip sonra açılmalı ve en son güçlendirilmelidir. Her şey yavaş ama sağlam adımlarla olmalıdır.

      Trans dediğimiz durum zamanla aşılabilecek bir şeydir. Transa çok takılmamalı ancak düzenli denenmeli. İlk başta zor da geliyor olsa, zamanla vücut kendini salacaktır.

      Geçmiş hayat regresyonunun bu duygusal ruh hâliyle yapılmasını önermiyorum. Beyin araya girip istenilen şeyi verecektir. Geçmiş hayat regresyonunu yapabilmek için kişi, kendini tamamen kabullenmeli (ya da senin durumunda yaşananları kabullenmeli) ve çalışmadan bir beklentiye sahip olmamalı. Hem duygusal hem de zihinsel olarak durgun, kabullenmiş bir yapıya sahip olmalı. Öbür türlü elimizde 100 tane Napoleon olmuş olur.

      Yukarıdaki yazdıklarım doğru da olsa, bu geçmiş hayat regresyonu içindir. Çakralar ise açılırken kişinin kesinkes emin olabileceği şekilde hissiyat yaratır. Buna plasebo da denilemez, çünkü o hissiyat birkaç gün boyunca, kişinin odağı başka yerde de olsa kalır. Tabii, herkes farklı bireyler olduğu için hissiyatlar ve benim yaşadığımın aksine süreleri değişebilir. Olan ve olması gereken şeyse ilerlemek.

      Astral seyahatten ziyade adanılmışsa, Şeytan Babamızdan ölen ruhun gönderilmesi istenebilir. Yeterli güçle birlikte sarkaç yardımıyla en azından evet-hayır şeklinde bir iletişim kurulabilir. Ancak burada kişinin GD’sinden ya da Lord Anubis’ten, başka varlığın gelmemesi ve ölü ruhunun korunması adına yardım istenmesi bir nebze daha akıllıca olacaktır. Ruhunuzu iyice ilerlettiğinizde (belki seneler alabilir), evet-hayır tarzı sarkaçtan, daha çok seçenek sunan ouija tahtasına ya da astral iletişime geçiş yapılabilir. Bunun için astral duruişiti meditasyonlarına odaklanın. Ancak unutmayın ki eğer adanılmamışsa ve tanrılardan bu rica yapılamıyorsa, bir davet gerçekleştirmek tam anlamıyla güvenli değildir. Gelen; parazit, Gri, ve başka ne astral ucube varsa bunlardan biri olabilir. Negatif enerjilere maruz kalmak istemezsiniz.

      İyi günler.

      1. İyi günler,

        İlginiz için teşekkür ederim. Uzun yorum için de şimdiden üzgünüm.

        Hayır, adanma ayini yapmadım. Tamamen emin olmadan geçici heveslerle böyle bir şey yapamam. Sevgi dolu bir yaratıcı olan Şeytan’sa ve gerçek olanlar sizin tanrılarınız ise, ise umarım bana yardımcı olurlar çünkü kendimi şu an gerçeği arama yolunda görüyorum.

        Evrende tek olmadığımıza inanan biri olarak bir davet yapacak cesaretim yok. Gelen kim/ne olur bilemiyorum. Açıkçası Tanrıları/Demonları tarafından güvende tutulduklarına inanan sizleri biraz kıskandım. Hem ruhsal olarak gelişmek istiyorum hemde çocukluktan beri ekilen ”lanetlenme”, ”musallat olunma” korkusundan kurtulamıyorum. Enerjimi temizlenmeye ve korunmaya odaklamaya çalışıyorum.

        Dininizi merak ediyorum ve uzun uzun bu sitedeki yazıları okuyorum. Yahudilerin insan olmaması biraz garip geldi. Irkların karışmasına karşı olmak da. Şeytan’ın evrimimize katkısı, üç ana ırk, ruhani gelişimi engellenmiş ve birikimi yok edilmiş topluluklar… Yanlış anladığım bir şey varsa düzeltin.

        Savunduklarınızın arkasındaki bağlantıyı ve mantığınızı görebiliyorum ama emin olmaya ihtiyacım var. Bir savaş var, evet. Siz savaşın başka düzlemlerde de gerçekleştiğini söylüyorsunuz, diğer taraf takipçilerine o düzlemlerin bilgisinin onlara açık olmadığını söylüyor.

        Onlar sizi yok etmek istiyor, lanetler yağdırıyorlar; sizse onları yalanlıyor ve asıl düşmanın köleleri haline geldiklerini söylüyorsunuz.

        Siz Şeytan’ı lordunuz biliyorsunuz, onlarsa onun çok yüksek kademeye çıkmış ancak düşmüş olduğunu ve artık insanları ”doğru yol”dan saptırmakla görevli olduğunu söylüyorlar. Özür dilerim, biliyorum bu size hakaret gibi ama ben samimiyetle gerçeği bulmak istiyorum ve her yere bakıyorum. ”Bu” dediğim şey: İslam içrekçiliği https://eksisozluk.com/entry/9527295

        Dürüst olmak gerekirse, belki de yüzbinlerce yıl önce ne yaşandığına dair olan herhangi bir kaynağın doğruluğunu kanıtlama ihtimalimiz yok. Beni o taraftan uzaklaştıran ve size yaklaştıran şey geçmişte ne olduğu değil, bugünkü Müslümanlar. Çalmıyorum, öldürmüyorum, kalp kırdığımı düşününce uyuyamıyorum ama bir erkeğin gördüğü saç telim kadar yanacağım ve anlamadığı kitabı okuyup bana acıyanlar sonsuza kadar mutlu olacak, öyle mi?

        Sonsuz merhamet bu mu? Umarım değildir.

        Taliban’ın uygulamaları ortada. ”Gerçek İslam bu değil.” Ama benim vicdanım 13-14 yaşında kız çocuklarını askerlerine hediye eden bir örgütle aynı sıfatı taşırken rahat edemez. Bu dünyada bebeklere tecavüz ediliyor. Her şeye muktedir, ilahi adaletin sağlayıcısı, merhametli ve sevgi dolu yaratıcısı olan bir dünyada bu nasıl olur? Evet, din felsefesinin en basit sorularından, kötülük problemi. Buna cevabınızı merak ediyorum. Tanrı/tanrıların ya bu kötülükleri durdurmaya gücü yetmiyor, ya kötüler ve bundan mutlular, ya umursamıyorlar. Başka ne olabilir?

        Eğer ”günahsız” sayılan küçük bir çocuğun başına kötü şeyler geliyorsa bunun önceki hayatının karması olduğunu söyleyen, hem reenkarnasyona hem de Allah’a inanan şöyle değişik bir şey buldum: https://bpakman.wordpress.com/2015/07/08/reenkarnasyon-hakkinda-ogrenmek-istediginiz-hersey/

        Paganlar aslında Satanistse, neden bu sitede gördüğüm ”semavi dinler”e karşı olan savaşı daha önce paganlıkla ilgili hiçbir yerde görmediğimi merak ediyorum. İbrahimi inançların Paganları yer yüzünden silmek istediği cadı avlarından İslam’ın büyücülüğü lanetlemesine kadar her yerde ortada ama ben Pagan tarafından bir saldırı ve düşmanlığa denk gelmedim hiç. Buradaysa çokça var. Bu merak ettiğim konulardan bir tanesi.

        Irklar var bir de. Yanlış bilmiyorsam, bilinen ilk atalarımızın izleri Afrika’nın güneyindeki küçük topluluklar. Yüz bin sene kadar önce göç hareketleri başlıyor. Göç edenler buzul çağında buzullarda hapsolan güneş ışınlarının radyoaktif enerjisinin buzullar eridikçe serbest kalmasıyla evrim geçirerek, ortam şartlarına göre beyaz veya sarı ırkın ilk üyeleri oluyor.

        Afrika’da kalanlar siyah ırkın ataları,
        Kuzeye göç edenler Çin, Tayvan, Japonya vb. halklarının ataları,
        100.000-70.000 sene önce Afrika’dan Arap yarımadasına geçen ve oradan dünyaya yayılanlar beyaz ırkın ataları oluyor.

        Bu üç ırk zamanla evlilik bağlarıyla 3 saf ırk + 3 melez ırk (Amerindler (-30.000), Mongoloidler (-17.000), Semitikler (-15.000))’a dönüşüyor. Sonra ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci dereceden melez ırklar ve en sonunda da (milattan sonra 400) politik nedenlerle ortaya çıkan halklar, suni ırklar ortaya çıkıyor.

        Türkler mesela 4. dereceden melez ırk. Şu an dünyada Türk genetiğine sahip insan yok. En yakını belki izole bir şekilde hala göçebe, medeniyetten uzak yaşayan insanlardır. Türkiye’dekiler Türk’ten çok Arap ve başka ırk genetiğini taşıyorlar. Kendim için konuşursam sıtmaya direnç sağlama amacıyla ortaya çıktığı düşünülen ve Akdeniz çevresinde yaygın olarak görülen orak hücreli anemi taşıyıcılığı (hem yararlı hem zararlı bir mutasyondur ve genetik olarak taşınır) ve olive alt tonlu ten (yine akdeniz halklarında rastlanan) nedeniyle ben genetiğimin çoğunun binlerce yıl önce Akdeniz çevresinde yaşamış olan insanlardan geldiğini düşünüyorum. Ama bugün bile buralarda onlarca millet var. Nasıl saf kalmış olabilirim ki?

        Hiçbirimiz saf olarak bir ırkın mensubu değiliz. Siz ırkçısınız gibi bir şey demeyeceğim. Sadece Satanizm’in ırkı ne olarak tanımladığını anlamaya çalışıyorum. Sanırım Afrika’dan dünyaya yayılan 3 ilk ırk dışında ayrım yapmıyor. Ama bu üçü de en başta aynı değil miydi zaten? Ya da şu zamana kadar saf ırk kalmadı ki, neye ulaşmak, neyi korumak istiyorsunuz?

        Ayrıca Şeytan’a yaratıcı dendiğini gördüm. Bu yaratıcı unvanı gelişime katkısı olmasından mı yoksa en başta ”çamurdan yoğurma” hikayesi gibi sıfırdan yapmış olmasından mı geliyor?

        Daha çok şey var… Bahsetmemek için kendimi zorluyorum ama sevgilim hep aklımda. O da İskoçya’dan Amerika’ya göçenlerin ve Amerikan yerlilerinin kanını taşıyordu. İki şekilde de atalarının inançlarını benimsemişti. Ona sonsuza kadar yanmayı layık görüyorlar… düşünmeyi bile kaldıramıyorum. Doğaya onun kadar saygılı, kendini yüksek görmekten değil gerçek iyilikten dolayı yardımsever birini tanımıyorum. Kadın ve erkek arasında ayrım yapmadığı için, kiliseye köle olmak istemediği için sonsuza kadar işkence mi görecek?

        Cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. Biliyorum çok uzatıyorum… ama kaybolmuş hissediyorum. Cevaplar olmadan gözümü kapatıp yaşamaya devam edemem.

        Sağlıcakla kalın.

        1. Öncelikle bir uyarıyla başlamak isteriz. Bu kadar uzun metinlerle hem başkalarınında sırasını almış oluyorsunuz hem de etik bir davranış değil. Sorunuzu kısa ve net cümlelerle belirtmeniz her zaman daha sağlıklı olacaktır.
          Sırayla gitmek gerekirse tanrılarımız düşman varlıklar gibi kimseye musallat olmaz. Popüler kültürde gördüğünüz ve insanlara zarar veren cin gibi varlıklar sizin dininizdeki varlıklardır. Tanrılarımız insanoğluna zarar vermez aksine en iyi düzeye nasıl çıkılır bunu ögretirler.
          Kaplanda evlerimizde beslidiğimiz evcil kedilerde hayvandır fakat kaplan ile sıradan bir kediye baktığımızda aynı mıdır ? yahudiler ve centiller arasındaki farkta böyledir. Dışarıdan baktığımız hayvan olarak nitelendirebiliriz ama özellikler bakımından yahudi ile centil farklı varlıklardır. En basit düzeyde çakra sistemlerimiz bile farklıdır. Düşman öğretilerindeki “cenetten düşme” gibi bir olay hiç gerçekleşmedi. Bu olayı size tabiki kanıtlayamayız. Fakat sitemizi okuduysanız hem de ana sitemizi ziyaret ettiyseniz orada yeterli kanıtlar mevcut. Hâla kanıt istiyorsanız sadece 1 hafta meditasyonlarımızı uygulayarak etkisini hissedebilirsiniz.
          Asıl sorunuza gelelim. “”Tanrılarınızın gücü yetmiyor mu ?”” İnsanoğlunun varlığının başlangıcından beri süren bir savaş var ve elbette güç dengeleri var fakat temel sebep güçlerinin yetmemesi değil. Bir kaç sebep var :
          1- Şöyle bir örnek verelim ve empati yapalım. Sen başı boş, evrimini henüz tamamlamamış bir varlığı pozitif yönde evrim geçirmesi için DNA’larını veriyorsun. Tanrı olmak için fırsat sunuyorsun. O ise nankörlük edip sadece ölmek için yaşıyor ve tanrı bile olmayan başka varlıklara tapıyor. Sen olsan sadece sana inananlara mı yardım edersin yoksa sana nankörlük edenlere mi ? Kendi deneyimlerimden yola çıkaraj söyliyeyim hayatım standartın üstünde bir yaşam ve SS olduğumdan beri her zorluğun üstesinden gelebilecek gücü elde ettim.
          2- Maddi hayat şuanlık onların kontrolünde. Tüm üst düzey şirketler ve hükümetleri onlar kontrol ediyor. Yahudiler gerçekten barışcıl olsaydı dediklerini şuan onlar yapardı.
          Paganlarla ilgili merak ettiklerinize gelince ; evet Paganlarda tanrılarımızın yolundan gittiler. Fakat sizinde bahsettiğiniz gibi hem cadı avcılığı ile masum Paganları katlettiler hem de o zaman süper güç olan hristiyan ordularıyla tüm Paganları yok etmeye çalıştılar. Paganlarda yine sizin söylediğiniz gibi insanlara zarar vermek amacıyla değil iyileştirmek için uğraşıyorlardı. ŞİMDİKİ PAGANİZM yeni çağ öğretileriyle bozuldu ve özünden koptu.
          Irklarla ilgili sorunuza gelirsek ırk karışımı melez genlerin seçilimi daha çok olacağından uzun vaadede hastalıklar ve erken ölümlere sebep olur. Çok sevdiğiniz çocuğunuzun bu tarz hastalıklarla boğuşmasını ve dirençsiz bir birey olmasını istemezssiniz diye düşüyoruz. Bunun dışında ARYAN ve SAFLIK kavramına gelirsek düşündüğünüz gibi fiziksel değil manevi bir seviyeye atıfta bulunuyor. Aryan kelime anlamı olarak saf/temiz anlamına gelir. Meditasyonlarda ilerledikce ve kundaliniyi yükselttikçe kendi ırkınızın en saf halini almaya başlarsınız. Hasarlı genleriniz onarılmaya başlar ve kusursuzluğa yaklaşmaya başlarsınız. Aryan genlere sahip kisiler olsada yukarıda anlattığım gibi manevi bir seviyeye atıfta bulunuyor

  8. Esenlikler. Yarın iyi bir gün var. Aklıma özellikle istemediğim düşünceleri, imgeleri getirme gibi bir alışkanlığım var meditasyon yaparken ve günlük hayatımda. Aklıma şunu düşünme diyorum ve ister istemez düşünüyorum. Bu zamanla azaldı ama son ve kesin darbeyi vurmam lazım. Bu alışkanlık ya da zihinsel sorunu kaldırmak için rünsel bir çalışma yerine Satanik Hipnoz yapmayı planlıyorum. Afirmasyon olarak şunu:

    “Sağlıklı ve pozitif bir şekilde istenmeyen düşünce ve imgelerden tamamen kurtuluyorum, tamamen ve kalıcı olarak odaklanmam mükemmel ve kolaylıkla düşüncelerimi kontrol edebiliyorum”

    Renk olarak ise:
    Siyah; yeni başlangıçları,engelleri ve blokajları yok etmek, öz denetim/irade gücü, dayanıklılık ve sabırla ilgili.

    Turuncu; Büyük değişimler, uyum sağlayabilme yeteneği, ani değişimler, kontrol kazanma.

    Mor; İyileşme, psişik (hem zihinsel, hem de ruhsal anlamda) çalışmalar.

    Bu renklerden biri ya da bir kaçı olabilir gibi geldi. Sizce afirmasyon iyi mi ve renk olarak tercihim ne olmalı?

    1. Esenlikler,

      Olumlama çok uzun gözüküyor. Enerjiyi fazlaca bölecektir. “Pozitif, sağlıklı ve kalıcı olarak istenmeyen düşünce ve imgelerden tamamen kurtuluyorum.” Bu kadarı ana amacın için yeterli olacaktır. Renk olaraksa sarı uygun görünüyor.

      İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir