Uzaylılar Gerçek – Zorunuza Gitmesin!

Kaynak, Yüksek Rahip Hooded Cobra’nın uzaylılar hakkındaki vaazıdır, bazı yerlerde kişisel yorumlar ve açıklamalar eklenmiştir.

Belirli konular hakkında Yahudi olmayan insanların yaptığı her tür beyanın, aynı türden bir beyanın Yahudiler tarafından ifade tarzı ters bir şekilde yapıldığı zaman kabul görmesi ve akılcı ve mantıklı görülmesine karşın, “Yahudilerin düşmanları” Centil insanlar tarafından yapıldığı zaman delice görünmesi çok tuhaf bir durum.

Örnek verecek olursak Tanrılarımızın tıpkı geçmişte yaptıkları gibi -ki zaten bu yeni bir şey de değil- bir kez daha geleceğimizi etkileyebileceklerini söylediğimizde birçok insanın nasıl aklını kaybettiğinden bahsedebiliriz.

Öbür taraftaysa kolaylıkla gözlemlenebilecek şekillerde tarihin akışını etkileyen, kendilerine dost uzaylıların varlığının tamamen farkında olan Yahudiler var. Bu etkilemeye örnek olarak mesela kurmaca bir kitap aracılığıyla tüm yerküreyi manipüle ederek bir ülke kazanmalarını sağlamalarından saatlerce bahsedebiliriz. Ancak böyle konular nadiren sorgulanır, çünkü bu konulardaki gerçekler nadiren bilinir ve elbette, bilinse bile bu tarz şeyleri sorgulamak kişiyi “kötü, korkunç bir yahudi düşmanı” yapar.

Bazı insanlar Tanrıların geçmişte dünyayı etkilediği ve yakın gelecekte bunu tekrar yapacakları konusunda “şoke oluyor”. Bu fikri saçma bulmadan önce bu konularda araştırma yapmak zekice olacaktır, zira hükümetler, yetkililer ve koca ülkeler uzaylıların sadece varlığına değil, amaçlarına da maruz kaldılar ve bunu en basit düşünen insan bile görebilir.

Amerikan Senatörleri UFO’lar konusunda brifing alıyor:
https://news.yahoo.com/why-senators-suddenly-being-briefed-161700692.html

Trump’a UFO’lar konusunda brifing veriliyor:
https://www.breitbart.com/politics/2019/06/17/donald-trump-briefed-ufos/

Bu noktada medeniyetimizin gittikçe melezleştirilmesi ve zorla delirtilmesiyle birlikte, artık kamudan saklanamayacak bir ölçüde “ziyaret edilmeye” başlanıyoruz gibi görünüyor. Artık bu konular saklanamayacağı için de kamuyu bunun için hazırlıyorlar.

Kısa süre önce birisi [forumlarda] devletin baş askeri kollarının ESP (Duyularötesi Algı; kısaca bizim ruhani pratiklerimizle de üzerine çalıştığımız “yetenekler”) ve benzeri konular üzerine yüzmilyonlarca dolarlık araştırmalar yaptıkları hakkında bilgiler paylaşmıştı, bir yandan da bu tarz şeylerin aslında gerçek olmadığı numarasını yapıyorlar. Mesela uzaylılar, uzaylılar o kadar yok ki 51. ve 52. Bölge’leri Beyaz Saray’dan daha sıkı korumanız gerekiyor, çünkü anlamamız gerekiyor ki oralarda hiçbir şey yok ve Roswell [UFO düştüğü söylenen bir şehir] hakkındaki tüm iddialar da sadece komplo teorisi!

Saygın kişilerden, iltilacılardan, muhbirlerden, eski CIA ajanlarından ve başka çok çeşit insanlardan sayısız konuşmalar, cilt cilt kitaplar var. Hepsi hayatın her alanından ve kesiminden insandan gelen tecrübeler hakkında bilgi içermekte; bu tecrübelerin birçoğu elbette kişinin kendisini kandırmasına dayalı, ama hatrı sayılı bir kısım ise “makul” bir mantıksal veya bilimsel açıklama olmaksızın gökyüzünde bir anda beliren UFO’ların gerçeğiyle mütemadiyen karşılaşan insanlardan (örneğin askeri pilotlar veya hava taşıtı personelleri) gelen istikrarlı beyanlar.

Uzaylıların varlığı ve tarihimiz ve geleceğimiz üzerindeki etkileri her gün ot içip “kafayı bulan”, beynini eriten insanlardan CIA’in en derin personellerine ve 51. ve 52. Bölgedeki askeri görevlilere kadar herkes tarafından biliniyor; ve artık bu gerçek tekrar gizlenemeyecek kadar yaygın ve bilinen bir şey. Eğer bunları reddeden insanlar tepeden bakan bir konumdan konuşmak, iddiaları bu iddialarda bulunanların sosyal pozisyonlarından değerlendirerek bu insanları küçümsemek isterse, burada “bir baltaya sap olamamış”, “boş insanlardan” değil, yüksek başarı ve zihinsel denge sahibi insanlardan bahsettiğimizi belirtmekte de fayda var. Yani böyle birisi bu yazıyı okuyorsa üzgünüz ama üniversite diplomanız, Master dereceniz, doktoranız sizi “kurtarmıyor”; burada VIP’nin de VIP’si insanlardan bahsediyoruz. O seviyede “elit” insanlar da örneklendirdiğimiz gibi brifing’lendiriliyor veya gerçeklerle direkt kendileri yüz yüze geliyor!

Evet, askeri kumandanlar, liderler, saygın pilotlar, başkanlar ve “önem sahibi” çok çeşit başka insan da bu “Uzaylılarla” karşılaşma “talihine” sahip oldu.

Meditasyoncular [özellikle de Yeni Çağcı çeşitleri], “kafayı çekmiş” insanlar ve envai çeşit “önemli” veya “önemsiz” birçok insan da bu uzaylıları kendileri gördü. Gerek madde etkisi altında farklı zıhinsel hallerde olsun, gerekse de UFO’ların düştüğü yerlere yakın olma talihsizliğinde olan, ayık kimseler olsun. İktidar sahiplerinin her zaman yaptığı gibi bütün bu “Uzaylılar” meselesini tuhaf ve uçuk göstermeye çalışma denemelerine karşın gerçek, bazen parçalanmış bir şekilde de olsa çıkıyor, ve artık bu noktada “yalnız olmadığımızı” biliyoruz.

Aynı gerçek Neolitik yapılardaki yerlerden veya resimlerden de gözlemlenebilir; ancak uzaylıların en bariz ve göze batan tezahürlerinden biri de, artık her şeyin hasır altı edilmesinin imkansız olacağı kadar bariz olan İkinci Dünya Savaşı’dır. Yeterince ve doğru şekilde araştıran görecektir ki, iki taraf da dünyada kendi dünya bakışını hakim kılmaya çalışan “Dünyadışı” kuvvetlerle ittifak kurmuştu – bir kuvvet holistikti, doğaldı ve doğal bir aristokrasi şeklinde ırksal ve toplumsal organizasyonu öngörüyordu; öbürüyse mültikültürelizm, kölelik ve daha kolay sömürü ve kontrol için insanları karınca kolonisinden farksız bir hale düşürmeyi.

Yürüyen robot haline gelmiş, beynini uyuşturucudan eritmiş vegan, yemek yerine soylent yiyen, doğa karşıtı, mültikültürelizm manyağı, Yeni Çağcı, Hristiyanlaştırılmış, Komünistik, yıkanmayı protesto eden hippi tipler, “evrensel sevgi” vaizi tipler bile Grilerle “iletişim” halinde olduklarını söylüyorlar, Gri uzaylılı tişörtler giyiyorlar. Bu konuya olan bu yoğun ilgi, konunun en az biraz gerçek olduğunu ima etmekte.

Ama bu aptal insanları bir kneara koyalım; saygıdeğer bilim adamları, dünyayı etkileyen düşünürler ve başka birçok kişilik bir tür olarak evrimimizin etkilendiği ve yönlendirildiği hakkında detaylı ve derinlemesine bir şekilde yazmışlardır. Tatmin edici “normal” bir açıklaması bulunmayan ve tarihsel olarak olduğu bilinen fenomenler de olduğu düşünülünce kişi gerçekten de uzaylıların olup olmadığını merak ediyor. Ve bu soruya mantıklı herhangi bir insanın cevabı da “Hmm, evet olabilir, neden olmasın?” olmalıdır.

Modern dinleri gözlemlemek de oldukça göz açıcıdır. Kişi aklıselimliğe sahipse görür ki burada olan şey herhangi bir şekilde “din” falan değil, apaçık sömürüdür. Milyonlarca insanın bir taşın etrafında tuhaf bir şekilde dönmesi, objektif olarak bakıldığında çok aptalca görünüyor; ancak buna enerjisel bir bakış açısıyla bakacak olursanız, bütün bu insanlar “bir yere” enerji gönderiyor. Ve bu “bir yer” bariz bir şekilde “öteki”, uzaylı bir kaynağa ve yere sahip; “uzaylı” kelimesinden kasıt hem bu pratiklerin insanlıktan ve insan olmadan olabildiğince uzak olması, hem de gerçek anlamda dünyadışı olması.

Aptal insanlara ve bunların, Tanrıların düşman konusunda bize yardım etmek için tekrar tarihin akışını etkileyeceklerini, evrim sürecimizde bize aşırı derecede ızdırap veren bu süreci aşmamıza yardım edeceklerini duyunca delirmelerine gelince, bu yeni bir şey değil. Yahudiler ve Yahudilerin köpekleri bu gerçeği duyunca “haklı” olarak deliriyorlar, çünkü doğru olduğunu biliyorlar.

Sonuçta düşmanın kendi hahamları, 15. yüzyıldan beridir “dışarıdan” yardım aldıkları konusunda, İncil’deki “Meroz”un aslında galakside bir yerlerde, sakinleri düşman tarafından lanetlenmiş bir gezegen olduuğu konusunda, Haham Tzadok’un dediği gibi Reptilian’ların meditasyonları sırasında gelip onlara “yardım ettikleri” konusunda, “Gri”lerin onların “dostları” olduğu ve “yükselmelerine” yardımcı oldukları konusunda ve uzaylılarla ilgili başka birçok konuda böbürleniyorlar.

Kabalistik pratikler ve Musevilik konusunda en tepe otoritelerden biri olan Haham Laitman da ortaya çıkıp dimdirekt ve alenen Yahudilerin “başka bir dünyadan” gelen, bu dünyanın insanlarını fethedip boyunduruk altına almak için gönderilen ayrı, uzaylı bir ırk olduğunu kabul etmiştir. İncil’in kendisinin de İbranice’de, “çoğul” bir “şeyin” “insanlığı” yarattığıyla başlar. Aynı şekilde Kur’an’da da sürekli “biz” dili kullanılır. Burada belirtmek çok önemlidir ki Yahudiler sadece kendilerini “insan” veya “insanoğlu” olarak görür, dünyadaki diğer insanların ve halkların hepsiniyse “Goyim”; yani ruhsuz, şuursuz, aptal sığırlar olarak tanımlar. Bunun sebebine gelince de onların en yüksek ve “bilgili” kaynakları bunu her iki tarafın (Centillerin ve Yahudilerin) ayrı bir varlıksal kaynaktan geldiğini ve kendilerinin, bu dünyanın sakinlerinin aksine farklı, uzaylı bir kaynaktan geldiğiyle açıklar. İngilizce’si olanlar için Rav Laitman’ın aşağıda başka hahamları Yahudilerin kökenleri konusunda eğittiği uzunca ve göz açıcı bir video bulabilirsiniz:
 

Bu ifadelerin delilik eseri olup olmadıklarını ele alacak olursak -ki değiller-, bunun hiçbir önemi yok. Önemi olan şey Yahudiler buna inanarak yaşıyor ve dünyaya bu şekilde bakıyorlar. Bu da kendi iddiaları doğru olsun olmasın, onları çok tehlikeli yapıyor. Tarih de zaten Yahudilerin her zaman için hiçbir Centilin aklının ucundan geçmeyecek kötülüklere imza attığını bize göstermekte. İnançları, dünya görüşleri, uygulamaları, dünyaya yaydıkları iğrenç fikirleri, Centil tecavüzüne, katliamına, kurbanına ve yamyamlığa dayalı “””kültürleri””” onları “uzaylı” yapmaya yeter de artar bile. Buna ister kelimenin gerçek anlamıyla bakın, ister mecaz. Diğer tüm insanlıktan izole ve bambaşka, “öteki” bir grup oldukları bariz. Bu materyalistik açıklamadan öteye gidip dünyaya bakacak olursak da görürüz ki, tüm iddialarının arkasında delilikten başka bir şey var. O övdükleri melun ve yozlaşmış, pislik “kaynaklarının” gücü, kişinin kendisine yalan söylemeye devam edip bütün her şeyin sadece birkaç izole edilmiş durumun, aralarında azınlık olan birkaç manyağın eseri olduğunu söyleyebilecekleri noktadan çok, çok daha yüksek ve derin bir şekilde kendini göstermektedir.

Elbette kimse yukarıdaki sorgulamayı ve iç muhakemeyi yapmamakta. Yahudiler içinse sorgulamaya bile gerek yok, kendileri bütün bunların hepsinin gayet doğru olduğunun farkında. Çoğu yahudi sadece çok geniş yelpazeden birçok konu hakkında derinlemesine eğitime sahip olmakla kalmıyor, aynı zamanda biz “goyim”lere empoze ettikleri, her tür pozitif anlayışı imkansız kılan zihinsel blokajlara sahip de değiller. Onlar için “medyanın”, “otoritelerin”, “okulda öğrendiklerinin” bu iddialara “uçuk” demesi bir şey ifade etmiyor, bize empoze ettikleri yalanlara kendileri inanmıyorlar ve mantıklı düşünmekten kendisini alıkoymayan herkesin göreceği gerçekleri kendileri görüyorlar.

Bununla birlikte, bu durum bizi en fazla kısmen ilgilendiriyor; en azından burada, bu dünyada yapmamız gerekenler babında. “Yukarıdan” gelecek olanlar her halükarda gelecek, ve bizim buradaki emeklerimiz bunu hızlandıracak.

Bu noktada bütün bilgiler ve gözlemlenebilir gerçeklikler gerçekten “başka” güçlerin ortada olduğunu anlayamayacak kadar aptal veya inatçı olan insanlara karşı bulunuyor; ve dini terminolojiden kaçınacak olursak, bu güçlere “uzaylılar” diyoruz.

Evet, varlar, çalışıyorlar, güçlerini kullanıyorlar ve insanlık tekbenciliğine ve meydana gelen ve olmuş her şeyin “kendi eserimiz” olduğuna inanmaya devam ededursun, biz burada konuşurken yeryüzünde tezahür eden belli ve bariz amaçları ve emelleri var. Meydana gelen teknolojik sıçramalar ve “tuhaf ilhamlar sonucu” olan buluşlar tam olarak insan eseri değil, daha ziyade insanlar aracılığıyla eserler. 

Düşmanca ve zehirli bir şekilde “biz goyimlere” “Uzaylıların olmadığını” söylemeye ve, tamamen önyargılı ve beyinsizlik derecesinde dar görüşlü bir şekilde “uzaylılar var” diyen herkese, bu herkes arasında kendilerinden her açıdan çok daha eğitimli ve farkındalığı yüksek bireyler bulunmasına rağmen aşağılayıcı ve aptalca hakaretler etmeye çalışanlara gelince; bu insanların ahmak olduğunu ve zamanla iddialarının gittikçe daha da çürütüleceğini söyleyelim.

“İyi şirket” Google da uzaylı web sitelerine saldırıp uzaylıların varlığını saklamaya ve/veya çürütmeye karar verdi. Neden? Ortada gerçek bir şey yoksa sorun ne? Uzaylıları araştırmanın nesi bu kadar tehlikeli? İnsanların devasa bir oyun ve gizli emeller döndüğünü ve bunun içinde dünyadışı kuvvetler de olduğunu anlayacak olmaları elbette. Bir kapı başka kapıyı açar, en sonunda insanlar belki de bizi ilgilendirdiği kısmıyla “sonsuz” bir evrende yalnız olmayabileceğimiz gerçeğiyle karşı karşıya gelir.

Uzaylılar var ve bu artık bilinen bir gerçek, ama elbette bu konuda olağanüstü derecede dezenformasyon var (ki bu da CIA tarafından, durumun tamamen farkında olan “whistleblower” da denilen, muhbirler tarafından ve 51. Bölge gibi şeylerden ötürü kademe kademe maskelerinin düşürülmesinden sonra yapılmıştır).

“Uykuda” olan insanlar için bile, içinde bulunduğumuz gibi sonsuz bir evrende yaşıyor olduğumuzun bilgisi bile uzaylıların varlığı ihtimaline, olmadıkları ihtimalinden çok daha fazla ağırlık vermektedir.

Uzaylıların olduğu düşüncesini müzakere etmekten veya düşünmekten bile erinmek için kişi aptal olmalıdır, ve öyle bir durumda bile bu inkar hiçbir şey ifade etmemektedir.

Çocukça bir ısrarla uzaylıların olmadığını direten insanları umursamaya gerek yoktur, sadece meditasyon yapan insanlar bile bazı şeyleri kendileri çok daha kolayca anlayabilir ve görebilir. Ruhu üzerinde çalışanlar, gerçekliğin daha büyük bir kısmını görmeye hak kazanırlar. Yalnız olduğumuzda patolojik derecede ısrarcı olan insanlar da en yakın sinagoga gidip bu saçma fikirlerinin vaazını verebilirler; ama orada da Haham Laitman onlara öfkelenip geçen gece bir Reptilian’la konuştuğunu, o yüzden bu kişinin sinagogdan defolup gitmesi ve saçmalıklarını da beraberinde götürmesi gerektiğini söyleyebilir.

Başka bir Yahudi de insanlara, tuhaf, “öteki” ve yabancı, uzaylı bir kaynağa nasıl “kurban” yapılması istendiğini ve bu varlığın ölüm enerjisiyle tatmin edilmesi gerektiğini detaylarıyla anlatabilir. Çünkü bildiğimiz gibi goyim’ler kendi kökenlerini araştırdıklarında veya bir şeyleri sorguladıklarında uzaylı diye bir şey kesin yok, ama Yahudiler böyle iddialarda bulununca her zaman için şüphe götürmez bir şekilde uzaylılar var!

Bütün bu çifte standart da aslında uzaylılar yok diye, gerçekten!

Kendini kandıran bu insanların çok geçmeden uyanması iyi olur.

– Yüksek Rahip Hooded Cobra 666

“Uzaylılar Gerçek – Zorunuza Gitmesin!” hakkında 20 yorum var

  1. Hayret, tam da Bob Lazar hakkında araştırma yaparken buraya denk geldim 🙂 Yazılarınızını merak ile bekliyoruz. Bu arada okul yüzünden gündüz meditasyonlarını yapamıyorum. Ne önerirsiniz?

    Teşekkürler.

    1. Esenlikler,

      Rastlantı diye bir şey yoktur.
      Meditasyonlarınıza gelince, sabah daha erken kalkmayı deneyin. Yarım saat daha fazla uyuyarak çok bir şey kazanmazsınız ama yarım saat erken uyanıp meditasyon yaparak çok şey kazanırsınız. Ha uykunuza cidden çok düşkünseniz bir de gece yarım saat daha erken yatarsanız bir değişiklik olmaz, meditasyonlarınızı da yapabilmiş olursunuz.

      İyi günler!

  2. Esenlikler,

    Boşluk meditasyonu yaparken düşünmemeye çalışırken bile istemsizce düşünüyorum. Bunun bir çaresi var mıdır?

    Teşekkürler.

    1. Esenlikler,

      Bu zamanla oturacak bir şeydir. Zaten ilk başta zihninizi sadece saniyeler boyunca boşaltabilmeniz normaldir, bu süre zamanla uzayacaktır. Verebileceğim tek tavsiye sebat etmektir. Siz bir dağsınız, kafanızdan geçen düşüncelerse etrafınızdan geçen bulutlar. Bulutlara takılmayın, kendi içinize dönün.

      İyi günler.

  3. Gezegenimizi istila eden ve insanlık ırkımızı ölü bir “yaşam” formuna dönüştüren kike’ların sonunun elbet bir gün geleceğini bilmek ve hatta bunun yakın bir dönemde olacağını bilmek gerçekten umut verici. Orta Çağ’da yakılan ve diri diri gömülen Pagan atalarımızın soykırımı arkasındaki bu Yahudi domuzlarının sonu yakındır!

  4. 1-) Meditasyon nasıl eğlenceli kılınabilir? Tanrılaştığımız bir iş yapıyoruz ama gerçekten sıkıcı. Bu olayı anlamıyorum siz meditasyonunuzu yaparken hiç mi sıkılmıyorsunuz? Belirli bir zamandan sonra mı eğlenceli gelmeye başladı yoksa?

    2-) Cips, kola gibi şeyler canımız çekerse ve bunun için dua edersek. (Yanlış anlamayın dalga geçmiyorum.) Gerçekten gelmesi mümkün mü? Eğer ekonomik durumumuz iyileştirebiliyosa tanrılar belki bu tarz “ufak istekleri de” gerçekleştirirler mi?

    3-) Bir kişi yahudi olarak dünyaya geldiyse onun suçu nedir? Çok üzücü değil mi? Kimse bunun seçimini yapmıyor siz bile yahudi olarak doğabilirdiniz.

    4-) Yahudiler öldüğünde hiçlikte mi kayboluyor Allah tarafından?

    5-) Düşman, parazit vs kelimeler kullanıyorsunuz meleklere ama hiç konuştuğunuz Tanrılar tarafından kandırıldığınızı düşündünüz mü? Böyle bir şey var mı yok mu nasıl emin oldunuz?

    6-) Meditasyon olmadan Tanrılarla iletişim kurmanın başka yolu yok mu? Hiç mi yok?

    7-) Öldüğümüz zaman Tanrı olduğumuzu varsayarsak orada/duatda yapıcaklarmız nedir? Şuanki dünyada oyun,video,kitap tarzında zamanımızı geçiriyoruz orası nasıl biyer?

    😎 son ve en önemlisi meditasyon konusunda ne yapmalıyım??? :(((

    1. Esenlikler,

      1) Meditasyon zaten eğlencelidir. Meditasyonu angarya olarak görmeyi bırakıp temel bir ihtiyaç olduğunu fark ederseniz ne kadar zevkli bir uğraş olduğunun tadına da o kadar erken varırsınız. Tıpkı yemek yemek veya uyumak gibi. Bunların aksine enerjinizi hissedip uyarıyorsunuz da.

      2) Tanrılara cips-kola gibi şeyler için dua etmenin ne kadar saygısızca olduğunu geçiyorum, son derece acizce de. Tanrılar elbette “küçük şeyler” konusunda da bize yardımcı olabilir ve olur, ancak bu kadar basit konularda kendi kendinize de yardımcı olabilirsiniz. Ve dünyanın kaderi söz konusuyken İsrail yapımı ürünleri boğazınızdan aşağı göndermenize yardım etmeleri için Tanrılara yalvarmak gerçekten son derece abes ve yanlış bir hareket olacaktır.

      3) Hayır, bir Centilin Yahudi olarak doğması imkansızdır. Yukarıda nasılsa aşağıda da öyledir. Ruhun da ırkı vardır. Şeytan korusun, bir gün ölecek olursanız siz de aynı ırka reenkarne olacaksınız, ki zaten ırkların saflığını korumak da bu yüzden önemlidir. Yahudilere gelince de, üzücü hiçbir şey yok. Sivrisinekler de sivrisinek olarak doğmayı seçmiyor, ancak sizi rahatsız ettikleri zaman onlardan kurtulurken kendinizi böyle boş, anlamsız felsefi yanılsamalara sokmuyorsunuz, değil mi? Yahudilerin de tıpkı sivrisinekler gibi belli içgüdüleri var – bulundukları ulusların ve tüm dünyanın, gerek kelimenin mecaz anlamıyla, gerek gerçek anlamıyla kanını emmek. Yahudilerin sivrisineklerden farkıysa sorgulayacak ve düşünecek beyinleri olması. Ancak tarih boyunca mütemadiyen ve tek bir istisna bile olmadan görüyoruz ki Yahudiler sahip oldukları her fırsatta içgüdülerini mükemmelce takip ederek çocuklarımızı kaçırıp kanını içerek kurban etmiş, tecavüz etmiş, uluslarımızı yağmalamış, çalıp çırpmış, insanlarımızı katledip boyunduruk altına almıştır. Tarih boyunca sayısız yerden sürülmeleri ve katledilmeleri de bu sebeptendir. Buna rağmen bir kez bile “insan olmayı” denememişlerdir. Durum böyle olunca bu durumda üzücü bir şey yoktur. Yahudi olmanın suçu da Yahudi olarak dünyaya gelmektir. Bize zararlı ve tehdit olan şeyleri yok etmek için kimseye kendimizi haklı çıkarmaya ihtiyacımız yok; bize tehdit olmaları zaten bizi otomatikman haklı kılar.

      4) Değişir. Bazıları reenkarne oluyor, ama ruhları yok olan da vardır.

      5) Haklısınız, hiç böyle düşünmemiştim. En iyisi siteyi kapatıp en yakın sinagoga katılayım.
      Gerçekten ciddi misiniz? Siz yeni bir okuyucu değilsiniz, en azından aylardır sitemizi takip ediyorsunuz. Bu kadar temel bir soruyu sormanıza gerek var mı? Bilimsel, arkeolojik, anekdotal ve daha birçok çeşit kanıtımızı bir kenara koyuyorum, Tanrıların bizi kandırıyor olması mantıksal olarak absürt ve imkansızdır. Bizi kandırıyorlarsa nasıl oluyor da binlerce yıl önce bize uçsuz bucaksız bonkörlükleriyle bahşettikleri kadim ruhani evrim bilgileriyle hayatımızı, çevremizi ve ırkımızı yükseltiyoruz? Yıllardır meditasyon yapıyoruz, ve hayatımız yukarıdan başka bir yöne gitmedi. Bunu her meditasyoncu tasdikleyebilir, Satanist olsun olmasın. Her halükarda tüm bu ruhani bilgiler Şeytan’dan gelmedir, ve etkilerini hayatımızda görüyoruz.

      6) Yok ya. Hiç kalmadı. Tam siz gelmeden önce bir müşteri sonuncusunu aldı gitti. Lütfen 2 reenkarnasyon döngüsü sonra tekrar sorun. 😕

      Tanrılar ruhları tamamen açık psişik iletişim kurabilecek seviyede gelişmemiş olan insanlarla bile, onların anlayabileceği şekilde iletişim kurabilir ve işaretler gönderebilir elbette. Ancak sadece buna bel bağlayıp ruhani gelişimi boş verenler, kendilerini Tanrılar tarafından da terk edilmiş bulacaktır. Ruhani gelişim hem kendimize, hem de ırkımıza karşı sorumluluğumuz. Bilgiye sahip olan sorumluluğa da sahiptir. Biliyorsunuz, sorumlusunuz.

      7) Her şeyden önce düzeltmem gereken bir şey var. “Öldükten sonra Tanrı olmak” diye bir şey yoktur. Tanrılık sadece fiziksel ölümsüzlükle mümkündür ve ölen kimse Tanrı olamaz, Tanrı olmak amacıyla Magnum Opus’u tamamlamak için fiziksel bir bedene tekrar reenkarne olmayı beklemek zorundadır. Tanrılar sadece ruh değildir, ve sizin bunu bilmeniz gerekiyor.

      Sorunuza devam edelim. Sadece ruh halindeyken böyle şeylerin yapılabileceğini zannetmiyorum, ancak Joy of Satan’da insan ruhlarının bir şekilde “sigara içebildiği” yazıyor. Dolayısıyla sadece amaçsızca süzülüp duracağınızı sanmam. Ama her halükarda ruh olmayı beklemeyin, ruhunuzu mükemmelleştirip fiziksel bedeninizi de ebediyen koruyun. Du’at’ta gerek toplumsal, gerekse teknolojik imkanlar Dünya’dakiyle kıyas bile kabul etmeyecektir, sonuçta Tanrıların medeniyetinden bahsediyoruz.

      “Son ve en önemlisi”, meditasyon konusunda meditasyon yapmalısınız. Bu konuyu artık düzene oturtun. “Büyülü bir çözüm” beklemeyin, bu işin “püf noktası” yok. Affedersiniz de hepimiz kıçımızın üstüne oturup yapıyoruz. Bu konuda aciz bir şekilde “Ben yapamıyorum” demek hem acınası, hem de acıma hak etmez. Hepimizin beyni var, hepimiz imgeleme yapabiliyoruz, hepimiz nefes alabiliyoruz. Meditasyon için gerekenler de bunlar. Solunum yollarınız ve sinir sisteminiz varsa tebrikler, bizden aşağı bir yaratık değilsiniz! Şimdi oturun ve yapın.

      İyi günler.

  5. Bu arada yorumumu gönderdikten hemen sonra babam cips almaya gidelim mi dedi 😀 tesadüf mü yoksa mucize mi emin değilim. Onu da belirtiyim ilginç geldi 😀

    1. Esenlikler,

      Kesinlikle Tanrıların eli değmiştir, o aldığınız cips de kutsal bir eser olabilir. Hepsini bitirmediyseniz 1-2 tanesini bir müzeye falan gönderin de gelecek nesiller faydalansın.

      İyi günler.

  6. Sümer tabletlerinin doğru tarafsız çevrilmiş bir Türkçe çevirisi var mı? Varsa link atabilir misiniz veya kitap ismi verebilir misiniz?

    1. Esenlikler,

      Bildiğim kadarıyla yok, Türkçe deyince gerçekten olası cevaplar çok azalıyor. Ne yazık ki günümüzde yayıncılığımız oldukça noksan. Ama bu durumun da gelecekte çözülmesi işten bile olmayacaktır.
      Her halükarda bulabildiğiniz nispeten en temiz kopyayı okuyup saçma kısımları Satanik bir sorgulayıcılık ve bakış açısıyla filtrenizden geçirmeniz kolay olacaktır diye düşünüyorum. Özellikle iyi bir kopya bulursanız paylaşmaktan da çekinmeyin tabii.

      İyi günler.

  7. Esenlikler sayın admin öncelikle benim yazacağım mesajın konuyla ilgisi yok ancak ben artık içinde bulunduğum korkunç bir durumdan kurtulmak istiyorum. Hiçbir dostum dahi olmadığı için bu yazacaklarımı sizinle paylaşmak istiyorum ki bana yol gösterin…

    Öncelikle ben eskiden çok dindar bir müslüman idim. Namazlarımı kaçırmadan kılardım. Ama internet üzerinde yaptığım araştırmalar sonucu İslam’ın vahşet içeren bir din olduğunu çok açık bir şekilde Kuran ayetlerinde gördüm. Haliyle İslam’ı terkettim ve bir yıldır İslam’dan uzağım. Buraya kadar herşey çok güzel ancak İslam’ı terkettikten sonra sürekli içimde korku belirmeye başladı. Nasıl anlatsam ki (Kendimi ifade etmede iyi değilimdir) biliyorsunuz Müslüman çoğunluklu bir ülkede yaşıyoruz ve çoğu kişi İslam vahşetine kendisini kaptırmış bir durumda. Her Müslüman olmasa bile (Bilakis anne babam) çok fazla kimse cihatçılığı ve İslamcılığı benimsemiş durumda. Ve ben etrafımda böyle insanlar olduğu için kendimi büyük bir çaresizlik ve korku içinde hissediyorum. Bildiğiniz gibi bunlar iktidarı da kontrol ediyorlar. 15 temmuzda askerlere yapılanları hepimiz görmüşüzdür. Ben de her an bir korku içerisindeyim bunlar bizim kafamızı kesecekler ve bize Şeriat ile zulmedecekler diye. Daha sonra İslam’dan Hristiyanlığa kaçayım dedim o da İslam’ın aynısı çıktı. Kısacası (kendimi tam olarak ifade edemesem de demek istediğim) İslam yüzünden büyük bir korku ve dehşet içinde yaşıyorum. Şizofreni olabileceğimden endişe ediyorum.Şimdi soruma gelecek olursak eğer ben Şeytan’dan ve Tanrılardan yardım almak istiyorum. Çünkü bana kimse sahip çıkmadı ve koskoca dünyada belkide bana yardım eli uzatacak olan sizler varsınız. Lütfen bu yardım çağrıma cevap verin ve bana tavsiyelerde bulunun. İçinde bulunduğum durum nedir ve nedendir ? Bu durumdan nasıl kurtulacağım ? Ve ek olarak şunu söyleyeyim bu malum sapkın “din” bize dünyada çektirdikleri yetmiyormuş gibi birde utanmadan cehennemde sonsuza kadar işkence göreceğimızi iddia ediyor. Buna inanmasam bile onların sapkın inançları bana psikolojik olarak derin bir zarar veriyor. Lütfen bana yardım eli uzatın ve bu korku durumdan nasıl kurtulacağımı ve durumumu değerlendirin. Saygılarımla.

    1. Esenlikler,

      Endişelerinizi anlıyorum, birçoğumuz aynı ülkede yaşayıp aynı badirelerden geçmiş durumda. Ancak endişelerinizin yersiz olduğunu bilmelisiniz. Evet, İslamcılık zorla ilerletilmeye çalışılıyor; ancak İslam pisliğine düşmeyenlerin sayısı da hayli fazla. Türkiye’ye şeriat gelmeyecek. Şeriatın gelmemesini bırakın, Türkiye’de (ve tüm dünyada) İslam’ın (ve tüm ibrahimi inançların) ebediyen yok edilmesi için savaşıyoruz. Şu anlık, bugünlük iktidar onlarda olduğu için korkmanıza gerek yok. Sonuçta Yahudiler de geçmişte dünyanın derebeyleri değil, Mısır’ın pislikleri konumundaydılar. Ama nasıl onlar sıfırdan egemen olduysa, biz de aynı şekilde onları ve tüm ölüm programklarını sıfıra geri düşüreceğiz. Ve onların aksine Doğa bizim yanımızda. Endişelenmenize hiç gerek yok. Bu endişenizin en azından kısmen ruhani temelli olduğunu da düşünüyorum. Sadece İslam’dan ayrıldınız diye düşman ruhunuzdaki kancaları çıkarmak zorunda kaldı diye bir şey yok, bu bir süreçtir. Hele de geçmişte “ağır inanan” Müslüman olduğunuz için durum özellikle böyledir.

      Meditasyonlarınızı kaçırmadan yapın, resmen Satanist olduysanız RTR’larınızı da tıpkı geçmişte kaçırmadan namaz kıldığınız gibi kaçırmadan günlük olarak yapın ve ruhunuz üzerinde pes etmeden çalışın. Değişimleri kendi gözlerinizle göreceksiniz.

      Görmek demişken, görüyorsunuz ki biz kelimenin tam anlamıyla yıllardır buradayız. Hiçkimse kafamızı kesmedi, kesmeye de güçleri yetmez. Unutmayın ki evrendeki en büyük arka bizde. Şeytan ve Tanrıların koruması altındayken, hangi pislik yiyen putperest çılgın bize meydan okumaya cüret edebilir ki? Siz “kaşınıp” da etrafta bu Gerçekleri bas bas bağırmadığınız sürece hiçbir şey olmaz, bunu yapacak aptallıkta insanlar da zaten genellikle bizi bulamıyor. O yüzden rahat olun, Şeytan ve Tanrılar Kendilerinden olanları korur. Ruhunuz üzerinde çalışarak kendi kendinizi koruyacağınızı da düşünürsek korkmanız gereken hiçbir şey yok. Merak etmeyin, yalnız değilsiniz.

      İyi günler.

      1. Öncelikle güzel yorumunuzla beni rahatlatıp yol gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim. Bundan sonra hayatımı Şeytan’a ve Tanrılara adayacağım ve Meditasyonlarıma yarından itibaren başlayacağım. Şimdi izninizle birkaç soru daha sormak istiyorum. Birincisi,kendimize bir zarar gelmemesi adına bir Müslüman gibi görünmenin hatta namaz kılıyormuş gibi yapmanın bir sakıncası var mıdır ? İkincisi ise RTR ayinlerini her gün yapmakla mı sorumluyuz ? Teşekkürler.

        1. Esenlikler,

          Rica ederim, işimiz bu. Sorularınıza cevap vereyim.
          Elbette hayır. Şeytan zaten kendimizi gizlememizi salık buyurmuştur. Kendimizi gereksiz yere ifşa etmek sadece aptallıktır. Bunun herhangi bir faydası olmayacağı gibi Tanrıların iş yükünü de arttıracaktır, çünkü sonuçta bir Satanist ifşa oluyor ve ölmenizi istemezler. Unutmayın, sükut altındır. İlle de kendinizi ifşa edecekseniz internet ortamında anonim bir şekilde yapın. Dinimizi yaymak istiyorsanız bu çok güzel, ancak dediğim gibi bunu güvenli şekillerde yapabilmek varken güvensiz şekillerde yapmak gerçekten çok kötü bir karar olacaktır.
          Ve tabii Müslüman/Deist/Ateist/”sadece Pagan” gibi görünmekte herhangi bir sakınca yoktur, ama size önerim kendi iç dünyanızda “Müslüman ağzından” tamamen kurtulmanızdır. Türkiye’de İslam kültürü altında yetişmek zorunda bırakılmış her Türk evladı gibi, biz Satanistlerin de lugatına yerleşmiş bazı iğrenç kelimeler vardı(r). Bunları temizleyip ayıklamak “dini bir gereklilik” olmasa da ben şahsen bir Satanist’in zorunluluk gereği araya karışmak amacı dışında kişisel hayatında “inşallah” demesini çok çirkin ve yanlış buluyorum. Sanırım hak verirsiniz. Bu tarz zihinsel memetik virüsleri emek göstererek ayıklamak mümkün ve tekrar kişisel fikrimce çok gereklidir.

          Her gün RTR yapmayan “cöhönnömdö coyor coyor yonocok” diye bir şey yok. Ancak RTR yapmak, tıpkı meditasyon yapmak gibi ruhun üzerinden lanetleri ayıklar, ruhani gelişim sağlar ve meditasyonlardan aldığımız verimi arttırır; Tanrılarla iletişim yollarımızı açması ve Tanrıların takdirini kazanmamıza yaraması da cabası. Dolayısıyla bir gün RTR yapmayı kaçırdınız, “günah” işlediniz diye bir şey yok. Ama bunu alışkanlık haline getirmek yerine RTR yapmayı da tıpkı meditasyon gibi günlük rutininizin bir parçası haline getirip, günlük 20 dakikada sağlam faydalar elde edip aynı anda da hayatınızı güzelleştirebilirsiniz.

          Dediğim gibi, merak etmeyin. Satanizm suçluluk ve değersizlik tabanlı bir din değildir. Elbette ki kişisel şartlardan ötürü bazen bazı sorumluluklarımızı kaçırabiliriyoruz. Ancak RTR’ları sorumluluk olarak görmek doğru mudur derseniz, evet. Sadece ucunda yanmak olduğunu düşünmeyin. Aslında evet, düşünün. RTR’larımızı yapmazsak Yahudiler dünyaya hükümdar olur ve o zaman geleceğimiz bir ateş çukurunda yanmaktan çok da farklı olmaz. Ama elbette süreç bu şekilde, yoksa “Tanrılar bizi cezalandırıyor” falan değil. Sadece, bu ritüeller dünyamıza, ırkımıza, vatanımıza, ve kendimize sorumluluğumuzdur.

          Ve son olarak, son duyurumuzda bahsettiğim gibi özel tarihlerde RTR’larınıza daha da özen gösterip mümkünse daha sık yapmaya da çalışırsanız hem sizin, hem dünyamız için daha iyi olacaktır. Normal hayatınızda tek tük kaçırıyorsanız bu tarihlerde onu bile yapmazsanız hem kendinizle daha mutlu olacağınızı, hem de Tanrıları daha da memnun edeceğinizi söyleyebilirim.

          İyi günler!

          1. Esenlikler,

            Birkaç sorum daha olacaktı bunları özelden sormak yerine insanlara açık bir şekilde sormak istedim ki herkes yararlanabilsin. Sorum şu: Spiritüel Satanizm’de Evrim Teorisi’ne ve Charles Darwin’e olan bakış açısı nedir ? İnsanların maymuna benzer bir canlıdan evrimleştiği iddiası doğru mudur,sizce ? Sitede daha önce bahsedilmemiş bir konu sanırsam. Ama ben sizin görüşlerinizi de merak ediyorum.

          2. Esenlikler,

            Doğal olarak evrimi kabul ediyoruz, sonuçta her şeyi yaratan bir varlığın olmadığını söylüyoruz. Evrim de doğruluğu gözlemlenebilir bir olgudur, dolayısıyla bunu sormanıza çok da gerek yok. Bizim insanlık olarak safi doğada evrildiğimizi söylemek hata olur, bariz bir şekilde Tanrılar bizim üzerimizde gelişmiş genetik mühendisliği uygulayarak genlerimizi yükseltmişlerdir. Yani sadece insan türüne bakınca evrimimiz sadece “doğal” değil, ama elbette genel açıdan bakınca Doğada evrim gerçektir.

            Darwin’in şahsiyetine gelince, tüm fikirleri doğru olmamakla birlikte bu evrimi olgu olarak çürütmez elbette. Bu konuda Yüksek Rahip Hooded Cobra’nın bir vaazı var, isterseniz oraya bakabilirsiniz. Vakit olursa bunu da çevirip yayınlayabiliriz, sadece çok yüksek öncelikli bir konu değil.

            İyi geceler.

  8. Esenlikler,

    Bazı yahudi markalarını hala tüketiyorum. Bunlardan vazgeçmek istiyorum. Bana bu konuda yardımcı olabilir misiniz? Demek istediğim; yahudilerin ürünlerini tüketmeyi bırakarak onlara kazandırmamak istiyorum. Düşmanımıza yardım etmek kötü bir şey olmalı. Neredeyse her şeyimiz yahudilerin elinden çıkma. Ama bunu en aza indirgeyebilirim. Bu arada bilinçli oyun oynamanın bir zararı var mıdır?

    1. Esenlikler,

      Boşluk Meditasyonu iradeyi eğitir, eğer irade konusunda sıkıntınız varsa daha fazla BM yapın. Yoga da negatif arzulardan sağlıklı bir şekilde kurtulmayı kolaylaştırır. Bunun dışında, bağımlılık derecesinde bir sorununuz varsa bunu majikal yöntemlerle de çözebilirsiniz. Bu verdiğim önerilerin kapsamadığı bir sorununuz varsa paylaşmaktan çekinmeyin, yardımcı olmaya çalışalım.

      “Bilinçli oyun oynamak”tan kastınızı anlamadım, konuyu biraz daha açabilirseniz sevinirim.

      İyi akşamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir