Biyoelektrik Teknolojisi ve Hipnozun Kötü Niyetli Kullanımları

Bu yazı, Joy of Satan’daki orijinal sayfasından çevrilmiştir.

 

Her birimizin bedeni etrafında elektro-manyetik bir alan vardır. Bu alan, aura olarak bildiğimiz şeydir. Düşüncelerimiz ve beyinsel aktivitelerimiz, bu auranın içinde bir dolanım oluşturur. Düşünceler ve beyin aktiviteleri, elektriksel uyarımlar olduğundan, çözülebilir ve okunabilirler. Dünya güçleri, bunun oldukça farkındalar ve gelişmiş bilgisayar teknolojisiyle birlikte kişinin düşüncelerini deşifre edebilirler. Bu, özel bir cihazın yardımıyla yapılabilir ve elde edilen çıktılar, aynı uydu sinyallerinden televizyonumuza gelen imgeler gibidir.

Aynı şekilde, nöral yollara yerleştirildiğinde beyine elektriksel uyarımlar, düşünceler, hisler, inançlar yollayıp; belirli anıları ekleyebilecek mikroçipler de bulunmaktadır. Bu teknolojinin daha gidecek yolu olsa da, şimdiden gerçek düşünce okuyan makinalar bulunmakta, ve bunlar yine aynı şekilde, diğer her şey gibi zaman içinde mükemmelleşecekler. Kişinin teninin belirli noktalarına yerleştirilen bir alet, biyoelektriksel çıktıyı okuyabilir ve bu çıktısı elde edilen uyarımlar, özel bir bilgisayar aracılığıyla okunabilir.

1970’lerde, dünya güçleri, zihin kontrolü teknolojisinde büyük ilerlemeler kaydettiler. Hipnozun, iyileşme veya bazı alışkanlıkları bırakma noktasında pozitif uygulanımları da bulunmaktadır. En “profesyonel” hipnoz uzmanları, hipnotik trans sırasında kişinin kendi iradesinin dışına asla çıkılamayacağında fikir birliğindedirler. Gerçekte ise, bu yanlıştır. Eğitimli ve kendinden emin bir operatör, kişiyi, kendisinin istediği her şeyi yapmaya yöneltebilir. Bu durum, eğer hipnoz olan kişide isteğe karşı aşırı güçlü bir hoşnutsuzluk yoksa veya aynı şekilde iradesi inanılmaz derecede güçlü değilse geçerli olacaktır.

Popülasyonun %20’si hipnoz için mükemmel adaylardır. Ortalama zekânın üstünde yer almak, çocuklukta hayali arkadaşa sahip olmak, hayallere kapılmaya ve fanteziye yatkın olmak, ve riayete istekli olmak kişiyi uygun bir aday yapar.

Hipnozun kötücül kullanımlarında, hipnozu uygulayan kişi ve hipnoz uygulanan kişi arasında efendi/köle ilişkisine benzer bir ilişki ortaya çıkar. Bunun için, hükümet deneylerindeki gibi veya hapsolunan hücredeki arkadaşla olan bağdaki gibi, hipnoz olan kişinin arkadaşları ve ailesinden izole olup hipnoz operatörü ile yalnız başına zaman harcaması ve samimiyet kurması gereklidir. Duygusal yakınlık; güven ve itaat sağlanması adına oldukça önemlidir. Operatörün iyi bir dinleyici olarak görünmesi ve anlatılan konuya dair özel bir ilgisi varmış gibi gözükmesi gerekmektedir. Konuşmaların amacı, operatörün etrafında rahat hissedilmesini sağlamak ve ona açılabilmektir.

Yapılan ilk hipnoz, hipnoz uygulanan kişinin zihnini işleme açması ve hipnoz operatörü için bir kapı aralaması açısından önemlidir. Beynin alfa frekasında, zihnin mantık tarafı inaktif duruma geçer ve kişi tüm telkinlere açıktır. Operatör burada, kişiye bir daha hipnoz olacağı sırada, başlama sinyaliyle beraber tekrar derin bir şekilde hipnoz olacağı telkininde bulunur. Bu sözlü veya işaret şeklinde olabilir. Her seans, hipnoz olan kişinin operatörün kontrolüne giderek kaydığı derin bir hipnotik duruma sebebiyet vermektedir. Daha derin trans evrelerinde, kişi, operatöre karşı git gide daha da savunmasız olmaktadır.

Yapay amnezi (ayrıca “hafıza silme” olarak da bilinir), operatör tarafından kişiye seansa dair hiçbir bilinçli bilgisi kalmaması yönünde yapılan telkinle gerçekleşir. Daha da önemli telkinler ise kişinin başka kimse tarafından hipnoz edilemeyeceği ve transtayken uyanıkmış gibi davranması yönündekilerdir.

Kişi, kolaylıkla hipnotize edildikten sonra, zihin ve kişilik programlanabilir. Hayali arkadaşlar sıklıkla kişinin kişiliğinin birer uzantılarıdır, özellikle zayıf karaktere sahip olup kişisel olarak karşı koyamayan ve kendini savunamayan çocuklar için bu geçerlidir. Çocuk bunu yapamazken hayali arkadaş karşı koyabilir ve sinirlenebilir. Sıklıkla, genelde hayali arkadaşın öfkesinin yöneltildiği istismarcı bir ebeveyn vardır.

Seansın ilk hipnoza sokucu aşamasında, operatör kişiyi çocukluğuna geri döndürür. Bu geri dönmeler, kişinin üzerinde kontrol kurabilmek adına oldukça önemlidir. Hükümetin emri altında çalışan bir casus olan operatör, yapay bir şekilde kişiliği bölebilmek adına hayali arkadaşların en agresif olanına bakacaktır. Kişiliğin en agresif yönleri, tüm engelleri yok etme adına idealdir.

Kişiliğin yapay olarak bölünmesi, hayali arkadaşın kişi içinde ortaya çıkıp kişinin işaretle beraber hayali arkadaşa dönüşmesiyle olur. Bu arkadaş, genellikle kişinin çakralarından ortaya çıkar. Operatör, kişiyi “Hayali arkadaşın adının” midesinden, üçüncü gözünden, boğazından çıkacağı konusunda bilgilendirir. Kişi, yine aynı şekilde seansa dair hiçbir şey hatırlamayacağı ve kişiliğin ortaya çıkması hakkında da bir şey hatırlamaması yönünde telkin edilir. Ortaya çıkan güçlü kişilik, programlama ve telkin yoluyla kişinin kök kişiliğine düşmanca davranması yönünde şartlandırılır.

Bu agresif kişilik, hemen hemen her zaman daha güçlüdür ve daha fazla istismarı kaldırabilir. Dünya güçleri, kişiyi robotik ajanlara dönüştürür. Geniş çaplı programlanma, yavaş yavaş bu agresif kişiliğe aşılanır, böylece hiçbir zaman, işkence altında bile hassas bilgileri yayamazlar. Kök kişilik ise, tüm deneyimleri unutmuş hâlde, sorguyu gerçekleştiren kişinin almak istediği bilgilere dair hiçbir anısı veya anımsaması olmaksızın sistematik işkenceye dayanandır.

Tekrarlı seanslar hâlinde diğer kişilik ortaya çıktıkça daha da güçlenir ve kökten tamamen ayrılır. Kişinin, hatırlamamaya dair programlanmış olmasından ötürü bir bilgisi olmaz ve iki zaman arası boşluklar oluşur. Çoğu zaman bu boşluktaki zamanlar fark edilmez ve kayıp kalır.

Daha ileriki şartlandırılmış seanslara, kişiyle, aslında doğasına aykırı ve tiksinç gelen; bilinçli olarak asla yapmayacağı ve aklında kurgulunan/yaptırılan deneyimler hakkında konuşma da dahildir. Kişi aslında operatörün dediğini deneyimler. Tekrarlı seanslar içinde, tüm engeller aşılır ve kişilik, operatörün istediği şeye evrilir. Bu aşamada kişi, örneğin, HERHANGİ BİRİNİ hiçbir tereddütü olmadan katledebilir ve operatörün istediği başka herhangi bir şeyi de yapabilir. Diğer şeyler gibi, tekrarlı programlama yavaşça aşılanır ve sonraki seanslarda da devam eder.

Eğer karşıdaki kişi diretkense, ona zihnini operatörün aşılamak istediği telkinlere açacak yatıştırıcılar enjekte edilir. Bu “Askeri Psikoloji” olarak bilinir. Bu ister yetenekli bir büyücünün yapabileceği gibi psişik olarak olsun, veya gerçek bir klinik oluşumda olsun, rekreasyonal uyuşturucu kullanan kişileri kontrol etmesi oldukça kolaydır. Uyuşturucular ayrıca kişinin koruyucu aurasında delikler açar ve usta birisi tarafından kolayca manipüle edilebilir.

Elektroşok Tedavileri kişinin anılarını yok etmeye yardımcıdır ve dünya güçlerinin emrindeki ajanslarca hafızayı silmek adına kullanılabilir. Sonrasında zihin tekrardan programlanır; inançlar, fikirler, düşünce biçimi ve alışkanlıklar yavaşça aşılanır. Genelde yeni kişilik tamamen yerleşene ve buna gerek kalmayana kadar bu işlemler uyuşturucular yardımıyla transa sokuşlarla yapılır. Bu ayrıca “beyin yıkama” olarak da bilinir ve tüm amaçlar için yapılabilir.

Çoğu insan daha fazla bilgiye ve kontrole sahip kişilerce zihinlerine neler yapılabileceğinden habersiz. Özhipnoz biz kendimizi, kendi zihinlerimizi programlarken faydalıdır. Zihinlerimizi tüm istenmeyen etkenlere dayanıklı olması için programlayabiliriz. Ek olarak, bunun da yardımıyla diğerleri zihnimizi etkilemeyez ve hiçbir şekilde üstümüzde kontrol kuramaz.

 

Yararlanılan kaynaklar: Secret, Don’t Tell: The Encyclopedia of Hypnotism by Carla Emery, 1998

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir