Abraxas’ın Takipçileri: Gnostik Öğrenciler & Satanik Kökenleri

Bu yazı, Joy of Satan’daki orijinal sayfasından çevrilmiştir.

 

“Hristiyanlık” olarak adlandırdığımız inancın ilk dönemlerinde, günümüzde Akademik profesörlerin tamamını “hepsi tek pakette” usulü “Gnostik” adı altında birleştirmekte karar kıldığı sayısız mezhep vardı.

Bu mezheplerin birçoğunun inançları ya bilinmemekte, ya da sadece kırıntıları kurtulmayı başarmış durumda. Bu metinlerden bazıları her ne kadar Yahudiliğin lacivertini andırsa da, diğer mezhepler ise çok daha gizemli bir tarihçeye sahip, ve bundan dolayı pek çok araştırmacı bu grupların “aynı kökten” gelebilecekleri ihtimali üzerinde durmuyor.

Büyük Gnostik tarikatların takip ettikleri ve büyük önem atfettikleri Demon, Abrasax’tı. Yine de, “Gnostik” inançlar olarak adlandırılan ve özellikle de Abrasax’a tapan kesimin takip ettikleri, aslında Pagan Mitraizmine dayalı ruhani bilgelikten başka bir şey değildi.

“Ek olarak Abraxas, Hristiyanlığın Roma’daki ilk 400 yılında onun baş rakibi olmuş Pers kökenli mistik Mitra diniyle ilişkiliydi. Gnostisizm gibi Mitraizm de karmaşık bir astroloji ve numerolojiye sahipti. Mitra ile Abraxas’ın adlarının numerolojik karşılıklarının toplamı 365’tir.” – The Encyclopedia Of Demons And Demonology by Rosemary Ellen Guiley, Abrasax Bölümü.

Bu erken Hristiyanlık “kültlerinin” birçoğu “Mesih”i tarihte var olmuş bir karakter olarak bile kabul etmedi, onlar için daha çok Solar Mit niteliğindeydi, ve aynı zamanda Hristiyanlıktaki hiçbir şeyi de doğrudan bir tarihsel olay olarak görmediler.

Onlar için “Hristiyanlık”, diğer pek çok benzeri gibi bir Solar Mitten ötesi değildi, ve bunu da kendi görsel ve sembolik analizlerinde açıklamışlardı.

“Asıl” Hristiyanlık Kilisesi yahudi olduğu için ve ruhaniyete dair ne varsa silip süpürmek istedikleri için bu insanları tamamen ortadan kaldırma, ve onlara ait unsurları çarpık şekilde materyalistik, İsrail’den ithal “Yahudi Kurtarıcı” ile değiştirme kararı aldılar. Bu, erken 2. yüzyıldaki Ortodoks Hristiyan Kilisesi’nin, çoğunu öldürmesine veyahut da tüm kitabelerini yok etmelerine yol açtı.

Abrasax’ı takip eden bu Gnostik tarikatlara karşı işlenen katliam yüzünden bugün onlar hakkında çok az bilgiye sahibiz, ve elimizde kalanlar da Hristiyanların onlara karşı yaptıkları karalama kampanyalarından oluşuyor. Bildiğimiz bu az sayıda şeyin doğruluğundan emin olmak güç.

Yahudi-Hristiyanların, “Gnostikler”e nefreti o kadar fazlaydı ki, onlar için “Paganlardan da beter” demişlerdi. Not düşmek gerekirse, burada adı geçen “Iranaios”, aslında Hristiyanların bugün “Aziz Iranaios” dedikleri ve ruhani olan her şeye zulüm eden azılı bir zalim ve ilk Hristiyan haydutlarından olan bilgeliğin ortadan kaldırıcısıdır.

“Tanrının kilisesinin sözcüsü olarak Iraneus, sapkınlar olarak adlandırdıklarının kilisenin dışında yer alan kişiler olduğunda ısrar etmekte. Kendi Hristiyanlık gerçeği versiyonunu reddeden herkesi, “katolik veya kiliseci olarak adlandırdıkları kilise içindekiler hakkında kitlelere hitap eden “yalan kişiler, kötülüğe sevkedenler, ve iki yüzlüler” olarak görüyor. Iranaios, “onları Tanrının kilisesine geçirmek” için çok istekli olduğunu – çünkü onları paganlardan da beter mürtetler olarak gördüğünü söylüyor.” s. 106, [1]

“Sapkınlığa karşı yürütülen bu kampanya, ikna edici gücünü istemeden de olsa kabul etmeyi gerektiriyordu, yine de piskoposlar bunun da içinden çıktı. İmparator Konstantin dinini değiştirince ve dördüncü yüzyılda Hristiyanlık, resmi kabul gören din haline gelince, önceden kolluk güçleri tarafından zulme uğramış Hristiyan piskoposları da şimdi onları komuta ediyordu. Sapkın ilan edilen kitapların mülkiyeti artık bir suç haline gelmişti. Bu çeşit kitapların kopyaları yakıldı ve yok edildi.” s. 106, [2]

Bu “sapkın tarikatların” “düşünceleri” aslında Neoplatonik fikirlerdi, ve bu tarikatların aslında kılık değiştirerek Demonlara taptığı gerçeğini kolayca göz ardı etmek mümkün değildir. Onların hepsini yok etmeye odaklanmış Iranaios gibi erken “Kilise Babaları” da bunun farkına varmışlardı.

Bu tarikatlar üzerinde duran okültistlerden daha fazla alıntı: “Dahası, bu insanlar büyü yapıyorlar; ikonlar ve sihirli sözcükler kullanıyorlar; ve diğer tüm alışılmışın dışında sanatı uyguluyorlar. Ayrıca melaikelerden gelmiş isimlermiş gibi bazı adları sikkelerine basıyorlar, bazıları bunların ilk cennete, diğerleri de ikinci cennete ait olduğunu söylüyor; ve sonrasında da adları, kaideleri, melekleri, ve 365 sayısında öngördükleri cennetlerin gücünü açıklamaya tutuşuyorlar.” – Adversus hæreses, I. xxiv. 5; cf. Epiph. Haer. 69 D; Philastr. Suer. 32’den.

Aşağıda geçen bu “Valentinus” ve “Basileides” “Tarikatlarının”, zulümden kaçınabilmek adına kendilerine “Hristiyan” demelerine ve görünürde Hristiyan inançlarını benimsemelerine rağmen (açıkçası bu okült pratikler için bir kılıftı), ilk nefret edilip ortadan kaldırılanlar olduğuna dikkatinizi çekerim. O dönem ortada yüzlerce Gnostik tarikat vardı, ve birçoğu düşman ideolojisinin bir yansımasıydı, kimisiyse Paganlık ile Hristiyanlık arasında karışık bir yol izliyordu.

Bu metinler, ana akım tarih tarafından pek “bilinmeyen” nedenlerden ötürü, yukarıda da görüldüğü üzere “Paganlardan da beter” ibarelerini geçiriyor.

“Yine de geç Neoplatonizme daha dikkat çekici bir paralel de, Valentinus ve Basilides‘in takipçileri başta olmak üzere İskenderiye’nin Hristiyan Gnostiklerince sergilenmiştir. Tıpkı Nepolatoncular gibi, Basilidyanlar da Tanrıdan yayılan bir varoluşa değil, onun aktivitesinin dinamik bir tezahürüne inanıyorlardı. Aynısı Valentinus için de geçerlidir, ayrıca sisteminin tepe noktasına tarif edilemez bir varlığı da yerleştirmişti, ve maddeyi ikincil bir ilke olarak değil, tanrısal ilkenin bir ürünü olarak tanımlamıştı. Basilides ile Valentinus’un, tartışmasız bir şekilde sistemlerini Zeno ile Platon üzerine şekillendirdiklerini eklemek gerekir.”

Yukarıda yazanlara ek bir dipnot düşmek gerekirse “Hippolytos tarafından verildiği üzere Basilidyanların dogmaları, neredeyse Neoplatonik eserlerden pasajlar okuyormuş izlenimi veriyor.”

Yine de tarihimizin ne ölçüde çarpıtıldığının, veyahut ne kadarının kayıplara karıştığının bilgisini öğrenebilmek için Demon Abrasax’ın gerçeğine dair olan araştırmamızda daha da derinlere inmemiz gerekiyor. Abraxas’ın kendisiyle ilgili olarak, o da insanlığa yardım edip onları eğitmiş diğer tüm Pagan Tanrıları gibi “Kötücül Demon” olarak anılmaya başlandı.

“Bilinenemez Tanrıya açılan 365. (en yüce ve nihai) çağı, veya katmanı yöneten yarı tanrının adıdır. Hristiyan demonolojistler Abraxas’ı DEMONLARIN saflarına koyar. […] Gnostisizmde Abraxas, maddesel dünyayı yaratmıştır ve demonları andıran özelliklere sahiptir. O, ışığın ve karanlığın beraber birleşip yükseldiği varlığın azami gücüdür. Ortodoks Hristiyanlar, Abraxas’ı bir demon olarak görmüştür. Bununla birlikte Abraxas, Orta Çağdaki heretik tarikatların favori tanrısı konumuna gelmiştir.” [4]

Bu sayfa, sadece Tanrıyı takip edip Demonik bilginin alıcıları olmak istedikleri için, onun uğruna ilerledikleri yolda öldürülen ve iftiralara uğrayan Abraxas’ın öğrencilerine umarım hak ettikleri saygıyı verebilmiştir. Unutulmayacaksınız.

 

Kaynaklar/Bibliyografya:

[1] “The Gnostic Gospels” – Elaine Pagels

[2] Aynı kaynak, sayfa 21.

[3] WikiSource’da görüldüğü üzere Encyclopedia Britannica’nın 1911 baskısı. Ansiklopedi ayrıca PDF şeklinde ve taranmış formatta da çevrimiçi olarak bulunabilir –
https://en.wikisource.org/wiki/1911_Encyclop%C3%A6dia_Britannica/Neoplatonism#cite_note-3

[4] The Encyclopedia Of Demons And Demonology  – Rosemary Ellen Guiley, Abrasax Bölümü.

“Abraxas’ın Takipçileri: Gnostik Öğrenciler & Satanik Kökenleri” hakkında 2 yorum var

    1. Esenlikler,

      Teşekkür ederiz. Bizden önce gelip adları tarihten silinmek istenenleri onurlandırarak, değerlerini Şeytan’daki kardeşlerimize gösterebiliyorsak ne mutludur bize!

      İyi geceler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir