Üçüncü Reich ve Satanizm 4: Reichsführer Heinrich Himmler

[https://satanslibrary.org/666BlackSun/Himmler.html Sayfasının çevirisidir.]

Reichsführer Heinrich Himmler

Reichsführer Heinrich Himmler bir Satanistti ve 12 SS Subayı’ndan oluşan bir Coven’da [Bir tür Satanik gruplaşma] 13. üyeydi. Hristiyanlığı yok etmek için Adolf Hitler ile birlikte gayretle çalıştı. Hristiyan sembolleri, karakterleri [hepsi Yahudidir] ve ritüelleri, orijinal Pagan ayinleriyle değiştirildi. [Pagan ‘Centil’ anlamına gelir]

“Böylece, Hristiyan bayramlarının yerini almak üzere Pagan ayinlerinden uyarlanmış iki temel tören biçimi vardı – yaz ve kış gündönümleri. 1936’da bir İngiliz ziyaretçi bir yaz gündönümü festivaline katıldı: Hitler Gençlerinden oluşan bir daire, güneşin doruk noktasına ulaştığı gün ortasına hazırlık olarak Pagan ilahileri söylüyordu. Güneş tepede asılı durduğunda sessizlik oldu, ‘sonra Aryan Tanrısı için bir övgü ilahisi yükseldi.”

[Aryan Tanrısı Şeytan’dır]

” ‘Tüm yaşamın kaynağı Got’tur.’ Sözcüğe, transkripsiyonda yalnızca bir “t” verildi, rivayete göre eski Almanca yazılışıydı, ancak SS Tanrısını geleneksel Hristiyan Tanrısından (God) ayırt etmek için esas olarak yararlıydı.” [2]

“Himmler, Uzak Doğu’ya ve onun dinlerine hayrandı. “Hristiyanlıktan nefret ediyordu ve içinde Hindu Bhagavadgita’dan vaazlar topladığı bir cep kitabı taşıyordu.” [3]

Reichsführer Himmler, Wewelsburg Kalesi’nde çok sayıda kara büyü ritüeli gerçekleştirdi. Bu ritüeller son derece gizlilik içinde yürütüldü. Bu ritüeller Nekromansiyi [ölülerle iletişim] içeriyordu. Wewelsburg’un birçok güçlü Şeytani sembolü vardı, bunların çoğu 1945’in başlarında beyaza boyanmış ve duvarlardan ve sütunlardan kaldırılmıştı.[4]

1945’te Reichsführer Himmler’in emriyle Wewelsburg işgalci ordulardan korunmak için havaya uçuruldu. Kalenin bir kısmı hayatta kaldı ve çoğu restore edildi. Satanizm ile eşanlamlı olan Gerçek Paganizm, Güneş’e yaptığı vurguyla bilinir {666}.

“Himmler ve On İki Gruppenführer’den oluşan yakın çevresi, ölü Teutonlarla mistik iletişim kuracak ve başka ruhsal alıştırmalar yapacaktı. Gizlilik, SS’de ve özellikle Wewelsburg’da kilit unsurdu.”

“Yabancı İstihbarat Şefi Walter Schellenburg, Himmler’i gözlemledi:

“Odaya tesadüfen girdim ve bu on iki SS liderinin bir daire içinde oturduklarını, hepsinin derin ve sessiz bir şekilde düşünceye dalmış halde olduğunu görmek gerçekten dikkate değer bir manzaraydı.” [5]

Reichsführer Himmler, Üçüncü Reich içindeki Hristiyanlığı yok etmek için gayretle çalıştı. Hristiyanlığın hain programını ve bunun Yahudiler tarafından insanlığı köleleştirmek ve Aryan halklarını yok etmek için nasıl en güçlü araç olduğunu tam olarak anladı. Yahudiler, düşmanlarını içeriden yok etmek için uzun bir çalışma geçmişine sahiptir. Bu, çoğunlukla onların sızmasıyla ya da Centillerin işlerine sızmasıyla yapılır. Nazilerin Hristiyan olduğu konusunda kitap üstüne kitap yazıldı. Hiçbir şey gerçeklerden daha uzak olamazdı. Birçok rün, özellikle de SS sembolü ve gamalı haç [Hristiyan olmadıklarını göstermeye yeterliydi]. Adolf Hitler Vatikan’ı oynadı.”

Hristiyan evliliği üzerine Reichsführer Himmler, 3 Mayıs 1943:

“Bugün olduğu gibi evlilik, Katolik Kilisesi’nin kötücül işidir. Tarafsız ve önyargısız bakıldığında, mevcut evlilik yasalarımız kesinlikle ahlaka aykırıdır. Muhtemelen aileyi korumak için tasarlanan günümüzün evlilik yasaları, aslında ailelerin boyutunun küçülmesine neden oldu. Savaştan sonra… tekeşliliğin rastgele insanlara dayatılmasına son verilecek. SS’ler ve bu savaşın kahramanları özel ayrıcalıklara sahip olacak. Birincisi kadar meşru sayılacak ikinci bir eş alma hakkına sahip olacaklar. İki eşe sahip olma izni bir ayrım işareti olacaktır.”

SS Subayı Otto Rahn SS-Obersturmführer ‘Luzifer’s Hofgesind’ [Lucifer’in Saray Hizmetçileri] başlıklı bir kitap yazdı:

“9 Ocak 1938’de Almanya’nın Dortmund kentindeki Dietrich-Eckart Haus’ta geniş bir dinleyici kitlesinin önünde konuştu. Rahn, Romalılara bağlı ruha, ölümden sonraki yaşam inancına ve cehennem korkusuna yeni bir sınır koydu; Yahweh’i ve Yahudi öğretilerini reddetti ve Kurt Eggers’ın akşamı şu selamlama ile kapattığı ‘Luzifer’s Hofgesind’i ilan etti: ‘Haksızlığa uğrayan Lucifer, sizi selamlıyor. (Lucifer, who has been done wrong to, greets you) ‘ [6]

İşte Luzifer’s Hofgesind’den bir alıntı:

“Yahudi peygamberlerin, havarilerin ve azizlerin resmedildiği bütün kasvetli, boyalı pencereler nedeniyle Lucifer’in ne girebildiği ne de girmek istediği Tanrı’nın evlerinden -katedraller ve kiliselerden- çok daha fazla [ışık] vardı. Orman, bu, bu bedavaydı! (The Forest, that, that was free!)”

“Lucifer’in Hizmetkarları kısmen gerçek bir Nazi propaganda kitabıdır ve bazı pasajlar Lucifer’e tapınmak için iyi bir örnek teşkil eder. Gerçekten de, Lucifer’in iyi huylu veya Tanrısal bir varlık olduğu fikri, 1920’lerin “beyaz ışık” Teosofistlerine tanıdık ve uygundu, sonuçta resmi Alman yayınlarından birine Lucifer adını verdiler.”

“Rahn için Kutsal Kâse, yerleşik Kilise’ye karşı dikilmiş bir amblemdi -aslında, Şeytani bir semboldü- ve bunun için Naziler minnettardı.”

“…Aydınlık ve Karanlık arasındaki sonsuz mücadele. Bu durumda Işık, İsa veya Yehova tarafından değil, başka bir ruh tarafından, “Işık Taşıyıcı” tarafından temsil edildi. Rahn için bu Varlık en yüksek iyiliği temsil ediyordu. Rahn’a göre, Nazi İmparatorluğu (Reich’ı) genel olarak, Tanrısı ortaçağ Hristiyanları tarafından İsa olarak değil, Lucifer olarak bilinen eski bir Pagan kültünün hizmetkarları haline geldi.”

“…ve sayısız örneğin kanıtladığı gibi, Lucifer’in Tacı’nın harikalarını kutladıklarını belirledikten sonra, Lucifer’in sonsuz yaşam tacının varlığını kabul ederler.

(…and having established that they celebrated—as the numerous examples have proved— the marvels of the Crown of Lucifer, it is permitted to believe that they had faith in the existence of a Luciferian crown of eternal life)

Ve bu düşünceyi takip edersek, mantıksal sonuca göre, onlar için Aşk Tanrısının bizzat Lucifer’den başkası olmadığını söyleyeceğiz. Tanrı Amor, Apollon gibi Bahar Tanrısıdır. Apollon Güneş’in ışığını geri getirdi: o ışık taşıyıcıydı veya “Lucifer” idi. Yuhanna’nın Kıyameti’ne göre Apollyo-Apollon, Şeytan ile eş tutulmuştur ve Roma Kilisesi’nin inancına göre… Lucifer Şeytan’dır.” [7] [Tüm paragraf]

SS’ler, herhangi bir türden Hristiyan dini törenlerine katılmaktan şiddetle caydırıldılar ve aktif olarak Kilise’den resmi olarak ayrılmaya teşvik edildiler. Pagan dini törenleri, Hristiyan olanların yerini aldı. Kış Gündönümü törenleri Noel’in yerini aldı.[8]

“1939’dan itibaren “Noel” kelimesinin herhangi bir resmi SS belgesinde görünmesi yasaklandı” ve Yaz Gündönümü resmen kutlandı. Bu törenler eski usulde kutsal ateşler ve meşalelerle yakılan alaylarla kutlanırdı.

“Düğünlerin ve vaftizlerin yerini Pagan SS ritüelleri aldı ve yavaş yavaş tüm Hristiyan ayinsel yönergesi (liturgical rubric) tamamen Pagan bir versiyonla değiştirilme sürecindeydi. Hitler Gençliği bile bu durumdan muaf değildi. Savaş sırasında yayınlanan bir “Nazi Primer” genç okuyucuları için tasarlanmış birçok Pagan ideolojisini ve Hristiyan karşıtlığını içeren düşünceler içeriyordu.” [9]

Düğünlere, vaftizlere ve cenazelere başkanlık etmede bir SS subayı, bir Hristiyan rahip veya vaizin yerini aldı. Her SS erkek ve kadınına “Aile Kutlamalarını Yürütmek için SS Aile Prosedürü” başlıklı bir kılavuz yayınlandı. Yılın sekiz önemli Pagan bayramının tümü için Pagan kutlamalarını içeriyordu.

“Himmler’in hayali, SS dışında, Antik Hindistan ve Avrupa’nın orijinal Ur-Aryan dini olarak algıladığı şeyin Pagan unsurlarına dayanan yeni bir din yaratmaktı. Ancak, birçok Alman dindar Hristiyandı. Hitler’in kendisi bunu fark etti ve kiliseler güçlü olduğu sürece ve insanlar kiliselere ve temsil ettikleri şeylere manevi bağlılık borçlu olduklarını hissettikleri sürece onlarla siyaset yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Bu konuda, Kapitalistlerle pragmatik olduğu gibi, Kilise ile olan ilişkilerinde de alaycıydı.” [10]

Birçoğunun bilmediği şekilde, günlük meditasyon SS’in gerekliliğiydi.

“Himmler, Berlin Şubesinde bir okültizm okulu kurdu ve Totenkopf SS, Sicherheitsdienst ve Gestapo’nun önde gelen rütbelerinin çoğuna meditasyon, aşkıncılık (transcendentalism) ve büyü kurslarına katılmaları emredildi. Himmler, Nazi Gizli Bürosu Ahnenerbe’yi kurmaya bu kurumda ikna edildi. Ahnenerbe, Crowley’in sahte Templar Örgütü’nün, Vril’in ve Thule Gesellschaft’ın üyelerini SS’in Kara Örgütüne dahil etti (the Black Order of the SS).” [11]

Set Tapınağı Kurucusu Michael Aquino, 1980’lerin başında Wewelsburg’u birkaç kez ziyaret etti ve çok etkilendi. Wewelsburg’un enerjilerini dünyaya yeniden canlandırmak ve “Şeytani rönesansını: insan evriminin bir sonraki aşamasını, hızlıca başlatmak” için Kuzey Kulesi’nde bir ritüel gerçekleştirdi. Elbette, bu konsept, en eski günlerden itibaren tüm Nazi yazılarında ve konuşmalarında bulunabilir.” [12]

[Orjinal yazı] Satanizmin Uzak Doğu’daki Kökenleri

[Türkçe Çevirisi]

Satanizm’in Uzak Doğudaki Kökenleri

 

Referanslar:

SS Family Celebrations [Die Gestaltung der Feste im Jahres– und Lebenslauf in der SS-Familie] pdf

1 Himmler by Peter Padfield © 1991
[Bu kitap çok fazla iftira içeriyor]

2 Aynı Eser

3 Himmler’s Crusade: The Nazi Expedition to Find the Origins of the Aryan Race by Christopher Hale © 2003; 2006 edition
[Bu kitap çok fazla iftira içeriyor]

4 Heinrich Himmler’s Camelot: The Wewelsburg Ideological Center of the SS, 1934-1945 © 1999
5 Unholy Alliance: A History of Nazi Involvement with the Occult by Peter Levenda
© 2002
6 Westfalia Landeszeitung, January 9, 1938, Dr. Wolff Heinrichsdorff
7 Unholy Alliance: A History of Nazi Involvement with the Occult by Peter Levenda
© 2002
8 Aynı Eser
9 Aynı Eser
10 Aynı Eser
11 The Spear of Destiny by Trevor Ravenscroft, 5th Printing, © 1988
12 Unholy Alliance: A History of Nazi Involvement with the Occult by Peter Levenda
© 2002

“Üçüncü Reich ve Satanizm 4: Reichsführer Heinrich Himmler” hakkında 10 yorum var

    1. Esenlikler,
      Güçlendirir. Kan dolaşımını hızlandırır. Enerji miktarı arttıkça dünyevi hastalıklarla savaşma gücü artar. Çünkü hücreler geç ölmeye başlar. Enerji miktarının artması ve hücrelerimizin geç ölmesi aynı zamanda yavaş yaşlanmamıza sebep olur.

      İyi Günler.

  1. Merhaba. Heinrich himler neden Hitlere ihanet etti? Himler neden teslim oldu, sonra ise intihar etti?. Hitler gibi gizli şehirde ne için gitmedi?,. Hitler şu an nerede?

    1. Esenlikler,

      Himmler, Hitler’e ihanet etmedi. Bu asılsız iddia, tarihin Yahudilerce bozulmasından başka bir şey değil. Himmler yakalandı ve işkenceye maruz bırakıldı. Bu işkenceden kurtuluşu olmadığı için de siyanürle intihar etti. Hitler ise Reinhard Heydrich tarafından yetiştirilerek Vatikan’a yollanmış Katolik görüntüsü altındaki genç ve fanatik Naziler sayesinde yeni bir kimlikle ve yanında başka SS’ler ile birlikte Güney Amerika’ya kaçtı. Burada ruhani gelişimini devam ettirdi ve tanrı oldu, sonrasındaysa Şambala’ya götürüldü.

      İyi geceler.

        1. Üçüncü reich ve Satanizm yazılarını okuyabilirsin, orada yazılan her şeyin kaynağı belirtiliyor

      1. Yahudilerin pagan tanrılarımızı, kaynaklarımızı yok ettiği ile ilgili kanitlari merak ediyorum. Nelerdir?

        1. Esenlikler,

          Pagan mitleri genelde müslüman ve hristiyanlarca kayda geçirilmiştir. Ve bu kişiler de bilerek ya bazı kısımları bozmuşlar ya da alegorik kısımları tamamen gerçekmiş gibi almışlardır. “Ragnarök”ün, Odin ile Fenrir vs’si olarak algılanmasının sebebi budur.

          İskenderiye Kütüphanesi yine Hristiyan ve Müslümanlarca tahrip edilmiş ve yakılmıştır. Şiva, Şeytan’ın ismi, Yahudilerce Şabba olarak alınmış ve bu Avrupa’da Şabat’a evrilmiştir. Zaten buradan bile yok etme ve bozmaya dair kirli amaçları görünebilir. Vaticanus/Vagitanus, kendi lanet atış merkezleri için bir isim olarak seçilmiştir. Sibirya’da papazlar, şamanları askeriyeye bildirip idam edilmelerini sağlamıştır. Bu adamlar her ne kadar o dönem için bir miktar bozulmuş olsa da dinin uygulayıcıları ve yaşayıcılarıydılar. Onların ölümüyle de yine bilgiler iyice aktarılamaz duruma geldi. Cadıların ve paganların yakılması da aynı şekilde bilginin aktarılıp yayılmasını engellemiştir. Kirletici doğalarını yine aynı şekilde Masonların içine sızmalarından görebilirsin. Aslen tamamen Paganik olan ve kilise karşıtı kurulan Masonlar, Fransız Devrimi ve ABD’nin kuruluşuyla daha Satanik bir ülke hazırladıkları için iyice göze batmışlardır ve Yahudiler içeri “Oy vey!” nidalarıyla sızarak ele geçirmişlerdir. Günümüz Masonlarının ideolojileriyle o zamanın Masonik ideolojileri gram uyuşmaz. Yani demem odur ki, zaten Yahudilerin herhangi bir hareketine baktığında bozmaya dair bir şeyler görebilirsin.

          İyi akşamlar.

  2. umarım bir sonraki yazı nazi almanyasının en ilginç yüzlerinden olan rudolf hess ile ilgili olur

    1. Gördüğüm kadarıyla çevirdiğim kategoride onunla alakalı bir yazı yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir