İblis ve Cinler – Antik Pagan Tanrıları

Kur’an’da İblis ve Cinlere çokça referans vardır. İblis, Şeytan’ın Arapça ismidir; Cin ise Demon’lar için kullanılan Arapça bir tabirdir. Yani İblis ve Cinler yine aslında bize ait kelimelerdir.

Kur’an’a göre sadece “Allah”a hizmet ve tapınmada bulunan, en ufak bir özgür iradeye sahip olmayan meleklerin aksine Cinler, güçlü ve özgür iradeye sahip varlıklardır. Bu bize İslam ve takipçilerinin de örnek alıp olmaya çalışmaları gerektiği söylenen (iradesiz ve tek işi “kulluk etmek” olan köleler) şeyler hakkında da çok şey anlatır. Güç ve bağımsızlık sahibi olmak hoş karşılanmazken düşünceden tamamen yoksun olmak, tam bir bağlılık ve bağımlılık, ve akılsız bir kölelik ve itaat ise pozitif özellikler olarak sunulmuştur. Bu da bizi İslam’ın itaat ve köleliğe dayalı bir doktrin olduğu gerçeğine tekrar götürmektedir.

Kur’an’da İblis ve Cinler, Hristiyanlıkta Şeytan ve Demon’larla aynı şekilde sergilenmiştir. İblis’in “isyanı” ve “kovulması”na dayalı kurmaca efsane burada da vardır. İslam ve Hristiyanlık arasındaki başka ve güçlü bir bağ da budur, ve bu olay İslam’da da Hristiyanlıkta olduğuyla aynı amaca hizmet etmektedir. İslam’ın “tanrısı” Allah düzmece ve sahtedir. Hristiyan “tanrı”sıyla aynıdır, aynı varlıktır. Ve Allah/Yahweh de bir düşünce formu ve düşmanı kollektif olarak tanımlamak için kullanılan bir tabirden başka bir şey değildir. Hristiyanlık da, İslam da bu (ve başka pek çok) konuda tamamen aynıdır. Tek fark bu düşünce formundan bahsederken kullanılan isimlerdir. Kur’an’ın Cinler ve insanların özgür irade sahibi olan tek varlıklar olduğunu belirtip insan ve Cinler arasında böyle bir bağ kurarken “Allah” ve onun akılsız, robotvari meleklerinin de yabancı, uzaylı özelliklerinin altını çizmesi ilginçtir. İslam takipçilerinin özgür iradesini yoketmek, onları Cinlerden ayırmak için durmadan çalışmaktadır. Ama aslında bu Cinler, İslam’ın işgalinden önce Orta Asya’daki Paganlar tarafından tapınılan gerçek Tanrılardır. İslam, insanları Gerçek ve Orijinal Tanrılarından ayrı düşürmek için elinden gelen her şeyi yapmaktadır.

Gerçek ise İblis‘in İnsanlığın Gerçek ve Orijinal Tanrısı, Cinlerin de Orijinal Tanrılarımız olduğudur. Zaten Cin kelimesi, Genie kelimesiyle bağlantılıdır ve anlamını da oradan alır. Genius kelimesi vardır, dahi anlamında. Demon ise antik yunanca kökenlidir, bilgisi olan (“He who has knowledge”) anlamına gelir. Cin de dolayısıyla aklı olan, üstün/harika zekası olan, bilgisi olan, vb. anlamlardadır. Bu kelimeler ise antik çağlarda Tanrısallığa bağlanmıştır. Tanrı kelimesi bile Tengri’den gelir, Şeytan/Satan’ın bir adıdır.

Tengri Tasviri  

Düşmanın bizi baskılamak için kullandığı düşünce formu, bir ilah veya benzeri bir şey değildir. Tanrılarımız kadar güçlü düşman varlıklar tarafından oluşturulmuş bir enerji formudur.

İslam’ın amacı her zaman için Centil halkların orijinal Pagan dinlerini bastırmak ve Centilleri kendi Gerçek Tanrılarından olabildiğince uzak tutmak olmuştur. Bunu yapma yöntemleri de hep aynıdır, Tanrıları yalan bir şekilde “kötü” diye etiketlemek ve Centil halkların Onlardan korkmalarını ve Onlara karşı “küfürde” ve hakarette bulunmalarını sağlamak. Az önce bahsettiğimiz gibi o “isyan”a dayalı hikayelerin tek amacı da İblis’i, “Allah”ın gücü altındaymış gibi göstermektir. Ama hiçbir şey asıl gerçeklerden bu kadar uzak olamaz.

İblis‘in “başkaldırdığı” tek vakit düşmanın, İblis’in kendi yaratımı olan insanlığın yokedilmesini istediği zaman yaptığı “başkaldırı” olmuştur. O, insanlığın bilgi ve güç sahibi olmasını istemiştir, ve bu yüzden insanlığın köle olarak sürünmesini isteyen düşman tarafından lanetlenmeye çalışılmıştır.

İblis “insanlığın düşmanı” veya “kötülüklerin efendisi” değildir. Asıl kötü olan “Allah”tır. Dünyaya ölüm ve karanlık getiren odur. Cehalet ve köleliğin getiricisi İslam programının kendisinden bile anlaşılabileceği üzere Allah’tır, lakabından bile kutsiyet akan Işık Getiren değil. İnsanlığın yokedilmesini isteyen de Allah’tır, insanlığın güçlenip özgürleşmesini isteyen İblis değil. İnsanlık alenen kandırılmıştır, ve Gerçek ve Orijinal Tanrımız korkunç bir şekilde küfüre ve yalanlamaya uğramıştır. Gerçekte iyi olanlar İblis ve Cinlerdir, sizi “cehennem”den kötü bir sona sürüklemeye çalışan da “Allah”tır.

Cinlerin Allah’ın kontrolünde olduğuna dair hikayeler Allah’ın sanki gerçek bir güç sahibiymiş gibi görünmesini sağlamak amacıyla yaratılmış yalanlardan başka hiçbir şey değildir. Cinler (veya başka hiçbir şey) Allah tarafından yaratılmamıştır, bu Tanrılara karşı yapılan asılsız ve boş bir hakaretten başka bir şey değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, Cinler orijinal Pagan Tanrılarıdır ve kölelik programı İslam’ın gelmesinden binlerce yıl önce de takip ediliyorlardı.

Cinlerin, Pagan Arabistan’ında tapınılan gerçek ve orijinal Tanrılar olduğuna dair kanıtları Kur’an’dan bile bulabilirsiniz:

Sebe Suresi – “Allah’ın, onları hep birden toplayacağı, sonra da meleklere, “Bunlar mı size ibadet ediyorlardı?” diyeceği günü bir hatırla! ﴾40﴿ (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu. (41)”

Kaynak: Kur’an, Diyanet İşleri meali.

“Allah”ın ismi bile Paganizmden çalıntıdır. Pagan Arabistanında en yüksek Tanrıya verilen ünvan olan Al-İlah’tan çalıntıdır. Bu ünvan Arabistan’daki Pagan kabileler arasında, tapındıkları en üst Tanrıyı tapındıkları başka Tanrılardan ayırt etmek amacıyla kullanılırdı. İslam’ın bunu da sahip olduğu diğer her şey gibi Antik Paganizmden çaldığı gün gibi barizdir.

Bu yazı İslam hakkında olsa da da, tüm İbrahimi inançların aynı olduğunu ve orijinal Tanrılarımızı aynı şekilde lekelemeye çalıştıklarını görmeniz için, Katolik Ansiklopedisi‘nden şu alıntı çok açıklayıcı olacaktır:
“Aynı şekilde, Yunanlar ve Romalılar da kendi Tanrılarına tapınmış, onları sevgiyle görüp iyi varlıklar olduklarına inanıyor olabilirlerdi. Ancak Hristiyanlığın kutsal yazıları Centillerin tüm Tanrılarının Demon’lar olduğunu beyan etmektedir.” (“In the same way the Greeks and Romans may have worshipped their divinities, fondly believing them to be good. But the Christian Scriptures declare that all the gods of the Gentiles are demons.”)
Demon’lar/Cinler, Centillerin Tanrılarıdır.

Kur’anda bahsi geçen ve sonra Cin diye tabir edilen üç önemli Pagan Tanrısı daha vardır. Birisi Arap’ların Venüs Tanrıçası olan, aynı zamanda Savaş ve Bereket Tanrıçası olan El-Uzza’dır. Kutsal hayvanı aslan veya büyük bir kedidir. Orijinalinde bir Pagan tapınağı olan Kâbe’de heykeli bulunan ve Müslüman işgalciler tarafından yokedilen Tanrılardan biridir. Başka bir tanesi yine bereket ve bahar Tanrıçası olan El-Lât’tır. Sembolü de İslam’ın çaldığı Hilal Aydır. Başka bir tanesi de El-Manat’tır; kaderin, yıkımın ve ölümün Tanrıçasıdır.

Bu üç Tanrıça, İslam tarafından çalınıp Kur’an’a yerleştirilmiştir. Hatta bazıları bunların Allah’ın kızları olduğuna bile inanmıştır. Durum her ne olursa olsun sonuç olarak bu Tanrıçalar direkt olarak Pagan doktrinlerinden çalınmıştır. İslam öncesi Arabistan’da Al-İlah ünvanına sahip baş Pagan Tanrılarından biri olan, bazılarının Tanrı Sin olduğunu düşündüğü Tanrının kızlarıydı. Kurmaca Müslüman varlığı “Allah” dış kapının dış mandalı bile değildi, yoktu. Ama sonra bir anda bütün bu Tanrılar ve Tanrıçalar Kur’an’da “kötü” gibi gösterilmiştir ve insanlar da onları reddetmeye ve hakaret etmeye yönlendirilmiştir. Bu üç Tanrıça Pagan Arabistan’ında son derece büyük öneme sahip oldukları için de onları tamamen yoketmenin tek yolu o ya da bu şekilde İslam’ın onları tanımasıydı. İnsanlar her halükarda bu Tanrıçaları takip etmeyi zorla bıraktırılmadıkları sürece bırakmazlardı. Bu yüzden İslam programı onları yalanlayarak kötü gibi göstermiştir, böylece de insanları onlardan korkutup uzaklaştırarak kadrajdan çıkarılmaya çalışışmıştır. Ama bu Tanrıçalar (veya başka herhangi bir Tanrı veya Tanrıça) hiçbir zaman “Allah”ın kontrolü veya gücü altında değillerdi, ve Pagan Arabistan’ının tamamında tapınılıp seviliyorlardı.

Cinler 72 Goetik Demon’dur! Örneğin El-Uzza, Astaroth ile ilişkilendirilebilir.  Kur’an ve İslam, Hristiyanlığın Demon’lara yaptığı muamelenin tıpatıp aynısını Cinlere de yapmakta. Bu da Cin=Demon=Tanrılar olgusunu güçlendirir ve Uzza=Astaroth ve benzeri örneklendirmelerin de yardımıyla tamamen kanıtlanabilir niteliktedir. Kur’an, Cinlere koskoca bir sure atfetmiştir, ama bu surenin sayısı asıl ilginç ve önemli olan. 72 numaralı sûre “Cin sûresi”dir. 72 sayısı her zaman için Cinlerle/Demonlarla ilişkilendirilmiştir. Başka bir önemli nokta da 7 ile 2’nin toplanınca 9 etmesi. 9 ise ruhun eşit kollu haç şeklini oluşturan ana çakraların sayısı ve dolayısıyla da büyük güç içeren bir sayıdır. 9, her zaman için önemli bir Pagan/Satanik sayı olmuştur. Bu Cinlerin gerçek bilgi ve güce sahip olduğunun ve insanlığın İblis ve Cinlerin rehberliğiyle mükemmelliğe ve Tanrılığa ulaşabileceklerinin alenen kabulüdür.

Gerçekler böyleyken bu sûre ise Tanrılara hakaretten başka bir şey değildir, ve de Cinlerin bu kurmaca Allah tarafından kontrol edildiğini göstermek gibi gülünç ve yalan dolu söylemler içermekten başka bir işe yaramaz. Ama her halükarda Cinlerin burada bile 72 sayısıyla ilişkilendirildiğini görmek göz açıcıdır. Cinlerin Allah’ın kontrolünde olduğu yalanı Cinlerin/Demon’ların/Orijinal Tanrılarımızın Yahudi “büyücüler” ve onların (İslam’ın da bunlardan biri olduğu) yalan programları tarafından geçmişte bağlanmış olduklarıyla ilişkilidir. Ama şu an tamamen serbestler!

Kur’an “Süleyman” hikayesini de paylaşmıştır. Cinlerin sözde bu kurmaca Yahudi büyücüsünün kontrolü altında olduğuna dair yalanlar burada da vardır. Aynı zamanda sihirli lambalara bağlı cinlerin hikayeleri de buradan çıkmıştır. Bu Cinleri çağıranların onlara herhangi bir dileğinin gerçekleştirilebileceğini “emredilebileceği” yalanı da yine Yahudiler tarafından empoze edilmiştir, ve bu da geçmişte cahil insanlar tarafından çokça ruhani istismara sebebiyet vermiştir. Bu Tanrılarımıza karşı olağanüstü bir hakaretir ve Centil halkların tamamının yüzüne de sert bir tokat niteliğindedir, ruhani bir bozulma olduğunu da unutmamak gerek. İslam aynı zamanda Cinlerin sonsuza dek “bağlı olacağını” da iddia etmiştir, ama bu yalan da geçerliliğini tamamen yitirmiştir, zira şu an Tanrılar tamamen serbesttir. Onların sözde “kehanetlerinden” birisi daha böylece apaçık yanlıştır.

Başka önemli bir nokta da Kur’an’ın Cinlerin ateş elementinden olduğunu söylemesidir. Ateş; iradenin, tutkunun, yaratımın, yaratıcılığın ve gücün kudretli elementidir. Yalanlarla dolu Kur’an’da bile Cinlerin gerçek, orijinal, kudretli Tanrılarımız olduğunu yeterince dikkatli bakan herkes görebilir.

İblis/Satan/Şeytan ve Cinler/Demon’lar insanlığın Orijinal Tanrılarıdır, İblis de insanlığın Gerçek Yaratıcı Tanrısıdır! Antik Sümerlere Enki olarak bilinirdi, Antik Mısır’da Ptah olarak bilinirdi, Babil’de EA’ydı, Yezidiler’e Melek Taus’tu, biz Türklere Tengriydi ve daha pek çok ismi vardı. Hepsi aynı varlıktır, hepsi yüce, kudretli Ebedi/Mutlak Gerçek’tir, Dünyanın Lordu’dur. Centil halklar Ona hakaret etmeye, Ondan yüz çevirmeye zorlanmış ve kandırılmışlardır, ve bu çok üzücü bir durum. İnsanlar artık uyanıp Gerçeği görmeliler! Ve buna çok az kaldı.

“Benden başka bir Tanrı yoktur. (…) Bunu bilmesine rağmen kim Kur’an ve İncil’in sahte tanrılarına tapmaya cüret eder?” – İblis/Şeytan, Qu’ret Al-Yazid/Melek Taus’un Vahyi.

İslam bunu, gerçek Tanrıları, gerçek ruhaniyeti elinden geldiğince baskılamaya ve insanları da cahil ve güçsüz tutmak için elinden geleni yapmaya çalışmaktadır. Ama “Allah” denen bu varlık kurmaca bir yalandır, ve insanlar bu Gerçeğe uyanıyor.

Orijinal ve Gerçek Tanrılar olan Şeytan/İblis ve Cinlere Şeref ve Güç Ebediyen Atfolsun!

Referans:

İblis ve Cinler – İnsanlığın Orijinal Tanrıları – Yüksek Rahibe Zildar Raasi

“İblis ve Cinler – Antik Pagan Tanrıları” hakkında 4 yorum var

  1. Cevabınız için teşekkürler.
    Aylar önce ruhani satanizm spirituel hakkında bir facebook sayfasında yanlış bilgilerden dolayı düzelmeler yapılacağından ve bilgilerin yetersizliğinden soz etmişti ..
    Bu güven verici bir paylaşım değildi.bilgi bilgidir ve sonradan düzeltilebilecek yada eklenecek bir olay değildir diye düşünmüştüm ve hala öyle düşünüyorum. Çünkü çok kadim bir bilgiden bahsediliyor. Sanki sonradan insanlara derlenip sunulan bir tasarım gibi bahsedilmişti. Ama bunun size veya şuna diye bir hedef ve kanıt gösteremem. Kuşkusuyum ve kuşku duyuyorum. Sizi izleyeceğimden emin olabilirsiniz öneriniz üzerine. Ve sorularımı rahatca sorabilecegimi ifade etmeniz beni rahatlattı.

    Samimiyetimi göstermek amacı ile kısaca kendimden bahsetmek istiyorum. Dinlerle ilgilenmiyorum. Yazılar bana yabancı değil çünkü din kitaplarında yazılanlar zihnimde bir yerlere oturmadı özellikle tevrat bir çelişkiler kumkumasi. Tanitilan ve sunulan tanrı allah yada herneyse bir terslik olduğu kesindi. Kafamda bir türlü oturmadi. Iç güdülerim kabul etmedi ne yaptıysam. Bazen bir tanrıya illede bir gereksinme olmak zorundamiy di diye düşünmeye bile başlamıştım.
    Fakat bizden daha mükemmel olan bir başın olduğu, yada muazzam bir programin mimari olduğu yönde de düşüncemin olduğu kaçınılmaz oluyor.
    Işte bu yolda gidiyor ve düşünüyorum. Düşündükçe birşey ler geliyor ve onu da düşünüyorum. Birşeyleri yavaş yavaş yerlerine oturtmaya çalışıyorum özgün ve tarafsız ve teslimiyetle.
    Kabbala yı araştırıyorum. Ezoterizm, okültizm vs bilmek ve tanımak maksadıyla. Biryere ait değilim. Sadece düşünüyor, sorguluyor ve arıyorum. Ama birşeylerin de bana doğru geldiğini hissediyor huzur duyuyor ve yanlız olmadığımi farkediyorum. Bu güzel ve güven verici bir duygu.
    Yolda samimi ve yürekle ilerlemeye çalışıyorum. Ne kadar yavaş olduğu önemli değil.
    Bana verebileceğiniz yanıt nasil olur bilmiyorum. Fakat şunu ilave etmek istiyorum; bir dip not olarak da kabul edebilirsiniz:)

    Ters tevrattan söz ediliyor yazılarda. Anagram olmalı. Harflerin yer değiştirilmesi olarak algılanabilir sanıyorum. Harflerin ve rakkamlarin….
    Sizi takip edicem bakalım beni nerelere götürecek.
    Tekrar teşekkürler.

    1. Esenlikler Gül Hanım,

      Bu kadar uzun yazmışsınız, size de uzun cevap vermek uygun olur. Elbette konu Satanizm olunca istediğiniz soruyu sorabilirsiniz, zira Satanizm inançlara değil Gerçeklere dayanır. Gerçeklerin değişmeyeceği konusunda da haklısınız; bugün yuvarlak olan dünya yarın düz olmayacak elbette. Gerçekler değişmez, ama Gerçekler hakkında yeni bilgiler edinilebilir. Elbette insanlığın tepe noktası, düşman istilasından önceki (binlerce yıl önce yani) Altın Çağ’da insanlığın tamamı otantik ve Gerçek ruhani bilgileri uygulayıp Doğa ile uyumlu bir şekilde gelişmeydi. Ama düşmanın istilası ile her şey değişti. Yahudiler, ve onların ölüm programlarına kapılıp köleleşen Centiller bizim kütüphanelerimizi yaktı, tapınaklarımızı yıktı ve Tanrılarımızı ve kendi kültürümüzü onurlandırdğımız, kültür fışkıran sanat eserlerimizi yok ettiler. Bunların yerine kendi küfür ve nefret dolu yazıtlarını, kendi kilise, cami ve sinagog gibi yapılarını ve yıkımın, ölümün, vahşetin “””tanrısı”””na (elbette Jehovah tanrı değildir, sadece lafın gelişi) ithaf edilen banal eserler ortaya çıkarıldı.

      Durum binyıllardır böyle, böyle olunca da günümüze kadar zarar görmeden günümüze gelen Gerçek bilgiler olsa bile, yine de bazı şeyler deneme-yanılma ile bulunabiliyor. Örneğin geçtiğimiz yılın Ağustos ayında Joy of Satan sitesine bir güncelleme geldi, meditasyon hakkında bazı ruhani bilgiler yenilendi. Örneğin çakra meditasyonunda kullandığımız mantralardan bazılarının yerleri değişti, bazı el pozisyonları yerine daha etkilileri geldi. Böyle şeyler, günümüzde ne kadar yoksunluğa uğratıldığımızı ve düşmanın okültizm de dahil tüm bilgi kanallarının çok büyük bir çoğunluğunu yönettiğini düşünürsek normaldir. Yahudiler medyanın çok büyük bir çoğunluğunu yönetiyor, o yüzden ortada bizim kullanabileceğimiz kaynaklar da çok sınırlı ve her an, her saniye Tanrılardan bilgi almak da olmuyor, işler o şekilde çalışmıyor. Bundan ötürü bazı ufak güncellemeler ve teknik geliştirmeleri normaldir. Elbette bu sadece bu çeşit bilgilerle sınırlıdır, bir gün kalkıp da “Sevgili okuyucularımız, yeni bilgi geldi; aslında Şeytan bizi yaratmamış ve baştan beri İbrahimiler haklıymış” demeyeceğiz. Ama her halükarda bazı konularda güncelleme olabileceğini artık takdir edersiniz umarım. Zaten Satanizm de bilginin, gelişimin, evrimin dinidir. İdeallerimiz asla değişmez, tekniğimizse zaman içinde mükemmelleşebilir.

      Tektanrıcılık veya her şeyi meydana getiren bir “yaratıcı” olduğu fikri, aslında öyle düşünülmese de son derece yeni bir fikirdir. Ortaya Yahudiler tarafından atılmıştır, elbette bunun sebebi de İbrahimi inançlara yol yapmaktır. Aslında bu fikir de, diğer her şeyleri gibi Pagan dinlerinden çalıntı. Kadim dinler ve halklar, her şeyi bir arada tutan, her şeyin içine işlemiş bir “kuvvet” olduğunu bilir ve kabul ederlerdi. Bu kuvvete Monad/Akaşa/Özün Özü/Eter gibi isimler verirlerdi. Varlığı meydana getiren 5 element/kuvvet/enerjiden bir tanesi. Her halükarda bu yerçekimi gibi bir kuvvettir, bilinci yoktur. Sonra Yahudiler geldi ve bu kuvvete bilinç atfetmeye çalıştılar, ama bu fikrin kökeni açıkladığım gibidir. Yerçekiminin nasıl bilinci yoksa varlığı oluşturan “””tanrısal kuvvete””” de bilinç atfetmek yanlıştır. Tanrıların Tanrı olmasının sebeplerinden biri de bu kuvveti yetenekli bir şekilde, Doğal prensiplerle uyumlu olarak kullanabilmeleridir. “Sonsuz güç”, hurafe ve imkansız bir fikirdir. Her şeyin bir yaratıcısı olduğu düşüncesine “kanıt” olarak her şeyin “mükemmel bir düzeni” olduğunu iddia edenler vardır elbette, ama bu fikir de sadece katiyyen derine bakılmazsa ayakta durabilir. Gerçek şu ki; ne evrende, ne de insan vücudunda olağanüstü bir düzen yoktur. Hayatta olmamız bir mucize. Mucize veya astronomik ihtimallere karşın meydana gelmiş olması, ne yazık ki mükemmel olmayan bir şeyi mükemmel yapmaz. Tanrılar da zaten evreni veya gezegenimizi yarattıklarını iddia etmiyor, sadece insanlığı yaratmışlardır, o da gelişmiş genetik mühendisliğiyle evrimimizi hızlandırarak. Yani Satanizm’de her fikrin ayağı sağlam bir zemine basıyor.

      “Teslimiyet”e gelince. Teslimiyet ve boyun eğme, herhangi bir okültistin faydasına olacak bir özellik değildir. Sorgulamadan boyun eğmenizi isteyen kuvvetler, insanlığın düşmanı olan kuvvetlerdir. Sizi temin ederim ki takip edilmeye değen istisnasız her fikrin mantıklı bir dayanağı vardır, olmak zorundadır. Mantıklı bir açıklama olmadan, sadece “inanca” ve yaldızlı sözlere dayanan bir fikir çok büyük ihtimalle yanlış ve aynı zamanda da tehlikelidir. Düşman bununla beslenir, insanlara bu tarz fikirlerle kancayı takar. Sorgulamaktan, kanıt talep etmekten asla vazgeçmeyin. Biz Satanizm’de kanıt sunamayacağımız, mantık çerçevesinde savunamayacağımız hiçbir fikir sunmayız.

      Kabala da, Yahudilerin sahiplenmeye çalıştığı istisnasız diğer her şey gibi, aslında bize aittir. Orijinalinde Kabala, Mısır’dan çalıntıdır. Günümüzde Yahudilerin uyguladığı versiyonunu Centillerin uygulaması hem tehlikeli, hem de zararlıdır. Sizi iyi bir yere götürmeyeceğini garanti ederim. Size tavsiyemiz, düşmanın pratiğini ve düşmanın dilini kullanmadan önce iyi düşünmeniz. Elbette zorlamayız, zorlayamayız, herkes kendi ruhundan sorumludur. Şunu da ekleyeyim; ruhani gelişim bir gecede olacak kadar hızlı olmasa da Gerçekten ruhani olarak gelişiyorsanız, ne kadar uzun sürerse sürsün bu yol boyunca da durmadan meyvelerini yiyebilirsiniz.

      Ters Tevrat Ayinleri anagram değildir, yaptığımız çalışmalardan biridir. Her yıl belli zamanlarda hahamlar düzenli olarak hahamlar Centil ırkların üzerine Eski ve Yeni Ahit’ten lanetler yağdırırlar. Bu lanetler bizi ruhani olarak kör ve sağır, cahil ve Yahudilere karşı itaatkâr tutmaya ve daha birçok melun amaca hizmet ediyor. Biz Ters Tevrat Ayinlerimizde bu durumu tersine çevirir, hem dünyayı hem de kendimizi kurtarmak için savaşırız.

      Sitemize ilgi duyduğunuz için biz teşekkür ederiz.

  2. iblis şeytanın arapça ismi ise şeytan neyin arapçası? daha bir girişte zaten metodik olarak yanlış yapılmış gibi görünüyor sanki. iblis bls kökünden derin umutsuzluk anlamında bir kelimedir. ne tuhaftır ki enerji meditasyon vs gibi konularla ilgili olmanıza karşın başat bir varlık olmaları konusunda şeytan cin demon vs gibi olguda “ancak” varlık kazanabilen literal ifadeleri başat birer unsurmuşçasına kabulden çekinmiyorsunuz. Nedeni nesneler dünyası adına materyal bir bağlılık mıdır? bilememekle birlikte öyle olduğunu düşündürdü bana. peki şu fikir nasıl? iblis fikri varoluş denli biricikliği içerisinde aslında isadır? yanlış? elbette yanlış 🙂

    1. Esenlikler,

      Şeytan herhangi bir şeyin Arapça’sı değildir. Arapça’da da, Türkçe’de de kullanılan bir kelime olabilir, ancak kökeni Sümer’e kadar dayanıyor. Yine Sümer başta olmak üzere tüm antik Pagan medeniyetleri Tanrıların sadece bir olgu/alegori/arketip değil, yaşayan fiziksel birer varlık olduğunu da gözler önüne seriyor. Bize bahşedilen ve binyıllardır uygulanan ruhani yükselme uygulamaları da direkt Onlardan gelmektedir. Dolayısıyla umutsuzluk, materyalizm veya çöküntü değil tam aksine yükselme, ten ve tin arasında denge, ışık ve evrimdir. Kelimelerden çorba yapmaya çalışmak Gerçekleri değiştirmeyecek, ve Haham Yeşua’nın lanetli ve kurmaca ismini yüce Şeytan’ınkiyle aynı cümlede kullanmak bile abes kaçıyor. Materyalizm arıyorsanız en yakın kiliseye, camiye ve sinagoga bakmaktan çekinmeyin.

      İyi günler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir