En Yüce Olan Şeytan’a Yakınlaşmak

Kaynak: Joy of Satan forumları, Yüksek Rahip Hooded Cobra’nın vaazı. “Ben” ifadesi kullanılan cümleler Yüksek Rahip Cobra’ya aittir.

Tanrımız Şeytan ve Pagan Tanrılarımız, en kudretli olanlarıdır. Bu anlaşılmalı ve zihne kazınmalıdır, ki birçoğunda geçmiş endoktrinasyondan ötürü henüz sürekli bir farkındalığa dönüşmemiş bir gerçektir.

Düşmanın tüm iddiaları atalarımız olan Tanrılara karşı yalanlardır. Sadece kin, karalama ve yalanlar. İnsanların kalpleri uyuyor olabilir, ama bu ebediyen böyle olmayacak. Ve bu uyku, düşmanın kabusları üzerine inşa edilmiştir.

Bu durum gelecekte mevsimlerin birbirini takip etmesi ve semaların döngüleri kadar kesin bir şekilde değişecek ve bitecek. Ölümden sonra yeniden canlanma vardır. Ve korku içinde olan birçoğu ölü, içi boş kabuklara dönmüştür, zira Tanrıların büyük geri dönüşünden korkmaktalar. Ancak bu geri dönüş kaçınılmazdır. Bu olacak, ve gelecek.

Bu Yol her zaman için başarıya, ruhani gelişime ve yükselmeye gider. Tanrılar bu dünyayı yönettiler ve halâ bu dünyanın hükmü Onlara ait, düşman sadece yeni ve oldukça geçici bir rahatsızlık. Son derece parazitik ve tehlikeli bir rahatsızlık, kesinlikle. Yakın zamanlara kadar insanlık tarihinde nüfuzları sadece insanlara zarar vermekti, ve her zaman güçleri geçici oldu.

Onlar izleniyorlar, ve biz de izleniyoruz, ve gezegenimiz de öyle; tıpkı ateşi çıkmış çocuğunu büyük bir ilgi ve sevgiyle gözeten bir ebeveynin izlediği gibi. Biz insanlara mantıksız gelen veya harap edici görünen belli şeyler, Tanrılar için oldukça cüzi ve basit olabilir.

Astarte bir kez benimle, birçok insanın körce kirlettiği Dünyamız hakkında konuşmuştu, ve gezegenimiz hakkında “Benim güzel, sevgili bahçem” diye bahsetmişti. Sadece kalplerimiz Tanrılarımıza açık olsa, insanlık için ne de harika güzellikler elde edilebilirdi. Tüm dünyamız ruhani ve fiziksel olarak, Astarte’nin dünyamızı gördüğü gibi kutsal ve güzel bir Bahçe olurdu.

Buna kıyasla, burası düşmanın da sadece nükleer yıkım, kirlilik, korku, terör ve insanların gırtlaklanmasını gördüğü bir yer. Bütün bu vizyonlar arasında sadece bir tanesi Galip olacak, o da Tanrılarımızın vizyonu.

Yabani otlarla dolu bir bahçenin sadece doğru bahçıvana ihtiyacı vardır, ve bu olduğunda bahçe olması gerektiği güzelliğine ve yüceliğine kavuşacaktır. Her zamanki gibi güzel ve capcanlı.

Tanrılarımız sebat ettiler ve medeniyetlerimizin yükselmesi ve yıkılmasından geçtiler. Her açıdan ve esasında, biz insanlar Tanrılara kıyasla küçük bebekler gibiyiz. En kudretli insanlar bile Tanrılarla kıyaslanamaz bile, ama buna rağmen Tanrılar uğraşlarımızı takdir ediyor ve bunlara sevgi, merhamet ve hayranlıkla bakıyor.

İnşak etme ve yaratmak için çabaladığımız her zaman, Onların içimizde yarattığı şeylere benzemiş ve özenmiş oluyoruz, bir nevi yaşayan bir miras haline geliyoruz. Tanrılar aşağıdan ziyade yukarıya bakan ve mevcudiyetlerinin daha yüksek taraflarını faaliyete döken cesur insanları sever. Alçak, sınırlı köleler olmak için yaratılmadık.

Zihnimiz bunun yaşayan kanıtıdır. İnsanlığın içinde harikulade yaratıcı, yıkıcı ve sınırsız yetenekler yatmakta. Bu aklımızda tutmamız gereken bir şey. Sınırlara sahibiz, öğreniyoruz, ilerliyoruz ve savaşmak için çabalıyoruz. İnsanların zayıflığa sahip olduğu başka bir konu da sıklıkla aldatılabilmemiz ve kısa ömrümüz.

Bunun dışında, Tanrılar zihnimize ve ruhumuza Kendi şablonlarını bıraktı. Bunlar içimizde varlar. Bunun kesin kanıtı, düşmanlarının tarihinde bile aynı şekilde bilinen Şeytan bize, diğer tüm hayvanlara kıyasla sınırsız bir zihin verdi.

Bize çok şey hediye edildi, ve bu kısım ölümsüz bir tarafı meydana getiriyor, türümüzün Tanrılığa giden kapısı. Sendeleyip geride kalan tek şey, biz insanların ruhani olarak düşmesi [düşürülmesi] ve bu yüzden de Tanrıların bize armağanlarının “Ebedi Yaşam” kısmından mahrum kalmamız.

Kısa ömürlerimiz birçok hataya sebebiyet vermekte. İnsanlar daha uzun süre yaşasaydı, örneğin 200, 300, 500 veya 1000 yıl yaşasaydı; çevremiz, gezegenimiz ve başka insanlar hakkında çok daha ilgili ve anlayış sahibi olurduk ve böyle uzun bir ömürde davranışlarımızın birçoğunun yankılarını ve sonuçlarını doğrudan gözlemleyebilirdik. Ama çıkmaza düşmüş ruhani mahkumlar gibi [gibisi fazla] zoru zoruna anca 50-60 yıl yaşadığımız zaman, türümüz gerçek anlamda ilerleyemiyor.

Tanrılar bunu biliyor ve bizim inşa etmemize, tamirler yapmamıza ve saldırılara göğüs germemize yardımcı oldular. Onlara sıkı sıkıya bağlı ve sadık kalan bireylere Magnum Opus’u veriyorlar ki var olmaya devam edebilelim. Şeytan için üstlenen görevler ve işler her zaman, her tür fiziksel ve maddesel değerin ötesinde ruhani güçlerle ve kutsamalarla ödüllendirilir.

Bedeninizin kuvveti kesildiği zaman, ve en siyah karanlıklar üzerinize üşüştüğünde, her zaman Tanrıları hatırlayın ve Onları kalbinizde tutun. Tanrılara İnanmak dağları dümdüz edebilir. Bugün önünüzde olan her tür engeli aşma yeteneğine sahipsiniz. Bunu kesin ve tam bir güvenle bilmeli ve kalbinize kazımalısınız.

Her zaman size güçlü kalmanızı yazdım, bunu “karanlıklar” içinde tanınmaz biri olarak yaptım, ama bunun tanınmaz, alakasız birinden gelmediğini ve hiçbir zaman, asla yalnız olmadığınızı biliyorsunuz. Hiçbiriniz kimliksiz, yüzsüz, tanınmaz, önemsiz kişiler değilsiniz.

Hepimizin içinde büyük güç var, ve bunu aramak için geliyorsunuz; ve aradığınız şeyi bulacaksınız. Bunu aklınıza ve kalbinize sokmalı ve şartlar ne olursa olsun inanmaya devam etmelisiniz.

Belki bazı insanlar bunun şu anda farkında, ve belki bazı başkaları labirent haline getirilmiş bu dünyada yolunu kaybedecek, ama ruhunuzun yeri her zaman Şeytan’ın yanı olacak ve Tanrıların yanına geri dönmek isteyecek. Köklerinizi derin salın ve Ona yapışırcasına bağlanın. Onun düşmanlarını görmezden gelin, yalanlarını umursamayın.

Asmodeus şunları söyledi: Onlar [Şeytan’ın düşmanları] sadece bir mevsim boyunca burada. Kışın gelip yaşayanların ruhlarını aldığı, ağaçları dondurduğu ve yaşama zarar verdiği gibi, onların devri de barışçıl bir şekilde son bulmayacak. Ancak sonrasında Şeytan’ın baharı ve Onun Halkının yazı gelecek. Hayalleriniz ve soylu işler için yaşamaya çalışın, bu sayede bizim zamanımız geldiğinde başınızı dik tutup, elinizden gelenin en iyisini yaptığınızı bilebileceksiniz.

Bu dünyada sahip olduğumuz sınırlı zamanı cahil olmaya harcamayın. Cehalet sonunda size sadece acı çektirecektir, ve her zaman kendinizi acı ve cehalet içinde kaybedersiniz. Kendinizi sevip kaybolmaktan korumak en önemlisidir, ve yaşam kendi kendini tasdikler.

Birçoğunun karanlık çukurlara düştüğü çağda halâ Kutsal Yolu takip ediyoruz, halâ yüzümüzde bir gülümsemeyle dağları aşıyoruz. Engeller, zorluklar, ölüm, mutluluk, bizi hiçbir şey caydıramaz. Düşersek kalkıp tekrar yükseliriz, ve sürekli, tekrar ve tekrar ve tekrar yolumuza devam ederiz.

Tanrıların en yüksek ışığına ulaşana kadar önümüzdeki tüm engelleri yarıp geçme arzusu beslenip güçlendirilmelidir. Gözünüzün önüne perdeler indirilmeye çalışılacak, ancak önünüzdeki bilinmeyenleri çözebilmeniz için size güç verilecek.

Pervasızların, alçakların, onursuzların gelgitlerine karşı yüzme cesaretine sahip olun. Şeytan’ın ebedi sembolleri ve ebedi bilinci bize rehberlik ediyor. Ne olursa olsun Tanrıları takip ediyoruz, tıpkı atalarımız gibi. Bizi birbirimize bağlayan bağ aklımızda, ruhumuzda, kanımızda ve ruhumuzda, ve bu bağ asla kırılamaz.

Size verilen şeyleri kullanıp yükselin.

O zamanlar Gerçek olduğu gibi, bugün de Gerçek ve aynı şekilde ebediyen de Gerçek olacak,

En Yüce Olan Şeytan’a Övgüler Olsun!

“En Yüce Olan Şeytan’a Yakınlaşmak” hakkında 29 yorum var

      1. Allah ve Şeytanın varlığı kanıtlanamaz. Meditasyonlar işe yaramıyor. Diğer dinler zaten körleme inanç istiyor. Josun dediklerini, 3 kitapçıları, iblis taparları denedim kimsenin kanıtı yok. Papağan gibi meditasyon yap diyorsunuz. Yapıyorum zaten olmuyor. Ss olduğunu iddia eden kişilere fark attım meditasyonda. Yemişim ruhaniliği. Yatın aşağı ölümden sonra görürüz ne varsa.

        1. Esenlikler,

          Evet, doğru. Fast food’ları, bol bol soyayı, canınız sıkılınca da (((bir duman))) otunuzu eksik etmeyin, e mi? YOLO falan yani. Ha bir de Nazizm kötü, Trump yeni Hitler, Turuncu Adam Kötü, (((çeşitlilik))) bizim kuvvetimiz, son olarak da konu “korkunç nazilili Satanist’leri” çürütmekse az önce yaptığınız gibi külliyen yalan söylemek “Tanrı”nın seçilmişleri olan Yahudi ırkına olan ahlaki göreviniz… Değil mi?

          null

          İyi geceler.

          1. Sitenin 2017’den beri takipçisiyim (Vay be! Neredeyse 4 yıl olacak…Kutlarım bu arada).O zamanlar bu kadar sıkı takip edilmeyen bir siteyken laubaliliğin seviyesi de düşüktü.Takipçi arttıkça bunun dozu da artmaya başladı.Bakalım bu yolculuk nereye varacak.Merakla bekliyorum.

          2. Esenlikler,

            Eh, her gelen okuyucu aynı ölçüde saygılı, akıllı, anlayışlı olamaz elbette. Bazılarının da niyeti belli. Yapacak bir şey yok, büyümenin getirdiği şeyler.

            İyi günler.

  1. hangi şehirde yaşıyorsunuz? salgın biterse yüz yüze görüşebilme imkanımız var mı? iyi akşamlar

  2. Biz Satanistler öldükten sonra Magnum Opus tamamlanmamışsa direkt reenkarne mi oluyoruz? Mesela önümdeki 50 yıl boyunca her gün meditasyon yaparak Magnum Opus’u tamamlar mıyım? Bir de neden okültistler çok yaşlanmadan ölüyor? Franz Bardon (49) Eliphas Levi(65) Nostradamus (65) 80 yaşını görmüş çok nadir oluyor. Mesela 70 yaşında tamamlayan biri hep o yaşında mı ölümsüz olacak yoksa tamamlayan herkesin genel olarak aynı yaş görüntüsünde mi olacak? Birde ben Duata gittiğimde istediğim zaman ruh olarak dünyaya gelebilecek miyim? Gelmem için reenkarne mi olmam gerekiyor?

    1. Esenlikler,

      Saydıklarınızdan ikisi Yahudi, biri de hiç değilse Yahudilerle yakından çalışan kişiler yalnız.

      Magnum Opus’u tamamlayınca gençlik restore olur, tüm hastalıklar tedavi olur, kişi mükemmel bir halde ölümsüz olur. Zaten bu sitede yazıyor.

      Ve “öldükten sonra” diye bir şey yok, “ölürsek” var. Hem öldükten sonra Magnum Opus, veya Magnum Opus’u tamamlamışken ölmek gibi şeyler imkansızdır.

      Ve isterseniz ölmeyi “varsayılan” olarak düşünüp öldükten sonrası için şimdiden plan yapmayın. İnsan ruhları dünyada da olabiliyor ama siz doğrudan ölümsüz olmayı düşünün. 50 yıl boyunca düzenli çalışırsanız, çalışma yoğunluğunuza göre değişir ama bu işi başarmanız son derece mümkün.

      İyi günler.

  3. https://www.youtube.com/watch?v=cmQziB6yLhU (6. 25 dakika)

    Böyle bir şey olabilir mi? Rahibeler “dönüşüm evleri”nde hayatını kaybetmeye yakın hastalara “cennete bilet ister misin” diye soruyorlarmış. Olumlu bir cevap vaftiz için rıza anlamına geliyormuş. bezle yüzünü silip, sessizce dua edip Müslüman ve Hinduları gizlice vaftiz ediyorlarmış. Müslümanlar neyse de Hindular bize daha yakın. Birini böyle adamak mümkün mü? Bu işleme maruz kalan bir Hindunun ruhu Yahwey’e yem mi oluyor ?

    1. Esenlikler,

      Günümüz Hinduizm’i de zaten bayağı bozulmuş bir Sağ El inancı niteliğindedir; orijinalinden çok sapmıştır. Her halükarda, Hinduizm’in de çoğu modern takipçisi, günümüzdeki tatlı su Müslümanlarına benzer. Ancak lafta inanırlar, işin özüne girmeye ne cesaret, ne irade ederler. Dolayısıyla kendilerinin de kurban gittiği düşman komplolarından çoğunun haberi yoktur. Bu tarz insanları, bir de hasta/ölüm döşeğinde olmanın vereceği zihin bulanıklığını da kullanarak düşman kolektifine daha da doğrudan yönlendirmek mümkündür.

      Burada önemli olan “rıza” değil, kişinin ölümüne kadarki tecrübelerinin de ruhuna işlenmesi ve öldükten sonra da ruhunu almaya gelecek herhangi bir varlığa biat etmeye meyilli olması; ki bu işi sıklıkla (hele de düşmanla alakalı yerlerden bahsediyorsak) düşman varlıklar yapar.

      Yani zaten meyilli ve hazır birisine, zayıf bir anında son adımı da attırmaktan bahsediyoruz. Bıraksalar da bu kimselerin çoğu Yahweh’e “yem olur”, bu işi sadece biraz daha garantiye alıyor.

      İyi geceler.

  4. Günümüzdeki Hinduizmin bozulduğunu, Şeytanın yolundan saptırıldığını söylediniz. Peki aynı şey İskandinav halkı içinde mi geçerli? Hristiyanlara kan kusturan Vikinglerin günümüzdeki torunları özünde mi? Irk olarak çok sevdiğim bir millet İskandinav halkı. Irklarını günümüze kadar bozulmadan getirdiler. Peki inanç olarak günümüzde Hristiyanlığı benimsedikleri doğru mu? İzlanda’da günümüzde bile Odin’e tapınaklar yapılıyor.
    https://arkeofili.com/izlandada-iskandinav-tanrilarina-tapinak-yapiliyor/

    Günümüzde hangi toplum Şeytanın tarafında? Hinduizm, lordumuzun Asya’daki kalesi. Ama inançları sulandırıldığı için artık bizim tarafımızda değiller mi?

    Bir de Satanik geleceğe 50 yıl kadar olduğunu söylüyorsunuz. Gelişen teknolojiyle insanlar tapınaklara mı gidecek? Modası geçecek demek istemiyorum ama yarım asır sonra değişen Dünya’da “telaşlı, meşgul,yoğun” insanlar görüüyorum. Günümüzde bile sekülerlik artarken yarım asır sonra insanlar Pagan tapınaklarına mı gidecek? Çok tanrılı inanç geleceğin dini olması uçuk. Ha bin senedir Müslümanlar nasıl Camiilere gidiyor derseniz de milenyumdan sonra çok şey değişti. 90’lardaki toplum yapısıyla şimdi ki aynı mı? Gelecek nesilde yani bugünün gençlerinin çocukları olduğunda zaten İslamı unutmuş olacaklar. Yani şimdiki gençler zaten ateizme, sekülerizme kayıyorken yaşam tarzları değişiyor. Biz bir şey yapmasak bile 70 yıl sonra dinlerin modası geçer. Ben bunu öngörüyorum.

    1. Esenlikler,

      Asatru neo-Pagan bir hareket; arkasında pek bir ruhani güç yok. Tabii Hr*stiyanlıktan daha iyi, ama millet “Hail Odin!” deyip Hristiyan kafasıyla yaşamaya devam ederse (ki bunu yapan çok kişi de var) bu da apayrı bir sıkıntı. Kısaca yüzeysel olarak bu güzel, ama yapılması gereken çok iş var.

      Gerek Avrupa, gerek Doğu, gerek Orta Doğu, gerekse de İskandinavya o ya da bu şekilde Yahudi zehrine maruz kaldı ve bunu az ya da çok içselleştirdiler. Avrupa halkları Karanlık Çağlardan sonra kendilerini bu zevzeklikten nispeten daha çok kurtarabildikleri için geliştiler, Orta Doğu halklarıysa bunu henüz yapamadığı için geri kaldılar mesela. Ama şimdi de gerek bizim emeklerimizden, gerekse de gelen çağın trendlerinden ötürü köklerimize, yani Paganizme bir geri dönüş var. Bu iyi bir şey.

      Sekülerlikten bahsetmişsiniz, insanların “dini” konulardan soğuduğunu söylemişsiniz. Aslında bir açıdan çok haklısınız, gelen yeni nesiller gerçekten eski nesillerden çok farklı olarak belli sözde “değerleri” iplemiyorlar. Bu iyi bir şey, takmadıkları “değer”lerin çoğu zaten değer bile olmayan, İbrahimi yanılgılar. Ama bu sizi yanıltmasın. İnsanların soğudukları şey din olgusunun tamamı veya ruhaniyetin bütünü değil, sadece İbrahimi yalanlar. Sonuçta toplum her ne kadar bazı konularda dediğiniz gibi gözlerinizi açsa da yogaya, meditasyona, eski medeniyetlere eşi benzeri görülmemiş bir ilgi yükselmiyor mu? Bunu eminim ki siz de görüyorsunuzdur. İşte. Hem çağın trendleri [Kova bilginin, aklın, teknolojinin, bilimin ve aynı zamanda da ruhaniyetin (zira ruhaniyet ile bilim aslında aynı şeydir) yöneticisidir, şu an içine doğru gittiğimiz çağ da Kova Çağıdır], hem de insanları düşmanın kör edici lanetlerinden koparmamız insanları materyalizme değil, antik geleneklere geri yönlendirecek. Çünkü aslında ruhani disiplinlerin spor yapmaktan hiçbir farkı yok.

      Nasıl 100 yıl önce her yerde spor salonu yoktuysa ve “mükemmel fiziği inşa etme” idealini ve sağlıklı bir bedenin önemini bize getiren belli bir nesil vardıysa, aynısı şimdi ruhaniyet için olacak. Şimdi adım başı spor salonu var, ileride de adım başı meditasyon/yoga merkezleri, bu bok çukuru camiler kadar olmasa da herkese yetecek kadar tapınak olacak. Neden mi? Öyle “ulvi”, “ötede”, “ulaşılmaz”, “dünyevi hayattan alakasız/bu hayata etkisiz” gibi görünen bir din olgusu kalmayacak artık. Millet nasıl spora gidip vücudunun geliştiğini, güçlendiğini, sıkılaştığını, güzelleştiğini kendi gözleriyle görebiliyorsa ruhani disiplinlerle uğraşanlar da tıpatıp aynı netlikte varlıklarının ne kadar geliştiğini, yükseldiğini, parladığını görecek. Bunu şimdi “bile” görüyorken, düşmanın “gözümüze perde indiren” lanetleri tamamen kalktığı zaman nasıl net olur siz düşünün. Ruhaniyeti kişisel gelişimin sadece başka [ve en önemli] bir boyutu dışında uzak, öte bir şey olarak görmeyin yani. Çünkü etkileri hemen yanı başımızda görebileceğimiz kadar net ve keskindir. İnsanlar bunu görünce şüphesiz ki takip edecekler.

      Hele de günümüzde ünlülerin yakışıklı, güzel ve fit olduğu, veya en azından öyle algılandığı gibi ileride de bu insanlar gerçekten ününü hak eden, karakter ve zihinsel açıdan da gelişmiş, soylu kişiler olacaklar. İnsanlar bunu görünce bu insanların nasıl böyle olduklarını merak edecekler, arayacaklar ve öğrenecekler. Entelektüel dünyada da aynı şekilde; şimdi bile sınav birincilerinin alenen (sulandırılmış da olsa) meditasyon teknikleri paylaştığını görüyoruz. Keza parasal açıdan da aynı şeyler olacak. Yani kısaca insanlar artık “fit” olmanın fiziksel ve zihinsel boyutlarının yanında bir de (ve en önemlisi) ruhani boyut olduğunu da kavrayacaklar.

      Kısaca insanların önünde o kadar fazla örnek olacak ki, tek seçenekleri katılmak olacak. Sonuçta gelecek olan yeni dünyada istisnasız herkese açılan mutluluk, bolluk, bereket, tatmin ve başarı kapısı bu olacak, elbette ki çok fazla kişi bundan yararlanacak. Hele de sonuçları gözlerimiz önündeyken. Geleceğin süperstarları, politikacıları, endüstri kaptanları ve hayırseverleri o pozisyonlarına gelecek dirayeti, gücü, dinginliği ve vizyonu hep ruhaniyetten alacak, bu insanlar gelecekte hep bizden olacak. Kısaca, gelecek Satanik.

      İyi günler.

  5. İki adet büyü kağıdı buldum. Nazi sembolü var kağıtta. Sizce geçerli bir büyü mü?
    Resim linki: resimag.com/p1/5424e4016ac.jpeg

    İkinci resim linki: resimag.com/p1/566923f8c95.jpeg

    Yapmak istiyorum merak ettim. Tehlikeli olur mu?

    1. Attığınız görselin sağ altındaki yazı “bismill*h” ile başlıyor. Şaka yapıyorsanız hiç komik değil, yapmıyorsanız da korkutucu.

      Her iki görseli de inceledim ve hayır, elbette bu tür çalışmalar yapmanızı önermiyoruz. Büyü yapmak istiyorsanız rünler ile çalışmanız yeterli olacaktır ve gerçekten hiç karmaşık bir iş değil. İleri seviye ruhani çalışmalar için de ilerleyen zamanlarda yazılar yayımlamaya devam edeceğiz.

  6. Rünler ile büyü nasıl yapılıyor rica etsem sırasıyla daha açıklayıcı yazarmısınız

    1. Yani çok da karmaşık bir şey yok, en sonunda genel bir büyü şeması bırakarak anlatacağım.

      En sıklıkla kullandığımız büyü türü rünik büyü oluyor. Yani öncesinde enerji yükseltiyorsunuz, sonrasında çalışmaya uyan rün/rünleri titretiyorsunuz ve sonrasında afirmasyon kullanıyorsunuz. Örneğin iradeyi güçlendirmek için bir çalışmaya başlayacaksanız:örnek bir şemayı da aşağıya bırakayım:

      ————————————————————————————-
      [666 Enerji Yükseltme, veya herhangi bir enerji yükseltme]

      1x AUM

      40x Sowilo (burada tekrar sayısı kişinin çalışmayı kaç tekrarla yapmak istediğine göre değişir. İsteyen 9, 18, 36 veya 111 tekrar da kullanabilir. Bu da çalışmadan aldığınız etkiyi o düzeyde değiştirecektir)

      9x “Pozitif, sağlıklı ve kalıcı olarak iradem muazzam miktarlarda güçleniyor.”

      1x AUM
      —————————————————————————————

      Genel bir rünik büyü şeması bu olur. Bir büyüde tek bir rün ve tek bir kez afirmasyon kullanmak zorunda değilsiniz, çeşitlendirmek isterseniz 2 veya 3 rün ve afirmasyon da kullanabilirsiniz. Tabii sadece rünik büyüler kullanmıyoruz, daha birçok türevi var ancak temel bir soru sorduğunuz için en yaygın kullandığımız büyü türünü açıkladım. Çalışmanızın amacına göre de rünleri ve afirmasyonu kendinize göre uyarlarsınız, rünlerin açıklamalarına erişmek için de bu linki kullanın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir