Neden Sadece JoS’a, Şeytan’ın Kendisine, Tanrılara ve Kardeşlerime Güveniyorum?

Bu yazı, Yüksek Rahip Hoodedcobra666’nın forumlardaki vaazından çevrilmiştir. “Ben” dili kullanılan yerler ona aittir.

 

Geçen zamanla birlikte göreceğiniz veya belki de daha önce de deneyimlemiş olduğunu üzere, bu dünyadaki pek çok insan basitçe satılmış, geri zekâlı, aptal, güvenilmez ve genellikle amaçsızca dolaşan kayıp varlıklardır.

Çoğu zaman kendim ve hatta JoS ve dahası hakkında Sosyal Adalet Savaşçısı saçmalığının yan ürünleri olan ve gerçek savaşçıların yüreklerinden iz barındırmayan aptalca argümanlarla karşı karşıya kalıyorum. Başka bir deyişle, savaşçı birkaç adım geri çekilir ve düşünür, çünkü savaşçı bazı şeylerin değerini anlamak zorundadır.

Gerçekliklerle dönen dünyamızda, nadiren arkamıza yaslanıp neyin önemli, değerli ya da gerçek öze sahip olduğuna dair fikir yürütümü gerçekleştiriyoruz. Çoğu zaman tek yaptığı şey amaçsızca talep de talep, istek de istek diye haykırmak olan bir türe dönüştük.

Bazen benim de kendimle ilgili gerçekçi olmayan sorunlarım ya da beklentilerim oluyor ve bu sadece “başkalarından” kaynaklanmıyor. Böyle şeyler olabilir. Bunun nedeni de insanlar olarak pek çok açıdan nankör ve kör olmaya yatkın olmamızdır. Bu, zayıf bir kavrayıştan kaynaklıdır.

Anlayışımız ne kadar zengin olursa, bu sorunlara o kadar az sahip oluruz ve elimizdeki büyük nimetin -yani burasının- o kadar çok bilincinde oluruz. Birçoğunuz bunun bilincindesiniz. Ben de aynı şekilde her gün bu bilinçle yaşıyorum.

Yıllar geçtikçe hayatta gerçekten neyin değerli olduğunu anlamak çok önemli. Tüm dünyada bu yerden daha değerli bulduğum hiçbir şey yok. Düz kelimelerle tarif edilemeyecek bir değer, yine de bunun hakkında konuşmaya çalışacağım. Joy of Satan, içinde bulunulabilecek ya da olunabilecek en değerli yerdir.

Bu yerde ölümsüz Tanrılara açılan aralık bir kapıya sahip olursunuz. Bu kapı neredeydi, bu kadar çok kişinin buna ihtiyacı varken nerede? Ve kaç kişi için açılmayı reddediyor? Bizim için değil. Başka yerlerde yapılması “yasak” olan her şeyi söyleme ve düşünme özgürlüğüne sahipsiniz.

En azından, bu dünyada bir ruha sahip olarak dolaşabilirsiniz, özellikle de insanların bir ruh taşıyışının gittikçe azaldığı ve giderek plastikleştiğimiz zamanlarda. Daha büyük bir vizyonu gerçekten görmenin geçidinde ve penceresindesiniz, o vizyon Tanrılar ve Şeytan’ın Kendisi.

Birçoğunun bu pencerenin varlığından bile haberi yok, ondan çekiniyor, ondan korkuyor ya da onlara bu pencereyi asla hayal bile etmemelerini, yoksa “kötü” bir insana döneceklerini söyleyen köle efendilerini dinliyorlar. Sahte “iyilikleri” içinde, insanlığın kendisi için daha iyi bir şey ya da daha yüksek bir varoluş arama hakkını bile tanımayan ve kendilerine yalan söyleyen kimselere dönüştüler.

Sonuç olarak, her geçen gün insanlığın içsel olarak daha da aşağıya düştüğü görülüyor.

Dünyamızdaki insanlar diğer insanlar tarafından sık sık hayal kırıklığına uğratılacaktır. Diğer hiciv içeren yazımda örneğin, “politik” dünyamızın ne kadar yararsız ve aptalca olduğunu anlattım. İnsanlar hayatlarını politikaya ve bu tür saçmalıklara inanarak geçiriyor, ve bir noktada kendilerini sadece ihanete uğramış ya da politikacılarına ihanet etmiş hâlde buluyorlar.

Siyaset dünyası, dünyada artık yolsuzluk ve saçmalık dışında hiçbir değer kalmadığı gerçeğini güçlü bir şekilde yansıtıyor. İnsanlık hiçbir mantığa dayanmadan hareket ediyor, kör ve aptalca davranıyor. Onurun, sadakatin ve insan aklını ve ruhunu besleyen, insanlığı dinçleştiren diğer güzel değerlerin var olduğu günler geride kaldı.

Günümüzde insanlara saçma sapan şeyleri savunmaları ya da kelimenin tam anlamıyla robota dönüştürme vizyonuna hizmet etmek için yaşamaları, hatta ölmeleri söyleniyor. Takip edilecek önemli değerler için yol aramaya çalıştığımda modern dünyada başarısız oldum. Bu dünyada önemli olan her şeyin büyük bölümü geçmiş bir çağın pasından ibaret.

Ve ben o çağın sevdalısıyım, çünkü eğer bu çağ hayallerin ve özlemlerin kadınıysa, şu anda dünya olarak yarattığımız edepsiz ve değersiz plastik sirkten çok daha çekici.

Şimdi kutlanacak ne var, Avengers’ın son filmi mi? Ve bu nasıl olur da uğruna ölünecek ya da “Artık hayatı cesurca yaşayacağım” ya da “Gerçekten yaşamak ve yaratmak istiyorum” dedirtecek veya ruhun daha yüksek içgüdülerini harekete geçirecek bir şey olabilir? Açıkça bunlardan hiçbirine dair biz iz yok. Toplum olarak kendi ruhlarımızı gerçekten alaşağı etmek ve merakımızı ve içimizdeki insan ruhunu tamamen devre dışı bırakmak için savaş hâlindeyiz.

Bir diğer husus da bazı insanların biraz perspektif kazanmaya ihtiyaç duymasıdır. Tamamen kırılmış olup “hiç” sorunlarınız olmamasındansa, uyandığınızda kafanızda bir düşünce sürecinin işlemesi ve sorunlara sahip olmanız daha iyidir.

Bununla demek istediğim, düşman makinesinin başınıza açtığı bir savaşın kurbanı olarak kayıtsız ve tamamen yanlış olmaktansa, Gerçeği bilmek ve yapılacak bazı ayarlamalara ya da verilecek bir savaşa sahip olmak daha iyidir.

Git gide daha fazla kendiniz üzerinde hakimiyet kurmanın, bir ruhunuz olduğunu bilmenin ve daha fazlasını anlamanın verdiği hazzın yeri doldurulamaz. Çoğu insan şu anda bunların hiçbirini asla hissedemez. Bunu bile bilmeden hayatlarını yitirecekler.

Kişi ilerledikçe, programdan çıktıkça ve gerçekten uyanmış bir kişiye dönüştükçe [bu zaman alır] gerçekliği yüz yüze görmeye başlayacaksınız; ve pek çok açıdan gerçeklik, ne iyi ne de iddia edildiği kadar hoştur, yine de bu hâle getirilebilir. Ancak bunu yapmadan önce, onunla yüzleşmek gerekir.

Zihniniz açıldıkça, Tanrıların bize söylediği her şeyin gerçekten doğru olduğunu ve öğretilerinin mutlak Gerçek olduğunu anlamaya başlayacaksınız.

Bir tür olarak hakikatsizlik üzerine konumlandırıldığımız için ancak bir yere kadar gerçeği kabullenebiliyoruz. Bu nedenle de korkuyoruz çünkü bu Gerçeğin bize kötü bir şey yapacağını düşünüyoruz ancak aslında bunu anlamak sadece özgürlüğe ve güce götürür, tersine değil.

Bu nedenle bize yanlış bir şekilde ondan korkmamız öğretildi, çünkü o bizi gerçekten “özgür kılacak” bir şey. Bu, siz uçmak isterken, birisinin gelip aerodinamik yasalarını açıklayan gelişmiş bir uzaylıyı dinlememeniz gerektiğini söylemesi kadar aptalcadır. Ancak gerçek şu ki, uçabilmeniz için bu yasaları öğrenmeniz gerekir.

Aradığımız sonuçtan yanlış davranışlarla kaçınıyoruz, çünkü daha yüksek bir anlayışın bize ulaşmasını reddediyoruz. Ya da basitçe yalan söylüyoruz ve gerçeklikten uzak bir şekilde bunun bir tür olarak bizim için harika olduğunu düşünüyoruz.

Eğer sadece bunları uygulasaydık, yeryüzünde bir cennete sahip olabilirdik. Ancak, insanlığın tamamlanmamış tasarımını kötüye kullanan düşmandan kaynaklanan nedenlerle, birçok insan gerçekten sadece kör böcekler ve haşaratlar gibi davranmak istiyor, gerçekten bu canlıların biraz daha gelişmiş bilince sahip versiyonları gibiler.

İnsanların kelimenin tam anlamıyla tarihte hiç görülmemiş boyutlarda beyinlerinin yıkandığı, düşünme yetisinin tamamen yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Haberleri açtığınızda halk terörizmini, propagandayı ya da sadece deliliği görüyorsunuz. Politikacılar Yahudilerden oluşuyor ve uyanmış bir zihne sahipseniz, ezici çoğunluğunun, kötü bir seçim zamanında %75’inden fazlasının, sadece kendi kıçlarına hizmet etmek için çalıştıklarını ve kendi Uluslarını kelimenin tam anlamıyla on kuruşa satabilecek karakterde olduklarını görebilirsiniz.

Tüm bunlar, yüzyıllar boyunca Şeytan Baba’nın bilgeliğine ve tavsiyelerine kulak asmadığımız ve bunun yerine Yahudiler tarafından yaratılan bir ölüm programını takip ettiğimiz için oldu. “İncil”, Yahudilerin herkesten nasıl nefret ettiğini ve kan denizleri ve lanetler yoluyla tüm insanlara nasıl üstün gelmeleri gerektiğini açıklayan uydurma tarih içerikli metinden başka bir şey değildir. İslam da yine aynı şekilde milyarlarca insanın takip ettiği başka bir ölüm programıdır.

Onlara neden takip ettiklerini sorduğunuzda hiçbir fikirleri yoktur. “Sadece takip ediyoruz”. Bir sayfa bile çevirmemişlerdir. Ancak nasıl oluyorsa içlerindeki herkes neden dahil oldukları konusunda tam bir bilgi ve farkındalık içindedir.

Kafatasımın içindeki beynin sınırlarını fersah fersah aşan, 2022’de bir yaşam ya da materyalist bir yaşam olarak adlandırdığımız ikiyüzlülük ve aptallığın doruklarındaki bu değersiz yaşamda Tanrıları bulma ve gerçek, saf bir şeyi keşfetme şerefine nail oldum. Yıllar geçtikçe bunu kendi gözlerimle görmeye başladım.

Bu bir neşe yolu ve buna sahip olduğum için mutluyum. Etrafta dolaşmak ve Gerçek pınar ile gücün kaynağına bağlanmak bana güç verdi. En azından büyük bir cehalet veya gerilik karşısında bile iç ruhumu huzura kavuşturdu. Bir iletişim sağlayıp mesaj almayı ve yüksek güçlerle bağlanmayı başaran şanslı kişilerden oldum; bunların hiçbiri bu dünyanın pisliğine benzemiyor ve Kozmik Düzenin yolunu güzelce takip edip raylarına oturuyorlar. Bunu gördüm ve buna tanık oldum.

Büyük bir üzüntüyle söylemek zorundayım ki, günümüz çağı, insanın kendini adayabileceği çok az şeyin olduğu bir dönemdir. 1930’larda veya 1850’lerde, en azından peşinden gidilecek belli hayaller vardı – Ulus büyümeliydi, Ulusunuzun geleceğini önemsemeniz gerekiyordu, elektrik yeni bir şeydi, her şey daha gerçekti. Şimdi ise tam anlamıyla kim daha çabuk cehalet ve kayıtsızlık yarışını kazanacak derdindeyiz, sadece sosyal olarak kimin daha hızlı battığı konusunda kendimizi kıyaslıyoruz.

Bu dünyada uyanmak ve BİR YERLERDE, BİRİLERİNİN sizi gerçekten önemsediğini bilmek önemlidir. Bu da Tanrılar ve buradaki topluluktur. Bazen iyi şeylere pek dikkat etmeyebilirsiniz, çünkü insanlar kötü şeylerden çok şey çıkarmaya şartlanmışlardır. Yine de orada oturup bir süre gerçekte olan durumu tartmak gerekir.

Ancak gerçek şu ki, burada hızla ilerleyen yıkımın ve insanlığın çürümesinin ilerleyişine karşı harekete geçmeyi kafasına koymuş güçlü bir birleşmiş kaşifler topluluğumuz var. Henüz milyonlar değiliz, ama zamanla olabiliriz. Ve günün sonunda, sadece 10 kişi bile olsak, en azından birbirimize sahip olacağız ve aralıksız her gün insan bilincini kuşatmaya devam eden, karşılığında giderek daha az şey sunabilen ve çökmekte olan bir soytarı dünyasının insafına kendimizi bırakmayacağız.

Güzel çiçekleriyle, tuzaklarıyla, kafa karışıklığıyla, mutluluğuyla, arayışlarıyla, “her şeyiyle” yaşam savaşı hâlâ devam etmekte. Tüm bunlara rağmen, her gece yatmadan önce “Koruyucu Demonum” ya da “Şeytan Baba” diyerek dualarınızı yöneltebilir ve dinlendiğinizi ve önemsendiğinizi bilebilirsiniz. Ve bu ilginin gerçek olduğunu da bilirsiniz. Yaşamın başının ve sonunun da ötesinde, sonsuza dek sizinle birlikte kalacak bir şey olduğunu bilirsiniz. Ve bunun yerini hiçbir siyasi parti, hiçbir düzmece felsefe, veya herhangi bir şey tutamaz. O her zaman için sizindir.

Bununla da birlikte, size neden dünyadaki bütün inancımın ve sevgimin üçten oluştuğunun nedenlerini sunmuş oldum. İlk olarak, buradaki insanlar, Spiritüel Satanist Ailemiz.

Sonrasındaysa, Tanrıların kendileri ve geride bıraktıkları ebedi kültür.

Son olaraksa, duyulabilecek sevginin en hoşu ve yücesi, aradığımız ve ruhumuzun derinlerinde ihtiyaç duyduğumuz Gerçeğe açılan kapı, Şeytan Baba.

Bu benim hayatım, benim inanç beyanım, benim tek ilgim ve hayranlığım, ve benim güven ile bağlılığım.

Joy of Satan’a selam olsun,
Şeref ve güç ebediyen güzel Demonlara,
ve de Şeytan Baba’ya atfolsun!

Ferah, kutsanmış ve güçlü kalın.

-Yüksek Rahip Hooded Cobra 666

“Neden Sadece JoS’a, Şeytan’ın Kendisine, Tanrılara ve Kardeşlerime Güveniyorum?” hakkında 1 yorum var

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir