Kem Göz Nasıl Uygulanır?

(Bu yazı, “How to Deliver the Evil Eye” isimli sayfanın çevirisidir.)

“Gözler, ruhun penceresidir” sözü sıklıkla söylenilir. Gözler, beynin kemikle çevrili olmayan tek açıklığıdır. Optik sinirler yoluyla gözler beyne bağlıdır. Zihnimizi eğitip biyoelektriğimizi arttırdığımız zaman, diğer insanların sadece gözlerine bakarak ve birkaç saniyeliğine bakışlarını yakalayarak onları doğrudan büyüleyebiliriz.

Nasıl yapılır:

1. Daha zayıf olan insanları kontrol edebilen güçlü bir iradeye sahip olmalısınız.

2. Uygulanan kişiye ne kadar yakın olursanız bu teknik o kadar etkili olur. Bu çalışma pratik gerektirir.

3. Biyoelektriğinize odaklanıp niyetlerinizle birlikte kendi gözlerinizden diğer kişinin gözlerine yansıtmalısınız.

  1. Bir aynanın karşısına oturun ve rahatlayın. Yaklaşık 1-2 dakika yukarıya bakın, bu sizin alfa durumuna geçmenizde yardımcı olur. Trans seviyenizi olabildiğiniz kadar derinleştirin.
  2. Aynada kendi gözlerinize odaklanın. Enerjinizi gözlerinizle yansıtmaya başlayın. *Bu çalışmayı yaparken -bariz sebeplerden dolayı- herhangi bir negatif enerjiye odaklamayın!
  3. Enerjiniz aynadan geri yansıdığı için kendi enerjinizi hissetmeye başlamalısınız. Bunu her gün yapın ve bu sayede enerjiniz güçlenecektir.
  4. Kendinizi güçlü hissettiğinizde ve kendinize yeterince güvendiğiniz vakit, bunu diğer insanlar üzerinde deneyebilirsiniz. Hayvanlar da buna karşı çok hassastır. Saldırgan bir köpeği durdurabilirsiniz.

4. Birinin gözünü bağlarken zihninizde ona ne yaptırmayı ya da deneyimletmeyi vb. amaçladığınızı söyleyin. Maksimum seviyede nefret ve yoğunlukla gönderilmesi gereken lanetler için de aynı teknik geçerlidir. Komutlar kısa bir ifadeden oluşmalıdır. Hayvanlar ise zihinsel imgeler aracılığıyla iletişim kurar.

5. Uygulanan kişinin gözlerinin derinliklerine bakın, isteğinizi yaptırmak için neredeyse gözlerini geçerek enerjinizi kafatasının arkasına doğru ve doğrudan beynine yansıtın. Yoğun bir şekilde odaklanın.

Bu, çok ileri düzeyde bir beceridir. Enerjiyi pozitif tuttuğunuz sürece yakın veya güvendiğiniz bir arkadaşınızla da pratik yapabilirsiniz. Negatif enerji zarar verir, bu yüzden çok kurcalamayın.

Bakışınızın sadece birkaç saniye içinde başkalarını kontrolünüz altına sokacağı seviyeye ulaşması için bu beceri, genellikle yıllarca ve istikrarlı bir şekilde çalışma gerektirir.

29 thoughts on “Kem Göz Nasıl Uygulanır?”

  1. Kem göz nedir?
    “Biyoelektriğinize odaklanıp niyetlerinizle birlikte kendi gözlerinizden diğer kişinin gözlerine yansıtmalısınız. ”
    Derken ne demek istediniz tam anlayamadım

    1. Esenlikler,

      Biyoelektrik/chi/cadıgücü denilen şey kişinin enerjisidir (aurayı da kaplar) ve Güç Meditasyonları ile bu zamanla artış gösterir. Titreşim hissinden de biyoelektrik terimi anlaşılabilir diye düşünüyorum.

      Burada denilmek istenilen şey de kişinin kendi enerjisine odaklanıp afirmasyonu ve imajinasyonunu oluşturup bunu hedef kişiye göndermesidir. Umarım daha anlaşılır olmuştur.

      İyi geceler.

  2. “Bakışınızın sadece birkaç saniye içinde başkalarını kontrolünüz altına sokacağı seviyeye ulaşması için bu beceri, genellikle yıllarca ve istikrarlı bir şekilde çalışma gerektirir.” Demişsiniz,
    Bunu meditasyonlarla mı geliştireceğiz? Ruhumuzun daha güçlü olması için.

    1. Esenlikler,

      Orada kastedilen meditasyonların yanında kem gözü geliştirme tekniklerini de yıllar boyu pratik etmek.

      İyi akşamlar.

  3. Esenlikler
    Renklere takıntılı olduğumu önceki yorumlarımda görmüş olacağınız üzere size bir sorum var.
    Meditasyonlarımı genellikle farklı renklerde yapıyorum.(ama merak etmeyin bir renkte bir kaç hafta kalıyorum) Örnek verecek olursam altın sarısı yerine yeşil rengi gibi. Acaba altın sarısı yapmasam başka renk veya renkler yapsam yeşil gibi, bunu atıyorum mesela kırmızı gibi.
    Gelişimime ne gibi bir etkisi olur daha mı yavaş magnum opusa ulaşırım farklı renk işte söylediğim yeşil gibi.
    Cevapladığınız için şimdiden teşekkür ederim

    1. Esenlikler,

      Renklerin ruhani olarak özellikleri farklıdır ve bu nedenle meditasyonlarda kullandığımız renkler de oldukça önemlidir. Örneğin her ne kadar yeşil rengi iyileştirici özelliklere sahip olsa da koruma aurası için altın (Güneş rengi) ya da çivit mavisi kullanılması daha uygun olacaktır.

      Bir diğer problem de seçtiğiniz renge istikrarlı bir şekilde devam etmemeniz. Yine Koruma Aurasından örnek vereyim: Bu meditasyonu her gün yapmamız gerekiyor, çünkü her gün kalkanımıza ekleme yapıyoruz. Bu da demek oluyor ki eğer birkaç haftada bir bile olsa imajine ettiğimiz enerjiyi ya da afirmasyonu değiştiriyorsak haftalardır uyguladığımız meditasyonun dengesini ve kalıcılığını zedelemiş oluruz. Bu nedenle, belirli bir çalışma uyguluyorsanız spesifik bir rengi seçip onunla devam etmeniz önemlidir.

      Ancak şunu da söylememde fayda var: Bazı renklerin kullanımı kişiden kişiye göre değişebilir. Bazı insanlar (yine Koruma Aurası örneği) çivit mavisini daha rahat imajine edebilirken bazıları altın veya kırmızıyı bile kullanabiliyor. Önemli olan şey işe yaraması ve gereksiz yere rengin değişmemesi.

      İyi geceler.

      1. Esenlikler lenore 🙂
        Anladığım kadarıyla( anlamamış olabilirim lütfen kusura bakma 🥺)
        Normal meditasyonlarda yeşil, bir tek koruma aurasında çivit mavisi kullanabilir miyim o zaman.
        İkinci sorum da çivit mavisi böyle elektrik mavisi gibi oluyor değil mi?

        1. Esenlikler,

          Evet, başladığın rengi sık sık değiştimediğin sürece farklı amaçlarda farklı renkler kullanabilirsin. Ve verdiğin örnekteki gibi de imajine edebilirsin.

          İyi günler.

  4. “Bir aynanın karşısına oturun ve rahatlayın. Yaklaşık 1-2 dakika yukarıya bakın, bu sizin alfa durumuna geçmenizde yardımcı olur. Trans seviyenizi olabildiğiniz kadar derinleştirin.”
    hımm yukarı derken aynada yansıyan yukarıya bakıcaz bakıcaz dimi sonrada aynadakı yansımamıza ?

    “Aynada kendi gözlerinize odaklanın. Enerjinizi gözlerinizle yansıtmaya başlayın. *Bu çalışmayı yaparken -bariz sebeplerden dolayı- herhangi bir negatif enerjiye odaklamayın!”
    negatif enerjiye nasıl odaklanmıyacaz yani olumlu hissederken mi yapıcaz ? ( kızgın değilken fln yani )

    “Enerjiniz aynadan geri yansıdığı için kendi enerjinizi hissetmeye başlamalısınız. Bunu her gün yapın ve bu sayede enerjiniz güçlenecektir.”
    bu çalışmayı bir büyüde yani rünelerle titretikten sonra yapabilir miyiz ?

    1. Esenlikler,

      1: Yukarıdan kasıt üçüncü gözünüze doğru bakmak.
      2: O anki enerjiniz tabii ki önemli ama burada bahsedilen durum orada biriktirdiğiniz enerjinin türevi. Örneğin altın renkli bir enerji oluşturmak yerine gri rengi imajine etmek size zarar verecektir.
      3: Uygulayabilirsiniz ama bu çalışma daha çok pratik yapmakla ilgili olduğundan bir büyü yapmaya gerek olduğunu düşünümüyorum.

      İyi günler.

    1. Esenlikler,

      2013 ya da 2018 yıllarında bir güncellemeye gidildi. Eskiden Kalp Çakrasına Yaum ve 6. çakraya AUM titretiliyordu. Güncel ve doğru hâliyle 6. Çakraya Yaum ve Kalp Çakrasına AUM titretilmesi gerekiyor. Eskiden Boğaz Çakrasının, Merkür tarafından yönetildiğine dair yine bir yanlış bilgi bulunmaktaydı. Güncel ve doğru hâliyle Boğaz Çakrası, Venüs tarafından; Kalp Çakrası da Merkür tarafından yönetilir.

      İyi günler.

      1. bu yazıya bir tane daha sorum vardı ama sanırım çakraların mantraları ile ilgili sorduğum soru yüzünden silindi tüh ya :c neyse bilgilendirme için teşekkürler

        1. Esenlikler,

          Bir şeyi silmedik. Sadece sonradan cevap vereceğiz.

          İyi günler.

      2. Nasıl bir güncelleme geliyor.Çakralar mı değişiyor insan vücudundaki.Yada tanrılaar bize yanlış bilgi mi verdi?
        Nasıl değişebiliyor?

        1. Esenlikler,

          Hayır, ikisi de değil. Eskiden Tanrılarla iletişim, düşman lanetlerinin bolluğundan ve Yüksek Rahiplerin günümüzdeki kadar açık olmayışından ötürü bu kadar net değildi. Yıllar içinde daha net iletişimle birlikte yanlışlar düzeltiliyor.

          İyi günler.

  5. Esenlikler,
    Boğaz çakrasının sesimiz üzerinde bir etkisi var mıdır, bunu kullanarak sesimizi daha etkili kullanabilir miyiz(konuşma, şarkı gibi farklı konular ya da insanları bu şekilde etkilemek)? Kendimizi anlatıp ifade etmek, konuşmak boğaz çakrası ile alakalı olmalı. Arada şarkı söylerken boğaz çakrasının olduğu yerde hafif bir baskı hissediyorum ancak kötü anlamda değil. Ayrıca 4 Kasım’dan itibaren başlayacak olan RTR’ler için ilk günlerde pek destek veremeyeceğim sınavlarım başladı ve yoğun geçiyor. Elimden geleni yaparsam umarım ki yardımcı olabilirim.

    1. Esenlikler,

      “Boğaz Çakrası Sanskritçe’de “Vishuddha/Vişuddha” olarak bilinir ve boynu, tiroid bezini, boğazı, ağzı, sesi, kulakları, duymayı ve nefes borusunu yönetir.”

      Boğaz Çakrasının açıklamasında da yazdığı üzere evet, etkisi vardır.

      RTR’lar konusundaysa eğer hepsi için vaktiniz yoksa bile Nihai RTR’ı yapmaya özen gösterin. Diğer RTR’lar buna destekleyici niteliktedir ve asıl öz olan Nihai RTR, günlük yapılmalıdır. Tabii ki kimseyi zorlamıyoruz ancak RTR’lar şu dönemde eskisinden daha da önemli bir hâl aldı. Yahudiler de artık son kozlarını kullanmaya başladılar, çünkü biz önümüzdeki seneleri atlatırsak artık bir daha bu dünyaya 20 sene önce oldukları kadar etkileri olmayacak ve onların yerine biz iyi yerlere gelmeye başlayacağız, tamamen ters bir hâl alacak anlayacağınız.

      Ayrıca, sınavlarınızda başarılar dilerim.

      İyi akşamlar.

      1. Esenlikler,
        Cevap için teşekkür ederim. Sabah akşam uyguladığım güç meditasyonlarını bazen sonlara doğru -çakra döndürme kısmı- bulunduğum konumdan ayrılıp hareket ediyorum. Kısacası ayaktayken ya da yürürken de çakraları döndürmek için uğraşıyorum. Umarım yanlış değildir çünkü pek çok farklı konumda odağımı arttırmak için yaptığım bir şey -ki işe yarıyor-
        Kara büyü yaptıktan sonra auramızı temizliyoruz. Büyü yaptığımız yeri/alanı temizlemek saçma olur mu? Uyuduğum alanda negatif çalışmalar yapmıyorum ne olur ne olmaz diye.
        Bu gün din sınavım vardı. Doğru olan şeyi takip etmeye çalışan biri olarak dersi dinlemek beni pek sarmıyor, sürekli bilimi yarattıklarını, şekil verip yönlendirdiklerinden bahsedilmesi ayrı sinir bozucu. Saçma sapan birbiriyle aynı olmayan/çelişen konuları nasıl bir araya getirip islamın mükemmel olduğunu vurgulamaya çalışmışlar bunu sorguladım -tek faydası asıl doğrunun ne olduğunu sorgulatması herhalde- Ders bitene kadar bayılacak gibi oluyorum. Ayrıca sınav öncesi elime kopya olarak birkaç şey yazdım özellikle islamla alakalı birkaç isim. Psikolojik de olabilir ama yaptığım şeyden ötürü kendimi kötü hissettim sınavın ortasında elime yazdıklarımı sildim. Umarım negatif etki falan yapmaz.

        1. Esenlikler,

          Hayır, odağınızı sağlayabiliyorsanız yanlış bir hareket değildir. Uygulayabilirsiniz.

          Saçma olmaz. Odanızı ve evinizi çivit mavisi Satanik alevlerle temizleyin.

          Bugün sahiplendikleri “İslâm’ın Altın Çağı” olarak geçen dönemdeki bilim adamları gelseydi ilk sözlerinden idam ederlerdi. Bilim, İslâm yüzünden değil, İslâm’a rağmen gelişmiştir. Arap filozoflar zaten namaz kılmaz, oruç tutmazdı ve bunu halk tabakasının işi olarak yorarlardı; asıl ilgilendikleri şey düşünce yoluyla Allah’ı anlamaktı. Öyle ki bunlardan birisi, Aristo’nun zihniyle Tanrı’yı bulduğunu düşünmüş ve filozofluğu bu yüzden peygamberlikten üst görmüştür. Çünkü peygamber ona göre doğuştan zaten iletişim kurabiliyordu ve dini yayabiliyordu, filozof ise kafasını çalıştırarak buluyordu ve bu yüzden de daha üstündü. Eh, Centil taraf demek ki kolay kolay bozulamıyor ve böyle kişiler de ortaya çıkmış. Bu bilim adamları ne kadar müslüman orası tartışılır ancak onlar bu dönemde yaşasaydı ilk dedikleri laftan kellelerinin Arabistan gibi şeriat ile yönetilen ülkelerde söküleceği şüphe götürmez. Sahiplenmeleri saçmalık.

          Negatif etki yapacağını sanmıyorum. Bazı kişiler dürüst olmazsa içi rahat etmeyebilir, bunda bir sorun yok. Dürüstlüğü kendinizi tehlikeye atacak seviyeye vardırmadığınız sürece kopya çekmemek gibi eylemlerde bir yanlış yok.

          İyi günler.

          1. Aristo’nun zihniyle Tanrı’yı bulduğunu düşünmüş ve filozofluğu bu yüzden peygamberlikten üst görmüştür.

            Bahsettiğiniz kişi Gazali mi?

            Gazali hakkında ne düşünüyorsunuz? Onun ihyası islamda büyük eserlerden biri olarak görülüyor.

          2. Esenlikler,

            Bahsettiğim kişi Farabi’dir.

            Gazali hakkında ise olumlu düşünmüyoruz.

            İyi geceler.

          3. Adil adlı arkadaşa yazacaktım ancak cevabın cevabının cevabına cevap verilmediği için Sol Invictus’un altına belirtiyorum.

            İslam’ın Altın Çağ’ı hakkında bazı yanlış anlaşılmalar var. Bunlardan ilki bu dönemki gelişmelerin doğru yorumlanmaması. Öncelikle İslam Bilimi, İslam’ın Altın Çağ’ı gibi ifadeleri bireysel olarak sevmiyorum. Çünkü bu ifadeler bu bilimsel, felsefi ve kültürel gelişimlerin İslam’a bağlı olduğu yönünde bir izlenim uyandırıyor. Bugün Batı Bilimi ve felsefesine nasıl Hristiyan felsefesi ve bilimi demiyorsak o dönemki bilime ve felsefeye (ve tabii belirli kültürel gelişimlere de) böyle bir ad verilmesi her şeyden önce saçmadır ve amacı belirli bir düşünce sistemini yüceltmektir. Objektif değildir.

            Bunu anladıysak devam edebiliriz, şimdi bu gelişmelerin kaynağına gelmemiz gerekiyor. İslam’ın Altın Çağ’ında ne oldu da bu denli büyük bir bilimsel/felsefi ilerleme ve zenginlik kazanıldı?

            Bu soruya verilebilecek pek çok yanıt var. Ancak İslam’ın Altın Çağ’ı ne demek onu bir anlamak gerekiyor. Pek çok kişi bu dediğime katılmasa da bu dönem özü itibariyle; Müslümanların önemli ticaret yollarını ele geçirmesi ve zenginlik elde etmeleri, bu ticaret yolları sonucunda çeşitli bilgilerin bu coğrafyaya akmaya başlaması, Mısır’ın ve Irak’ın fethiyle önemli bilim merkezlerinin ele geçirilmesi (en önemlisi bu, Mısır tarih boyunca hep matematik ve geometri konusunda ileri olmuştur hatta İskenderiye Kütüphanesi gibi yerlerde ruhani bilgilerde vardı tabii yok edildiler. Irak/İransa entelektüel olarak gelişmiş bir yerdi zaten İslam’ın Altın Çağ’ının entelektüellerini incelerseniz eğitim yerlerinin bu iki alanda olduğunu görürsünüz) ve bu bilim/kültür/felsefe merkezlerinin ele geçirilmesiyle başta Fars, Türk ve Arap entelektüellerinin (katkı daha çok İranlılardadır diye biliyorum) yoğun çabalarıyla (bizim Pagan kültürümüzden köklenen) Antik Yunan’dan kalma bilimsel ve felsefi eserlerin çevrilmesi olayıdır. Çok uzun bir cümle oldu ama özetlememe gerekirse İslam’ın Altın Çağında gerçekleşen olay budur, İslam’ın özü itibariyle buraya bir katkısı olmamıştır.

            Tüm ilerlemenin kaynağı, İslam öncesinde de o coğrafyada bulunan, bilgi ve kaynağın tek bir kültürün tek elinde toplanmasıdır. Bu bilgilerin kaynağı da yine İslam’ın ele geçirdiği bilim merkezleridir. Bu merkezler de İslam’dan çok çok daha önceye dayanmaktadır. Antik Yunanlılar ve Çinliler Sanayi Devrimini yapabilecek bilimsel yeterliliğe sahiplerdi. Mısırlılar Piramitleri yapmışlardı ve geometri ve matematikte muazzam bir katkı sağlamışlardı, öyle ki Thales ve daha pek çok Yunan Filozofu Mısır’a belirli bilgileri öğrenmeye gidiyordu. Heron’un Buhar Türbini, Antikythera Düzeneği ve Piramitler gibi yapıları yapabilen bu kültürler İslam ve Hristiyanlığın kendi dönemlerinde başardıklarından çok daha ileri ve uç bir noktaya ulaşmışlardır.

            “İslam’ın” Altın Çağına geri dönersek bu dönemki bilim adamlarını ve düşünürleri ele aldığımızda pek çoğunun bugünkü geleneksel İslam görüşüne uymadığını ve görüşlerini bizim için doğrudan bir önder olan İskender’in öğretmeni Aristoteles’ten aldıklarını görürüz. Öyle ki Gazali sırf bu sebepten Farabi ve İbni Sina’ı tekfir etmiştir, Cübbeli Ahmet Hoca bu konuya açıklık getiriyor Jewtube’da ufak bir arama yaparak bu dediklerimi sizde bulabilirsiniz tek yapmanız gereken: “ibni sina ve farabi neden kafir sayıldılar” yazmak.

            İslam Tıbbının deist kurucusu olarak bilinen Ebu Bekir Er Raziyi de (Fahreddin Er Razi değil) belirtmemiz gerek, doğrudan İslam Ansiklopedisinden bir alıntı yapıyorum:

            “Eflâtun felsefesinden esinlenerek deist dünya görüşünü temellendirmeye çalışan bir filozof olarak bilinir.”

            Benzer bir biçimde El Cahiz’de evrimci ve natüralistti. Kendisinin vikipedi sayfasına bir girin ve etkilendiklerine bakın lütfen ayrıca sahip olduğu görüşlere de göz atın: https://tr.wikipedia.org/wiki/El-Cahiz

            Evet, Aristoteles etkilendiği kişi bu. Antik Yunanda bugünkü manada olmasa da tekamül yani evrim görüşü bulunuyordu. Aristoteles uzuvların mı doğaya uyum sağladığı, yoksa doğanın mı uzuvlara uygun olduğunu tartışmıştı. İbn-i Haldun’da kendi kitabında evrimden bahsediyor bildiğim kadarıyla. O da sosyolojinin kurucusu denebilecek birisi ve insanların maymundan evrim yoluyla geldiğini düşünüyordu (bu sonuncusunu onaylamam gerek hatırladığım bu), aynı şekilde İbn Miskeveyh’de ilkel bir evrimciydi. İslam Ansiklopedisinden alıntı yapıyorum yine:

            “İbn Miskeveyh’e göre her mertebe de kendi içinde çok sayıda katmanlara ayrılır. Meselâ hayvanlar mertebesi, kendi içinde en basit türlerden itibaren yükselen katmanlar halinde bir hiyerarşi oluştururken en yüksek hayvan türü olan maymunların teşkil ettiği mertebenin son sınırı ile (ufuk) insanlık mertebesinin ilk ve en aşağı mertebesi bitişmiş olur. İnsanlık mertebesinin ufku ise meleklerin ufkuyla bitişiktir.”

            Evrime dair olan bu görüşler Antik Yunan kaynaklı tabii ki. Kendileri bulmadılar, pek çok şeyi de iddia ettikleri gibi bulmadıkları gibi. Şuraya geleceğim ama bu bilim adamları ve düşünürler iddia edildiği gibi bugünkü manada müslüman olan kişiler değillerdi. Çoğu Sünni ve Şii ekolden ayrışan düşüncelere sahipti, bazılarında Kur’an’ın sembolik olduğu ve avama hitap ettiği görüşü vardı. Bazıları müslüman bile değildi, bu dönemde ateist bilim adamları ve düşünürler de bulunuyordu. Aynı şekilde Ebu Bekir Er Razi’nin Deist olması da buna örnek verilebilir ayrıca Mutezile ekolü Müslüman olmasına rağmen aklı üstün tutuyordu ve bu ekolün bu kabulü ilerlemenin önünü epey açtı. Tabii artık ne Mutezile var ne de İslam’ın ele geçirdiği kültür merkezlerinde Pagan kültürü devam ettiriliyor. Gelişim İslam’dan değil de Akıl, felsefe ve bilimden geçtiği için ve bunların kökleri de Pagan kültürü olduğu için düştüler.

            Yukarıdaki ön bilgileri verdiğime göre Gazaliye gelebiliriz. Gazali denilen şahıs koyu bir felsefe karşıtıdır ayrıca Medrese sisteminin kurulmasına sebebiyet vererek tek tip bir eğitimin başlamasına sebebiyet vermiştir. Gazali’nin İbn-i Sina ve Farabi’i tekfir etmesi İslam Camiasında Felsefenin hoş karşılanmamasına sebebiyet veren olaylardan biridir zaten bu sıralarda Hasan Sabbah’ın terör faliyetleri, Haçlı Seferleri ve Moğol İstilasının da başlamasıyla kütüphanelerin de yakılmasıyla düşünsel gerileme başlamıştır ve nihayetinde zar zor yanan mum sönmüştür. Tüm bu saydığım etkenler bilimin ve felsefenin önünü tıkamıştır.

            Son olarak bu bilim adamları arasında ruhani olarak ilerlemiş kişiler olabilir hatta belki doğrudan SS olanlar vardır ve gizlenmek zorunda kalmışlardır. Örneğin Şeyh Adi’e de mutasavvuf ve İslam Alimi deniyor. Neyse genel olarak dediklerimi toparlayayım:

            1- İslam’ın Altın Çağ’ındaki gelişimler İslam Kaynaklı değil, İslam’ın ele geçirdiği bölgelerdeki zenginlik ve bilgelikten kaynaklanmaktadır. Bu bilgiyi doğru şekilde değerlendiren müslümanlar Hristiyanlığın demir çizmeleri altında ezilen batıya göre ilerleme sağlamışlardır. Bu da Antik Yunan’dan (ve Mısırdan) kalma felsefe ve bilime sarılmayla olmuştur.

            2- Daha sonraları Batılıların da Antik Yunan’a yönelmesi ve Müslümanların Mısır ve İran gibi coğrafyalardaki bilgi kaynaklarını emerek kurutması, baskılaması ve Felsefe yapanları tekfir ilan ederek ötekileştirmesiyle Batı ilerlemiş, Doğu gerilemiştir.

            3- İslam’ın Altın Çağının entelektüelleri bugünkü manada müslüman değillerdir. Çoğu kendine has görüşlere sahiptir ve aralarında direkt müslüman olmayanlar da vardır. Yukarıda saydığım örneklerden bazıları: İbn-i Sina (tekfir edildi), Farabi (tekfir edildi), El Cahiz (evrimci ve natüralistti), İbn-i Haldun (kitabında evrimsel bir görüşten bahsetti), Ebu Bekir Er Razi (Direkt deistti), İbn Miskeveyh (evrimciydi). Bu insanlar Aristoteles’i ve Platon’u öğretmenleri olarak görüyor ve Lord Thoth’dan (Yani Üç Kere Büyük Hermes’den) gelme felsefe ve bilim geleneğini bir düzeyde takip ediyorlardı. Aristoteles’in İslam Dünyasında muallim-i evvel yani İlk Öğretmen olarak bilinmesi bile çok şey ifade ediyor aslında ama kendisi Müslüman değildi. Evrim görüşünü bile Müslüman bilim adamları Yunan’dan almıştı ve felsefe ile beraber bilimde bir istisna değildi.

            4- Görüldüğü gibi kök olarak gelişim bizimdir.

    1. Esenlikler,

      Hiç duymadım açıkçası. JoS’ta bulunmayan “meditasyonları, büyüleri” bilmiyorum ve bu yüzden de cevaplayamayacağım. Size de bilmediğiniz şeyleri denemenizi önermiyorum.

      İyi geceler.

      1. Esenlikler,
        Yine de çok teşekkürler cevap vermek için zaman ayırdığınız için.
        İyi günler/akşamlar.

  6. Çember açma cadılıkta büyü yaparken, “”””Demon/ess çağırırken”””” kullanılır. Negatif varlıklardan korunmak için vs. Ama bence gereksiz. Biz SSler olarak bunu zaten günlük meditasyonlarımızla sağlıyoruz.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *