İstenmeyen İnsanları/Varlıkları Auranızdan Koparma

Kaynak: Joy of Satan‘ın aynı sayfasıdır.

Hayatımızdaki insanlar, özellikle de pozitif veya negatif olsun herhangi bir his beslediğimiz ve/veya bize yakın olan insanlar auramıza bağlıdır. Normalde bu bağlar auraya ve çakraya yapışıp kalabilir. Bu bağlar çok uzun süre, hatta ömürler boyunca kalabilir. Bu bağlar en çok aile üyeleri, bize yakın olan kişiler ve hayatımızı herhangi bir açıdan büyük ölçüde etkileyen herhangi birileriyle bulunur, ev hayvanlarıyla bile olabilir.

Psişik bağlar olduğunu belli eden semptomlar vardır, en barizi de kendimize ait olmayan düşünce ve/veya hisler, sevilen birisi veya bir aile üyesiyle ilgili güçlü “önsezi”ler ve başka çeşit telepatik duygu ve hisler. Bir düşünce veya duygunun size ait olup olmadığını anlamak için kendinizi bir süre Etere daldırın. Bunu kendinizi Eter elementinin ultraviyole “ışığı” içinde olduğunuzu imgeleyerek yapabilirsiniz. 1970’lerde popüler olan “siyah ışık”lar Eter’in rengidir mesela. Eğer hissettiğiniz duygular hızlıca yok oluyorsa sizden değildir. Kalıyorsa da sizdendir.

Kendimizi istenmeyen bir ilişki bağı/etkisinden kurtarmak için ilk önce bir problem olduğunu ve bu problemden kurtulmak İSTEDİĞİMİZİ kabul etmeliyiz. Eğer çalışmayı yapan kişi bilinçaltında bu bağı koparmak istemiyorsa bu çalışma çok daha zorlaşacaktır. Buna ek olarak olağanüstü derecede güçlü hislere sahip olup (örneğin takıntılı aşk gibi) bu hislerinin bizimkilerle karıştığı kişiler bile olabilir, bu da çalışmayı yapmayı bile çok zorlaştıracaktır.

Bu çalışma bir Dolunaydan 3 gün sonradan Yeni Aya kadar her gün tekrarlanmalıdır. İnatçı durumlarda bağın gücüne göre çalışma 40 gün veya daha da uzun süre devam ettirilmesi gerekebilir.

RUHUNUZDAN İSTENMEYEN BİR BİREYİ SİLİP ATMAK İÇİN:

Küçülen Ay evresinde (Dolunaydan Yeni Aya kadar) rahatsız edilmeyeceğiniz sakin bir yer bulun.

Bir seferde bir kişiden kurtulma çalışması yapın. Eğer birden çok kişi varsa yine de herkesi teker teker koparın, zira aynı anda birden çok kişi üzerinde çalışmak enerjilerinizi seyreltip bütün çalışmayı etkisiz kılacaktır. Bu sebeple bu çalışma çok zaman alabilir.

Zihninize bağın nerede olduğunu sorun. Çakralarda bir veya birden çok bağ olduğu durumlarda ortak bir bağlantı olduğunu keşfedeceksiniz. Bağın/bağların [etki veya bağ ne kadar güçlüyse o kadar fazla bağlantı noktası olacaktır] yerini bulamıyorsanız bağın yok olduğuna emin olmak için kişinin etkisini bütün çakralarınızdan koparmalısınız.

1. “[Kişinin isminden] benim ruhuma olan bütün bağları tamamen, kalıcı olarak ve bütünüyle koparıyorum.” afirmasyonunu kullanın.

Acele etmeden astral bir bıçak, testere, lazer veya size ne kullanmak rahat geliyorsa öyle bir araç kullanıp çakra(ları)nızdan bütün bağlantıları “TH” çekirdek mantrasını titretirken ve bu titreşimi bağlantının koparıldığı yere odaklayarak birer birer kopartın. Nefes alın, kullandığınız aracın beyaz-altın bir ışıkla dolduğunu imgeleyin ve nefes verirken “TH”yi titretin. Bağlantının tamamen ve kalıcı olarak koptuğunu imgeleyin ve “irade edin”.

Bu noktada iradeniz güçlü olmalı, zira öbür taraf bağlantıyı koparmak istemeyebilir ve bu kişinin ümitsizce size tutunmaya çalıştığını hissedebilirsiniz, özellikle de takıntılı aşk durumlarında. Bağlantıları kopardıktan sonra çakrayı bağlantıyı kopardığınız noktalardan beyaz-altın enerji/ışıkla mühürleyin, zira bu tekrar bağlanma denemelerini de geri teptirecektir.

2. Bağlantıları çakranızdan koparmayı bitirdikten sonra auranızı temizleyin.

3. Sonrasında auranızı mühürlemelisiniz. Bunu Güneş ışıkları gibi parlak, beyaz bir ışık imgeleyip [zira beyaz ışık geri yansıtmaya ve savuşturmaya yarar] bu afirmasyonu kullanarak yapabilirsiniz:

“Auram sürekli ve kalıcı olarak [kişinin isminin] enerjilerini her şekilde saptırıp geri çeviriyor.”

4. 111 kez Güneş’in çekirdek mantralarından birini titretin, zira bu çalışmayı destekleyip bağları geri kurma konusundaki herhangi bir uğraşı da yakıp uzaklaştıracaktır. Güneş’in mantralarından istediğinizi seçebilirsiniz, ama çalışmaya başladıktan sonra mantrayı değiştirmeyin.

“SURYA” – SSSSSUUUURRRRRYYYYAAAAA

veya

“RAUM” RRRRRRRRRRRAAAAAAAAAAUUUUUUUMMMMMM

[R’lerinizi bastırmamalısınız.]

“Işık Güçtür” – Lilith

Başka bir çeşit bağ da bulunmaktadır ve bu “psişik vampirizm/vampirlik” denilen şeydir. Psişik vampirlik bir bireyin kendisini astral olarak başkasının ruhuna bağlaması sonucu olur. Kişi genelde kendini hedefinin bir veya birden çakrasına [çoğu zaman da Kalp Çakrası] bağlar ve hedefinin enerjisini sömürür. Tüm yakın ilişkilerde bu iki kişinin paylaştığı iyi ya da kötü bir ruhsal bağ vardır. Psişik vampirlerin durumunda da bu ilişki bir parazit ve parazitin ev sahipliği yaptığı beden ile aynı ilişkidedir, zira vampir hedefini sömürüp enerjisini emebilir.

Psişik vampirler yabancılar da olabilir, ama sıklıkla bir psişik vampir aile üyelerinden biri bile olabilir.

Neredeyse her psişik vampirizm vakasında hedef kişinin tarafında bir zayıflık vardır. Parazit/konakçı ilişkisi sık sık alakalı bireylerden biri veya her ikisi için de tatmin olmamış bir ihtiyacı karşılar. Vampirlik yapan kişinin enerjisi bununla beslenir.

Psişik vampirler hakkında eğitsel ve eğitimli bir bakış açısıyla yazılmış, kan içicileri ve vampir efsanelerini de açıklayan bu kitap tavsiye edilir:

Vampires: The Occult Truth, – Konstantinos, © 2004

“İstenmeyen İnsanları/Varlıkları Auranızdan Koparma” hakkında 14 yorum var

  1. kan emici vampirler gerçekmidir ve gerçeklerse satanizmin bu konuya bakış açısı nedir

    1. Esenlikler,

      Yahudiler gerçektir. Ve evet, onlar kan emici birer vampirdir. Ama öyle ihtiyaçtan falan değil, istekten yapıyor ucubeler. Ve kan emmezlerse ölmezler. Ancak klasik vampir mitleri onlara dayanır. “Ölü” görünümlü, inanılmaz çirkin, kana susamış, Güneş’in kudreti karşısında eriyip giden. Kısaca Yahudiler.
      null

      İyi günler.

  2. Uzun zamandır komunistim hiçbizaman milliyetçilik duygum olmadı. Hatta size şöyle söyliyim kendim yobaz bir müslümanken ”müslüman olmayan bu ülkeden defolsun” kafasındayken bile milliyetçi değil ümmetçiydim. Bazı zamanlar vatani duygularım kabarsada çok kısa süreli türkçü oldum ve dinsiz olduktan sonra komunist oldum. Komunizmle yıllardır iç içeyim. Keşke her insan aynı şeye sahip olsa diyorum. Bu sistemi sevmiyorum, zengin daha zengin fakir ise zenginin ayağıyla bastığı merdiven gibi bir durumda. Ek olarak sadece bu düşünce değil milliyetçilik duygularım çok uzun zamandır yok. Hatta milliyetçilere düşmanım diyebilirim. Che guevara tişörtü giyip defalarca dışarı çıkmışlığım var. Şimdi sitenizi ve yorumları okuduğum için şunu anlıyorum komunizme karşısınız ama bir istisna olamaz mı? Yani şöyle bir istisna SS olmak istiyorum fakat önce komunizm için Demon mu çağırsam ouijo tahtasıyla bu konuda kesin ve net komunist SS istemediklerini mi sorsam? Eğer istemiyoruz yanıtını alırsam kendime zaman tanırım yani SS asla olmam beklerim, olabilir yada isteriz derlerse sorun olmaz. Ama bir sıkıntı var bu konu için bile demon çağırmam absürt duruyor. Çünkü komunizm yazdığınıza göre yahudi ürünü.

    Ve benim için en önemlisi meditasyon yaparken ufak fiziksel geri dönüşler alsamda bunların kendimi kandırma olduğunu düşünüyorum biraz daha farklı bir olay görmek istiyorum psikolojik güç gibi veya daha az sinirlenmek gibi ama bunları yaşamadım… Yorumlarda gördüm mantra titretmede benim gibi rahatsız olanlar varmış fakat onlara cevabınız ya sessiz yapın yada ailenize anlatın olmuş ama benim böyle bir imkanım yok. Ailem muhafazakar bir aile. Dinsizliğe meyilli olduğumu öğrendikleri gün evlatlıkla reddetmekle tehdit ettiler, fiziksel şiddet bile yaşadım yani gidip ben meditasyon yapıcam desem bile bunu budizm felan zannedip busefer kafamı bile kesebilirler oyüzden mantra titretmeden bir hayat sürsem nası olur?

    Güç meditasyonlarını çok kafaya takıyorum mesela kalktığım zaman yemek yiyorum dişimi fırçalıyorum ardından meditasyon yapıyorum bunu düşündüğümde kendime çok kızıyorum keşke böyle yapmasaydım diye arada çok fark olur mu? Ve meditasyonumun nezaman biteceğini kestiremiyorum. Boşluk meditasyonu için 2 dk demişsiniz bu süper ama aura temizleme için bir şey dememişsiniz. Önümüzde arkamızda altımızda yukarımızda herbirine ortalama nekadar güneş koyucaz? Meditasyonu BAŞARIYLA tamamladığımıza nasıl emin olucaz çünkü ben bittiğinde kafayı yiyecek gibi oluyorum keşke uzun mu yapsaydım diyorum acaba güneşi az mı hayal ettim diyorum.

    Son olarak neverfapi desteklemiyosunuz sanırım joyofsatan forumlarında öyle gördüm enazından ben müstehcen içerikler olmadan mastürbasyon yapabileceğime inanmıyormki zaten bunu defalarca denedim ama olmadı. Yani zihin veya beyin alışmış artık. Neverfap yapsam olur mu? Belkide hiç mastürbasyon yapmamak birazda olsa yararlıdır bizi motive eder çünkü siz +18 videoyu yasaklıyorsunuz onu yasaklayınca ben busefer mast hiç yapamam imkanı yok… (bu yorum biraz +18 oldu yasaksa çok özür dilerim)

    1. Esenlikler,

      Satanist’ler Komünist, Komünist’ler Satanist olamaz. Satanizme giren kişi bütün Yahudi inançlarını geride bırakmak zorundadır. Arada kalmışlık hem çok tehlikeli, hem de kabul edilemezdir. Komünizm “yazdığımıza göre” değil, objektif olarak Yahudi ürünüdür. Lenin, Marx, Stalin, Trotsky, bunların hepsi Yahudi. Mao’nun Yahudi bağlantıları ciddi anlamda dökümante edilmiş bir şey. Ve hiçbir Centil ideolojisinin, Komünizmin yüzde biri kadar bile kasıtlı ölüme sebep olması kelimenin tam anlamıyla imkansızdır. Böyle akıl almaz, dudak uçuklatıcı kötülükler ancak ve ancak Yahudilerden çıkabilir.

      Komünizmin doğa ve insanlık karşıtı, mantıken imkansız, zararlı ve etik dışı olduğundan bahsedebilirim, veya 100 milyon Centil zaiyatı olduğundan. Ama herhalde bunları zaten biliyor ve kasıtlı olarak görmezden geliyorsunuz. Neden gelesiniz? İslam neyse bu da o. Ki İslam ve Hristiyanlık Teist’ler için Komünizm’ken, Komünizm de Ateist’ler için Hristiyanlık’tır. Cidden aynı mantık. Dediniz ya, ırk ve ulus yok, “ümmet” var. “All*h” yerine “Devlet”i koyun, bildiğiniz Komünizm. Che itine gelince; katil, kalleş, sapık bir herif. Toplama kamplarına homoseksüelleri toplatıp işkenceler yaptığı da biliniyor.

      Bu Gerçekler değişmez. Arzu ederseniz bu konuda Tanrı çağırmayı deneyebilirsiniz ama Satanist olmadığınız için ille de bir Demon geleceği garanti değildir, sitemizde gösterilen tekniği kullanıp Şeytan’dan geçerek şansınızı arttırın bari. Ama şunu da söyleyeyim, bu seviyede Tanrı çağırsanız bile net bir şey duyamazsınız. Kişi ruhani olarak, en azından kendi düşüncelerini kontrol edebilecek durumda olmalıdır. Kendi düşüncelerini dışarıdan gelen imgelerden, fikirlerden, ilhamlardan ayırt edebilmeli, sadece bir şeyi duymak istiyor diye kendini bu şekilde kandırmayacak kadar da iradesini eğitmiş bir durumda olmalıdır. Ruhaniyete yeni olduğunuzu ve Komünizm’in düşman doğasını henüz kavrayamadığınıza göre, bu konular üzerinde çalışmanız gerekiyor. “Ruhaniyetin Komünizm ile ne alakası var” derseniz çok basit; insan ilerledikçe zihni açılır, anlayışı genişler ve bir şeyler ona “malum olur”. Mesela İslam’ın ne pislik olduğunu belki şu an az veya çok anlıyorsunuz, ama sizi temin ederim ki şu an takdir edebileceğinizden çok daha kötü, çok daha melun, çok daha habis ve tiksinç bir şey. Bunu ancak ilerledikçe, gözleriniz düşmanın pisliğine ve iğrenç enerjisine açıldıkça gerçek anlamda takdir edebilirsiniz. Komünizm de aynı şey.

      İlerledikçe insan olarak doğanıza yaklaşacak ve gerçek anlamda Gerçekleri objektif olarak görmeye başlayacaksınız; ondan sonra neden haklı ve halkına iyi bakan, mutlu eden bir İmparatorun bir çöpçüyle aynı maaş almaması gerektiğini, ama elbette ki ikisinin de insan gibi onurlu, mutlu ve bolluk içinde yaşaması gerektiğini ve bunun Yahudi etkisinden kurtulunca kolaylıkla nasıl mümkün olduğunu da anlayacaksınız. Halkçılık, yani “Sosyalizm” istiyorsanız bunun dünya üzerindeki tek gerçek örneği Nasyonal Sosyalizm’dir. Ne mülkiyete karşı, ne zorbalığın yanında. Mükemmel bir denge. Şeytan gibi. Ki Tanrılar bizzat Nazi olduklarını söylerler, Lilith Annemiz doğrudan “Biz Naziyiz” diyor.

      Meditasyonların “kendini kandırma” olduğunu düşünüyorsanız bilimsel literatüre daha iyi bakmanız gerekiyor, çünkü ruhani fenomenlerin gerçekliği tartışmaya açık bir konu değil. Uzun bir süredir tanındığı üzere, metafizik en faz fizik kadar gerçektir. Sadece kişisel tecrübelerinizle mi hareket etmek daha mantıklı, yoksa evrensel geçerliliği olan kanıtlarla mı?
      Meditasyonlardan verim alamıyorsanız daha ciddi, düzenli ve istikrarlı yapmanızı, “bu zaten işe yaramayacak ki” gibi negatif düşüncelerle kendinizi sabote etmemenizi tevsiye ederim. Tabii ki “işe yaraması” için “kendinizi inandırmanız” falan gerekmiyor, bu placebo değil; ama nötr olsanız yeter.

      Bu arada, ben kimseye ailesine meditasyondan bahsetmesini söylemedim. Sadece “yakalanırlarsa” durumu “NPC”lerin anlayabileceği bir şekilde açıklamalarını tavsiye ettim. Yine de mantra titretme denilen şey günde 10-15 dakikayı bile bulmayacaktır, özellikle de ilk başta. Dolayısıyla günde o kadar süre mahremiyet edinebileceğiniz, veya mantraları başka seslerin arasına sıkıştırabileceğiniz zaman dilimleri kesin olacaktır, yaratıcı olun. Diğer meditasyonlar da zaten çoğunlukla sessiz. Ama titreşim çok kritiktir, o yüzden mantra olmadan meditasyon çok eksik kalır.

      “Keşke böyle yapmasaydım” derken, keşke nasıl yapmasaydım demek istiyorsunuz? Meditasyon kahvaltıdan, diş fırçalamadan önce veya sonra yapılmalıdır diye bir şart yok, günlük rutininizin başlarında olsun da tüm gününüz iyi geçsin yeter. Ki bunu böyle yapıyorsunuz gibi görünüyor. Suçlu hissetmenize gerek yok.

      Ve, 40 günlük programda fark ettiyseniz gün segmentlerindeki meditasyonların aşağı yukarı ne kadar uzun süreceği yazıyor, bunu meditasyon sayısına bölmek çok da zor olmasa gerek, değil mi? Tabii şu da var ki hoşunuza gidiyorsa biraz uzatmakta hiçbir problem yoktur, o yüzden rahat olun. Onun dışında, meditasyonu “doğru” yapınca yeşil ışık yanmıyor. Ama özellikle de temel seviyedeki şeyleri yanlış yapmak pek mümkün değil ya. Ama nasıl “doğru” ağırlık kaldırınca yeşil ışık yanmıyorsa, bunda da böyle. Ama bilirsiniz. Pratikle ve tecrübeyle, formunuzu düzgünleştirirsiniz. Tıpkı spoorda olduğu gibi. Yoksa uzun veya kısa yapmayla ilgili bu kadar takıntı yapmanıza gerek yok, bence sizin sorununuz da zaten bu kadar takıntı yapmak. Meditasyon sırasında da böyle düşünüyorsanız, kafanızın bir köşesinde hep bu varsa vay halinize, sonra da neden etki alamıyorum diyorsunuz.

      Meditasyon, her şeyin yanında rahatlama sanatıdır, böyle şeylere takıntı yapmayın. Yazılı talimatları %100, mükemmel ve en ufak bir esneklik bile olmadan takip etmek zorunda değilsiniz, meditasyon bir sağ beyin aktivitesidir ve kendinize rahat geldiği şekilde yapmanız çok önemlidir. Orada 5 dakika yazıyor, siz 4 dakika 59 saniye yaptınız diye her şeye çöp olmuyor örneğin. Rahat olun biraz. Yoksa kendi kendinize sabotaj yapmaya ve aldığınız faydaları sulandırmaya devam edersiniz. Bunu istemem. Rahatlayın, gevşeyin. Ne bir yarıştasınız, ne de kimse ensenizden soluyup “yanlış” yaparsanız kafanıza cetvelle vurmayı beklemiyor. Ki dediğim gibi, “yanlış” yapmak pek mümkün değil.

      “Neverfap” ne, nofap zırvasının bir üst hali falan mı? Ve desteklemiyoruz değil, direkt karşıyız. O ne aptalca şey öyle?
      Onun dışında söylemeliyim ki, porno olmadan mastürbasyon yapamayacak duruma geldiğinizi düşünüyorsanız tebrikler, beyninizin ödül sistemini iyice pişirmişsiniz! Bu işlerin doğal halinden olabildiğince uzak, son derece zararlı ve tehlikeli bir durum. Yarın öbür gün bir partneriniz olsa onunla ciddi sorunlar yaşamanın önünü açıyorsunuz.

      Ama bunların çözümü (((nofap))) değil. Yani bunu hayat tarzı olarak benimsemek değil. Ama evet, elbette bedeninizi ve zihninizi biraz düzene koymak için birkaç gün veya en fazla birkaç hafta (yani aylardan bahsetmiyorum) bu şeylerden uzaklaştırıp doğal ritminize girmek için kendinize fırsat tanıyabilirsiniz. Libidonuz doğal miktarlarda ve doğal şekillerde arttıkça zaten ister istemez porno kullanmadan yapacaksınız, bir zahmet. Tabii o kadar bekleyip sonra pornoya tekrar düşmeyin de. İmgeleyerek yapmayı öğrenin, sizi temin ederim zamanla çok daha eğlenceli ve ödüllendirici olacaktır. Son olarak belirteyim ki, bizim bir şeyi “yasakladığımız” falan yok, sadece gerçekleri söylüyoruz. Porno sağlıksızdır, bağımlılık yapar, Yahudi işidir, kötüdür, melundur. Ama izleyen Satanizm’den çıkar, ban yer, kafası kesilir, ölür, yanar, ayak serçe parmağını koltuğa, masaya çarpıp durur diye bir şey yok. Seçim de, sorumluluk da sizin. Responsibility to the responsible. Her konuda.

      İyi günler.

      1. sağolun verdiğiniz cevap için kızmadınız demi bide savaş için belirleyici zamanlara da soru ekledim. Son bir şey söyleyeyim bu takma işi beni gerçekten en dibe çekiyorsa ki öyle gözüküyor sanırım biraz rahat olucam. Namaz kılarken öyle dur şöyle yap bunu yap dayatmaları yüzünden mi böyle oluyor anlamadım. Mesela kalktığım an yemek ve diş fırçalama ardından meditasyon yapmakla birlikte bile içim rahatsız oluyor önce meditasyon mu yapsaydım diye. Çünkü siz uyandığınız an yapın diyince benim aklıma uyandığım an kalkıp güç meditasyonu yapmak geliyor veya sabah yapın diyorsunuz ya. Herhalde kalktığımız andan itibaren 2-3 saat zaman dilimimiz vardır yemek ve diş fırçalamadan sonra yapmak bir sorunolmaz tamamdır rahat olmalıyım.

        1. Esenlikler,

          Cidden İslami programlanmanızın etkisi var, evet. Bakış açınızı düzeltmeniz lazım. Bunlar “ibadet” (bkz. kölelik) değildir ki belirli bir zaman diliminde ve belirli bir formda, en ufak bir sapma olmadan kesinlikle yapılması gerekir. Bunlar egzersizdir, kişinin kendisine faydalı olan egzersizler. Sabah yapınca günün geri kalanında enerjik ve zinde olacaksınız, akşam da gün içinde topladığınız negatifliklerden arınıp iyice rahatlayacaksınız, mantık bu. Bu yüzden kalktıktan kısa bir süre sonra ve yatmadan da bir süre önce yapın diyoruz, başka bir sebebi yok. O yüzden kendinizi bu kadar kasmayın. İster ilk önce diş fırçalayın, ister meditasyon yapın.

          Ama 2-3 saat de biraz fazla. Kalktıktan sonra yakın bir zamanda yapmanız yeterlidir. O kadar geciktirirseniz sonra üşenmeniz veya es geçmeniz mümkün, tavsiyem kısa sürede aradan çıkarmak.

          Ve tekrar ve tekrar söylüyorum, rahat olun. Olay rahatlamaya dayanıyor. Takıntı yaparak fayda elde etmeniz çok ama çok zor, ve elde etseniz bile kazandıklarınız çok azalacaktır. Bana sorarsanız ana sorun bu, bunu çözün. İradenizi ve düşüncelerinizi kontrol etmek için size kişisel önerim, yazanın 2-3 katı daha fazla/daha uzun Boşluk Meditasyonunu her gün yapmanız.

          Ve hayır, neden kızayım? Bize gelen aptalca yorumları, mailleri düşünürsek, sizin şu an yanlış bir fikirde olmanız ama bunu medeni bir şekilde ifade edip tartışmaya, bilgi alışverişine açık olmanız hiç de kışkırtıcı, sinirlendirici bir durum değil. Gayet insani. Asıl sorgusuz sualsiz, biz diyoruz diye bir anda Komünizm sempatizanıyken Naziliğe soyunsaydınız sorun olurdu. Samimiyet ve dürüstlük çok önemlidir; hem kendimize, hem de dışarıya.

          Bir de, “Savaş için belirleyici zamanlara da soru ekledim” dediniz de, ben cevaplandırdığım yorumlarınızdan başka bir şey görmedim. Eksik kalan bir şey varsa lütfen söyleyin, çünkü şu anda sizden ve henüz onaylanmamış bir yorum görmüyorum.

          İyi günler.

          1. Defalarca kontrol ettim ama yorumu maalesef göremedim. Sayfada bul tuşuyla kullanıcı adamı arattım yine olmadı. Sorun olmazsa buraya kopyala yapıştır yapar mısınız?

          2. Esenlikler,

            Üzgünüm ama öyle bir yorum sistemde görünmüyor. Gönderdiğinize emin misiniz? Veya gönderdiyseniz belki spam filtresine falan takılmış olmasın? Sonuçta kısa sürede çok ve uzun yorumlar yaptınız.

            Her halükarda o yorumu tekrar yazabilirseniz cevaplarınızı veririm.

            İyi geceler.

  3. Boyumu uzatmak istiyorum. 23 yaşına gelmiş bir erkeğim ama boyum 170. Kendimi gerçekten pasif hissediyorum. Yaşıtlarımla göz göze gelmek yerine aşağıdan bakmak beni kötü hissettiriyor. Yüzmeye başladım onun dısında pilates egzersizleriyle esnemeye calısıyorum. Uzama kemiklerin arasındaki plağa bağlıymış. Belli yaştan sonra plaklar kapanıyormuş ama ameliyatla açılıyormuş ve kemik boşalan yeri dolduruyormus böylelikle uzama oluyor ama ameliyat hem masraflı hem korkunç. Her gün bacağıma girmis o aletin düğmesini çevirmek falan.. üstelik sadece bacak boyunu uzatıyor. Sadece bacaklarım uzasa gene orantılı olmucak bu sefer gövdem kısa kalacak. Ben biraz üstten biraz da bacaklardan toplamda 10 cm uzamak istiyorum. 3-5 ayda 10 cm uzarım diye fantastik fikire kapılmadım elbette ama bu iş sadece esnemeyle olmaz. Melatonin büyüme hormonu sağlıyormuş. Belli ritüellerle ve meditasyonlarla bedenimi sanki ergenliğe yeni girmiş gibi hormonları artırabilir miyim? Böylelikle kolum, elim, bacağım gövdem orantılı uzar ve yaşıtlarımın ölçülerine sahip olurum.

    Bunun üstesinden tek basıma gelebilir miyim yoksa bir demondan mı yardım almak gerekir? Demonlar boy uzatmaya yardım edebilir mi ki? Sağlık verdiklerini biliyorum da boy da olur o zaman bence her gün milimetrik olarak kemiklerimi açabilir kemik de sürekli yenilenir bu acılı bir süreç olsa da doğal oldugu sürece katlanırım. Ortaya iyi bir sonuç çıkacak ne de olsa. Hangi demon uygundur lütfen ayrıntılı bir geri dönüs yapın.

    1. Esenlikler,

      Biyokineziyle fiziksel değişiklikler imkansız değil, ama dediğiniz şeyler için epey güç ve gelişmişlik gerekeceğine eminim. Dediğiniz gibi 3-5 ayda istediğinize ulaşırsınız gibi fikirlerde olmamanız güzel. Meditasyonun ve yoganın kişiyi genç ve zinde tuttuğu doğrudur, aynı zamanda doğrudan birazcık boyunuzu “uzatma”, daha doğrusu var olan boyunuzun tamamını “kullanmanıza” yarama etkisi vardır. Sonuçta omuriliğiniz de dahil her yeriniz esniyor. 2-3 santim bu şekilde fark edebilir.

      Onun dışında, bu konu sizin için belli ki kompleks olmuş. Bunda utanacak bir şey yok, ama size tavsiyem fiziksel değişikliklere oynamadan önce “tavan aranızı” temizlemeniz, yani bilinçaltınızdaki komplekslerden, sıkıntılardan, takıntılardan, yaralardan kurtulmanız. Psişik iyileşme hem büyük fiziksel değişimlere kıyasla nispeten daha kolaydır; hem de cidden istediğinizin bu olup olmadığını anlamanız elzemdir. Yani boyunuzun uzamasını öz benliğiniz mi istiyor, yoksa travmalarla, takıntılarla, belirli olaylarla yaralanmış düşük, “sahte benliğiniz” mi? Laf ebeliği yapmayacağım, ama ikisi aynı şey değil. Sağlıksız, kendi özümüzden gelmeyen, dış etkilerin ve baskıların eseri olan “istek”lere oynamak, genellikle akıl kârı değildir. Şu an istediğinizi söylediğiniz şey imkansız değil, sadece oldukça ilerleme ister; ama siz de ona kadar önce bunu gerçek anlamda isteyip istemediğinizi görün.

      Tanrıların size dediğiniz şekilde yardım edeceğini hiç sanmam (çünkü bu işi böyle yapacaklarını sanmam), ama istediğiniz konu hakkında yardım istemekten çekinmeyin. Gözlerinizi açık tutun, Onlardan gelen işaretlere, ilhamlara, faydalı düşüncelere kendinizi açın. Sizin yerinize bu şeyi yapacaklarını söylemiyorum; ama amacınıza ulaşmak ve/veya bu konuda mutlu olmak için size gereken şeyleri göstermeleri muhtemeldir. Bu dediğim gibi komplekslerinizden kurtulup kendinizi benimsemeniz şeklinde de olabilir, bu isteğinize daha kolay ulaşabilmeniz için gereken bilgilere “rastlantı eseri” denk gelmeniz şeklinde de olabilir, başka şekillerde de. Her halükarda, açık fikirlilikle Tanrılardan ricada bulunup, kendinizi değişimlere açık tutun ve bu ve diğer konularda ana emek gösteren tarafın siz olmanız gerektiğini unutmayın. Emeklerinizde Tanrılar destek sağlayıcı konumundadır. Balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmek daha iyidir.

      İyi günler.

  4. Yeniden yazayım ozaman kusura bakmayın meşgul ettiğim için… 🙂 Şimdi ben ilk sitenizi gördüğümde bunun yalan olduğunu düşündüm ve joy of satanı inkar ettim. Ardından bir arkadaşıma bu siteyi attım ve o da aynı şeyleri düşününce bana çok büyük motivasyon ve rahatlama geldi. Ardından joy of satan exposed yazılarını okuyunca ki Rahibe Maxinenin eşi ot içiyordu sanırım yada ona benzer bir muhabbet vardı. Bunu da görünce inancım tamamen kırıldı ve hristiyanlığa geçiş yaptım. Hristiyanlığa geçiş yaptığım zamanlar Satanizme, Şeytana, Tanrılara (yehova ve melekler hariç), joy of satana çok hakaretler ettim, nefret ve kin kustum. Aradan zaman geçti benim sorgulama ve araştırma yönüm ağır bastığı için ölümden sonra hayat vaad eden bir din yerine şuan bu dünyada göreceğim mucize armaaya başladım bunun içinde farklı satanist ekollerin meditasyonlarını denemeye başladım ve çok şaşırdım joy of satandan sonuç aldım. Joy of satandan sonuç alınca içime ürperti ve pişmanlık düştü. Çünkü ben bir hristiyan olarak aylarca josa, satanizme, hitlere ağzımdan küfürler savurdum tıpkı online oyunlardaki toksik oyuncular gibi… Sözün özü güç meditasyonlarından bu geri dönüşü aldığımı söylemiştim ya. Eğer bu geri dönüşler devam ederse ki edicek diye düşünüyorum Tanrıların beni affetme durumu nedir? Bir kedi düşünün sahibisiniz size tırmık atsa mesela ona şiddet uygulamazsın elbet güçsüz sizden şaşırıp üzülür belki azcık kızarsınız Tanrıların bana bakışı da böyle mi? Bunları öğrenmek için kaçıncı ay meditasyonunda özür töreni yapmalıyım? Özür töreni olmazsa Tanrı çağırıp bu konuyu sormak isterim kaçıncı ay gibi deneyeyim?

    1. Esenlikler,

      Yani açıkçası bir tek böyle bir şey görüp çıktıysanız geçmiş olsun. Bence o zaman tekrar girmeyin, çünkü duyacağınız çok daha “korkunç” ve bir o kadar zırva şeyler var. Zırva derken, Yüksek Rahibe Maxine’in kim olduğu bilinmiyor ki eşi (eğer ki varsa) hakkında bilgiler olsun. Hem hadi eşi biliniyor diyelim, bize ne ondan? Karı-koca yönetimindeki bir tarikat değil ki Satanizm; herkes kendinden sorumlu. Yüksek Rahibe Maxine’in kendisi içiyor deseler hadi neyse ama… Yani. Güzelmiş.

      Bir Hr*stiyan olarak Tanrılara sövmeniz gerekmiyorken sövdünüz. Tabii bu kötü bir hareket; ama bu hakaretleriniz sadece kendinizle sınırlı kalıp Tanrıların amaçlarına tehdit veya engel olmaya çalışmadıysanız hiç değilse ahmaklığınız kendi içinizde sınırlı kalmış diyebiliriz. Affedilmenizin imkansız olduğunu düşünmüyorum, ama Tanrılar adına konuşmayacağım. Uygun gördüğünüz zaman uygun bir şekilde tören yapıp samimi ve ciddi bir şekilde hislerinizi belirtin.

      İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir